Etiket: Hastaya

  • 95 Yaşındaki Hastaya Bay-pass Ameliyatı

    Erzincan’da doktorlar Türkiye’de bir ilke imza atarak, 95 yaşında üç damarında ciddi darlık bulunan hastanın çalışan kalbi üzerine açık kalp ameliyatı yaptı.

    Erzincan’da 3 damarında ciddi darlık bulunan 95 yaşındaki hastaya by-pass yapıldı. Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kalp Damar Cerrahi Yrd. Doç. Dr. Oruç Alper Onk ve Kalp Damar Cerrahi Uzm. Dr. Ümit Kahraman’ın birlikte gerçekleştirdiği ameliyatla kalp yetmezliğinin yanı sıra böbrek yetmezliği ve akciğer rahatsızlığı olan 95 yaşındaki Ahmet Eser sağlığına kavuşturuldu. Doç. Dr. Onk, Ahmet Eser’in Türkiye’deki en yaşlı by-pass ameliyatı olmuş vaka olabileceğine işaret ederek şu bilgileri verdi:

    “Ameliyat riskliydi ancak amcada genel performansı iyiydi. İnandığımız için kendisini by-pass ameliyatına aldık. İleri yaşlardaki hastalarda kalp, akciğer makinesi ile yaptığımız ameliyatların bazı olumsuz etkileri olabiliyor, özellikle akciğer ve böbrek problemi olan hastalarda. Onun için Ahmet Amca’nın kalbini durdurmadan çalışan kalp üzerinde ameliyatı yaptık. Ahmet Amca kalbini yeniledi.

    Literatürünü ayrıntılı bir şekilde araştırmadık ama tahminimizce Ahmet Amca Türkiye’deki en yaşlı by-pass ameliyatı olmuş hasta olabilir. Şu ana kadarki araştırmalarımda en yaşlısını 93 gördük.”

    95 yaşındaki Ahmet Eser, ameliyatını gerçekleştirip kendisini hayata bağlayan doktorlara minnettar olduğunu belirterek, yeniden yaşama tutunduğunu ifade etti.

    Ahmet Eser’e refakatçilik yapan oğlu ise, “Yaşlı olduğu için bu derece başarılı bir ameliyat geçirebileceğini tahmin etmiyordum. Hatta ameliyattan kalkamayacağını söylediler. Doktorları tebrik ediyorum” dedi.

  • Organlarıyla 6 Hastaya Umut Verecek

    Balıkesir’in Bandırma ilçesinde trafik kazasında ağır yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşen 45 yaşındaki Yeter Ağaç’ın organları, Ankara, Balıkesir ve Bursa’da 6 hastaya umut verecek.

    Trafik kazasında hayatını kaybeden Yeter Ağaç’ın organları 6 kişiye umut oldu. Bandırma Devlet Hastanesi’nde 4 saat süren operasyonla alınan Yeter Ağaç’ın böbrekleri, korneaları, karaciğeri ve kalbi, 6 hastaya nakledilmek üzere Ankara, Balıkesir ve Bursa’ya gönderildi.

    Basın mensuplarına açıklamada bulunan Bandırma Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Ersin Atıcı, “Geçen hafta geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanan ve beyin ölümü gerçekleşen Ağaç’ın kalbinin Ankara Başkent hastanesine, böbrekleri ile kornealarının Balıkesir Üniversitesine ve karaciğerinin Uludağ Üniversitesindeki hastalara nakledilecek. Ağaç’ın kalbi ise Sağlık Bakanlığı’na ait uçak ambulansla Ankara’ya götürülecek. Organ nakli, beklide yapılacak olan ibadetlerin en büyüğüdür. O yüzden, bu imkanlarını bizlere verdiği için hasta yakınlarına çok teşekkür ediyoruz ve hastamıza da Allah’tan rahmet diliyoruz. Bir organ demek, bir hayat demektir” diye konuştu.

  • Usta: “Trabzonspor’u Yoğun Bakımdaki Bir Hastaya Benzetiyorum”

    Trabzonspor Başkan Adayı Muharrem Usta, “Trabzon’umuz çok ağır, çok ızdıraplı, çok sıkıntılı günlerden geçiyor. Doktor olmam nedeniyle ben bunu yoğun bakımdaki bir hastaya benzetiyorum” dedi.

    Ankara’da bir otelde düzenlediği basın toplantısı ile başkentteki delegelerle buluşan Trabzonspor Başkan Adayı Usta, “Türkiye’de futbolun bir başkenti olacaksa istisnasız ve şüphesiz bunun adı Trabzon’dur” ifadesini kullandı.

    “YOĞUN BAKIMDAKİ HASTAYA BENZETİYORUM”

    Trabzonspor’un çok ağır, çok sıkıntılı günlerden geçtiğini belirten Usta, “Doktor olmam nedeniyle ben bunu yoğun bakımdaki bir hastaya benzetiyorum. Bazen hepimizin başına böyle şeyler gelir. Bazen yoğun bakıma bir hasta düşer, kapısında 4-5 yakını vardır. Bazen yoğun bakımda öyle bir hasta olur ki onlarca, yüzlerce kişi aylarca yüzü hiç gülmeden o hastanın verdiği ızdırapla mutsuz bir şekilde, üzüntülü bir şekilde hayatını devam ettirir. Bu iki hasta arasında bir fark vardır. Birisi muhtemelen ölümü beklenen 90 yaşına 100 yaşına varmış, son yıllarında ızdırapla hayatını geçirmekte olan ve yoğun bakım durumu anormal karşılanmayan bir hastadır. Ama o onlarca, yüzlerce yakını büyük bir ızdırap içinde olanlar var ya, onlar için içerideki hasta ya çocuğudur ya eşidir, karısıdır, anne ya da bir babadır. Ciğerinden acısını derinden hissettiği öyle bir yakınıdır ki içerideki bütün ailesi mutsuzdur. İşte bizim Trabzonspor’umuz o halde ve biz de o Trabzonspor’un etrafında milyonlarca mutsuz insanlar olarak hayatımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Bunu asla ve asla kabul edemeyiz. Trabzonspor gibi bir marka bu duruma kesinlikle düşemez ve düşürülemez” diye konuştu.

    “YILLIK GELİRİMİZİN İKİ KATI YILLIK BÜTÇE AÇIĞIMIZ VAR”

    Trabzonspor’un ekonomik, sportif ve itibar konularında da çok sorunlu olduğunu ifade eden Usta, “Ekonomimiz maalesef çok kötü. Öyle kötü ki yıllık gelirimizin iki katı yıllık bütçe açığımız var. Yani gelirimizi düşünün, giderimizi düşünün aradaki fark 160 milyon, eski parayla 160 trilyon. Buna karşılık gelirimiz 80 trilyon. Yani bir yılda 80 milyon gelirimiz var 160 milyon açığımız var” değerlendirmesinde bulundu.

    “BİZ BAŞTA SEÇİM HATASI YAPMIŞSAK ARKADAN DA SEÇİM HATALARI GELMEYE BAŞLIYOR”

    Trabzonspor’un içinde bulunduğu ekonomik, sportif ve itibar sorunun seçim hatasından kaynaklandığını söyleyen Usta, şöyle devam etti:

    “Seçimlerde biz karar veriyoruz, ortaya bir yönetim çıkıyor. Eğer biz burada isabetli bir karar vermişsek onların da seçimle ilgili ondan sonraki kararları büyük oranda doğru oluyor. Eğer biz başta seçim hatası yapmışsak arkadan da seçim hataları gelmeye başlıyor.”

    “BİZE HER YER TRABZON”

    ’Kulüp Trabzon’dan yönetilsin’ ya da ’yöneten Trabzon’dan olsun’ gibi söylemlerin ortaya çıktığını belirten Usta, “Burası Trabzon. İstanbul da Trabzon. Antalya’da Trabzon. Bize her yer Trabzon. Bu kadar parçalanmışız şimdi bir de Trabzon, İstanbul parçalanması. Bizim için Trabzon, İstanbul hepsi aynı değerdedir” şeklinde konuştu.

    “TRABZON, TRABZONSPOR VE BAŞARI AT BAŞI GİDEN ÜÇ TANE KAVRAMDIR”

    “Trabzonspor’un 50 yıllık mazisine bakıp 150 yıllık geleceğini planlayacaksak önümüze koyacağımız şey başarıdır” diyen Usta, “Trabzon, Trabzonspor ve başarı at başı giden üç tane kavramdır. Hangi şartlar içinde bulunuyorsak bulunalım başarıyı birinci hedef olarak koymadığımız sürece camiamızın ne rahat uyuması mümkün ne de geleceğini garanti altına alması. Onun için ’50. yılda şampiyonluğa’ sloganı ile yola çıktık” ifadelerini kullandı.

    “ORTA ÇAPTAKİ ANADOLU ŞEHRİNİN YAZDIĞI BU DESTAN ASLA SÖNEMEZ”

    Usta, Akyazı’da yapımı devam eden stadın yanında yeni bir müze sözü vererek, şunları söyledi:

    “Bizim tarihimiz bizim yaşta ve benim 10 yaş üstüm için yaşanılır bir tarihtir. Ama çocuklarımız için Trabzonspor tarihinin ne olduğu meçhul. Onlar bilmiyorlar. İyi de anlatamıyoruz. İşte onlara muhteşem bir müze hazırlıyoruz. Onlar oraya girip çıktıklarında Trabzonspor’un geleceği için orada şu hesabı yapmaya başlayacaklar; evet biz ilerleyen zamanlarda doktor olacağız, öğretmen olacağız, iş adamı olacağız, avukat olacağız, bakan olacağız ama bu 50 yıllık tarihi yazanların üzerine ilave sayfaları biz yazmak zorundayız. Bu orta çaptaki Anadolu şehrinin yazdığı bu destan asla sönemez ve büyütülerek yürümesi lazım. Mutlaka bunu yapmak zorundayız.”

    Transfer konusunda Trabzonspor’un, Katar, Suudi Arabistan ve Bahreyn gibi olmaya başladığına dikkat çeken Usta, “Ömrünün sonbaharında para kazanmak için gidilen bir şehir oldu. Onlar profesyonel parasını alırsa da oynarlar. Hadi ödeyelim oynasınlar o da yok. Peki ne istiyoruz? Trabzonspor öyle bir kulüp ki aman Mbia ciğerin yansın ne olur koş. Ciğeri yanacak oyuncular o oyuncular değildir. O nedenle teknik kadro ve futbolculara döndüğümüzde yine bir seçim hatasıyla karşı karşıyayız. Bir politika, bir strateji hatası yapıyoruz” açıklamasını yaptı.

    “AKYAZI KOMPLEKSİ 365 GÜN 24 SAAT YAŞASIN”

    Usta, Trabzonspor’un yeni yapılacak olan Akyazı tesisleri ile ilgili de, “Akyazı denizin üzerinde dolgu, 700 dönüm müthiş bir yer. Şimdi bu stadı Avrupalı yapsa 365 gün 24 saat yaşayan ve Trabzonspor’a ayrıca yılda en az 15, 20 milyon daha gelir getiren bir kompleks haline gelecek. TOKİ başkanını tanırsınız o da Trabzonsporlu. Ben gittim kendisine ’sayın başkan Trabzon bizim derdimiz. Bu stada baktığımızda bu stadın altının ve çevresinin yaşayan bir yer olması lazım. Siz de destek verirseniz bu stadı biz hem sezon başına yetiştirelim hem de alışveriş merkezi, ticari alanlar, spor merkezleri, eğlence merkezleri, sinema, kongre üyelerimizin ya da divandaki üyelerimizin faydalanabileceği spor salonu, lokantası ve bir sürü alanları ile birlikte gelir getirecek bu yapıyla Trabzonspor’a yaklaşık 15 milyon daha gelir sağlayalım. Ve burası 365 gün 24 saat yaşasın’ dedim” ifadelerini kullandı.

    Son olarak bordo-mavili taraftarlara seslenen Usta, “Ey Trabzonsporlular, ey milyonlar bu büyük markanın bize verdiği güçle, ne kadar zorda olursak olalım 3 büyük sıkıntımızdan hiçbirini arkada bırakmamak üzere yeni bir yolculuğa çıkıyoruz, sizlerle birlikte çıkıyoruz. Gelecekle ilgili bayrakları, sandıkları çıkarın. Bunu kesinlikle başaracağız diyorum ve sizlerin her birine ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum” dedi.

  • Dündar’dan Yatalak Hastaya Ortopedik Yatak

    Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, 10 yıl önce felç geçiren ve yatağa mahkum kalan 80 yaşındaki Maide Özgen’i evinde ziyaret ederek kendisine hasta yatağı hediye etti.

    Hayata geçirdiği ‘belediyem benimle’ projesi kapsamında yürüttüğü yardım çalışmaları ile vatandaşların takdirini toplayan Osmangazi Belediyesi, 80 yaşında felç hastası Maide Özgen’e hasta yatağı hediye ederek sevindirdi. Sakarya Mahallesi’ndeki evinde yaşlı kadını ziyaret eden Başkan Dündar, Özgen’in hastalığı hakkında bilgi aldı. Yatalak hasta olan Özgen’in rahat edebilmesi için ortopedik hasta yatağı hediye eden Dündar, yaşlı kadına geçmiş olsun dileklerinde bulundu.

    Osmangazi Belediyesi olarak insan odaklı çalışmalar yürüttüklerini ve bu kapsamda sosyal projelere önem verdiklerini belirten Dündar, “Geçirdiği felç sonucu 10 yıldır yatalak durumda olan Maide teyzemizi ‘belediyem benimle’ ekibinden arkadaşlarımız ziyaret etmiş. Yaşadığı sıkıntılardan benimde haberim oldu. Bizde kendisini hastalığında rahat ettirebilmek adına ortopedik hasta yatağı hediye ettik” dedi.

    Hastalığı nedeniyle yatağa bağlı bir yaşam sürdürmek zorunda kalan Maide Özgen’de, sürekli yatıyor olması nedeniyle sırtında yaralar oluştuğunu ve ağrılar yaşadığını belirterek, “Bu yeni yatak ile inşallah bu sıkıntılarım artık son bulacak. Başkanımız Mustafa Dündar’a hem gösterdiği ilgiden, hem de yatak hediyesinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Kendisine de çalışmalarında başarılar diliyorum” diye konuştu.

  • Hemofili Hastaya Koroner By-pass İstanbul Üniversitesi’nde Başarıyla Uygulanıyor

    İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde, “hemofili hastaya koroner by-pass ameliyatı gerçekleştirildi.

    Küçük bir travmada bile tespit edilemeyen kanamalarla hayatını kaybeden hemofili hastalarının koroner by-pass ameliyatı olması neredeyse imkânsız olarak görülüyor. Dünyada 48 örneği bulunan bu tıbbi vaka, İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde üç kere başarıyla gerçekleştirildi.

    İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan İpek, hemofili hastalara uygulanan koroner by-pass ameliyatları hakkında verdiği bilgilerde, 2006 yılında 48 ve 73 yaşlarında iki hastaya, 20 Kasım 2015 tarihinde ise 49 yaşındaki bir hastaya bu ameliyatı yaptıklarını belirtti. Normal şartlarda by-pass hastalarını 5 gün içerisinde taburcu ettiklerini söyleyen Prof. Dr. İpek, hemofili hastalarının hematoloji bölümünün sıkı takibinde olduğu ve kontrollerinin başarılı bir şekilde devam ettirilebilmesi için 1-2 hafta kadar hastanede kaldıklarını belirtti.

    Prof. Dr. İpek, bu tip vakalarda ekip çalışmasının büyük bir önemi olduğundan söz etti. Bu tür hastaların dünyada ve ülkemizde nadir olarak görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. İpek, “Genellikle hemofili hastalarının ameliyatından herkes çekinmektedir. Böyle bir şeyi yapmak için koordineli çalışmak ve çok emek harcamak lazım. Kalp ve damar cerrahisi, hematoloji, kan bankası laboratuvarı, anestezi ve kardiyolojinin el ele vererek bu tip ameliyatları yapması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Ameliyat öncesi ve sonrası kontrollerin önemine de değinen Prof. Dr. İpek, “Hastalarımızı ameliyat öncesi, ameliyat sırası ve ameliyat sonrası hematolog arkadaşlarımız her gün nerdeyse sabah, akşam, cumartesi ve pazar da dâhil olmak üzere kontrol etti. Hastanın faktör eksikliğine bakarak gerekli miktarda faktörünü verdiler. Bu çok önemli bir konu. Eğer bunu fazla verirseniz sizin taktığınız grafiler tıkanabilir, az verirseniz kanamayla hastayı kaybedebilirsiniz. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi belki de Türkiye’nin en iyi hematoloji bölümü ve kan merkezi laboratuvarlarına sahip. Böyle bir ameliyatın altından başarıyla kalkmak bizi çok sevindirdi” dedi.

    Yaptıkları literatür çalışmasında Türkiye’de hemofili koroner by-pass hastalarına rastlamadıklarını belirten Prof. Dr. İpek, “Biz ilk ameliyatı 2006’da yapmıştık. Son olarak da üçüncü ameliyatı gerçekleştirdik. Dünya literatürüne baktığımızda ise 48-50 civarında vaka tespit ettik. Yani bu çalışmalar hem yurtdışında hem de yurtiçinde son derece nadir bir şekilde yürütülüyor. Bu şekilde 3 vakayı başarıyla ve koordineli bir şekilde yapmanın onurunu paylaşıyoruz. Tekrar belirtmek isterim ki bu olay tek bir bölümün değil, birçok bölümün koordineli ve özverili bir şekilde çalışması ile başarılı şekilde tamamlandı” açıklamalarında bulundu.

    Koroner by-pass ameliyatı geçiren hemofili hastası Murat Sagay yaptığı açıklamada, kendini çok iyi hissettiğini ve kısa sürede toparlandığını belirterek, “Şu an çok memnunum, iyi ki buraya gelmişim. Aslında buraya gelmem de çok tesadüfi oldu. Başka bir hastaneden buraya sevkim geldi. Bu ekiple karşılaştığım için çok şanslıyım” şeklinde konuştu.

    Dünya literatüründe bile örneklerine nadir rastlanan bu vakalar İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Prof. Dr. Gökhan İpek önderliğinde, İÜ Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Deniz Göksedef, İÜ Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Zeki Öngen ve Prof. Dr. Bilgehan Karadağ, İÜ Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Lale Yüceyar ve Uzman Dr. Cem Sayılgan, İÜ Hematoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Cem Ar ve Kan Merkezi Müdürü Zafer Başlar’dan oluşan geniş bir ekip tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Böyle bir ekiple çalışmaktan büyük keyif aldığını belirten Prof. Dr. İpek, İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde farklı bölümlerin koordineli bir şekilde çalışma işini yürütme konusunda en üst seviyelerde yer aldığını ifade etti.