Etiket: Hazırlandı

  • Yurtta cinsel istismar iddiasıyla ilgili 7 kişi hakkında iddianame hazırlandı

    Elazığ’da kimsesiz ve bakıma muhtaç çocukların kaldığı ve 2013 yılında kapatıldığı öğrenilen yurtta 15 yaşından küçük 2 çocuğa cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen 3, olayı bilerek gizleyen 4 kişi olmak üzere 7 şahıs hakkında iddianame hazırlanarak ağır ceza mahkemesine gönderildiği bildirildi.

    Elazığ’da 2013 yılına kadar kimsesiz ve bakıma muhtaç çocuklara hizmet veren Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bağlı 18 yaş altı kız çocuklarının kaldığı Harput Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezi’nde taciz ve cinsel istismarın yaşandığı iddia edilmişti. 2007 ile 2013 yılları arasında cinsel istismar ve tacizlerin yaşandığı iddia edilen Elazığ Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bağlı 18 yaş altı kız çocuklarının kaldığı Harput Bakım, Sosyal ve Rehabilitasyon Merkezi’nin binasının kapatıldığı, orada kalan kız çocuklarının ise Çocuk Evleri Sitesi’ne nakledildiği öğrenilmişti.

    Cinsel istismar olayı ile ilgili Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturmanın tamamlandığı ve çocuğun cinsel istismarı ile suçu bildirmeme suçlarından 7 kişi hakkında iddianame hazırlanarak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği açıklandı.

    Cinsel istismarı 3 şüpheli gerçekleştirmiş, müdürler gizlemiş

    Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, “Sonradan Harput Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezine dönüştürülen Harput Çocuk Yuvasında yaşı küçük kız çocuklarına kurum çalışanlarının cinsel istismarda bulundukları iddiası üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımızca 11.03.2014 tarihinde adli soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sonucunda kurumda hizmetli olan şüpheliler A.S. ve N.Y.’nin 2007-2011 tarihleri arasında 15 yaşından küçük mağdur E.K.’ya birden çok kez cinsel istismarda bulundukları, yine aynı merkezde hizmet alım personeli olan şüpheli S.D.’nin 2009 yılında 15 yaşından küçük mağdur E.A.’ya birden çok kez cinsel istismarda bulunduğu hususunda kamu davası açmaya yeterli delil elde edilmiştir. Yaşı küçük mağdurlar B.Ş., S.T. ve M.A.’ya yönelik cinsel istismarda bulunulduğuna dair delil bulunamamıştır. Cinsel istismar eylemlerini öğrendikleri halde adli makamlara bildirmeyen Kurum Müdürleri Ş.C. ve Z.A.K., Müdür Yardımcısı Z.K. ve Psikolog S.E hakkında da dava açmak zarureti doğmuştur. Adı geçen şüpheliler hakkında çocuğun cinsel istismarı ve suçu bildirmeme suçlarından hazırlanan iddianame Elazığ 1.Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir” denildi.

  • (Özel haber) Erdoğan’a beddua eden FETÖ’cüler hakkında 483 sayfalık iddianame hazırlandı

    Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında örgütün sözde Elazığ il imamı olan Mehmet Durakoğlu’nun da aralarında bulunduğu 44 şüpheli hakkında terör örgütü yöneticisi ve üyesi olmak suçundan 483 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede, şüphelilerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a beddua ettirdiklerine dair ifadeler de yansıdı.

    15 Temmuz FETÖ/PDY’nin hain darbe girişimi nedeniyle Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmalar kapsamında örgütün yöneticisi ve bunlara bağlı üyelerin bulunduğu 44 kişi hakkındaki çatı iddianamesi hazırlandı. Hazırlanan iddianamede, aralarında örgütün sözde il imamı Mehmet Durakoğlu ile birlikte 10 şüpheli hakkında terör örgütü yöneticisi olmak, 34 şüpheli hakkında ise örgüt üyesi olmak suçundan dava açılması istendi.

    İddianamede, şüphelilerin görev alarak, bir eğitim yuvasından ziyade terör örgütüne üye kazandırmaya yönelik çalışmalar içerisinde bulunan ve aynı zamanda bu silahlı terör örgütünü finansal olarak destekleyen bir şirket altında 11 ayrı dershane ve kurs merkezinde yönetici, öğretmen, muhasebeci, hizmetli ve şoför gibi sıfatlarla sözde şirketin örgüt tarafından görevlendirilen hissedarları olduklarına yer verildi.

    Erdoğan’a ’Beddua’ ettirmek için baskı yapmışlar

    İddianamede, şüphelilerin öğrencilere, örgütün elebaşı Fetullah Gülen’in kitaplarını alıp, videolarını izlemelerini yönünde telkinlerde bulunup, yapılacak seçimlerde öğrenci ve ailelerini etkilemeye çalıştıkları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a beddua etmeleri yönünde baskıda bulunduklarına dair ifadeler de yer aldı.

    Şüphelilerin örgütün sözde il imamı Mehmet Durakoğlu ile irtibatlarının tespit edildiği belirtilen iddianamede, devletin örgüt ile etkin mücadeleye başladığı dönemde dershanelerde örgütle ilgili bilgiler içerdiği düşünülen bir çok evrakın kalorifer kazanı ve açık arazide yakıldığının kamera görüntüleriyle ortaya çıktığını aktarıldı.

    Şoför, hizmetli, öğretmen ve diğer yöneticilerin şirketlere ortak olduğu, bunun için ise hiçbir sermaye yatırmadıklarına değinilen iddianamenin devamında, şüphelilerin evrak üzerinde ortak olarak örgütün hiyerarşik bir yapı içerisinde kendilerine verilen talimatları yerine getirdiklerinin belirlendiği de ifade edildi.

    Genç beyinleri yıkayıp, sorgulamayan üye yetiştiriyorlarmış

    Terör örgütleri PKK, DEAŞ, Hizbullah veya DHKP-C gibi örgüt yapılarından farklı nitelikte, genç beyinleri yıkayarak itaat eden, sorgulamayan terör örgütü üyeleri yetiştirmek amacında olunduğunun vurgulandığı iddianamede, yapılan dershanelerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir organı haline dönüştüğünün görüldüğü kaydedildi.

    Hazırlanan 483 sayfalık iddianamenin Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, mahkeme tarafından kabul edilmesinin ardından belirlenecek tarihte ilk duruşmasının yapılacağı öğrenildi.

    İl imamına ait verilerin içinden darbe duası çıkmıştı

    FETÖ/PDY’nin sözde Elazığ il imamı Mehmet Durakoğlu 14 Aralık 2016 tarihinde Kayseri’nin Talas ilçesinde yakalanmış ardından Elazığ’a getirilerek İl Emniyet Müdürlüğünde ifadesi alındıktan sonra sevk edildiği adli makamlarca tutuklanmıştı. Örgütün il imamlığını yaptığı iddia edilen Durakoğlu ile ilgili Elazığ polisi ve Cumhuriyet Savcılığının yaptığı çalışmada, zanlının kullandığı tespit edilen bir tablet ve 2 telefonda örgütün haberleşme sistemleri ’Bylock, Cocoa, Eagle’ programlarının kurulu olduğu belirlenmişti. Sanık Durakoğlu’ndan ele geçirilen dijital veriler içerisinde ise 5 Temmuz günü gönderilen ve 15 Temmuz gecesine kadar okunması istenilen hükümeti ve destekleyenleri hedef alan bir beddua da çıkmıştı.

  • Cumhurbaşkanı’na fındık raporu hazırlandı

    Ordu Ticaret ve Sanayi Odası (OTSO) Meclisi tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunmak üzere bir rapor hazırlanması amacıyla bir araya geldi.

    OTSO Meclis Başkan Vekili Evren Enginyurt’un başkanlık ettiği toplantıda iş adamları fındıktaki sorunun iki ana konuda toplandığına dikkat çekti. Toplantıda söz alan iş adamı Şemsettin Candan, fındıkta tekelleşmenin söz konusu olduğunu ve üretici ile fındık alım-satım işi yapan orta dereceli iş adamlarının da sığınacağı tek kapının devlet kapısı olduğuna dikkat çekti. Candan, “Fındıkta tekelleşmenin kırılması ve fındık fiyatlarına karşı devletin müdahale alımı yapması bugünkü sorunların çözümünü kolaylaştıracaktır” dedi.

    OTSO Meclis Başkanı Evren Enginyurt, hazırladıkları raporu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ordu ziyaretinde kendisine sunulacağını belirtti.

  • Darbe girişiminde Kartal ve Samandıra’ya çıkan askerler hakkında iddianame hazırlandı

    Darbe girişiminde Kartal Köprüsü ve Samandıra’ya çıkan askerler hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. 30’u tutuklu 117 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, vatandaşın müdahalesi sonucu olay yerinden kaçmaya çalışan askeri aracın halkın arasına dalması ve bir askerin de teslim olmamak için polise silah çekmesi sonucu 11 vatandaşın yaralandığı belirtildi.

    15 Temmuz darbe girişiminde Kartal Köprüsü ve Samandıra Gişelerde yaşanan olaylara ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanarak, 30’u tutuklu 117 şüpheli hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olmak, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, silahla kasten yaralama” suçlarından iddianame hazırlandı. İddianamede, olaylarda yaralanan 11 vatandaş ise müşteki olarak yer aldı.

    23. Motorlu Piyade Alayı Komutanlığı ve Kara Harp Akademisi personelleri olan şüphelilerin 15 Temmuz 2016 tarihinde meydana gelen darbe kalkışmasına bilerek ve isteyerek iştirak ettikleri, darbe kalkışması faaliyetleri kapsamında 23. Motorlu Piyade Alayı, Kartal Köprüsü ve Samandıra Gişelerinde görev aldıkları belirtildi. Stratejik öneme sahip olan Kartal Köprüsü ve Samandıra Gişelerini kontrol altında tutmaya, söz konusu bölgedeki trafik akışını kontrol etmeye çalışan bazı şüphelilerle, Kartal Köprüsüne intikal eden bir kısım şüphelilerin ayrıca, kalkışmaya tepki göstermek ve engel olmak amacıyla çevrelerinde toplanan bazı vatandaşları kasten yaraladıkları ifade edildi.

    23. Motorlu Piyade Alayı’nın, Sancaktepe General İsmail Hakkı Tunaboylu Kışlasında bulunmakta olup, Kolluk Kuvvetlerini Toplumsal Olaylarda Destekleme (KOKTOD) görevi üstlenen askeri birliklerden birisi olduğu vurgulanan iddianamede, 23. Motorlu Piyade Alayının içerisinde yer alan 3. Taburun Komutanının, Silivri Ceza ve Tutukevi Kampüsünde intihar eden Yarbay İsmail Çakmak olduğu hatırlatıldı.

    İddianamede, hakkında ayrı bir soruşturma yürütülen 23. Motorize Piyade Alay Komutanı Albay Ömer Faruk Özkese’nin darbe kalkışması öncesinde 2. Zırhlı Tugay Komutanlığında (Maltepe) gerçekleştirilen toplantıya katılanlar arasında bulunduğu ve toplantıya üniformalı olarak gelen tek kişinin Özkese olduğu bilgisine yer verildi.

    “Whatsapp grubuna ‘Sıkıyönetim direktifi geldi’ mesajı attım”

    23. Motorlu Alay Komutanı Ömer Faruk Özkese’nin şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde, olay tarihinde genelkurmaydan gelen mesaj emri üzerine birliğini alarm durumuna geçirdiğini ve Sancaktepe’de bulunan birliğinden bir bölüğü Kartal Köprüsü üzerine, diğer bir bölüğü de Samandıra gişelerinin olduğu bölgeye gönderdiğini söyledi. Her iki bölük tam çıkmak üzereyken Kara Harp Akademilerinden başlarında bir binbaşı öğretim görevlisi olmak üzere diğerleri öğrenci subay toplam 16 subayın birliğe geldiğini ve binbaşının verilen emir üzerine takviye amacıyla geldiklerini söylediğini belirten şüpheli Özkese, “Gelmeleri benim olayların terör olayları olduğu kanaatini pekiştirdi. Her iki sevk ettiğim unsur piyade unsurlarıydı, land araçlarıyla silahlı bir şekilde her iki noktaya intikal ettiler, başlarında ise tabur komutanı İsmail Çakmak’ı görevlendirdim. Her iki unsurun çıkış saati 23.20 sıralarıydı. Genelkurmay’dan ise direktif 23.00’da geldi. Yaklaşık 00.00 sıralarında Akademiden gelen unsurların yarısı ile beraber her iki birliği denetlemeye gittim. Olay tarihinde oluşturulan whatsapp grubuna ’sıkıyönetim direktifi geldi’ ibareli mesaj attığım doğrudur. Whatsapp grubundaki yazışmalardan ise saat 03.00 sıralarında sevk ettiğim her iki unsuru alaya geri çektikten sonra telefonuma bakınca haberdar oldum” dediği belirtildi.

    ByLock kullanıcısı olduğu tespit edildi

    “Benim unsur sevk ettiğim her iki noktada herhangi bir şekilde ölüm, yaralanma veya mala zarar verme olayları olmamıştır” diyen Özkese’nin ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, makam odasında yapılan aramada ise 3 sayfa sıkıyönetim direktifi konulu mesaj, 14 sayfa gizli ibareli atama listesi, 10 sayfa sıkıyönetim mahkemeleri görevlendirme listesi bulunduğu belirtildi.

    Polisler ve vatandaşlar aracın etrafını sardı

    İddianamede şüphelilerin bölük komutanlarının emriyle hazırlanan birliklerin Kartal Köprüsündeki faaliyetleri gerçekleştirmesi için alaydan çıkış yaptıkları, Harp Akademileri Komutanlığında görevli kurmay öğrenci olan şüphelilerin de buradaki faaliyetler çerçevesinde emir komutayı almak ve faaliyetleri sevk ve idare etmek amacıyla Kartal Köprüsüne geldikleri anlatılarak, D-100 Karayolu Kartal Köprüsünün geliş gidiş istikametinin askerler tarafından trafiğe kapatıldığı, emniyet mensuplarının olay yerine intikal ettiği, öte yandan, vatandaşların da Kartal Köprüsüne ulaştıkları ve askeri araçların etraflarını sardıkları, köprüyü trafiğe kapatan askeri birliğe müdahale ettikleri, bir kısım askeri personelin geldikleri araçlarla olay yerinden ayrıldıkları, askeri araçta bulunan diğer şüphelilerin vatandaşların ve diğer güvenlik kuvvetlerinin elinden kurtulmak amacıyla Kartal Köprüsünden Kartal ilçe merkezine doğru hızla hareket ettikleri kaydedildi.

    Askeri araç kaçabilmek için halk arasına daldı

    Aracın kalabalık halk kitlesinin içerisine daldığı, 100 metre kadar gittikten sonra durmak zorunda kaldığı, aracın tekrar hareket etmek için geri-ileri manevralar yaptığı, bu olaylar sırasında askeri aracın çarpması sonucu bazı vatandaşların yaralandıkları muhafaza edilen şüpheliler Rüstem Üstünel’in tabancasını teslim etmek istemediği ve polise doğrulttuğu, görevli polis memurlarının silaha müdahale ettikleri ancak şüphelinin silahını ateşlediği, bu olay nedeniyle 6 kişinin çeşitli şekillerde yaralandıkları anlatıldı.

  • Harp Akademileri Komutanı Bekiroğlu’nun cezaevine kapatılmak istenmesine ilişkin iddianame hazırlandı

    15 Temmuz Darbe Girişiminde Harp Akademileri Komutanı Tümgeneral Tahir Bekiroğlu’nun Hadımköy’deki askeri cezaevine kapatılmak istenmesine ilişkin 62 şüpheli asker hakkında iddianame hazırlandı. Şüphelerin 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.

    15 Temmuz Darbe girişiminde Harp Akademileri Komutanı Tümgeneral Tahir Bekiroğlu’nun Hadımköy’deki askeri cezaevine kapatılmak istenmesi ve Hadımköy kışlasında yaşananlara ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcılarından Gökhan Yolasığmaz tarafından yürütülen soruşturma tamamlanarak 241 sayfalık iddianamede hazırlandı.

    Tahir Bekiroğlu’nun ‘müşteki’, 11’u tutuklu 62 askerin ise şüpheli olarak yer aldığı iddianamede, şüphelilerin “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve silahlı terör örgütü üyeliği” suçlarından 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet 10’ar yıldan 25’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.

    Komutanını derdest eden emir subayı

    İddianamede, şüphelilerden binbaşı Fatih Irmak’ın Tahir Bekiroğlu’nun emir subayı olarak görev yaptığı belirtilerek, Irmak’ın Bekiroğlu’nu lojmanından alarak Hadımköy kışlasına götürdüğü anlatıldı. Irmak’ın Bekiroğlu’nu lojmanından alarak derdest ettiği saatte henüz sözde sıkıyönetim emri yayınlanmadığı ifade edilen iddianamede, “Tüm bu hususlar dikkate alındığında TSK hiyerarşik yapısı içerisinde hareket etmeyen, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ortadan kaldırmayı amaçlayan, bu amaç doğrultusunda devletin çeşitli kamu kurum ve kuruşlarına sızarak kendi amaç ve hedefleri doğrultusunda kamu gücünü kullanan ve FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü bünyesinde hareket eden bir grubun önceden yapılan planlaması çerçevesinde, sözde “Yurtta Sulh Konseyi” olarak adlandırılan illegal oluşumun sevk ve idaresinde darbe girişiminde bulunduğu ,darbe girişiminden haberdar olduğu ve bu bilinçle eyleme katıldığı değerlendirilmektedir” denildi.

    Yetkileri olmadığı halde Bekiroğlu’nun derdest edilmesi için emir vermiş

    Şüphelilerden Hadımköy Kışlasının kışla komutanı Mehmet Yorgancı ve kışlada Hava Savunma Tabur Komutanı olan Mehmet Erol’un olay tarihinde kışla içerisinde bulunan askeri cezaevi kendilerine bağlı olmadığı ve bu konuda bir yetkileri olmadığı halde Tuğgeneral Eyüp Gürler’in emri üzerine kışlaya giderek, Yurtta Sulh Konseyi tarafından aralarında Bekiroğlu’nun da bulunduğu kişilerin derdest edilmesi için emir ve komutasında bulunan subay,astsubay,uzman ve erlere emir verdikleri, kışla içerisinde ve cezaevi çevresinde gerekli hazırlıkları yaptırdıkları anlatıldı.

    Dosyanın tek şikayetçisinin ifadesi

    İddianamede yer alan dosyanın tek müştekisi(şikayetçi) Tahir Bekiroğlu’nun ifadesinde ise, “Olay günü saat 21.00 sıralarında kapım çalındı. Kapıyı açtığımda karşımda emir subayım Fatih Irmak, koruma astsubaylarım Eyüp Karahan ve Okan Şentürk vardı. Emir subayı kamuflajlıydı ve belinde silahı vardı. Emir subayıma ne olduğunu sorduğumda sert bir üslupla ‘Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Hulusi Akar’ın emriyle Yurtta Sulh Konseyi ülke yönetimine el koymuştur’ dedi” ifadelerini kullandı.

    Daha sonra ailesinin yanında, emir subayı tarafından kıyafetlerini giymesinin emredildiğini söyleyen Bekiroğlu, “Emir subayı, beni Hadımköy’e götüreceklerini söyledi. Ben de bunun üzerine Genelkurmay Başkanımızın emri olduğunu zannederek sivil kıyafetimi giyip kendisiyle beraber gitmeye karar verdim. Akademi envanterinde bulunan sivil bir araca bindirilerek yola çıkarıldım. Nizamiyede herhangi bir anormallik yoktu. Hadımköy’e götürülene kadar herhangi kötü bir muamele görmedim. Hadımköy’e varınca kimse tarafından durdurulmadık. Kışla içinde bir süre sonra durduk” diye konuştu.

    “Evimden aldılar, cezaevine götürdüler”

    Araçtan inince askeri cezaevi önüne geldiklerini anladığını kaydeden Bekiroğlu, “Binanın idari kısmına girince beni bir koltuğa oturttular. Burada ne yapacağımızı sorunca emir subayı askeri savcı ve cezaevi müdürünün geleceğini söyledi. Saatlerce beklememize rağmen kimse gelmedi. Sık sık da ısrarıma rağmen bana oyalayıcı cevaplar verdi. Bir süre sonra Harp Akademisi öğretim elemanlarından Kurmay Binbaşı Erhan Savur, Harp Akademisi birinci sınıf öğrencilerinden yüzbaşı Kenan Keskin ve yüzbaşı Münür Sözen geldi. Kendileriyle muhatap olmadım çünkü davranışları askeri disipline uygun değildi. Süreç devam ederken bir ara emir subayı bana az önce akademi kurmay başkanı Tümgeneral Hasan Nevzat Taşdeler’in kendisini aradığını, benim sıkıyönetim direktifinin eki olan sözde atama emri ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrine atandığını, 1’inci Ordu Komutanlığı ve İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığına ise Korgeneral Erdal Öztürk’ün atandığını, durumu bana iletmesini söylediğini söyledi” dedi.

    “Girişim başarısız olunca ‘Yürüyün birliğe dönüyoruz’ dedim”

    Bunun üzerine şaşırdığını ve eşini aramak istediğini söyleyen Bekiroğlu, “Amacım eşime eşyaları toplayarak Ankara’daki evimize gitmelerini söylemekti. Emir subayı eşimi kendi telefonundan aramama izin verdi ancak sadece belirttiğim sözleri söylememi istedi. Emir subayı devamlı interneti takip ediyordu. Saat 24.00’den önce cezaevinin muharebe merkezine mesaj geldi. Mesajı Erhan binbaşıya verdiler. Sayfaları dikkatlice inceledi. Sonradan karargaha döndüğümde bunun tutuklanacaklar listesi olduğunu değerlendirdim. Saat 07.00 sırlarında lavaboda gördüğüm ancak tanımadığım, kendisini cezaevi müdürlüğünün astsubayı olarak tanıtan şahsa neler olduğun sordum. Bana darbe girişiminin başarısız olduğunu söyledi. Bunun üzerine ben de gelişmelerden cesaret alarak orada bulunup beni rehin alan tüm şahıslara ‘Yürüyün birliğe dönüyoruz’ dedim. Şahıslarda darbe girişiminin başarısız olduğunu anladığından tepki göstermediler ve emrime itaat ettiler” ifadelerini kullandı.

    Başsavcılık tarafından onaylanan iddianame İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Şüphelilerin önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkmaları bekleniyor.