Etiket: hayatı

  • Doğuştan Engelli Genç Kadının Bir Telefonla Hayatı Değişti

    Antalya’da, fiziksel engelle dünyaya gelen 26 yaşındaki Burcu Sarıkaya’nın hayatı Konyaaltı Belediyesi’nden gelen bir telefonla değişti.

    İki kolunun dirsekten devamı olmadan doğan Burcu Sarıkaya (26), İstanbul’da kazanamadığı yaşam savaşına Antalya’da galip geldi. Fiziki engelini kendisine sorun olarak görmeyen Sarıkaya, İstanbul’da uzun süre iş aramış ancak umudunu yitirince ailesiyle birlikte Antalya’ya yerleşmiş. Normal insanların yapabildiği her şeyi fiziki engeline rağmen yapabilen Sarıkaya için Antalya’da iş arayışı da uzun süre olumsuzlukla noktalanmış. Hayatındaki olumsuzluklara rağmen yaşama azmini yitirmediğini ve mücadele etmeye devam ettiğini belirten Sarıkaya, Konyaaltı Belediyesi’nden aldığı bir telefonla hayatını değiştiğini söyledi.

    Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in bizzat aradığı ve iş teklifinde bulunduğu Sarıkaya, Konyaaltı Belediyesi Sosyal Hizmet Merkezi’nde (KOSHİM) Danışman bölümünde istihdam edildi. Sarıkaya artık bilgisayar kullanıyor, randevuları alıyor ve tüm ofis işlerini başarılı bir şekilde yapabiliyor. Sarıkaya, Başkan Böcek’e bu duyarlı yaklaşımından ötürü de teşekkür ettiğini söyledi.

    “HİZMETLERİN HER ZAMAN İNSANA DOKUNUR BİR YANI OLMALI”

    Başkan Muhittin Böcek, “Parkların planlamasından, kaldırım taşlarının yapısına kadar her alanda engelli kardeşlerimizi düşünerek hareket ediyoruz. KOSHİM bünyesinde geçtiğimiz yıl açtığımız kurs ile Özürlü Memur Seçme Sınavı’na (ÖMSS) hazırlanan pek çok engelli vatandaşımız hayalini kurduğu devlet kurumlarına yerleşti. Yine KOSHİM binası yanına kurduğumuz engelli araç şarj istasyonuyla da tekerlekli sandalyeli vatandaşlarımız artık akü bitme korkusu yaşamamakta” diye konuştu.

    “Hizmetlerin her zaman insana dokunur bir yanı olmalı” diyen Başkan Böcek, hayata güler yüzle bakan Burcu Sarıkaya’nın da kendilerine bu düşüncelerinin doğruluğunu bir kez daha gösterdiğini söyledi. Burcu Sarıkaya’nın güler yüzü ve azmiyle çalışma arkadaşlarına güç verdiğini dile getiren Başkan Muhittin Böcek, “Karşılıklı öğrendiğimiz şeylerle hayatı daha güzel kılmaya çalışıyoruz” dedi.

  • Siirt’te Kar Yağışı Hayatı Felç Etti

    Siirt’te dün geceden itibaren etkili olan kar yağışı kırsal kesimi etkisi altına aldı. Kentte, 200 köy yolu ulaşıma kapandı.

    Hava sıcaklarının düşmesinin ardından Siirt’e ilk kar düştü. Kırsal kesimini etkisi altına alan kar yağışından dolayı kentte 200’ün üzerinde köy yolunun ulaşıma kapandığı bildirildi. Siirt İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Recep Güldoğan, Eruh Şirvan ve Pervari ilçeleri kırsalındaki köy yollarının ulaşıma açılması için çalışma başlattıklarını belirterek, Güldoğan, “Kapalı olan merkez köylerinin tümünün bugün ve yarın yapılacak çalışmalarla açılmasını planlıyoruz. Eruh ilçe köyleri ağırlıklı Pervari ve Şirvan’da kapalı köy yollarının açıklamış için çalımalar başlatıldı” dedi.

    Dün geceden itibaren yağan kar yağışı sabah saatlerine kadar etkisini gösterirken, sabaha karla uyanan Siirtliler, şehri kaplayan beyaz bir örtü karşısında kardan adam yaparak keyfini çıkardı.

  • Korku Filmlerinin Ünlü Makyözünün Hayatı Kanlı Değil Sakin Geçiyor

    Balıkesir’in Ayvalık ilçesine yerleşen ünlü makyöz Arzu Yurter’in hayatı, filmlerin tersine sakin geçiyor.

    Özellikle son yıllarda moda halini alan korku filmlerinin aranan makyözü haline gelen Arzu Yurter, “Mesleğime başlarken makyajın bu denli geniş kullanımı olabileceğini hiç düşünmemiştim. Beni yurt dışındaki meslektaşlarımın seviyesine getirebilecek, hayallerimin karakterlerini ortaya çıkartabilecek bir kurum olmayışı beni uzun yıllarımı alacak keyifli bir eğitim serüvenine yöneltti” dedi.

    Eşi Sedat Bağcı ile otel işleten Yurter, makyaj eğitimlerine 2001 yılında başladığını, işini severek ve isteyerek yaptığını belirtti.

    Yurter, “Görev aldığım bölümler ve dizi filmler, Bez Bebek, Kayıp Prenses, Arka Sokaklar, D@bbe 2, Cehennem 3d, Türkler Çıldırmış Olmalı filmlerinin yanı sıra pek çok klip, albüm kapak ve özel makyajlar ve belgesellerdir. Bunun dışında bir sosyal sorumluluk projesi olan; İrem Deniz, Ayşe Selen, Dilşah Demir, Dilek Keser ve Ulaş Güneş Kaçargil ikilisinin yönetmenliğini üstlendiği ikinci uzun metrajlı film olan ‘Cin Evi Azap’ ismini taşıyan filmde ilk oyunculuk denemem oldu” dedi.

    Hünerli elleriyle bir anda mankeni tanınmaz hale veya güzellik abidesine çevirebilen Arzu Yurter’e site komşuları makyaj yaptırmak için sıraya giriyor.

    Arzu Yurter, “Ben film sanatçısıyım. Özellikle korku filmlerinin aranılan makyözü oldum. Örneğin zombi gibi türlerde plastik makyaj ve diğerlerinde kozmetik kullanıyorum. Bu arada kadına şiddet makyajım İstanbul ve yerel basında geniş yer aldı” diye konuştu.

  • Şenkaya’da ‘’Evlilik Ve Aile Hayatı’’ Semineri

    Toplumda sağlıklı ailelerinin çoğalmasına katkıda bulunmak amacıyla Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün geliştirdiği Aile Eğitim Programı (AEP) kapsamında Erzurum’un Şenkaya ilçesinde düzenlenen seminere 320 kişi katıldı.

    Erzurum Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ve Yakutiye Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Evlilik ve Aile Hayatı” ve ‘’ Yaşlı Sağlığı’’ konulu eğitim verildi.

    Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcısı Şermin Zil, “Evlilik ve Aile Hayatı” Kamu Hastaneler Birliği’nden Zafer Zil ise ‘’Yaşlı Sağlığı’’ konularında eğitim verdi.

    Şenkaya ilçesinde YİBO konferans salonunda düzenlenen eğitimlere Şenkaya belediye Başkan yardımcısı Osman Yüce, ilçedeki kamu kurumlarının yönetici ve çalışanları katıldı.

    Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Sedat Abdulhakimoğulları, ilçelerde yapılan eğitim çalışmalarında çeşitli hedef kitlelere ulaştıklarını belirterek, tüm ilçelerde bu eğitimlerin yapılacağını ifade etti.

    Abdulhakimoğulları, amaçlarının Aile Eğitim Programı (AEP) kapsamında, aileleri bilinçlendirmek olduğunu belirterek, şunları söyledi:

    ‘’AEP ülkemizde sağlıklı, mutlu ve müreffeh ailelerin oluşması için ailelerin; eğitim, hukuk, iktisat, medya ve sağlık alanlarındaki hizmetlerden daha etkili biçimde yararlanmalarına, aile içi süreçlerini işlevselleştirerek aile yaşam kalitelerinin artmasına, sahip olduğu her türlü kaynağı etkili bir şekilde yönetmelerine ve karşılaşabilecekleri çeşitli risklere yönelik önlemler almalarına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır’’

  • Kalp Çarpıntıları Hayati Risk Taşımıyor

    Kalp çarpıntılarının çoğu endişe verse de gerçekte hayati risk taşımıyor.

    Medicana Konya Hastanesi doktorlarından Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erdem Diker, kalbin tüm gün yorulmak bilmez şekilde çalıştığını ifade ederek, “Kalp ne zaman teklemeye başlarsa o zaman bir şeylerin ters gittiğini fark eder, endişeye kapılırız. Normalde hiç farkında olmadığımız kalp atımlarını fark eder hale gelmek bile başlı başına bir endişe kaynağıdır. Peki, gerçekten her zaman endişe duymamız gereken bir durum var mıdır? Bu sorunun cevabını verebilmek için, günün birinde neden kalp atımlarını hissetmeye başladığımızı veya başka bir ifade ile çarpıntı hissettiğimiz konusunu biraz açmak gerekir” dedi.

    Ani korku, endişe, heyecan durumlarının en sık görülen nedenler olduğunu anlatan Diker, şöyle konuştu: “Ancak insanlar çok çeşitli nedenlerle kalp atımları hissedip, rahatsızlık, yani çarpıntı duyabilir. Ani korku, endişe, heyecan durumları en sık görülen nedenlerdir. Tamamen normal yanıt olan böyle durumlarda hızla kana karışan bir hormon olan adrenalin etkisi ile kalp hızlanır ve daha güçlü kasılmaya başlar. Sonuçta kişi kalbinin küt küt attığını hisseder. Böyle anlarda sebep sonuç ilişkisi çok açık olduğundan kişi bir hastalık olarak çarpıntıdan yakınmaz. Ama her zaman sebep sonuç ilişkisi kişinin zihninde bu kadar net olmayabilir. Kronik kaygı (anksiyete) durumlarında, hamilelikte, kansızlıkta (anemi), tiroid bezinin fazla çalıştığı durumlarda (hipertroidi) kalp hızlı ve güçlü çalışıp, çarpıntı yakınmasının oluşmasına neden olabilir. Bütün bu olaylar kalbin ruhsal veya fiziksel strese normal yanıtı şeklindendir ve kalbin kendi bozukluğu ile ilişkili değildir.”

    “KALP KÖKENLİ ÇARPINTILARIN PEK ÇOĞU CİDDİ BİR KALP HASTALIĞI ANLAMINA GELMEZ VEYA CİDDİ BİR KALP HASTALIĞININ HABERCİSİ DEĞİLDİR”

    Bahsedilen konuların kalp dışı nedenlerden oluşan çarpıntılar olduğunu belirten Erdem Diker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim için önemli olan birincil olarak kalp hastalığı nedeniyle olan çarpıntılardır. Neyse kalp kökenli çarpıntıların da pek çoğu ciddi bir kalp hastalığı anlamına gelmez veya ciddi bir kalp hastalığının habercisi değildir. Kalp kökenli çarpıntılar çok farklı nedenle oluşabilir ve çok farklı şekillerde ortaya çıkabilir.”

    Hastaların tekleme, arada kalp durması, mideden yukarıya gelen atma, göğüs içinde kuş çırpınması, kalbin güm güm çarpmaya başlaması gibi çok değişik şekillerde çarpıntı yakınmasını ifade ettiğini anlatan Diker, sözlerini şöyle tamamladı: “Gerçekten de bu yakınmalardaki zenginlik gibi çarpıntı tiplerinde de çeşitlilik vardır. Yakınmanın şekli ne olursa olsun bu yakınmayı yaşayan kişiyi çok endişelendirdiği, korkuttuğu, yorduğu çok aşikardır. Sonuçta bir şeyler ters gitmektedir ve konu kalp olunca akla hemen ölüm gelir. Hekimler olarak yapmamız gereken hastanın yakınmalarını dinlemek, çarpıntının nedenini, tipini bulmaya çalışmak, hastanın buna göre riskini belirlemek ve tabi ki hastayı bu rahatsız edici yakınmadan kurtarmaya çalışmaktır. Elimizde birçok tanı aracılığı ile öncelikle çarpıntı nedenini bulup, tipini ayırt etmeye çalışırız. Bu her zaman kolay bir süreç değildir. Ayda bir kez çarpıntım oluyor diyen bir kimsede tam çarpıntı anına olan değişiklikleri, yakınmanın olmadığı herhangi bir anda tespit etmek çok kolay değildir. Bu nedenle hasta ve hekimin bir tanı ve tedavi yolculuğuna çıkmaya karar vermesi gerekir. Sürecin bir ilaç vereyim her şey düzelsinden daha uzun ve karmaşık olabileceği anlatılmalıdır. Çarpıntıların çoğunun büyük endişe verebileceği, ama gerçekte hayati risk taşımayabileceği konusunda hastalar bilgilendirilmelidir. Tanı yolculuğunun sonunda hasta ile tedavi seçenekleri tartışılmaya başlanır. Günümüzde kişilerdeki çarpıntı durumda ne olup bittiğini, yani tanısını hemen koymak ve bazı çarpıntı türlerinde bu yakınmanın kökünü kazımak için bir takım teknolojik imkanlar vardır.”