Etiket: Hayvanlara

  • Yavru hayvanlara robot anne

    Yalova’da öğrenciler tarafından geliştirilen robot anne, annelerini kaybeden yavru hayvanları besliyor.

    75. Yıl Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu öğrencilerinin geliştirdikleri robot anne, bir şekilde annelerini kaybeden yavru hayvanların doğal yollarla beslenmelerini sağlıyor. Bir yazılım sayesinde kendine yaklaşan yavruyu fark eden robot, memelerinden süt salmaya ve bu sayede yavruların beslenmesine yardımcı oluyor. Anne dili taklit edilerek yapılan suni dil ise gözleri açılmamış yavru hayvanların gözlerinin açılmasına yardımcı oluyor.

    75. Yıl Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu teknoloji öğretmeni Onur Ağırman, “Projemizi Fırst Lego Lig kapsamında Bilim Kahramanları Buluşuyor Turnuvası için hazırlandı. Hayvanların hayatlarını daha da kolaylaştırmak için bu proje geliştirildi. Bu projeyi hazırlarken öğrencilerle sürekli beyin fırtınası yaptık. Öğrencilerimizle sokaklarda kalan yavru ve annesiz kedileri görünce onların beslenmelerine yönelik böyle bir proje tasarlamaya karar verdik. Projenin adı da SevKed olarak belirlendi. Güzel bir proje olduğuna inanıyoruz” dedi.

    Proje ekibi adına konuşan öğrencilerden Emircan Sönmez ise, “Annesiz kediler ve hayvanların gözlerinin görmediğini ve aç kaldıklarını gördükten sonra projemiz şekillendi. Projemiz sayesinde annesiz hayvanlara bir robot sayesinde süt veriliyor. Diğer yandan kedinin ağız bölümüne konulan suni dille de annelerin yavrularını yalamaları taklit edilerek, yavrunun gözlerinin açılmasına yardımcı olunuyor” diye konuştu.

    Hayvan barınakları ve rehabilitasyon merkezlerinde en büyük sıkıntının annelerini kaybeden yavru hayvanların beslenmesi olduğuna dikkat çeken Yalova Belediyesi Veterinerlik İşleri Müdürü Erkut Ferşatoğlu ise, “En büyük sıkıntımız annelerini kaybeden yavru sokak hayvanları. Yavrulara süt anne bulmak zorunda kalıyorduk. Eğer süt anne bulunamazsa biberonla özel olarak beslenmeleri gerekiyordu. Öğrencilerin geliştirdiği bu proje ile birlikte yavru hayvanların beslenmeleri artık daha kolay hale gelmiş olacak. Gerekirse her rehabilitasyon merkezine bunlardan konularak gelen yavruların hızlı bir şekilde beslenmelerini sağlayabiliriz. Bu robota içgüdüleri ile rahatça yaklaşıyor ve meme aramaya başlıyorlar. Ayrıca robotun ısıtma sistemi sayesinde süt vücut sıcaklığında tutuluyor. Bu da anneleri olmayan yavru hayvanların beslenmesini ciddi şekilde destekliyor” dedi.

  • Hayvanlara yapılan işkencenin hukuki ve psikolojik açıdan nedenleri

    İstanbul Aydın Üniversitesinde (İAÜ) öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Pakize Ezgi Akbulut ve Yrd. Doç. Dr. Şahide Güliz Kolburan, Türkiye’de sık sık meydana gelen hayvanlara yapılan eziyetleri hukuki ve psikolojik açıdan ele aldı.

    Hayvanların korunmasına ilişkin olarak yürürlükteki mevzuatta sahipli ve sahipsiz hayvanlar bakımından bir ayrım olduğunu belirten İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Pakize Ezgi Akbulut, “5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu çerçevesinde eğer sokakta yaşayan sahipsiz bir hayvan kötü muamele, işkence ve yahut benzeri eylemlere maruz kalırsa, bu eylemi gerçekleştirene idari para cezası veriliyor. Bu idari para cezası, fail bu suçu birden fazla defa işlese dahi değişmiyor, sadece artabiliyor. Birkaç kere ceza almış oluyor. Türk Ceza Kanunu’nda sahipsiz hayvana işkence bir suç olarak yer almıyor; günümüzdeki mevzuata göre bir kabahat olarak öngörülüyor. Bu nedenle sahipsiz hayvana kötü muamele nedeniyle mahkemeye düşen bir dava, bir kovuşturma olamıyor ne yazık ki” diye konuştu.

    “Sahipli hayvanlar mal statüsünde görülüyor”

    Sahipli hayvanların ise durumunun farklı olduğunu söyleyen Akbulut konuşmasına şöyle devam etti:

    “Sahipli hayvanlar mal statüsünde görülüyor. Bu nedenle sahipli bir hayvana kötü muamele edenler Türk Ceza Kanunu’na göre bir kimsenin malına zarar verme suçundan dolayı ceza alabiliyor. Bunun da cezası 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ya da adli para cezası şeklinde değişiyor. Bununla birlikte bazı hukukçular, yasa değişene kadar sahipsiz hayvanlara karşı yapılan bazı kötü muamelelerin de, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş birtakım suçlar çerçevesinde değerlendirilerek failin ceza alabilmesi doğrultusunda çeşitli çalışmalar yapsalar da uygulamada bu konuda pek yol kat edilemiyor” dedi.

    Cezaların her iki durumda da suçu işleyen failin ya da faillerin bulunması takdirde uygulanabildiğini söyleyen Akbulut, “Kanunlarımız hayvan haklarını korumak anlamında yetersiz. Sivil toplum kuruluşları ile birlikte bu kanunların değişmesi için çok fazla çalışma yapılıyor. Öncelikle bizim hayvanları sahipli sahipsiz şeklinde ayırmayı bir kenara bırakarak bütün hayvanları hayvan olduğu için koruma altına almamız gerekiyor. Onlara yapılan her türlü kötü muamelenin suç olarak Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmesi ve cezaların caydırıcı olacak şekilde belirlenmesi gerekiyor. Bununla paralel olarak da aile eğitiminin yanında her çocuğun okula başladıktan itibaren hayvan hakları konusunda bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi lazım” ifadelerini kullandı.

    “En önemli neden aile içi şiddet, istismar ve ihmal”

    İnsanların diğer canlılara tahammülsüzlüğünün en önemli nedenin aile içi şiddet olduğuna dikkat çeken İstanbul Aydın Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Şahide Güliz Kolburan, “Aile içi şiddete tanık olan ya da maruz kalanların şiddet uygulama olasılıkları, şiddet görmeyenlere göre 8 kat daha fazla olarak karşımıza çıkıyor. Aile içi şiddet tanığı olmak, problemlerin öfke ile çözülebileceği yolunda bir hatalı öğrenmeye sebep olabiliyor. Aynı zamanda ergenliğe doğru gidildikçe kabadayılık, kendini kanıtlama, kendi maruz kaldığı şiddeti yansıtma, dikkat çekme, güç gösterisi gibi etkenler de devreye giriyor. Bunlar istediğimiz ve sağlıklı kendini kabul ettirme nedenleri değil tabii ki. Bunların hatalı örgütlenmesi aile dinamiklerinde ve sosyal yapı desteklerinde yatıyor” diye konuştu.

    “Çocuklukta ya da ergenlikte hayvanlara zarar veren davranışlar; anti sosyal bozukluk, narsisizm, sadizm gibi, ilerde saldırgan suçlara zemin hazırlayan psikolojik rahatsızlıkların habercisi olabilir” diyen Kolburan, “Şiddet içeren suçlar işleyenlerle yapılan araştırmalarda çocukluğunda hayvanlara eziyet edenlerin daha sonra şiddet içeren suç davranışında bulunma olasılıkları yüksek olduğu görülmüştür. Seri katiller veya birden fazla cinayet işleyen zanlıların geçmişinde bu tip eylemler sık görülmektedir” ifadelerini kullandı.

    Anne ve babalara düşen görevler

    Anne ve babalara tavsiyelerde bulunan Kolburan, anne babaların bu konuda model olma davranışlarının önemli olduğunu ifade etti. Kolburan, “Çocuklar 2 yaşından itibaren davranışlarının başkaları üzerindeki duygusal yansımalarının farkına varabilirler. Buna hayvanlara karşı tutum ve davranışlar da dahildir. Anne babalara düşen en önemli görev burada başlamaktadır. Çocuklar 4-6 yaştan itibaren temel ahlaki kavramları anlamaya başlarlar. Kendilerinden güçsüz bir canlıyı incitmenin ahlaki boyutu, çocuğun gelişim düzeyine göre anlatılabilir. Modern yaşam insanı doğadan ve hayvanlardan gittikçe uzaklaştırıyor. Çocuklar 4-5 yaşlarından itibaren bir hayvan beslemenin kısmi sorumluluklarını alabilir. Bu, beslemenin ötesinde empati ve duygusal alışverişi de kapsayan bir süreç ve önemli bir kazanımdır” dedi.

    Kolburan son olarak, “Hayvanlar doğada en az insanlar kadar hak sahibi canlılardır. Hayvanlar haklarını hayatta kalmak üzerine yapılandırmışken, biz insanlar sahip olduğumuz üst düzey zihinsel fonksiyonlar sayesinde bunlara ek olarak varoluşsal ihtiyaçlara da sahibiz. Varoluşsal ihtiyaçlar sadece insana özgü olup; insanın hayvan özelliklerinin üzerine çıkma ve bir yaratık olarak kalmayıp yaratıcı bir varlık olma ihtiyacından kaynaklanır. İnsan varoluşu doğada bir öncelik değildir” şeklinde konuştu.

  • Adana Barosu hayvanlara yapılan işkenceleri yargıya taşıdı

    Adana Barosu, Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki “hayvan hakkı” ihlallerine ilişkin suç duyurularında bulundu.

    Adana Barosu Başkanı Veli Küçük, Adana Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Selahattin Yakın ve komisyon üyeleri Ali Mert Karakılıç ve Çağla Çınar Sevimli Antalya’da yaşanan olayda, yavru bir kediye tecavüz edilip, bıçakla saldırılması, Çorlu’da yaşanan olayda ise bir köpeğin otomobilin arkasına bağlanarak asfalt yol üzerinde sürüklenmesi ve Marmaris’te yaşanan başka bir olayda da, bir kediye tecavüz edilip, öldürülmesine ilişkin ilgili cumhuriyet başsavcılıklarına müracaatta bulunuldu.

    Adana Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Selahattin Yakın, sahipsiz hayvanlara yapılan insanlık dışı eziyetlerin hiçbirisinin Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında suç olarak öngörülmemesinin büyük bir eksiklik olduğuna dikkat çekerek, caydırıcı önlemler alınmazsa, bu ihlallerin önüne geçilmesinin mümkün olamayacağını ifade etti. Sahipsiz ve sokakta yaşamak zorunda bırakılan hayvanların da başta yaşamak olmak üzere beslenme ve barınma gibi temel haklara sahip olduğunu belirten Yakın, “Tüm canlıların yaşam hakkı eşittir. Bu canlıların güçsüz ve çaresiz olması onlara eziyet yapılmasına ve buna sessiz kalınmasına bir gerekçe olamaz. Adana Barosu Hayvan Hakları Komisyonu tüm ihlallerin karşısında olacaktır. Bu aynı zamanda yalnızca komisyonumuzun değil, hukukçuluğun ve hatta insan olmanın gereğidir” dedi.

    Adana Barosu, şüphelilerin cezalandırılmasının yanı sıra Türk Medeni Kanunu’nun 405/1 maddesi uyarınca kısıtlanarak tedavi altına alınmasını da talep etti.

  • Anadolu Harikalar Diyarı’ndaki hayvanlara özel ısıtma

    Kayseri’de Anadolu Harikalar Diyarı’ndaki hayvanlar, hava sıcaklığının eksi 10 dereceye kadar düşmesi üzerine dört çeşit ısıtma yöntemi ile ısıtılıyor.

    Kayseri’de geçtiğimiz günlerde etkili olan kar yağışının ardından eksi 10 dereceye kadar düşen soğuk hava etkisini hissettiriyor. Anadolu Harikalar Diyarı’nda bulunan hayvanat bahçesindeki sıcak iklim hayvanlarının soğuk havalardan etkilenmemesi için ise hummalı bir çalışma başlatıldı. Hayvanların doğal ısılarını korumak için dört çeşit ısıtma yöntemi kullanılan hayvanat bahçesinde kışlık yem stoğu da yapıldı.

    Hayvanat Bahçesi Müdürü Mehmet Akbaş, “Her hayvanın doğal olarak ısı dereceleri farklıdır. Hayvanat bahçemizde bulunan bazı hayvanların ısı dereceleri eksi 15’lerin altına düştüğü zaman zarar görebiliyor. Bazen de normal 20 derecenin üzerine çıktığı zaman zarar görebiliyor. Değişik hayvan türlerinin doğal ortamdaki ısı değerlerini koruyabilmek için gerekli tedbirlerimizi aldık. Hayvanların normal ısısını takip ediyoruz. Arkadaşlarımız da sürekli kontrol ediyor. Hayvanlarımızı mağdur etmemek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

    Akbaş, “Hayvanat bahçemizde dört çeşit ısıtma sistemi bulunmaktadır. Doğalgazla hayvanat bahçesinde bulunan barınaklara alttan ısıtma yapıyoruz. Üstten de ’fancoil’ sistemiyle ısıtma yapıyoruz. Ayrıca hava perdelerimiz de mevcuttur. Hayvanat bahçesinde dışarıda bulunan hayvanlarımızın da iç barınaklarında ufo ile ısıtmalarını gideriyoruz. Sularının donmaması için onları sürekli ısıtıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Kamyon hayvan sürüsüne, başka araç telef olan hayvanlara çarptı

    Gaziantep’in İslahiye ilçesinde bir kamyonun hayvan sürüsüne çarpması sonucu 20 küçükbaş hayvan telef oldu. Başka bir aracın da telef hayvanlara çarptığı kazada 3 kişi yaralandı.

    Edinilen bilgiye göre kaza, İslahiye Çevreyolu Hastane Kavşağında meydana geldi. Sürücüsü ve plakası öğrenilemeyen kamyon yoldan geçen keçilere çarptı. Kazada 20 küçükbaş hayvan telef olurken kamyon sürücüsü olay yerinden kaçtı. Daha sonra kazanın meydana geldiği çevre yolundan geçen Mehmet Tanrıtanır idaresindeki 06 ZB 603 plakalı araç telef olan hayvanlara çarpması sonucu araç içerisindeki Dilek Tanrıtanır, sürücü Mehmet Tanrıtanır ve ismi öğrenilemeyen bir çocuk olmak üzere toplam 3 kişi yaralandı. Yaralılar çevredeki vatandaşlar tarafından İslahiye Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Belediye temizlik işçileri olay yerini temizlerken, polis ekipleri trafiğe kapanan olay yerinde inceleme yaptı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.