Etiket: hayat

  • Kızına İkinci Kez Hayat Verecek

    Adana’da 8 ay önce böbrek yetmezliği teşhisi konulan 9 yaşındaki kız çocuğuna annesi böbreğini vermeye hazırlanıyor.

    Adana’nın Yumurtalık ilçesinde Ayşe (46) ve Osman Vay (48) çiftinin 3 çocuğundan biri olan Zehra Nur Vay (9) 8 ay önce rahatsızlandı. Yumurtalık’ta hastaneye götürülen kız çocuğuna idrar yollarında enfeksiyon olduğu söylenerek ilaç tedavisi başlatıldı ancak daha sonra kız çocuğunda yüksek ateş başladı. Bunun üzerine ilçedeki doktor, kız çocuğunu Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk etti. Burada yapılan tetkiklerde Zehra Nur’da böbrek yetmezliği başlangıcı olduğu tespit edilerek, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’ne yönlendirildi. Küçük kızı muayene eden Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Balcalı Hastanesi Organ Nakli Bölümü Böbrek Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Erkan Demir, kız çocuğunda böbrek yetmezliği olduğunu, diyalize girmesi gerektiğini ya da böbrek nakli olması gerektiğini söyledi. Aile önce tedavi yöntemini seçmek istedi ancak anne Ayşe Vay kızının gözü önünde çektiği acılara dayanamayarak böbreğini vermek için gönüllü oldu. Yapılan tetkiklerde annenin böbreğinin kızı ile uyumlu olduğu belirlenerek, nakil için işlemlere başlandı.

    “EVLADIMA VERECEĞİM BÖBREK ONUN ACILARINI DİNDİRECEK”

    Ayşe Vay, biran önce her şeyin netleştirilip kızına organını vermek istediğini söyleyerek, “Böbreği vererek kızımın rahatlamasını istiyorum. Çocuğuma ikinci kez hayat vereceğim için çok mutluyum. İnşallah iyi sonuçlanır, sonucu iyi olur diye düşünüyorum. Bu zamana kadar çok sıkıntı yaşadık, hastalık kendi evladının başına gelince daha çok anlıyorsun sıkıntıları. Dışarıdan söylendiği zaman o kadar dert etmiyorsun ama kendi başına gelince çok kötü oluyorsun. Duyguların çok yoğun oluyor, bir de evlat olunca daha başka. Evladıma vereceğim böbrek onun acılarını dindirecek. Bunu düşünerek mutlu oluyorum. İnşallah kızım iyi bir yaşam sürecek, hayatına mutlu bir şekilde ve sağlıklı bir şekilde devam edecek. Ailede ilk organ naklini ben vermek istedim, babasının kan grubu uymuyordu zaten, kardeşinin kanı uydu ama ben gönüllü olarak vermek istedim. Kızımın iyi olacağını bildiğim için nasıl anlatsam bilemiyorum ama onun acısını paylaşmış oluyorum. Onun yaşadıklarını biraz da ben yaşıyorum, zaten annelik öyle bir duygu. Kelimelerle ifade etmek zor geliyor, yaşamak daha farklı bir şey” dedi.

    Prof. Dr. Erkan Demir ise hastayı organ nakli nedeniyle anneyle birlikte yatırdıklarını belirterek, “Tetkiklerini yapıyoruz, tamamlanınca böbrek nakli yapacağız. Belli bir hazırlık aşaması var, annesiyle birlikte yatırdık şuan da iyi gidiyor. Tetkikler tamamlandığında bir problem olmazsa böbrek naklini yapacağız” diye konuştu.

  • Cennet Ninenin Hayat Mücadelesi Yürek Burkuyor

    Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yaşayan 76 yaşındaki Cennet Uslu’nun kimsesiz bir şekilde verdiği hayat mücadelesi yürek burkuyor.

    İlçenin Tufanpaşa mahallesinde komşularının kiraladığı evde yalnız yaşayan Cennet Uslu, kendisine uzanacak yardım elini bekliyor. Eşi Bayram Uslu 6 yıl önce hayatını kaybedince hiçbir geçim kaynağı olmayan Cennet Uslu’ya komşuları mahallede aralarında topladıkları parayla ev kiraladı. Çocuğu olmayan yakın akrabalarının tamamı ölen Cennet nine komşularının yardımıyla hayata tutunmaya çalıştı. Yalnız yaşadığı evde 20 gün önce ayağı kırılan Cennet Uslu düştüğü yerden kalkamadı. Bir komşusunun eve gelmesiyle ayağı kırıldığı fark edilen Uslu, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. 20 gündür evde yatan Cennet Uslu ne kendi işlerini yapabiliyor ne de ayağa kalkabiliyor. Tek isteğinin kendisine uzanacak bir el olduğunu belirten Cennet Uslu “Geçen ay Kadirli kaymakamlığı bana 200 TL yardım yaptı. Ben yaşlılık maaşı alıyorum. Ama yerimden kalkıp tuvalete bile gidemiyorum. Ölsem kimsenin haberi olmayacak. Ben yetkililerden uzanacak bir el bekliyorum” şeklinde konuştu.

  • Meme Kanseri’nde Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor

    Meme kanseri farkındalık ayı kapsamında Medical Park Trabzon Hastanesi ve Umutla Yaşam Derneği tarafından Forum Trabzon Alışveriş Merkezi’nde düzenlenen meme kanseri bilgilendirme toplantısında erken teşhisin önemi vurgulandı.

    Medical Park Trabzon Hastanesi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Demir meme kanserinin teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Doç. Dr. Lütfiye Demir de meme kanserinin erkeklerde de görüldüğünü hatırlatarak “Meme kanseri sadece bayanlarda değil erkeklerde de karşılaştığımız bir hastalıktır” dedi.

    Umut ve Yaşam Derneği başkanı Dr. Nimet Baki de meme kanseri ile yaşamaya dair ip uçlarını katılımcılar ile paylaşırken, kanser tedavisi görerek hayata başarıyla tutunanlar olduğuna dikkat çekerek “Erken teşhis hayat kurtarır, bilinçli olalım “ mesajı verdi.

    Yoğun ilgi ile takip edilen toplantı sonunda Dr. Nimet Baki, desteklerinden dolayı Medical Park Trabzon hastanesi Genel Müdürü Uzm. Dr. Abdullah Cantürk ve Doç. Dr. Lütfiye Demir’e, organizasyon’da ev sahipliği yapan Forum Trabzon alışveriş merkezi Kurumsal Pazarlama Müdürü Esma Sezeroğlu’na da plaket taktim etti.

    Etkinlik sonrasında meme kanserine ilişkin farkındalığı arttırmak için tüm katılımcılara pembe kurdele ve pembe karanfil dağıtıldı.

  • Türkiye’nin En Büyük Metal Madeninde Hayat Durdu

    Türkiye’nin en büyük metal madeni olan Çayeli Bakır İşletmeleri’nde, iş veren ve Maden İş Sendikası arasında süren toplu iş sözleşmeleri görüşmelerinde anlaşmaya varılamayınca alınan grev kararı bugün hayata geçirildi.

    Çayeli Bakır İşletmeleri ve Çayeli Bakır İşletmeleri’nde çalışan 320 işçinin bağlı bulunduğu Türkiye Maden İş Sendikası arasında uzun bir süredir devam eden toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde, iş verinin sıfır zam ısrarı dolayısı ile ay başında grev kararı alınmıştı. Bir aylık zaman diliminde iş verenin sıfır zam ısrarından vazgeçmemesi üzerine bugün alınan grev kararı hataya geçirildi ve Türkiye’nin en büyük metal madeninde hayat durdu.

    Sendikalı işçiler günün ilk saatlerinde Çayeli Bakır İşletmelerinde bir araya gelip grev çadırı kurdu. Ardından işletmede grev olduğunu belirten afişlerini astılar. Grev sözcüleri nöbet tutmaya başladı.

    Maden İş Sendikası Bölge Başkanı Zekeriya Gültekin burada bir basın açıklaması okudu. Okunan açıklamada, bugün itibariyle Çayeli Bakır İşletmeleri’ndeki tüm işçilerin grevde olduğu belirtilerek “Bu grev kararını almamızdaki en büyük etken, iş verenin önümüzdeki 3 yıllık zaman içerisinde işçimize sıfır zam kararında ısrar etmesi olmuştur. Burası Türkiye’de maden sektöründeki en önemli işletmelerden birisidir. Yıllarda büyük karlar elde etmiş ve ülke ekonomisi ne de ciddi katkılarda bulunmuştur. Kurumlar vergisi sıralamasında yurt genelinde yıllarca ilk 50 içerisinde yer almıştır. Metal fiyatlarının en düşüş olduğu dönemde bile bilançosunu karla kapatmıştır. Sıfır zam kararının hiçbir haklı gerekçesi yoktur. Bu tekliflerinin kabul edilemeyeceğini bile bile bu kararlarında ısrar etmişlerdir. Bu tekliflerinden vazgeçmedikleri sürece bu işletmede üretim olmayacaktır. Yasal grev hakkımızı sonuna kadar kullanacağız” dedi.

    Basın açıklamasının ardından greve giden işçiler grev çadırı önünde horon oynayıp halaylar çekti.

  • (Özel Haber) Antika Saatlere Hayat Veriyor

    Balıkesirli Makina Mühendisi Hasan Cengiz Sarıca, temin ettiği bozuk ve antika saatlerin mekanik ve ahşap kısmını yenileyerek hayat veriyor.

    Balıkesir’de mesleğinden emekli olduktan sonra bit pazarında dikkatini çeken bir saati satın alan Hasan Cengiz Sarıca’nın hayatı tamamen değişti. Aldığı saati tamir edip kullanan ve bugün yüzlerce antika saate hayat veren Sarıca, antika saatlerin tamirine bir tutku ile başladığını söyledi. Şu anda 500’ün üzerinde antika saati olduğunu ifade eden Hasan Cengiz Sarıca, mekanik yapıyla çalışan saatlerin mesleği ile bağlantısı olduğunu ifade etti.

    Türkiye’de antika ürünlere gerekli değerin gösterilmediğini ifade eden Sarıca, “Yurt dışından eğer bir saat alırsanız kesinlikle korunmuş durumda oluyor. Ama bizim belki de kültürel bir yanlışlığımız, hatta sakatlığımız diyeceğim. Geçmişe hiç bir saygı olmadığı için aldığım 10 saatten 9’u hurda geliyor. Burada kendi imkanlarımızla onarmaya çalışıyoruz. Artı birlikte çalıştığımız ustalar var. Onlar vasıtasıyla da bir şeyler yapmaya çalışıyoruz” dedi.

    Aldığı antika saatlerin yapım aşamasından da bahseden Hasan Cengiz Sarıca, “Mekanik kısımdaki bozuklukları gidermeye çalışıyorum. O hallolduktan sonra eğer ahşap kasalı bir saatse ahşap kısmının da restorasyonu yapılıyor. Saat sonra kullanılır hale geliyor. Mekanik saat ustalığı bitme noktasına geldi. Şu anda gerçek anlamda bir usta sıkıntısı çekiyoruz. Kendi gücümüz de yetmiyor” diye konuştu.

    “GERÇEKTEN PADİŞAHLAR HAKLIYMIŞ”

    Antika merakı ile ilgili ilginç bir detay veren emekli makine mühendisi Sarıca, “Hep Osmanlı padişahlarını merak ederdim. Adam cihan padişahı olmuş, her türlü imkanı var. Fakat geçer marangozluk yapar ya da ne bileyim gümüş işçiliği yapar. Kendi kendime ’bunu neden yapıyor’ derdim. Bunu kendim saatle ilgilenmeye başladığım zaman çok net anladım. Müthiş dinlendirici bir şey böyle bir hobi. Bu bende saat olarak çıkar başka birinde farklı bir şey olarak. Fakat kendi mesleğinin dışında uğraştığın zaman senin ruhunu, beynini deşarj edebilecek hobi müthiş bir şey. Gerçekten Padişahlar haklıymış. Orada adamlar bütün yönetimin, yaşamın verdiği sıkıntıyı ufacık atölyede atabiliyormuş. Türkiye’de Osmanlı da dahil olmak üzere ciddi anlamda bir saat üretimi yok. Avrupa bu konuda çok daha ileride” şeklinde konuştu.

    Antika saatlerin tamirini yapmaya başladığında saati sökmeyi dahi bilmediğini belirten Hasan Cengiz Sarıca, “Ben ilk başladığım zamanlarda gerçekten saati sökmeyi bile zor bilen bir insandım. Mühendislik eğitimi almış olabilirsin ama bu ustalık isteyen bir iştir. Çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerinden geçerek gelebileceğin bir şeydir. Hala da çok iyi bir saat tamircisi değilim. Ama zamanla kendimiz yapar hale geldik” dedi.

    Antika sektöründe sadece son bir kaç yıldan beri aktif olduğunu söyleyen Sarıca, “Antika sektöründe yıllarını vermiş bir insan değilim. Ama şunu gördüm. Antika sektöründe harikulade bir ağ var. Hiç ummadığınız bir adam Kahramanmaraş’tan sizi arayabiliyor ’sen saat topluyor muşsun, elimde şöyle saat var’ diye gönderebiliyor. Kulaktan kulağa yayılan harikulade bir zincir var. Onun vasıtasıyla da hem Türkiye’den hem de yurt dışından saat temin edebiliyorum” ifadelerini kullandı.

    Cuzi miktarda aldığı bozuk ve antika saatlere yüksek meblağda para harcayarak yeniden hayat veren Hasan Cengiz Sarıca, “Bit pazarında çok berbat bir durumda saati çok uygun bir fiyata alırsınız. Tamir edebilmek için ciddi bir rakam yatırırsınız. 50 liraya aldığınız bir saati eğer çok nadir bir saatse çok ciddi bir fiyata satabilirsiniz” dedi.

    İşini sadece hobi olarak yaptığını ve ticareti düşünmediğini belirten Sarıca, “Sadece hobi. Ticarete dökülecek kadar potansiyel olduğuna inanmıyorum Türkiye’de. Mekanik saatten çoğu kişi sesinden bile rahatsız olur. Hoşuma giden bir şey oldu geçtiğimiz günlerde. Kış saatine geçiş uygulamasında millet ’saat kaç’ derken benim mekanik saatlerin hepsi eski saati gösteriyordu en ufak bir sıkıntı yaşamadım” dedi.

    “SAATLER GEÇMİŞİ YAŞATIYOR”

    Antika saatler için “Geçmişi yaşatıyor” diyen Sarıca sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Geçmişin sırdaşıdır saatler. Bu çok önemlidir. Düşünün bir yatak odasında bile, ya da ne bileyim salonunuzda duran saat sizden önce babaannenizde, dedenizde duran saat, yılların birikimini taşır. Yani saatin böyle güzel bir şeyi var. Belki de antikanın genelinde bu var. Geçmişin izlerini yaşıyorsunuz. Baktığınızda o yılları tamamen görebiliyorsunuz. Geçmişi tutuyorsunuz belki. Belki nostaljik bir beklenti, geçmişe özlem. Ama bütün yaklaşımım o. Saat özellikle zamanı kavramış bir cihaz ve geçmişten bugüne size zaman yolculuğu yaptıran bir makina.”