Etiket: hayat

  • Hayat Kurtarmak 10 Dakika

    Bursa’da cami cemaati kan bağışladı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türk Kızılayı ile ortaklaşa düzenlediği kan bağışı kampanyasına Nilüfer’in Ataevler Mahallesinde bulunan Türkiye’nin en büyük kubbeli camisi olan Edebali Camisi cemaati de destek verdi.

    Havanın yağışlı olması nedeniyle çay ocağında kurulan yataklarda kan alırken, kan bağışına cami cemaati büyük ilgi gösterdi. Doktor ve hemşirelerin gözetiminde kan veren vatandaşlar form doldurmasının ardından kan seviyeleri ve tansiyonları ölçülerek taramadan geçirildi. Kızılay yetkilileri kan vermenin faylarının saymakla bitmeyeceğini ifade etti.

    Yetkililer, verilen kanın yerine anında vücuttan genç hücreler dolaşıma katıldığı için bağışçının daha dinç ve canlı olacağını belirtirken, 1 ünite kanın 3 kişinin hayatını kurtardığını bağış için 10 dakikanın yeterli olduğunu ifade ettiler. Kan bağışında bulunanlara soda ve büsküvi ikram edildi.

  • 10 Yaşındaki Emir Üç Kişiye Hayat Oldu

    Bitlis’in Ahlat ilçesinde, geçirdiği trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşen 10 yaşındaki Emir Veysel Nacaroğlu’nun bağışlanan organları 3 hastaya umut oldu.

    Ahlat’ın Kırklar mahallesinde Fatih İlkokulu 4. sınıf öğrencisi Nacaroğlu, geçirdiği trafik kazası sonucu ağır yaralanarak Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezine kaldırıldı. 16 gün süren yaşam savaşını kaybeden ve beyin ölümü gerçekleşen çocuğun ailesi, Van İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerinin çabası sonucu organ bağışı kararı aldı. Nacaroğlu’nun böbreklerinden biri hava yoluyla İzmir’e, diğer böbreği ile karaciğeri Malatya’ya gönderildi.

    Gazetecilere açıklama yapan baba Kürşat Nacaroğlu, öpmeye kıyamadığı yavrusunun beyin ölümünün gerçekleştiğini belirtti. Emir Veysel’in organlarıyla 3 kişinin hayat bulacağını dile getiren Nacaroğlu, “Biz üzülüyoruz ama yaşam bulacak canlar seviniyor. O yüzden buruk da olsa içimizde bir sevinç var. Zaten organ bağışı dinen uygun. Biz dinimizin gereğini yerine getirdik” dedi.

    Van Sağlık Müdürlüğü Kamu Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü yetkilileri tarafından YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezinden alınan organlar, ambulansla Van Ferit Melen Havaalanında bekleyen yetkililere teslim edilerek uçakla İzmir ve Malatya’ya gönderildi.

  • Annesinin böbreğiyle hayata tutundu

    Kronik böbrek yetmezliği teşhisi konan 10 yaşındaki Sinemis Gamze Yöney, annesinin böbreğiyle hayata tutundu.

     

    İzmir’de yaşayan 10 yaşındaki Sinemis Gamze Yöney’e kronik böbrek yetmezliği teşhisi konduğunu öğrenen anne Gülşah Yöney, böbreğini kızına verdi. Annesi küçük kardeşine hamileyken göz bebeklerindeki büyüme ve sararma meydana geldiği için doktora götürülen 10 yaşındaki Sinemis Gamze Yöney’e kronik böbrek yetmezliği teşhisi kondu. İki yıl diyaliz seanslarına girmek zorunda kalan Sinemis’e annesi küçük kardeşini doğurduktan sonra Memorial Şişli Hastanesi’nde böbreğini verdi.

    Diyaliz sürecinde ve nakil sırasında kendisi gibi böbrek yetmezliği yaşayan çocuklarla tanışan ve onlara çok üzüldüğünü söyleyen ilkokul 5’inci sınıf öğrencisi küçük Sinemis, “Böbrek yetmezliği olan arkadaşlarımın nasıl acılar çektiğine şahit oldum. Doktor amcaların sayesinde sağlığıma kavuştum. Ben de okuyup doktor olacağım, böbrek yetmezliği olan çocuklara organ nakli yaparak benim gibi sağlıklarına kavuşmasını sağlayacağım” şeklinde konuştu.

    ANNESİ KARDEŞİNE HAMİLEYKEN ÖĞRENDİ
    İzmir’de yaşayan Sinemis Gamze Yöney henüz 10 yaşında olmasına rağmen son iki senesini sürekli hastanede geçirmek zorunda kaldı. Küçük kardeşine hamile olan 33 yaşındaki annesi Gülşah Yöney, Sinemis’in göz bebeklerindeki büyüme ve sararmadan şüphelenerek hamilelik kontrollerine giderken onu doktora götürdü. Yapılan tetkiklerde küçük Sinemis’e kronik böbrek yetmezliği teşhisi koyan nefroloji uzmanı doktorlar anneye bir böbreğin hiç çalışmadığını diğerinin ise sadece yüzde 30’unun çalıştığı bilgisini verdi. Doktordan kötü haberi alan anne ne yapacağını şaşırdı. Üzerlerindeki şoku atlatan anne Gülşah ile baba Zübeyir Yönel, Sinemis’in bir an önce sağlığına kavuşması için İzmir’de birçok hastane dolaştı. Doktorların hepsi, doğduğu günden beri hiç gelişmeyen bir böbreğin fasulye kadar kaldığını, bu böbreğin çalışıp gelişebilmesi için önce ilaç tedavisi uygulanması gerektiğini söyledi. İlaç tedavisinden hiçbir sonuç alınamadığını gören doktorlar, Sinemis’in gelişmeyen böbreğine giden damarların tıkalı olduğunu belirledi. Bunun üzerine böbreğine giden damarlar açıldı.

    HER DİYALİZ SEANSINA AĞLAYARAK GÖTÜRDÜ
    Kronik böbrek yetmezliği teşhis konulmasının üzerinden tam 6 ay geçmesine rağmen yapılan hiçbir tedavi Sinemis’in böbreğinin çalışmasını sağlamadı. Doktorlar, Sinemis’in böbrek kreatinin seviyesinin yüksek seviyeye çıktığını belirleyerek artık diyalize girmesi gerektiğini belirtti. Kızının her diyaliz seansından sonra yeterince su içememesi, istediği yemeği yiyememesini gözyaşları içinde çaresizce izlemek zorunda kaldığını belirtti.

    Sinemis’i haftada üç kez diyalize götürdüğünü kaydeden anne Yöney, diyaliz günü gelen ambulansı gözyaşları içinde karşıladığını belirtti.

    SÖMESTR TATİLİNDE KARNE YERİNE BÖBREK ALDI
    Sinemis’in kronik böbrek yetmezliği yaşaması ile organ nakli yapılabildiğini öğrenen çift Memorial Şişli Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden randevu alarak ameliyat için işlemlere başladı. Anne Gülşah Yöney yapılan tetkikler sonucu böbreğini kızına verdi.

    Nakil Programı Sorumlusu Doç. Dr. Burak Koçak başkanlığındaki ekip Gülşah Yöney’den aldığı böbreği başarılı bir operasyonla Sinemis’e nakletti. Doç. Dr. Koçak, naklin çok başarılı geçtiğini belirterek “Sinemis’in bir an önce yeni bir böbreğe ihtiyacı vardı. Ülkemizde yeterli miktarda organ bağışı olmadığı için canlıdan nakil yapmak zorunda kaldık. Başarılı bir nakil oldu. Sinemis, sömestr tatili bittikten sonra okuluna devam edebilir” dedi.

    Nakil yapıldıktan üç gün sonra üzerinde bulunan hastane önlüğünü de çıkaran Sinemis, doktor ve hemşirelerin de mutluluk kaynağı oldu. Sürekli koridorlarda dolaşan Sinemis, “Ben önce okuyup organ nakli doktoru olacağım. Benim gibi organ yetmezliği hastası olan çocuklara organ nakli yaparak onları sağlığına kavuşturacağım. Çocukları sağlığına kavuşturdukça ben daha da güzelleşip sadece İzmir’in değil tüm Türkiye’nin en güzel kızı olacağım” diye konuştu.

  • 2 yılda 498 kadın şiddet görerek hayatını kaybetti

    Türk Psikolog Danışma ve Rehberlik Derneği Gaziantep Şube Başkanı Uzman Psikolog Danışmanı Erdal Kılınç, ülkemizde 2 yıl içerisinde yaklaşık 498 kadının şiddet görerek hayatını kaybettiğini söyledi.

     

    Türk Psikolog Danışma ve Rehberlik Derneği Gaziantep Şube Başkanı Uzman Psikolog Danışmanı Erdal Kılınç, kadına yönelik şiddet hakkında açıklamalarda bulundu. Özgecan cinayetinin şiddet konusunu bir kez daha ülke gündemine getirdiğini söyleyen Kılınç, “Bu olay sadece Özgecan’ın ailesini değil, toplumun tamamının üzerinde travmatik bir etki yaratmış ve aynı acıyı hemen hemen toplumumuzdaki tüm fertler, kalbi bir sızı olarak hissetmişlerdir. Kadına yönelik şiddetin gündemimize girdiği böyle durumlarda aslında mantığımızla hareket edip, olayların gerçek boyutlarına inip, çözüm üretmek gerekiyor” dedi.

    2 YILDA 498 KADIN
    Uzman Psikolog Danışmanı Erdal Kılınç, şunları söyledi:
    “Bu noktada saldırganlık ve şiddet arasında bir ayrıştırmaya gitmek gerekir. Saldırganlık insanın doğuştan getirdiği bir güdüdür. Şiddet ise bu durumun olumsuz davranışlara dönüşmüş halidir. Bizler, eğitimlerle insanların saldırganlık durumlarını ve güdülerini çatışmaya dönüştürmeden, karşılıklı konuşmayla halledecek şekilde donanımlara da sahip olabiliriz. Yaklaşık değer olarak söylüyorum, 2013 yılında ülkemizde 237 kadın, 2014 yılında 261 kadının yaşamına şiddet ile son verildiği göz önüne alındığında, aslında bu durumun ciddiyeti açıkça ortaya çıkmaktadır. Peki, çözüm nedir? Bu gibi durumlarda toplumların beklentisi ilk etapta cezai uygulamaların derhal artırılması, kontrol tedbirlerinin artırılması ve olaya müdahalenin acilen hızlandırılması. Ama asıl meselenin temeline inmediğimizde, bu tür sorunlar artarak devam edecektir.”

  • “ÜNİVERSİTE BİLGİ YÖNETİMİ SİSTEMİ PROJESİ” HAYATA GEÇİYOR

    Atatürk Üniversitesi’nde, yaklaşık 1,5 yıldır altyapı hazırlıklarının sürdürülen proje yakın zamanda hayata geçiyor.
    Proje Koordinasyon Kurulu tarafından yürütülen “Üniversite Bilgi Yönetimi Sistemi” eğitim programı, Atatürk Üniversitesi Mavi Salon’da gerçekleştirildi.

     

    “Üniversitelerin asıl vazifelerinden birisi, bilgi üretmek ve bilgi üretmenin yanında bilgiyi yönetmektir” diyerek sözlerine başlayan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak, bilgiyi üretmek ve yönetmenin yanında alışkanlıkları, pozitif yönde değiştirmenin de çok önemli olduğunu söyledi. Atatürk Üniversitesi gibi geçmişi olan gelenekleşmiş bir üniversitede yeni bir dönüşüm, yeni bir başlangıç yapıldığını belirten Rektör Koçak sözlerine şöyle devam etti; “Bugün burada verilecek bilgiler, ister istemez hepimizin uygulaması gereken bilgilerdir. Kurumumuz ve bizim için bu bilgi yönetimi çok önemli. Pilot uygulamalarla bunu başlatacağız. Yeni kurulmuş veya küçük bir üniversite olsaydık işimiz daha kolay olacaktı. Uzun yıllara dayanan alışılagelmiş uygularımız olduğu için, özellikle ilk zamanlar biraz zorluklar yaşayabiliriz. Ancak, insanoğlu verilen kabiliyetler çerçevesinde her şeyi gayet kolay öğrenip uyguluyor. Sadece biraz zorlamak, emek vermek gerekiyor. Toplantının üniversitemize faydalı olacağına inanıyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum” dedi.

     

    Bu proje ile kurumsal iş süreçlerinin önemli bir kısmının elektronik ortamlara taşınmasını hedeflediklerini belirten Rektör yardımcısı ve Proje Koordinasyon Kurulu Başkanı Prof.Dr.M.Sait Keleş, projenin ana hedefinin, pek çok iş sürecinin aynı omurga üzerinde uyumlu ve entegre biçimde yürütülmesi olduğunu ifade etti. Üniversite Bilgi Yönetimi Sistemi’nin, bir çok iş sürecini karşılamaya yönelik çok işlevli bir yazılım olduğunu dile getiren Keleş, aynı gövde üzerinde elektronik belge yönetimi, personel yönetimi, organizasyon yönetimi ve performans yönetimi gibi pek çok işlev yerine getirileceğini söyledi.

     

    Proje tanıtım toplantısının temel amacı, süreç hakkında bilgi vermek ve üniversitenin paydaşları olarak önemli bir dönüşüm süreci içerisinde bulunulduğunu hatırlatmak olduğuna değinen Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Odabaş, dönüşüm sürecinin üniversitenin bütün paydaşlarını etkileyeceği, sonuçta büyük kazanımlar, kolaylıklar ve hatta fırsatlar sunacağının bir gerçek olduğunu vurguladı.

     

    Odabaş “Bu proje kapsamında, elektronik belge, personel, performans ve organizasyon yönetimi hedefleri arasında, ilk olarak elektronik belgelerin yönetilmesinde yararlanılacak olan elektronik belge yönetimi sistemi -kısa adıyla EBYS- uygulamaya sokulacaktır. Bununla birlikte üst düzey yöneticilerin mesai saatleri veya makamları dışında iş süreçlerini hızlandırmak amacıyla kullanacakları mobil imzaların alım süreci de devam etmektedir” dedi.