Etiket: Hazirandan

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek: “7 Haziran’dan sonra koalisyon kurulsaydı ülkenin doğusu PKK tarafından işgal edilecekti”

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, 7 Haziran’dan sonra koalisyon kurulsaydı ülkenin doğusunun PKK tarafından işgal edileceğini belirterek, MHP’nin basiretiyle bu kalkışmanın önlendiğini söyledi.

    AK Parti Kastamonu İl Başkanlığı tarafından Kastamonu Belediyesi Nikah ve Konferans Salonunda düzenlenen AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısına katılan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Başkanlık Sistemini anlatarak, 16 Nisan’da gerçekleştirilecek olan referanduma ‘evet’ denilmesini istedi.

    Şimşek, yeni bir hükümet sistemi inşa ettiklerini belirterek, “Bazılarının iddia ettiği gibi bu rejim değişikliği değildir. Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve hukuk sistemidir. Bu, yaklaşık 100 yıl önce karar verilmiş, asla değişmeyecek, zaten bizimde güçlü bir şekilde destek verdiğimiz, yaşattığımız temel ilkelerdir bunlar. Cumhuriyet kurulalı 65 tane hükümet gelmiş, normalde 5 yıldan 20 tane bile hükümetin gelmemesi gerekiyordu. Fakat biz, 65 hükümettin bahsediyoruz. Dolayısıyla bu yeni sistemde iki seçim arasında 5 yıl kesintisiz icraat olacaktır. Kim seçilirse seçilsin ekibini kuracak, 5 yıl ülkeye güçlü bir şekilde hizmet edecektir. Seçimlerden mutlaka tek başına bir iktidar çıkacaktır. Siyasi istikrar böylece kalıcı hale gelecektir. Uzlaşma kültürü gelişecektir, çünkü toplumda en az yüzde 50’sinin desteğini alması gerecek yeni Cumhurbaşkanının. Dolayısıyla güçlü bir millet desteği olacaktır. Millet desteğiyle 5 yıllık hizmet etme fırsatı bulacak. Hükümet kurulamama gibi bir sorun olmayacak. 70’lı yıllarda, 90’lı yıllarda olduğu gibi, o dönemleri hatırlarsınız. Seçimler yapıldıktan sonrada aylarca hükümet kurma görüşmeleri devam etti. 7 Haziran 2015 tarihinde gerçekleşen seçimlerde halkımız bize tek başına hükümet kurma görevi vermedi. Geçici hükümetle 1 Kasım seçimlerine kadar ülke idare edildi. Gerçi biz, burada bir hükümet boşluğu oluşturmadık. Olmaması için gerekeni yaptık ama bu, önümüzdeki yıllarda bu sorunun tekrardan yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Bu sistem ile millet, güvenoyunu seçimlerle birlikte hükümete vermiş olacak. Dolayısıyla seçimlerden hemen bir gün sonra hükümet iş başında olacak. 5 yıllık bir süreyle Cumhurbaşkanı, kendi ekibini, bakanlar kurulunu oluşturmuş olacak ve üst düzey bürokrasiyi oluşturmuş olacak ve güçlü bir şekilde millete hizmet edecektir” dedi.

    Yeni sistemde cumhurbaşkanlarının en fazla iki dönem seçilebileceğini söyleyen Şimşek, “Dolayısıyla bazılarının iddia ettiği gibi bu sistem değişikliğiyle birlikte kimseye kalıcı bir koltuk, kalıcı bir makam, mevki söz konusu olmayacak. Nihayetinde de millet karar verecek. Millet ilk dönemden sonra yapılan icraatlardan memnun kalırsa belki iki dönem tekrar şans verecek, belki de tanımayacak” diye konuştu.

    Devletin gerçek sahibinin her zaman millet olduğunu vurgulayan Şimşek, “İlk defa milli irade ben icraya hem yasamaya dolaylı olarak ta yargıya çok güçlü şekilde yansıyacaktır. Dolayısıyla millet belirleyici olacaktır. Meclis eski fonksiyonlarını en güçlü bir şekilde yerine getirmeye devam edecektir” şeklinde konuştu.

    Yeni sistemle birlikte denetimde zerre kadar zayıflamanın olmayacağını ifade eden Şimşek, şöyle konuştu:

    “Güvenoyunu millet vereceği için gensoru önergeleri olmayacak ama onun dışında, meclis çıkaracağı kanunlarla hükümetin sınırlarını belirleyecek ve yön verecektir. Yetmeyecek, araştırma, inceleme ve yazılı soru önergeleriyle denetim yapacaktır. Hatta soruşturma mekanizmasıyla denetim daha da güçlenecektir. Bugün Cumhurbaşkanı yetkileri çok güçlü, 1980 ihtilalından sonra aslında Cumhurbaşkanına çok güçlü yetkiler verilmiş. Ama bir sorumluluğu yok, hesap verme zorunda değil. Yeni sistem aslında meclisi güçlendirecek. Milletvekilleri, ihtiyaçlarını karşılayacak yasaları kendileri teklif edecektir”

    Yeni sistemde iki başlılık olmayacağını belirten Şimşek, “Biz, mevcut sistemde bir sıkıntı olmadığını zannediyoruz. Bu mevcut sistem krizlere gebe bir sistemdir. Bugün halk tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanı ve meclisten çıkmış bir hükümet var. Aynı partiden veya gelenekten geldiği için sıkıntılar en az düzeyde yaşanıyor. Bu mevcut sistemle biz devam edersek Türkiye, önümüzdeki dönemlerde ciddi krizler yaşayabilir. Bir taraftan halkın desteğiyle yüzde 50’den fazla oy almış Cumhurbaşkanı olacak, belki farklı partilerden farklı siyasi eğilimlerden bir hükümet gelecek başa. Peki, anlaşamazlarsa ne olacak. İşler tıkanacak. Bu mevcut sistemi günümüz itibariyle değerlendirmeyin. Biz, zaten bu anayasa değişikliğini bugünün sorunlarını gözü alarak yapmadık. Bu anayasa değişikliği önümüzdeki 10 yıllarda 100 yıllarda Türkiye’nin önünü açmaya yönelik bir çalışmadır” ifadelerini kullandı.

    Hem cumhurbaşkanını hem meclisi hem de hükümeti milletin doğrudan doğruya seçeceğini ifade eden Şimşek, şunları söyledi:

    “Biz, milletimize güveniyoruz. Millet karar verecektir. Dolayısıyla çok açık ve net olarak söylüyorum bazılarının iddia ettiği gibi yeni sistemde meclis zayıflamayacak, parlamento zayıflamayacak tam aksine çok daha güçlü olacaktır.”

    Türkiye’nin, terörle mücadelede çok daha güçlü bir şekilde çok daha etkin bir şekilde mücadele edeceğine dikkat çeken Şimşek, şunları kaydetti:

    “Yani terörle mücadele aslında yeni sistem ile bir anlamda güç katacaktır. Bölümü terör örgütü Suriye’de yaşanan devlet boşluğundan yararlanarak daha çok eğitim ve silaha erişip daha çok eleman devşirme yoluyla hatırlarsanız tam 7 Haziran seçimlerinden sonra kurulamayan hükümet nedeniyle hatta muhalefet anlaşsaydı ki MHP’nin basireti sayesinde bu emelleri gerçekleşmedi. Güçlü bir koalisyon hükümet kurulmuş olsaydı terör örgütü buna hazırlık yapmıştı. Nusaybin gibi, Cizre gibi, Diyarbakır’ın bazı mahalleleri gibi neredeyse şehirlerin bir kısmını işgale kalkışacaktı”

    “Yeni sistem ile birlikte hükümet krizleri tarihe karışacaktır” diyen Şimşek, şunları söyledi:

    “Bu yeni sistem ile birlikte inanıyorum ki insanlarımız özgürlüklerini çok daha iyi bir şekilde yaşayacaklar ve özgürlük ve güvenlikleri daha sağlam bir şekilde güvenliğe kavuşmuş olacak. Teröre karşı etkin çok daha güçlü ve etkin kararlarla yeni sistem sayesinde alınacak. Bu sistem sayesinde terörlü daha etkin mücadele edebileceğiz. Yeni sistem ile birlikte hükümet krizleri tarihe karışacaktır. Çünkü birlik ve uzlaşma kültürü içerisinde olmamız gerekecek. Kutuplaşma olmayacak. Çünkü Cumhurbaşkanı milletin yüzde 50’sinden fazlasının oyuyla başa gelecek. Bu daha fazla uzlaşma ve daha fazla kucaklaşmayı gerektirecektir. Hükümet ile meclisin yeni sistem sayesinde uyumu çok daha güçlenecektir. Çünkü birlikte çalışma kültürü daha da çok gelişecektir. Diyelim ki meclis işleri tıkadı. Diyelim ki vatandaşın istediği kanunları çıkartmıyor. Cumhurbaşkanı veya meclis seçime gidebilecektir. Ama ikisinden birisi seçime gitme kararı alırsa hem cumhurbaşkanı seçimi hem de meclis seçimi aynı gün aynı saatte yapılacak. Bu nedenle her iki tarafta uzlaşma yolunu seçecektir. Vesayet rejimine, vesayet sistemine külliyen son veriyoruz. Millet kararı verecek. Söz milletin olacak. Millet meclisi seçecek, niye korkuyorsunuz milletten, millet hükümeti seçecek, Cumhurbaşkanını seçecek.”

    Yeni sistemin en büyük faydasının yargının bağımsız ve tarafsız olması olduğunu söyleyen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, şöyle devam etti:

    “Biz, 2010 referandum seçimlerinde yargı mensupları kendi aralarında oy vererek kısmen HSYK’yı biçimlerdir dedik. Ama FETÖ ihanet şebekesi HSYK’yı ele geçirdi. Ondan sonra Türkiye’nin başına gelmedik felaket kalmadı. Şimdi yeni dönemde millet yargıda da iradesini ortaya koyacak. TBMM, 13 üyeden oluşan HSYK’nın 7 üyesini atayacak, meclisi de millet belirleyecek. Meclis seçecek. Geriye kalan 6 üyeden 4 tanesini Cumhurbaşkanı atayacak, kalan 2’sini ise Adalet Bakanı ile Müsteşar seçecek. Dolayısıyla yargı, aslında burada yeni sistem ile birlikte sadece bağımsız olmayacak birde tarafsız olacak”

    Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Güçlü bir Türkiye için yönetimde istikrar için bu yeni hükümet sistemi olmazsa olmazımızdır. Bu Cumhuriyet tarihinde yapılmış en önemli reformlardan bir tanesidir. Bu sistemin diğer güçlü ülkelerdeki sistemden farkı yoktur. Bugün ABD’de de, Rusya’da da, Fransa’da da başkanlık sistemi var ve tıkır tıkır işliyor.”

    Konuşmasının ardından Şimşek, Kastamonu Valiliğine giderek Vali Vekili Ünal Kılıçarslan’ı makamında ziyaret etti. Vali Vekili Kılıçarslan’dan yürütülen çalışmalar hakkında detaylı bilgiler alan Şimşek, daha sonra Kastamonu Belediyesine geçti. Kastamonu Belediye Başkanlığı önünde kendisini bekleyenlerle selamlaşan Şimşek, Belediye Başkan Vekili Eşref Can ile görüştü. Belediyenin çalışmaları hakkında bilgiler alan Şimşek, son olarak AK Parti Kastamonu İl Başkanlığına geçerek İl Başkanı Av. Halil Uluay ile bir araya geldi. Burada partililerle bir süre sohbet eden Şimşek, karayoluyla Kastamonu’dan ayrıldı.

  • 7 Haziran’dan 1 Kasım’a Oy Kaymalarının İlçe İlçe Analizi

    Kadir Has Üniversitesi tarafından geliştirilen dijital haritalar, 7 Haziran ile 1 Kasım seçim sonuçları arasında yaşanan oy kaymalarını ilçe bazında inceleme imkânı veriyor. Projenin başındaki isim Prof. Dr. Murat Güvenç, Türkiye’de gerçekleştirilen son iki seçimdeki oy kaymalarının, siyaset tarihinde eşine az rastlanan bir karar değişikliği olduğuna dikkat çekti.

    Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Güvenç önderliğinde hazırlanan ve 7 Haziran seçimlerinden 1 Kasım seçimlerine kadar yaşanan oy değişimlerinin bölgesel bazda interaktif haritalar ile ortaya koyan çalışmanın tanıtım toplantısı gerçekleşti. İki seçim sonucunun da değerlendirildiği çalışma kapsamında nerelerde hangi partilere ne kadar oy kayması yaşandığının verileri dijital ortamda ilçe ilçe paylaşıldı. Türkiye’de gerçekleştirilen son iki seçimdeki oy kaymalarının, siyaset tarihinde eşine az rastlanan bir karar değişikliği olduğuna dikkat çeken Murat Güvenç, CHP’nin oylarında hemen hemen hiçbir değişiklik olmamasına karşın AK Parti’nin kazandığı oyların blok olarak MHP’den ve HDP’den geldiğini gösteren tablolara dikkat çekti.

    İKİ TEMEL HAREKETİN OYLARI KAYDI, SONUÇ DEĞİŞTİ

    Türkiye’de siyasi coğrafyanın içerisinde iki temel aks olduğuna vurgu yapan Murat Güvenç, seçmendeki karar değişimlerinin nedenleri şu şekilde açıkladı: “AK Parti,7 Haziran ile 1 Kasım arasında oy oranını 9 puan artırdı. Bazı partilerin oy oranında da yüzde 25’e varan düşmeler oldu. Yani çok kısa zamanda çok büyük bir karar değişimi yaşandı. Türkiye’deki siyasi coğrafyanın içerisinde iki temel aks var: Bunlar Türk-Kürt ve muhafazakâr-seküler eksenler. Bu tabloda İslamcı damarı büyük ölçüde AK Parti, Türk milliyetçi damarını MHP, Kürt milliyetçi damarını ise HDP temsil ediyor. HDP ve MHP tarzındaki milliyetçi partilere siyasi literatürde hareket partileri deniyor. Hareket partileri, normal siyaset dönemlerinde kendi seçmenlerini bünyelerinde tutabilirler. Fakat kriz ortamları oluştuğunda ve belirsizlikler ortaya çıktığında seçmenleri başka partilere kaçar. Haritalardan, bu değişim büyük ölçüde İç Anadolu Bölgesi’nde olduğunu gördük. 7 Haziran ile 1 Kasım seçim sonuçları arasındaki farklı tablo da buradan kaynaklanıyor.”

    “ŞEHİRSEL BURJUVAZİSİ KRİZ ORTAMINDA AK PARTİ’YE KAYDI”

    7 Haziran sonrasındaki siyasi atmosferin 1 Kasım seçimlerinin sonucuyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çeken Murat Güvenç, “7 Haziran sonrasındaki cinayetler, siyasi ve iktisadi belirsizlikler, doların artması, hükümetin kurulamaması gibi durumlar, krizin olması için yeterli. Oy kaymaları ile yaşanan kriz ortamının doğrudan ilişkisi var. Ayrıca Kürtlerin içinde de farklılaşmış bir seçmen var. Yitirecek şeyleri olan ve özellikle de şehirsel burjuvazisi dediğimiz Kürt seçmeni, kriz ortamında AK Parti’ye kaydı” dedi.

  • Ordu’da 1 Kasım, 7 Haziran’dan Çok Farklı

    Ordu’da 1 Kasım seçimlerinin ardından, 7 Haziran seçimlerinden farklı bir tablo ortaya çıkarken seçmen sayısı, katılım oranı ve sandık sayılarında artış yaşandı.

    Türkiye 26. dönem milletvekili seçim için 7 Haziran’da sandık başına gitti. 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidarın çıkmaması ve koalisyon görüşmelerinden olumlu sonuç alınmaması ile birlikte erken seçim kararı alındı. 1 Kasım’da yapılan seçim ile birlikte AK Parti tek başına iktidarını ilan etti. Tüm yurtta olduğu gibi Ordu’da vatandaşlar sandık başına gitti. Seçim sonrası kesin olmayan sonuçlara göre Ordu’da 7 Haziran’dan çok farklı bir tablo ortaya çıktı. 7 Haziran’da bin 936 sandık ve 530 bin 965 seçmenin olduğu Ordu’da 1 Kasım’da bu rakamlar değişti. Sandık ve seçmen sayısında artış yaşandı. 7 Haziran’da 530 bin 965 seçmene sahip olan Ordu’da bu rakam 1 Kasım seçimlerinde 2 bin 720 kişi arttı ve 533 bin 685 oldu. 7 Haziran’da bin 936 olan sandık sayısı da 11 sandık artış gösterdi ve bin 947’ye yükseldi. İki seçim arasındaki değişim katılım oranlarını da yansıdı. 7 Haziran’da 428 bin 544 kullanılan oyla yüzde 80.4 katılımın olduğu Ordu’da 1 Kasım’da 444 bin 924 seçmen sandığa gitti ve katılım oranı yüzde 83.3’e yükseldi.

    PARTİLERİN OYLARINDA BÜYÜK DEĞİŞİKLİK

    1 Kasım seçimlerinin ardından kesin olmayan sonuçlara göre Ordu’da büyük farklar oluştu. 7 Haziran’da 1. parti olarak seçimden çıkan AK Parti, 530 bin 965 seçmenden 221 bin 204’ünün oyunu almıştı. AK Parti 1 Kasım’da oyunu arttırarak 7 Haziran’a oranla 55 bin 407 fazla oyla toplam 276 bin 611 oy aldı ve 7 Haziran’da yüzde 53 olan oy oranını yüzde 63.2’ye yükseltti. Bu sonuca göre AK Parti, CHP’nin 7 Haziran’da iki olan milletvekilinden birini almış oldu. Ordu’da oyunu arttıran tek parti AK Parti olurken CHP’de ve MHP’de büyük düşler yaşandı. 7 Haziran’da 118 bin 932 oy alan ve 2 milletvekili çıkaran CHP’de 1 Kasım’da oy sayısı 107 bin 151 geriledi ve 1 milletvekili kaybı yaşadı. CHP, 7 Haziran’da yüzde 28.4’lük başarı elde ettiği Ordu’da, 1 Kasım’da yüzde 24.5’e geriledi. MHP’de Ordu’da oyu azalan partilerden oldu. 7 Haziran’da yüzde 12.9’luk başarı gösteren ve 53 bin 927 oy alan MHP’de 1 Kasım’da 12 bin 736 oy kaybı yaşandı ve 41 bin 191 oy alarak başarı oranı yüzde 9.5’e düştü.

    Ordu’da 1 Kasım seçimlerinin resmi olmayan sonuçlarına göre 7 Haziran’da 3 milletvekili olan AK Parti 1 Kasım seçimlerinin ardından vekil sayısını 4’e yükseltirken, 2 vekile sahip olan CHP’de ise vekil sayısı 1’e inmiş oldu.

  • AK Partili Turan: “Keşke Ben Aday Olmasaydım Da, Ülkemizdeki İstikrar 7 Haziran’dan Sonra Devam Etseydi”

    Ak Parti 1. Bölge Milletvekil Adayı Hasan Turan, “Keşke ben milletvekili adayı olmasaydım da, ülkemizdeki istikrar 7 Haziran’dan sonra devam etseydi” dedi.

    Giresunlular Derneği Arnavutköy Kültür Merkezi’nde AK Parti 1. Bölge Milletvekili Adayı Hasan Turan’a destek gecesi düzenlendi. Geceye katılan AK Partili Turan, yarın yapılacak seçimlerin Türkiye için hayırlı olmasını dileyerek, “7 Haziran’da bir seçim oldu ve milletimiz bu seçimde hiçbir partiye tek başına iktidar olma yetkisi vermedi. Ancak ülkeler hükümetlerle yönetiliyor. Hani demişler ya, iktidar her rejimde vardır ancak, partiler demokrasilerde vardır. Milletimizin yüksek oy oranı verdiği parti ülkemizde hükümet kurar ve devleti yönetir. Bu çoğunluğu bir parti alamayınca koalisyon kurma çabaları oldu. Koalisyon gerçekleşemeyince ülkemiz tekrar bir seçime gitme kararı aldı. Bizler yıllardır İstanbul’da hemşehrilerimizin yükselmesi ve seslerini duyurabilmesi için çalışmalar yaptık. Hemşehrilerimizin sosyal varlıklarını ortaya çıkartmak ve birlik ve beraberlik içerisinde yaşamaları için çalıştık” diye konuştu.

    “KEŞKE BEN MİLLETVEKİLİ ADAYI OLMASAYDIM DA İSTİKRAR DEVAM ETSEYDİ”

    Türkiye’de istikrarın korunması gerektiğini söyleyen AK Partili Turan, “Keşke biz bu gün milletvekili adayı olmasaydık da Türkiye’nin istikrarı devam etseydi. Çünkü hepimizin güçlü ve istikrarlı bir ülkeye ihtiyacı var. Türkiye’nin topraklarını bir gemi sayacak olursak, biz bu geminin yolcularıyız. Bu gemi batarsa ben boğulmam diyen hiç kimse yoktur. Ben kendi çıkarımı değil ülkemin çıkarını gözetiyorum. Onun için diyorum keşke biz vekil olmasaydık da, partimiz yine tek başına iktidar olsaydı” şeklinde konuştu.

    Program sonunda AK Parti 1. Bölge Milletvekili adayı Hasan Turan geceye katılanlar ile birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

  • AK Parti’li Elitaş: “Bahçeli 7 Haziran’dan Sonra Dengeyi Kaybetti”

    Başbakan Başdanışmanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Adayı Mustafa Elitaş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 5. parti ile alakalı ’Abdullah Gül’e de görev düşüyor’ şeklindeki açıklamasını değerlendirerek, “Bahçeli 7 Haziran’dan sonra dengeyi kaybetti, yalpalamaya başladı” dedi.

    “Sayın Bahçeli 11. Cumhurbaşkanı sayın Abdullah Gül ile ilgili beşinci parti gelecek ve Abdullah Gül’e de görev düşüyor şeklindeki ifadesi yine muhalefet partisine, genel başkanına yakışmayan bir tavırdır” diyen Mustafa Elitaş, “Başka partilerin içiyle, başka partilere gönül vermiş orada hareket sağlayan insanların yol göstermeye çalışmak yakışık olan bir durum değildir. Sayın Bahçeli kendi partisi içerisinden çıkacak beşinci partiyi bertaraf edebilmek için, Kocaeli milletvekili, Meclis Başkan Vekili Meral Akşener’le ilgili söylentiler Akşener’in başka yerlerde gizli toplantılar yaptığı ve parti içinde milletvekili seçildikten sonra Milliyetçi Hareket Partisi’nden kopacağı şeklindeki söylentileri, dedikoduları o hanımefendiye de böyle yakıştırmalar yaparak hem onu küçük düşürmek, aşağılamak ve toplumdan aldığı tepki karşısında da Abdullah Gül Bey’in ismini kullanarak beşinci partiyi AK Parti çevresinde sanki bir sorun varmış gibi anlatmaya çalışmak hoş bir davranış değildir. Sayın Bahçeli 7 Haziran’dan sonra dengeyi kaybetti yalpalamaya başladı. Siyasette bir sağ tarafa vuruyor bir sol tarafa vuruyor. Bir taraftan koalisyon kuracağız derken öbür taraftan bütün koalisyonlara kapıyı kapatıyor. Sayın Bahçeli’ye iyi saatte olsunlar diye ifade ediyorum” şeklinde konuştu.

    CHP Genel Merkezi’nin kurşunlanması olayını da değerlendiren Mustafa Elitaş, “Geçen hafta Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel merkezi önüne atılan bir silah vardı. Hem sayın genel başkan hem de genel başkan yardımcısı yaygarayı koparttılar. ‘Derhal yakalanması lazım’ , ‘Bulunması lazım’, ‘Kim CHP’ye bu saldırıyı komployu düzenleyebilir?’ diye ifade ettiler. Silah çeken kişi yakalandı. Silah sıkan kişinin kim olduğu Kayseri ve Türkiye kamuoyunca malum. Biliyorsunuz bütçe görüşmeleri sırasında o dönemdeki milletvekiliyle beraber bu şahıs Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında iftira üretim merkezi olarak, sahte evraklar ortaya çıkartarak Kılıçdaroğlu’nun çok itibar ettiği, yanında taşıdığı kendi şahsın ifadesine göre ‘Kendisini zengin etme vaadinde bulunduğu bir kişi’. Yani etme bulma dünyası Kılıçdaroğlu bir taraftan adamı diliyle, sahteciliğiyle, iftiralarıyla AK Parti’ye döndürürken şu anda tersine tepti. Kendilerini en gözde adamlarıyla yine en iyi adamlarıyla baş başa bırakıyoruz” dedi.