Etiket: Her

  • DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus: “Dünya genelinde dün her 100 dakikada bir 25 bin yeni vaka rapor edildi”

    DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus: “Dünya genelinde dün her 100 dakikada bir 25 bin yeni vaka rapor edildi”

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, geçtiğimiz yıldan bu yana Covid-19 ile mücadele çalışmalarında gelinen noktaya ve vaka sayılarına değinerek, “Dünya genelinde dün her 100 dakikada bir 25 bin yeni vaka rapor edildi” dedi.

    Korona virüs (Covid-19) dünya genelinde yayılmaya devam ederken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) başta olmak üzere birçok ülke Covid-19 salgını ile mücadele çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, korona virüs (Covid-19) brifinginde yaptığı açılış konuşmasında, dünya genelinde salgın ile mücadele çalışmaları çerçevesinde gelinen son noktaya ve dünya genelinde karşılaşılan toplam vaka sayılarındaki azalmaya değindi.

    Covid-19 ile mücadele planında 1 yılın arkada bırakıldığını aktaran Ghebreyesus, “1 yıldan biraz daha uzun bir süre önce, Covid-19 salgını için ilk Stratejik Hazırlık ve Müdahale Planını (SPRP) başlattık. 1 milyar 700 milyon doları tutarında bir taleple, 2020 SPRP benzeri görülmemiş bir yanıt gördü ve bunu cömertçe destekleyen tüm üye devletlere ve bağışçılara teşekkür ediyoruz. Desteğinizle, yüzde 90’ından fazlası ülkelere ve bölgelere tahsis edilen 1 milyar 580 milyon doları topladık, pandeminin ön saflarında yer alanlara hayati finansman sağladık ve DSÖ’nün temel bilimsel ve teknik çalışmalarını destekledik” ifadelerini kulandı.

    DSÖ ve destekçi ülkelerin ile dünya genelinde Covid-19 test kapasitesinde büyük bir artış sağlandığını kaydeden Ghebreyesus, “19 milyon test, 243 milyon parça kişisel koruyucu ekipman ve dünya genelinde 12 bin Yoğun Bakım Ünitesi (YBÜ) yatağı desteklendi. 191 Acil Tıp Ekibi görevlendirdik, 58 ülkede sero-epidemiyolojik çalışmaları destekledik, 150 çevrimiçi eğitim etkinliği sunduk, 4,7 milyon katılımcıya ulaştık” dedi.

    “Bugün 2021 SPRP’yi başlatmaktan gurur duyuyoruz”

    2021 yılı SPRP’sine de değinen Genel Direktör Ghebreyesus, planın önceki yılın SPRP’sini altyapı olarak kullanarak, 6 ana hedefe odaklı olduğuna dikkat çekti. Genel Direktör, “Yeni plan, 6 hedefle geçen yılki SPRP’ye dayanıyor, bulaştırmayı bastırmak, teması azaltmak, yanlış bilgilendirme ve dezenformasyona karşı koymak, savunmasızları korumak, ölüm ve hastalığı azaltmak, aşılar, teşhisler ve terapötikler dahil olmak üzere yeni araçlara eşit erişimi hızlandırmak” ifadelerini kullandı.

    DSÖ’nün bu yıl 1 milyar 960 milyon dolara ihtiyacı var

    Bu hedeflere ulaşmak için gereken mali ihtiyacın, ACT Accelerator’ın DSÖ bileşeni için 1 milyar 200 milyon dolar dahil olmak üzere toplam 1 milyar 960 milyon dolar olduğunu belirten Ghebreyesus, “Bu, DSÖ’nün bu yılki pandemiye müdahale çalışmasının maliyetini, Üye Devletlerin ve ortakların ihtiyaçlarına dayanarak, geçen yıldaki pandemiye yanıt vermek için ortaklığımıza ve öğrendiğimiz derslere dayanarak yansıtıyor. Diğer bir deyişle SPRP, sizin üye devletlerimizin ihtiyaçlarınızı karşılamak için bizden ne yapmamızı istediğini yansıtır” dedi.

    “Aşı ateşkesi çağrısını şiddetle destekliyoruz”

    Ghebreyesus, dünya genelinde savaş ve çatışma bölgelerinde Covid-19 ile mücadele amacı güden “Aşı ateşkesi” çağrısına desteğini belirterek, “Covid-19’un zaten çok savunmasız olanlara daha fazla baskı uyguladığı insani yardım ortamlarında DSÖ’nün salgın müdahale çalışmalarını da kapsıyor. Aşı ateşkesi çağrısını şiddetle destekliyoruz. Bildiğiniz gibi, ülkeler sağlık iş gücünün ve teknik kapasitelerinin çoğunu COVID-19 müdahalesine yönlendirdiler” dedi.

    “Temel sağlık sistemi ihtiyaçlarını karşılamak için daha entegre bir yaklaşıma geçmemiz önemlidir”

    Dünya genelinde Covid-19 ile mücadele kapsamında daha entegre bir yaklaşımın önemine dikkat çeken Genel Direktör Ghebreyesus, “Temel sağlık sistemi ihtiyaçlarını karşılamak için daha entegre bir yaklaşıma geçmemiz önemlidir. SPRP, ülke düzeyinde operasyonel çalışmaya odaklanarak, diğer finansman mekanizmalarını tamamlayacak ve bunlarla koordinasyon içinde çalışacak, bunların yerini almayacak veya çoğaltmayacak şekilde tasarlanmıştır. SPRP’yi tam olarak finanse etmek, yalnızca Covid-19’a yanıt vermeye yönelik bir yatırım değil, küresel iyileşmeye ve daha güvenli bir dünya inşa etmeye yapılan bir yatırımdır. Desteğinizle DSÖ bu işin merkezinde olacak” ifadelerini kullandı.

    “Dün kabaca her 100 dakikada bir 25 bin vaka rapor edildi”

    Konuşmasında dünya genelinde karşılaşılan vaka sayılarına değinen Genel Direktör, “İlk SPRP’yi bir yıl önce başlattığımızda, 25 binden az Covid-19 vakası rapor edilmişti. Dün kabaca her 100 dakikada bir 25 bin yeni vaka rapor edildi. Küresel olarak bildirilen vaka sayısının art arda beşinci haftada azaldığını bildirmekten mutluluk duyuyorum. Geçen hafta, Ekim ayından bu yana bildirilen en düşük haftalık vaka sayısını gördük” dedi.

    Dünya genelinden haftalık vaka sayısı yarı yarıya düştü

    Ghebreyesus, “Bu yıl şimdiye kadar, haftalık olarak bildirilen vaka sayısı, Ocak ayının başında 5 milyondan fazla vakadan, 8 Şubat’tan itibaren 2 milyon 700 bin vakaya düşerek neredeyse yarı yarıya düştü. Bu, değişkenlerin varlığında bile basit halk sağlığı önlemlerinin işe yaradığını göstermektedir. Vakaların ve ölümlerin azalması ve aşıların yaygınlaştırılmasıyla birlikte, yeni SPRP bize aşı eşitliğini sağlamak ve pandeminin akut aşamasını sona erdirmek için bir yol sunuyor” ifadelerini kullandı.

    Oxford-AstraZeneca aşılarına yeşil ışık

    Ghebreyesus, dünya genelinde Covid-19 aşılarının yaygınlaşması için çalışmaların devam ettiğini ve Oxford-AstraZeneca aşılarının küresel anlamda yaygınlaştırılmasına COVAX’ın yeşil ışık yaktığını aktararak, “Bu haftanın başlarında DSÖ, Oxford-AstraZeneca aşısının iki versiyonuna acil kullanım listesi verdi ve bu aşıların Güney Kore ve Hindistan’daki şirketler tarafından COVAX aracılığıyla küresel olarak yaygınlaştırılmasına yeşil ışık yaktı. DSÖ acil durum kullanım listesi, COVID-19 aşılarının kalitesini, güvenliğini ve etkinliğini değerlendirir ve garanti eder. Aşıların COVAX tarafından dağıtılması ön şarttır. Bu liste, DSÖ’nün üreticilerden tüm dosyaları aldığı andan itibaren dört haftadan kısa bir sürede tamamlandı. Üç aşı artık acil kullanım listesi almıştır” dedi.

    “Artık aşıların hızlı dağıtımı için gerekli tüm parçalara sahibiz”

    DSÖ olarak, aşıların hızlı dağıtımı için gerekliliklere sahip olduklarına dikkat çeken Ghebreyesus, “Artık aşıların hızlı dağıtımı için gerekli tüm parçalara sahibiz. Ocak ayında İcra Kurulunda, tüm ülkelerde sağlık çalışanlarının aşılanmasının yılın ilk 100 günü içinde yapılmasını sağlamak için bir eylem çağrısı yaptım. Ulusal müdahale planlarının ve uluslararası müdahalenin başarılı bir şekilde sunulmasında çekirdek olanlar bu sağlık çalışanlarıdır. Yarın orta noktayı işaret ediyor ve ilerleme kaydettik, ancak henüz orada değiliz. Hala üretimi büyütmemiz gerekiyor ve aşı geliştiricilerine, yüksek gelirli düzenleyicilere sunarken aynı zamanda dosyalarını gözden geçirilmek üzere DSÖ’ye sunmaları için çağrı yapmaya devam ediyoruz” İfadelerini kullandı.

    “Şu anda 4 vaka bildirildi ve 2 kişi öldü”

    Afrika’da başlayan Ebola salgınındaki vaka ve can kayıpları hakkında son verilere değinen Ghebreyesus, “Bildiğiniz gibi, geçen hafta Kongo’da bir Ebola salgını tespit edildi. Şu anda 4 vaka bildirildi ve 2 kişi öldü. Pazar günü, Gine’deki yetkililer ülkenin güneydoğusundaki Goueke kasabasında ayrı bir Ebola salgını daha ilan ettiler. 5 ölüm de dahil olmak üzere 7 doğrulanmış ve olası vaka bildirildi. Gine’de 250, Kongo’da 368 kişi tespit edildi ve izleniyor” ifadelerini kullandı.

    “Covid-19 ile Ebola bir birinden tamamen ayrı iki hastalık”

    Kongo’da aşılamaların devam ettiğine fakat Covid-19 ile Ebola’nın bir birinden tamamen ayrı iki hastalık olduğuna dikkat çeken Genel Direktör, “Kongo’da aşılama halihazırda devam ediyor ve ilk aşı sevkiyatının bu pazar Gine’ye ulaşmasını bekliyoruz. Gine ve Kongo’daki salgınlar tamamen alakasız, ancak her ikisinde de benzer zorluklarla karşı karşıyayız. Her iki salgın da Ebola ile yakın zamanda deneyime sahip bölgelerde meydana geliyor ve bu deneyimden sürveyans kapasitesi, hızlı yanıt, temaslı izleme, topluluk katılımı, klinik bakım ve daha fazlası açısından yararlanıyor. Fakat her iki salgın da ulaşılması zor, güvensiz bölgelerde ve bazı yabancılara güvensizlik gösteriyor” dedi.

    “Her ikisi de yanlış bilgi ve güvensizlikle büyür”

    Ghebreyesus, “DSÖ, güven ve kabulü artırmak için etkilenen topluluklarla ilişki kurmak için her iki ülkedeki sağlık yetkilileriyle yakın bir şekilde çalışmaktadır ve sizi güncel tutacağız. Ebola ve Covid-19 çok farklı iki hastalıktır. Her ikisi de yanlış bilgi ve güvensizlikle büyür. Ancak her ikisi de kanıtlanmış halk sağlığı önlemleri, ilgili topluluklar, doğru bilgiler ve aşılarla durdurulabilir” ifadelerini kullandı.

    Öte yandan dünya genelinde Covid-19 salgının başlangıcından bu yana 110 milyon 605 bin 492 pozitif vaka tespit edilirken, 2 milyon 444 bin 774 kişi ise Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.

  • Her Hıfzıssıhha Kurulu ayrı karar verebilecek

    Her Hıfzıssıhha Kurulu ayrı karar verebilecek

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde düzenlenen Covid-19 Değerlendirme Toplantısında konuşan Kaymakam İsmail Çorumluoğlu, kısıtlamalarda Hıfzıssıhha Kurulu’nun ayrı karar verebileceğine vurgu yaptı.

    Kdz. Ereğli’de Covid-19 Konulu Durum Analizi ve Bilgilendirme Toplantısı düzenlendi. Bilgilendirme konuşması yapan Kdz. Ereğli Kaymakamı İsmail Çorumluoğlu ilk olarak beklenen kar yağışı ile ilgili açıklamada bulunarak, tedbirlerin üst seviyeye çıkarıldığını ifade etti. Çorumluoğlu konuşmasında; “Beklediğimiz bir kar yağışı var. Elektriklerin uzun süre kesik olması yolların kapalı olması vesilesiyle vatandaşlarımız mağdur oldu. Meteorolojik uyarılar da tutmadı, biz de kar yağışının bu kadar yoğun olacağını beklemiyorduk. Bu seferki kar yağışında da meteoroloji her dakika bizi uyarıyor. İnşallah kazasız belasız bu kar yağışını da atlatacağız geçen ki kar yağışında can kaybının olmaması bizi sevindiriyor. Şuanda yüksek kesimlerde kar yağışı başladı. Pazar ve pazartesi yoğun bir kar yağışı bekliyoruz. Özellikle diyaliz ve KOAH hastalarımız bize ciddi sıkıntı olmuştu, bir kısmını devlet hastanesine bir kısmını da öğretmen evine yerleştirmek için talepte bulunduk. Ama vatandaşı zorlayamıyorsunuz. Seni alalım öğretmenevine yerleştirelim diyoruz. Bir kar yağsın bakarız diyor. Zaten kar yağdığında sana ulaşamıyoruz. Dolayısıyla bu kar yağışında tedbirlerimizi üst seviyeye çıkardık. Elimizden geldiği kadar vatandaşımızı mağdur etmeden biz bu kar yağışını da atlatacağız” dedi.

    Hıfzıssıhha Kurulu kafe ve okulların açılmasına karar verebilecek

    Toplantının ana maddesi olan Korona virüs salgını ile mücadelede gelinen süreç ve yeni alınan kararları da anlatan Kaymakam Çorumluoğlu, şu ifadelere yer verdi:

    “Bu aşama öyle bir aşamaya gelecek ki, bu işi başaran ile başaramayan ayrılacak demiştim. En son sağlık bakanının açıklamalarını dinledim. Şuanda Türkiye’de gelmiş olduğumuz nokta il bazında hastalığı takip edebildiğimiz noktaya geldik. Bu işi ciddiye alıp başaran yerler ile ciddiye almayıp başaramayan yerler ayrılacak. Bu bizi nasıl etkiliyor? Mesela okullar açılacak, her Hıfzıssıhha Kurulu kararı ayrı ayrı alınacak. Ereğli’de hangi okul açılacak buna biz karar vereceğiz. Burada bakacağımız en önemli husus vaka sayıları olacak. Zonguldak bu işi başardı ama başka bir x ili başaramadıysa, Zonguldak’ta tedbirler hafifletilecek. Hıfzıssıhha Kurulu’na kafelerin açılıp açılmaması sorulduğunda, ben oranına bakacağım. Hastalığın gelişimine bakacağım. Daha sonra açıp açmamaya karar vereceğim. İlk zamanlar Ereğli iyi durumdaydı, hem vaka hem vefat sayısında. Bir anda vaka sayısı çok arttı, vakalarla beraber vefatlar da çok arttı. Günlük 300 civarı vaka aldık. Çok zor günler geçirdik. Her gün akşam bu ilçede kaç vaka çıktı, kaç vefat oldu. Bana 22:00’de bildiriliyor. Ondan sonra hastaneye arıyorum 1 saat değerlendirmemiz tutuyor. Son zamanlarda devletimizin aldığı kararlar ile kısıtlamalar ile biraz daha vaka sayılarında sürdürülebilir azalmalar oldu. Ama hep tedirginlik devam ediyor. İyi bir mücadele yapıldı, sonra durumumuz kötüleşti, sonra yeniden toparlandı. 2021 yılında toparlanmamız devam ediyor. Bizim Zonguldak nüfusu içerisindeki oranımız %29,87 çıkan vaka sayısında yarım puan daha iyiyiz. Ölüm oranında da aşağı yukarı dengiz. Biz oranlamayı buna göre yapıyoruz.”

    “Vakaların artışı şehirlerarası giriş çıkışlardan kaynaklı”

    Kaymakam Çorumluoğlu, Kdz. Ereğli’nin sanayi yönüne vurgu yaparak ilçeye çok sayıda giriş çıkış olduğunu vurguladı. Çorumluoğlu konuşmasında;

    “Bu ilçenin şu dezavantajı var, İstanbul’a ve dışarıya açık bir ilçe. İstanbul’a en müsait ilçe burası. Erdemir ve OSB için gelen giden ilçelerimiz oluyor. İstanbul’a gidiş geliş alışkanlığı var. Köylerdeki vaka artışında dikkat çekici bir artış var. Bizim en güçlü yanımız çok hızlı bir tarama yapabiliyoruz. Günlük 200-300-400 kişiye kadar bu taramayı yaptık. OSB’de bin 350 kişiyi taradık 35 tane pozitif vaka çıktı. Fabrika yöneticisi pozitif olduğunu bilmiyor bizim taramamız sonucu çıktı. Vakaları tek tek inceliyoruz. Şehirlerarası giriş ve çıkışlardan vaka artışı söz konusu. Vatandaşımız bu iş bitsin biz huzura erelim diye söylüyor, herkes şikayetçi. Bir tane komşunu uyardın mı? Yok. Bir kişiyi ihbar ettin mi? Yok. Devletin almış aldığı karar son derece doğru. Bu işte iyi mücadele eden ile etmeyeni aynı kefeye koymamak lazım. X ilçesinde bu iş başarılıysa oradaki kafeler açılsın, yada okullar için de aynı şey geçerli. Bu ilçede gelin hep beraber bu işte mücadele edelim. Ve olası bir düzenlemede olası bir kısıtlama kaldırıldığında biz Ereğlili vatandaşımızı, Ereğlili esnafımızı mağdur olmaktan kurtaralım. Ülkemizin tamamında bu mücadele yapılacaktır. Ereğli’deki vatandaşlarımızın eğitim ve kültür seviyesine baktığımızda bu işi başaracağımıza inanıyorum” İfadelerini kullandı.

  • Gümüştepe Koleji’nde her öğrenciye özel sınıfta bursluluk sınavı

    Gümüştepe Koleji’nde her öğrenciye özel sınıfta bursluluk sınavı

    Akademik başarısını kendine özgü uyguladığı eğitim-öğretim programları ile harmanlayan Gümüştepe Koleji, eğitim tecrübesini şimdi de yeni öğrencilerle buluşturmaya hazırlanıyor.

    Gümüştepe Koleji’nin 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı “Okula Kabul ve Bursluluk Sınavı” başvuruları başladı. Gümüştepe Koleji bu yıl 4,5,6 ve 7. sınıf kayıtları için tüm okulu, “Okula Kabul ve Bursluluk Sınavı”na açtı. Okula kabul ve bursluluk sınavı, bu yıl salgın şartları sebebiyle her öğrenci için özel sınıflarda birebir olarak gerçekleştirilecek. Bireysel olarak yapılacak okula giriş sınavları için başvurular 0224 451 22 00 numaralı telefondan randevu alınarak yapılabilecek.

    Gümüştepe Koleji, Milli Eğitim Bakanlığı müfredatının yanı sıra anaokulu, ilk ve ortaokulda, Uluslararası Bakalorya’nın (IB) geliştirdiği eğitim programlarını kullanıyor. Fark oluşturan ve öğrencileri akademik çalışmaların yanı sıra kişisel gelişimlerinde üstün başarıya ulaşmaları için teşvik eden IB, yaşam boyu öğrenme arayışına ilham vermeyi hedefliyor. Gümüştepe Koleji, Uluslararası Bakalorya’nın anaokulu ve ilkokul öğrencilerine yönelik geliştirdiği İlk Yıllar Programı olan PYP (Primary Years Programme) müfredatını uyguluyor. İlk Yıllar Programı PYP; düşünen ve sorgulayan, aynı zamanda insanların farklılıklarına saygılı ve duyarlı, insanî değerlerin şurunda, yerel ve küresel konularda bilgili ve ömür boyu öğrenmeyi hedefliyor.

    Orta Yıllar Programı MYP ise; 12-16 yaş öğrencileri eleştirel ve düşünür fertler olmaları için teşvik eden bir öğrenim programı. MYP, öğrencileri geleneksel ders disiplinlerindeki çalışmaları ile gerçek dünya arasında bağlantılar kurmaya teşvik ederek, entelektüel gelişimi destekliyor.

  • Atabuz müzesinde “Katı olan her şey buharlaşıyor” sergisi

    Atabuz müzesinde “Katı olan her şey buharlaşıyor” sergisi

    Erzurum’da Atatürk Üniversitesi bünyesinde yer alan Atabuz Müzesinde açılan “Katı olan her şey buharlaşıyor” adlı sergi görenleri etkiliyor.

    Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Caner Şengünalp tarafından açılan kişisel sergide ünlü sosyolog Marshall Berman’in kitabından esinlenerek hazırladı. Serginin 1.5 ay süre ile açık kalacağı belirtildi.

    Dr. Öğretim Üyesi, Şengünalp; Marshall Berman, modernitenin tarihçesini yazdığı Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor adlı çalışmasında, modern olma halini, “Modern olmak, kişisel ve toplumsal yaşamı bir girdap deneyimi gibi yaşamak; insanın kendisini ve dünyasını sürekli bir çözülüş, yenilenme, sıkıntı, kaygı, belirsizlik ve çelişki içinde bulması” şeklinde tanımladığını ifade ederek, “Kısaca, modern hayatın temel özelliği olan katı olan her şeyin ergiyip havaya karıştığı bir kozmosun parçası olmaktır modern olmak. Modern olmak, paradoks ve çelişkilerle dolu bir hayat sürdürmek demektir. Çağdaşlık, ortak yaşamları kontrol etme ve çoğu zaman yok etme gücüne sahip devasa bürokratik örgütlerin gölgesi altında yaşamak, ama gene de bu güçlerin karşısına çıkmaktan, dünyayı değiştirmek ve bizim kılmak için savaşmaktan bir an olsun caymamak demektir” dedi.

    “Öte yandan bir modernist olmak, insanın kendini bu girdabın içinde bile bir şekilde evinde hissetmeyi başarması, bu girdabın ritimlerini özümsemesi; bu girdabın akıntıları arasında, mahvedici akışının ortaya çıkmasına izin verdiği gerçeklik, güzellik, özgürlük ve adalet biçimleri arayışında olmak demektir” diyen Şengünalp, “İşte Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor, tam da bu girdabın ritimlerini özümsemeye çalışan, bu girdabın akıntılarına rağmen akıntıların arasındaki özgürlüğü, gerçekliği ve adaleti arayan modernizmin en büyük eleştirmenleri olan modernistleri okuyarak moderniteyi irdeliyor. Berman, bu modern olma hali ve modernist tanımlamalarından da modernizmi, modern insanların modernleşmenin nesneleri oldukları kadar özneleri de olmak, modern dünyada sıkıca tutunabilecekleri bir yer bulmak ve kendilerini bu dünyada evde hissetmek için giriştikleri çabalar toplamı olarak tanımlar. Sergiye anlam bağlamı olduğu kadar, kullanılan malzemenin doğası ve maruz kaldığı değişim üzerinden kurduğu yakınlıkla ismi üzerinden de içerik sunan kitap, insanın geçirdiği başkalaşımın üç boyutlu ifade olanaklarıyla sunulmasına temel oluşturur. Sergideki çalışmaların ana malzemesi olan buz ısıtılıp, dış basınca bağlı belli bir sıcaklıkta doğrudan gaz haline geçmesi sağlanarak biçimlendirilmiştir. İklimlendirilmiş bir ortamda katı olan buz buharlaştırılmış, insanın kendini ve dünyasını dönüştürme istemi, hayatın parçalanmasının, çürümesinin, çözülme ve dağılmasının doğurduğu dehşetin etkisi görünür kılınmaya çalışılmıştır” diye konuştu.

  • Bakan Kurum: “Depremler bize Türkiye’nin her yerinde kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor”

    Bakan Kurum: “Depremler bize Türkiye’nin her yerinde kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor”

    Depremlerin Türkiye’nin her yerinde kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini belirten Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Türkiye olarak 80 bin canımızı depremlerde yitirdiğimiz sürece baktığımızda kentsel dönüşümle ilgili sürecimizi ve projelerimizi çok daha kararlı bir şekilde yürütmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede bu güne kadar 1,5 milyon konutun dönüşümünü gerçekleştirdik” dedi.

    Geçtiğimiz yıl bugün meydana gelen 6.8’lik depremde Elazığ’da 37, Malatya’da 4 olmak üzere 41 kişi hayatını kaybetti, iki şehirde 25 binden fazla konut ise hasar gördü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un koordinesinde Elazığ’da 20 binden fazla konutun inşa edilmesi için çalışma başlatıldı. Bu kapsamda tamamlanan 3 bine yakın konut ise hak sahiplerine kura ile teslim edildi.

    Depremin yıl dönümü kapsamında Elazığ’a gelen Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, yapımı tamamlanan TOKİ konutlarını gezerek incelemelerde bulundu. Bizmişen bölgesinde yapımı tamamlanan konutları inceleyen ve açıklamalarda bulunan Bakan Kurum, ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

    En son yaşanan 5.3 şiddetindeki depremden sonra yine AFAD, bakanlık ekipleri sahada çalışmalarını yaptığını belirten Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Bu çerçevede orta hasar iken en son yaşanan depremde ağır hasara dönen yaklaşık 3 bin 800 bağımsız bölümü içeren konutlarımız var. Yapmış olduğumuz istişarelerde ilk olarak 24 Ocak’taki depremzedeleri konutlarına yerleştireceğiz. Akabinde de AFAD Başkanlığımızın, İçişleri Bakanlığımızla o süreci eş zamanlı yürütüyoruz. Ağır hasarlı ev sahiplerine de yine konutlarımızı bu anlayışla yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “Tüm konutlarımızı sağlıklı ve güvenli hale getirene kadar çalışmalarımızı sürdürüyor olacağız”

    Önceliğin depremzedelerde olduğunu vurgulayan Bakan Kurum, “Hem Sivrice merkezli hem de en son yaşadığımız depremde, depremzede kardeşlerimizi güvenli konutlara yerleştireceğiz. Akabinde de vekillerimiz, belediye başkanımız, İçişleri Bakanlığımızla yapmış olduğum istişareler çerçevesinde Cumhurbaşkanımız, buraya ilave sosyal konut yapılması talimatı verdi. O çalışmayı da TOKİ başkanlığımız yürütüyor. Daha önce bin 200 sosyal konut inşasını, 100 binlik konutluk proje kapsamında açıklanmıştı. Talepler alındı, kuralar çekildi. Bu projelerimize ilimizde devam edeceğiz. Tüm konutlarımızı sağlıklı ve güvenli hale getirene kadar çalışmalarımızı sürdürüyor olacağız” diye konuştu.

    “Elazığ’ın her değeri bizim için kıymetlidir”

    Elazığ’ın her yeri ve ihtiyacına cevap verecek, her soruna koşacak anlamda çalışmaları yürüttüklerini aktaran Kurum, “Vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda yapılması gerekenleri bir bir proje haline getirmek suretiyle yapmaya gayret gösteriyoruz. 136 derslikli toplam 8 okulun ihalesini TOKİ başkanlığımız yaptı. Yine bölgelerimizdeki camilerimizin sosyal donatılarımızın, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu tüm alanda yürütüyoruz. Elazığspor’umuz da bizim bir değerimizdir. Elazığ, her zaman duruşu ile tüm Türkiye’ye örnek olmuş bir şehirdir. O yüzden Elazığ’ın her değeri bizim için kıymetlidir. Elazığspor içinde yapılması gereken her türlü adımı atacağımızı ifade etmek isterim” diye kaydetti.

    “Bu güne kadar 1,5 milyon konutun dönüşümünü gerçekleştirdik”

    Bakan Kurum açıklamasının devamında, “Orta hasarlı binaların güçlendirilmesi adına, kentsel dönüşümde vatandaşlarımızın kendi konutlarını uygun şartlardaki kredilerle yapabilmeleri adına 125 bin liralık kredi tutarını 200 bin liraya çıkaracak düzenlemeyi Cumhurbaşkanlığımıza gönderdik. Onaylanmasını müteakip 200 bin liraya kadar vatandaşlarımız, uygun şartlarda kredilerini kullanarak dönüşüm sürecini hızlandıracaklar. Tabi bu depremler bize Türkiye’nin her yerinde kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Burada afetzede ailelerimizin bu depremlerde ne kadar acılar çektiğini yaşayan biliyor. Dolasıyla Türkiye olarak 80 bin canımızı depremlerde yitirdiğimiz sürece baktığımızda kentsel dönüşümle ilgili sürecimizi ve projelerimizi çok daha kararlı bir şekilde yürütmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede bu güne kadar 1,5 milyon konutun dönüşümünü gerçekleştirdik. Verilmesi gereken her türlü desteği Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde vatandaşlarımıza vermeye çalışıyoruz. Her yerde gidip yerinde hızlı, gönüllü prensipleriyle dönüşüm projeleri arttırıyoruz. Bugün Türkiye’nin hemen hemen her ilinde dönüşüm projelerimiz mevcuttur. Tarihi alanlarda, kent meydanlarında, sanayi alanlarında, riskli binaların dönüşümü başlıkları altında birçok alanda dönüşüm projelerimiz var. Biz bir daha bu acıları yaşamak istemiyoruz. Biz vatandaşımızın her türlü ihtiyaç duyduğu desteği verebileceğimizi, her türlü projede vatandaşımızın yanında olduğumuzu burada bir kez daha ifade etmek isterim. Kararlı bir şekilde belirlediğimiz hedefler doğrultusunda dönüşüm sürecini tamamlayacağız” ifadelerine yer verdi.