Etiket: Hiç

  • Bakan Çavuşoğlu: “Yabancı karşıtlığının artması daha önce hiç bu kadar tehlikeli ve endişe verici olmamıştı”

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hamburg’da katıldığı 23. AGİT Bakanlar Konseyi Toplantısında gerçekleştirdiği konuşmasında, aşırıcılık, İslamofobi, yabancı düşmanlığının dünyanın her yerinde arttığına dikkat çekerek “Özellikle bölgemizde arttı. Ancak durum daha önce hiç bu kadar tehlikeli ve endişe verici olmamıştı” dedi.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün Brüksel’deki temaslarını tamamlamasının ardından Almanya’ya geçti. Bakan Hamburg’da 23. AGİT Bakanlar Konseyi Toplantısına katılan Bakan Çavuşoğlu, Almanya’ya teşekkür ederek başladığı konuşmasında, FETÖ’nün 15 Temmuz’da anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalıştığını ifade etti.

    Jetlerin TBMM’yi bombaladığını, tankaların sivillerin üzerinden geçtiğini anlatan Bakan Çavuşoğlu, 248 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Bakan Çavuşoğlu, “Türk insani bu darbe girişimini engelleyip demokrasiyi savundu” ifadelerini kullanarak, tüm gerekli adımların atıldığını söyledi. Örgütün 170 ülkede terör ağının bulunduğuna dikkat çeken Çavuşoğlu, “El Kaide, DEAŞ ve terör örgütleri ile mücadele ediyoruz ve FETÖ’nün bunlardan bir farkı yok. İyi terörist yoktur ifadesi unutulmamalıdır” ifadesini kullandı.

    Aşırıcılık, İslamofobi, yabancı düşmanlının dünyanın her yerinde arttığına dikkat çeken Bakan Çavuşoğlu, “Özellikle bölgemizde arttı. Ancak durum daha önce hiç bu kadar tehlikeli ve endişe verici olmamıştı” dedi.

    Çavuşoğlu toplantının ardından aile fotoğrafı çekimine katıldı.

  • Yunus Aksu: “Arıların işine hiç karışmıyoruz”

    AksuVital Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Aksu, Türkiye’nin ilk ve tek ham bal üreticisi olduklarını belirterek, ham balı arı sütü, bal, propolis kombinasyonlarında kullanmaya başladıklarını söyledi.

    Türkiye’nin ilk ve tek ham bal üreticisi olduklarını kaydeden AksuVital Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Aksu, inovasyonlarına bir yenisini daha eklediklerini belirterek, “2016 yılı başında ürettiğimiz ham balı, arı sütü, bal, propolis kombinasyonlarında kullanmaya başladık” dedi.

    Öncelikle neden ham bal kullandığımızı açıklamak gerekir diyen Aksu sözlerine şu şekilde devam etti. “Tüketiciler kristallenmiş balın gerçek bal olmadığını düşünüyor. Bu yanlış algı nedeniyle bal üreticileri balın kristallenmesini önlemeye yönelik çeşitli yöntemler kullanıyor. Bunlardan en bilineni kristallenmeyi önlemek adına balın pastörize edilmesi yani pişirilmesi. Pişirme kulağa çok garip gelse de ne yazıkki yapılan işlem tam anlamıyla pişirme ve bu pişirme nedeniyle balı bal yapan ısıya duyarlı enzimler ölüyor. Ayrıca pastörize dışında kristallenmeye neden olduğu gerekçesiyle balın içerisindeki arı polenleri filtreleniyor. Kristallenme aslında suyun buza dönüşmesi gibi tamamen doğal, fiziksel bir olay. Balın kalitesini kesinlikle düşürmüyor. Ancak pastörizasyon ve polenlerin filtrelenmesi balı bal yapan unsurlardan enzimlere zarar veriyor.

    Pastörize edilip yani pişirilip, yapısının değiştirilmesi ile elde edilen maddenin ki bizce bu bal değil enzimleri ölüyor. Kristallenmemesi adına ince bir filtrasyona maruz kalan bal içindeki poleni kaybediyor. Özetle ’Ham Bal’ yani işlenmemiş, doğal bal enzimlerini yitirmediği ve polenini kaybetmediği için değerini korumaktadır. Biz de bu nedenle 2016 yılının başından beri ham balı yani doğal balı üretiyoruz.Artık arı ürünleri kombinasyonlarında da ham balı kullanmaya başladık”.

    Arı ürünleri kombinasyonları incelendiğinde en yüksek miktarda arı sütünü içeren ürünleri ürettiklerinin altını çizen Aksu, “Bütün ürün kombinasyonları ’Aksu Arge Laboratuvarları’nda, bilimsel araştırmalara uygun olarak tecrübeli uzman bir ekip tarafından geliştirilmektedir. Aksu Ar-Ge Laboratuvarları bünyesinde bulunan kalite kontrol laboratuvarımızda üretimde kullanılacak bal, arı sütü, arı poleni ve propolis fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizlere tabii tutuluyor. Üretimde sadece kalite kontrol laboratuvarlarında onaylananlar kullanılıyor” diye konuştu.

    Ürünleri ilaç üreten firmalarda bulunan GMP (Good Manufacturing Process-İyi Üretim Uygulamaları) kalite sertifikalı tesislerinde, doğallığına zarar vermeden ilaç hassasiyetiyle üretildiğini belirten Aksu, “Bu konuda alanında GMP standartlarına göre tek firma olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca tesislerinde GMP dışında ISO 22000, ISO 9001, helal kriterleri de uygulanıyor. Ürün kombinasyonlarında da ısıl işlem görmemiş, polenleri filtre edilmemiş doğal bal yani ’Ham Krem Bal’ kullanılıyor. Böylece hem kaliteli hem de homojen bir görünüme sahip bir son ürün elde edilmiş oluyor” dedi. AksuVital Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Aksu, ürünlerini korumak adına dış etkilere karşı dayanıklı strafor kullanıldığını kaydederek, tüketicilerin ’Karekod’ yoluyla ürünlerini kontrol etmesini sağladıklarını söyledi.

  • Kendi kask taktı arkadaki eşi ve çocuğunu hiç düşünmedi

    Bursa’da motosiklete küçük çocuklarıyla birlikte binen bir çift ölüme meydan okudu. Amatör kamera tarafından görüntülenen şahıslar yürekleri ağza getirdi.

    Osmangazi ilçesi Santral Garaj Mahallesi Ankara yolu üzerinde biri çocuk 3 kişinin bindiği motosiklet şehir merkezinde hızla seyrederken amatör kameraya takıldı. Yürekleri ağızlara getiren görüntüde eşi olduğu düşünülen bir kadın ile küçük çocuğunu motosikletin arka kısmına alan şahıs sıkışık trafikte manevralar yapıp yürekleri ağızlara getirdi. Sadece kendi kafasına kask takan sürücü ana caddede bir süre bilinçsizce seyrederken, bir süre sonra kameranın açısından çıkarak gözden kayboldu.

  • (Özel Haber) Yancılar hiç bu kadar savunulmamıştı

    Eskişehir’de bir kahvehane içine asılan ‘Kahvede Yancı Hakları’ yazısı, okey ve kağıt oyunu yancılarının haklarını sonuna kadar savunuyor. Kahvehaneye asılan yazı ‘Yancı Kanunu’ olarak bulunurken, kuralların değiştirilmesi konusu teklif dahi edilemiyor.

    Son yıllarda kahvehane kültürü önemini yitirmeye başlasa da yıllara meydan okuyarak ayakta kalmaya devam ediyor. Gerek mahalle aralarında gerekse öğrencilerin yoğun olduğu mevkilerde bulunan kahvehaneler, hem uygun fiyatları, hem de oynanan oyunlarla hala vazgeçilmezler arasında. Eskişehir’de Üniversite Caddesi üzerinde Şen Sakarya isimli kahvehanede işletme sorumlusu Vedat Acar, astığı ‘Kahvede Yancı Hakları’ yazısı, gelen yancı müşterilerini oldukça memnun ediyor.

    8 maddeden oluşan ve ‘Yancı Kanunu’ olarak atfedilen yazıda, ‘Yancı kahvenin temel taşıdır. Vazgeçilemez.’, ‘Masaya gelen yiyecek ve içeceklerden dilediği gibi faydalanabilir.’, ‘Masada oyun ile ilgili yorum yapabilir. Kağıt ve taş diziminde yardımcı olabilir. Verdiği fikirlerle masayı karıştırabilir. Kimse kendisine darılamaz ve kızamaz.’ gibi okuyan müşterileri gülümseten maddeler bulunuyor. Ayrıca asılan yazıda tartışma oluşmaması adına son madde olarak, ‘Kanundur… Değiştirilmesi teklif dahi edilemez.’ ifadesi yer alırken, imza olarak ‘Yancılar Derneği Başkanlığı’ ibareleri yer alıyor.

    “Kanundur, değiştirilmesi teklif dahi edilemez”

    Konuyla ilgili konuşan kahvehane işletme sorumlusu Vedat Acar, yazıyı internette gördükten sonra astığını söyledi. Acar, “Gelen müşterilerimiz astığımız yazı karşısında olumlu tepkiler veriyor. Yazının ilk maddesini okumaları ve gülmeleri bir oluyor. Özellikle okey ve kağıt oyunu oynayan müşterilerimizin yanında bulunan, kahvelerde ‘Yancı’ olarak bilinen kişiler bu maddelerden sonuna kadar yararlanıyor. Geliyorlar yiyip, içip gidiyorlar. Yazıya şuana kadar kimseden itiraz gelmedi ama zaten son maddede de yer aldığı gibi kanundur, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” ifadelerini kullandı.

    “Hiçbir masrafım olmadan yancı haklarımı sonuna kadar kullanıyorum”

    Kahvehane yancılarından Hüseyin Çolak durumundan memnun olduğunu ifade ederek, “Her şey bedava olduğu için iyi. As oyunculardan istediğim gibi yararlanıyorum. Çayımı, çorbamı içiyorum, oyunu seyrediyorum ve akşamı edip evime gidiyorum. Hiçbir masrafım olmadan yancı haklarımı sonuna kadar kullanıyorum” şeklinde konuştu.

    Yine masa yancılarından Onur isimli bir müşteri ise, yancı haklarını, “Yancı, masanın vazgeçilmezidir. Yancısız hiçbir zaman masa olmaz ve oyuncudan daha fazla haklara sahiptir. Oyuna gerektiği yerde müdahil olur. Oyuncu, yancının müdahil olmasına tepki gösteremez. Çünkü yancının dokunulmazlığı var, masadan kaldıramaz istediği gibi oyuna yön verebilir. Yancı olmak her zaman iyidir, herkes yancı olmanın fırsatını kollar” diye dile getirdi.

  • ASKİ: “Ankara’nın hiç yağmur yağmasa bile 1 buçuk yıl yetecek suyu var”

    Ankara Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürü Necmettin Tahiroglu, beklenen son bahar yağışlarının yok denecek seviyeye düştüğünü belirterek, Ankara’nın barajlarında hiç yağmur yağmasa bile 1 buçuk yıl yetecek su bulunduğunu söyledi.

    Meteoroloji’den edinilen bilgiye göre, Ankara’da 1 Ekim-10 Kasım tarihleri arasında son 30 yılda ortalama yağış miktarı 44,1 milimetre iken, bu yıl 1 Ekim-15 Kasım arası yağış miktarı 8 milimetreye düştü. Ankara çevresine düşen yağışların ekim ve kasım ayında yok denecek kadar azalması çiftçiler için tohum ekimi dönemi olması nedeniyle tarımı olumsuz etkilerken, şehre su sağlayan barajları da olumsuz etkiledi. Ankara’nın içme suyu ve barajlarının doluluk oranlarıyla ilgili bilgi veren ASKİ Genel Müdürü Necmettin Tahiroglu, barajların doluluk oranının yüzde 30 seviyesinde olduğunu söyledi. Beklenen sonbahar yağışlarının yok denecek seviyeye düşmesine rağmen Ankara’nın barajlarında hiç yağmur yağmasa bile 1 buçuk yıl yetecek su bulunduğunu belirten Tahiroğlu, “Doluluk oranının düşük olmasının sebebi, barajlarımızın toplam hacminin çok büyük olmasıdır. Barajlarımızın toplam hacmi 1 milyar 600 milyon metreküpe yakındır. Bu rakam ise İstanbul’un bütün barajlarının toplam kapasitesinin neredeyse iki katı büyüklüğündedir” diye konuştu.

    “Uzun yıllar su garantimiz var”

    Tahiroğlu, “Yağışların azalması ve tüketimin artmasına rağmen Başkent’in su ihtiyacını karşılayan Kurtboğazı, Eğrekkaya, Akyar, Kavşakkaya, Çubuk-2, Çamlıdere ve Elmadağ barajlarında biriken su miktarı 471 milyon metreküp seviyesinde. Barajlarımızda hiç yağmur yağmasa bile bu oran Ankara’nın 1 buçuk yıl su ihtiyacını karşılayacak seviyede. Biliyorsunuz Kesikköprü ve Hirfanlı barajları da var. Bu bizim uzun yıllar su garantimiz. Kızılırmak da Ankara için büyük bir sigorta” dedi.

    “Aynı ihtiyaçlar çok daha az suyla karşılanabilir”

    Tahiroğlu, “Her ne kadar barajlarımızda suyumuz yeterli olsa da tasarrufu hiçbir zaman elden bırakmamak gerekir. Tasarruf bir yaşam biçimidir. Suyumuzun sadece bugün için değil, gelecek yıllarda da ihtiyacımıza cevap verebilmesi için lütfen israf etmeden tasarruflu kullanalım” diyerek bilinçli su kullanımını alışkanlık haline getirmenin sınırlı bir kaynak olan suyun korunması açısından büyük önem taşıdığına işaret etti. Alınabilecek birkaç pratik önlemle aynı ihtiyaçların çok daha az suyla karşılanabileceğini ve bu sayede hem ülke ekonomisine hem de aile bütçesine büyük katkı sağlanabileceğini ifade eden Tahiroğlu, pratik su tasarruf yöntemlerinden bazılarını şöyle sıraladı:

    “Evde damlatan musluklar tamir ettirilmeli. Araçlar, hortumla değil, kovaya doldurulacak suyla yıkanmalı. Bulaşık ve çamaşır makineleri tam doldurulmadan çalıştırılmamalı. Musluklarda ve duş başlıklarında su akışını azaltan ancak su basıncını artıran yeni sistemler kullanılmalı. Sebze ve meyveler elde yıkanmak yerine su dolu bir kapta yıkanmalı. Özellikle iş yerlerinde tuvaletlerde musluklar açık bırakılmamalı.”