Etiket: Hayvanlardan

  • Bu bitkiler isimlerini hayvanlardan alıyor

    Türkiye’de bir çok bitki ismini hayvanlardan aldığı ve hayvan adlarından yararlanılarak oluşturulan 595 adet bitki adlandırmasında ise 88 hayvanın adının kullanıldığı belirtildi.

    Konuyla ilgili araştırmalarda bulunan Sakarya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlhan Uçar, hayvan adlarından hareketle oluşturulan bitki adlandırmalarının bir kısmında hayvan ve hayvanın organ adlarından birlikte yararlanıldığını söyledi.

    Uçar “Farklı kültürlerde farklı hayvanların ‘sembol, simge’ durumuna yükseltildiği görülmektedir. Sembolleşen hayvanlar ‘kavram, çağrışım, kelime’ üçgeninde bazen bir bitkiye, bazen de bir insana ad olabilmektedir. Türklerin yol göstericisi, ordularının önünde yürüyen kılavuz olarak görülen ’kurt’, tarih boyunca Türklerin en büyük destekçilerinden biri olan ’at’, Türklerce kutsal sayılan ’geyik’, Türklerde de gücün ve liderliğin sembolü olan ’aslan’ ve Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan, 24 Oğuz boyunun sembolü ’kuş’ların ve diğer bazı hayvan adlarının kişi adı olarak kullanılması Türk kültüründe eskiden gelen bir gelenektir” dedi.

    “Bitki adlandırmalarının bir kısmında hayvan ve organ adlarından birlikte yararlanıldığını görüyoruz” diyen Uçar “Akrepkuyruğu, aslanağzı, aslanayağı, ayıkulağı, devedili, keçikulağı, kurtayağı, turnaayağı gibi. Çoğunlukla belirtisiz isim tamlaması yapısında (kirpi dikeni, koyunekmeği, köpekmemesi, tekesakalı vb.) oluşturulan bu tür bitki adlandırmaları, bazen de bir sıfatla nitelendirilerek belirginleştirilmektedir. Gümüş aslanpençesi, kırmızı inek buğdayı, kırmızı kedi otu, mavi-kırmızı turnagagası bunlardandır” bilgilerini paylaştı.

    “Hayvan adları araç gereçlere de yemeklere de isim olarak konuldu”

    Hayvan adlarının sadece bitki işaretlemelerinde kullanılmadığını kaydeden Uçar “Farklı alanlarda hayvan işaretlemelerinden yararlanılarak adlar oluşturulmuştur. Araç gereç adlarında Balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuztırnağı (kanca), horozayağı (burgu), kargaburnu (alet), kedigözü (lamba), leylekgagası (alet), sıçankuyruğu (törpü), gagaburun (gemi), kancabaş (kayık), adayavrusu (tekne) gibi. Yine yemek adlarında kedidili (bisküvi), tavukgöğsü (tatlı), bülbülyuvası (tatlı), kuşlokumu (kurabiye) gibi. Biçim, tarz, tür, motif ifade edilirken de hayvan isimleri kullanılmıştır. Mesela ayıbacağı (yelken biçimi), balıksırtı (desen), eşeksırtı (çatı biçimi), kazkanadı (oyun), kırlangıçkuyruğu (işaret), koçboynuzu (desen), köpekkuyruğu (yağlı güreş), sıçandişi (dikiş), turnageçidi (fırtına) gibi. Gök cisimlerinin adlarında ‘Arıkovanı (yıldız kümesi), Büyükayı (yıldız kümesi), Küçükayı (yıldız kümesi)’, renk adlarında ‘Devetüyü, fildişi, ördekbaşı, ördekgagası, tavşanağzı, tavşankanı, turnagözü’; argo kelimelerin oluşturulmasında özellikle hayvanlar öne çıkan özelliklerine göre anlam aralığında birtakım kelimelerle veya tek başlarına argo ifade etmektedir. Tilkinin kurnazlığı, sazanın oltaya takılması, çakalın hırçınlığı kavramdan çağrışıma anlam aralığı oluşturmaktadır. Türkiye Türkçesinde angut, bıldırcın, keklik, kerkenez gibi kuşlardan tavuk, hindi, ördek, kaz gibi kümes hayvanlarına; keçi, kuzu, inek, öküz gibi büyük ve küçük baş hayvanlardan, ayı, çakal, geyik gibi yaban hayvanlarına ve kefal, sazan, uskumru gibi balık adlarına varıncaya kadar pek çok hayvan adı argo kullanıma sahiptir” ifadelerini kullandı.

    Hayvana veya hayvan organına benzetilen bitkiler

    Uçar, Türkler’in geçmişten geleceğe taşıdıkları eserlerde kullandıkları hayvan adlarını, daha sonra oluşturdukları eserlerde başka varlık ve nesnelerin işaretlemesinde de kullandığına dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı:

    “Bu işaretlemelerden bir tanesi de hayvan veya hayvan organına benzetilerek yapılan bitki işaretlemesidir: akrepkuyruğu, aslanağzı, buzağıburnu, serçebaşı, serçedili, keçiboynuzu, keçikulağı, kediyüzü, kpekpençesi, kurtağzı, kurtayağı. Bitki adlandırmalarının bir kısmında hayvan besini olmasından kaynaklanan bir işaretleme söz konusudur: At baklası, eşek otu, keklik otu, kedi otu, deve dikeni gibi. Eşek kelimesiyle türetilen bitki adlandırmalarının büyük bir kısmı ‘yaban’ kelimesinin kavram alanında oluşturulmuştur. Eşek çayı, eşek enginarı, eşek hardalı, eşek hıyarı, eşek kekiği, eşek kengeri, eşek lalesi, eşek madımağı, eşek marulu, eşek maydanozu, eşek navruzu, eşek turpu gibi”.

    Hayvan adlarından yararlanılarak oluşturulan 595 adet bitkinin adlandırılmasında, 73 Türkçe, 8 Farsça, 5 Arapça, 1 Hintçe, 1 İspanyolca toplam 88 hayvanın adından yararlanıldığını kaydeden Uçar “Akbaba, akrep, arı, aslan, at, ayı, balık, beygir, bıldırcın, bit, boğa, buzağı, bülbül, camış, canavar, ceylan, çakal, çıyan, dana, deve, domuz, dudu, engerek, enik, eşek, fare, fil, geyik, güvercin, horoz, hüthüt, inek, it, kanarya, kangal, kaplan, kaplumbağa, karga, karınca, kartal, katır, kaz, keçi, kedi, keklik, kelebek, kene, kertenkele, kırlangıç, kirpi, koç, koyun, köpek, kunduz, kurbağa, kurt, kuş, kuzgun, kuzu, leylek, manda, maymun, oğlak, öküz, örümcek, papağan, pire, pisik, porsuk, saka, serçe, sıçan, sığır, sırtlan, sinek, solucan, tahtakurusu, tarlakuşu, tavşan, tavuk, tay, teke, tırtıl, tilki, tosbağa, tosun, turna, yılan” gibi hayvanların bitkilere isim babalığı yaptığını söyledi.

    Eşek, karga ve keçi bitkilere isim babalığında ilk sıradalar

    Uçar’ın araştırmasında yer alan isimlerini hayvanlardan veya onların organlarından alan bitkilerin, çiçeklerin, otların, sebze ve meyvelerin isimleri ise şöyle sıralandı:

    “Akrep otu, akrepkuyruğu; Arı çiçeği, arı gülü, arı otu, arıburnu, arıgötü; Aslandişi, aslanağzı, aslanayağı, aslandişi, aslankulağı, aslankuyruğu, aslanpençesi, gümüş aslanpençesi, yumrulu aslandişi; At baklası, at börülcesi, at dikeni, at elması, at kasnısı, at kestanesi, at nanesi, atgözü, atkulağı, atkuyruğu, atnalı, attersi, atyaran; Ayı çiğdemi, ayı baldıranı, ayı çileği, ayı elması, ayı eriği, ayı gülü, ayı mantarı, ayı otu, ayı razyanesi, ayı rezenesi, ayı sarmaşığı, ayı soğanı, ayı şalgamı, ayı üzümü, ayı yemişi, ayı yoncası, ayıdanası, ayıeli, ayıköşkü mantarı, ayıkulağı, ayıpençesi, tüylü ayıpençesi”

    “Balık çiçeği, balık otu, balıkzehri otu, yabani balık otu; Beygirkuyruğu; Bıldırcın otu; bit otu, tahtabiti otu; boğa dikeni, boğa yaprağı; Buzağı otu, buzağıburnu; Bülbül otu”

    “Camış baklası, camışmemesi; canavar otu; Ceylan çiçeği; Çakal armudu, çakal çiğdemi, çakal eriği, çakalboğan; Çıyan otu”

    “Danaayağı, danabağırtan, danaburnu, danagöbeği, danakıran; beyaz deve dikeni, büyük deve dikeni, deve dikeni, deve elması, deve gengeli, deve gülü, deve kengeli, deve mercimeği, deveci dikeni, deveçökerten, devedili, devegözü, devekulağı, develi otu, devetabanı; Domuz ayrığı, domuz baklası, domuz dikeni, domuz elması, domuz eriği, domuz lahanası, domuz otu, domuz pıtrağı, domuz rezenesi, domuz soğanı, domuz turpu, domuzağırşağı, domuzayağı, domuzekmeği, domuzkökü, domuzkuyruğu”

    “Engerek otu; Kızılenik; Eşek çayı, eşek çiçeği, eşek dikeni, eşek enginarı, eşek gevreği, eşek gömeci, eşek gülü, eşek hardalı, eşek helvası, eşek hıyarı, eşek kekiği, eşek kengeri, eşek kömüdeği, eşek közlemesi, eşek lalesi, eşek madımağı, eşek marulu, eşek maydanozu, eşek navruzu, eşek otu, eşek papatyası, eşek raziyanesi, eşek turpu, eşekkulağı”

    “Fare dikeni, fare otu, farekulağı; Filkulağı”

    “Geyik dikeni, geyik elması, geyik lalesi, geyik otu, geyik sarmısağı, geyik zırâsı, geyikdili, geyikgöbeği, küçük geyik otu; Güvercin ayağı, güvercin otu, güvercin üzümü”

    “Horoz fasulyesi, horoz gülü, horoz mantarı, horoz otu, horozayağı, horozcuk, horozcuk otu, horozgözü, horozhayası, horozibiği, horozkarası, horoztarağı; Hüthütgözü”

    “İnek buğdayı, inek çiçeği, inek otu, inek sabun otu, inekgözü, kırmızı inek buğdayı; İt alıcı, it cumurdu, it gülü, it hıyarı, it inciri, it kabağı, it kişnişi, it labadası, it menekşesi, it nanesi, it papatyası, it sarımsağı, it soğanı, it üzümü, itboğan, itboncuğu, itburnu, itdili, itkaçıran, itkeseri, itkuyruğu, itöldüren ot, itsidiği, itsineği, itsiyeyi, ittaşağı”

    “Kanarya çiçeği, kanarya otu, kanarya sarmaşığı”

    Keçi boynuzu en meşhurlardan

    “Deve kangalı, kangal dikeni; kaplan çiçeği, kaplan kuyruğu, kaplan otu, kaplan zambağı, kaplanboğan, kaplanpostu; Kaplumbağa otu; Karga bostanı, karga cevizi, karga döleği, karga düveleği, karga keleği, karga kozağı, karga otu, karga sarımsağı, karga soğanı, karga üzümü, kargaayağı, kargabardağı, kargabüken, kargadelen, kargagözü, kargaibiği, kargaiğnesi; Karınca otu; Kartal ağacı, kartaleğreltisi, kartallı eğrelti otu; katır çiçeği, katır çiğdemi, katırazığı, katırdaşağı, katırkulağı, katırkuyruğu, katırkuyruğu otu, katırtırnağı; Kaz teresi, kazayağı, kazayak, Kazdağı çayı, Kazdağı köknarı, Kazdağı meşesi, kazgagası, kazıyak, kazparmak otu, su kazayağı; Keçi alıcı, keçi çağlası, keçi eğirtmeci, keçi geveni, keçi körmeni, keçi lahanası, keçi mantarı, keçi marulu, keçi mayasıl otu, keçi otu, keçi söğüdü, keçi yemişi, keçiayağı, keçibiciği, keçiboynuzu, keçikulağı, keçimemesi, keçisakalı, keçisedefi, keçisedef otu, keçitaşağı, keçitırnağı; Kedi dutu, kedi nanesi, kedi otu, kediayağı, kediayası, kedibağırsağı, kedibaşı, kedibiciği, kedicırnağı, kediçınağı, kedigözü, keditaşağı, keditırnağı, keditırnağı mantarı, kediyüzü, kırmızı kedi otu; keklik çiğdemi, keklik otu, keklik üzümü , keklikgözü, yabani keklik otu; Kelebek çalısı, kelebek çiçeği, kelebek otu, kelebek sarmaşığı; Kene ağacı, kene otu; Kertenkelegözü, kertenkelekuyruğu; Kırlangıç otu, kırlangıçkuyruğu; kirpi dikeni, kirpi hıyarı, kirpibaşı, tüysüz kirpibaşı; Koç mantarı, koç otu, koçboynuzu, koçboynuzu otu, koçkuyruğu, koçkuz; koçkuzu, koçlama mantarı, koçtaşağı, küçük koç mantarı; Koyun baklası, koyun çiçeği, koyun fındık ağacı, koyun mantarı, koyun otu, koyun pıtrağı, koyun sarmaşığı, koyun yavşanı; koyunekmeği, koyungöbeği, koyungözü, koyunkıran, koyunyumağı; Köpek elması, köpek gülü, köpek inciri, köpek kavunu, köpek lahanası, köpek marulu, köpek maydanozu, köpek menekşesi, köpek otu, köpek papatyası, köpek sarımsağı, köpek soğanı, köpek üzümü, köpekayası, köpekdili, köpekdişi, köpeklolosı, köpekmemesi, köpeköldüren, köpekpençesi, köpektaşağı, köpekzehiri, köstüköpeği; Kunduzavu, kunduzbuğday, kunduzhayası, kunduzkökü; Kurbağa otu, karakurbağa otu, kurbağa yarpuzu kurbağa yosunu; kurbağakaşığı, kurbağapisliği, kurbağazehri; Kurt baklası, kurt böğürtleni, kurt mantarı, kurt otu, kurt soğanı, kurtağzı, kurtayağı, kurtbağı, kurtbağrı, kurtbaharı, kurtboğan, kurtkirişi, kurtkökü, kurtkulağı, kurtluca, kurtmeç, kurtpençesi, kurttırnağı; Kuş alıcı, kuş çiçeği, kuş elması, kuş eriği, kuş fesleği, kuş fiği, kuş iğdesi, kuş karabuğdayı, kuş kerdemesi, kuş kirazı, kuş lalesi, kuş mancası, kuş otu, kuş üzümü, kuş yemi, kuşağzı, kuşburnu, kuşburnu giliği, kuşburnu kokocu, kuşçubuğu, kuşdili, kuşekmeği, kuşgözü, kuşkanadı, kuşkonmaz, kuşkonmaz, kuşkuş otu, kuşmak, kuşulak, kuşübüğü, kuşyüreği; Kuzgun otu, kuzgunayağı, kuzgunkılıcı; kuzu gevreği, kuzu kestanesi, kuzu kişnişi, kuzu mantarı, kuzu otu, kuzu pıtrağı, kuzu sarmaşığı, kuzubaşı, kuzudili, kuzugöbeği, kuzukemirdi”

    İsmini yılandan alan bitkilerin bazıları ise zehirli

    “Leylekayağı, leylekburnu, leylekgagası, leylekkakacı”

    “Mandadili, mandakulağı, Maymun orkidesi”

    “Oğlakkulağı; Öküzçanı, öküzdili, öküzgöbeği, öküzgötü, öküzgözü, öküzpörçügü; Örümcek çiçeği, örümcek otu, örümcek zambağı”

    “Papağanyemi; Pire otu, pirekapan, pirelik; pislik otu, pisikcırnağı, pisiktaşağı, pisiktetiği, pisipisi otu, pisipisi, pissikpahlası; Porsuk ağacı;”

    “Saka dikeni; Serçe otu, serçebaşı, serçedili; Sıçan dikeni, sıçan otu, sıçan soğanı, sıçankulağı, sıçankuyruğu, sıçansabunu, susıçanı otu; sığır baldıranı, sığır dikeni, sığır mantarı, sığır otu, sığır papatyası, sığır sazı, sığırdili, kırmızı sığırdili, sığırgözü, sığırguyruğu, sığırkulağı, sığırkuyruğu; Sırtlanayası; sinekkapan, sinektutan, sinek mantarı; soğulcandüşüren”

    “Tahtakurusu otu; Tarlakuşumahmuzu; tavşan bezelyesi, tavşan elması, tavşan kirazı, tavşan yoncası, tavşanağzı, tavşanayağı, tavşanbıyığı, tavşancıl otu, tavşancıltırnağı, tavşançili, tavşandudağı, tavşankulağı çiçeği, tavşankulağı, tavşanmemesi, tavşanpaçası, tavşantopuğu, yumrulu tavşanbıyığı; Tavuk çiçeği, tavuk mantarı, tavuk otu, tavuk tirmiti, tavukbacağı mantarı, tavukgötü, tavukgözü, tavukpençesi, tavukyastığı; Taydişi; Teke dikeni, teke orkidesi, tekesakalı; Tırtıl otu; Tilki buğdayı; tilki kişnişi, tilki kuskusu, tilki üzümü, tilkikuyruğu, tilkişen, tilkitaşağı, tilkitırnağı; Tosba otu, tosbağa çiçeği, tosbağa otu, tosbağı otu, tosgaba otu, Tosunburnu; turnaayağı, turnadili, turnagagası, yumrulu turnagagası”

    “Yılan çiçeği, yılan darısı, yılan dikeni, yılan fidanı, yılan gülü, yılan kabağı, yılan kökü, yılan otu, yılan pancarı, yılan purçağı, yılan soğanı, yılan sarımsağı, yılan yoncası, yılanbalı, yılanbaşı, yılanbıçağı, yılanboncuğu, yılanbucağı, yılanburçağı, yılancık, yılancık otu, yılancücüğü, yılançıkaran, yılandili, yılanekmeği, yılankavı, yılankulağı, yılansakalı, yılanyastığı”

  • Mavi dil hastalığı hayvanlardan insanlara bulaşmıyor

    Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Öğrt.Üy. Dr. Ayfer Fındık, Mavi dil hastalığının hayvandan hayvana ya da hayvanlardan insanlara geçmediğini söyledi.

    Fındık, son günlerde Güney Avrupa ve Balkanlar’la birlikte ada gündemini oldukça meşgul eden ve bazı tartışmalara neden olan Mavi dil hastalığının sinekler vasıtasıyla bulaşan, sığır, koyun ve keçilerde görülebilen ama en çok koyunlarda ortaya çıkan viral bir hastalık olduğunu belirtti, Fındık, “Sokucu sinekler hastalığı taşırlar ve kan emdikleri hayvana virüsü bulaştırırlar. Hastalık hayvandan hayvana ya da hayvandan insana geçmez. Bulaşma sinekler yoluyla olduğu için hastalık odakları çok farklı noktalarda görülebilir. Sineklerin nerede, ne zaman hastalığı aldıkları ve taşıdıkları bilenen bir durum değildir” dedi.

    Dr. Ayfer Fındık açıklamalarına şöyle devam etti: “Hastalık belirtileri, sineklerin ısırmasını takiben yani kan yoluyla bulaşma gerçekleştikten sonra koyunlarda 1-8 gün, sığırlarda 5-12 gün içinde görülür. Genellikle yüksek ateşle başlayan hastalık göz, kulak ve ağız çevresinde kızarıklıkla seyreder. Bunu ağız, burun ve gözden akıntı ile beraber baş, boyun ve gırtlak bölgesindeki şişlikler takip eder. Özellikle koyunlarda gözde katarakt oluşur, dil şişer ve kansız kaldığı için rengi maviye döner, hastalık da adını buradan almaktadır. Hastalığı ağır geçiren hayvanlarda ağızda, burunda ve meme başlarında yaralar oluşur, özellikle koyunlar boyun bölgesinde oluşan yaralar sonucu boyun ve başlarını dik tutamazlar. Bütün bu belirtiler hayvanın yem yemesini zorlaştırmakta ve hayvan güçsüz düşmektedir. Gebe hayvanlarda düşüğe neden olabilmekte ya da anomalili kuzular doğabilmektedir.

    Hastalık 125 yıldır bilinen ve zaman zaman farklı ülke ve bölgelerde ortaya çıkan bir hastalıktır. İlk olarak Afrika’da görülmüş ve şimdiye kadar dünyada hastalık yapan 24 farklı tipi tespit edilmiştir. 10.10.2016 tarihi itibariyle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yapılan bildirime göre hastalı BTV8 tarafından oluşturulmuştur.

    Hastalıkta sokucu sinekler rol oynadığı için ki sadece bu hastalıkta değil birçok hayvan hastalığının bulaşmasında sinekler rol oynamaktadır, bu yüzden önemli olan sinek mücadelesi ve mücadelenin zamanıdır. Bu mücadelede, ergin sineklerle olan mücadele çok da işe yaramaz. Asıl olan sineklerin yumurta bıraktıkları özellikle kış aylarında sinek yumurtaları ve larvaları ile yapılan mücadeledir. Çiftliklerde biyogüvenlik önlemleri arasında sinek, kene, pire mücadelesi hastalıklarla mücadele kadar ciddiye alınması gereken çok önemli bir mücadeledir. Diğer çoğu viral hastalıklarda olduğu gibi hayvanlarda Mavi dil hastalığının da tedavisi yoktur. Hastalıktan korunma ancak canlı aşı uygulaması ile olmakta burada da tip tespinin yapılıp aşının ona göre seçilmesi gerekmektedir”.

    Dr. Fındık, Mavi dil Hastalığı’nın Dünya Hayvan Sağlık Örgütü tarafından (OİE) ihbari mecburi hastalıklar listesinde yer almakta olduğunu, belirtilerin görüldüğü, hastalıktan şüphelenilen hayvanların hiç vakit kaybetmeden Devlet Veteriner Dairesine bildirilmesi gerektiğini vurguladı.

  • Hayvanlardan Bulaşan Hidatik Kist Yaşamı Tehdit Edebilir

    Op. Dr. Orhan Kazan, evde, kedi köpek gibi evcil hayvan besleyenler ya da hayvancılıkla uğraşanlarda görülen, halk arasında “kedi, köpek kisti” olarak da bilinen “karaciğer kist hidatiği” hastalığının, hayvanlardan insanlara bulaşarak yaşamı tehdit edebildiğine dikkat çekti.

    Memorial Dicle Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Orhan Kazan “karaciğer kist hidatiği” ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Halk arasında kedi köpek kisti olarak da bilinen kist hidatik hastalığına “Echinococcus granulosus” adı verilen bir tür parazit sebep olduğunu anlatan Kazan, “Bu parazit kedi, köpek, kurt, tilki gibi et yiyen hayvanların bağırsaklarında yaşar. Ancak köpekler ve kediler artık modern yaşamda insanlara çok daha yakın olduğu için bu hayvanlar en önemli risk faktörüdür. Hayvanların dışkılarıyla doğaya karışan parazit yumurtaları oldukça dayanıklıdır. Yaklaşık bir yıl kadar soğukta canlı kalabilir. Yumurtalar rüzgarla, yağmurla, açıkta kalan sebze ve meyvelerle, kirli içme sularıyla, doğada beslenen inek, sığır manda, keçi gibi hayvanların etleriyle bir şekilde insana bulaşır. İnsana bulaşan yumurtalar bağırsakları aşarak kan ve lenf yoluyla özellikle karaciğer, akciğer ve diğer organlarda kist oluşturarak yaşamlarını sürdürür” dedi.

    “BELİRTİLERİ BİRÇOK HASTALIK İLE AYNI OLABİLİR”

    Kistin oluştuğu ilk dönemde boyutu küçük olduğu için uzun yıllar hiçbir belirti vermeyebildiğini anlatan Kazan, şunları kaydetti:

    “Ancak zamanla büyüdükçe, bulunduğu bölgeye ve oluşturduğu baskıya göre bazı şikayetlere yol açar. Vücutta en sık karaciğerde görülen bu kistler akciğerde de ortaya çıkabilir. Nadiren olsa da karın zarında, dalakta, böbreklerde, kemiklerde, göz yuvasında, beyinde ve kalpte de ortaya çıkabilir. En sık; kusma, karın ağrısı, bazen kaşıntı, sarılık, solunum sıkıntısı, öksürük, ağızdan kan gelmesi ve göğüs ağrısı gibi belirtiler kendini gösterebilir. Ancak bu belirtilerin nedeninin farklı hastalıklar da olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle şikayetler önemsenmeli ve doktora danışılmalıdır.”

    “ELLER BOL SU VE SABUNLA YIKANMALI”

    Hastalıktan korunmak için önerilerde bulunan. Op. Dr. Kazan, şu ifadelerde bulundu:

    “Köpek ve kedilere çiğ et yedirilmemeli. Kişisel temizlik kurallarına dikkat edilmeli, içme ve kullanma suları temiz olmalı gerekirse kaynatılmalı veya arıtılmalı, çiğ yenen sebze ve meyveler bol su ile iyice yıkandıktan sonra tüketilmeli. Kesilen veya ölen hayvanların kist bulunduran organları köpeklerin ve diğer etçil hayvanların ulaşamayacağı şekilde gömülerek yok edilmeli, özellikle kurban bayramlarında bu hususlara daha çok dikkat edilmeli. Köpekler yılda dört kez iç parazitlere karşı ilaçlanmalı.

    Köpekler gezdirilirken etrafa dışkılamaları halinde dışkıları poşetlenip ağzı sıkıca bağlandıktan sonra çöpe atılmalı. Parazit mücadelesi yapılmadan serbest dolaşan köpeklerin okşanması ve sevilmesi sırasında parazit yumurtaları ellere geçebilir. Bu şekilde kirlenen ellerin yıkanmadan ağza götürülmesi ile parazitin yumurtası alınır. Bu nedenle, özellikle çocukların köpek veya kedilerle temasından sonra ellerini bol su ve sabunla yıkamaları sağlanmalıdır.”

    “TEDAVİDE KESİN ÇÖZÜM AMELİYAT”

    Hidatik kistin tedavisinde direkt etkili herhangi bir ilacın olmadığına ancak parazitlere etkili olduğu bilinen ilaç bulunduğuna dikkat çeken Kazan, “Ancak doktor uygun gördüğü takdirde kullanılabilir. Hastalığın tedavisinde kesin ve en etkili yöntem ameliyattır. Kistin büyüklüğüne, durumuna göre de cerrahi yöntem değişmektedir. Uygun hastalarda iğne ile aspirasyon ve laparoskopik yani kapalı ameliyat yöntemleri uygulanabilir” diye konuştu.