Etiket: Hedeflerini

  • Gıda ihracatçıları, Rusya hedeflerini büyüttü

    Gıda sektörü, Türkiye’nin tüm ihracatçı sektörlerinin hedef pazar olarak belirlediği tek ülke konumunda olan Rusya’ya ihracatta yaşadığı sorunların çözümü için Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli önderliğinde çıkarma yaptı. Rusya’ya 9 aylık dönemde 610 milyon dolarlık gıda ürünleri ihraç eden Türk gıda sektörü, Rusya’ya ihracatını 1 milyar dolar barajının üzerine çıkarmayı hedefliyor.

    Türkiye-Rusya Federasyonu 2. Dönem Tarım Yürütme Komitesi toplantısında Türk heyetine başkanlık eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye ve Rusya arasında tarımsal işbirliği ve ticaretinin gelişimi için Rusya Federasyonu Tarım Bakanı Dimitri Patrushev ve yetkililerle bir araya geldi. Rusya Federasyonu Tarım Bakanlığında, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç ile Rusya Federasyonu Tarım Bakan Yardımcısı Sergey Levin ve iş adamlarıyla Tarım İş Toplantısı yapıldı. Türk gıda ürünlerinin Rusya’ya ihracatı sırasında Rus gümrüklerinde yaşanan sorunların gündeme geldiği toplantılar sonrasında sorunların çözümü için iki taraf da yapıcı tavrını ortaya koydu. Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin Rusya heyetinde Ege İhracatçı Birlikleri’ni temsilen, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Davut Er, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Mehmet Ali Işık ve Gürcan Şen, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Almış ve Denetim Kurulu Üyesi Erkan Geyik, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi M. Ata Özdemir ve Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Haluk Taktak yer aldı.

    Rusya’ya gıda ihracatında hedef 1 milyar doları geçmek

    Türkiye’nin 2018 yılında Rusya’ya gerçekleştirdiği 610 milyon dolarlık gıda ürünleri ihracatının 423 milyon dolarlık kısmının yaş meyve sebze ve mamulleri sektörü tarafından yapıldığını anlatan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, Rus gümrüklerinde son dönemde Türk gıda ürünlerinin gereğinden fazla bekletildiğini, Rusya seyahatinde bu sorunun çözümü için mesafe alındığını, bundan sonraki süreçte atılacak adımlarla Türkiye’nin Rusya’ya gıda ürünleri ihracatının 1 milyar doları geçmesi için çalışacaklarını kaydetti.

    “Rusya önemli bir seçenek”

    Türkiye’nin 2023 yılında 650 bin ton zeytinyağı üretimi ile dünya ikinciliğini, 1 milyon 200 bin tonluk sofralık zeytin üretimi ile dünya liderliğini hedeflediğine dikkati çeken Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Davut Er, Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı sektöründe oluşacak fazla üretimin katma değere dönüşmesi için Rusya’yı önemli bir seçenek olarak gördüklerini ifade etti. Er, “Rusya pazarında zeytin ve zeytinyağı sektörümüzün gücünü artırmak istiyoruz. Bu amaçla Sektörel Ticaret Heyeti ve Alım Heyeti Organizasyonları yapacağız. Bizler açısından verimli bir iş seyahati oldu” dedi.

    Sektörel Ticaret Heyeti

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Işık, Rusya’ya kuru meyve ve organik ürün ihracatını artırmak istediklerini, yeni hayata geçirdikleri Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (URGE) Projesi ile Rusya’ya “Sektörel Ticaret Heyeti” yapmayı planladıklarını belirtti.

    Rusya’ya gıda ürünleri ihracatı yüzde 31 arttı

    Türkiye, 2018 yılının ocak-eylül döneminde Rusya’ya 2 milyar 497 milyon dolarlık ihracat yaparken, bu ihracatta gıda ürünlerinin payı 610 milyon dolar oldu. Rusya’ya genel ihracat yüzde 41 artarken, gıda ürünlerindeki ihracat artışı yüzde 31 olarak kayıtlara geçti. Rusya’ya en fazla ihracatı 417 milyon dolarlık tutarla yaş meyve sebze sektörü yaparken, otomotiv sektörü 342 milyon dolarlık ihracatla zirve ortağı oldu. Bu sektörleri 283 milyon dolar ile kimya sektörü ve 204 milyon dolar ile konfeksiyon sektörleri izledi.

  • Balıkesir’in sürdürülebilir kalkınma hedeflerini anlattı

    Sosyal girişimci Murat Karacan geç kalmanın avantajı ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini Balıkesir açısından incelediklerini ve bir mevcut durum analizi ortaya çıkardıklarını söyledi. Metropoller arasına sıkışmış olan Balıkesir’in kalkınma açısından bir sıçrama yapması gerektiğine vurgu yapan Karacan “Bu sıçramayı yıllardan beri neden yapamıyoruz araştırmaya çalıştık. Geç kalmak bir sıkıntı değil, bir avantajdır”dedi.

    Balıkesir’de sosyal girişimcilik ve sosyal fayda oluşturacak işler üzerine çalıştıklarını söyleyen sosyal girişimci Murat Karacan “Balıkesir’e faydalı olacağını düşündüğümüz bir yayın var onu anlatmak istiyorum. Geç kalmanın avantajı ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini Balıkesir açısından inceledik ve bir mevcut durum analizi ortaya koyduk. Bunu yapmamızın temel sebebi İstanbul, Bursa, İzmir gibi büyük metropoller arasına sıkışmış olan Balıkesir’in kalkınma açısından bir sıçrama yapması gerekiyor, fakat bu sıçramayı yıllardan beri neden yapamıyoruz araştırmaya çalıştık ve bunun sebeplerini bu çalışmanın içine koyduk. Bu açıdan bakıldığında büyük metropollerin arasında kalan Balıkesir’in patlamaya hazır bir bomba ve geçiş noktası olduğunu, bir göbek şehir olduğunu unutmadan hareket etmek gerekiyor. Bunları yaparken de Balıkesir için en önemli düşünülmesi gereken başlığın sürdürülebilir bir şehir olarak kurgulanması gerektiği ortaya çıkıyor. Sürdürülebilir şehir olması derken de şunu anlatmaya çalışıyoruz. Örnek olarak bütün enerjisini yenilenebilir enerjiden karşılayan, sıfır atık anlamında bütün sorunlarını çözmüş olan. Atıktan meydana gelen enerji üretiminde yatırımlara sebep olmuş olan. Refah ve istihdamla alakalı sorunlarını çözmüş olan bir şehir olarak kurgulanması gerektiğine inanıyoruz”dedi.

    Balıkesir patlaya hazır bir bomba

    Hazırlamış oldukları çalışmanın baş ucu kitabı ve yol haritası olarak kullanılmasını istediklerini ifade eden Karacan “Balıkesir patlaya hazır bir bomba dedik ama bu yanlış anlaşılmasın. Balıkesir gelecekte Türkiye’nin tedarikcisi olmaktan çıkıp, aynı zamanda dünyanın tedarikcisi olabilecek bir tarım şehri olarak yoluna devam etmelidir. Bizim savunduğumuz ilk önce tarımın yeniden ele alınarak kurgulanması ve yeniden kurgulanırken de Balıkesir’in sürdürülebilir bir şehir başlığı altında ele alınması gerektiğinin altını çiziyoruz. Tarımı neden bu kadar önemsiyoruz? Çünkü burası bir tarım şehri, Türkiye’yi doyuran il olarak tanınıyor. Yakın olan büyük metropollere Balıkesir’den ürünler gidiyor. Fakat gelin görün ki planlama aşamasında bir sıkıntı olduğu için tam anlamıyla bir talep karşılanması yaşanamıyor”şeklinde konuştu.

    Balıkesir’in Türkiye’nin en geniş topraklarına sahip illerinden birisi olduğuna dikkat çeken Karacan “Sıkıntılardan birisi de yerleşim alanlarının birbirinden çok uzak olması. Fakat en temel sıkıntı da tarım arazilerinin Antalya örneğinde olduğu gibi bir araya gelip büyük üretimlere cevap verecek halde olmaması. Bir yatırımcı buraya geldiğinde tonlarca domates, salatalık yada biber istediğinde cevap verecek durumda değiliz şuan da. Bunun üzerine çalışmalar var tabi. Milli tarım projesi başlığı altında eski Kepsut yolu Köylü köyü sınırına kadar sit alanı ilan edildi Balıkesir’de” dedi.

    Balıkesir’i kaybetmek Türkiye’yi kaybetmektir

    Hazırlamış oldukları çalışmada planlama sorununun nasıl aşılacağını anlatmaya çalıştıklarını belirten Karacan “Geç kalmanın avantajı başlığıda çok önemli bir başlık. Geç kalmak bir sıkıntı değil bir avantajdır da aynı zamanda. Çünkü çevrenizde ki büyük şehirlerin Bursa ve İzmir gibi metropollerin yapmış olduğu hataları yapmadan büyüyebilir ve aynı zamanda da sanayiye ham madde sağlayan tarımın bütün ayaklarını tam olarak oturtabilirsiniz. Balıkesir’i kaybetmek bizim açımızdan tarım anlamında Türkiye’yi kaybetmek anlamına geliyor düşüncemiz bu yönde. Balıkesir’de tarımın hayvancılığın, süt ürünlerinin, meyvenin, sebzenin hepsinin bir planlamayla, büyük taleplere cevap verecek hale gelmesi ve bunun alt yapısının hazırlanması gayet mümkün. Çünkü bunu yapacak insan kaynağı ve kurumlarda burada var zaten”şeklinde konuştu.

    Turizmin Balıkesir açısından körfez bölgesinin çok önemli olduğuna değinen Karacan “ Kırsal kalkınmayla turizm başlığının birleştirilmesi gerekiyor. Çünkü çok güzel ürünler, hizmetler var. Yukarıda ki dağ köylerinde ki ürünlerin turistlerle buluşturulması gerekiyor. Bunun içinde çalışmalar ve çabalamalar var. Fakat elimizi çabuk tutmamız gerekiyor. Balıkesir açısından körfez bölgesinde ki turizm kırsal kalkınma ve kırsal turizm başlığı altında işlenebilir. Ama tabi bunların hepsini yaparken de çok önemli bir şeyi atlamamak gerekiyor bunun altını önemle çizmek istiyoruz. Sürdürülebilirlik başlığını içselleştirmek gerekiyor. Sürdürülebilir turizm anlayışı ki 2017 yılı Birleşmiş Milletler tarafından sürdürülebilir turizm yılı olarak kabul edilmişti. Sürdürülebilir turizm anlayışının yerleştirilmesi gerekiyor. Bunu da şehrin bütün paydaşlarıyla gerekiyor sadece bir kurumun yada bir STK’nın yada kamu kurumunun üzerine yüklenmemesi gerekiyor. Buna da 21. Yüzyılda yönetim anlayışından, yönetişim anlayışına geçmek deniyor. Kısacası sürdürülebilir kalkınma hedefleri bir vizyon gerekiyor, o vizyonu desteklemek içinde şehrimizin sürdürülebilir bir şehir olması içinde iyi yönetişim başlıklarının daha doğrusu kapsayıcı ve şeffaf olmanın, her şeyin konuşulduğu bir ortam olmanın gerekliliği tam karşımızda durmuş olarak bekliyor”diye konuştu.

  • Adana Orman Bölge Müdürlüğü üretim ve satış hedeflerini aştı

    Adana Orman Bölge Müdürü İsmet Erol, Eylül ayı itibariyle orman emvali üretim ve satış rakamlarında maksimum seviyeleri görerek yıl sonu hedeflerini aştıklarını açıkladı.

    Erol, Orman Bölge Müdürlüğü İşletme ve Pazarlama Şube Müdürlüğü kayıtlarına göre yılın bitimine henüz 4 ay varken hem emval üretimi hem de satış miktarı geçen yılın aynı dönem rakamlarının çok üstünde gerçekleştiğini belirtti. Erol, ”Yıllık program gereği bugüne kadar 614 bin metreküp endüstriyel odun ve 106 bin ster yakacak odun ürettik. Bu üretimden 462 bin 900 metreküp endüstriyel odun ve 65 bin ster yakacak odunu sattık, ayrıca 236 bin metreküp ağacı da dikili olarak sattık. Bütün bu satışlardan 146 milyon 732 bin lira gelir elde ettik, üretimleri gerçekleştiren orman köylülerimize ise 35 milyon 424 bin lira ödeme yaptık. Üretim çalışmaları neticesinde ormanların bakım ve gençleştirmesi yapılırken ülke ekonomisine katkısının yanında orman köylülerimize de önemli bir gelir desteği sağlanmaktadır. Bu başarının elde edilmesinde emeği geçen tüm çalışanlarımızı kutluyorum” dedi.

  • Rusya büyüme hedeflerini düşürdü

    Rusya Ekonomi ve Kalkınma Bakanlığı, 2018 ve 2019 tarihinde öngörülen büyüme rakamlarını revize ederek düşürdü.

    Bakanlıktan yapılan açıklamada, 5 Eylül tarihi itibariyle Rusya’nın daha önce öngördüğü büyüme rakamlarını revize ederek 0,1 puan düşürdüğü ifade edildi. Bakanlık açıklamasına göre, Rusya’nın 2018 yılı büyüme tahmini 1,9’dan 1,8’e düşürüldü. Bakanlık tarafından 2019 tarihli büyüme öngörüsünde de revizyona gidildi. Bakanlığın daha önce Rusya için 2019’daki büyüme tahmini 1,4 olarak açıklanmıştı. Bakanlık 2019 tahmininde de revizyona giderek, tahminini 1,4’ten 1,3’e düşürdü.

    Rusya’ya yaptırımlar etkili oldu

    Raporda, tahminlerin revize edilmesinin sebepleri olarak; Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımlar, finansal piyasalarda volatilitenin artması, sermaye çıkışlarının hızlanması ve borçlanma senetlerinin getirilerinin artması nedeniyle iş dünyasındaki bozulma gösterildi. Geçtiğimiz yıl ise 2018 tahminleri için öngörülen yüzde 2,1 tahmini revize edilerek 1,9’a indirilmişti.

  • Konfor Mobilya 20’nci yılı hedeflerini açıkladı

    Mobilya sektörünün önemli markalarından Konfor Mobilya, beş yıl için 500 milyon TL yatırım planı belirlediğini kaydederek, 20’nci yılını tamamlayacağı 2019’da 200 mağaza ve yeni fabrikayla iki kat büyümeyi hedefledi.

    Mobilya sektörünün önemli markalarından Konfor Mobilya, hedef büyüttü. Şirket, 20’nci yılını tamamlayacağı 2019 sonuna kadar Türkiye genelinde 200 mağazaya ulaşmayı hedeflediğini açıklarken, Konfor Mobilya Genel Müdür Yardımcısı Erden Gönen, sektörde ilk üç arasına girmek için kapsamlı bir yatırımla köklü bir dönüşüm hareketine girdiklerini kaydederek, “Finansman gücümüzle bayilerimize daha fazla kazanç sağlarken, yenilenen portföyümüzle de müşterilerimize kaliteli mobilyayı uygun fiyatla sunacağız” dedi.

    Mağaza sayısında sadeleşmeye giderek, 2018’de yüzde 30 büyüme gerçekleştireceklerini ifade eden Gönen, Konfor Mobilya’nın 20’nci yılını simgeleyen 2019 yılı için ise iki kat büyüme hedefi koyduklarını açıkladı.

    Yapılan bilgilendirmede; gelecek beş yıl için 500 milyon TL’nin üzerinde yatırım bütçesi ayıran şirket, mevcut mağazalarının 50’si, markanın geçirdiği dönüşüme uygun olarak yenilenecek. 2018 yılı bitmeden açılacak 50 yeni mağazayla birlikte, mağaza sayısı 100’e ulaşacak. 2019 yılında 100 mağaza daha açarak 20’nci yılını 200 mağazaya ulaşacak.

    Erden Gönen, bu mağazaların 140 tanesinin yenilenen Konfor Mobilya konseptine sahip olacağını, 60 mağazanın ise Konfor Yatak adıyla açılacağını ifade etti.

    Turquality ile ihracat katlanacak

    Ayrıca; 2019 yılında Turquality programına dahil olmayı hedefleyen şirket, yıllık 10 milyon dolar ihracat hacmini beş yılda beş kart artırıp, dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren 100 yurt dışı mağazaya ulaşmayı planladığını belirtti.

    2019 yılında 250 milyon TL yatırımla İzmir Kemalpaşa’da açılacak yeni fabrika ile istihdamı dört kat artıracağını, fabrikanın lojistik açıdan kritik bir noktada yer aldığını dile getiren Gönen, “Buradan Türkiye nüfusunun üçte ikisine sadece birkaç saat içinde ulaşma imkanımız olacak. 163 bin metrekarelik yeni fabrikamız, üretim ve tedarik süreçlerini çok daha verimli hale getirecek” dedi.

    “Mobilyalar artık beş yılda bir yenileniyor”

    Tüketici alışkanlıklarının köklü bir dönüşümden geçtiğine dikkat çeken Gönen, “İnsanların mobilyaya bakış açıları değişti. Daha modern, güncel trendlere daha uygun mobilyalar benimseniyor. Eskiden tüketici bir mobilyayı onlarca yıl kullanıyordu. Bugün ise ortalama beş yılda bir yeni mobilya alınıyor. Konfor olarak kendi dönüşümümüzü, sektör genelindeki bu değişime öncülük edecek şekilde planladık ve uygulamaya aldık” diye konuştu.