Etiket: Hayali

  • Kaçakların Avrupa Hayali Eleşkirt’te Son Buldu

    Ağrı’nın Eleşkirt ilçesinde polis ekipleri, yabancı plakalı otobüste yaptıkları aramada 23 kaçak şahsı yakaladı.

    Bir ihbarı değerlendiren Eleşkirt İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ilçe girişinde yabancı plakalı bir otobüste arama yaptı. Yapılan aramada 3’çü Afgan, 20’si Pakistanlı uyruklu olmak üzere 23 kişi gözaltına aldı. İran’nın sınır kasabası Mako’dan Ağrı Dağı güzergahını yaya olarak geçen kaçaklar, Doğubayazıt ilçesinde kişi başı 600 dolara insan tacirleri anlaşarak yola çıktıkları tespit edilirken, kaçakların Avrupa hayalleri Eleşkirt’te son buldu. Yetkililer, kaçakların kimlik tespit çalışmalarından sonra yabancılar şubesine teslim edileceğini belirtti.

  • Bir Dilek Tuttu, Hayali Gerçek Oldu

    Sağlık sorunları nedeniyle zor günler geçiren 9 yaşındaki çocuğun Minopolis’te bir gün geçirmek hayali gerçekleşti.

    Hayati tehlike taşıyan bir hastalıkla mücadele eden 3- 18 yaş arası çocukların hayalini gerçekleştiren Bir Dilek Tut Derneği, önceki gün 9 yaşındaki Arda’nın dileğini gerçekleştirmek için Bakırköy Marmara Forum’daki Minopolis’teydi.

    Hayalinde Çocuklar Şehri Minopolis’te doyasıya bir gün yaşamak isteyen Arda’nın isteği gerçekleşmiş oldu. Çocuklar Şehri’ndeki tematik istasyonların birçoğuna giren ve farklı meslekleri deneyimleyen mimik Arda’nın en keyif aldığı görev ise şehirde çıkan sanal yangını söndürmek oldu. Minopolis Çocuklar Şehri’nin Operasyon Müdürü Burak Gençalp, Arda’ya istediği zaman Minopolis’e gelebileceğini söyledi.

    Bir Dilek Tut Derneği, özel durumu olan her çocuğun isteklerini gerçekleştirmek için faaliyet gösteriyor.

  • Kahramanlı: “Hayali İthamlarla Beni Lekeleyemezler”

    Mersin İdmanyurdu eski Başkanı Ali Kahramanlı, Kulüp Başkanı Hüseyin Çalışkan ve bazı yöneticilerin kendisiyle ilgili ortaya attıkları iddiaların hayal ürünü ve iftiradan ibaret olduğunu belirterek, “İddialarını ispatlayamazlarsa altında kalır ve bedelini öderler. Benim alnım ak, içim rahat. Bu açıklamalardan dolayı savcılığa iftira ve hakaretten suç duyurusunda bulunacağım” dedi.

    Kahramanlı, Mersin İdmanyurdu Kulüp Başkanı Hüseyin Çalışkan ve Basın Sözcüsü Murat Altındere’nin dün kendisiyle ilgili ortaya attıkları iddialara bugün yaptığı yazılı bir açıklama ile yanıt verdi. İddia sahiplerinin her şeyden önce tüm bu iddiaları belgeleriyle ispatlamakla yükümlü olduğunu vurgulayan Kahramanlı, “10 genel kurul geçirmiş ve bu genel kurullardan ibra edilmiş bir başkan olarak benim alnım ak, içim rahat. Şu anki yeni yönetimden 11 kişi benim yönetimimdeydi. Hem de imza yetkileri de vardı. Madem her şey usulsüzdü, neden o zaman itiraz etmediler? Başkan Çalışkan son genel kurulda tüm hesaplar ibra edilirken neden bu şekil şov yapmadı? Siz bu kulübün durumunu bilerek almadınız mı? Maalesef takımın ligdeki gidişatı iyi değil ve bu yönetim başarısızlığı yıkacak bir kişi arıyor” ifadelerini kullandı.

    “İSPATLAYAMAZSANIZ ALTINDA KALIR, BEDELİNİ ÖDERSİNİZ”

    İddiaları ortaya atanların elinde her türlü yetkinin bulunduğunu ve iddialarının arkasında duruyorlarsa gidip savcılığa suç duyurusunda bulunmaları gerektiğini belirten Kahramanlı, “Fakat ispatlayamazsanız altında kalır, bedelini ödersiniz. ‘Kulüpteki bazı arkadaşlar’ diyerek kaynağı, yetkisi belli olmayan altı boş soyut iddialarla beni suçlayacağınıza, elinizde varsa belgelerle çıkıp konuşacaksınız. Ben bu kentte yatırımları olan saygın bir iş adamıyım. Benim itibarımı hayali ithamlarla, hatta iftiralarla lekeleyemezsiniz. Ben bu açıklamalarından dolayı savcılığa hakaret ve iftiradan suç duyurusunda bulunacağım. Hüseyin Çalışkan bu iddialarını ispatlamakla yükümlüdür. Belgelerini sunsunlar, tüm iddiaları ispatlasınlar” şeklinde konuştu.

    “SÜPER LİG YÖNETİCİSİ BAZI VASIFLARA SAHİP OLMALI”

    Mersin İdmanyurdu Kulüp Başkanı Hüseyin Çalışkan’ın yöneticiliğinden şüpheye düştüğünü söyleyen Kahramanlı, şöyle devam etti:

    “Süper Lig’de mücadele eden bir kulübün başkanı olacak kişi bazı vasıflara sahip olmalıdır. Sayın Çalışkan 2008’den önce kulüp başkanıydı. Takım 2. ligdeydi. Hala amatör yönetim anlayışında olduğunu üzülerek görmekteyim. Mersin İdmanyurdu büyük bir kulüp. Giren para belli, çıkan para belli. Borç belli, alacak belli. Her türlü denetime tabiyiz. Kaldı ki, Çalışkan’ın şu anki yönetiminde yer alan arkadaşlar zaten benim yönetimimdeydi. Kararlar hep birlikte alınmıştır. Kulübün mali müşaviri aynı mali müşavirdir. Hatta mali müşavirimiz genel kuruldan önce kulübün tüm mali kayıtlarını dosyalayıp Hüseyin Çalışkan’a teslim etmiştir. Hüseyin Çalışkan bu kayıtları bilerek, görerek aday olmuş, başkanlığa talip olmuştur. Şimdi her şeyi yeni görüyormuş gibi ortalığa düşmesi ve kamuoyuna bu şekil yansıtması manidardır. 8 yıldır bu görevde olan mali müşavirimiz Sedat Aydöner’e çok güveniyorum. Bilen kişi olarak çıksın bu konularla ilgili açıklamayı belgeleriyle yapsın. Başkan Çalışkan kulübün mali müşavirine sorsaydı gerekli cevabı da zaten alırdı.”

    “YÖNETİMDEKİ BAŞARISIZLIĞINI BENİM ÜZERİME ATMASIN”

    Bu kulübe para veren bir başkan olduğunu, iddiaya konu paraları verdiğine dair elinde belgelerinin de bulunduğunu kaydeden Kahramanlı, “Ben bu parayı verdim kardeşim. Elimde hepsi belgeli, evraklı, dekontlu, makbuzlu. ’200 milyon lira serveti mi var ki, 20 milyon lira versin’ diyerek beni dolandırıcılıkla itham etmiştir. 2008 yılında Sayın Çalışkan kulüp başkanıyken biz bu kulübü 4 milyon 500 bin TL borçla devraldık. Kulüp yöneticilerinin bir oturacak koltuğunun bile olmadığını, buna rağmen takımın hiçbir şeyi olmadığı gibi onun döneminde nasıl bu kadar borç yapıldığı da kamuoyunun bilgisindedir. Bizler o dönemde bu enkazı bilerek aldık ve bu kadar başarılı bir yapıya çevirdik. Şimdi dönsün baksın kulüp nereden nerelere gelmiş. Tevfik Sırrı Gür Stadyumu, Süper Lig’e yakışır bir hale nasıl geldi? Takımın kullandığı otobüs hala benim otobüsüm. Sayın Çalışkan’a sadece edep diyorum. Yöneticilikteki başarısızlığını benim üstüme atmasın” dedi.

    “VEREMEYECEĞİM HESABIM YOK”

    Her fırsatta yeni yönetimin ve Başkan Çalışkan’ın ’şeffaf bir yönetim olacağız’ dediğine dikkat çeken Ali Kahramanlı, “Buradan ne kast ediliyor. Bizim dönemimizde her şey yerin altında mıydı, gizli kapaklı mı iş yapılıyordu? Ben bütün kararlarımı yönetime danışarak ve yönetimle birlikte tartışarak aldım. Bizim her şeyimiz zaten şeffaftı. Kamuoyu nezdinde benim başkanlık dönemimi karanlık göstermeye kimsenin hakkı yok. Allah bana bir kuruş haram yemeyi nasip etmesin. Benim veremeyeceğim hesabım yok” diye konuştu.

    “1,5 AYDA KULÜBÜ NE KADAR ZARARA SOKTUĞUNU AÇIKLAYIN”

    Mersin İdmanyurdu yönetimine seslenen Kahramanlı, yapılan bazı yanlış uygulamaların da açığa çıkarılması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:

    “Madem bu kadar şeffafsınız yaklaşık bir buçuk aylık yönetiminizde neler yaptığınızı neden kamuoyuna açıklamıyorsunuz? Örneğin Bülent Korkmaz’la sözleşmeyi tek taraflı feshettiniz. Anlaşma yoluna gitmediniz. Bu yüzden kulübü neden ekstra zarara soktunuz? Oktay Delibalta aynı şekilde. Tek taraflı feshedildi ve kulüp yine fazladan zarara sokuldu. Şimdi de Servet Çetin tek taraflı feshedildi. Takım yine zarara girdi. Kulübün menajerini, masörlerini, doktorunu gönderdiniz, bunlara tazminat ödemeyecek misiniz? Siz bir buçuk ayda kulübü kaç milyon lira zarara soktuğunuzu da açıklayın. Hatta yeni hoca Ümit Özat’la yapılan sözleşmenin detaylarını kamuoyu bilmemektedir. Şeffaf yönetimin kamuoyunu bu sözleşmenin detaylarıyla alakalı olarak aydınlatmasını bekliyorum.”

  • Çocukluk Hayali Olan AT Arabalarını Minyatüre Taşıdı

    Eskişehir’de çocukluk hayali olan at arabacısı olamayan 59 yaşındaki Semih Yandımsoy, 12 yıldan bu yana at arabası minyatürleri yaparak bu hayalini gerçekleştiriyor.

    Semih Yandımsoy’un çocukluğunda başlayan at ve at arabası sevgisi her geçen gün artmış. Geçmiş yıllarda at arabasının kullanım alanı azaldıkça, hayali olan at arabacısı olmaktan uzaklaşan Yandımsoy, ümidini kesmemiş. İçindeki at arabası sevgisini minyatüre taşımaya karar veren Yandımsoy, 2004 yılında kendisine ufak bir atölye kurarak ahşaptan minyatür at arabası, fayton yapmaya başlamış. Aradan geçen 12 yılın ardından bu alanda uzmanlaşan Semih Yandımsoy, 30 farklı çeşit at arabası yapmayı başarmış. At arabasının yanı sıra fayton, posta arabası ve baston gibi ürünlerde yapan Yandımsoy, çocukluk hayalinin özlemini de bu şekilde gidermiş oluyor.

    Ürünleri yapmaya amatör bir hevesle başladığını anlatan Yandımsoy, “Ürünleri 2004 yılından bu yana yapıyorum. Amatör olarak bir hevesle başlamıştım. Şimdi ise geliştirdim. Yaklaşık 30 model at arabası, fayton, posta arabaları ve baston yapıyorum” dedi.

    Genelde at arabası yaptığını ifade eden Yandımsoy, gerçekleştirdiği hayali hakkında düşüncelerini şu şekilde dile getirdi:

    “Bir at arabasını yapma süren 20 gün civarında, faytonda 1 ay, posta arabası ise 3 ay sürüyor. Fiyatları ise 250 liradan başlıyor, bin liraya kadar gidiyor. Benim içimde at arabası var. Gemi filan yapmıyorum. Benim atlara olan ilgimden dolayı at arabası yapıyorum. Atlara ve hayvanlara, at arabasına ilgim çok. Bana çocukken büyüyünce ne olacaksın dediklerinde ‘at arabacı olacağım’ derdim. Atları o kadar severim. Çocukluğumdan bu yana içimde bulunan at arabacısı olamadığım için ben de minyatür at arabaları yapmayı düşündüm. Çocukluk hayalimi böyle gerçekleştiriyorum.”

  • Sakız Adasında Bayram Namazı Hayali Gerçek Oluyor

    Aya Haralambos Kilisesinde 100 yıl sonra ilk kez yapılan ayini yöneten İstanbul Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos, Sakız Adasında bulunan Hamidiye Camisinin restore edilerek bayram namazı kılınmasıyla ilgili soruya şöyle yanıt verdi: “Cami için Sakız Metropolitiyle memnuniyetle konuşacağım.”

    Çeşme Belediyesi tarafından restore edilerek kültür merkezi olarak ilçeye kazandırılan tarihi Aya Haralambos Kilisesinde, 100 yıllık bir sürenin ardından 10 Şubat Aziz Haralambos Bayramında ayin yapıldı. Ayini yöneten İstanbul Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos, ayin sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bartholomeos, bir gazetecinin “Konuşmanızda yetkili makam izin verdiği takdirde önümüzdeki yıl yine 10 Şubat’ta bu kilisede ayin yapmak istediğinizi belirttiniz. Ramazan ve Kurban bayramlarında da Sakız Adasına yaklaşık 2 bin-2 bin 500 Türk gidiyor. Adada kale içinde Hamidiye Camisi var. Orası restore edilip bayram namazı kılınsa nasıl olur?” sorusuna şöyle karşılık verdi: “Bayramda bu kadar Türk gidiyorsa iyi yapıyorsunuz. Cami için Sakız Metropolitiyle memnuniyetle konuşacağım.”

    “CAMİYİ İBADETE HAZIR HALE GETİRİRİZ”

    Kale içindeki Hamidiye Camisinin ibadete açılmasının Sakızlı dostlar tarafından olumlu karşılanacağını belirten İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş da şunları söyledi: “Sakız Adasında Vounaki meydanındaki Mecidiye Camisi AB fonlarıyla restore edildi. Şimdi Bizans Müzesi olarak hizmet veriyor. Franko Mahalla’daki Osmanlı Camisi restore ediliyor ve arkeolojik eserlerin korunduğu bir yer. Muhtemelen orası müze olacak. Sakız Kalesi içinde yer alan Süleymaniye Camisi, cami olmadan önce bir Katolik kilisesiydi. Şimdi Aya Yorgos Kilisesi olarak hizmette. Yine kale içindeki Hamidiye Camisi (Bayraklı Camisi) bir zamanlar beyaz eşya deposu olarak kullanılıyordu. Yıkılma tehlikesi olduğu için şimdi boş duruyor. İzin alındığı takdirde bu cami ibadete açılabilir. Sakızlı dostlarımızın da buna olumsuz bakacağını sanmıyorum. İzin alınırsa biz Hamidiye Camisini restore eder, ibadete açacak hale getiririz. Bunu İzmir Ticaret Odası olarak da, İzmirliler olarak da üstleniriz. Çünkü bayramlarda bildiğiniz gibi çok Türk oluyor orada. En azından bayram namazlarını orada kılabilirler. Bu da Türk-Yunan dostluğu adına çok iyi olur.”