Etiket: hayatı

  • Çin’de Yoğun Sis Hayatı Etkilior

    Çin’in kuzeydoğusunu etkisi altına alan yoğun sis, günlük hayatı durma noktasına getirdi.

    Çin’in kuzeydoğusunda yoğun sis etkisini arttırıyor. Yetkililer, yoğun sisin Cumartesi gününe kadar bölgeye hakim olabileceği uyarısında bulundu. Çinli yetkili Zhang Bin, ülkenin bir çok kentinin yoğun sis altında olduğunu ifade ederek, birçok ısı üreticisinin kömür kullandığını bu nedenle de hava kirliliği seviyesinin arttığını söyledi. Ülkenin Liaoning eyaletinde de bugün yoğun sisin etkin olduğunu kaydeden yetkililer, bazı yerlerde görüş mesafesinin 500 metreye kadar düştüğünü ifade etti.

    Yoğun sisin başkent Pekin, Tientsin eyaletlerinin yanı sıra, Hebei, Henan, Şantung, Jilin ve Heilongjiang bölgelerinde de görüldüğü belirtildi. Bu bölgelerde yoğun sisin yüzde 80’den az olduğu ve görüş mesafesinin de 2-3 kilometreyi bulduğu aktarıldı. Öte yandan yoğun sis nedeniyle de uçuşların yapılamadığı ve trafiğin durma noktasına geldiği kaydedildi. Hastanelerin solunum sorunu şikayeti ile başvuranlarla dolu olduğu ve mağazalarda maskelerin tükendiği aktarıldı.

  • Hayati İnanç: “Bir Toplumu Yok Etmenin Yolu O Toplumun Lisanını Bozmaktır”

    İhlas Koleji tarafından düzenlenen Edebiyat Söyleşileri’nin konuğu divan edebiyatı aşığı Hayati İnanç oldu. İhlas Koleji Bahçelievler Kampüsü Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşide, İnanç, dil kirliliği ve dilin temizlenmesi konusundaki düşüncelerini paylaştı. Dil kirliliğinin varlığının inkar edilemez olduğunu vurgulayan İnanç, “Bir toplumu yok etmenin yolu, o toplumun lisanını bozmaktır” dedi.

    Yıllarca önce katıldığı bir televizyon programında yaşamış olduğu bir anıyı aktaran İnanç, “Programda iki güzel gazel okudum. Sunucumuz eski kelimeleri özellikle mi kullandığımı sordu. Hayır dedim. Ben o kelimeleri gündelik konuşmalarıma koymuyorum. Ama merhum Fatih Sultan Mehmet’ten bir gazel okudum 550 yıl öncesinden. Eğer bunu kastediyorsanız haksızlık ediyorsunuz. Onlar bu zamanda nasıl konuşulacağını nereden bileceklerdi dedim” ifadelerini kullandı.

    “NEDEN ISRARLA STRES KELİMESİ?”

    Programda kullanılan stres kelimesine de atıfta bulunan İnanç, batı dillerinden alınan bir kelimenin her duyguyu ifade etmesine anlam veremediğini söyledi. “Şimdi bakıyorsunuz kaç tane duygu halini tek kelimeye sıkıştırmışız. Ne olursa stres diyoruz. Tuttuğu takım kaybetmiş stresli, yakınının cenazesi var stresli, yağmur yağmış stresli, işi yoğun stresli. Yok artık. Gerilim, melal, inkisar, gam, gussa, keder, ızdırap, kasvet, hüzün, kahır, yeis, efkar, tasa, dert, elem gibi bu 15 kelime varken neden bunların hepsini yok sayıp sadece stres ile yetinelim” diyen İnanç, bu kelimeleri kullanmanın bizim en doğal hakkımız olduğunu vurguladı.

    Programda öğrencilere Fatih Sultan Mehmet, Şeyh Galip, Yahya Kemal, Yozgatlı Fenni, Necip Fazıl ve Nabi gibi birçok isimden gazeller okuyan ve birçok hikaye anlatan İnanç’ın yorumları sık sık alkış aldı. Dilin temizlenmesi için öğrencilere büyük görevler düştüğünü ifade eden İnanç, bunun için de meraklı olunması ve bu davanın peşine düşülmesi gerektiğini söyledi.

  • (Özel Haber) Anne Babasını Kaybetti, Ama Kendisine İkinci Hayatı Veren Anne Babasını Buldu

    Bursa’da 4 yıl önce trafik kazasında ölen kızlarının organlarını bağışlayan aile, nakil yapılan 20 yaşındaki Ayşegül Harun’la buluşunca bir nebze acılarının hafiflediğini söyledi. Ayşegül Harun ise annesinden sonra babasını da 4 ay önce kaybettiğini Sıla’nın annesi ve babasını kendi ailesi gibi gördüğünü ifade etti.

    4 yıl önce kazada vefat eden Sıla’nın annesi Gülten Özkale ve babası Selahattin Atakan, kızlarının organlarını bağışlama kararı aldı. 12 yaşındaki Sıla’nın organları 5 kişiyi hayata bağladı. Sıla’nın böbreklerinden biri ise 10 sene böbrek bekleyen Ayşegül Harun’a verildi.

    Aldığı böbrekle ikinci bir hayata başlayan Ayşegül, bir müddet sonra annesini ve 4 ay önce ise babasını kaybetti. Acısı daha dinmeyen Ayşegül’ü bu sefer bir sürpriz bekliyordu. 4 yıl önce böbreğinin nakledildiği Sıla’nın anne babası karşısına çıktı.

    Yeşil Cami’de organ bağışı yapanlar için okutulan mevlitte evlatlarının böbreğini veren anne Ayşegül Harun ve baba Selahattin Atakan’ı karşısında gören Ayşegül Harun, bir ailesini kaybettiğini, ancak ikincisini bulduğunu söyledi.

    Balıkesir Edremit’ten Bursa’ya gelerek burada Ayşegül ile karşılaşan anne Gülten Özkale, “Benim kızım kazada vefat etti, ama demek ki Ayşegül’ü yaşatacakmış. Ben kızıma, (Ben ölürsem hiç düşünme organlarımı başkasına ver) demiştim. Ama tam tersi oldu, ben onun yerine karar vermek zorunda kaldım. Pek düşünmedim, çünkü organ bekleyen çok insan olduğunu biliyordum. Bunun için illaki bizim başımıza gelmesi gerekmiyor. Organ nakline bizim de ihtiyacımız olabilirdi. Sonuçta vücut çürüyecek, onun yerine birisi bu sayede hayata tutunsun, sevdikleriyle beraber olsun. İlk gördüğümde sanki yıllardır tanıyormuşum gibi hissettim. Ona dokunmak bile farklıydı. Eşime, (Ben gidip konuşamam) demiştim, çünkü tansiyon hastasıyım. Tansiyonum iniyor çıkıyor, ama idare ediyoruz. Biz onunla daha çok görüşeceğiz, beraber tatil yapacağız. Diğer organ nakli yapılanlardan birisi şu an hastanede yatıyor, fakat diğer üçünü bilmiyorum. Onlar da herhalde görüşmek isterler diye düşünüyorum. Bir şey beklediğimden değil, çocuğumun kalbini görmek istiyorum” şeklinde konuştu.

    Baba Selahattin Atakan ise, “Hem acı, hem de güzel bir duygu. Sonuçta giden gidiyor, geriye kalanlara bir hayat verilmesi hoş bir şey. Yavrumun bir parçası onda. Artık o da bizim bir yavrumuz. Allah onun ömrünü uzun etsin” dedi.

    20 yaşındaki Ayşegül Harun ise, “12 yıllık diyaliz hayatım geçtikten sonra organ nakli oldum. Bağışlanan organ bana tam uydu. Öz kardeşim olsa bu kadar uymazdı. Annemi babamı kaybettim. Babamı kaybedeli 4 ay oldu. 4 aydır bir boşluktayım zaten. Elimdeki tek hazinem sağlığım. Şu anda kendimi ikinci aileme kavuşmuş gibi hissediyorum. Birini kaybedince diğerini buldum. Ben hiçbir zaman bana böbrek verenleri unutmadım. Böbreği 10 yıl beklemiştim. Bulununca ikinci hayatımı kavuştum. Öteki hayatım yoktu zaten. Hastanelerde, yoğun bakımlarda geçiyordu ömrüm. Böbreği bulduktan sonra yeniden doğdum. Yeniden yaşamayı öğrendim. Gezmenin, yemenin, içmenin tadını öğrendim. Annem kalp hastasıydı, babam by-pass olmuştu, hiç kardeşim de yoktu. O yüzden böbrek alabileceğim kimse yoktu etrafımda. Nakil için tek şansım kadavraydı. Yani önümde iki yol vardı; biri ölüm, diğeri kadavra. Allah bana en güzelini nasip etti. Allah bütün hastaları kurtarsın ve ölenlerin ailelerine de sabır versin” diye konuştu.

  • Küre Dağları’nın Yaban Hayatı Ortaya Çıkıyor

    Küre Dağları Milli Parkı’nın sahip olduğu biyolojik fauna bölgeye kurulan foto kapanlar sayesinde gün yüzüne çıkıyor.

    Kurulan foto kapanlar sayesinde karaca, yaban domuzu, ayı, yaban kedisi ve su samuru foto kapanlar tarafından görüntülendi. Küre Dağları Milli Parkı’nın sahip olduğu biyolojik fauna değerlerinin koruma kullanma dengesi içinde, devamlılığını ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak amacı ile yürütülen ’Küre Dağları Milli Parkının Fauna Çeşitliliğinin Arşivlenmesi Projesi’ kapsamında bölgedeki yaban hayvanları teker teker ortaya çıkıyor. Bartın’ın Arıt bölgesinde başlatılan yaban hayatı izleme çalışmalarında bu zamana kadar, karaca, yaban domuzu, ayı, yaban kedisi ve su samuru foto kapanlar tarafından görüntülendi.

    Küre Dağları Milli Park Müdürü Ahat Deliorman, “Biz bu proje ile önemli türlerin görüntülenmesi için gayret göstermekteyiz” dedi.

  • Çanakkale’de Fırtına Hayatı Olumsuz Etkiliyor

    Kuzey Ege’de etkili olan fırtına nedeniyle, Gökçeada’ya yapılması planlanan feribot seferleri iptal edildi.

    Çanakkale Boğazı ve adalar hattında ulaşımı sağlayan GESTAŞ A.Ş, kuzey egede etkili olan şiddetli fırtına nedeniyle, sabah 07.00’de Gökçeada’dan yapılması gereken seferin yapılamadığını, saat 10.00’da Kabatepe’den Gökçeada’ya yapılması planlanan seferin ise iptal edildiğini duyurdu. Diğer hatlarda seferler normal şekilde sürüyor.