Etiket: Hedefliyoruz”

  • Başbakan Yıldırım: “3 yıl içinde yüzde 5,5 asgari büyüme hedefliyoruz”

    Başbakan Binali Yıldırım, “2017’de dünyada Çin ve Hindistan’dan sonra en fazla büyüyen ülke Türkiye’dir. 2017 yılında büyüme oranımız 6 ile 7 arasında bir noktaya ulaşmış olacak. Bu orta vadeli planla 3 yıl içinde yüzde 5,5 asgari büyüme hedefliyoruz” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, ‘Antalya Kentsel Dönüşüm ve Stratejik Yaklaşımlar Kurultayı’na katıldı. Başbakan Yıldırım’ın katıldığı kurultayda Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, AK Parti Antalya Milletvekilleri Gökçen Özdoğan Enc, Hüseyin Samani, Mustafa Köse ve Atay Uslu, AK Parti Antalya İl Başkanı Rıza Sümer, AK Partili ilçe belediye başkanları yer aldı. Başbakan Yıldırım, “2017’de dünyada Çin ve Hindistan’dan sonra en fazla büyüyen ülke Türkiye’dir. 2017 yılında büyüme oranımız 6 ile 7 arasında bir noktaya ulaşmış olacak. Bu orta vadeli planla 3 yıl içinde yüzde 5,5 asgari büyüme hedefliyoruz” dedi.

    “Dünyada sadece devletler yarışmıyor, şehirler de yarışıyor”

    Dünyanın gelişme hızı ve Türkiye’nin geldiği seviye göz önüne alındığında şehirlerin çok büyük hedeflere ulaştırılmasının zaruri olduğunu söyleyen Başbakan Yıldırım, dünyada sadece devletlerin yarışmadığını ve şehirlerin de yarıştığını belirtti. Şehirlerin kadim değerlerini koruyarak çağın getirdiği şekilde yeniden ele almaları gerektiğini belirten Yıldırım, “Cumhurbaşkanı’nın ısrarla söylediği bize verdiği bir hedef var, yatay mimariyi tercih edin. Daha insani ve ruhu olan, insanların birbiri ile kaynaşması için yatay mimari ve geniş alanlar herkesin özlediği bir şeydir. Kültür dokumuzun korunmasını şehircilikle olmazsa olmaz önceliğimiz olarak görüyoruz. Çocuklara, gençlere, kadınlara, engellilere, bütün vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde planlama mecburiyetiz var” şeklinde konuştu.

    “Her yıl 500 bin konutun dönüştürülmesi lazım”

    15 yıl önce büyük bir kentsel dönüşüm seferberliği başlattıklarını dile getiren Başbakan Yıldırım, depremin yıkıcı etkilerini bilen bir millet olduklarını ifade etti. Yıldırım, “Depremi yaşayan biri değilim ama Erzincan depremini bilen biriyim. Babaanne ve anneannemin nasıl yıkım ile karşı karşıya kaldığını hep dinledim. Babamın halası bir hafta sonra sağ salim tesadüfen çıkarıldı. Erzincan 1939’da yerle bir oldu. Şimdiki Erzincan, eski Erzincan değil. Şehir depremden sonra kuzeye taşındı. Deprem öldürmüyor ama depreme hazırlıksızlık öldürüyor. Depreme hazır olmak için çok ama çok sıkı çalışmamız lazım. Zaman çok geniş değil ama mutlaka deprem olacak. İstatistikler bunu gösteriyor. Her yıl 500 bin konutun dönüştürülmesi lazım. 7,5 milyon yapının yeniden yapılması lazım. Türkiye’nin yapı stoku 20 milyon civarında. Binaların üçte biri ya ruhsatlı ya da planlara, projelere uygun yapılmamış ya da depreme karşılamayan yapılar. Bütün bunları dikkate aldığımızda bugünkü performansımız yeterli değil” dedi.

    “Son 15 yılda hiç krize girmeyen sektör inşaat sektörüdür”

    TOKİ başta olmak üzere çok ciddi çalışmaları olduklarını söyleyen Başbakan Binali Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Milletvekili olduğum İzmir’de yapıların yüzde 62’si dönüşüme tabi yapılardan oluştu. Onlarca yılın getirdiği sorunu hal etmek için yine 40-50 yıla ihtiyaç var. Ancak bu kadar zaman yok. Bu dönüşümü 15 yıla sığdırmamız gerekiyor. Kaynak kendi kendini finansal edecek potansiyele sahip. Büyük şirketler var. Bu dönüşümü en güzel şekilde yapabilme kabiliyetine sahibiz. Başka ülkelerde inşaat sektörü o kadar dinamik değil. Bizde son 15 yılda hiç krize girmeyen sektör inşaat sektörüdür. İnşaat sektörü deyip geçmeyin. Tepeden tırnağa bütün sektörü etkiliyor.”

    “Siyaset her zaman hakikat ile örtüşmüyor”

    TOKİ’nin son 14 yıl içinde kentsel dönüşüme yönelik 17 milyar liralık ihale gerçekleştirdiğini söyleyen Başbakan Yıldırım, kentsel dönüşüme tabi yapılan işlerin yüzde 38’e çıktığını ifade etti. 81 ilde dönüşüme tabi tutulması gereken yapıların tespitinin yapıldığını söyleyen Yıldırım, “Siyaset her zaman hakikat ile örtüşmüyor. Kentsel dönüşüm dediğimizi zaman siyasi rakipler rantsal dönüşüm niyetin var diyor, niyet okumaya başlıyor. Böyle bir şey yok, tartışma ile işin özünden çıkıyor. Zaman kaybı oluyor. Zaman kaybının değeri paradan daha değerli. Parayı kaybedersiniz tekrar kazanırsız, zamanı tekrar kazanma şansınız yok. Her gün hesabınızda 86 bin 400 saniye yatıyor. Ertesi gün bakiye sıfır. Parada kullandığınız miktarı gidiyor geri kalan öbür güne devrediyor. Lüzumsuz işleri bir tarafa bırakıp memleket için aynı noktaya kilitlenmemiz lazım” dedi.

    “Hepsini TOKİ yapsın diye beklemeyeceğiz”

    Kentsel dönüşümdeki temel prensibin yerinde dönüşüm olduğunu söyleyen Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

    “Vatandaş bu iş geleceğim için iyi bir iştir demeli. Vatandaşı bu noktaya getirmeden, emir vaki ile zorla dışarıyı çıkarttığınız zaman onu anlamaz. Hayal satmak zordur. Aynen Bizin 16 Nisan’da gibi hayırcılar mevcudu anlatır, biz geleceği anlattık. Bizim işimiz zordu. Biz zoru başardık. Bu işin 2 yolu var. Vatandaşın rızası alınacak ve yerinde dönüşüm yapılacak. Ya da rezerv alanında dönüşümü yapıp vatandaşı oraya götürüp göstereceğiz. Bunu yapınca iş daha kolay oluyor. Ama bunu her yerde yapma şansımız yok. Büyükşehirlerde alan yok. Sadece depreme dayanıklı bina yapmakla kalmayacağız. Burası bir yaşam alanına dönüşecek. Eğitim ve yeşil alanları, sosyal tesisleri ile adeta bir külliye gibi eser ortaya koymamız gerekiyor. Bu hedefi gerçekleştirmek için uzun bir zaman yok. İşi dağıtacağız. Hepsini TOKİ yapsın diye beklemeyeceğiz, kuralları koyduktan sonra herkes o çerçevede yapacak. İstihdam da oluşturacak, piyasa hareketlilik devam edecek.”

    “Harç muafiyeti yüzde 150’ye çıkartılacak”

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kentsel dönüşümde harç muafiyetinin yükseltme kararı aldığını ifade Başbakan Yıldırım, harç muafiyetinin yüzde 150’ye çıkartılacağını belirtti. Yıldırım, “Malikleri yapılan yardımlarda hak kaybını gidermek amacıyla ikamet şartını kaldırıyoruz. İkamet ediyorsan verilecek yoksa verilmeyecek, böyle bir şey olmaz. Madem bu işi yapacağız buradaki engelleri kaldırmamız lazım. Eğer bir dönüşümü şehir karar verilirse burada bu haklardan yararlanma imkanı getiriyoruz. Gecekondu sahipleri, kiracılar ve mülkiyetini belgelendiremeyenler veya tapusunu alamayanlarda aynı sorun var. Mülkiyet sorunu yoksa dönüşüm ihtiyacı yok. Dolayısıyla bir karar alıyoruz ama uygulaya gelince aldığımız kararların hiçbirinin sahada tatbik imkanı yok. Bu mağduriyeti gidermek için mülkiyetini belgeleyemeyenlere katkı vereceğiz. Dönüşüm sürecinde vatandaşı yanlış yönlendirenlere olduğunu gördük. Maalesef bu yanlış yönlendirilmelerle, hileli hisseli devirlerle, yurt dışına küçük bir hisse satışı ile tebligat sorununu oluşturma ve dönüşümün hızını kesme engelleme girişimlerini gördük. Bu tıkanıklığını önüne geçilmesi için kentsel dönüşümde bu tebligat oyununun önüne geçilmesi için kentsel dönüşümde elektronik tebligat uygulamasına geçeceğiz” şeklinde konuştu.

    “Kentsel dönüşümde belediyeler zorluk çekiyor”

    Kentsel dönüşümle ilgili olarak belediyelerin zorluklar yaşadığını belirten Başbakan Yıldırım, “Belediyeler dönüşüm konusunda istekliler, bu sıkıntıları da gidereceğiz. Kredilendirme noktasında belediyeler limiti dolunca kredi alamıyor. Kentsel dönüşümü hariç tutacağız. Borçlanma sınırına bunu dahil etmenin anlamı yok. Kentsel dönüşüm yapan belediyelere hem finans hem kaynak desteği öngörülüyor. Bürokrasi fazla, bunu azaltmak gerekiyor. Bunun için de bakanlık bir çalışma başlattı. Dönüşüm alanları için imar askı planları azaltacak. Alan bazlı dönüşüme teşvik edeceğiz. Planlamayı başaramıyorsak başarısızlığı planlıyoruz demektir. Daha fazla yeşil alan, sosyal alanları dikkate alan yaşayan şehirler yapmamız gerekiyor. Ruh olmazsa binada yaşayanının ruhu sıkılır. Bankalarda temin edilecek kiraya yardımı sağlamaya devam edeceğiz. Hatta önümüzdeki yıldan itibaren çok kentsel dönüşüme yönelik faiz tarifesini devreye sokacağız. Bundan böyle kamu idareleri kendi aralarında işbirliği protokolü ile kentsel dönüşümü gerçekleştirecek. Belediyeler birbiri ile çalışabilecekler. Bu işleri hızlandırmamız gerekiyor Kamunun üstünden kamulaştırma yükünü azaltmamız gerekiyor. Yol geçen yerin değeri artıyor. Öyle bir uygulama var ki hem yol geçiyor diye para alıyor, hem de bina ve arsası değerlendiriyor. Yoldan da yolunu buluyor. Bu haksız bir şey, eğer orada bir artı değer oluşuyorsa adil bir paylaşıma ihtiyaç var. Kazanç elde edenlerin katkı sunması lazım” ifadelerini kullandı.

    “Dönüşüm yerlerinde oranı düşüreceğiz”

    Dönüşüm yapılan yerlerde yüzde 100 mutabakat arandığını ifade eden Yıldırım, oranı düşüreceklerini dile getirerek, “Yüzde 66 ya da 3/2 oranında karar verilirse böylece dönüşüm kararı alınmış olacak. Biz bunları yaparken ülkenin geleceği hakkında plan yapanlar boş durmuyor. Biz hayra onlar şerre çalışıyor. Hayır da şer de Allah’tan, biz iyi niyetle çalışacağız, milletin yüzünü güldürmeye devam edeceğiz. Bugüne kadar birçok engel ile karşılaştık, şimdi başka yollar deniyorlar. Bu ülke bu topraklar çok büyük sınavlar verdi. Millet en son sınavı 15 Temmuz’da verdi, bu bayrak inmedi, ülkeyi millet alçaklara teslim etmedi. Bu hesabı yapanların 1000 kere düşünmesi lazım. Asla hürriyetin taviz vermez. Egemenlik milletimiz karakteridir” şeklinde konuştu.

    “Orta vadeli planla 3 yıl içinde yüzde 5,5 asgari büyüme hedefliyoruz”

    Ekonomi üzerinden Türkiye’nin sıkıştırılmaya çalışıldığını söyleyen Başbakan Yıldırım, bunu yapanların yeni bir yanlışın içene girdiğini belirtti. Yıldırım, “İhracatımız artıyor. Bir yıl içinde 1 milyon 300 bin vatandaşa iş sağladık. Son ekim ayında en büyük ihracat rakamları ulaştık. Bu dalgalanmalar geçicidir. ABD’nin ekonomi ile ilgili aldığı kararlar, bölgesel istikrarsızlık ve gelişmekte olan ülkelerin bazı aleyhte söylemleri kısa süreli de olsa piyasalarda hareketlenmeye neden oldu. Bu bizim öngördüğümüz bir şeydi. Türkiye hala göstergelerde dünyanın en önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. Bütçe açığı kriterlerin altında. Kamu borcu milli gelirin yüzde 30’unun altında. Endişeye mahal yok. Biz dalgalanmalara yönelik darbeden sonra Türkiye göçtü filan diye büyük laflar ettiler. ABD seçimleri oldu bir dalgalanma daha oldu. 2017’de dünyada Çin ve Hindistan’dan sonra en fazla büyüyen ülke Türkiye’dir. 2017 yılında büyüme oranımız 6 ile 7 arasında bir noktaya ulaşmış olacak. Bu orta vadeli planla 3 yıl içinde yüzde 5,5 asgari büyüme hedefliyoruz” dedi.

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki de, Türkiye’nin depreme hazırlanması, yapı stoğunu daha dayanıklı hale getirilmesi amacıyla bu çalışmanın Cumhurbaşkanı’nın isteğiyle başladığını söyledi. Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu belirten Özhaseki, son yüzyılda 56 depremde 83 bin insan hayatını kaybettiğini söyledi. Özhaseki, “Adalar segmentinde eski depremin süresi dolmuş gibi görünüyor. Bütün bilimsel çalışmalarda 2030’a kadar adalar açıklarında 7 büyüklüğünde üzerinde deprem olacağı. Böyle bir deprem bizi büyük bir sıkıntıya sokar. Son büyük depremin üstünden 500 sene doldu ve deprem olacağı bilim adamları hem fikirler. Kentsel dönüşümle deprem riskini fırsata dönüştürerek ekonomik bir kazanç olacak. Kendi piyasamıza 150 milyar lira her sene bir giriş olacak. Konut yapımında 250 sektör çalışma yapıyor. Bu 250 sektörün yakın zamanda daha hareket hale gelecektir” dedi.

  • “Türkiye’nin bölgesinde lider olmasını hedefliyoruz”

    Jeunesse Global’in faaliyet gösterdiği 141 ülke arasında Şubat-Mart döneminde en hızlı büyüyen ülke Türkiye oldu. Şirketin Türkiye, Balkanlar ve Kıbrıs Genel Müdürü Devrim Hamaratlar “Türkiye’nin bölgesinde lider olmasını hedefliyoruz” dedi.

    Cilt bakımından gıda takviyelerine, kilo yönetiminden genç görünüm sistemi ürünleriyle 141 ülkede yer alan Jeunesse Global, faaliyet gösterdiği 141 ülke arasında Şubat-Mart döneminde en hızlı büyüyen ülke Türkiye oldu. Jeunesse Global’in Türkiye hedefleri ve ürünleri, Jeunesse Avrupa Başkanı Kyle Copeland, Türkiye Balkanlar ve Kıbrıs Genel Müdürü Devrim Hamaratlar ve Ürün Danışma Kurulu Direktörü Dr. William Amzallag’ın da katıldığı basın toplantısı ile tanıtıldı.

    “Türkiye’nin bölgesinde lider olmasını hedefliyoruz”

    Jeunesse Global’in Türkiye’deki hedefleri ve yenilikçi ürünlerini kamuoyuyla paylaşmak üzere düzenlenen basın toplantısına Jeunesse Avrupa Başkanı Kyle Copeland, Türkiye Balkanlar ve Kıbrıs Genel Müdürü Devrim Hamaratlar ve Ürün Danışma Kurulu Direktörü Dr. William Amzallag katıldı.

    Türkiye, Balkanlar ve Kıbrıs Genel Müdürü Devrim Hamaratlar toplantıda yaptığı konuşmada, “Jeunesse Global’in misyonu, insanların potansiyellerini açığa çıkarmak, birbirlerini güçlendirirken genç görünerek, dünyaya pozitif etki etmesini sağlamaktır. ‘Tek Takım, Tek Aile, Tek Jeunesse’ sloganıyla hızla büyüyen Jeunesse, 140 ülkeye ulaşan başarı yolcuğunu artık Türkiye’de de sürdürüyor. Yenilikçi ve özel içerikli ürünleriyle ayrışan Jeunesse’in Türkiye’de çok büyük hedefleri var ve şimdiden önemli başarılara imza attık. Türkiye, Jeunesse dünyasındaki 141 ülke içerisinde Şubat-Mart döneminin büyüme lideri oldu. Bu başarı, Türkiye’deki hedeflerimiz açısından bizi çok motive etti. Jeunesse Global ürünlerinin Türkiye’de sevilmesi hedeflerimizi gerçekleştirmemizde ve kalıcı kılmamızda bize güç katıyor. 2017 yılı için 50 bin distribütör sayısına ulaşmak istiyoruz. Türkiye pazarına Luminesce, Instantly Ageless, Reserve ürünleriyle giren Jeunesse, 2017 yılında kendi bölgesinde birinci olmayı hedefliyor. Biz Jeunesse olarak, büyük ailemiz ve devrim yaratan ürünlerimiz kadar, Türk insanının azmine ve pozitif enerjisine de güveniyoruz. Türkiye’de de hızla büyüyerek, hedeflerimize birlikte büyük bir aile olarak yürüyecek, birlikte başarılı olacak, birlikte kazanacağız” dedi.

    Jeunesse Avrupa Başkanı Kyle Copeland, “Jeunesse Global, dünyada her geçen gün büyümeye devam ediyor. Global perspektifte yaptığımız yatırımların bir yansıması olarak Türkiye’de de büyümeye devam ederek uzun yıllar pazarda kalma arzusu içerisindeyiz. Jeunesse olarak, dünya genelinde kabul görmüş etik kuralları her zaman için işimizin odak noktası olarak görüyoruz. Dolayısıyla yaptığımız her büyüme hamlesinde her inovatif ürünümüzde etik ilklerimize bağlılığımızdan asla taviz vermiyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Ergaz Genel Müdürü Abubekir Yağız: “Yüzde 30 büyümeyi hedefliyoruz”

    Enerji sektörünün köklü kuruluşu Ergaz&Bluepet’in bölge temsilcileriyle 2017 yılı ilk idari toplantısı yapıldı.

    Enerji Piyasası rekabet şartlarının değerlendirildiği ve tüp gazlarda yeni uygulanan QR Code Tüp Tanımlama Sistemi hakkında BUYASİS firması tarafından ayrıntılı bir sunumun yapıldığı toplantıda, Ergaz AŞ. Genel Müdürü Abubekir Yağız ise büyüme hedeflerini anlattı.

    Kocaeli Emex Otel’de gerçekleşen ve iki gün süren toplantıda, 2016 yılı LPG, otogaz ve akaryakıt satışlarının genel değerlendirilmesi yapıldı.

    Tesis müdürlerinin, saha satış sorumlularının ve genel merkez çalışanlarının katıldığı toplantıda özellikle karekod uygulaması üzerinde duruldu.

    Karekod Tüp Tanımlama Sistemi hakkında BUYASİS firmasından Burak Yazıcı, Gürhan Şengül, Hasan Bozok ve Emre Kaçmaz 15 Ekim 2016 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren sıvılaştırılmış petrol gazları (LPG) tüplerinin piyasada takip edilmesine ilişkin tebliğde belirtilen takip sisteminin uygulamasında; üretim alanı içindeki dolum, depolama, sevkiyat ve müşteriye teslim aşamasında uçtan uca çözümler konularını ayrıntılı şekilde anlattı.

    Ergaz Genel Müdürü Abubekir Yağız 2017 yılında yüzde 30 büyüme hedeflediklerini söyleyerek “İyi bir şirket olmak için, şirket çalışanlarının kendisiyle barışık olması ve iyi bir geçmiş muhasebesi yapması şart. Biz geçmişte nasıl başarılar elde ettik, ne gibi hatalar yaptık, bunları bulabilirsek önümüze daha sağlıklı bakarız daha sağlam adımlar atmış oluruz. Bir toplum, bir kurum, bir aile kendi değerlerini kendisi oluşturur. Başarılarına kendini bağlar ve bilgisi, becerisiyle ortaya koyar ve başarısızlığını da maalesef kötü alışkanlıklarıyla ortaya koyar. 40 yıllık bir şirketiz, gerçekten şimdiye kadar hiç kimseyi mağdur etmemişiz. Ne ortağımızı mağdur etmişiz ne çalışanımızı mağdur etmişiz ne de devletimize karşı olan sorumluluklarımızda herhangi bir sıkıntı yaşamışız ve bu çizgide de yolumuza devam etmek istiyoruz. İnsanları, toplumları ve kurumları geri bırakan huy ve alışkanlıklardır. Bunları değiştirmeyen toplumlar çağa ayak uyduramaz, çağın gereğini yakalayamaz, kendisini boşu boşuna avutur, problemler ortaya koyar, bu nedenle de başarılı olamaz. Rakiplerimize oranla bizim avantajlarımızı doğru stratejiyle satışa çevirmeliyiz. İki yıl öncesine göre satışlarımızın arttığını, bunun sebebininde strateji değişikliği olduğunu söyleyebilirim. Bu sene yüzde 30 oranında büyüyebiliriz” dedi.

    Yağız, bir şirketin büyüyebilmesi için samimiyetle çok fazla çalışmak gerektiğini belirtti.

  • Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: “Tıbbi aromatik bitkilerde 5 milyar dolar ihracat hedefliyoruz”

    Orman ve S İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, yakın bir zamanda ihale edilen Kırık Barajı’nın temelini Mart ayında atacaklarını belirterek, son 13 yılda Türkiye’de 1,5 milyon hektar orman alanının arttığını ve 1,6 milyar metreküpte odun servetinin bulunduğunu kaydetti. Bakan Eroğlu, ayrıca tıbbi aromatik bitkilerde şuan 600 milyon dolar olan ihracatı yakın bir zamanda 5 milyar dolara çıkartmayı hedeflediklerini söyledi.

    Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü tarafından Yukarı İsmailli Köyünde düzenlenen ‘Orman Bakımı ve Üretimi’ tatbikatına katıldı. Ankara’dan Kastamonu’ya havayolu ile gelen Bakan Eroğlu, Karadere Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Orman Üretim Sahası’nda incelemede bulundu, köylüler ve orman çalışanlarıyla bir süre sohbet etti. Kendisini karşılamaya gelen uzun bir kuyrukla tek tek selamlaşan Bakan Eroğlu, ayrıca gözleme pişiren kadınların yanına da giderek, kendi elleriyle gözleme pişirdi ve vatandaşlara ikram etti. Ardından orman kesiminde kullanılan malzemelerin yer aldığı standı gezen Bakan Eroğlu, görevlilerden ürünler hakkında bilgi aldı. Daha sonra orman içerisinde ağaç kesme teknikleri konusunda da bilgiler alan Bakan Eroğlu, görevlilerin ağaç kesme çalışmalarını gözlemledi. Budama tekniklerini de yerinde gören Bakan Eroğlu, iki orman köylüsü vatandaşların eski usulle ağaç kesmesini izledi. Traktör kullanarak oranlık alandan odun çeken Bakan Eroğlu, odunların araçlara yüklenmesine de yardım etti.

    Son olarak beraberindekilerle birlikte resim sergisini gezen Bakan Eroğlu, orman köylüsü ve orman işçileriyle bir büyük aile olduklarını ifade ederek, orman işçilerinin bir tehdit görülmesinin eski devirlerde kaldığını belirtti.

    Ormanların önemine dikkati çeken Bakan Eroğlu, “Kastamonu orman teşkilatının ormancılık açısından başkentidir. Esasen yüz ölçümünün yüzde 67’si ormandır. Alan olarak, odun serveti olarak en fazla orman Kastamonu’dadır. Bizde buraya çok büyük önem veriyoruz. Bazıları orman üretim sahasındaki çalışmaları ağaç kesimi olarak nitelendiriyor. Bunu söyleyenler işi bilmeyenlerdir. Ormanlara bakım ve seyretme olmasa ormanlar dağılır. Yaşlanmış ağaçlar belirli bir yaşa ulaştığında ölür. Ağaçlar ayakta ölür, yaşlanan ağaçları kesiyoruz, gençleştirme çalışmaları yürütüyoruz, seyretme çalışmaları olmaz ise ormanlar büyümez, gelişmez. Bu nedenle her zaman bu ağaçların bakımı oluyor yaşlı ağaçlar kesiliyor. Bu çalışmalarımız rutin bir çalışmadır. Türkiye Avrupa’da sunta üretiminde birinci sıradadır. Dolayısıyla kesilen ağaçları hem sanayimize kazandırılıyor, hem de yöre halkına gelir getiriyor. Bu zor bir işi tüm ormancılara ve tüm orman köylülerine teşekkür ediyorum” dedi.

    “Orman köylüleri hasım değil, bizim için hısımdır”

    Orman köylülerinin hasım olmadığını aksine hısım olduğunu söyleyen Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Orman ve Su İşleri Bakanlığı çalışanlarının önemli hizmetlere imza attığını belirterek, orman köylüleriyle birlikte organize şekilde çalışarak Orman köylülerine katma değer kazandırdıklarını kaydetti.

    Orman köylülerini hasım değil, hısım olarak gördüklerini ifade eden Bakan Eroğlu, şunları kaydetti: “Bizim işimiz dağda bayırda, hizmetimiz bu nedenle görünmüyor. Kıbrıs’a su götürüyoruz, denizin altında gittiği için kimse görmüyor. Türkiye’nin su hizmetini sorunsuz yürütüyoruz, şehir içlerinde de her tarafı ağaçlandırıyoruz. 21 Martta Cumhurbaşkanımız detaylarını açıklayacak, ben kısa bir bilgi vermekle yetineyim. 5 bin orman köyüne 5 bin gelir getirici orman kuracağız, böylelikle köylülerin hayat seviyesini yükselteceğiz. Bu hepimizin de boynunun borcu. Geliri vatandaşlara olacak, ormanları biz kuracağız. Bakımı ve kurumu tamamen orman bakanlığı öncülüğünde olacak. Masraflar bizden geliri ise size. 49 yıllık da sertifika vereceğiz o köylü o alanı 49 yıl kullanacak. Kastamonu’da çok güzel ormanlar var bal ormanları kuracağız, paraları yoksa kovan da vereceğiz, yüzde 20’si hibe kredi de vereceğiz, istiyoruz ki dünyaya tanıtılacak bir bal yetiştirelim”

    Kastamonu’da arsası olan fakat şehir dışında yaşayan vatandaşlara da bir müjde veren Bakan Eroğlu, istedikleri durumda arazilerine yüzde 65’i orman bakanlığından olmak üzere gelir getirici meyve ağaçları dikeceklerini belirtti. Bu şekilde insanların başka bir şehirde de yaşasa arazilerinden kazanç elde edebileceklerini belirten Eroğlu, orman köylülerine faizsiz 1 koç ve 30 koyun vereceklerini de sözlerine ekledi.

    “Kırık Barajı’nın temeli Mart ayında atılacak”

    Türkiye’nin dört bir yanını barajlar ve göletlerle donattıklarını vurgulayan Bakan Eroğlu, Kastamonuluları susuz bırakmayacaklarını ve Kırık Barajı’nın temelini kısa süre sonra atacaklarını ifade etti.

    Kırık Barajı’nın otoyol nedeniyle biraz geciktiğine işaret eden Eroğlu, “Sorunlar çözüldü, Kırık Barajı’nın temeli atıyoruz. Ben şahsen 1000 gölet, 420 barajla dünyada en çok baraj yapan bakanım” dedi.

    Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş, Bakan Eroğlu’na Kırık Barajı’nın ihalesinin tamamlandığını ve yer tesliminin yapıldığını belirterek, “Sayın Bakanım, temel atmak için sizlerden gün vermenizi istiyoruz” diye konuştu.

    Bunun üzerine Bakan Eroğlu, Kırık Barajı’yla birlikte yapılması planlanan otoyol ve tünellerin temelinin Mart ayında Kastamonu’ya gelerek atacağını kaydetti.

    Bir gazetecinin “Devlet Su İşlerinin, Tarım Bakanlığına bağlanması durumunun olup olmadığını sorması üzerine Bakan Eroğlu, “Yanlış bir bilgi öyle bir şey yok. Orman ve Su İşleri Bakanlığı bir bütündür. Yanlış anlama var. Tarım Bakanlığının zaten işi çok fazla. Suyla değil de sütle ilgilenirlerse daha faydalı olur” şeklinde konuştu.

    Bakan Eroğlu, ayrıca Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi’nin (NASA) kuraklıkla ilgili açıklamasını da bilime dayandırılmadan yapımlık cahilce bir açıklama olduğunu belirterek, “NASA’nın geçen yıl 600-900 yıllık kuraklık olacak diye bir beyanat vermiş. Birkaç tane ağaç kesilmiş buradan kaç yıl kuraklık olabilir diye tahmin edilmiş. Bilimsel olmayan bir çalışma yapmış. Ben buna karşı çıkınca Veysel Eroğlu, NASA’ya karşı çıkıyor dediler. Ben uzay faaliyetlerine karşı çıkmıyorum. Ben NASA’nın yaptığı bu araştırmanını tahmininin çok kaba olduğunu söylüyorum. Ben, kuraklık falan yok diyorum” ifadelerini kullandı.

    “Son 13 yılda orman alanlarımız 1,5 milyon hektar arttı”

    Dünyada her yıl giderek azalan orman alanlarının Türkiye’de son 13 yılda 1,5 milyon hektar arttığına dikkati çeken Bakan Eroğlu, “Orman teşkilatı, orman köylüsüne sadece doğrudan burada çalışanlara 1 milyar liradan fazla para aktarıyor. Ayrıca Orköy destekleriyle de orman köylüsüne katkı vermeye devam ediyoruz. Orman köylüsünün her yıl bizden talep ettiği vaisi yani peşin ödeme bedelini de yüzde 8 arttırıyoruz. Enflasyonun üzerinde bir artış sağlayacağız” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin yurtdışından 30 milyon metreküp odun ithal ettiğine değinen Bakan Eroğlu, şöyle konuştu: “Biz, daha önce bu ithal edilen odunun ancak 3’te 1’ini karşılayabiliyorduk. Allah’a şükür şuanda bu ithal edilen 30 milyon metreküp odunun yaklaşık 20 milyon metreküpünü Orman teşkilatı olarak bizler karşılıyoruz. Yeterli mi değil, geçtiğimiz günlerde ormancılarla bir toplantı düzenledik. Arkadaşlarımızdan söz aldık. Bunu 25 milyon metreküpe çıkartmak için sıkı bir çalışma yapacağız inşallah. Hem bakacağız, hem koruyacağız hem de orman köylüsüne destek vereceğiz. Bu sayede inşallah orman teşkilatımız 2019 yılında Dünya’da ilk 7’ye yükselecektir”

    Tomruk üretiminin dışında bazı küçük dal parçalarının olduğunu ve bunlarında fabrikalarda değerlendirildiğini söyleyen Eroğlu, şunları söyledi: “Bu parçalarda değerlendirilerek kıymık haline getiriliyor. Orman dışındaki bu parçalarda fabrikalarda işleniyor. Bu sayede ormandaki her şeyi değerlendirmiş oluyoruz. Kesmeden bakım olmuyor. Keserek, miadını doldurmuş veya sık ağaçları kesmek suretiyle hem diğer ağaçların büyümesine imkan veriyoruz hem de odun servetimiz artıyor. Orman dışındaki alanları ağaçlandırıyoruz. Yol kenarları, hastaneler, ana yollar, okullar, karayolları, köy yolları gibi yerlerin etraflarını ağaçlandırıyoruz. Mezarlıklar, camilerin avluları, hastanelerin avluları, okul bahçeleri gibi yerlerle protokol imzaladık. Daha önceden şehir içinde değildik, artık şehir içine de girdik. Bu alanları gelir getirice ağaçlarla donatıyoruz. Bunları köylülere veriyoruz. Üç yıl bakım masrafları bize ait. Geliri tamamen köylüye ait olmak üzere bunları içerisinde ceviz eylem planı var, badem eylem planı gibi projeler var”

    “Tıbbi Aromatik bitkilerde 5 milyar dolar ihracat hedefliyoruz”

    Tıbbi Aromatik Bitkilerde şuan 600 milyon dolar olan ihracatı 5 milyar dolara çıkartmayı hedeflediklerini anlatan Bakan Eroğlu, şöyle devam etti: “Tıbbi aromatik bitkilerle ilgili büyük bir seferberlik başlattık. Bu seferberlik çok önemli, artık vatandaşlarımız kimyasal ilaç almak yerine bitkilerle şifa bulmak yönünde bir temayül var ki, tıbbı bitkilerin sağlık açısından çok faydalı olduğu anlaşıldı. Özellikle Almanya’da hem tıbbi bitkilerle ilgili eczaneler var, hem de normal eczaneler var. Biz, bu konuda çok geri kalmıştık. Ancak orman teşkilatı buna da el attı. Tıbbi Aromatik Bitkiler Merkezini kurduk. Şuanda 600 milyon dolarlık ihracat yapıyoruz. Defneden ada çayına kadar, kekikten diğer ürünlere varıncaya kadar geniş bir yelpazemiz var. Bunun için odun dışı dediğimiz ürünler içinde daire başkanlığı kurduk. İnşallah hedefimizde 5 milyar dolarlık ihracat yapma hedefimiz var. Ülkemizin çeşitli yerlerinde bal ormanları kuruyoruz. Kastamonu’ya da bir müjde vereyim. Kastamonu’da sertifikalı bal ormanı, kestane bal ormanı, çiçek bal ormanı gibi bal ormanları kuracağız. Destekler bakanlık olarak bizden, ilgili kurumlarımız vatandaşlarımıza sertifika vereceğiz. Bu şekilde bal ormanları oluşturacağız. Organik ve şifa dolu Kastamonu’nun ormanlarının balını bütün dünyaya pazarlayacağız. Dünyada orman varlığı artık azalıyor. Ama merak etmeyin bizim ülkemizde orman varlığı giderek artıyor. Bizim odun servetimiz hem de orman bakımından alanımız artıyor. Son 13 yılda orman alanları 1,5 milyon hektar yani 15 milyon dekar alan arttı. Ayrıca odun servetimizde 1,2 milyar metreküpten 1,6 milyar metreküpe yükseldi. Bu bakımdan Türkiye, hem orman varlığı bakımından hem erozyonla mücadele bakımından dünyada lider bir ülkedir. Ayrıca Antalya’da da bir eğitim merkezi kurduk. Bu eğitim merkezinden dünyadaki ormancıları eğitiyoruz”

    Konuşmasının ardından Bakan Eroğlu, Orman Emvali Deposu’nu da ziyaret ederek, çalışanlar hakkında bilgi aldı. Bakan Eroğlu, daha sonra Kastamonu Havalimanı’ndan özel uçakla Ankara’ya gitti.

  • Anadolu Üniversitesi Rektörü Gündoğan: “Çok yakında ABD’ye de büro açmayı hedefliyoruz”

    Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, çok yakında ABD’ye de büro açmayı hedeflediklerini söyledi.

    Merkezi Eskişehir’de bulunan Anadolu Üniversitesi Açıköğretim, İktisat, İşletme Fakültelerine kayıtlı olan ve Kocaeli’de oturan 34 bin öğrenciden bölüm bazında ilk 4 dereceye giren 240 kişi belgelerine kavuştu. Leyla Atakan Kültür Merkezi’nde düzenlenen tören renkli görüntülere sahne oldu. Törene Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, İzmit Kaymakamı ve aynı zamanda açıköğretim öğrencisi Ersin Emiroğlu, Açıköğretim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Yücel Güney, öğretim üyeleri, öğrenciler ve aileleri katıldı. Törende konuşan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, “Türkiye’nin her ilinde bürosu olan, bununla yetinmeyip hemen hemen tüm Batı Avrupa ülkelerinde öğrencisi olan bir üniversiteyiz. Bulgaristan, Kosova, Arnavutluk, Makedonya, Azerbaycan gibi ülkelerde iletişim bürolarımız mevcut. İnşallah bu yıl içinde ABD’de yeni bir büromuz ile yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına da hizmet vermekteyiz. Dünyanın neresinde bir Türk var ise biz oradayız” dedi.

    Eğitimin sadece belli yaşlarda alınıp tüketilen bir şey olmadığını hatırlatan Gündoğan, “Dünya çok hızlı değişiyor. Bilimsel, akademik hayat o kadar hızlı gelişiyor. Artık insanların hayatlarının her döneminde yeni bir şeyler öğrenmesi elzem. Üniversite çağı 18-24 yaş arası. Gençler üniversiteye gidiyorlar ve mezun oluyorlar. 65 yaşına kadar çalışıyorlar. Hayatlarının 40 yılını üniversite çağlarında aldıkları eğitimle yürütmeye çalışıyorlar. Artık bu yeterli değil. Sürekli eğitimden geçmek lazım. Fakat sürekli örgün eğitimde okumak mümkün değil. Açıköğretim bunun için var. Bizim öğrenci yelpazemiz çok geniş. Çoban öğrencimiz de var, profesör, rektör, kaymakam var. Bu onlar için değişik bir fırsat. Bunlar bize çok büyük bir heyecan veriyor. Sorumluluğumuzu arttırıyor. Türkiye’nin her ilinde büro yönetmek, dünyanın değişik bölgelerinde büro yönetmek çok kolay değil. Bunlar bizi yormuyor. Çünkü öğrencilerin şevkini, heyecanını görmek bütün yorgunlukları unutturuyor. Biz daha fazla insana ulaşmak istiyoruz. Daha fazla insana, daha fazla eğitim vermek, Türkiye’ye hizmet etmek istiyoruz” diye konuştu.

    İkinci üniversitesini okuyan İzmit Kaymakamı Ersin Emiroğlu ise, “Okumak, eğitim bizim hem dinimizin, hem töremin en üst noktasında. ‘Oku’ emriyle başlayan dinimiz var. Bu açıdan baktığımız zaman açıköğretim fakültemizin bize neler kattığının çok daha güzel farkına varabiliyoruz. Artık bilişimle, teknoloji ile eğitim çok daha kolay. Bir telefon kadar size yakın. E-kampus sistemi çok müthiş bir imkan. Bundan faydalanarak bilgi dağarcığımızı çok daha ileriye götürebiliyoruz” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından başarılı öğrencilere belgeleri protokol tarafından takdim edildi.