Etiket: Hepatit

  • Hepatit A korkusu velileri tedirgin etti

    Muş’un Kepenek köyünde 28 öğrenciye hepatit A virüsü bulaşmasından dolayı tedirgin olan velilere seslenen İl Milli Eğitim Müdürü Metin İlci, “Velilerimizin tedirginlik duymalarını gerektirecek bir durum söz konusu değil. Öğrencilerimiz gönül rahatlığıyla okullarına devam edebilirler” dedi.

    Merkeze bağlı Kepenek Köyü İlköğretim Okulunda rahatsızlanan 28 öğrenci, geçen hafta Muş Devlet Hastanesinde tedavi altına alınmıştı. Öğrencilere bulaşan hepatit A virüsünden tedirgin olan veliler, çocuklarını okula gönderme noktasında tedirginlik yaşıyor. 300 öğrenci kapasiteli Kepenek Köyü İlköğretim Okuluna gelen öğrenci sayısı ise, yaşananlardan dolayı 100’ü bulmuyor.

    Okulda eğitim görmeye devam eden öğrencilerden Maviş Kalır, hastalandıkları için arkadaşlarının okula gelmediğini ifade ederek, bazı arkadaşlarının ise korktuklarından dolayı okula gelmediğini söyledi.

    Konuyla ilgili gazetecilere açıklamalarda bulunan Köy Muhtarı Nurettin Arslan ise, bulaşıcı bir hastalık olduğunu kaydederek, “Bu nedenle öğrencilerin okula gitmesi biraz tedirginlik oluşturuyor. Öğrencilerde bu nedenden dolayı okula gidemiyor. Bu konuda Muş Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğünün gerekli önlemi alması önemlidir” dedi.

    Su depolarında temizlik çalışması başlatıldı

    İl Özel İdaresi ve İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerince köyün su deposunda temizlik çalışması başlatıldığını ifade eden Muhtar Arslan, “Şu anda su depomuzda İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Özel İdaresinden gelen ekipler temizlik yapıyor. Depodaki pislik temizlenerek klor atılacak. Buradaki deponun temizlenmesinin ardından okulunda su deposunda temizlik çalışmasına geçilecek” diye konuştu.

    “Tedirginlik gerektirecek bir durum söz konusu değil”

    İl Milli Eğitim Müdürü Metin İlci ise, “Kepenek köyümüzde öğrencilerin içtikleri sudan zehirlenmesi ile ilgili bir durum hasıl oldu. İl Sağlık Müdürlüğü ve Milli Eğitim Müdürlüğümüzce yapmış olduğumuz denetimlerde, çocukların içmiş olduğu suda herhangi bir zehir bulunamadı. Bu anlamda velilerimizin tedirginlik duymalarını gerektirecek bir durum söz konusu değil. Öğrencilerimiz gönül rahatlığıyla okullarına devam edebilirler. Bu konuda İl Sağlık Müdürlüğü ve ilgili ekipler kontrol ve denetimlerini sürekli yapıyorlar. Bundan sonrada öğrencilerin okula devam etmelerini istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Öte yandan, bazı öğrencilerin hastanede tedavilerinin devam ettiği bildirildi.

  • 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Doyuk Kartal, hepatit konusunda farkındalığın mutlaka artırılması ve öncelikle risk gruplarına geniş anlamda test uygulanarak hem ulusal hem de lokal eradikasyon programların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

    ESOGÜ Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Doyuk Kartal 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü ile ilgili bir açıklama yaptı. Kartal, yaptığı açıklamada, “Halk sağlığı için küresel bir tehdit olan viral hepatitlerin anlaşılması ve farkındalığın artırılması amacıyla 2010 yılından bu yana her yıl 28 Temmuz ‘Dünya Hepatit Günü’ olarak anılmaktadır. Viral hepatitlerden hepatit B ve C kronik hepatite yol açmakta, siroz ve karaciğer kanseri gelişme riski oluşturmaktadır. Her yıl dünyada 1.34 milyon kişi viral hepatite bağlı nedenlerle ölmektedir. Hepatitlere bağlı ölümlerin yüzde 96’sı bu iki etkenle ilişkilidir. Hepatit B’den korunmak için en etkili ve güvenilir yöntem aşılamadır. Ülkemizde Hepatit B aşısı 1998 yılından beri her yeni doğan bebeğe ücretsiz olarak doğum yapılan hastanelerde ve aile hekimliğinde uygulanmaktadır. Risk taşıyan yetişkin bireyler de aşılanmaktadır. Hepatit C’nin aşısı yoktur. Bu nedenle hepatit C enfeksiyonundan korunmada en etkili yol virüsün kazanımına yol açan davranışlardan kaçınmaktır. Günümüzde kronik viral hepatitlerin tedavisi bulunmakta, mevcut ilaçlar ile virüsün çoğalması baskılanarak karaciğer hasarı önlenebilmekte ya da yavaşlatılabilmektedir. Tedavi olunmazsa hepatit B olgularının % 25’inde siroz hatta karaciğer kanseri gibi ciddi karaciğer problemleri gelişmektedir. Kronik HCV enfeksiyonu günümüzde yeni ilaçlarla nerdeyse tam olarak tedavi edilebilmektedir. Kronik viral hepatiti olan olguların tanımlanması, tedavi edilmesi ve çevresindeki insanların korunması ancak hastaların tanımlanması ile gerçekleşebilir. Dünyada viral hepatiti olan 325 milyon insanın 290 milyonu bu durumdan habersiz yaşamaktadır. Bu hastaların bulunması hepatitlerin ortadan kaldırılması hedefinde en kilit noktayı oluşturmaktadır. Bu nedenle 2018 yılı dünya hepatit günü farkındalık mesajı ‘Kayıp milyonları bulmak’ üzerine odaklanmıştır” diye belirtti.

    Hem ulusal hem de lokal eradikasyon programların hayata geçirilmeli

    Kartal, bu kapsamda küresel stratejiler yanında ulusal hatta lokal eylem planlarının da olması gerektiğini anlatarak şunları kaydetti;

    “Hekimler sağlık kuruluşuna hangi sağlık problemi ile başvurduğuna bakmaksızın risk grubundaki bireylere test yapmalıdır. Toplumun, bireyin bilinçlenmesi ve risk taşıyanlara test yapılması konusunda talepkar olması da önemlidir. Yine mahkumlar, uyuşturucu kullananlar gibi bazı risk grubundaki bireylerin kitlesel taramaları önerilmektedir. Sağlık personeli, Hepatit B taşıyıcısı anneden doğan bebekler, Hepatit B taşıyıcısı kişilerin aile bireyleri, HIV ya da HCV ile enfekte kişiler, çok sayıda cinsel eşi olanlar ve para karşılığı cinsel ilişkide bulunanlar, kan ve kan ürünleri kullananlar, hemodiyaliz uygulanan kişiler, uyuşturucu ilaç bağımlıları, cezaevinde kalan tutuklular, toplu halde bulunulan yerlerde yaşayanlar, berberler, kuaförler, manikür-pedikürcüler, itfaiye personeli, askerler, polis memurları, kazalarda ve afetlerde ilk yardım uygulayan kişiler Hepatit B için risk gruplarıdır. HCV-pozitif kişilerin aile bireyleri, ülkemizde 1996 yılından önce kan ve kan ürünü almış ya da organ nakli yapılmış kişiler, uyuşturucu ilaç bağımlıları, HBV ya da HIV ile enfekte olanlar, karaciğer fonksiyon testinde açıklanamayan anormallikler, hemodiyaliz uygulanan kişiler Hepatit C için risk gruplarıdır. Sonuç olarak hedefimiz öncelikle viral hepatitlerden korunmak olmalıdır. Korunma hususunda en öncelikli konu ise kendi sağlığı ve çevresindekiler için önlem alınması gereken, virüs ile enfekte olduğunu bilmeden yaşayan milyonlarca kişiye ulaşabilmektir. Bunun için farkındalık mutlaka artırılmalı ve öncelikle risk gruplarına geniş anlamda test uygulanarak hem ulusal hem de lokal eradikasyon programları hayata geçirilmelidir.”

  • Gümürdülü: “Hepatit C tedavi edilmezse siroz ve karaciğer kanserine yol açabilir”

    İç Hastalıkları, Gastroenteroloji ve Hepatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Gümürdülü, kronik Hepatit C hastalığı bulunan kişilerin yüzde 60’ında karaciğer hastalığının başladığını ve tedavi edilmezse siroz ve karaciğer kanserine yol açabileceğini söyledi. Gümürdülü, “Hepatit C için aşı bulunmamaktadır. Hepatit C, genellikle belirtiye sahip değildir ve bu nedenle sinsi ilerleyerek ölümcül olabilir” dedi.

    Hepatit C’nin, Hepatit C Virüs (HCV) enfeksiyonu sonucunda meydana gelen bir karaciğer hastalığı olduğunu belirten Gümürdülü, “HCV genellikle kan yoluyla bulaşır. Hepatit C akut veya kronik olabilir. Akut Hepatit C’de mikroorganizma vücuda girdikten sonraki 2- 6 ay içinde olan kısa süreli bir hastalıktır. Kişilerin çoğunda yani oransal olarak yüzde 75-85’inde akut Hepatit C enfeksiyonu kronik Hepatit C enfeksiyonuna dönüşür. Kronik Hepatit C hayat boyu devam edebilen; siroz, karaciğer kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına dönüşür ve hatta ölüme yol açabilen bir hastalıktır” diye konuştu.

    “Kan yoluyla bulaşıyor”

    Hepatit C’nin genellikle kan yoluyla bulaştığını ifade eden Prof. Dr. Yüksel Gümürdülü, kan yoluyla bulaşma riski yüksek olan bu virüs için gerekli önlemlerin alınmasını isteyerek, şöyle devam etti: “Özellikle sık kan nakline ihtiyaç duyan hemofili ve diyaliz hastaları ile uyuşturucu bağımlıları, gayri meşru cinsel ilişkiye girenler ve yeterli taramalardan geçmemiş kan alıcıları bir risk altındadır. Hastalık, aynı kaptan yemek yemekle, ortak gıda veya su tüketilmesiyle, emzirmeyle, sarılmakla, öpüşmek ve tokalaşmakla; öksürmek, aksırmak, aynı tuvaleti kullanmak, havuza girmek, aynı araçta seyahat etmek gibi yollar ile bulaşır.”

    HCV’nin genellikle enfekte kişinin kanının sağlıklı kişinin vücuduna girmesi ile bulaştığını vurgulayan Gümürdülü, sağlık çalışanlarının kullandıkları iğnelerin vücutlarına batmasıyla ya da anneden bebeğe geçebileceğini kaydetti.

    “100 kişiden 1’i sirozdan veya kanserden ölüyor”

    Kronik hepatit C hastalığı bulunan kişilerin yüzde 60’ında karaciğer hastalığı başladığını hatırlatan Gümürdülü, yüzde 20’sinde de 20 yıl içerisinde siroz geliştiğini anlattı. Hastaların yüzde 1’nin siroz veya karaciğer kanserinden öldüğünü bildiren Gümürdülü, bu süreçte özellikle alkol ve doktorun önermediği bitkisel her türlü ilaçtan uzak durulması gerektiğini aktardı.

    Hepatit C’nin de Hepatit B gibi belli başlı belirtileri olduğunu açıklayan Yüksel Gümürdülü, akut hepatit C hastalarının yaklaşık yüzde 70-80’ninde hiç bir belirti olmasa da genel olarak hastalığın; ateş, halsizlik, iştahsızlık, bulantı-kusma, ciltte sarılık, idrar renginde koyulaşma ve eklem ağrısıyla ortaya çıkabileceğini söyledi.

    “İlaç ile tedavi mümkün”

    Hepatit C’nin teşhisi ve tedavisi hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Gümürdülü, şunları söyledi: “Öncelikle tarama testi olarak kanda HCV’ye karşı oluşmuş antikoru saptayan bir tarama testi (Anti-HCV) istenmektedir. Sonuç pozitif çıkarsa ikinci bir test ile doğrulama yapılmaktadır. Anti-HCV testinin pozitif çıkması kişinin HCV ile karşılaştığını gösterir, ancak enfeksiyonun devam edip etmediğini göstermez. Eğer bu test Hepatit C, RNA testi ile doğrulanırsa korkmaya gerek yok. 10 yıl önce tedavi mümkün değildi belki; ama şimdi mümkün. Özellikle günümüzde tedavisi mevcuttur ve ağızdan alınan haplarla hastalık yüzde yüze yakın oranda iyileşme gösteriyor.”

  • Hepatit B çocukluk çağında bulaşırsa kronikleşme oranı yüksek

    Hepatitler konulu konferansa katılan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Uzman Dr. Sibel Bolukçu Kronik hepatitin gelişmesi hepatit B’nin bulaştığı döneme göre değiştiğine dikkat çekerek, “çocukluk çağında bulaşırsa kronikleşme oranı yüksek” diyerek uyarılarda bulundu.

    Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nde “Hasta Okulu Programı” kapsamında “Hepatitler” konulu etkinlik düzenlendi. Etkinliğe Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Uzman Dr. Sibel Bolukçu konuşmacı olarak katıldı. Hepatiti karaciğer dokusunda meydana gelen iltihap olarak tanımlayan Uzman Dr. Sibel Bolukçu, hepatitlerin ilaçlar, alkol, infeksiyonlar vb. gibi birçok sebepten meydana gelebileceğini söyledi. Uzman Dr. Sibel Bolukçu, günlük pratikte sıkça karşılaşılan hepatit A, B ve C virüslerinin bulaşma yollarını ve nasıl korunacağına ilişkin önemli bilgiler de paylaştı.

    En sık görülen belirti; yorgunluk

    Hepatit B’nin karaciğerde hasar geliştirmesi ile kronikleştiğini kaydeden Sibel Bolukçu, en sık görülen belirtisinin yorgunluk olduğunu söyledi. Kronik hepatitin gelişmesi hepatit B’nin bulaştığı döneme göre değiştiğine dikkat çeken Uzman Bolukçu, “Doğumda infekte olan çocukların yüzde 90’ında, 1 ila 5 yaş arasında infekte çocukların yüzde 20-50’sinde ve erişkin dönemde hepatit B ile infekte olanların yüzde 5’inden azında gelişir” diye ekledi. Bolukçu, akut ve kronik hepatit B’nin bulaşıcı olduğuna dikkat çekerek, bulaşma riskini azaltmak için şu önerilerde bulundu: “Tıraş bıçağı, diş fırçası vb. kişisel malzemelerin paylaşılmaması gerekmektedir. Hastanın açık yaraları örtülmelidir. Aile taraması yapılması, gerekirse aşılanmaları mutlaka yapılmalıdır.”

    Hepatit C yüzde 60-80 oranında kronikleşiyor

    Hepatiti C’nin yüzde 60-80 oranında kronikleştiğine de dikkat çeken Bolukçu, en sık görülen belirtisinin yorgunluktur; bunun yanında daha az rastlanan belirtilerinin ise bulantı, iştahsızlık, kas-eklem ağrısı, güçsüzlük ve kilo kaybı olduğunu kaydetti. Bolukçu kronik hastalık döneminde karaciğerde gelişen hasara bağlı olarak siroz gelişebileceğine dikkat çekerek, bu hastalarda karaciğer kanserinin de gelişebileceğini belirtti.

    Hijyen kurallarına uyarak Hepatit A’dan korunun

    Son olarak da hijyen kurallarına uyulmadığı takdirde Hepatit A’nın bulaşmasına yol açtığına değinen Bolukçu, “Virüs 4 saate kadar ellerde yaşayabilir, bu nedenle bulaşın önlenmesinde ellerin yıkanması en önemli stratejidir” şeklinde konuştu. Ayrıca hepatit A aşısının önemine de değinen Bolukçu, iki doz olarak yapılan hepatit A aşısı ile virüsten yaşam boyunca korunulabileceğini belirtti.

  • Prof. Dr. Bilgehan Aygen: ” Hepatit C önümüzdeki 15-20 sene içinde tamamen yok edilebilecek”

    28 Temmuz Dünya Hepatit günü nedeniyle açıklamalarda bulunan Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Viral Hepatit Çalışma Grubu Başkanı, Prof.Dr. Bilgehan Aygen, “Hepatit C önümüzdeki 15-20 sene içinde tamamen yok edilebilecek” dedi.

    28 Temmuz Dünya Hepatit Günü nedeniyle Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Viral Hepatit Çalışma Grubu Başkanı, Prof.Dr. Bilgehan Aygen, açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Bilgehan Aygen, Hepatit B, Hepatit C ve Hepatit D virüslerinin uzun vadede kronik karaciğer hastalığı, siroz veya karaciğer kanserine yol açtıkları için ayrı bir öneme sahip olduklarını belirterek, ” Ülkemiz Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ,Hepatit B Virüsü infeksiyonu açısından orta endemiste bölgesinde yer alırken Hepatit C Virüsü açısından düşük endemisite bölgesindedir. Ülkemizde Hepatit B oranı yüzde 2 -7 iken, Hepatit C oranı yüzde 1 civarında. Karaciğer nakli olan hastalarımızın %61’inde nakil nedeni hepatit B veya hepatit C’dir” dedi.

    Prof.Dr. Aygen, viral hepatitlerin 2030 yılına kadar yok edilmesinin global bir proje olduğunu kaydederek, “Ülkemizde bu konuda ciddi adımlar atılmıştır. 1998 yılından itibaren tüm yeni doğanlara ve risk grubunda bulunanlara Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz hepatit B aşısı yapılmaktadır. Bu aşılama programıyla 2000 yılında yüzde 12’lerde olan yeni enfekte olgu sayısı , 2012 yılında yüzde 5’ lere gerilemiştir. Ancak yine de ülkemizde 3 buçuk milyon hepatit B hastası, 750 bin hepatit C hastası olduğu tahmin edilmektedir” dedi. Prof.Dr. Bilgehan Aygen, Hepatit B virüsünden korunmanın, Hepatit D’den de korunmak anlamına geldiğini belirterek, “Hepatit A virüsü (HAV) dünyada en sık görülen akut viral hepatit etkenidir. Ülkemiz HAV infeksiyonu epidemiyolojisi açısından orta endemisite bölgesinde yer almaktadır. Hepatit A kontamine su ve besinlerle salgınlara yol açabilen, çocukluk çağında hafif belirtilerle geçirilebilirken ileri yaşlarda geçirilmesi durumunda daha ağır seyreden ve şiddetli karaciğer hastalığıyla ölümlere yol açabilen bir virüstür. Hepatit A infeksiyonundan da aşı ile korunmak mümkündür ve hepatit A aşısı 2012 yılından itibaren ülkemizde çocukluk aşıları kapsamına alınmıştır” dedi.

    “Hepatit C 15-20 yıl içinde yok edilebilecek”

    Prof.Dr. Aygen, daha kısa süreli, daha etkin ve yan etkileri tolere edilebilir yeni oral tedavi seçeneklerinin önümüzdeki yıllarda Hepatit C infeksiyonunun seyrinde önemli değişikliklere yol açacağını söyleyerek, “Yeni ilaç tedavileriyle yüksek kalıcı virolojik yanıt oranları elde edilebilmekte ve Hepatit C Virüsü infeksiyonu neredeyse tüm hastalarda tedavi edilebilmektedir. Yapılmış olan yeni çalışmalar göstermiştir ki, HCV infeksiyonu, tanısı tedavisi ve yeni bulaşmaların engellenmesine yönelik stratejiler sayesinde, önümüzdeki 15-20 yıl içinde yok edilebilecektir” dedi.

    Prof.Dr. Bilgehan Aygen, 2016 yılı Dünya Hepatit gününde, 2030 yılına kadar hepatitleri yok etmek için, Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından NOhep kampanyasının başlatıldığını ifade ederek, “

    Bu yıl Dünya Hepatit Günü’nün teması ‘HEPATİTLERİ YOK ET’ dir. Bu tema kapsamında özellikle düşük ve orta sosyo-ekonomik düzeyde olan ülkelerdeki olguların tanı ve tedavi olanaklarına erişmesi ana hedeftir. Bu hedef doğrultusunda 2030’da Hepatit B ve Hepatit C bulaşmış kişilerin yüzde 90’ına tanı konması ve yüzde 80’inin tedaviye ulaşmasının sağlanması planlanmıştır. Bu hedefe ulaşmak için toplumda büyük farkındalık oluşturulması, artmış tanı olanaklarının ülkenin her bölgesinde kullanıma koyulması, düzenli aşılama programlarının devam etmesi ve hatta artırılması, güvenli kan ürünleri ve enjeksiyon kullanımı gibi anahtar girişimlerin ülke genelinde uygulamaya konulması gerekmektedir. Viral hepatitleri vurgulayan her aktivite onun yok edilmesi için bir adımdır ” diye konuştu.