Etiket: heykel

  • Adana’da “3. Uluslararası Adana Taş Heykel Sempozyumu”

    Adana’da bu yıl ’Demokrasi ve Özgürlük’ temasıyla düzenlenen 3’üncü Uluslararası Adana Taş Heykel Sempozyumu düzenlenen kokteylle başladı.

    Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü desteğiyle düzenlenen 3. Uluslararası Adana Taş Heykel Sempozyumu, Galleria AVM bahçesinde düzenlenen kokteylle başladı.

    Sempozyumun teması bu yıl 15 Temmuz şehitleri anısına ’Demokrasi ve Özgürlük’ olarak belirlendi. 3 hafta sürecek sempozyuma dünyanın dört bir yanından 65 eser başvuruda bulundu ve bu başvurular arasında 10 eser jüri tarafından uygun görüldü.

    9’u yabancı uyruklu olan 10 heykeltıraş, 9 haziran tarihine kadar mermer blokları işleyerek eserlerini ortaya çıkaracak. Daha sonra bu heykeller kentin muhtelif parklarında sergilenerek Adanalıların beğenisine sunulacak.

    Sempozyumun açış konuşmasını yapan Adana Büyükşehir Belediye Başkanvekili Ramazan Akyürek, toplumların sanatçılarıyla güzel olduğunu belirterek, “Toplumlar aynı zamanda sanatçılarıyla nizamlanır. Bir ülkede, toplumda bir nizam kuracaksanız önce sevgiyi, barışı ve kardeşliği tesis edeceksiniz. Yoksa insanoğlunun rahat ve mutlu yaşaması mümkün değildir” diye konuştu.

    CHP Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer de etkinliğin sanata büyük katkı sağladığına vurgu yaparak, “Bu gibi işlerin çoğalarak tüm topluma, tüm yaşam alanlarına yansıması en büyük dileğim” dedi.

    Sanatçılardan İtalyan Alessio Ranaldi ise özgürlüklerin geleceği şekillendiren önemli bir unsur olduğuna değinerek, “Adana’ya ilk defa geliyorum. Çok beğendim. çok güzel çok sıcak kanlı bir şehir. çok fazla benzer yönlerimizin olduğunu düşünüyorum ve bu daha çok sık buraya geleceğimin göstergesidir. Sempozyuma katıldığımız için çok sevinçliyiz. Özgürlük önemlidir. Siz de kendi geleceğinizi kendiniz şekillendirdiniz” şeklinde konuştu.

    Hindistan kökenli heykeltıraş Tutu Pattnaik de Hindistan’daki özgürlük çeşitlerinin Türkiye’den farklı olduğunu dile getirerek, “Demokrasi ve özgürlük bizim için Mahatma Gandhi menşeli bir sözdür. Biz özgürlükler için Mahatma Gandhi’yi biliriz” ifadelerini kullandı.

  • Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nden çalınan eserler yuvasına kavuştu

    Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nden çalınan 101 resimden 66’sı yeniden yuvasına kavuştu.

    Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nden çalınan 66 resim, ait oldukları müzeye geri döndü. Tablolar, “Evimdeyim; Bir Dönüş Hikâyesi” isimli sergiyle sanatseverlerle buluştu. Serginin açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Ömer Arısoy, sanat eserlerinin medeniyet alanındaki gelişmeleri günümüze taşıyan en önemli belgeler olduğunu kaydederek, “Medeniyetimizin mirasını günümüze taşıyan bu belgeler, daha çok resim, heykel, seramik, hat, tezhip, ebru ve çini sanatı alanındaki çalışmalardır. Muasır bir devlet olmanın şartlarından biri de bu tarihi eserleri muhafaza etmek ve insanların yararlanabileceği şekilde sergilemektir. Milli ve manevi değerleri yüksek bu eserlere sahip çıkmamız, onları onur ve gurur verici bir şekilde sunmamız Bakanlığımızın asli görevi olmasının yanı sıra her birimiz için bir vatandaşlık görevidir. Bakanlığımız, evrensel değerlere sahip kültür ve sanat eserlerimizin korunması, yaşatılması, tanıtılması ve toplumsal bilincin oluşmasını sağlamak amacıyla önemli adımlar atmaktadır. Bu çerçevede başkentimizin gözde mekanlarından birisi olan bu muhteşem mimari kimliğe sahip Ankara Resim ve Heykel Müzemiz, 4 bin eserden oluşan seçkin koleksiyonu ve bu eserlerin sergilendiği teşhir salonları, inşallah faaliyete geçireceğimiz akustiği mükemmel çok amaçlı salonu ile sanat temsiliyeti yüksek bir kurumdur. Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nin korunması ve gelişmesini sağlamak, koleksiyonunu geliştirmek Bakanlığımızın önem verdiği çalışmalardan biridir. Kanun dışı yollarla yuvasından götürülen ve titiz bir çalışmayla ait olduğu yere yani buraya, yuvasına dönen eserler incelendiğinde Türk resim tarihi açısından ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Bir süre önce art niyetli kişiler ve çevrelerce yuvasından koparılan ancak adli ve idari kurumların üstün gayretleri ve emekleriyle yeniden ait oldukları mekana kavuşan eserlerimiz için başta Teftiş Kurulu Başkanlarımız ve değerli müfettişleri olmak üzere değerli hocalarımıza, emeği geçen bütün kurum ve kuruluşlarımıza çok teşekkür ediyoruz” dedi.

    “Türk resim tarihinin çok önemli bir özeti”

    Güzel Sanatlar Genel Müdürü Murat Salim Tokaç ise, tarihi bir gün olduğunu söyleyerek, “Bugün, tarihi bir gün dediğimiz gün müzede çok güzel şeyler oldu. Buradaki bir dönüşün hikayesine katkıda bulunan herkes açısından artık bugünden yarına bakmayı gerektirecek durumları düşünmemiz lazım. Bugün, çok az sayıda, geri kalanların da aslında nerede ve nasıl olduğu belli, onlar da kendi kendine geliyor zaten. Bazen gece yarısı kimsesizler yurdunun önüne bırakılmış bir çocuk gibi, bazen ‘Ben bunun hırsızlık malı olduğunu bilmiyordum’ gibi ya ‘Ben bunu gerçek zannetmiyorum’ diyerek o çok az kalan kısım da, nerede olduklarını bildiklerimiz de dahil olmak üzere bugün burada sergisini açtığımız sayı belki çok olmamakla birlikte ben diyorum ki aslında Türk resim tarihinin çok önemli bir özetidir gibi geliyor bana. Önümüzdeki günlerde bu müzenin parçası olan, müştemilatındaki diğer kısımlar restorasyon ve konservasyon laboratuarı başta olmak üzere uluslararası güncel anlamdaki deposu ve bizim Türk Ocağı Konser Salonu’nun da yeni sınav sezonunda hep birlikte canlarımız sağ olursa sanatla, sanatkarlarla ve sanatseverlerle buluşturmak üzere haydi yeniden bir neşelenelim de birbirimize o canlı gözlerle bakalım diyorum” şeklinde konuştu.

    İbrahim Çallı’nın ‘Bahçede Kadın’ adlı eseri

    Ankara Resim ve Heykel Müzesi ressamı Güler Dişbudak, İbrahim Çallı’nın ‘Bahçede Kadın’ isimli eseriyle ilgili şu bilgileri aktardı:

    “Aslında müzenin açılışından beri çok güzel tarihi örneğin verildiği koleksiyonlar ve bu koleksiyonlar içerisinde bulunan bu eserler kanun dışı yollarla çıkarılmış müzeden, fakat çok emekli ve işbirliği içindeki çalışmayla beraber bu eserler müzemize, evine, yuvasına tekrar döndü. Bu eserlerden bir tanesi İbrahim Çallı’nın ‘Bahçede Kadın’ eseri. Bu da İstanbul’un görüntüsünde ve o anki İstanbul modasını temsil eden bir bayan ve bahçede otururken İstanbul Büyük Ada’daki durumu ve yaşanmışlığını gösteriyor. Buradaki naiflik, İbrahim Çallı’nın hoca olarak, eğitimci kimliğini ve kişiliğini görüyoruz. Müzenin en değerli parçası, çünkü o zaman objektif olarak yurt dışına gidip çalışan, öğrencilerine örnek çalışmalarla tekrar yurda dönüp uygulamalar yapılan bir tabloya örnektir bu. İbrahim Çallı, hocaların, öğrencilerin ve aralarındaki tarihi belgenin tanığı anlamında.”

    Konuşmaların ardından Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Ankara Devlet Klasik Türk Müziği sanatçılarının sunduğu dinleti eşliğinde sergi gezildi.

    Eserler yuvaya döndü

    2010-2015 yılları arasında 101 tablonun çalındığı Ankara Resim ve Heykel Müzesi, tablolara yeniden kavuştu. Çalıntı eserlerin bulunması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma sonucunda kayıp tablolardan ellerinde bu eserleri bulunduranlardan bazıları kendi istekleriyle teslim etmek üzere 66’sı geri alındı. Tabloların alınması ile birlikte Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan komisyon, eserlerin üslupsal özellikleri, malzeme yapısı, eskime durumu ve gördükleri müdahaleleri değerlendirerek orijinallik tespiti yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara Resim ve Heykel Müzesi’ne geri dönen bu tabloları ‘Evimdeyim; Bir Dönüş Hikâyesi’ ismiyle sergiledi. Tablolar içerisinde Hikmet Onat, Feyhaman Duran, Şevket Dağ, İbrahim Çallı, Sami Yetik, Hoca Ali Rıza, Halil Paşa ve Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi ressamlara ait belgesel niteliği taşıyan öneme haiz eserler bulunuyor.

  • Çalınan 3 tablo Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde

    2007 yılları arasında çalınan 3 tablo, şüpheliyle irtibata geçilerek kendi rızasıyla teslimi sağlandı.

    Edinilen bilgiye göre, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, suç örgütünün Ankara’da bulunan Resim Heykel Müze Müdürlüğünden 2005-2007 yılları arasında çaldıkları tarihi ve sanatsal değeri bulunan çok sayıda tabloyu İstanbul’da irtibatlı oldukları şahıslar aracılığıyla piyasaya sürdükleri tespit edildi.

    05 Aralık 2013 tarihinde yapılan operasyonda Resim Heykel Müze Müdürlüğünden çalındığı tespit edilen 43 adet tablo ele geçirildi. Bu tablolardan 33’ünün toplam piyasa değerinin 12 milyon 767 bin TL olduğu tespit edildi. 07 Kasım 2014 tarihinde yapılan ikinci operasyonda ise Resim Heykel Müze Müdürlüğünden çalındığı tespit edilen 17 adet tablo ele geçirilirken, şüpheli 18 şahıs yakalanarak adli mercilere sevk edildi. Şüpheli şahıslardan 3’ünün mahkemece tutuklandığı öğrenildi.

    2013 ve 2014 yıllarında yapılan operasyonların ardından Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri yeni bir çalışmaya imza attı. Soruşturma dosyası kapsamında C.B. isimli şahsın elinde Resim Heykel Müze Müdürlüğünden çalındığı değerlendirilen 3 adet tablonun bulunduğu öğrenildi. 29 Mart 2017 tarihinde C.B. ile irtibata geçilerek tarihi eser olduğu değerlendirilen çalıntı 3 adet tabloyu kendi rızası ile teslim etmesi sağlandı.

    Resim Heykel Müze Müdürlüğü ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü görevlilerince tablolar üzerinde gerekli incelemelerin yapılmasının ardından söz konusu tablolar, ilgili Müze Müdürlüğüne teslim edildi. Tabloları kendi rızası ile veren C.B. ise bilgisine başvurularak salıverildi.

  • Türkiye’nin ilk Açık Hava Heykel Müzesi Sivrihisar’da sergileniyor

    Başta eşeğe ters binen meşhur Nasreddin Hoca olmak üzere, Mustafa Kemal Atatürk’ten Yaşar Kemal’e, Yunus Emre’den Karacaoğlan’a dünyanın yakından tanıdığı önemli isimlerden oluşan heykeller, Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde bulunan Türkiye’nin ilk Açık Hava Heykel Müzesi’nde yükseliyor.

    Tarihi tekrar canlandırmak ve ilçeyi tanıtmak amacıyla 2011 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eskişehir Valiliği ve Sivrihisar Belediyesinin destekleriyle başlanan Türkiye’nin ilk Açık Hava Heykel Müzesi, Sivrihisar’a gelecek olan ziyaretçilerini bekliyor. İlçenin yalçın kayalıklarına yaslanan Ermeni Surp Yerrortutyun Kilisesi’nin yanında Sivrihisarlı heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından 4 yıl önce başlanan çalışmalar sonrasında ilçeye gelen ziyaretçiler 100 civarında heykel ile karşılaşıyor. Kilise bahçesinin yanı sıra dağın yamaçlarına da yapılan heykeller arasında Mustafa Kemal Atatürk, Kazım Karabekir, Şerife Bacı, Kırkpınar’ın unutulmaz ağalarından Hüseyin Şahin, ünlü yazar Yaşar Kemal, Alaaddin Keykubad, ağ çeken balıkçılar, demirci ustası gibi devasa eserler bulunuyor.

    “Heykeltıraşımızı ölümsüzleştirmek ve adını daima yaşatabilmek amacıyla eserlerini bir araya getiriyoruz”

    Heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından yapımına devam edilen müze hakkında açıklamalarda bulunan Sivrihisar Belediye Başkanı Hamid Yüzügüllü, ilçenin değerlerinin ve kültürünün her şeyde önde olduğunu belirtti. İlçede çok önemli isimlerin yetiştiğine dikkat çeken Yüzügüllü, “Bu isimlerden birisi de Türkiye’ye mal olmuş heykeltıraş Metin Yurdanur’dur. Türkiye’de çoğu il ve ilçede, yurt dışında heykelleri var. Biz de heykeltıraşımızı ölümsüzleştirmek ve adını daima yaşatabilmek amacıyla yıllarca Türkiye genelinde yapmış olduğu tüm eserlerini toplayıp bir araya getirerek ‘Metin Yurdanur Açık Hava Heykel Müzesi’ diye bir müze oluşturuyoruz. Tabii ki Metin Yurdanur’un Türkiye genelinde yaptığı 200’ün üzerinde eser var. Bunları restore ettiğimiz konağın etrafına toplayarak orada müzenin ufak heykellerini sergileyeceğiz. O bölgede atölyesini de oluşturduk. O müzenin içerisinde de kafeterya var. Hepsi bir ambiyans içinde Sivrihisar Dağı’nın eteklerinde kurulacak bir müze” dedi.

    “Dağın ve heykellerin heybeti büyüleyici bir ortam oluşturuyor”

    Metin Yurdanur’un yaptığı her eserden birer tane de ilçeye koymak istediğini dile getiren Başkan Yüzügüllü, “Müze, zaten geniş bir alanda da kuruluyor. Atatürk heykelleri, Aşık Baba, Bektaşi Dervişi Gülbaba, ağ çeken balıkçılar, göç eden anne, baba ve çocuk heykeli, Türk büyüklerinin heykelleri, aşçılar, at heykelleri var. Değer verilmiş tarihle alakalı bütün figürlerin ve önemli isimlerin heykelleri var. Sanatçımız çok geniş düşünen ve tarihe önem veren biri olduğu için tüm değerlerden figürler çıkarmış. Şu an her şeyden önce dağın vermiş olduğu bir heybet var. Bu heybetin eteklerinde de heykellerin heybetleri var. İkisi bir araya gelince zaten büyüleyici bir ortam oluşuyor. Vatandaş eskiye gidiyor, yeniyi görüyor. Henüz tamamlanmamış müzemize ziyarete gelenler oldukça etkileniyor ve çok güzel tepkiler alıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Samsun Büyükşehir Belediyesinden “heykel haberi” açıklaması

    Samsun Büyükşehir Belediyesi, “İşte Atatürk ve 18 silah arkadaşı heykellerinin içler acısı hali” başlıklı haberle ilgili açıklama yaptı.

    Samsun Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada, “Samsun Büyükşehir Belediyesi olarak, ulusal ve yerel basına konu olan ‘İşte Atatürk ve 18 silah arkadaşı heykellerinin içler acısı hali’ başlıklı haber ile ilgili açıklama yapılması uygun görülmüştür. ‘İşte Atatürk ve 18 silah arkadaşı heykellerinin içler acısı hali’ başlıklı haber kesinlikle gerçeği yansıtmadığı gibi haberde kullanılan heykellerin bakımının en son iki yıl önce yapıldığı ifadesinin gerçek dışı olduğu da, yazı ekinde gönderdiğimiz fotoğraflarda açıkça görülmektedir” denildi.

    “Haberin gerçek dışı olduğunu fotoğraflar kanıtlıyor”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Samsun Büyükşehir Belediyesi olarak ‘Kurtuluş Şehri’ unvanını her zaman büyük bir onurla taşıdık ve taşıyoruz. Bir ülkenin istiklaline giden yolun ilk adımlarının atıldığı şehir olarak, bu önemli tarihi en iyi şekilde hatırlatmak, sonsuza kadar unutturmamak ve gelecek nesillere de aktarmak adına birçok projeyi hayata geçirdik ve halen de kamuoyunun yakından bildiği yeni projelerin hayata geçirilmesi için gece gündüz çalışıyoruz. Yaptığımız bunca çalışmaya ve hassas duruşumuza rağmen kamuoyuna ‘İşte Atatürk ve 18 silah arkadaşı heykellerinin içler acısı hali’ başlığıyla yansıtılan haber en çokta bizleri üzmüştür”.

    “Bakımsız bırakmak bir kenara gözümüz gibi bakıyoruz”

    Açıklamanın devamında şöyle denildi: “Haberde yansıtıldığı gibi Atatürk ve silah arkadaşlarının heykellerinden oluşan anlamlı eser bakımsız ve ilgisiz bırakılmış bir yer değil tam tersi gözümüz gibi baktığımız ve her gün yerli yabancı yüzlerce insan tarafından ziyaret edilen önemli bir merkezdir. Her türlü kötü hava şartlarına karşı dayanıklı özel bir malzeme kullanılarak yapılan heykellerin yine özel bazı kimyasallar kullanılarak ve rutin olarak temizlik ve bakımları yapılmakta olup, bu temizlik malzemelerinin de heykellere zarar vermemesi için belirli aralıklarla kullanımı söz konusudur. En son temizlik ve bakımı da 4 Şubat 2017 tarihinde yine kalabalık bir ekiple yapılmıştır. Bir açık hava mekanı olarak, deniz kıyısında yer alan Tütün İskelesi ve heykellerin söz konusu yerde çok sayıda bulunan başta martılar ve deniz kuşları tarafından kirletilmesi elbette doğaldır. Ancak bu durum için de görevli personel tarafından rutin aralıklarla temizlik çalışması yapılmaktadır. Bunun dışında heykeller de ifade edildiği gibi ‘içler acısı’ bir bakımsızlık, ihmal ve duyarsızlık olarak adlandırılabilecek bir tutum elbette söz konusu değildir ve olamaz da.”