Etiket: hemoroit

  • Hemoroit hastalığı olanlar dikkat

    Doç. Dr. Fahri Yetişir, çok sık görülen hemoroit hastalığının güncel tedavileri konusunda bilgi verdi.

    Bu hastalığın son yıllarda beslenme ve yaşam şeklinin değişmesi sonucunda çok daha fazla arttığını belirten Doç. Dr. Fahri Yetişir, “Hemoroit hastalığının belirtileri; büyük tuvalet sonrasında açık kırmızı renkte kanama, anal bölgede irritasyon, kaşıntı, ağrı ve huzursuzluk hissi olabilir. Anüs etrafında şişlikler ve meme şeklinde kendini gösterebilir. Hemoroit teşhisi hastadan alınan hikaye ve fizik muayene ile genellikle konulur. Gerekli görülürse kolonoskopi dahil başka tetkiklerde yapılabilir” dedi.

    Hemoroit hastalığında günümüzde bir sürü tedavi seçeneğinin mevcut olduğunu ifade eden Doç Dr. Yetişir, “Her hemoroit hastasına aynı tedavi uygulanamaz. Hangi hastaya hangi tedavinin uygulanacağı çok önemlidir. Hatta en önemli aşama budur. Evde yapılabilecek tedaviler: Yüksek lifli gıdaların yenilmesi; Meyve ve sebzeyi daha fazla tüketilmesi büyük tuvaletin daha kolay yapılmasına sebep olur ve kabızlığın düzelmesini sağlar bu sayede daha az ıkınılır ve hemoroidin nedenlerinden kurtulma da çok önemlidir. Bölgesel yüzeyel tedaviler: Basit lokal hemoroit kremleri. Erken evre hemoroitlerde anal bölgedeki huzursuzluk ve kaşıntı hissini yok etmek için basit hemoroit kremleri kullanılabilir. Hidrokortizon içeren hemoroit kremlerini kullanırken bir haftadan fazla kullanmamak lazım çünkü bu bölgedeki cildin incelmesine neden olabilir. Sıçak su oturma banyosu: Bir leğenin içine banyo suyundan biraz daha sıcak su konularak içerisine 15-20 dakika oturulması. Anal bölgenin temizliği ve hijyeni: bu bölgenin temizliğinde ılık su kullanılmalıdır. Alkol ve parfümden kaçınılmalıdır. Temizlikten sonra kurutulmalıdır. Tromboze Dış hemoroidin tedavisi: Lokal veya genel anestezi altında tromboze olmuş olan hemoroit pakesi açılıp pıhtılaşmış kanı boşaltılır ve çok hızlı bir şekilde tedavi edilip rahatlamanızı sağlayabiliriz. Minimal İnvaziv Hemoroit tedavileri: Bant uygulaması: bu işlem özellikle iç hemoroitlerde uygulanmaktadır. Bu işlem çok basit ve hızlı uygulanabilen bir yöntemdir. Bu işlem bazen ağrıya neden olabildiği gibi işlem sonrasında kanamalara da neden olabilir. Hemoroidin kuagüle edilmesi: günümüzde teknoloji çok gelişti ve tıbbın her alanına girdi, tüm ameliyatlarda olduğu gibi hemoroit ameliyatlarında da bu teknolojik cihazlardan faydalanmaktayız. Hemoroidi kuagüle etmek için radyofrekans, infrared ve lazer kullanılabilmektedir. Bu işlemin faydaları; bu işlemler çok daha küçük ameliyat kesilerinden yapılabilmektedir ve işlem sonrasında ağrı hemoroit cerrahisi ile kıyaslayınca daha az olur. Ameliyat sonrası komplikasyon gelişme olasılığı da daha az olur. Hastaların ameliyat yaraları çok daha çabuk iyileşir. Bu işlemleri lokal anestezi altında yapılıp 2-3 saat gözetim altında tuttuktan sonra hastalar taburcu edilebilir. Hastanede yatmalarına genellikle gerek olmaz. Bu işlem sonrasında hastalar işlerine daha çabuk dönebilirler. Hemoroidin Cerrahi Tedavisi: hemoroit çok komplike olduğu durumlarda cerrahi tedavi tercih edilebilmesine rağmen cerrahi tedaviyi eskisi kadar sık kullanmamaktayız. Bu işlem genel veya lokal anestezi ile yapılabilmektedir. Bu işlem esnasında hastalıklı hemoroit dokusu cerrahi olarak çıkarılmaktadır. Stapler yardımı ile hemoroit ameliyatı: Bu işlem usulüne uygun yapıldığı takdirde daha az ağrı yapar. Standart hemoroit cerrahisinin diğer minimal invaziv yöntemler ile karşılaştırılınca; post operatif ağrı ve komplikasyon gelişme olasılığı daha fazla” diye konuştu.

    Dr. Fahri Yetişir, “Hemoroidi tedavi ederken gözden kaçan noktalardan bir tanesi hemoroide neden olan etmenlerin yok edilmesi veya azaltılmasıdır, eğer hemoroit etkenleri ortadan kaldırılmaz ise nasıl tedavi ederseniz edin tekrar etme riski çok fazladır. Şikayetiniz başladığında gecikmeden bu işin uzmanı bir genel cerraha muayene olmak lazım. Verilen tedaviye tamamen uygulamak lazım ve kontrollerine gitmek lazım. Hemoroit tedavisi uzun süreli bir tedavi ve takip gerektirir bu nedenle tedavi tamamlanana kadar doktor takibinin sürdürülmesi gerekir. Hemoroit tedavisinde zorlanıyor iseniz sizin de doktorunuza başvurup tedavinizi en optimumda götürmeye çalışmalısınız. Yoksa tedavideki gecikmeler veya ihmaller sizin tedavinizi daha da zorlaştırır” şeklinde konuştu.

  • Uzmanlardan hemoroit uyarısı

    Medical Park Ordu Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Kenan Uralkan, halk arasında ‘basur’ olarak adlandırılan hemoroidin ana nedeninin kabızlık olduğunu belirterek, sulu beslenmenin büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

    Hemoroit hastalığının toplumda çok yaygın görüldüğünü, hemoroitli hastaların çoğunda uzun süren kabızlık olduğunu belirten Opr. Dr. Kenan Uralkan, “Kabızlığın yanı sıra uzun süre devam eden ishaller de hemoroit nedeni olabilir. Daha ender olarak ise gebelik döneminde, kalça içi büyük tümörlerde, kalın bağırsağın son bölümü olan rektum kanserinde, karaciğer siroz hastalığında hemoroit gelişebilir. Bazı meslek gruplarında uzun süre oturma veya ayakta kalmaya bağlı olarak da hemoroit gelişebilir” dedi.

    “Düzenli ve sulu beslenme önemlidir”

    Kişilerin hemoroitten korunmak için ilk başta bağırsaklarını boşaltırken kesinlikle basınç uygulamamaya özen göstermeleri gerektiğini vurgulayan Opr. Dr. Kenan Uralkan, şu bilgileri verdi: “Hemoroitten korunma yolları arasında düzenli tuvalet alışkanlığı önemli rol oynamaktadır. Ayrıca doğru beslenmemek de kabızlığı tetikleyen en önemli faktördür. Bu nedenle beslenmemize dikkat etmeliyiz. Katı gıdalar, hazır gıdalar, katkılı yiyecekler, doğal olmayan yiyecekler, taze meyve sebze tüketmemek basurun hazırlayıcı faktörleridir. Daha fazla tahıl grubu, sebze yemeği ve meyve tüketilmelidir. Sebze ve meyvelerin kabuklarının soyulmamış olmasına özen gösterin. Özellikle lifli yiyeceklerin tüketimini arttırmalısınız. Bol miktarda sıvı tüketin. Ayrıca aynı varisli damarlarda olduğu gibi fazla kilolar hemoroit oluşumunda da etkili olabilir. Bu nedenle kilonuzu kontrol altında tutmalısınız.”

    Hemoroit tedavi yöntemleri

    Halk arasında basur ya da mayasıl olarak bilinen hemoroitin en iyi tedavi seçeneğinin, korunma yani oluşmasının önlenmesi olduğunu söyleyen Opr. Dr. Kenan Uralkan, şu açıklamada bulundu: “Hemoroital hastalıklar tedavi derecesine bağlı olarak değişmektedir. Cerrahi tedavi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişikliği ana tedavi yöntemleridir. Hemoroit tedavisi planlanmasında hemoroidin tipi, hemoroidin evresi ve hastada oluşturduğu şikayetlerin şiddeti göz önüne alınır. Hemoroidin ilk aşamasında, hastalığın kesin tanısının konulması ve evresinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirtilerin altında yatan kanser, kronik kolit hastalıkları (crohn, ülseratif kolit vb.) gibi daha önemli bir patolojinin atlanmaması ya da ekarte edilebilmesi için mutlaka öncelikle endoskopik tetkiklerin yapılması gerekir. Birinci ve ikinci derece hemoroitlerde meyve, sebze, lifli gıdalar ve bol su içmek gibi uygun diyet, dışkı yumuşatıcı ilaçlar, ılık su oturma banyosu ve istirahat ile tıbbi tedavi genellikle yeterli olmaktadır. Eğer kanama devam ederse lastik bantla bağlama, sklerozan ilaç injeksiyonu (iğne ile kurutma), halk arasında lazer olarak bilinen infrared ışık koagülasyonu gibi cerrahi dışı girişimler uygulanabilir. Başka sebeplerde araştırılıp ayrıca tedavi edilmelidir. Cerrahiye yani ameliyata gerek yoktur. Üçüncü derece hemoroitlerde duruma göre önce tıbbi ve konservatif yöntemlerle başlanır. Çok az vakada cerrahi tedavi gerekir. Dördüncü derece hemoroit, bu hastalarda tıbbi tedaviden klinik belirtilerde rahatlama olur ancak çoğunda cerrahi tedavi gerekir. Ancak cerrahiye engel varsa, öncelikle diyet ayarlanır, dışkılama alışkanlığı düzenlenir, dışkı yumuşatıcıları, sıcak su oturma banyoları, bölgesel ağrı kesici kremler ile konservatif tıbbi yöntemlere devam edilir. Hekime düşen görev, gerektiğinde posalı diyet ile desteklenerek hastalara defekasyon disiplininin öğretilmesi ve yanlış alışkanlıklardan arındırılmasıdır. Cerrahi tedavide; klasik cerrahi yöntemler halen uygulanmakla birlikte yeni yöntemlerde kullanılmaktadır. Longohemoroidopeksi (zımba tekniği), son on yılda güvenilirliği, operasyon sonrası ağrısız olması ve birkaç gün sonra normal hayata dönebilme avantajları nedeniyle öne çıkmıştır. Hastanemizde de uygulanmakta olan bu yöntemi hastalarımıza öneriyorum.”