Etiket: HDP’lilerin

  • “HDP’lilerin yüzde 57’si ’evet’ diyecek” sonucunu çıkartan anketçiye ölüm tehdidi

    Akdeniz Anket Araştırma (AAA) Enstitüsü tarafından Akdeniz Bölgesi’ndeki 8 ilde yapılan referandum araştırmasında HDP’ye oy vereceğini söyleyen seçmenin yüzde 57’sinin ’evet’ diyeceği ortaya çıktı. Anket sonuçlarının ardından tehdit edilen şirketin genel müdürü Mehmet Turaçcı, Cumhuriyet Savcılığına başvurdu.

    AAA Enstitüsü, 1-9 Mart tarihleri arasında Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından açıklanan seçime girme yeterliliği bulunan 9 partinin seçmenlerine “Referandumda ’evet’ mi, ’hayır’ mı” diyecekleri yönünde anket düzenledi. ’Tesadüfi yöntemin kullanıldığı ankete katılan 6 bin kişiden 3 bin 558 kişisi ’evet’ dedi. Telefon, online ve yüz yüze anket yapılarak, “Oy verdiğiniz parti nedir” ve “Referandumda oyunuz ne olacak” soruları soruldu.

    Adana, Mersin, Antalya, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Isparta ve Burdur’da yapılan anket sonucunda yüzde 59.3 oranında ’evet’ çıktı. Yapılan ankete göre, AK Parti’li seçmenlerin yüzde 93’ü, HDP’lilerin yüzde 57’si, MHP’lilerin yüzde 44’ü, CHP’lilerin yüzde 4’ü, BBP’lilerin ise yüzde 22’si referandumda ’evet’ oyu kullanacağını belirtti.

    Bu sonuçların kamuoyuna açıklanmasının ardından Akdeniz Anket Araştırma (AAA) Genel Müdürü Mehmet Turaçcı, HDP seçmeninin yüzde 57’sinin ’evet’ diyeceği sonucuna tepki gösteren gruplar tarafından sürekli tehdit edilmeye başlandı.

    Bu tehditler öldürme boyutuna kadar gidince Turaçcı, Cumhuriyet Savcılığına başvurdu. Başvuru üzerine Turaçcı’ya koruma verilmesi kararlaştırıldı.

    Mehmet Turaçcı yaptığı açıklamada, yolda yürürken bile ölüm tehdidi aldığını, sosyal medyada sürekli terör örgütü tarafından tehdit edildiğini belirterek, “Ben anketörüm. Ben halkın nabzını tutmak için anket yaparım. Kaldı ki benim yaptığım anket sadece Akdeniz Bölgesini bağlıyor. Yapılan ankette insanlara sorduk ’hangi partiye oy veriyorsun’ diye. Bu soruya ’HDP’ yanıtı verenlere ’referandumda hayır mı, evet mi’ diyeceksiniz sorusuna yüzde 57’si ’evet’ dedi. Böyle bir sonuç çıktı. Bunu bazı çevreler hazmedemiyor. Benim görüştüğüm ve HDP’ye oy vereceğim diyen insanların yüzde 57’si ’evet’ diyecek. Bundan dolayı ölümle tehdit ediliyorum. Can güvenliğim olmadığı için Cumhuriyet Savcılığına başvurdum. Sağ olsun onlar da bana koruma verileceğini söyledi” dedi.

  • CHP’li Torun: “HDP’lilerin tutuklanması siyasi alınmış bir karardır”

    CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, HDP’lilerin tutuklanmasının siyasi bir karar olduğunu ileri sürdü.

    CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Kastamonu’yu ziyaret ederek, bir takım incelemelerde bulundu. CHP İl Başkanlığı binasında değerlendirme toplantısı düzenleyen Torun, TBMM’ye 2-3 gün önce sit kapsamındaki yerlerle ilgili bir yasa teklifinin sunulduğunu hatırlatarak, “1., 2. ve 3. derecedeki sit alanlarının kapsamı değiştiriliyor. Doğal sit alanları, sit kapsamından çıkartılarak imara açılıyor. Buna ihtiyaç duyuyorsanız, bunu yapmaya çalışıyorsanız evdeki kilimi, halıyı satmaya benzer. Artık satacak hiçbir şeyiniz kalmadı. Çünkü geçmişle olan bağınızı koparıyorsunuz. Ha DEAŞ’in Suriye’deki tarihi alanları bombalayıp yakıp yıkması, ortadan kaldırması, ha siz doğal sit alanlarınızın, tarihi alanlarımızın, tarihi bölgelerimizin sit kapsamından çıkartılarak imara açılması ve o alanların tamamen tahrip edilmesidir. Bu kabul edilebilir bir durum değildir” dedi.

    AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in geçtiğimiz günlerde “HDP’li milletvekilleri tahliye edilebilir” açıklamasına tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Torun, “Avrupa Birliği’nden bir zorlama olup olmadığını bilemiyorum ama hiç kimse ona hemen HDP’li veya PKK’lı yakıştırması yapmadı. Bizim bir milletvekilimiz söylemiş olsaydı şu anda HDP’li veya PKK’lı olmuştu. Bizim HDP, FETÖ, PKK şunu veya bunu savunduğumuz yok. Asla da savunmayız. Bizim çizgimiz belli. Biz, hukuk istiyoruz, adalet istiyoruz, nasıl geçmişte Ergenekon’da, Balyoz’da talep ettiysek şimdi de diyoruz ki, kimseye suçlu ya da suçsuz diyemeyiz. Bunu hukuk yargılar ve suçunu tespit ettiyse kanunun ilgili maddesi gereğince cezasına verir. Bunu biz bilemeyiz. Ben, hukuk adına karar veremem. Bizim istediğimiz hukuktur. Bu verdiğiniz karar hukuki bir karar değil, siyasi bir karardır. Çünkü sen, bir gecede aynı saatte hepsini topladın ve tutukladın. Niye hepsini aynı saatte, bir gün sonra veya 5 saat sonra değil. Amacı MHP’yi yanına çekip bir şekilde başkanlık iddiasını güçlendirmektir. Bu karar hukuki bir karar değil derken bunu ifade etmek istiyoruz. Hukuk herkes için var ama bizim orada itiraz ettiğimiz konu, bunların siyasi bir karar olduğudur. Bu belediye başkanları yeni mi? PKK’ya yeni mi yardım ediyor? O hendekler açılırken neredeydiniz? Valilerinize talimat veriyordunuz ‘dokunmayın’ diye. O bombalar yerleştirirken neredeydiniz? Niye bugünü beklediniz? Niye o zaman müdahale etmediniz? O zaman devletin polisi, askeri yok muydu, valisi yok muydu, kaymakamı yok muydu? O zaman hukuk yok muydu? Hukuk şimdi mi geldi aklınıza. Biz, buna itiraz ediyoruz. Suç varsa ceza da vardır. Sadece ve sadece kendini başkanlığa taşımak için iç politikaya yönelik çalışmalardır bunlar. Suriye de buna yönelik çalışmadır, bu da ona yönelik çalışmadır ve aldığı bütün kararlar buna yönelik çalışmadır. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir” diye konuştu.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’un Kastamonu’daki iki günlük programına CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt, CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek, CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer, CHP Parti Meclis Üyesi Ferihan Karasu ile CHP Kastamonu İl Başkanı Muzaffer Bıyıklı eşlik etti.

  • Polis, HDP’lilerin toplanmasına izin vermedi

    Siirt Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Siirt Belediye Eş Başkanı Tuncer Bakırhan’ın gözaltına alınmasını protesto etmek için belediye önünde HDP’lilerin toplanmasına izin vermedi.

    Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda emniyet müdürlüğü ekiplerince yürütülen soruşturmada sabah erken saatlerinde belediyeye düzenlenen operasyonda Belediye Başkanı Tuncer Bakırhan gözaltına alınmıştı. Polis, bir grup partilinin, Bakırhan’ın gözaltına alınmasını protesto etmek için belediye önünde toplanmasına izin vermedi. Basın açıklaması ve toplu halde bir arada bulunmanın yasak olduğunu gruba megafonla anons eden emniyet amiri, ayrılmamaları durumunda müdahale edip gözaltına alacakları uyarısı yaptı. Yapılan uyarının ardından toplanan partililer belediye binasına girdi.

  • Bakan Zeybekci, HDP’lilerin Meclis’ten çekilme kararını değerlendirdi

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’de HDP’lilerin TBMM çalışmalarından çekilme kararı ve milletvekillerinin tutuklanmalarıyla ilgili konuştu. Zeybekci, “Milletin onlara tanımış oldukları krediyi terör örgütüne ciro ettiler” dedi.

    Denizli’de çeşitli temaslarda bulanan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, HDP’lilerin tutuklanması ve HDP Genel Merkezi’nin mecliste genel kuruldaki çalışmalardan çekilmesini değerlendirdi. Bakan Zeybekci, “Gittiniz terör örgütünün her türlü faaliyetine destek vermek için, size emredilen şekilde davrandınız. Muhtemelen şu anda da emredildiği gibi davranıyorlar. Milletin iradesiyle davranmıyorlar” diye konuştu.

    Temaslarının ardında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Zeybekci, “Vakayı tek bir resimle yorumlamak yanlış olur. 7 Haziran dönemine dönmek lazım, 7 Haziran’dan sonraki dönemlere bakmak lazım. 7 Haziran’da milletin huzuruna çıkıp da Türkiye partisi olduğunu iddia edenler, siyasette parlamentoda, hukukun üstünlüğüne milli iradeye saygı, parlamentoda ülkeye hizmet etmek isteyenler, 7 Haziran’dan hemen sonra Temmuz’da almış oldukları güveni milletin onlara vermiş oldukları o güveni, krediyi, terör örgütünün itirazı ile tekrar hendek siyasetine, çukur siyasetine döndüler. İnsanlar ayaklanmaya davet ettiler. İnsanları öz yönetim gibi saçma sapan, bazı uygulamalara davet etmeleri ve milletin kendilerine iradeye ihanet ettiler. Milletin onlara tanımış oldukları o krediyi maalesef, başka yerlere ciro ettiler, kandile ciro ettiler, terör örgütüne ciro ettiler” dedi.

    Tutuklanmalarıyla ilgili her şeyin hukuk içinde yapıldığını belirten Zeybekci, “Terör örgütüne yaslanan, sırtını oraya buraya terör örgütüne yasladığını söylediğini söyleyen, PKK’ya terör örgütü dedirtemezsiniz bize diyen ve bir süre sonra bunlarla ilgili mecliste büyük çoğunlukla dokunulmazlıkların kaldırılmasından sonra bizi T.C.’nin mahkemelerine götüremezsiniz, bizi mahkemeye çağıramazsınız, gitmeyeceğiz, o kadar ucuz değil yağma yok sözlerle, bunu bir yere tırmandırdığınız zaman, devlet eğer devletse, Türkiye Cumhuriyeti bir devletse ki, 5 bin yıllık bir devlettir, bunun gereğini yapar. Bu devlet sizi tutar, ifadeye götürür, ifadenizi da alır. Bunu yapmanın yöntemleri vardır. Önce çağırır, davet eder, savcılar davet eder, mahkemeler davet eder, bundan sonra yapılacak olan bellidir. Olan zorla getirmektir. Yani gönüllü olarak gelmeyene gönülsüz de olsa, güvenlik güçleri marifetiyle getirmektir. Bunlar yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kimliğine ve devlet olma vasfına uygundur. Ya da devlet bunu yapacaktır, yada birilerinin seni tanımıyor dediği seni tanımıyorum dediği devlet statüsüne geçecekti. Onun için buradaki olayda gereği yapılmıştır diye düşünüyorum” diye konuştu.

    AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in yaptığı, ‘HDP milletvekillerinin tutuksuz yargılanması’yla ilgili de açıklama yapan Zeybekci, “Tutuklamalarla ilgili de herkesin görüşlerine saygı duyuyorum. Çünkü bunlar sağlıklı tartışmalardır. Hakimler veya savcıların vermiş oldukları kararlar, yargıyı etkilememek kaydıyla, hukuk bilenler arasında yorumlanması bu gayet normaldir. Diğer taraftan da mahkeme tarafından ifadeye çağrılanların, göz altı kararı alınların bir veya birkaç tanesinin de yurt dışında oldukları, ifadeye gelmemekte ısrar ettikleri, yönündeki durum da var. Mahkeme kararıdır, saygı duymak lazımdır” diye konuştu.

    HDP’lilerin meclis çalışmalarından çekilmeleriyle ilgili konuşan Zeybekci, “Zaten millet size yetkiyi verirken, millet size bu konuda yetkilendirirken, bu konuda görevinizi yapmadınız. Gittiniz terör örgütünün her türlü faaliyetine destek vermek için, size emredilen şekilde davrandınız. Muhtemelen şuanda da emredildiği gibi davranıyorlar. Milletin iradesiyle davranmıyorlar. Çünkü millet onlara, seçimlerde onlara iradesini teslim ederken, benim adıma git, meclis genel kurulunda beni temsil et. Senin görevlendiğin komisyonlarda beni temsil et, benim ihtiyaçlarımı orada doğrudan dile getir. Gerekeni yap diye bu vekaleti verdi. Şimdi meclisin verdiği o görevlerden kaçınmak, büyük ihtimalle emir aldıkları yerden gelmişlerdir, böyle yapın diye talimat gelmişlerdir onlara. Yönde hareket ediyorlardır. Ne yaparlarsa, yapsınlar, Türkiye Cumhuriyeti bu yoldan geri dönmeyeceklerdir. Bu süreç tamamlanacaktır. Yani bedeli ne olursa olsun, hukuk çerçevesinde kalmak şartı ve kaydıyla, devletin milletiyle, ülkesiyle bölünmez bütünlüğünü korumak kaydı ve şartıyla, bu ülkeyi, bu millet birleştirmek şartıyla gereği sonuna kadar yapılacaktır. Milleti bunlara verdikleri vekaleti, bunlar şimdi reddettiler. Bunlar vekaleti yapmayacağız, dağın bize, terör örgütün bize verdiği talimatı yerine getireceğiz diye karar aldılar. Hiçbir şekilde, bundan sonraki süreçte geri dönüş yok, sonuna kadar gidilecektir” ifadelerini kullandı.

  • AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay: “Kürtler HDP’lilerin umurunda değil”

    Kahramanmaraş’ta düzenlenen Uluslararası Kitap ve Kültür Fuarını ziyaret eden AK Parti Genel Başkanı Yasin Aktay, “Kürtler HDP’lilerin umurunda değil” dedi.

    Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi ve AK Parti İl Teşkilatının konuğu olarak kitap fuarında okurlarıyla bir araya gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Aktay, HDP’li milletvekillerinin tutuklanması ve dokunulmazlık yasaklarının kalkması hakkında açıklamalarda bulundu.

    HDP’li vekillerin yargıya meydan okuduklarını, aslında milletin kendilerine çok büyük bir siyaset yapma imkanı verdiliği halde Kandil’in sesi olduklarını kaydeden Aktay, “HDP’lilerin tutuklanması bir yargı sürecidir aslında şuanda. Biliyorsunuz biz mecliste geçtiğimiz aylar içerisinde milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması ile ilgili kamuoyunda artık ciddi bir talep konusu haline gelmiş olan bir konuyu gündeme getirdik ve sadece HDP’lilerin değil tüm herkesin dokunulmazlığını kaldıran bir yasa değişikliğini gerçekleştirdik Türkiye Büyük Millet Meclisinde. Bu önemli bir olaydı çünkü kamuoyunda sanki milletvekillerinin suç işleme muafiyeti varmış gibi kendi faaliyetlerini milletvekili kalkanı altında rahatlıkla yürütme muafiyetine sahiplermiş gibi bir algı oluşmuş oluyordu. Biz onu kaldırırken sadece HDP’lilere yönelik değil herkesin yargılanabileceği mevcut davalardan yargılanabilecekleri bir sürecin önünü açmış olduk. HDP’li olmayan ve AK Partili de olan birçok milletvekili bu yargılama süreci içerisinde mahkemelerin kendilerine tevdi etmiş olduğu davetlere icabet ederek gidip ifade verdiler. Ancak HDP milletvekilleri, biri hariç ki, ‘o biri de gitti ifadesini verdi tutuklanmadı’. Bu davetiye yapıldığı zaman HDP milletvekillerinin yargıya meydan okuduklarını gördük. Bu yargıya meydan okuma ciddi bir suç aslında, başlı başına suç. Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerini tanımayan kişi, zorla da olsa o mahkemelerin önüne çıkarılır. Avrupa’da da bir şekilde belli bir yere gelmiş bir zihniyet, iktidara gelmiş bir zihniyet şuanda HDP’li milletvekillerini Türkiye’de ölen insanlardan daha fazla önemsiyor. PKK’lıların hunharca katlettiği yüzlerce, binlerce insanın canından, kanından daha önemli görüyor o insanların yargılanıyor olmasını. HDP’li milletvekilleri hukukun üstünde değildirler. Hukuktan muaf hiç değildirler, hiç kimse hukuktan muaf değildir. Hiç kimse kendini hukukun üstünde görme hakkına sahip değildir. Netice itibarıyla sizi yargılayan bu yargı her zaman size lazım olacak bir yargı” dedi.

    Kürtlerin HDP’lilerin umurunda olmadığına dikkat çeken Aktay, “Ben onu bölgenin bir milletvekili olarak çok net bir şekilde söyleyebilirim. Kürtler HDP’nin umurunda değiller. Umurunda olmadığını Kürtler de şuanda görmeye başladılar. Kürtler için de şuan da HDP Kürtlerin umurunda değil artık. Umurunda olmadığı için de HDP’nin bütün yaptığı, ayaklanma, sokağa çıkma çağrılarına Kürtler cevap vermiyorlar. Belki üç-beş çapulcu bulurlar gene sokağa dökebilecekleri, üç-beş tane militan bulurlar. Ama onlar Kürt halkı değildir. Kürt halkı HDP’nin ne mal olduğunu gördü. HDP’li milletvekillerine aslında bu halk, bu millet, bu devlet olağan üstü bir fırsat sundu. Onlara siyaset yapma fırsatı sundu. Sonuna kadar siyaset. Savunamayacakları hiçbir şeyin olmadığı geniş siyasal alan açtı onlara. Ama HDP milletvekilleri orada siyaset yapmayı tercih etmediler. Bilakis siyaset alanını kendi yasa dışı faaliyetleri için temsil ettikleri Kandil’in, yani Kandil terör yuvasının bir sesi gibi kullanmayı, suiistimal etmeyi tercih ettiler. Buna da Türk halkı göz yummadı. Türk halkı buna isyan etme noktasına geldi. Aslında şuanda mahkemeler Türk Milleti adına karar vermek durumunda olan mahkemeler Türk milletinin beklentilerine uygun bir biçimde bu milletvekillerinin yargıyı ve siyaset sürecini bu kadar suiistimal etmesine karşı bir tavır ortaya koymuş oldu” diye konuştu.