Etiket: Hayvana

  • Çocuk parkında dehşete düşüren hayvana işkence kalıntıları

    Antalya’da çocuk parkında bir köpeğin kesilmiş patileri bulundu. Olaya 5 yaşındaki oğlu ve parkta oynayan çocuklarla birlikte şahit olan kadın, parktaki tüm kaydıraklarda da kan izlerinin olduğunu söyledi.

    Olay, Kepez ilçesi Yenidoğan Mahallesi 3110. Sokak’ta bulunan çocuk parkında dün akşam saat 17.30 sıralarında yaşandı. Edinilen bilgiye göre, 5 yaşındaki oğlunu okuldan alan Ceren Köse, okuldan döndüğü sırada oğlunu çocuk parkına getirmek istedi. Parka girer girmez bir hayvana ait kesilmiş pati ve bacakların olduğunu fark eden Köse, neye uğradığını şaşırdı. Kesilen pati ve bacakların bir köpeğe ait olduğunu anlayan Köse, parkın içerisindeki oyun aletlerinde bulunan kaydırakların tümünde de kan olduğunu görünce şok oldu.

    Olayın şokunu atlatamayan Ceren Köse, “Biz ilk önce kedi patisi zannettik, eğilip baktığımızda köpek patisi olduğunu anladık. Etrafında kedi ve köpekler vardı. Buradaki parkta oynayan çocuklar da kaydırakta kan olduğunu söyledi. Gidip baktığımda tüm kaydıraklarda kan vardı. Bunu kim yaptı bilmiyorum ama bir hayvansever olarak yakalanmasını istiyorum. Bu vahşiliği yapan benim çocuğuma da, bir kadına da yapar. Bu akıl sır erdirilecek bir şey değil. Ben çocuğumu artık parka yollasam bile gözümün önünde olur. Hem çocukların sağlığı açısından da kötü. Bu parka kameraların takılmasını istiyorum ve bekçilerin gezmesini istiyorum” dedi.

    Köse’nin durumu polise bildirmesinin ardından konuyla alakalı çalışma başlatıldı.

  • “Hayvana şiddet, insana şiddetin habercisi olabilir”

    Son olarak Erzincan Orduevinde bir askerin yavru kediye yaptığı akıl almaz işkence ve bu eziyete tepkiler gündemdeki yerini korurken, akademisyenler ise olayın psikolojik ve hukuki boyutlarına dikkat çekerek uyarıyor.

    Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Berrin Özyurt, hayvanlara uygulanan şiddetin mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirterek, hayvana şiddet uygulayanların, insanlara da şiddet uygulama ihtimallerini arttırdığının bilindiğini vurguladı. Hayvan hakları hukuku üzerine çalışmalar yapan Adalet Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Burcu Dönmez de hayvanların “mal değil, can” olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, caydırıcılıktan çok uzak olan bu cezaların kamu vicdanını tatmin etmediğini söyledi.

    Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Berrin Özyurt hayvana şiddet uygulayan kişilerle ilgili yapılan çalışmalarda, “hayvanlara uygulanan şiddetin yeterince dikkate alınmadığının” ifade edildiğini belirterek, “Literatürde, hayvana şiddet uygulanması, bunu yapanların, insanlara da şiddet uygulama ihtimallerini artırdığını gösteriyor” dedi.

    “Ruhsal bozukluk”

    Hayvan tacizi ve hayvana şiddet uygulamanın suç olarak ele alınmasının önemini vurgulayan ve bunun aile içi şiddetin bir göstergesi olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Berrin Özyurt, “Çocukluk döneminde şiddet görmek, kötü muameleye, ihmale maruz kalmak ve toplumsal şiddete şahit olmak, ileride hayvana şiddete dönüşebilmekte. İnsanlar bir vakumda yaşamıyorlar, çevrelerinde şiddet gördüklerinde ya da şiddete maruz kaldıklarında onlar da çevrelerine bunu uyguluyorlar. Evde şiddet uygulandığını gören ya da maruz kalan kişiler, öfke ve kızgınlıklarını güçsüz gördükleri canlılara ya da kişilere yöneltiyorlar, özellikle de hayvanlara ve çocuklara. Travmatik çocukluk geçirenler arasında hayvana yönelik şiddetin daha yaygın olduğu görülmekte” diye konuştu.

    Özyurt, hayvanları taciz etmenin, onlara kötü davranmadın davranış bozukluğu olarak bilinen bir ruhsal bozukluğun semptomlarından bir tanesi olduğunu da vurguladı.

    “Mal değil can olarak kabul edilmeli”

    Yaşar Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Burcu Dönmez de 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu Değişikliği Taslak Metni henüz TBMM’den geçip yasalaşmadığı için sahipsiz hayvanları öldürmek ya da işkence etmenin hala “kabahat” kapsamında değerlendirildiğini belirterek, “Her şeyden önce hayvanların sahipli ya da sahipsiz birer mal değil can olduklarını, yasalarımızla da kabul etmeliyiz” dedi.

    “Yapanın yanına kar kalmamalı”

    Doç. Dr. Dönmez, “Sahipsiz bir hayvanı öldürmenin ya da işkence yapmanın cezası, yalnızca Kabahatler Kanununa göre idari para cezası. Yasa değişikliğinin taslak metninde, sahipli ya da sahipsiz olmasına bakılmaksızın hayvanları kasten öldürmenin cezası, 4 aydan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası olarak öngörülüyor, fiilin işkence yapılarak işlenmesi halinde ceza yarı oranda arttırılabiliyor. Hayvanlara işkence yapmak, cinsel ilişkide bulunmak suçlarına da hapis cezası öngörülüyor. Ancak mevcut uygulamaya baktığımızda, genellikle üst sınırdan ceza verilmediğini görüyoruz. Hükmün açıklanması geri bırakılıyor, ceza erteleniyor ve bu suçu işleyenin sabıkasına işlenmiyor. Yasa bu haliyle bile çıksa, hayvanı öldürenin yanına kar kalma ihtimali oldukça yüksek. Canavarca, tasarlayarak insan öldürseniz, ağırlaştırılmış müebbet alırsınız. Ancak bunu başka bir canlıya yaptığınızda, yalnızca şikayet ve hayvanın sahibi varsa para cezası alıyorsunuz” dedi.

    Hayvanlara kötü muamelenin önüne; hapis cezası ve alternatif olarak “kamu hizmetinde çalışma” gibi seçenek yaptırımlarla geçilebileceğini savunan Dönmez, “Sahipli veya sahipsiz bir hayvana kötü davranan, döven, tecavüz eden, işkence eden, yaralayan veya ölümüne sebep olan bir kimsenin hapisle ve ağır para cezasıyla cezalandırılması, yeni yasada temel olmalı. Ancak tüm bunlara karşın ceza hukuku son çare olarak görülmeli. Cezai yaptırımlardan önce, ailede ve okullarda, hayvanlara nasıl davranılması gerektiğini doğru anlatmalıyız. Kamu vicdanını rahatlatmak açısından seçenek yaptırım imkanları da var. Hayvanlara karşı suç işleyenler, hayvan koruma derneğinde çalıştırılabilir, kamu hizmeti yaptırılabilir, psikolojik tedavi görmesi istenebilir. Böylece bu insan empati kurabilir, kamu vicdanı da rahatlar. Dünyada bunun örnekleri var” diye konuştu.

  • 250 bin küçükbaş hayvana aşı

    Tarımsal alanda çiftçileri bir çok proje ile destekleyen Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı, şimdi de “Kuzular ölmesin çifçinin yüzü solmasın” sloganı ile küçükbaş hayvanlara “aşı” kampanyası başlattı.

    Aşı için Sarıt Mahallesi’nde bir program düzenlendi. Program öncesi çifçilere seslenen Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep’e mevsimin ilk yağmuru yağdığını ve bundan dolayı mutlu olduklarını söyledi. Her canlının kendileri için çok kıymetli olduğunu dile getiren Şahin, “Hiç kimseyi kimseden ayırt etmeden hizmet etmeye gayret gösteriyoruz. Köylüyü şehirliden, çiftçiyi esnaftan, işçiyi işverenden ayırt etmeden 2 milyon kardeşimize hizmet götürmeye gayret gösteriyoruz. Herkese Yunus Emre’nin, Mevlana’nın, Haci Betaş Veli’nin dili ile konuşmaya çalıştık. Sevgili Peygamberimizin bize veda hutbesinde bıraktığı emirle baktık. O yüzden neden bugün küçük bir oğlağın aşılanmasına zaman ayırıyorsunuz diye bilirsiniz. İşte burada duygu yönetimi devreye giriyor” dedi. Hayata geçirilen proje ile 20 bin dolayında küçükbaş yavrunun kurtarılmasının söz konusu olduğunu dikkat çeken Şahin, “İnsanın yaşam kalitesini nasıl arttıracağız? Bu tür projeleri hızlandırıp, çoğaltıp yapacağız. Eğitim, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, sağlık, Sağlık Bakanlığı’nın işi diyemeyiz. Tabi burada bize düşen görevler de var. Bugün su konusunda Türkiye’nin ikinci en büyük içme suyu projesini gerçekleştiriyoruz. Bunlar hep vatandaşımızın yaşam kalitesini arttırmak içindir” şeklinde konuştu.

    “Köyün cazibesini arttırmak istiyoruz”

    Köyün cazibesini arttırmak istediklerini, köyde yaşayan bir vatandaşın şehre gitmek için herhangi bir sebebinin olmaması gerektiğini belirten Şahin, “Okul, sağlık ocağı, taziye evi, sosyal tesisi, altyapı ve üst yapı ihtiyaçları karşılanırsa neden şehre gitsin. Temiz havanın olduğu, yeşil ve suyun olduğu cennet gibi sağlıklı bir ortamdan neden gidipte biriketlerin arasında yaşasın ki. Bu ortamları korumak için bizler de köylerimizin yaşam kalitelerini arttırmaya çalışıyoruz. Yol, su, yeraltı yerüstü bir çok hizmetleri yaparken köylerimizi hep düşünerek hareket ediyoruz” diye konuştu.

    Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı İbrahim Yılmaz ise, Türkiye’nin küçükbaş hayvan yetiştiren bir ülke olduğunu ifade etti. Türkiye genelinde 12 milyon büyükbaş, 44 milyon da küçükbaş hayvanın bulunduğunu belirten Yılmaz, bir yandan bitkisel projeler diğer yandan ise hayvancılık projeler hazırladıklarını söyledi.

    “20 bin dolayında hayvanımız kurtarılmış olacak”

    Bu projeyi Gaziantep Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği ile birlikte yürüttüklerini ifade eden Yılmaz, Gaziantep genelinde 250 bin koyun ve keçiyi aşılayacaklarını belirtti. Bu çalışma çerçevesinde Gaziantep’te 1 yıl içinde 300 bin dolayında yavrunun doğduğunu tahmin ettiklerini vurgulayan Yılmaz, “Bu 300 bin yavrunun yüzde 5 ile 10’nu aşılanmamasından dolayı ölüyor. Ancak bir çok çiftçimiz bu ölümlerin bundan kaynaklandığını bilmiyor. Ama bizim bu aşılamamızdan sonra inşallah en az 20-25 bin dolayında hayvanımız kurtarılmış olacak. Bugün yetişmiş bir koyunu kurbana gönderdiğimiz zaman fiyatı bin liradır. Böylece Gaziantep hayvancılığına 20 milyon lira katkıda bulunmuş olacağız” değerlendirmesini yaptı. Sarıt Köyü Muhtarı Şıhlı Kaplan da kendilerine bu desteği veren Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve ekibine teşekkür etti.

    Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Haydar Demirezer ise, ülke ve bölge ekonomisine katkı sağlayacak bir projeyi daha başlattıkları için mutlu olduklarını söyledi.

    Konuşmaların ardından Başkan Şahin; yavru kuzuyu kucağına alarak sevdi ve ona aşı yaptırdı.

  • Samsun’da 57 tüfek ve 294 hayvana el koyuldu

    Orman ve Su İşleri 11. Bölge Müdürü Mehmet Sıddık Kılınçer, 2016 yılında 57 tüfek ve 294 hayvana el koyulduğunu, toplam 129 bin 47 TL idari para cezası ve 93 bin 600 TL yaban hayvanı tazminat cezası kesildiğini belirtti.

    Bölge Müdürü Mehmet Sıddık Kılınçer, 2016 yılında işlenen av suçları ve hayvan eziyetleri hakkında açıklamalarda bulundu. Bölgelerinin avcılık açısından önemli bir noktada olduğunun altını çizen Mehmet Sıddık Kılınçer, “Bölge Müdürlüğümüze bağlı Samsun Şube Müdürlüğümüz görev alanımızda 14 adet devlet avlağı, 7 adet genel avlak bulunmaktadır. İl genelinde 4 bin 976 kayıtlı avcı olup 2016 yılı içerisinde 30 adet avcı eğitim kursu açılarak 455 kişiye avcı eğitim sertifikası verilmiştir. İlimiz konumu ve sulak alanları itibariyle birçok av hayvanının göç yolu üzerinde olup, su kuşu avı ve kara avcılığı ile avcılık açısından önemli bir noktadadır. Ayrıca 2016 yılı içerisinde avcılık kurslarının haricinde avcılarımıza avcılıkla ilgili çeşitli seminerler düzenlenmiş bu seminerlerde sürdürülebilir avcılığın önemi vurgulanmaya çalışılmıştır” dedi.

    “57 tüfek ve 294 hayvana el koyuldu, 129 bin 47 TL ceza verildi”

    Denetimlerini bütün yıl sürdürdüklerini vurgulayan Kılınçer, “Şube Müdürlüğümüz bünyesinde Terme, Bafra, Vezirköprü ve merkez şeflikleri ile 4 ekip 15 av koruma memuru, 11 saha bekçisi ile av koruma hizmetleri yapılmakta olup 2016 yılı içerisinde 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu kapsamında 185 adet işlem yapıldı. Toplam 129 bin 47 TL idari para cezası kesildi. 1 adet kayığa, 57 adet tüfeğe, 21 adet düzeneğe ve 294 adet yaban hayvanına el konuldu. 93 bin 600 TL yaban hayvanı tazminat cezası kesildi. Ayrıca 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu gereği 4 kişi ve kuruluşa hayvanları dövüştürmek ve hayvana eziyetten toplamda 9 bin 240 TL para cezası kesilmiştir” diye konuştu.

  • Yıldırım: “Hayvana Şiddet Üst Seviyelerde”

    Kimsesiz Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Metin Yıldırım, son zamanlarda ülke genelinde sokak hayvanlarına yönelik şiddetin üst seviyelere çıktığını belirerek, “Yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır” dedi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu yıl kabul edilmesi beklenilen hayvana şiddete hapis cezası için çabaların yoğunlaştırılması gerektiğini vurgulayan Metin Yıldırım, şu an mevcut yasada hayvana şiddet ve öldürme fiillerinin Kabahatlar Kanunu kapsamında olduğunu ve bu uygulamaya bir an önce son verilmesinin yasal düzenlemelerle mümkün olabileceğini belirtti.

    Türkiye’nin her yerinden sokak hayvanına yönelik şiddet ve kötü muamele şikayetleri aldıklarını belirten Yıldırım, toplumda hayvana yönelik şiddetin önüne geçilmesi için eğitim kurumlarında hayvan sevgisi ile ilgili eğitim ve seminer çalışmaları yapılmasının önemine dikkat çekti.

    Yapılan bilimsel araştırmalarda küçük yaşlarda hayvana şiddet uygulayan çocukların ilerleyen yaş dönemlerinde mutlaka insana yönelikte şiddet eğilimi taşıdığını belirten Yıldırım, her canlının yaşam hakkına saygı duyulmasının toplumsal bir bilinç olarak algılanması gerektiğini söyledi.