Etiket: Hayatta

  • Hayatta kalabilmesi için 100 bin lira gerekiyor

    Sivas’ta bir hafta önce beyninde tümör tespit edilen 8 yaşındaki Sudenaz Doğruyol, hayatta kalabilmek için hayırseverlerden yardım bekliyor.

    Sivas’ta Muhsin Yazıcıoğlu İlköğretim Okulu 3. sınıf öğrencisi Sudenaz Doğruyol’un beyninde, geçtiğimiz hafta rahatsızlanınca ailesi tarafından götürüldüğü doktorda tümör tespit edildi. Annesi Kezban ve babası Nuh Doğruyol devlet hastanelerinde ameliyatın yapılamayacağını Türkiye’de sadece İstanbul’da yapılabileceğini öğrendi. Bunun üzerine İstanbul’a giden aile özel hastanede yapılan tetkiklerde tümörün beyinden alınması çok zor bir noktada bulunduğunu ancak ameliyatı yapabilecekleri bilgisini aldı.

    Yaşaması 100 bin TL’ye bağlı

    Çocuklarının tedavi edilebileceği haberini alan ailenin sevinci kursaklarında kaldı. Çünkü ameliyatın gerçekleştirilebilmesi için 100 bin TL gerekiyor. Sudenaz’ın beyninde bir hafta önce tespit edilen tümör çok hızlı bir şekilde kız çocuğunu etkiliyor ve bir an önce alınması gerekiyor.

    Bir hafta görünüşü değişti

    Beyinde bulunduğu yerde hızlı bir şekilde hasara neden olan tümör minik Sudenaz’ın bir hafta içerisinde görünüşünü değiştirdi. Çaresiz aile kızlarını tedavi ettirebilmek için hayırseverlere seslenip yardım istedi. Anne Kezban Doğruyol yaptığı açıklamada, “Kızım bir anda bu hale geldi. Çok çaresiziz. Ameliyat tek bir hastanede yapılabiliyor. Biran önce onu yatırmamız gerekiyordu. Ancak gerekli parayı bulamadığımız için yatıramadık. Pazartesi gününe kadar parayı bulup yatırmamız gerekiyor. Bizim böyle bir gücümüz yok. Hayırseverlerden Rabbimizin rızası için biz yardım etmelerini istiyoruz.” dedi.

  • Kavak: “Aile şirketlerinin ikinci nesilde hayatta kalma oranı sadece yüzde 7”

    Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kavak, dünyada şirketlerin yüzde 90’ının aile şirketi olduğunu belirterek, “Bu oran ülkemizde yüzde 96 seviyelerindedir. Bu şirketlerin ikinci nesilde hayatta kalma oranı ise sadece yüzde 7’dir” dedi.

    AKİB Akademi 10 Şubat 2018 tarihinde Antakya’da, “Aile Şirketlerine Bağlı Sorunlar ve Çözümleri Eğitimi” düzenleyecek. Konuyla ilgili açıklama yapan Başkan Kavak, her yıl Fortune 500’e giren şirketlerden bir bölümünün sonraki yıl ya liste dışında kaldığını yada battığını belirterek, “Hele daha gerilere, 1970’lere gittiğinizde, o dönemin yıldızı olan şirketlerin bugün hayatta olmadığını görüyorsunuz. Sadece Türkiye değil, bütün dünya aynı gerçeği yaşıyor.Tüm dünyadaki şirketlerin yüzde 90’ı aile şirketi ki bu oran ülkemizde yüzde 96’larda ve bu şirketlerin ikinci nesilde hayatta kalma oranı sadece yüzde 7. O halde biz şirketlerin ayakta kalması için gerekenlerden çok aile şirketlerinin ayakta kalması için gerekenlerden bahsetmeliyiz. Çünkü zaten aile şirketi olmayan yüzde 10 büyük ve sağlam temelleri ile yoluna devam eden şirketler. Peki o zaman ikinci nesilde sadece yüzde 7’si hayatına devam edebilen bu aile şirketlerinin sorunu ne? Evet yine araştırmalar bize gösteriyor ki bu sorunun cevabı kurumsallaşma. Kurumsallaşma demek aile şirketi olmamak demek değil. Kurumsal bir aile şirketi olmak mümkün” diye konuştu.

    Kurumsallaşmanın şirketlerin ömrünü uzattığını vurgulayan Kavak, “Çünkü kurumsal olmayan bir şirkette şirketin en önemli öz sermayesi olan insan kaynağı, bilgi ve becerilere göre değil kan bağına göre kullanılıyor. Ne yapılacak peki? Burada aile şirketi olmak ve kurumsal olmak kavramları birbiriyle çelişmemeli. Bir şirket hem aile şirketi olabilir hem de kurumsal olabilir. Yani kurumsal bir aile şirketi olmak da bir seçenek. Kurumsal olmak aile üyelerinin yönetimden çekilmesi anlamına gelmiyor.

    Yönetimi bir prosedüre bağlamak da bazen yeterli olabilir. Biz de AKİB Akademi olarak bu ihtiyaçları ve yapılması gerekenleri içeren bir eğitim düzenliyoruz. Bölgemizdeki tüm firmalarımızın bu eğitime katılarak firmalarının yaşam sürelerini uzatmalarını tavsiye ederim” ifadelerini kullandı.

    Eğitimde, aile şirketlerinde sürdürülebilirlik, devir ve yönetim sorunları, başarısızlık nedenleri, aile şirketlerinde sürdürülebilirlikte girişimci, ortaklar, izleyen kuşakların sorumlulukları ve çatışmaların yönetimi, aile şirketlerinde istihdam, kurullar, bağımsız üyelikler, aile anayasası oluşturulması ve kullanılabilecek hukuki araçlar ile Türk Ticaret Kanunu ve aile şirketleri konuları ele alınacaktır. 10 Şubat 2018 Cumartesi günü Antakya’da, 09.00-17.00 saatleri arasında ücretsiz olarak düzenlenecek ve Prof. Dr. Cemal Yükselen tarafından verilecek “Aile Şirketlerine Bağlı Sorunlar ve Çözümler Eğitimi” hakkında AKİB’in akib.org.tr adresli web sayfasından detaylı bilgi alarak programa kayıt yaptırılabilecek.

  • 7 yıl hayvanat bahçesinde saklanan katil, fillerin muzlarını çalarak, kaplumbağaları yiyerek hayatta kaldı

    Avustralya’da 2 kişiyi öldürdükten sonra 7 yıl hayvanat bahçesinde saklanan katil zanlısının hayvanat bahçesinde nasıl yaşadığını anlatan bir kitap çıktı.

    Avustralya’da 2 kişiyi öldüren katil zanlısı Malcolm Naden’in polisten kaçmak için 7 yıl boyunca hayvanat bahçesinde saklandığı günleri anlatan “The Contractor” adlı bir kitap çıktı. Kitapta, katilin hayvanat bahçesinde nasıl yaşadığı, fillerden muz çalarak, kaplumbağa yiyerek beslendiği ve gergedanların yanında uyuyarak hayatta kaldığı anlatılıyor.

    Avustralya’da, kuzeni Lateesha Nolan’ı ve kuzeninin sevgilisi Kristy Scholes’ü öldüren Malcolm Naden, 2005 ile 2012 arasında polisten kaçmayı başarmıştı. 2012’de yakalanan zanlının 7 yıl boyunca ülkenin güneydoğusundaki Yeni Güney Galler eyaletindeki bir hayvanat bahçesinde saklandığı ortaya çıkmıştı.

  • Yaralı motosikletli “Soru sorun bilincimi açık tutun” diyerek hayatta kalmaya çalıştı

    Adana’da motosikletin hafif ticari araca çarpması sonucu meydana gelen kazada 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.

    Kaza, Seyhan ilçesi Ziyapaşa Bulvarı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Çetin B. yönetimindeki 34 VMR 75 plakalı motosiklet, iddiaya göre kırmızı ışıkta geçerek 34 BU 0749 plakalı hafif ticari araca arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle, Çetin B. ve motosiklette bulunan Ercan Kurt (26) yola savruldu. Motosiklet ise 500 metre sürüklendikten sonra durabildi. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri geldi. 112 sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan Ercan Kurt yapılan müdahalelere rağmen kurtarılmadı.

    Sürücü Çetin B. ise sağlık personeli olduğunu söyleyerek, “112 ekipleri gelene kadar bana soru sorun bilincimi açık tutmanız gerek” diyerek çevredeki vatandaşlarla konuştu. Olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırılan Çetin B.’nin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

  • Hayatta kalan sürgünü yaşamış tek Osmanlı’nın belgeseli çekildi

    1924 Osmanlı Hanedanı sürgününü yaşayıp hayatta olan tek kişi olan Bilun Alpan’ın hayatı belgesel oldu. “Bilûn-Sürgünün Son Tanığı” belgeselinin galası, Osmanlı hanedan mensuplarının katılımıyla Sepetçiler Kasrı’nda gerçekleşti. Belgesel 15 Mart’ta TRT Belgesel ekranlarında yayına girecek.

    Gala Osmanlı hanedan mensuplarından Orhan Osmanoğlu ve eşi Esra Osmanoğlu, Harun Osmanoğlu, Yavuz Alpan ve kızı Cynthia, Osman Selahattin Osmanoğlu, Nurhan Osmanoğlu, Sultan Vahdetin’in torunu Hanzade Hanım’ın katılımıyla gerçekleşti. Belgeselin yönetmeni ve yapımcısı Kerime Şenyücel ile belgeselin müziklerinden sorumlu Deya Köroğlu da gösterimde yer aldı. Birun Alpan, ilerleyen yaşı sebebiyle galada yer almadı.

    Henüz 6 yaşında bir çocukken hilafet ve saltanatın kaldırılmasıyla sürgün edilen Sultan 1. Abdülmecid’in torunu 99 yaşındaki Bilûn Alpan’ın hayatını anlatan belgesel, aynı zamanda 1930’lardan sonra Beyrut’a sürgün edilen Osmanlı hanedan mensuplarının yaşamını konu alıyor.

    “Birun Hanım soğuk davrandı ve hiç istemedi”

    Belgeselin yönetmeni Kerime Şenyücel, “1924 serüveninde dünyanın dört bir yanına dağılan Osmanlı sürgünlerinin ne yaptığını merak ettik. Yaklaşık 100’den fazla aile mensubuna ulaştık. Ortadoğu ve Avrupa’ya gittik. Birun Hanım Sultan’ın Beyrut’taki çekimi başladı. 2005’de sürgüne tanık olan 5 haneden mensubu varken, bunların 4’ü de vefat etti. Çok zor, sinirli, kırgın ve gergin bir insan. Onu ikna etmek çok zor oldu. 2015 sonbaharında Beyrut’a gittik ve başladık. Birun Hanım önce soğuk davrandı ve hiç istemedi. Hala kırgın bir insan ama büyük bir vatan sevgisi var, inatla Türkçe konuşuyor. Çok zor dönemler geçirmişler. O dönemde Fransız, İngiliz, Amerikan basınından 1920’li, 1930’lu yıllarda Halife Abdülmecid’e rejim aleyhine, cumhuriyet aleyhine konuşmaları için para ile röportaj teklifleri gelmiş. Hiçbirini kabul etmemişler. Vatan sevgilerini her zaman koruyan bir aile” dedi.

    “Geriye değil ileriye bakmalıyız”

    Belgesel kadrosunda yer alan Birun Alpan’ın kardeşi Yavuz Alpan, “Herkes bu hikayeleri bilmiyordu. Bu belgeselle doğru şeyler anlatıldı. Herkes tarihi iyi bilmeli, bu belgeseller o bakımdan çok iyi. Bundan sonra geriye değil ileriye bakmalıyız. Bu memleketi yükseltmek ve ileri götürmek için uğraşmalıyız. Tarih unutulmaz ve değişmez” diye konuştu.

    “Herkes bizden korkuyordu”

    Sultan 2. Abdülhamit Han’ın torunlarından Harun Osmanoğlu ise, AK Parti iktidarından önce böyle işlerin yapılmasının mümkün olmadığına dikkat çekerek, şuanda büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Harun Osmanoğlu, “Biz AK Parti’ye kadar böyle şeyleri göremedik. Çok mutluyum, eskiden böyle şeyler yoktu. Bir iki ay önce Sultan Abdülhamit’in doğum gününü yaptılar, inanmadım. Eskiye oranla fark büyük. Bu yaşa geldim bunları görüyorum, seviniyorum. Herkes bizden korktu. Ne yapacaklar, neden geldiler dediler. Ben televizyonlarda çıkmıyorum, konuşmam çok ağır gelir. Biz 77’de geldik, 85’de vatandaşlık verdiler. AK Parti’ye kadar bir Osmanlı’nın konuşması cinayetti, korkuyorlardı” diye konuştu.

    “Biz çok badireler atlattık”

    Belgeselin danışmanlığını üstlenen II. Abdülhamid’in torunu Orhan Osmanoğlu, belgeselin yapım sürecini ve Türkiye’deki Osmanlı algısının değişim sürecini şu sözlerle anlattı:

    “Bu belgesel tarihi bir belgedir. Beyrut’a giderek çalışmalara başladık. Belgeselde Birun Sultan’ın Türkiye’den ayrıldığı ve Beyrut’ta yaşadığı yıllardan itibaren bize neden dargın, neden sevinci, bunları belgeselde göreceğiz. Ailenin ortak bir görüşü ve mutluluk anı Türkiye dendiği zamandır. Yüzleri güler. Ama gidelim mi dediğimiz zaman ailede bir üzüntü oluyor. Özellikle yaşlılarda. Hala içleri buruk. Bu değişti artık, çünkü onlar 20-30 sene önceki hükümetleri biliyorlar ama şuanda başımızdaki hükümetin aileye bakışı çok iyi. İtibarımız fazlasıyla iade edildi. Aileyle yakın ilgilenildi. Bu bizim için çok gurur verici. Ben 1974’den beri Türkiye’de bulunuyorum. Biz çok badireler atlattık 1990’lara kadar. Bir hanedanın basına çıkması, konuşması, bir belgesele danışman olması olmazdı. Bugün artık Osmanlı’ya sahip çıkmaya başladık. Şu son 10 yılda büyük değişiklik oldu, insanlarımız tarihi ile kucaklaşmaya ve öğrenmeye başladı.”

    “Osmanlı hanedanının hayatlarına ilişkin hep yarım yamalak çalışmalar yapılıyor”

    Belgeselin müziklerini yapan Yeni Türkü grubunun solisti Derya Köroğlu ise, Osmanlı hanedan üyelerinin doğru şekilde anlatılması gerektiğine dikkat çekerek, “Çok çarpıcı bir konu. Her zamanki inceliği ve titizliği ile yaptı Kerime Hanım, bende elimden geleni yaptım. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde bir kopuklukta var, tabi kritik dönem ama kültürel olarak uzaklaşamazsınız. Kültür aradan yüzyıllar geçse de kendini yaşatıyor. Osmanlı’dan gelen kültürün her türlü güzel yanını almalıyız. Doğru bilgiler vermek lazım. Mesela kahramanlık hikayeleri söylemek değil. Osmanlı hanedanının hayatlarına ilişkin hep yarım yamalak çalışmalar yapılıyor. Bir uyarlama tabi olmalı ama bu gerçeğe ters olmamalı ”diye konuştu.

    1924 yılındaki sürgünden sonra 1952’de Osmanlı hanedanının kadın üyeleri, 1974te de erkek üyelerinin yurda dönmelerine izin verildi. Bilun Alpan belgeselde 1989’da yerleşmek amacıyla Türkiye’ye geldiğinde, Beyrut’taki evinin iç savaşta yağmalandığını söylüyor. Türkiye’de de hayal kırıklığına uğrayınca bundan sonra asla evinden ayrılmak istemeyen Alphan, “Daha önce bir defa Türkiye’den, bir defa da Filistin’den sürüldüm. Artık evimi terk etmek, yeni bir sürgün yaşamak için çok yaşlıyım’’ diyor.

    İstanbul’da Yıldız Sarayı ve Sirkeci Garı’nda başlanan çekimlerin ardından Beyrut’a geçen ekip, Bilun Alphan ve ailesinin hayatlarını görüntüledi. Beyrut’taki çekimlerde Osmanlı hanedanının geçmişten bugüne olan hayatını belgelerle gözler önüne serildi. İstanbul’da Bilûn Hanım’ın 1924 sürgününden önce Yıldız Sarayı’nda geçen çocukluğu ile ilgili dramatik sahneler çekildi.

    Bilun Alphan kimdir?

    Bilun Hanım Sultan, 1. Abdülmecid’in torunu, Şehzade İbrahim Tevfik Efendi’nin kızı olan Fatma Zehra Sultan’ın kızıdır. 1918 İstanbul doğumlu olan ve Beyrut’ta yaşayan Bilun Alphan, 1940’ta Kudüs’te Hasan Jarallah ile evlenip, 1948’de ayrıldı. Nahide isimli bir kızı var.