Etiket: Hesler

  • Sakarya’daki HES’ler yılda 45 milyon kilovat temiz enerji üretecek

    Sakarya’da Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) tarafından şehre kazandırılan Hızırilyas Su Yönetim Merkezi ile Akçay Barajı Projesi kapsamında inşa edilen yerler Sakarya İnşaat Mühendisleri Odası, Mimar Sinan Mühendisler Grubu, öğretim üyeleri ve mimarlar tarafından ziyaret edildi.

    SASKİ tarafından şehre kazandırılan Hızırilyas Su Yönetim Merkezi ile Akçay Barajı Projesi kapsamında inşa edilen Hızırilyas HES, Hacımercan HES, İkramiye HES, çelik isale hattı ve baraj bölgesi Sakarya İnşaat Mühendisleri Odası, Mimar Sinan Mühendisler Grubu, öğretim üyeleri ve mimarlar tarafından ziyaret edildi. Ziyarette SASKİ Genel Müdürü Dr. Rüstem Keleş, İMO Sakarya Şubesi Başkanı Hüsnü Gürpınar, Mimar Sinan Mühendisler Grubu Sakarya Temsilcisi Osman Şahinal ve SASKİ Genel Müdür Yardımcısı Sezar Ercan da yer aldı.

    Yatırımları teknik yönden değerlendirebilecek önemli gruplarla verimli bir hizmet gezisi gerçekleştirdiklerini belirten Genel Müdür Dr. Rüstem Keleş, “Projelerimizi uygularken çeşitli mühendislik alanlarından farklı uygulamaları da bir araya getiriyoruz. Özellikle Akçay Barajı Projesi kapsamında zorlu coğrafi şartlarda dev imalatlarımız yer alıyor. Hizmet gezimizde hem mesleğinde uzun yıllar tecrübeye sahip hem de mesleğe yeni adım atmış genç arkadaşlarımız yer aldı. Ben bu gezinin özellikle genç mühendislerimiz için yeni ufuklar açacağını, baraj, su alma yapısı ve altyapı yatırımlarına yönelik olarak da bir ilgilerinin oluşacağını düşünüyorum” dedi.

    Sona doğru gelinen proje ile birlikte yılda 45 milyon kilovata kadar temiz enerji üretileceğini de söyleyen Dr. Rüstem Keleş, “Bu yatırımlarımız şehrimizin geleceği için son derece elzem. Bildiğiniz gibi Hızırilyas Su Yönetim Merkezimiz ülke genelinde 193 tesis arasında yapılan araştırmada revizyona ihtiyaç duymayan 3 tesisten birisi olmuştu. Biz burada Sapanca Gölü’nden aldığımız suyu Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği içilebilir su kriterlerinin çok üstünde bir kalitede arıtıyoruz. Akçay Barajı ise ciddi bir içmesuyu potansiyeli oluşturacak vizyon projelerimizden. Artık sonuna doğru geliyoruz. Akçay Barajı ile hem Sapanca Gölü’nün üzerindeki kullanım baskısı büyük miktarda azalacak hem de 3 HES ile yılda 45 milyon kilovata kadar temiz enerji üretilecek” diye konuştu.

    Hüsnü Gürpınar, “İnşaat Mühendisi gözüyle baktığımızda SASKİ’nin bu yatırımlarını işlerin başlangıcından itibaren destekliyoruz. Her bulunduğumuz ortamda bunların geleceğe aktarılacak iyi miraslar olduğunu ifade ediyoruz. Bugünkü gezide bu tür yatırımları görmeyen arkadaşlarımız da bizimle birlikteydi. Aksi fikirlere sahip olanların da fikirleri değişti. Altyapıya yapılan yatırımlar vatandaşlar tarafından pek görünmez. Ama bu tür yatırımların kıymeti gelecekte anlaşılacaktır. Gelecek nesiller bu yatırımları hayırla yad edecektir. Teknik bir başarı olan bu yatırımları takdir etmemek elde değil. Bu geziyi düzenleyerek yatırımları yerinde görmemizi sağlayan Genel Müdür Dr. Rüstem Keleş’e ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

  • Doç. Dr. Gücü: “HES’ler hamsiyi etkiliyor”

    Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimler Enstitüsü Doç. Dr. Ali Cemal Gücü, HES’lerin hamsi üzerinde olumsuz etkisi olduğunu belirterek “Nehirler, bütün denizlerin can damarları. Bunların üzerinde kurulan barajlar bu besinlerin denize ulaşmasında mani oluyor. Bu besinler hamsi ve diğer balıklar olsun bunların üremesinden tutun hayatta kalmasına kadar son derece önemli faktörler” dedi.

    ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Doç. Dr. Ali Cemal Gücü, 2011 yılında TÜBİTAK desteğiyle Karadeniz hamsisini çalışmaya başladıklarını belirterek bu çalışma sonunda gördükleri en önemli şeyin hamsi hakkında bilinenlerin çoğunun değişmesi olduğunu söyledi.

    Yapılan çalışmada avcılığın çok kötü olmadığını gördüklerini ifade eden Gücü, “Bu çalışmalar kapsamında bizim görevimiz Karadeniz’in tamamını kapsayacak şekilde akustik yöntemle balık sayımları ve stokun durumunu belirlemekti. Bu proje 2015 Eylül ayında tamamlandı. Bu çalışmanın sonunda gördüğümüz en önemlisi hamsi hakkında bilinenlerin çoğunun değişmiş olduğuydu. Bunların haricinde yönetimi ile ilgili çalışmalar yapıldı. Bu çalışmaların sonunda avcılığın çok kötü olmadığını, bu şekilde devam ederse hamsi stokunun çökmeyeceğini ön görüyoruz. Eğer ki daha fazla avlanmak istersek şuanda stoku yarı yarıya azalmış durumdayız belimizi sıkmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Genelde Karadeniz’de bilinen iki stok olduğunu kaydeden Gücü, “Biri azak hamsisi, biri de tuna havzasında yumurtlayan Karadeniz hamsisi. Bunun dışında küçük bir Türk kıyılarında yumurtlayan hamsi olduğu biliniyordu. Bu çalışma sonunda Türk kıyılarında üreyen hamsinin en az 10 kat daha artmış olduğunu gördük. 30 bin tonlar civarında bir stokun 300 bin tonlara kadar yükselmiş olduğunu gördük. Bunun sebebinin Tuna havzasındaki kirlilik ve oradaki ekosistem bozukluklarından kaynaklandığını düşünüyoruz. Hamsi artık o evini kirlilik nedeniyle terk ederek bizim kıyılarımıza doğru yaklaşmış” diye konuştu.

    “Kuzey’deki hava soğumaya başlayınca bizim hamsimizi bizim kıyılara doğru itiyor” diyen Gücü, “Bazı yıllar soğumadaki farklılaşmalardan dolayı hamsi bizim kıyılarımıza hiç uğramadan Gürcistan ve Abazya sahillerine kadar gidebiliyor. Bu durumda Türk balıkçısı avlamadığı için bizdeki av düşük oluyor. Normalde hep Türk balıkçılığının fazla hamsiyi avladığı için stoku çökertmesi olarak yorumlanıyor. Halbuki gözlediğimiz o değil. Hamsi bazı yıllarda tamamen iklimsel şartlar nedeniyle olmaması gereken yerlerde kışlıyor ve Türk balıkçısının ulaşamadığı alanlarda da kışlayabiliyor. Bu da avın düşük olmasına neden oluyor” ifadelerini kullandı.

    “HES’lerin hamsi üzerinde etkisi var”

    Nehirlere kurulan barajların tuz besinlerinin denize ulaşmasını engellediğine işaret eden Gücü, şöyle konuştu:

    “HES’lerin ekosisteme olumsuz etkisi göz ardı edilemez. Nehirler bütün denizlerin can damarları. Bunların üzerinde kurulan barajlar bu besinlerin denize ulaşmasında mani oluyor. Bu besinler hamsi ve diğer balıklar olsun bunların üremesinden tutun hayatta kalmasına kadar son derece önemli faktörler. Özellikle silisyum nehrin şiddetiyle kazınarak gelen mineraller. Bunları insan kaynaklı girdileri yok. Biz üretemiyoruz sadece doğa üretebiliyor. Denge bozulduğu zaman yani doğanın ürettiğini biz önüne bir baraj kurup tuttuğumuz zaman denize ulaşamıyor, denizdeki döngüler tamamen değişiyor. 2020’li yıllardan sonra biraz hovardalık yapmışız. Yani faiz oranından fazlasını harcamışız. Kirlilikten bahsediyoruz, HES’ler var. Bunlar denizin, Karadeniz’in can damarına hepsinin üzerine santral dikmişiz. Bunların hepsinin hamsi üzerinde etkisi var.”

    “Hamsi dünyanın her yerinde olan bir balık”

    Çok büyük iklimsel değişikliklerinin olmadığı sürece hamsi stoklarının aynı şekilde devam edeceğini vurgulayan Gücü, şunları söyledi:

    “2000’li yılların başıyla karşılaştırdığımızda stok yarı yarıya düşmüş durumda. Bunun sebebi sadece balıkçılıktan kaynaklanıyor demek mümkün değil. Bunun pek çok sebebi var. Karadeniz değişiyor. Hamsi dünyanın her yerinde olan bir balık. Aynı tür hamsi Akdeniz’de var, Afrika’da da var. Ama Karadeniz’e has bir durum eğrelti otu gibi üredikçe yürüyor. Biz hamsinin 10 santimetreye kadar ulaştıktan sonra yumurta attığını gördük. Buradan çıkan yumurtalar Temmuz ayında 5-6 santimetreye kadar ulaşarak tekrar yumurta atıyor. Yavru hamsilerin yumurta attığını gördük. Bu sayede hamsinin çökmesinin pek mümkün olmadığını düşünüyoruz. Çok büyük iklimsel değişiklik olmadığı müddetçe hamsi stoklarının bu şekilde devam edeceğini düşünüyoruz.”

    “Palamutu arttıran her neyse hamsiyi de aynı şekilde etkiledi”

    Filonun kapasitenin çok üzerinde olduğuna işaret eden Gücü, “Palamut hamsiyi yediğinden ziyade palamutu arttıran her neyse hamsiyi de aynı şekilde etkiledi. Palamutun olduğu seneler hamside bir azalma görülüyor. Bunu direk hamsinin direk yendiği şekilde yorumlamamak lazım. Tekne sayıları durduruldu. Artık yeni lisans verilmiyor. Ancak Moritanya’ya gidecek teknelere izin veriliyor. Onun için filoda artış söz konusu değil. Ürün miktarında dalgalanmalar var ama belli bir seviyede devam ediyor. Son 10 yıldaki verilere baktığınızda bazı yıllar aşağıda, bazı yıllar yukarıda ama ortalama bir düzen tutturmuşuz gibi gözüküyor. Filomuz kapasitenin çok üzerinde. Şansımıza bazı yıllar palamut çok oluyor bir şekilde idare ediyorlar bazı yıllar başka balıklar ön plana çıkıyor. Yapılan ekonomik analizler balıkçılığın çokta karsız bir meslek olduğunu söylemiyor. Yapılan yatırımlara baktığında demek ki bu sektörden para kazanılıyor” dedi.

  • “Hes’ler Elektrik Üretiminin Can Simididir”

    Enerji Uzmanı Halit Kadir Acartürk, son dönemlerde artan elektrik üretiminde hidroelektirk santrallerin (HES) can simidi olduğunu söyledi.

    Kış aylarında elektrik tüketimini arttırdığını ve son dönemlerde elektik üretimine daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirten Enerji Uzmanı Halit Kadir Acartürk, barajlardan sağlanan elektiriğin yanı sıra hidroelektirk santraller (HES) de üretime katkı sağladığını söyledi. Atatürk Barajı’nın yılda 8 milyar 900 milyon kWh (kilowatt saat), Keban Barajı’nın 6 milyar kWh, Deriner Barajı’nın ise 2 milyar 118 milyon kWh elektrik ürettiğinin altını çizen Acartürk, son dönemlerde artan elektrik tüketimine karşın HES’in can simidi olduğunu belirtti.

    Rusya ile yaşanan kriz bir yana kış aylarının bastırmasıyla artan elektrik tüketiminin, enerji arzını daha önemli hale getirdiğini söyleyen Acartürk, “Son yıllarda Türkiye’de çok sayıda HES yapılmasına karşın hala uzun yıllardır Türk halkına elektrik üreten Keban, Atatürk, Berke Barajı büyüklüğünde HES’ler yok. Bugünlerde havada taşınan iş aletleriyle gündeme gelen Çoruh Nehri üzerinde yapımı devam eden Deriner Barajı da tam olarak faaliyete geçtiğinde tıpkı Berke Barajı gibi ülkemizin gurur kaynaklarından biri olacak” dedi.

    Berke Barajı’nın, yapımından itibaren yapılan çok sayıda HES’e karşın hala kapasite açısından Türkiye’de özel sektör tarafından yapılan en büyük baraj olma unvanını koruduğunu belirten Acartürk, “Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde Düldül Dağı eteklerinde Ceyhan Nehri üzerinde 1995-1999 yılları arasında 900 milyon dolar yatırımla devlet garantisi ve devlet yardımı kullanılmadan tüm finansmanı Uzan Şirketler Grubu tarafından sağlanarak inşa edilen Berke Barajı, kurulduğu günden bu yana aralıksız enerji üretmeye devam ediyor. 8 Eylül 2001’de su tutulmaya başlanan, 16 Mart 2002’de dönemin Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli tarafından resmi açılışı yapılan baraj, 2001 yılı için 201 metre yüksekliğiyle Türkiye’nin birinci, dünyanın 16’ncı en yüksek beton barajı unvanını taşıyor. Beton kemer gövde dolgu tipi olan barajın, gövde hacmi 735 bin metreküp, akarsu yatağından yüksekliği 201 metre, normal su kotunda göl hacmi 427 hektometreküp, normal su kotunda göl alanı 7,80 kilometrekaredir. Baraj 510 MW güçle yıllık bin 672 GWh’lik elektrik enerjisi üretiyor” şeklinde konuştu.

  • Orduda Hesler Çalışıyor

    DSİ 7. Bölge Müdür Yardımcısı Celal Tokalak, Ordu il genelinde halen 9 Hidroelektrik Santralı’nın (HES) faaliyette olduğunu belirterek, “Bu 9 HES’ten yılda ortalama 792 milyon kilowatsaat enerji elde edilmektedir” dedi.

    Ordu‘nun enerji potansiyeli açısından zengin illerden biri olduğunu belirten DSİ 7. Bölge Müdür Yardımcısı Celal Tokalak, özel sektör tarafından Ordu ilinde 34 adet HES müracaatı yapıldığını söyledi. Uygulanmakta olan 30 projede 735 megawatt kurulu güçle yıllık ortalama 2 milyar 405 milyon kilowaatsaat enerji üretiminin planlandığını belirten Tokalak, “Halen inşaat çalışmaları tamamlanan Darıca-1 HES, Umut 1-2-3 HES, Irmak HES, Ordu HES, Ağkolu HES, Boztepe HES, General HES, Murat HES ve Piro HES işletmeye alınmıştır. 247 MW kurulu gücü bulunan bu 9 HES’ten yılda ortalama 792 Gwh enerji üretilmektedir” diye konuştu.

    30 HES YILDA 2 MİLYAR KWSAAT ENERJİ ÜRETECEK

    İnşa halinde Atilla, Darıca 2, Kuzey 1-2 ve Kozbükü HES olmak üzere 4 HES’in bulunduğunu ve tamamlandıklarında yılda 533 milyon kilowatsaat enerji üreteceklerini belirten Tokalak, “Halen 17 HES planlaması yapıldı. Bu HES’lerin inşaatlarının yapılması ve faaliyete geçmesiyle yılda 1 milyar 079 milyon kilowatsaat enerji elde edilecek. Dolayısıyla 30 proje tamamen faaliyete geçtiğinde elde edilecek enerji miktarı yıllık ortalama 2 milyar 405 milyon kilowaatsaat olacak” şeklinde konuştu.