Etiket: Hayatları

  • Efeler Yunus Emre İlkokulu, İspanya’da Değişen Hayatları İnceledi

    Son yıllarda adından başarıyla bahsedilen Yunus Emre İlkokulu, Erasmus ve KA1 Projelerinden birisi olan “Gelişen Teknoloji, Değişen Hayatlar’’ projesi kapsamında İspanya’nın başkenti Madrid şehrinde incelemeler yaptı.

    Proje kapsamında Madrid’e giden 7 kişilik ekipte Okul Müdürü Fatih Murat Durmaz, Müdür Yardımcısı Ali Tuğrul, okul Öğretmenlerinden Funda Bağ, Duygu Önler, Deniz Çetin Düşünceli, İbrahim Varvil ve Mustafa Keleş yer aldı.

    Bir haftalık program boyunca proje kapsamında İspanya’da Madrid’e bağlı; Dünya edebiyatının unutulmaz eserlerinden Don Kişot’un yazarı Cervantes’in doğduğu yer olan Alcala De Henares kasabasında, yine eğitim alanında dünyaca üne sahip ‘Cervantes’ kursunda ‘Eğitimde Teknolojinin Yeri’ konulu çalışmalar yürütüldü.

    10 ayrı ülkeden gelen 60 öğretmenden oluşan kursta, öğretmenlerin kendi içlerinde oluşturduğu farklı grupla, eğitimde teknoloji, webquest ve e-twinning konularında sunum hazırladı. 1 haftalık eğitim sonunda hazırlanan sunumlar gruba aktarıldı. Eğitim sırasında Yunus Emre İlkokulu proje ekibi tarafından yapılan tüm çalışmalar kurs eğitmenleri ve kursa katılan diğer katılımcılar tarafından büyük beğeni ve takdir topladı.

  • (Özel Haber) Ölüm Yolculuğuna Çıkacakken Hayatları Değişti

    Suriyeli Elvani ailesinin, ölüm yolculuğuna açılmaya hazırlanırken tanıştıkları doktor çift sayesinde hayatları değişti. Çocukların boğularak ölmesine izin vermek istemeyen Başcı çifti, aileyi yolculuktan vazgeçirerek çiftliklerine yerleştirdi. O gece Ege Denizi’nde batan bota binmekten son anda kurtularak okula başlayan dört çocuk ise takdir belgesi aldı.

    Umuda yolculuk yapmak isteyen binlerce mültecinin soğuk ve karanlık sularda boğularak can vermesine rağmen tehlikeli yolculuğa çıkmaya hazırlanan Suriyeli Elvani Ailesi’nin hayatı, İzmirli hayırsever Başcı ailesini tanımalarıyla değişti. Altı ay önce adadığı kurban etini dağıtmak için Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı Basmane semtine giden Doktor Bahar Başçı, Elvani ailesi ile karşılaştı.

    BİNMEKTEN VAZGEÇTİKLERİ BOT BATTI, ARKADAŞLARI ÖLDÜ

    Verdikleri adak ve yardım malzemelerini Elvani ailesinin kabul etmemesi üzerine sebebini merak eden Bahar Başçı, ailenin o gece bot ile Yunan adalarına geçmeye çalışacağını öğrendi. Hemen eşi Prof. Dr. Ali Başçı ile arkadaşı Doktor Hasan Omar’ı arayarak yanına çağıran Başçı, aileyi gitmekten vazgeçirerek Çamlıca mahallesindeki çiftliklerine yerleştirdi. O gece yeni bir hayata başlayan Suriyeli aile, binmekten son anda vazgeçtikleri botun Ege Denizi’nde battığını ve arkadaşlarının öldüğünü öğrendi. Soğuk sularda boğularak ölmekten son anda kurtulan dört çocuğunun okulda takdir belgesi aldığını söyleyen Suriyeli Anne Kevser Elvani, gece gündüz Başcı çifti için dua ettiklerini söyledi.

    “BİZİMKİSİ DENİZDEN BİR KEPÇE SU ALMAK”

    Çocukların o gün koluna ve eteğine tutunarak hüzünlü bakışlarını gördüğünü ve ölmelerine gönlünün razı olmadığını, Allah rızası için yardım eli uzattığını belirten Dr. Bahar Başçı, “Böyle bir bağ evimiz vardı. Hiç değilse cami avlusunda oturmaktan daha iyi olacağını düşündüm ve sordum, kabul ettiler. Çok fazla şeyler değil bunlar bizim için çünkü biz böyle bir aileyiz. Böyle gördük, milletçe de böyleyiz aslında, yardımseveriz. Dünya milletleri duysun. Biz ne kadar bir şey yapabildik ki bizimkisi denizden bir kepçe su almaya benziyor. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız da konuya çok duyarlılar. Çocukların aldıkları bu yardım ileriki yaşlarında farklı yansımaları olacak. Böyle yardıma muhtaç biri olduğunda ben eminim hepsi de öyle güzel yardımlar yapacaklar ki, öyle iyi yerlere gelecekler ki bizim bütün mutluluğumuz bu olacak” diye konuştu.

    “TORUNUM YOKTU, ARTIK DÖRT TORUNUM VAR”

    Hayırsever vatandaşlara da çağrıda bulunan Doktor Bahar Başçı, “İzmir’de de bazı kentlerde de boş duran yazlıklar, kullanılmayan evler vardır. Bu tamamen karşılıklı güven meselesiydi. Ben onların gözlerinde o ışığı gördüm. Eğer boşta duran evleri varsa dostlarımıza bunları açalım, el birliğiyle yardım edelim” ifadelerini kullandı.

    Üç çocuğunun olduğunu ancak şu ana kadar torun sevinci tatmadığını belirten Prof. Dr. Ali Başçı ise “Torunumuz yoktu şimdi 4 tane torunlarımız oldu. Aileyi çok sevdik” dedi.

    “DÖRT ÇOCUK DA TAKDİR ALDI”

    Aileye maaş bağlamak ve çiftliklerine yerleştirmekle yetinmeyen Prof. Dr. Ali Başçı, Torbalı’da girişimlerde bulunarak dört çocuğun Korucuk İlköğretim Okulu’na yazdırılmasını sağladı. Çocukların okulda başarılı olmasıyla mutluluklarının katlandığını belirten Prof Dr. Ali Başçı, şöyle konuştu:

    “Dördü birden takdir almışlar. Son derece güzel bir şey, okul da çocukları teşvik ediyor. Okulda da çocukları o kadar benimsediklerini gördük ki, öğretmenler diğer öğrencilerin eve götürmeleri için evden yemek getirip verdiklerini söyledi. Bu çok hoş, çocukların duyarlılığı beni çok duygulandırdı. Bayramda seyranda mesaj gönderiyorlar, Cuma tebriğinde bulunuyorlar. Giderek Türkçeleri daha iyi olarak mesajlar geliyor.”

    “DEVLETİN YETİŞMESİ MÜMKÜN DEĞİL, MİLLETÇE DE YAPMALIYIZ”

    Türk milletinin misafirperver olduğunu, milletçe yardımlarda bulunmak gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Başçı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye asırlardır bu işi yapıyor. 500 sene önce biz Yahudileri getirdik bu ülkeye, bizim Musevi vatandaşlarımız hep o insanların torunlarıdır aslında. Daha önce peşmergeleri aldık, hep aldık yani. Bu insanları orada ölüme bırakamazdık. Türkiye bu kadar insanı almak zorundaydı. Bu durum bu insanların kaderi olduğu kadar bizim de kaderimiz. Devlet bu iş için çaba gösteriyor ama insanların da biraz konuya sahip çıkmaları gerekiyor. 3 milyon misafirimiz var ve bu bizim milli geleneğimiz. Milletçe de bizim illa ki bir şeyler yapmamız lazım, yalnız her şeye devletin yetişmesi mümkün değil.”

    “BORÇLARINI DOKTOR OLARAK ÖDEYECEKLER”

    Suriyeli dört çocuğun doktor olmak istediğini dile getiren Başçı, kendilerine ve Türk milletine borçlarını doktor olarak ödemek istediklerini anlattı.

    Botla denize açılmaktan ve ölmekten kurtulduklarını belirten evin en büyük çocuğu Suriyeli Elvan Elvani aileye minnetar olduklarını belirtti. İleride doktor olmak istediğini ifade eden Elvan Elvani, “Almanya’ya, Yunanistan’a gidecektik. Doktor geldi, ’Deniz yok gitmek yok’ dedi. Burada bize ev verdi. Ev çok güzel, ekmek var. Allah razı olsun inşallah. Okul güzel çok teşekkür ederim. Öğretmenim Mustafa Hocama, hepsine hepsine teşekkür ederim” diye konuştu.

    Evlerine bombalar düştüğünü belirten ve zaman zaman gözleri dolan kardeşlerden 13 yaşındaki Muhammed Elvani de Doktor Bahar Başçı’yı çok sevdiğini söyledi.

    “BEŞAR ESAD’DAN NEFRET EDİYORUZ”

    Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’dan nefret ettiklerini ve hayırsever çiftin yardımıyla yeniden hayata döndüklerini belirten Suriyeli Anne Kevser Elvani de şöyle konuştu:

    “Görünce onları yeniden hayata dönmüş gibi olduk. Denize açılacaktık belki hayatta olmayacaktık ama önce Allah sonra onlar sayesinde hayattayız. Çok mutluyuz, Allah razı olsun. Korkunç, yardım ettiler, hiç beklemediğimiz bir şeyle karşılaştık. Böyle iyi insan görmedik. Tek ricamız çocuklarımızın geleceği ve eğitimleri, çok önemli bizim için. Onları iyi okutsunlar yeter bizim için.”

    “GEL, GEL NE OLURSAN OL, GEL”

    Hayırsever ailenin 20 yıl önce annelerinden ev hediyesi olarak aldıkları ve o günden bu yana duvarda asılı olan Mevlana’nın ’Gel, gel ne olursan ol, gel. İster kafir, ister Mecusi ister puta tapan ol, gel. Bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değildir. Yüz defa tövbeni bozmuş olsan da yine gel’ yazısı ise tesadüf dedirtti.

  • (Özel Haber) Engellilerin Hayatları Bocce İle Değişti

    Samsun’da Atakum Belediyesi’nin yaklaşık 3 yıl önce inşa ettiği “Engelsiz Yaşam Parkı”, engelli gençlerin hayatını değiştirdi. Bocca Şampiyonaları’na katılan Samsun’daki engelli gençler toplamda 3 altın, 4 gümüş ve 1 tane de bronz madalya kazandılar.

    Atakum Belediyesi’ne ait Engelsiz Yaşam Parkı’nda antrenmanlarını sürdüren bocca sporcuları katıldıkları turnuvalardan derece ile Samsun’a döndüler.

    Ağır engellilerin oynayabildiği bocca sporunda Atakum Belediyesi’ne ait 16 sporcu ve 2 antrenör bulunuyor.

    BOCCA HAYATA BAĞLIYOR

    23 yıldır kas hastalığı nedeniyle engelli olan 48 yaşındaki 2015 Bocca Türkiye Şampiyonu Salim Yalçınkaya, bocca sporu ile bir yıldır uğraştığını ve bu spor sayesinde sosyalleştiğini söyledi. Boccanın maddi olarak hiçbir kazancı olmadığını belirten Yalçınkaya, “Ama motivasyon olarak hayata bağlıyor. Ben bocca için işimi bırakıp geldim. Bocca sayesinde çevrem genişledi, arkadaşlarım çoğaldı. Engellilerin sosyal hayata katılmalarını istiyorum. Ben evde 9 yıl kapandım, hiçbir şey öğrenmedim. Bundan sonraki hedefim nisan ayında yapılacak yarışmalarda da Türkiye şampiyonu olmak. Ardından da Milli Takıma seçilmek istiyorum” dedi.

    Bocca sporunda Türkiye ikinciliği bulunan, 12 yıl önce sığ suya atlarken omirilik felci olan 34 yaşındaki Nuri Şirin de 2 aydır bocca sporu ile ilgileniyor. Çiftlerde Türkiye ikinciliğini kazandığını söyleyen Şirin, “Boccaya katıldığımda arkadaş ortamlarım genişledi. Turnuvaya gittiğimde birçok arkadaşlarla tanıştık. Fiziksel olarak da hareketlerimi serileştiriyor. Evde kalan engelli arkadaşlarımıza tavsiyem, sosyal aktiviteler olsun, spor aktiviteleri olsun hepsini denesinler. Engelliler için ’Ben yapamam’ diye bir şey yok. Ayrıca Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı da bizimle çok fazla ilgileniyor” diye konuştu.

    2014 Bocca Türkiye Şampiyonu ve doğuştan serebral palsi hastası olan 27 yaşındaki Şule Türkoğlu ise, “2 yıldır bocca oynuyorum. Geçen sene Türkiye şampiyonluğu kazandım. Hedefim bu yıl da Türkiye şampiyonu olmak” şeklinde konuştu.

    GİZEM DİK: “ASIL ENGEL SINIRLILIK”

    Anne ve babasının da engelli olduğunu belirten Bocca Antrenörü 23 yaşındaki Gizem Dik, “Bocca branşına 4 yıl öncesinde başlamıştık. Anne ve babamın da engelli olmasından dolayı engellilere ayrı bir empatim olduğu için boccaya başladık. Annem ve babam ortopedik engelliler. Annem çocuk felcinden dolayı, babam da yapılan yanlış iğneden dolayı engelli oldu. Kendileri tiyatro kursunda tanışmışlar. Benim için engelliler değil, normaller farklı gibi geliyor. Çünkü çocukluğumdan beri onların farkını hiç ayırt edemedim. Belki ailemle birlikte büyüdüğüm için de olabilir. Bu nedenle engelliler de benim için engelli değil. Asıl engelin sınırlılık olduğunu düşünüyorum” dedi.

    Engelliler ile birlikte olmaktan mutlu olduğunu ifade eden 21 yaşındaki antrenör Gamze Ekinci ise, “Bu aileye girdikten sonra engelin bedende değil, zihinde olduğunu anladım” şeklinde konuştu.

  • Yangında Hem Evleri, Hem De Hayatları Alt Üst Oldu

    Bartın’da bir yılda ikinci kez evleri yanan yaşlı çiftin hayatları alt üst oldu. Yaşlı çift eşyalarının tamamı yanan ve kullanılamaz hale gelen ev nedeniyle kış aylarında komşularında kalmaya çalışıyor.

    Bartın merkez Kanlıırmak Caddesi üzerinde Cumartesi günü meydana gelen yangında, Mustafa (63) ve Gülemen Demirkıran (58) çiftinin evinde bulunan beyaz eşya ve mobilyaların büyük çoğunluğu zarar gördü. Yaşlı çift ise canını zor kurtardı. Yangının söndürülmesinin ardından evlerine giren çift, hayatının şokunu yaşadı. 3 ay önce taksitle aldıkları beyaz eşya ve koltukların hemen hemen tamamı kullanılamaz hale gelen çift, bir emekli maaşı ile kışın sokak ortasında kalmanın üzüntüsünü yaşıyor.

    BİR YILDA İKİNCİ YANGIN

    Yetkililerden yardım beklediklerini ifade eden Gülemen Demirkıran, bir yıl içinde 2’nci yangınla yıkıldıklarını söyledi. 7 ay önce yaşadıkları yangında da evdeki malzemelerin kullanılamaz hale geldiğini kaydeden Demirkıran, gözyaşları içerisinde yaşadıklarını anlattı.

    Demirkıran, “Cumartesi günü kahvaltı yaptıktan sonra, televizyon izliyordum. Salon yanmaya başlamış. Eşim seslenmiş ama duymadım. Sonra dışarı çıktığımda salonun dumanlar içinde kaldığını gördüm. Kendimi hemen dışarı attım. Eşimi de sağ olsunlar itfaiyeciler camdan aldı. Yangında evimizde ne varsa hemen hemen hepsi gitti. Daha taksitleri devam ediyordu. Ne yapacağımızı şaşırdık. Camlar bile hala kırık halde. Komşularımızda kalıyoruz. Yangının getirdiği zarar hayatımızı alt üst etti. Bu aylarda evsiz, yurtsuz kaldık. Bize yardım eli uzatılmasını istiyoruz” dedi.

    Bir tek emekli maaşının bulunduğunu ve sağlık sorunları nedeniyle maaşın yarısını yollarda harcadığını kaydeden Mustafa Demirkıran ise, “Elimde olsa kimseden bir şey istemem. Ama yok. Neyim varsa gitti. Bize el uzatılmasını istiyoruz. Kış aylarında komşularımızda kalmaya çalışıyoruz. Evimizi tamir ettirecek durumumuz yok. Bizim bu sesimize kulak verilsin” diye konuştu.