Etiket: Hayatın

  • Kunak’tan sağlıklı hayatın sırları

    Yıldırım Belediyesi, ünlü Orotpedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Feridun Kunak’ı vatandaşlarla buluşturdu.

    Yavuz Selim Mahallesi’nde Mega Düğün Salon’unda yapılan ‘Sağlık Olsun’ adlı programda sağlıklı beslenmenin önemi anlatıldı. Sağlığın başında doğru beslenme ve sporun geldiğine dikkat çeken Dr. Feridun Kunak, “Bir insanın en iyi doktoru kendisidir. Yediğimize içtiğimize dikkat edeceğiz. Kendinizi iyi tanıyarak vücudunuza iyi gelen besinleri seçerek yiyeceksiniz” dedi.

    Günümüz dünyasında toplum içinde büyük bir artış gösteren kanser vakalarının önüne geçmenin şartlarını da izleyenlerle paylaşan Feridun Kunak, “Doğal ve organik beslenme önceliğiniz olmalı. Her gün orta boy bir soğanı rendeleyin ve sıkıp suyunu çıkarın. Bir bardak sütün içine sekiz sarımsak atın ve kaynatın. Bunları için. Soğan ve sarımsak başlıca kanser koruyucusudur” şeklinde konuştu.

  • Başbakan Danışmanı Özceri: “Romanlar sosyal hayatın içinde daha çok olmalı”

    Romanlardan Sorumlu Başbakan Danışmanı Metin Özceri, Romanların sosyal hayatın içinde daha çok var olması için daha çok proje ve hibeye ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açılan dezavantajlı kişilerin sosyal entegrasyonu ile istihdam edilebilirliklerinin geliştirilmesi hibe programı kapsamında yürütülen ve iki adet projenin açılış töreni Romanlardan Sorumlu Başbakan Danışmanı Metin Özceri’nin katılımıyla gerçekleşti. Toplantıda Romanlar İçin Gezici İş ve Eğitim Merkezi ile İnsana Değer Geleceğe Değer projelerinin sunumları ve tanıtımları yapıldı.

    Program saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Karadeniz Bölgesi Roman Kültürünü Araştırma, Eğitim ve Kalkındırma Derneği Başkanı Selim Gökçen yaptı. Gökçen, roman vatandaşların toplumda daha aktif rol alması gerektiğini söyledi.

    Daha sonra söz alan Başbakan Danışmanı Metin Özceri, “Romanlar, Osmanlılardan daha önce Anadolu topraklarına gelmişler. Osmanlılarla beraber kendilerini göstermeye başlamışlar. İstanbul’un Fethi döneminde fethin arka planında kalkan, top, kılıç gibi araçların çoğunu Romanlar yapmıştır. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet, onları takdir ederek bugünkü Çanakkale’ye iskan etmiştir. Çanakkale Savaşı’nda resmi rakamlara göre 55 bin 700 Roman şehit düşmüştür. Resmi olmayan rakamlara göre ise 750 bin civarında Roman vatandaşı şehit düşmüştür. Romanlar, Türkiye’nin bir parçasıdır” dedi.

    “Romanlar sosyal hayatın içinde daha çok olmalı”

    Romanların Türk Milleti’nin bir parçası olduğunu vurgulayan Metin Özceri, “Bu topraklarda yaşayan Romanlar, Türk Milleti’nin bir parçasıdır. Tarihi süreç içerisinde en fazla sürgüne ve iftiraya maruz kalmış toplum maalesef Roman toplumudur. Örneğin; ‘Çingene’yi padişah yapmışlar, tutmuş babasını kesmiş.’ Oysaki tarih boyunca iktidar olmamışlardır. Romanlar çok büyük iftiralara maruz kalmıştır. Dolayısıyla bu iftiralar yüzünden içlerine kapanmışlardır. 1990’lı yıllara kadar meslekleriyle beraber kendilerini idame etmişlerdir. Sanayi ve iletişim dünyasında yani teknolojik dönemde bütün mesleklerini kaybetmişlerdir. Günü birlik yaşayıp, görünmüyorlardı. Türk toplumundaki her kesim ideolojik yapılanma içerisinde olurken Roman toplumu hiçbir zaman ideolojik yapılanma içerisinde olmamıştır. Her olayda Türkiye ve bayrağının yanında yer almıştır. Sadece Çanakkale değil her savaşta birçok şehidi vardır” diye konuştu.

    Romanların eğitim ve yaşam seviyesinin yükselmesi için yeni projeler uyguladıklarını belirten Özceri, sözlerini şöyle devam ettirdi: “Bir toplumda eğitim ve İslam az seviyede olursa orada sıkıntılar çıkar. 2009 yılında demokratik açılım içerisine onları da ekledik. Toplumların değişmesi 10 yılda mümkün olabilecek bir şey değil. Birçok bakanlıkla beraber çalışmalar sürdürdük. 2016 yılında Roman Eylem Planı’nı hazırladık. 5 bakanlık bu konuda çalışacak. Bütün eksiklikleri bu planın içerisine dahil edeceğiz. Sadece hükümetin eylem planı yapması yetmiyor. Dolayısıyla bu gibi birçok projenin dernekler tarafından hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu yıl içerisinde 14 Roman STK’ya teşvikler verildi. Önümüzdeki dönemde 71 milyon dolarlık bir hibe daha olacak. Roman toplumunun sosyal entegrasyonun sağlanması için bu gibi projelerin ve hibelerin daha da arttırılması gerekiyor.”

    Son konuşmacı olarak söz alan Samsun Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, tüm dezavantajlı grupların daha iyi seviyeye gelmesi için çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.

    Program Selim Ünal ve Salihan Demirbaş’ın proje sunumlarının ardından müzik dinletisiyle son buldu.

  • ’Hayatın Renkleri Atölyesi’ fotoğraf sergisi açıldı

    Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği (EFOD) tarafından, Fotoğraf Sanatçısı Behiç Günalan öncülüğünde kurulan ‘Hayatın Renkleri Atölyesi’ fotoğraf sergisi açıldı.

    Edirne Ticaret ve Sanayi Odası fuayesinde açılan sergiye, Edirne İl Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Özcan, Edirne İl Kültür Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Muhammet Bayraktaroğlu, Edirne İl Sağlık Müdürü Dr. Muhsin Kişioğlu ve davetliler katıldı.

    Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği Başkanı Serdar İyiiz serginin açılış konuşmasında atölye kapsamında açılan sergilerin ekip çalışması olarak gerçekleştiğini belirterek büyük emeklerle açıldığını söyledi. EFOD Başkanı İyiiz, “Bu arkadaşlar her hafta düzenli bir şekilde buluşarak bir araya gelerek, çalışmalarını yaparak sergiyi sizlere sunma imkanı buldular. Bu sergilere kolay ulaşılmıyor, uzun bir süreçten geçiyor. Biz EFOD olarak buralara kolay gelmedik. EFOD artık bir marka oldu. Türkiye’de dernek olarak çalışmamız örnek gösteriliyor. Şu anki kalabalığı buraya getirme başarısını, yönetim olarak, üyeler olarak koltuklarımıza yapışmadan, inanın göreve işe yakışarak, çalışarak elde ediyoruz. Yaklaşık bir ay önce bir sergimiz oldu, buradan da 2 uluslararası altın madalya, 1 Türkiye birinciliği kayıtsız mansiyon ve sergileme ödülü aldı. Bu başarılar kolay elde edilmiyor. Bu sergilerin yanında üye arkadaşlarımız böyle yarışmalara katılıyorlar, onlar için çaba sarf ediyorlar ve Edirne’ye madalyalar getiriyorlar. Sizlere katılımınızdan dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

    Atölye grubu üyesi Fatma Bayko da, “EFOD, Behiç Günalan Hayatın Renkleri atölyesi olarak en güzeli için yola çıktık. Bu uğurda gerçekten emek ve yürek verdik. Bizlere her konuda yardımımıza koşar adım gelen çok değerli atölye şefimiz Behiç Günalan’a kendim ve tüm atölyedeki arkadaşlar adına teşekkür ederek önünde saygıyla eğiliyorum. Bizlere sımsıcak EFOD’un kapısını açan, derneğin çıtasını sevgiden ve başarıdan yana yükseğe taşımak için çaba, emek ve yürek veren değerli başkanımız Serdar İyiiz’e ne kadar teşekkür etsek azdır” şeklinde konuştu.

    Atölye sorumlusu Behiç Günalan ise, “Sanatın makamı ünvanı olmaz o yüzden ünvansız makamsız herkese hoş geldiniz diyorum. Serginin kitapçığındaki yazıyı paylaştı. Fotoğrafın olduğu yerde söz az olur” diyerek katılımcıları sergiye davet etti.

    EFOD Behiç Günalan Hayatın Renkleri Atölyesi’nde Alev Bilgen, Barış Özkapı Bilgin Ayyıldız, Canan Kaplıca, Deniz Özden, Esma Mıhlayanlar, Fatma Bayko, Hasan Murat Çaloğlu, Havva Tutak, Nevser Eraslan, Nilgün Erman, Orkide Palabıyık, ve Tülay Sarvan’ın çekmiş olduğu fotoğraflar sergilendi.

  • Hayatın Tadı Tuz Değil

    İzmir Üniversitesi Hastanesi doktorlarından Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç.Dr. Ali Saklamaz, aşırı tuz kullanımının hipertansiyon, felç, körlük, kalp ve böbrek yetmezliği gibi birçok hastalığın tetikleyicisi olduğunu söyledi. Ali Saklamaz, besinlerde tuz yerine tuz içermeyen çeşitli baharatlar ile limon kullanılmasını önerdi.

    Türk insanının günlük önerilen tuz miktarının 3 katından fazla tuz tükettiğini dile getiren Ali Saklamaz, “Tuz günümüzde çok fazla kullanılan bir besin maddesidir. Ülkemizde günde ortalama 18 gram kullanılmaktadır. Bu durum kültürümüzden, damak tadımız ve yemek alışkanlıklarımızdan kaynaklanıyor ve kolay kolay değişmiyor. Bu nedenle çocuklarımızın yemeklerini az tuzlu yaparak onların damak tadını az tuzluya alıştırmalıyız. Böylece gelecekte az tuz tüketmelerini sağlayabiliriz. Yemeği tuz olmadan lezzetlendirmek için değişik baharatlar ve limon kullanılmasını öneriyoruz” dedi.

    FELÇ RİSKİ

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ali Saklamaz, yüksek miktarda tuz tüketiminin vücutta su tutulumuna ve dolaşım sistemine bağlı hasara neden olduğunu kaydederek, “Gereğinden fazla tuz tüketimi tansiyon yüksekliği ve organ hasarlarını beraberinde getiriyor. Yüksek tansiyon geri dönüşü olmayan organ hasarlarına felç, kalp yetmezliği, körlük ve böbrek yetmezliğine varan sonuç doğuruyor. Günlük tuz tüketiminin normal seviyeye düşürülmesi bu hastalıklardan korunma sağlıyor” diye konuştu.

    DIŞARIDA YEMEĞE DİKKAT

    Tuzun, vücudun ihtiyacı kadar kullanılmasının çok önemli olduğunu anlatan Yrd. Doç.Dr. Saklamaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yemek hizmeti veren restoran ve kafeterya işletmelerinin tuz kullanımı konusunda hassas olmaları gerekiyor. Sağlık Bakanlığının bu yöndeki çalışmalarını destekliyoruz. Çünkü tuzu ne kadar az tüketirsek yol açtığı hastalıklardan korunmuş oluruz. Toplumun bu yönde bilinçlendirilmesi çok önemli.”

  • Banyodaki Sobada Yanan Kadın Hayatın Kaybetti

    Samsun’un Bafra ilçesinde banyodaki sobada yanan kadın hayatını kaybetti.

    Edinilen bilgiye göre Bafra ilçesine bağlı Karburç Mahallesi’nde yaşayan Fevziye Karaaslan (68) 1 buçuk ay önce banyoda ayağı kayınca düşmemek için sobaya sarıldı. Kolları ve vücudunda yanıklar oluşan 3 çocuk annesi Fevziye Karaaslan tedavi gördüğü Samsun Araştırma Hastanesi Yanık Merkezi’nde hayatını kaybetti.

    Karaaslan’ın cenazesi Karaburç Mahallesinde defnedilecek. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.