Etiket: Hedefliyoruz”

  • Uygur: “Altınözü’nün zeytin ve zeytinyağı üretim merkezi olmasını hedefliyoruz”

    Altınözü Kaymakamı Bülent Uygur, Akdeniz Bölgesi’ndeki zeytin üretiminin yüzde 30’unu gerçekleştiren Altınözü ilçesinin, zeytin ve zeytinyağı üretim merkezi olmasını hedeflediklerini belirtti.

    Kaymakam Bülent Uygur, Altınözü Belediyesi Başkanı Rıfat Sarı, Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin ve zeytin sektörü temsilcileriyle birlikte Altınözü Zeytin ve Zeytin Ürünleri İşleme İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Hatay Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Altınözü Zeytin ve Zeytinyağı Festivali ve zeytin sektörü hakkında istişare toplantısı yapıldı.

    Altınözü Kaymakamı Bülent Uygur, Akdeniz Bölgesi’ndeki zeytin üretiminin yüzde 30’unu gerçekleştiren Altınözü’nün, zeytin ve zeytinyağı üretim merkezi olmasını hedeflediklerini belirtti. Kaymakam Uygur, “Akdeniz Bölgesindeki zeytin üretiminin yüzde 30’unu gerçekleştiren ve bu payla ilk sırada yer alan Hatay, Türkiye’deki zeytin ağacı varlığı bakımından yüzde 10’luk bir paya sahiptir. Toplam tarım arazilerinin yüzde 52’sini zeytinliklerin oluşturduğu Altınözü ilçemiz zeytinlik alanı varlığıyla Hatay zeytinlik alanlarının yüzde 33’ne sahip olup, Hatay’ın zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 50’sini üretmektedir. Zeytin ve zeytinyağı üretiminde önemli bir paya sahip olan ilçemiz mevcut birçok zeytin çeşidinin aynı zamanda gen kaynağıdır. Bu nedenle bölgenin gelecekte önemli zeytin ve zeytinyağı üretim merkezlerinden biri olabilmesi temel hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Hatay denilince akla zeytin gelmesini istiyoruz” diye konuştu.

    Zeytin bitkisinin özelliği nedeniyle yetiştirildiği alanda hasattan sonra kısa süre içerisinde yağa dönüştürülmesi gerektiğini belirten Kaymakam Uygur, bunun içinde ilçede hemen hemen her mahallede dağılmış 45 adet zeytin prese fabrikası bulunduğunu kaydetti.

    Zeytin ve Zeytinyağı Üreticilerini, Zeytinyağı Fabrikalarını ve İşletmelerini Koruma Derneği Başkanı Yılmaz Dönmez ise zeytinciliğin tanıtımında önemli bir mesafe kat edildiğini ifade ederek, “Kaymakamımız ilçede hedef sektör olarak zeytinciliği seçmiştir. Zeytinciliğin tanıtımında önemli bir mesafe alındı. Zeytincilik araştırma enstitüsünün ikincisi Altınözü’nde kuruluyor. Bir diğeri de Bornova’da kurulu. Fas, Tunus gibi ülkelerle iş birliğini artırma konusunda da faydası olacaktır. Araştırma enstitüsünün en önemli görevi zeytincilikte kaliteyi artırmaktır. Enstitünün ilçe merkezine kurulması çok önemlidir. Bölgemizin zeytinyağının aroması iyi olduğu için yurt dışından tüccarlar gelip bizden zeytinyağı alıyor. Kaymakamlığımız bölgemize özgü zeytin türlerinin olduğu bir fidanlık kurdu. Bu da bölgeye özgü türlerin korunması ve geliştirilmesi adına oldukça önemlidir” dedi.

  • Sena Nur Çelik: “Tarımsal ihracatı 40 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz”

    AK Parti Antalya Milletvekili Sena Nur Çelik, seçim çalışmalarına Serik İlçesi’nde devam etti. Burada konuşan Çelik, ülkenin yükselişinde tarımın önemli rol oynadığını belirterek, “2023 yılında tarımsal ihracatımızı 40 milyar dolara çıkarmış, bir Türkiye için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.‘’ dedi.

    Yeni Mahalle, Akçaalan ve KürüşMahalleleri’ni gezen AK Parti Antalya Milletvekili Sena Nur Çelik, yeni dönemde yeni projelerle çiftçiye desteğin süreceğini söyledi.

    Ekonomik kalkınmada tarımın anahtar aktör olduğunu belirten Çelik, ‘’Tarım insanlığın en eski geçim kaynağıdır. Güçlü ülke olmanın yolu tarım, hayvancılık ve gıdada kendini ispatlamaktan geçiyor. Ülkelerin yükselişinde tarım öncü bir faktördür. 16 yıldır bir çok üründe önemli üretim potansiyeline sahip olan ülkemizi tarımda da daha ileriye taşımak için çalışıyoruz. Yaklaşık 5,5 milyon civarında insanımıza istihdam sağlayan tarım sektörüyle ilgili 15 önemli Kanun çıkardık. 2002’de 36,9 milyar TL olan tarımsal gelirimizi, 2017 yılında 188,7 milyar TL’ye ulaştırdık. Tarımsal hasılada Avrupa’da 4’üncü olan ülkemizi 1’inci sıraya yükselterek Avrupa’nın en büyük tarım ülkesi konumuna getirdik. Bugün 195 ülkeye, 1.690 çeşit tarımsal ürün ihraç ediyoruz. Her zaman çiftçilerimizin umudunu ve güvenini artırmayı sürdürdük. Üretim maliyetini azaltmak için 2003’te başlattığımız uygulama ile mazot maliyetinin yarısını ödüyoruz. Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla damızlık düve veriyoruz ve veterinerlik, aşı ve küpe hizmetlerini de bedelsiz karşılıyoruz. Gübre ve yemde KDV’yi kaldırdık. Prim desteği verilen ürün sayısını 5’ten 17’ye çıkardık. Genç çiftçilerimize 30 bin TL hibe projesini hayata geçirdik. Çiftçilerimize faiz kolaylığı sağladık. Makine teçhizat alımlarına yüzde 50 hibe desteği verdik. Milli Tarım Projesi ile hem bitkisel üretimi, hem de hayvancılığı destekliyor, planlı ve kendimize yeterli üretimi amaçlıyoruz. Ülkemizin uluslararası seviyede referans olacak ilk Ulusal Gıda Referans Laboratuvarını kurduk. Türkiye’nin 2023’te tarımsal ihracatını 40 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Tarım politikalarımıza yeni dönemde yeni projelerle yön vermek için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz’’ diye konuştu.

    ‘’Tarım her devrin vazgeçilmezidir’’

    Tarımda 5 yıllık kalkınma hedeflerine değinen Sena Nur Çelik konuşmasını şöyle devam etti: ‘’Sanayi ne kadar önemliyse tarımın da o kadar önemli olduğunu düşünüyoruz. 16 yılda çiftçiye verilen destekleri 7 kat artırdık. 2023 yılında Tarımsal Gayrisafi Yurtiçi Hasılamızı 150 milyar dolara çıkarmış bir Türkiye hayalimizi çiftçilerimizle birlikte gerçekleştireceğimize inanıyoruz.

    81 il ve 250 köyde Birlikte Üretim Modelini hayata geçirmeyi planlıyoruz. 2020 yılına kadar sağlayacağımız 5,2 milyar TL hibe ile 10 bin yeni yatırımı destekleyip 50 bin yeni istihdam oluşturmayı planlıyoruz. Sertifikalı tohum üretimini 2 milyon tona çıkaracağız. Ülkemizin hayvan varlığını artırmak için Ziraat Bankası kredi olanaklarıyla şartları uygun olan yetiştiricilere damızlık düve ve koyun vermeyi hedefliyoruz. Hayvancılıkta proje karşılığı büyükbaş ve küçükbaş alımı, hayvan barınağı, makine ve ekipman alımları dahil olmak üzere 5 yıl vadeli, sıfır faizli kredi kullanma imkanı tanıdık. Tarım her devrin vazgeçilmez sektörüdür. Bir çok ürünün anavatanı olan Anadolu topraklarının bereketine bereket katmak için bütün imkanlarımızı seferber ediyoruz. Biliyoruz ki; tohum toprağa düşmeden can bulmaz. Ektiğimiz tohumdan kaliteli ürün almak için suyundan gübresine kadar tüm ihtiyaçlarını karşılamak gerekiyor. Her dönemde toprağın altını bereketli kılmanın, üzerini de imar eden geleneğin takipçileri olarak tarım sektörünü güçlendirmeyi sürdüreceğiz. ‘’

    ‘’Tarım olmadan kalkınma olmaz’’

    Antalya’nın da tarım, hayvancılık ve gıda alanında farklı bir noktaya geldiğini belirten Çelik, “Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Türkiye’de ilk ve örnek bir proje olan Döşemeltı’nda 2 megavat kurulu güneş enerjisi santrali ile çiftçimiz için elektrik üretimine başladık. Yeni Güneş Enerjisi Santrali yapımını da projelendiriyoruz. 39 sulama kooperatifimiz üyesi olan 7 bin 429 çiftçi ailemize sulama elektriği desteği olarak elektriği bedava sağlıyoruz. Antalya’da 14 yılda 20 Tarımsal Kalkınma Kooperatifine 19,4 milyon TL kredi desteği sağladık. Üreticilerin birleşip güçlenmesine katkıda bulunduk. Yeni tarımsal tesislerinin kurulmasıyla çok sayıda istihdam sağlandı. Büyükbaştan küçükbaşa, besiden süte, yemden arıcılığa kadar birçok alanı destek kapsamına aldık. Antalya’da hayvancılık desteğini 65 kat artırdık. Çiftçimizin yüksek faiz yükü altında ezdirmeyip üretimin önünü açtık. Seracılık modernizasyon kredileri ile üreticilerimize ilk yılı ödeme ve faizsiz, kalan 4 yıl %5,5faiz oranı ile kredi imkanı sağladık. Sera yapımlarında proje karşılığı %50 faiz indirimli kredi vermeye başladık. Hayvancılık, sulama, sertifikalı tohumluk üretiminde faizsiz finansman dönemini başlattık, kredi faizlerini sıfırladık. Antalya’da son 14 yılda tarımsal kredi kullanımında 69 kat artış sağladık. Ziraat Bankası tarafından kullandırılan Tarımsal İşletme Kredilerinin yapılandırılmasını sağladık. Sertifikalı fidan destekleri kapsamında en az 5 dönümlük meyve ağacı dikiminde dönüm başı 400TL’lik, muz fidanında ise minimum1 dönümlük yatırımlarda dönüm başına 280TL liksertifikalı fidan desteği sağladık. Tarım olmadan kalkınma olmaz bilinciyle yepyeni bir dönemin kapısını aralıyoruz. Hem ülkemizde hem Antalya ve Serik’te tarıma elverişli her karış toprağın ekilmesini sağlamayı istiyoruz. Güçlü tarım, güçlü Türkiye, güçlü Antalya ve Serik için vakit tarım vakti diyoruz. 24 Haziran’dan sonra yeni bir tarım devrimiyle çiftçimize hak ettiği değeri vererek büyük Türkiye yolunda yürüyüşümüze devam edeceğiz” dedi.

    Sena Nur Çelik, Kürüş ile Kökez Mahallelerinde engelli ve yaşlı ziyaretinde bulundu. Orucunu Gebiz Mahallesi’nde açan Çelik, iftarın ardından Seriklilerle sohbet etti. Son durağı Seçim Koordinasyon Merkezi’nde 24 Haziran seçimleriyle ilgili istişare toplantısı yaptı.

  • Halk Sağlığı Genel Müdürü İlter: “Kızamık hastalığını hayatımızdan tamamen çıkarmayı hedefliyoruz”

    Halk Sağlığı Genel Müdürü Dr. Hüseyin İlter, Kızamık hastalığını Türk insanının hayatından tamamen çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.

    Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odasında Sağlık-Der Kastamonu Şubesinin Olağan Genel Kuruluna katılan Halk Sağlığı Genel Müdürü Dr. Hüseyin İlter, “Türkiye’de Kızamık hastalığını Türk insanın hayatından tamamen çıkarmayı hedef aldık. Ama bugünlerde özellikle Avrupa ve Rusya’dan gelen kızamık vakalarıyla uğraşıyoruz. Avrupa bunu başaramamışken, biz kızamık hastalığını tamamen insanlarımızın hayatından çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.

    Şehir Hastanelerini dünyanın gelişmiş ülkelerinin bizzat ziyaret ettiğini söyleyen Dr. İlter, “Şehir hastanelerimizi dünyanın gelişmiş ülkeleri, bunu nasıl becerebiliyorsunuz diye yerinde ziyaret ediyorlar. Bu noktada Türk insanı olarak gururluyuz. Bunların hepsi sadece Sağlık Bakanlığı personeli tarafından başarılmadı. Bunlar çok paydaşlı çalışılan hususlardır. Paydaşların en önemlisi de sivil toplum kuruluşlarıdır” diye konuştu.

    Türkiye’nin tütünle mücadelede dünyada ilk sırada yer aldığını anlatan Dr. İlter, “Sağlık-Der derneği, Türk insanın hayatından sigarayı nasıl yok ederiz, kaldırırız diye çalışma yapıyorlardı. Bu çalışmalar kapsamında kahvehanelerde sigarayı yasaklayalım dendiğinde içimden gülmüştüm böyle bir şey yapılabilir mi diye. Ama yapıldı, sonrasında da devam etmek bizlere nasip oldu. Türkiye, tütün ile mücadelede Dünya 1.si oldu. Bu noktada çok ciddi adımlar attı. Biz, sadece Türk insanı değil, ümmet bilinciyle yetişmiş bir grup olarak ümmetin sağlık derdine nasıl çözüm olabilirizin kaygısındayız. Dünya İslam Sağlık Birliğinin kurulmasında Sağlık-Der öncülük etmiştir, halende bayrağı taşıyan bir dernektir” şeklinde konuştu.

    Öncelik verdikleri illerin başında Kastamonu’nun da geldiğini sözlerine ekleyen Dr. İlter, “Kastamonu, bizim gerçekten öncelik verdiğimiz illerden bir tanesidir. Kastamonu’ya gelirken arkadaşlar bana sizi gezdirelim dediler. Ben de kendilerine zaten Kastamonu’yu biliyorum dedim. En az 20 kez gelmişimdir. Adım adımda gezdim. Önümüzdeki süreçte Kastamonu’yu sağlık alanında çok daha güzel sağlık hizmetleri bekliyor. Kastamonulular bunu hak ediyor. Çünkü biraz dışarıdan kopmuş gibi görünen ama yüreği vatan sevdası ile dolu bir şehirdir. Ben öyle bilirim, öyle tanırım” ifadelerini kullandı.

    “Tek bir kimlikte istediğiniz yerde muayene olabiliyorsunuz, dünyada böyle bir sistem daha yok”

    Genel Kurulda konuşan Sağlık-Der Genel Başkanı Dr. Kazım Sezen ise, tek bir kimlikle Türkiye’nin her yerinde ve her hastanesinde muayene olabilindiğini hatırlatarak, dünyada daha böyle bir sistemin olmadığını kaydetti.

    Dr. Sezen, “İsterseniz 5 tane fakülte bitirin, nereyi bitirirseniz bitirin eğer bu bakış açımız, iman gözüyle bakamıyorsa, insan gözüyle bakamıyorsanız karşınızda insanlara insani değerle bakamıyorsanız yaptığınız hizmetten ne siz zevk alırsınız ne de karşınızdaki insanı mutlu ederseniz. Onun için bir hizmet veriliyor. Allah razı olsun. Şuan Türkiye’de Dünyada ilk 5 içerisinde yer alıyor. Bir MEDULA sistemi var, bu sistem ne Avrupa’da ne Amerika’da ne de başka bir ülkede var. Bizim insanımızın şuanda yüzde 99’u sağlık sistemimizin içerisinde bulunuyor. Sadece nüfus cüzdanını göstererek istediği yerde Ankara’da profesöre bile muayene olabiliyor. Dünyada böyle bir şey yok” dedi.

    Türkiye’de e-nabız sistemi ile MEDULA sisteminin olduğunu ve bunun yanında 3 milyon Suriyelinin de bunduğunu hatırlatan Dr. Sezen, şöyle konuştu: “Bırakın Türk vatandaşlarını Suriyeliler bile, çıkartılan kimlik kartlarını göstererek istediği doktora muayene olabiliyor, ilacını alabiliyor. O ülkelerin kendi vatandaşları bile duruma şaşırıyor. Ben, Malezya’dan 10 gün önce geldim. Malezya’nın milli geliri Türkiye’nin iki katı, yani 25 bin dolar oluyor. Ama doktora gittiğinizde elinize faturayı tutuşturuyorlar. Bu kadar imkana sahip ülke bunu başaramamış”

    ABD’de Türkiye’deki gibi sosyal güvenlik kurumuna benzer bir kurumun bulunmadığını anlatan Dr. Sezen, şunları kaydetti:

    “Resmi bir sosyal güvenlik sistemi yok. Özel sağlık sigortacılığı kuruluşları var. Ciddi primler ödüyorsunuz. Prim ödemediğiniz zaman sağlık hizmeti alamıyorsunuz. 30 milyon insan Türkiye’nin nüfusunun yarısına yakın insan, sokakta yatıyor. Evi yok. Bizim Müslüman teşebbüsler, yardım kuruluşları sokakta kalanlara yardımcı olmaya çalışıyor, sağlıklarıyla ilgileniyor. Kapitalizmde paran yoksa öl. Avrupa, 80 yıldır sosyal devlet iddiasıyla gidiyor. Bugün biz diyoruz ki, 80 milyon vatandaşımızı sosyal güvence altına aldık. Evde sağlık hizmeti veriyoruz. Kastamonu’da yok ama 15 tane ilde evde fizik tedavi hizmeti veriliyor. Şehir merkezine en uzak bir köyde yatalak olarak yaşayan vatandaşa, fizyoterapistler giderek en iyi şekilde fizik tedavi hizmeti veriyor. Bunları anlattığımız zaman Avrupa’dakiler bize, siz aklınızı mı kaçırdınız diyorlar. Bunlar çok pahalı bir hizmet, biz bundan kaçmaya çalışırken siz, daha çok bu hizmetleri vermeye çalışıyorsunuz. Bu bize, zenginliğimizi gösteriyor. Bu insana değer vermeyi gösteriyor. Gerçekten biz, dünyaya örnek olabilecek bir sağlık sistemi içerisindeyiz. Her ne kadar bizim hekimlerimiz, sağlık personelimiz, hemşireler, sağlık çalışanları, hayatlarından memnun olmasalar da, problemler olsa da ama gerçekten çok büyük işler yapıyorlar”

    Türkiye’nin ümmetin duasıyla 50 yıl daha önünün kesintisiz açık olduğunu ifade eden Dr. Sezen, şunları söyledi:

    “15 Temmuz gecesini yaşadık, Afrin operasyonu yapıldı. Anadolu Müslüman bir memleket, inanmış bir memleket. Çok güzel bir vatandayız. Ama bu memlekette ne yazık ki bu memleketin hainleri de var. Her türlü tuzakları önümüze kuruyorlar. Yetmiyor dışarıda da bunların arkası var. Onlar destekliyor. Önümüze tuzaklar açıyorlar, engeller koyuyorlar ama bu milletin dualara sebebiyle darbeyi 3-5 saat öne almak zorunda kalıyorlar. Ondan sonra kendi kazdıkları çukura kendileri düşüyorlar. 15 Temmuz darbesi sonrasında bu millet ayaklandı, gözü açıldı. Fırat Kalkanı harekatını biz televizyon karşısında basit görüyoruz, Afrin harekatını basit görüyoruz ama bu milleti ayakta ve zihinde tutan, güç veren şehadettir. Biz, gitmişiz Afrin’de mazlumların elinden tuttuk. O teröristlerin elinden kurtardık. Onların duasıyla bu memleket inanıyorum ki belki bir 50 yıl daha önü açıktır. Hiçbir kafir pis çizmesiyle gelerek bu vatana ayak basamayacaktır.”

    “Kastamonu’da çıtayı yükselttik, aşağı düşmesi artık mümkün değil”

    Kastamonu’da çıtayı bir hayli yükselttiklerini anlatan Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş da, “Yereldeki çalışmalarımızı sıcak bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Sağlık-Der’in güzel çalışmaları var. Elimizden geldiği kadar destek olmaya çalışıyoruz. Sağlık konusunda Türkiye çok mesafeler kat etti. Kastamonu’da Türkiye ile beraber aynı mesafeleri kat etti. Belediyeci olarak hizmette sınırımız yok. Her zaman vatandaş haklıdır. Prensibiyle çalışmaya gayret ediyoruz. Biz çıtayı çok yükselttik. Çıtanın aşağıya gelmesi mümkün değil. Ufak tefek sorunlarımızı beraber aşarak devam ediyoruz. Türkiye son 10 yılda her noktada çıtayı yükseltti. Sağlık en önemli faaliyet alanlarından birisidir. Halkın içinde biri olarak vatandaşın memnuniyetini biliyoruz. Vatandaşlar her türlü isteğini iletebiliyor. Hedefimiz belli. Herkesin sağlık, ulaşım, genel, yereldeki hedefleri de bellidir. Cumhurbaşkanımızın gösterdiği yolda devam edip gidiyoruz. Hizmetin daha sağlıklı olması için önümüze çıkan engelleri nasıl aşacağımızı düşünmeliyiz. Engelleri birlik ve beraberlikle aşmamız gerekiyor. Yereli, siyasetinde çok güzel bir kaynaşma var” diye konuştu.

    Kastamonu’nun 2018 yılında Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edildiğini hatırlatan Başkan Babaş, “Kastamonu için çok önemli bir konu. 81 il arasında tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla, dokusuyla Kastamonu’nun kadim bir şehir olduğu ve başkentliğe layık olduğu ifade edildi. TÜRKSOY’un teklifiyle oy birliğiyle Kastamonu seçildi. Bizde gurur duyduk. Turizm ve Kültür Bakanımız Numan Kurtulmuş gerçekten olması için Kastamonu’ya unvan verdiklerini söyledi. 21 Mart çok güzel bir açılış yaptık. Başbakanımız ve bakanlarımız açılış törenini çok beğendi. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Kastamonu’yu gösterme, tanıtma ve duyurma imkanını bulmuş olduk. Yıl boyunca etkinliklerimiz ve çalışmalarımız devam edecek. Başbakanımız faaliyetler ve kalıcı eserler açısından Kastamonu için şanslı bir yıl olduğunu belirttiler” dedi.

    Konuşmaların ardından tek liste halinde gidilen seçimde Sağlık-Der Kastamonu Şubesi Başkanlığına Tugay Civelekoğlu seçildi.

  • UTSO Başkanı Kandemir; “Uşak’ı sosyal, ekonomik, kültürel ve turizm bazında marka şehir haline getirmeyi hedefliyoruz”

    Uşak Ticaret ve Sanayi Odası (UTSO) Yönetim Kurulu Başkanı S. Selim Kandemir, hedeflerinin Uşak’ı marka bir şehir haline getirmek olduğunu söyledi. Kandemir, bu güne kadar Uşak’ın tanıtımı adına yapılan çalışmaların yetersiz olduğunu ancak yeni dönemde tüm kurumlarla iş birliği içerisinde koordineli olarak çalışarak Uşak’ı hedeflenen noktaya taşıyacaklarını aktardı.

    2 Nisan’da yapılacak olan UTSO seçimlerinde tekrar aday olacağını açıklayan Başkan Kandemir, 2 yıllık Başkanlığı süresince Uşak ve Ülke ekonomisi için çalıştıklarını birlik ve beraberlik içerisinde güçlenerek Uşak’a faydalı işler yapmaya çalıştıklarını ifade etti.

    Göreve geldikleri günden bu yana başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Başbakan, Bakanlar, TOBB Başkanı ve Devlet büyükleri ile birlikte hareket ederek birlik ve beraberliğin en büyük temsilcileri olduklarını kaydeden UTSO Başkanı Kandemir; “Bizler görev süremiz boyunca sadece bürokratik işlemler yapan bir kurum olarak değil kentin ticaretine, sanayisine, eğitimine ve sağlığına kadar her alanda kente fayda sağlamaya çalıştık ve çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

    Yeni dönemde hedeflerinin Uşak’ı Marka bir kent haline getirmek olduğunu dile getiren Başkan Kandemir, bu hususta yapılması gereken bütün çalışmaları yapacaklarını ayrıca kentteki kurum ve kuruluşlarla koordineli olarak çalıştıkları bilgisini paylaştı.

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin Uşak’ın birçok sorunuyla yakından ilgilendiği bilgisini de aktaran Kandemir, yeni dönemde yapacakları çok sayıda projelerinin olduğunu ayrıca bu güne kadar 30 Milyon TL civarında proje hazırladıklarını dile getirdi.

    UTSO’nun ‘Fuar sizden bilet bizden’ sloganı ile Uşak’ta faaliyete giren uçuşlardaki doluluk oranlarının yüzde 85 seviyelerine ulaştığını kaydeden Kandemir, bu doluluk oranını düşürmemek adına ellerinden gelen desteği sağlayacaklarını aktardı.

    UTSO Meclis Başkanı İsmail Karaman da Uşak’ın ilkler şehri olduğunu dile getirerek “Cumhuriyet dönemi öncesinde 1891 yılında Türkiye’de ilklerin gerçekleştirildiği gibi Ticaret ve Sanayi Odasında da ticaret erbabı insanları bir araya getirerek bu birlikteliği kurmuşlar. Onlara şükran borçluyuz. Önümüzdeki dönemde de görev almak için birlik ve beraberlik içinde de bizlerle hareket eden meclis üyesi ve meslek komitesi arkadaşlarımızla birlikte bugün burada toplandık. Önümüzdeki dönem görev yapacak yeni arkadaşlarımıza şimdiden üstün başarılar diliyorum” dedi.

  • Başkan Hiçyılmaz: “Ar-ge’ye dayalı üretim yapan şirket sayımızı artırmayı hedefliyoruz”

    Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Hiçyılmaz, Kayseri’nin kabuğunu kırması ve daha çok markaya sahip olabilmesi için şirketlerin ihtiyaç duyduğu bilgi ve teknik desteğin verilmesi gerektiğini söyledi.

    Kayseri’nin hali hazırda önemli şirketlere sahip olduğunu ancak bununla sınırlı kalınmaması gerektiğini belirten Başkan Hiçyılmaz, “Kayseri’deki şirketlerimizin ulusal ve uluslararası piyasalarda adından daha fazla söz ettirmesi gerekmektedir. Ar-Ge’ye verilen önemin artması ve markalaşmanın yaygınlaşması için Yıldız Şirketler projemizi kısa sürede uygulamaya geçirmeyi hedefliyoruz. Ticaret Odası olarak hedefimiz, Ar-Ge’ye dayalı üretim yapan şirket sayımızın artmasıdır” dedi.

    Hiçyılmaz, “Yıldız Şirketler Projemizle, Kayseri Ticaret Odası üyesi şirketlerin; üretim, yönetim, organizasyon, tedarik, pazarlama, insan kaynakları, Ar-Ge, finans ve muhasebe yönetimi gibi birçok alanda belirlenecek kriterler çerçevesinde değerlendirilerek sınıflandırılmasını sağlayacağız. Böylece şirketlerin değişim ve gelişim ihtiyaçlarına uygun raporlar oluşturacağız. Bu raporlar ışığında hazırlanacak gelişim planlarıyla şirketlerimizin kapasitesinin artmasına yardımcı olunabilecektir. Böylelikle şirketlerimizin dolayısıyla Kayseri’nin sürdürülebilir bir büyüme elde etmesi için sağlam temeller oluşturulacaktır” diye konuştu.

    Yıldız Şirketleri projesinin uygulanmasına ilişkin hazırlıkları da paylaşan Başkan Hiçyılmaz, “Şirketlerimiz, odamız bünyesinde oluşturacağımız uzmanlardan oluşan danışman ekiple bire-bir temaslar sağlayarak gerekli desteği alabilecektir. Bu uygulama ile üye şirketlerimiz, üretim ve hizmet kalitelerinin artması için profesyonel bir süreci takip edecektir. Sonuç olarak, gereksiz ve ekstra yük oluşturacak masrafların önüne geçilebilecek ve en büyük sermaye olan zamandan tasarruf edilmiş olacaktır” ifadelerini kullandı.