Etiket: hastalıklı

  • Kastamonu’da bir köyü uyuz ve hastalıklı köpekler bastı

    Kastamonu’nu Tosya ilçesine bağlı Bürnük köyünü başıboş uyuz ve hastalıklı köpekler bastı.

    Kastamonu-Tosya yolu üzerinde yer alan Bürnük köyü ve çevre mahallerinde bulunan köy halkı, yetkili mercilere müracaat etmelerine rağmen köpeklerden kurtulmak için bir sonuca ulaşamadı. Köy içinde sürekli dolaşan ve pisleyen köpekler, tarım ürünlerini kullanılamaz hale getirdi. Köylü, çocuklarını uyuz köpeklerden hastalık kapma korkusu ile dışarı çıkmalarını yasakladı. Uyuz dahil çeşitli hastalıklar taşıyan başıboş köpeklerin, gerekli aşılarının yapılmaması nedeniyle dışarıda ölen köpekler olduğuna dikkat çeken köylüler, İlçe Kaymakamından sorunun çözümü aşamasında yardım istediler.

    “Köpek Kulübesinin Kaldırılmasını istiyoruz”

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Bürnük Köyü Güney mahallesinden Selahattin Demirtaş isimli köy sakini, köpeklerin bilgileri dışında köyün girişinde suyun bulunduğu alana ilçe kaymakamlığı tarafından köpek kulübesi yapıldığını daha sonrasında başıboş köpeklerin çoğaldığını iddia etti. Yaklaşık 20 gün önce ilçe kaymakamımız ve yetkililer tarafında köyün yakın yerine kulübe bırakıldı. Sonrasında köyün etrafında uyuz ve hastalıklı yüzlerce köpek dolaşmaya başladı. Köpekler kulübesinin olduğu alan çitlerle çevrili bir alanda değil, köpekler başıboş ve aç bırakılmış durumda. İki derenin arasında yol kenarına bırakılan barınaklar ne derece çözüm oluyor acaba yetkililere sormak lazım. Köy adeta köpek istilasına uğradı. Çocuklarımız sokağa çıkamıyor. Büyüklerimiz de sürekli elimizde sopayla dolaşıyoruz. Bu hayvanların başıboş ve aç hali devam ederse insanlara da zarar verebilirler. Sayın Kaymakamımızdan rica ediyoruz bu kulübeyi ve köpekleri buradan kaldırın. Daha sağlıklı bir alana götürün’’ şeklinde konuştu.

  • Nadir hastalıklı çocuklar hünerlerini sergiledi

    Mersin Şehir Hastanesi’nde nadir hastalıklar tedavisi gören 12 çocuk, gönüllü eğitmenler eşliğinde yaptıkları resimleri sergiledi.

    Dünya Nadir Hastalıklar Günü dolayısıyla hastanenin çok amaçlı salonunda hünerlerini sergileyen çocuklar, aldıkları övgülerle moral buldu. Doğuştan genetik nadir hastalıkları olan ve çocuk metabolizma hastalıkları servisinde tedavi gören çocukların, gönüllü ressamlar eşliğinde resim atölyesinde yaptıkları resimlerin sergilendiği etkinliğe katılan aileleri de onların heyecanına ortak oldu. Katılımcılara yaptıkları resimleri anlatan çocuklara çeşitli hediyeler de takdim edildi.

    Çocuk Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Berna Şeker Yılmaz, tedavi sürecinde moral ve motivasyonun önemine vurgu yaparak, nadir hastalıkların, çok bilinmeyen ama son derece önemli hastalıklar olduğunu söyledi.

    Akraba evlilikleri nedeniyle bu tür hastalıkların görüldüğüne işaret eden Yılmaz, hiç tanı konulamaması veya yanlış tanı konulması nedeniyle tedavi fırsatlarının kaçırılabildiğine dikkat çekti. Ailelerin öncelikle akraba evliliklerini önlemesi gerektiğini belirten Yılmaz, “İkinci olarak çocukları erkenden hastanelere götürmeleri, hastanelerin de çocuk metabolizma bölümlerine yönlendirmesi gerekiyor. Tedavi çok uzun bir süreç, ömür boyu sürüyor. Bu süreçte ailelerin çocuklarının yanında olması, zorlukları çocuklarla birlikte göğüslemeleri gerekiyor” dedi.

    Çocukların tedavi süresince moral kazanması için bu tür etkinliklerin süreceğini de dile getiren Yılmaz, “Bu çocuklar burada haftada ve 2 haftada bir enzim tedavisi alıyorlar. Serumla vücutlarında eksik olan enzimi onlara veriyoruz. İnfüzyon tedavileri sırasında resim atölyesi yaptık çocuklara. Gönüllü ressamlarımız çocuklarla çalıştılar. O resimleri de burada sergiliyoruz. Amacımız farkındalık oluşturmak. Çocuklar için çeşitli sosyal aktiviteler yapıyoruz. Resim yaparken kendilerini çok güzel ifade ettiler. İç dünyaları ortaya çıktı” diye konuştu.

  • Nadir hastalıklı çocuklar mutlu olmak istiyor

    Mersin Şehir Hastanesi Çocuk Metabolizma Servisi’nde nadir hastalıklar nedeniyle tedavi gören çocuklar, mum üfleyip pasta keserek yeni yılı kutladı. Nadir hastalıklı çocuklar, yeni yılda daha çok mutlu olmak istediklerini söyledi.

    Dünyadaki sayıları, yarısı çocuk 35 milyonu bulan ve özellikle akraba evlilikleri nedeniyle çok büyük bir kısmı Türkiye’de yaşayan nadir hastalıklar, genetik ve doğuştan gelen, 800’den fazla hastalığı kapsayan hastalıklar. Akdeniz Bölgesi’nde görülme sıklığı da oldukça yüksek olan nadir hastalıklar, çocukları psikolojik olarak da etkiliyor.

    Nadir hastalıklı çocuklar pasta keserek yeni yılı kutladı

    Mersin’de nadir hastalıklı çocuklara tedavi hizmeti veren tek merkez olan Mersin Şehir Hastanesi Çocuk Metabolizma Servisi de moral vermek amacıyla şu an tedavileri devam eden çocuklar için erken yılbaşı kutlaması yaptı. Serviste tedavi gören 11 çocuğun moral ve motivasyonunu arttırmak, tedavi sürecine katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilen organizasyonda, servisin bir bölümü balonlar ve renkli kağıtlarla süslendi. Kimisi annesinin kucağında, kimisi tekerlekli sandalyede, kimisi de yürüyerek kutlamalara katılan çocuklar, Çocuk Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Şeker Yılmaz ve hemşirelerle birlikte pastaların üzerindeki mumları üfleyerek, pasta kesen çocuklar, 2018’den mutluluk diledi.

    “Bu çocukların erken tanı aldıklarında tedavi şansları var”

    Kutlamanın ardından açıklama yapan ve Mersin’de tek çocuk metabolizma uzmanı olan Dr. Berna Şeker Yılmaz, nadir hastalıkların genetik hastalıklar olduğunu söyledi. “Özellikle akraba evliliğine bağlı bölgemizde sıklığı yüksek olan hastalıklar bunlar” diyen Dr. Yılmaz, nadir hastalıkların doğuştan geldiğini belirtti. Nadir hastalıklı çocukların, erken tanı aldıklarında tedavi şansları olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Ama bunların tedavileri son derece masraflı ve son derece özel tedaviler. Sağlık Bakanlığı bu tedaviyi karşılıyor. Bunlar özel merkezlerde veriliyor. Tedavi aldıkları zaman tamamen normal hayatlarını sürdürebilen çocuklar. Ama bunlar özel çocuklar, genelde tanı almadan atlanan, farklı bulgularla farklı tedaviler uygulanan ve böylece tedavi, yaşam şansını kaybeden çocuklar. Bu hastalıklar lizozomal depo hastalıklar olarak geçiyor. Bunlar genetik bazı enzim eksikliklerine bağlı ve eklemleri, kasları, beyni, gözü, kulağı, bildiğiniz bütün organ ve dokuları etkileyen yaygın hastalıklar” dedi.

    “Türkiye’de sıklığı son derece yüksek. Nadir hastalık diyoruz ama aslında nadir değil”

    Mersin Şehir Hastanesi’nde şu anda 11 çocuğun yatarak enzim replasman tedavisi gördüğü bilgisini veren Yılmaz, “Mersin’de bunu yapan tek merkez biziz. Ulaşmak istediğimiz daha çok hastamız var. Bunlar nadir hastalıklar olarak geçiyor. 800’den fazla hastalık ama aslında nadir değiller. Türkiye’de sıklığı son derece yüksek, 3 bin ile 6 bin canlı doğumda bir görülüyor ve çoğu tanı konmadan atlanıyor. Bunların bir kısmı da Sağlık Bakanlığı’nın getirdiği Ulusal Yenidoğan Tarama Programı ile yenidoğan döneminde taranıyor. Bizim hedefimiz, bu taramaların genişletilip bütün çocukların tanı alması. Bu konuda hastanede yapılmayan tetkiklerimiz var, onların da en kısa zamanda yapılması için çabalıyoruz. Ama hiç de nadir hastalıklar değiller aslında. Sadece tanı alamayan, atlanan çocuklar.

    Dünya genelinde 35 milyon hasta olduğu söyleniyor. Bunların yüzde 50’si çocuk ve Türkiye bu oranın çok büyük bir kısmını oluşturuyor” diye konuştu.

    Erken ve doğru tanı konur ve tedavi verilirse pek çoğunda normal yaşam süresi sağlanabildiğine dikkat çeken Yılmaz, “Tedavi almayan, atlanan çocukları maalesef kaybediyoruz. Anne babaları en çok uyardığımız konu, akraba evliliği yapmamaları. Maalesef bu yapıldıktan sonra ilk çocuk tanı aldığında ikinci çocuğun mutlaka anne karnında tanı almasını istiyoruz. Bu konuda destek veriyoruz. Ailelerin bu konuda bilinçli olup, bir çocuğu hastaysa diğer gebeliklerinde mutlaka bize başvurması, önerdiğimiz tanı ve tedavi yöntemlerini kullanması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “Toplumda dışlanan bu çocukların morale çok ihtiyaçları var”

    Bu çocukların moral ve desteğe çok ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Bunlar, şeklen ve görüntü olarak çok engelli, toplum içinde de dışlanan çocuklar. Serviste bile sıkıntı yaşıyorlar. Biz burada bunlara çok güzel bir servis ortamı oluşturduk. Moral ve motivasyon desteği sağlamak için böyle bir yılbaşı programı organize ettik. Dileğimiz, bu çocuklar için daha çok şey yapabilmek, 2018’in onlar için daha güzel bir yıl olması, daha çok imkan sağlayıp daha fazla tanı koyup daha fazla tedavi verebilmek” ifadelerini kullandı.

    Üniversite bitiren Alişan’ın tek isteği bir iş

    Serviste 23 yaşındaki Alişan ile 14 yaşındaki Sıla Kutlu, nadir hastalıklarına karşın, yaşama tutunmayı başarmış iki kardeş. Tekerlekli sandalye ile yaşamını sürdüren Alişan, iki yıllık üniversite mezunu. Sıla ise Tevfik Sırrı Gür Anadolu Lisesi birinci sınıf öğrencisi. Alişan, ‘Düşlerim ve Kameram’ adlı bir kendi yaşamını anlatan bir belgesel de çekmiş ve belgesini sosyal medyada yer almış. Sıla da çok başarılı bir öğrenci.

    Sıla, 2018’den beklentilerini şöyle dile getiriyor: “İyi, mutlu bir yıl olsun istiyorum. Yeni yılda daha mutlu olmak istiyorum. Derslerim güzel. Eczacılık okumak ve yeni, güzel ilaçlar geliştirmek istiyorum.”

    “Oğlumun tek ihtiyacı iş”

    Alişan ve Sıla’nın annesi Cavide Kutlu da hastalığın tedavisinde yeni ilaçlar çıktığı için çok mutlu olduklarını söyledi. Alişan yürüyemediği için bu tedaviyi alamadığını belirten Anne Kutlu, “İnşallah ona da bir tedavi uygulanır. Sağlık Bakanlığımıza sesleniyorum, biraz daha çocuklarımıza gayret ve destek gösterirlerse seviniriz” dedi.

    Oğlu Alişan’ı tekerlekli sandalyede üniversitede okuttuğunu ifade eden Kutlu, “Oğlum, üniversitede iki yıllık lojistik bölümünü bitirdi. Tek dileğim oğluma bir iş. Şu an benim oğlum 4 duvar arasında, ben onu dışarı çıkarmasam bütün hayatı evin içinde. Ama ben ikisine elimden geldiği kadar yetişmeye çalışıyorum. Oğlumun tek ihtiyacı iş. Oğlum, şu an iş arıyor, iş bekliyor. İş başvurusu yapıyoruz, ‘bizim aradığımız kriterde değilsin’ diyorlar. Bu sefer oğlumun anında psikolojisi bitiyor. Neden, ne eksiği var? Benim oğlum bilgisayar kullanıyor. Tamam tekerlekli sandalyede ama bu şekilde de okul bitirdi. Ben onu eve kapatmadım. Tek isteğim çocuklarımın geleceği. Oğlum çalışmayı gerçekten işitiyor. Yarım gün de olsa yeter. Biz parasında değiliz. Oğlum hayata tutunsun, bir işe yaradığını hissetsin. Biraz daha duyarlı olmalarını istiyoruz” diye konuştu.