Etiket: “Hazine

  • Hazine ararken mağarada mahsur kalan 3 kişiyi AFAD ve itfaiye kurtardı

    Mardin’de boş bir arazide bulunan mağarada hazine arayan 3 arkadaş mahsur kaldı. 3 kişiyi kurtarmak için Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve itfaiye ekipleri seferber oldu.

    Edinilen bilgiye göre, İlhan A., Süleyman K. ve Behçet A. altın aramak için bir mağaraya indi. İpleri çevrede kayalıklara dolayarak mağaraya inen İlhan A., ipin kopması sonucu 35 metre derinlikte bulunan mağaraya düştü. Arkadaşlarını kurtarmaya giden Süleyman K. ve Behçet A. da mağarada mahsur kaldı. Saatlerce mağaradan çıkmak için çabalayan 3 arkadaş çıkamayınca telefonla jandarmaya haber verdi. Olay yerine giden jandarma ekipleri yer altında bulunan mağarada mahsur kalan 3 arkadaşa ulaştı. Olay yerine çağrılan AFAD ve itfaiye ekipleri mağarada mahsur kalan ve yaralanan İlhan A.’nın sedye ile çıkardı. Daha sonra arkadaşlarını kurtarmak için mağaraya inen, Süleyman K. ve Behçet A. ise AFAD ekipleri tarafından çıkarıldı. Durumu ağır olan İlhan A. sedye ile ambulansa taşınarak Mardin Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Diğer 2 kişi ise ayakta tedavi edildi.

    Kurtarma operasyonuna katılan itfaiye personeli Davut Aslan, itfaiye komuta merkezine gelen ihbar üzerine olay yerine geldiklerini söyledi. Olay yerinde bulunan mağarada yaklaşık 35 metre derinliğe inerek 3 kişiyi kurtardıklarını belirten Aslan, “İlk önce ağır yaralı olan İlhan A.’yı kurtardık. Ardından diğer 2 kişiyi de halatlarla yukarı çıkardık. Yaralı olan hastaneye sevk ettik“ dedi.

    Olayla ilgili jandarma ekipleri tarafından soruşturma başlatıldı.

  • Milyon dolarlık hazine iddiası

    Muğla’nın Milas ilçesinde emlakçılık yapanTuncer Rıfat Barın, Truva Krallığına ait 3 bin 200 yıl toprak altında kalmış 10 bin yıllık hazinenin bulunduğunu öne sürdü.

    Tuncer Rıfat Barın, Truva Krallığına ait 10 bin yıllık hazinenin yerini bildiklerini iddia etti. Bulunan Truva hazinesi hakkında sadece Ege Denizi’ne komşu olduğunu söyleyebilen Barın, konunun öncelikle Egelileri ilgilendirdiğinden bu basın açıklamasını Muğla Avukatı Devrim Deniz ofisinden yaptığını belirtti.

    Barın, yapmış olduğu açıklamada; “Arkadaşlar bu hazine tümüyle Truva Krallığından kalma, içlerinde ünlü Palladion , Baphomet , Repteliyan ve diğer heykeller ile kraliyet altınları ile mücevherlerin bulunduğu hazinedir. Allah’ın izniyle cumhuriyet ve dünya tarihinde devletimizin ve de bir devletin bir kerede kazanabileceği en büyük hazine olacak. Bize göre toplam piyasa değeri 500 trilyon ABD doları civarındadır” dedi.

    Kısaca hazinenin hikâyesini anlatan Barın, “Adı E.B. olan yeni bir müşterim bundan yaklaşık 5 ay kadar önce yanıma gelip bu hazine hakkında bilgi verdi. Bende neyin nesidir tam olarak bilemediğimden kendisinden bir müddet düşünmem için zaman istedim. Gerekli araştırmaları yapıp, konuya biraz daha vakıf olduktan sonra müvekkilim ile birçok kez tekrar buluştuk. Bu konunun devlet büyüklerimize hangi yollardan anlatabileceğimizi, konu hakkındaki endişelerimizi, kendisinin bulmuş olduğu bu hazinedeki benim sorumluluklarımı, iş bitimindeki çıkarlarımızı vs. birçok konuyu belli bir plana o tutturduktan sonra basın aracılıyla bu konunun ülkemiz halkımızın da bilgisi dâhilinde başlamasını münasip gördük ve kendisinden almış olduğum yetkimle bu günden itibaren bu konunun baş sorumlusu ve muhatabının vekili olarak karşınızdayım” diye konuştu.

    “TRUVA HAZİNESİ DEVASA”

    Hazinenin devasa büyüklükte olduğunun altını çizen Barın; “Truva Savaşı İ.Ö. 1184 yılında olduysa buna 2016 yıl daha ilave ettiğimizde toprağa gömülme zamanı yaklaşık 3 bin 200 yıl öncedir. Birde içindeki müştemilatını kendi olmuşum mevcut yaşlarını da Truva Krallığı döneminden geldiğini de göz önüne alırsak yaklaşık 10 bin 000 yıllı devirmiş bir hadise. Yani hazinenin bulunduğu çukurlardan bir çömlek parçası bile çıksa kendi başına kıymetliyken birde size hazinenin içinde bulunan anlatacaklarımı da hesaba katarsak bizim rakamımıza gelirsinizdir diye düşünüyoruz. Bu hazine mevcut kanunlarımıza göre; öyle git harcını yatır devletimizden 4 memur al onların nezaretinde kazı yaptır türünde bir iş değil. Tümüyle devletimizi – milletimizi ve devlet büyüklerimizi ilgilendiren devasa güçte. Bizim basına çıkma nedenlerinin biri de buradan kendilerini bilgilendirmek. Çıkacak olan hazine öyle falanca müze müdürlüğünde veya yediemin deposuna konularak saklanacak türden değiller. Günümüzde kötü art niyetli depo sorumluları veya hazinenin hangi depoda olduğun bilen kötü niyetli kişiler tarafından talan edilmeyeceği. Zaten bu işi çözse çözse sayın başbakanımız, cumhurbaşkanımız ile meclisimiz çözebileceğine inanmamızdır. Bundan en ufak bir endişemiz yok ve olamaz. Hem ayrıda basına çıkma diğer bir nedenimiz ise çıkartılacak bu hazine devletimize kazandırıp, tüm incelemeleri yapıldıktan sonra biz halkımız ile dünya insanlığının ziyaretine açılmasını istememizdir. Diğer bir deyişle devlet sırrı deyip saklanmasını ve de bir depoda tutulmasını istemiyoruz. En kısa sürede ülkemize ve dünya insanlığına mal olmasını istiyoruz. Sebebine gelince; yine bu hazinenin ünü ve parasal değerinden başka hazineden çıkacak olan bazı heykellerin içinde yüksek enerji saçan dünya dışı bir element yada bir cisim diye adlandırabileceğimiz nesnelerin oluşu. Bu hazinenin içinde bulunan yaklaşık 3’ ü büyük ebatta 15 adet heykellerin içinde bulunan; bir tanesi Azazel veya Azazil olarak bilinen meleğin hatta Tapınak Şövalyelerini de kapsayan Baphomet’ inde ilham kaynağı illumunati heykelinin aslı ile kendilerini Repteliyan soyundan geldiğini iddia eden insanların, atalarını tasvir eden 10 bin yıllık orijinal heykelleri.”

    Açıklamasına devam eden Barın, “Bu heykellerin içlerinde barındırdıkları özel bir enerji veya bir element yoksa dahi Truva tarihi Hz. Süleyman’ın tarihinden öncesine dayanıyor olması. Tapınak şövalyelerinin atası – kurucusu Hiram usta ve de Masonların kurucuları kendi sembollerini üretirken bir yererden esinlenmek mecburiyetindeydiler. Bence o dönemde Truva Krallığında bulunan bu heykelleri kendilerine referans ve örnek almış olmalılar ki günümüzde dahi hala bu sembollerin yakın versiyonlarıyla anılmaktadırlar. Dünyayı ekonomik açıdan ellerinde tutan bu kişilerin bir anlamda bu heykelleri kendi kutsalları ve de bundan böyle onları kendi içlerinde motivize edecek enerji kaynağı olarak kabul edildiğinde heykel başına 100 trilyon dolar onlar için sırf sahip olabilmek adına seve seve, kibarca ve kolaylıkla ödeyebilecekleri miktarlardır. Bu kadar parayı hemen vermeye razı olabilecek ülkelerin başında başta Amerika – İngiltere – Almanya gelecektir diye düşünüyorum. Ancak diğer yandan yancı devletler ise; Fransa – İtalya – Yunanistan ile İsrail, bir alt grupta ise Çin ile Rusya’yı düşünmeliyiz. Zaten ülkemizin bu konu hakkında deneyimi ve tecrübesi olmadığı için ve de hazine kasasına değerli varlıklar olarak envanterine işleyebilmesi içinde kendi bünyemizde oluşturduğumuz Değerlendirme ve Kıymet Taktir Komisyonu’nun bulunan hazine ile alakalı bilgi ve tecrübesi olmaması ve de ekonomimize katkısı için taraf olduğumuzdan dünya devletlerinin de ekspertiz raporlarını almak mecburiyetindeyiz” ifadelerini kullandı.

    Önemli iddialar ortaya atan Barın, “Yaklaşık 10 devletten alacağı görüşlerin ortalaması heykellerin dünya pazarındaki piyasa değerini gösterecektir. Bu durumda 2 heykel 200 trilyon doları görecekse Palladion heykeli kendi başına ayrı bir gizem 100 trilyonda o olsa, diğer çıkacak olan heykeller ile hazineyi de işin içine katarsak ( bu arada ekspertiz değerini hesaplarken Rusya’nın elinde bulunan 8 – 10 parça Truva mücevherlerine biçilen parasal piyasa değerini ölçü aldığımızda ) bu hazinenin toplamda 500 trilyon dolar civarında bir rakamı görmesi gerektiğine inanıyoruz. Dolayısıyla haberi toparladığımızda; yaklaşık 10 bin yıllık geçmişi olan büyük hazinenin gerek ilk gün yüzüne çıkacağı kazılar sırasında, gerekse heykeller ile hazinenin kayıt altına alınması ve de incelenmesinde adlarını az önce saydığım ülkelerin bilim adamlarının da gözetiminde olması gereklidir. Bu durum bize; bu olayın gerçekçiliğini, yine dünya ülkelerine bu hazine sayesinde oluşacak yeni ilave maddi gücümüzü, ülkemizin tanıtımın, ekonomimizin neden bir anda coştuğunu iyi anlatmalıyız. Bizim kanunsuz yaptığımız bir iş yok. Aksine her ne yapılacaksa kanunlar çerçevesinde olmalı. Kanunlar belli ve de açık. Her şey ortada. Dolayısıyla bu saten sonra beni “şâhısı gözaltına aldık “ deyip apar topar karga tulumba yakalayıp götüreceklerini zannetmiyorum. Hepimizin normal günlük rutin yaşadığımız hayatımız var. Bu iş benim ve ailemin normal yaşamını etkilememeli” diye kaydet.

    BAKAN NABİ AVCI’YA ÇAĞRI…

    Kültür Bakanı Nabi Avcı’ya seslenen Barın, “Konunun muhatap bakanlığı belli. Kültür Bakanımız Nabi Avcı bu konu hakkında bana davetiye çıkartılarsa elbette ki icabet eder derhal makamına giderim. Arkadaşlar bu arada bu haberden sonra benim tanıdığım veya tanımadığım kişilerin bu konu hakkında bana ulaşmalarını da istemiyorum.

    Ancak ilk öğrendiğimden bir müddet zaman geçtikten sonra merak ettiğim husus şu olmuştu. “Kerametin, sırrın nedir?” diye sordum. Kendisinden aldığım yanıt ise hazinenin bulunduğu araziyi asla kazmadığını, dolayısıyla devletimiz ile anlaşmamız halinde bu durumun devletimizin atayacağı uzmanlarınca da tespit edilebileceğini, ilgili kanunda 4 günlük ihbar süresini okuduğunu ve de bildiğini onun içinde yerin altında tam olarak ne olabileceği hususunda yüzde 100 bir delil veya garantisinin elinde olmadığını, buna karşılık bu orana yakın güçlü tahmininin olduğunu, hatta hatırı sayılır ciddiyette zannettiğini ancak olayı ilk başlangıcından bu zamana kadar olan başından geçen tüm olayı bana hazinenin haritasını verirken anlatacakmış. Söz verdi. Bende sizlere aktarırım. Size şimdilik temsili resimlerden başka hazinenin bulunduğu arazide iki başına tedavülden kalkmış seri numaraları; M46 417536 ile M70 489952, eski 1 milyon liralık paraların yarısını birer taşın altına koymuş ve o paraların diğer yarısını gösterebiliyoruz. İnşallah yakında tümüyle kendisini de görmek nasip olur” şeklinde konuştu.

  • Ferhat Tüneli’nde ‘büyük hazine var’ şikayeti

    Ferhat ile Şirin efsanesinin yaşandığı rivayet edilen Amasya’da Harşena Dağı altında kazı çalışmaları süren Ferhat Tüneli’nde hazine olduğu söylentilerinin peşinden bir vatandaş konuyu BİMER’e şikayet etti.

    Amasya Belediyesi tarafından yapımına başlanan ve ‘Amasya’nın Çılgın Projesi’ diye nitelendirilen tünelde ‘Hazineye ulaşmak isteyen belli güçler var’ iddiasıyla şikayette bulunulduğu bilgisinin kendilerine ulaştığını belirten Amasya Belediye Başkanı Cafer Özdemir, “Vatandaşımızın biri BİMER üzerinden şikayette bulunuyor. Orada büyük bir hazinenin olduğunu, hazinenin çıkarılma esnasında tedbir alınması gerektiğini ve çok büyük bir hazine olduğunu anlatıyor. Kendince bu konunun uzmanı olduğunu iddia ediyor kişi. Dolayısıyla emniyete müracaat ediyor. Emniyette vali yardımcısının ismiyle Müze Müdürlüğü’ne, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’ne tedbir alınması amacıyla yazı yazıyor, gönderiyor. Biz de aldık bunu. Tabi devletin çok komik şikayetlere bu kadar ciddi bir şekilde yaklaşmasını biraz yadırgadım” dedi.

    İddiaya gülüp, geçtiklerini anlatan Başkan Özdemir, “Bizim açtığımız tünel kalenin zirvesinden 380 metre derinlikte olması ve çok sert bir kayanın içerisinde. O günkü şartlarda o insanların bir hazineyi saklamak için 300 metre, 200 metre, 100 metre kayayı eşerek oraya saklayacaklarına ömürlerinin yeteceğine inanmıyorum. Böyle bir şey olmaz. Ama diğer alanlarda normal kazılarda, normal alt yapı çalışmalarında çıkan kültür varlıklarının bolluğu insanların hayal güçlerini geliştirmeye vesile oluyor. Bu da Amasya’ya özgür bir şey. Yeni değil bu. Her yapılan çalışmada şehir efsanesi olarak bunlar konuşuluyor. Geçmişte Amasya Lisesi’nin yerine yapılan yer altı otoparkı için de bunların aynısı Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’ne şikayet olarak konusu gitmişti. O zaman çok ciddiye alınmadı” diye konuştu.

    Şikayet üzerine düzenlenen evrakı da sosyal paylaşım hesabından paylaşan Özdemir, Başbakan Binali Yıldırım’ın Amasya ziyaretinde kazısına start verilip yaklaşık 400 metreye ulaşan tüneldeki kazı çalışmalarının tamamlanmasının ardından şehir trafiğini rahatlatacak asıl hazineye kavuşulacağını söyledi.

    “Burada çok büyük bir hazine var”

    Şikayet sahibinin kimlik bilgilerinin gizliği tutulduğu evrakta “Benim arkeolojiye ilgim var. Bireysel araştırmalarım sonucu kaya mezarlar ve tapınaklar kral tanrılar için yapıldı. Aile mezarları şekiller ile ifade edilir. Mezarlara bakarken en soldaki mezar altında işaretler var. Polisevi arkası tünel yanında kaya mezar sırt altında tünel açılan yerde 5 tane kralın 21 ailesinin mezarı var. Tünelde bu mezarın yanından geçiyor. Burada çok büyük bir hazine var. Bu konudan müze müdürünün bilgisi var. Daha önce konuşmuştum. Normalde burası sit alanı olduğu için kazı yapmak yasak ancak tünel açılıyor. Bu şekilde projeler ile bu hazineye ulaşmak isteyen belli güçler var. Burasının gözlem altında tutulmasını istiyorum. Bu hazineyi de birdenbire çıkaramazlar. Tünele yapacakları havalandırma ve tahliye bölümlerine yapacakları kulübeler vasıtasıyla tahliye edebilirler. Bu konu ile ilgili benimle irtibat kurmak isteyen emniyet görevlileri ile görüşebilirim sakınca yok” ifadeleri yer alıyor.

  • Sit Alanı Ve Hazine Arazisindeki Kaçak Yapılar Yıkıldı

    Adana’nın Yüreğir ilçesi, Misis Yakapınar Mahallesi’nde birinci derece SİT alanı ve aynı zamanda hazine arazisi üzerine inşasına başlanan biri temel olmak üzere iki kaçak yapı yıkıldı.

    Yüreğir Belediyesi ekipleri, güvenlik güçlerinin de desteği ile Misis Yakapınar Mahallesi’nde birinci derece arkeolojik SİT alanı ve aynı zamanda hazine arazisi üzerine inşa edilmek istenen iki kaçak yapının yıkımını gerçekleştirdi.

    Yüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan, kaçak yapılaşma konusunda asla taviz vermeyeceklerini söyledi.

    MİSİS’TE ARKEOLOJİK KAZILAR DEVAM EDİYOR

    Misis’te arkeolojik kazıların devam ettiğini kaydeden Çelikcan, “‘Ölümsüzlük Şehri Misis’ projemizle Misis’i turizme kazandırıyoruz. Özellikle Roma döneminin önemli kentleri arasında yer alan ve 7 bin yıllık geçmişe sahip olan antik kentte yürütülen kazı çalışmaları sonucu kale surları, stadyum, kervansaray, tiyatro gibi yapıları gün yüzüne çıkarıyoruz. Özellikle böyle bir çalışmanın yapıldığı bir alanda kaçak yapılaşmaya müsaade edilmesi söz konusu olamaz. Misis arkeolojik kazıların tamamlanması ile birlikte bir turizm merkezi haline gelecek” dedi.

  • Batuhan Yaşar: “Hazine Ve Merkez Bankası’nda Ne Zaman Atama Yapılacak”

    İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, bürokrasiyi mercek altına alarak, “Hazine ve Merkez Bankası’na ne zaman atama yapılacak”, “Ekonomide neler oluyor”, “Bürokrasi neden ayak diriyor”, “Siyasetin hızını niye bir türlü yakalayamadı”, “Enflasyon ve bürokrasi neden mercek altında” sorularına cevap aradı.

    Yaşar’ın yazısının tamamı şöyle:

    “Türlü türlü musibetler yağmur gibi yağdı.. Pek duracak gibi de durmuyor.. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum..

    Ne olursa olsun bu olayların hiçbirisi bu güzel ülkenin yukarı yönlü trendini bir türlü alaşağı edemedi.

    1990’lı yıllarda bunların biri bile ufukta görünse neler oluyordu biliyorsunuz;

    Yazar kasalar başbakanlık merdivenlerinden aşağıya atılıyordu.. Terörle devam eden canhıraş mücadele.. Rusya, Irak ve Suriye’den Türkiye’ye ihraç edilen büyük problemler.. İç siyaset için bitmek bilmeyen “çerçeve mühendislik” ve dizayn arayışları.. İç savaş için hâlâ geç değil.. Bir yolunu elbette bulabiliriz çabası.. Bitmek bilmeyen, terörle ve DAEŞ’le Türkiye’yi aynı fotoğraf karesine koyma arzusu..

    Liste böyle uzayıp gidiyor..

    Atlamayalım.. Paralel yapı da bitmiş filan değil.. Sinsi planları ile pusuda bekliyor..

    Ama ne yapılırsa yapılsın pozitif gidişi bir türlü durdurulamıyor.

    Bu yazıda Türk ekonomisindeki genel bir duruma ana parametreler itibarıyla beraberce bir bakalım istedim.

    -Avrupa Birliği çıpası yeniden devrede. Hem de hiç olmadığı kadar derinde. Genel manada Türkiye Batı ile ilişkilerinde altın yıllarını yaşıyor.

    -Gümrük Birliğinin Türkiye lehine sıkıntısız ve hızlı bir şekilde revize edilmesi. Yeni pazarlar anlamında başta ihracat olmak üzere ekonomiye pozitif yansımalarının 2016’nın ikinci yarısında olacağı konuşuluyor.

    – Maastricht kriterleri artık AB ülkeleri için bile ütopyaya dönüştü. Abartma filan demeyin.. AB’nin bütçe açığı bırakın yüzde 3’ü filan dağ gibi. Peki ya AB adayı Türkiye.. Biraz daha zorlasa neredeyse denk bütçe yapacak. (2015: yüzde 1.1 bütçe açığı)

    -Şer diye görülen olaylar bir anda Türkiye için nasıl da hayra dönüşüverdi değil mi? Avrupa Birliği, Türkiye ile her anlamda iş birliğine hazır olduğunu açıklıyor. Türkiye’yi daha çok işin ekonomik fırsatlar boyutu ilgilendiriyor.

    -Türkiye, 3 milyar Euro’yu bu yıl içinde, diğer 3 milyarı da 2018’e kadar istiyor. Gelirse ekonomiye can suyu olacağına şüphe yok. Ama Türkiye, ilişkilerin Suriyeli mülteciler bazına indirgenmesinden çok rahatsız.. Haklı olarak daha geniş bir perspektiften bakılmasını istiyor.

    -Tamam Suriye, Irak ve Rusya kötüye gidiyor fakat İran için konjonktür değişti diyebiliriz. Ama Tahran’ın terör konusundaki samimiyetini biraz daha gözlemlememiz lazım.

    -Büyümede hedef yüzde 4.5’lara çıkartıldı. Tutturulabilecek gibi.

    -Basel 3 kriterlerinin bile yerine getirildiği güçlü bir bankacılık sektörümüz var artık.

    -Petrol, Rus hamlelerine rağmen yerinden kıpırdayamıyor.

    -Mega projeler tam gaz devam ediyor. (3. havaalanı, 3. köprü)

    -Çanakkale Boğaz Köprüsü için ihale hazırlıkları son aşamada.

    -İki nükleer santralden geri adım atılmaması. (Ruslar 20’den 18 milyar TL’ye, Japonlar da 22’den 20 milyar TL’ye indiler)

    -200 sektörü bir anda harekete geçirebilen inşaattaki pozitif hareketlenmeler.

    -PYD ve YPG de dahil Suriye’de Türkiye’nin baktığı pencere tarafında güzel şeyler olabilir. Stratejik ortağımız ABD yakında bu ortaklığın hakkını verebilir… Demedi demeyin..

    Tamam bunlar iyi güzel hoş da hiç mi kötü bir şey yok diyorsunuz.. Evet aslında zayıf halka olarak adlandırılabilecek 2 başlık var.

    1-Enflasyon

    2-Bürokrasi

    Enflasyon konusu şöyle; temel gıda, bu işin zapturapt altına alınmasını engelliyor.

    Et ve sebze işi fiyat anlamında çözülse bir şeyler olacak ama bir türlü olmuyor/olamıyor.

    Merkez tarafında da istenilen sonuç tam 5 yıldır alınamadı. Her defasında mektupla enflasyon oranını niye revize ettiğini hükümete bildirmek zorunda kaldı.

    19 Nisan’da Merkez Başkanının görev süresinin dolduğunu hatırlatalım.. Bu konuda bir duyumumuz yok ama kanaat olarak söyleyebiliriz; pek uzatılabilecek gibi durmuyor.

    Bürokrasiye gelince, gerçekten burada ciddi reformlara ihtiyaç var. Ama ateş topu gibi bir şey bu, eline alanı yakıyor. Devlete at kapağı gerisi tamam. Bu anlayışın değiştirilmesi şart. Ama konumuz tam bu da değil.

    Uzun uzun toplantılar ve alınan reform kararları var.. Bunların altta işlenmesi lazım.

    Bürokrasi 7 Haziran ile 1 Kasım arası gibi bir havada.

    13 yıl sonra acaba başa mı döndük sözünü birçok bakandan duymuştum.

    Bürokrasi AK Partiyi de şaşırtmıştı.

    İşleri kilitlemişti.

    Türkiye’yi orta gelir tuzağından kurtaracak reformların bir an evvel uygulanması ve hayata geçirilmesi lazım.

    Ama bakıyorsunuz bürokraside tık yok..

    1200 ayrı reform başlığı var. Bunlar 2023 Türkiyesi’nin temel direkleri olacak. Acilen bürokraside vekalet dönemine nokta konması gerekiyor.

    Özellikle reformlar anlamında Hazine gözlerin çevrildiği kurumların başında geliyor.

    Duyduğumuza göre hazine dışından bir atama yapılacakmış. Bazı icracı bakanlıklarda da durum aynı.

    Bürokrasi üzerindeki ölü toprağının kaldırılması gerekiyor..

    Siyasetin çok gerisinde kaldı..

    Bir an evvel…”