Etiket: hastalıklarla

  • YÖK ile TSE iş birliğinde bulaşıcı hastalıklarla mücadele kılavuzu hazırlanacak

    YÖK ile TSE iş birliğinde bulaşıcı hastalıklarla mücadele kılavuzu hazırlanacak

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile TSE arasında teknik alanlarda iş birliği hayata geçiyor. İlk aşamada ’Yükseköğretim Kurumlarında Sağlıklı ve Temiz Ortamların Geliştirilmesi ve Enfeksiyon Kontrol Önlemleri Kılavuzu’nu beraber hazırlayacağız. Bu Kılavuz, COVID-19 salgını ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapsamında üniversitelerde sağlıklı ortamlar oluşturmaya odaklanacak” dedi.

    Korona virüsle mücadele kapsamında yükseköğretim kurumlarında sağlıklı, temiz ortamların oluşturulması, hijyen koşullarının sağlanması ve enfeksiyon kontrol önlemlerinin uygulanması amacıyla Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı arasında iş birliği protokolü imzalandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında düzenlenen imza törenine Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, YÖK Başkanı Yekta Saraç ve TSE Başkanı Adem Şahin katıldı. Bakan Varank, törende yaptığı konuşmada, TSE ile YÖK Başkanlığı arasında imzalanacak iş birliği protokolü ile üniversitelerde yüz yüze eğitimin güvenli ve sağlıklı koşullarda gerçekleştirmek adına önemli bir adım atacaklarını söyledi. Okullarda salgınlarla mücadelede hijyen ve sanitasyon koşullarını geliştirmek için Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte 27 Temmuz’da protokol imzaladıklarını anımsatan Varank, tüm çocukların zamanı geldiğinde okula güvenli bir şekilde dönmelerini istediklerini, bu amaçla eğitim kurumlarına yönelik “Hijyen Şartlarının Geliştirilmesi, Enfeksiyon Önleme ve Kontrol Kılavuzu”nu hazırladıklarını kaydetti. Okullarda etkin bir hijyen yönetimi kurarak çocuklar, personel ve ailelerin hastalık yükünü azaltmayı hedeflediklerini aktaran Varank, uygulama aşamasını geçen okulları “Okulum Temiz” belgesiyle belgelendirdiklerini belirterek, bugüne kadar 67 özel okulu denetlediklerini ve belgelendirme sürecini tamamladıklarını dile getirdi.

    “Üniversitelerde sağlıklı ortamlar oluşturmaya odaklanacak”

    Şimdi yeni bir çalışmanın heyecanı içerisinde olduklarını ifade eden Varank, “Birazdan imzalayacağımız protokolle, yükseköğretimde yüz yüze eğitimin geleceği için önemli bir çalışmayı başlatacağız. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile TSE arasında teknik alanlarda iş birliği hayata geçiyor. İlk aşamada ’Yükseköğretim Kurumlarında Sağlıklı ve Temiz Ortamların Geliştirilmesi ve Enfeksiyon Kontrol Önlemleri Kılavuzu’nu beraber hazırlayacağız. Bu Kılavuz, COVID-19 salgını ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapsamında üniversitelerde sağlıklı ortamlar oluşturmaya odaklanacak. Bununla birlikte üniversitelerde hijyen koşullarının sağlanması, enfeksiyon kontrol önlemlerinin uygulanması ve takibi için gerekli altyapı geliştirilecek. Bu noktada biz Bakanlık olarak tüm teknik birikimimizi aktaracağız. Ayrıca eğitim, denetim ve belgelendirme faaliyetleri yoluyla da yine üniversitelerimizin yanında olacağız. Talep eden tüm üniversitelerimiz, sunduğumuz imkanlardan faydalanabilecek” diye konuştu.

    “Bu standartlar isteyen üniversitelerimiz için bir çerçeve niteliği taşıyacaktır”

    YÖK Başkanı Yekta Saraç ise YÖK’ün, “Küresel Salgında Yeni Normalleşme Süreci” adıyla bir rehber yayımladığını hatırlatarak, “Buna göre salgının bölgesel ve yerel seyri, üniversitelerimizin alt yapı imkanları ve ilgili programlardaki öğrenci sayılarına göre üniversitelerimiz 2020-2021 eğitim ve öğretim döneminde planlamalarını yapacaklardır. Bu süreçte sağlıklı ortamların sunulması için bir takım standartların geliştirilmesi gerektiği de muhakkaktır. Bu standartlar isteyen üniversitelerimiz için bir çerçeve niteliği taşıyacaktır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile birlikte hazırlayacağımız ’Yükseköğretim Kurumlarında Sağlıklı ve Temiz Ortamların Geliştirilmesi ve Enfeksiyon Kontrol Önlemleri Kılavuzu’ gerek bu Covid-19 salgını gerekse diğer bulaşıcı hastalıklar ile mücadele kapsamında önemli bir adımdır. Amacımız üniversite kampüslerinin ve eğitim öğretim ortamlarının sağlıklı ortamlar olmasını sağlamak” ifadelerini kullandı.

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank ve YÖK Başkanı Saraç, konuşmaların ardından iş birliği protokolü metnini imzaladı.

  • Hastalıklarla nano ölçekte mücadele

    Tekrarlayan kulak ve diş enfeksiyonlarına, gıda ürünlerinden kaynaklı bulaşıcı hastalıklara ve medikal gereçlerden bulaşan enfeksiyonlara neden olan bakteriyel biyofilmlere karşı yeni mücadele yöntemleri için nano ölçekte araştırmalar başlıyor.

    İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Makine Mühendisliği Bölümü Doktor Öğretim Üyesi F. Pınar Gördesli Duatepe, TÜBİTAK 3501 kariyer projesi kapsamında bakterilerin çoğalarak biyofilmler oluşturmadan önce durdurulması amacıyla yüzeye tutunma kapasitelerini ve yüzey özelliklerini nano ölçekte inceleyecek. Böylece, kalıcılıkları ve yüksek antibiyotik dirençleri nedeniyle dünya genelindeki sağlık sistemi üzerinde büyük bir yük oluşturan biyofilmlere yönelik yeni mücadele yolları aralanacak.

    “Enfeksiyonların yüzde 65 ile 80’inden sorumlu”

    Bakterilerin genellikle bir sıvı içerisinde serbestçe hareket eden hücreler olduğunu ya da biyofilmler oluşturarak koloni haline dönüştüğünü kaydeden Duatepe, “Biyofilmler, klima sistemlerinin, su sistemlerinin, gıda işleme ekipmanlarının ve medikal malzemelerin yüzeylerinde oluşarak insan sağlığını etkileyebilecek pek çok probleme neden olabilirler. Örneğin, içme suyunun ya da gıda ürünlerinin patojenik bakteriyel biyofilmlerle bulaşması sonucu görülen salgın hastalıklar, eklem protezleri, yapay kalp kapakçıkları gibi medikal gereçlerin üzerinde biyofilmlerin oluşması sonucu görülen enfeksiyonlar gibi insan sağlığını olumsuz etkiliyor. İnsan vücudunda ortaya çıkan enfeksiyonların yüzde 65 ile 80’inden biyofilmlerin sorumlu olduğu tahmin ediliyor” dedi.

    Ekonomik kayıplara son

    Biyofilmlerin kalıcılıkları, yüksek antibiyotik dirençleri ve kronik doğaları nedeniyle sağlık sistemi üzerinde büyük bir yük oluşturduğuna dikkat çeken Duatepe, şunları söyledi:

    “Pek çok sağlık probleminin yanında endüstriyel/evsel su sistemlerinde, ısı değiştiricilerde, gemi karinalarında tortu, tabakalaşmaların oluşumu ya da bakteri kaynaklı problemlerin de nedeni biyofilmlerin oluşumudur. Bu da büyük ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Biyofilm oluşumunu engellemenin en temel yolu ise öncü bakterilerin yüzeye ilk tutunmasının önlenmesidir. Ancak nano ölçekte gerçekleşen bu kritik aşama ile ilgili çok az bilgi bulunuyor. Biyofilmle mücadelede geliştirilmiş stratejilerin çoğu öncelikle olgun biyofilmin dağıtılmasını hedefliyor. Çalışmamın amacı öncü bakterilerin nano ölçekte yüzeye tutunma kapasitelerini, etki eden kuvvetleri ve fizyokimyasal yüzey özelliklerini atomik kuvvet mikroskobu ölçümleri ile ortaya çıkarmaktır. Biyofilmlerle mücadelede yeni ve daha etkili stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayacak sonuçlar elde edilmesini hedefliyorum.”

  • (özel haber) Müslüm Gürses ve Hakkı Bulut ile sahneye çıktı, şimdilerde hastalıklarla mücadele ediyor

    Müslüm Gürses ve Hakkı Bulut gibi birçok ünlü sanatçıya eşlik eden saz sanatçı Ahmet Geniş, bir ayağını kaybettiği ameliyat sonrası hastalıklarla mücadele ediyor.

    Eskişehir’in arabesk kralı olarak bilinen Ahmet Geniş, geçtiğimiz günlerde rahatsızlandığı için ameliyata alındı. Ameliyat sonrası ayağı diz kapağından itibaren alınan Geniş, Eskişehirli sanatçılar tarafından ziyaret edildi. Ziyarete sanatçı Cenk Gündoğmuş, şair Caner Şahin ve menajer İsmail Şahin katıldı. Ziyaretten ötürü memnun kaldığını söyleyen Ahmet Geniş, müziğe nasıl başladığını da anlattı. Geniş, “Çalışırken arkadaşlarımın vasıtasıyla Eskişehir Sakarya Gazetesi’nin ses yarışması yaptığını öğrendim. Arkadaşlarım beni kaydettirmişler. Arabesk dalında Orhan Gencabay’ın Çilekeş isimli parçasıyla Eskişehir birincisi oldum ve bin 500 kişinin de oyunun aldım. Askerden geldikten sonra Eskişehir’in ünlü bağlamacısı ve aynı zamanda Orhan Gencabay’ın bağlamacısı Fikret Özden lakabıyla Japon Fikret İstanbul’a davet etti. Sonra beni sahneye çıkardılar. Öyle bir sahne hayatı başladı” dedi.

    “Sağ ayağımı kestiler”

    Ünlü isimlere eşlik ettiğini de anlatan Ahmet Geniş, “Eskişehir’e tekrar gelmek zorunda kaldım. O zaman Huri Sapan buraya gelmişti. Bildiğimiz Ferdi Tayfur’u meşhur eden kadın. Yunus Doğan’la birlikte onun arkasında saz çaldım. Eskişehir’e dışarıdan gelen sanatçılar, Müslüm Gürses, Hakkı Bulut, Seyfi Doğanay, Havva Kopan gibi ünlü isimlere eşlik ettim. Sonra Kıbrıs’a gittim. İki ay sonra bir kaza geçirdim. Kazada 9 yerim kırık oluşunca yaklaşık 7 ay hastanede yattım. Geçtiğimiz günlerde ayağımdaki enfeksiyondan dolayı hastaneye yattım. Yaklaşık 4,5 ay yattım. Ayağım tedaviye cevap vermedi. Sağ ayağımı doktorlar karar vererek diz altından kestiler” diye konuştu.

    “İnşallah bu günleri atlatacağız”

    Ziyarete gelen isimlerden sanatçı Cenk Gündoğmuş ise, Ahmet Geniş’i örnek aldıklarını belirterek şu şekilde konuştu;

    “Kendisine ’Eskişehirimizin arabesk kralı’ diyebiliriz. Çok kişi yetiştirmiş birisidir. Benim yetişmemde de emeği geçen bir insan. Ahmet dayımıza çok çok teşekkür ederiz, emeklerinden dolayı. Bizler her zaman onun yolundayız. Onun peşinden gidiyoruz. Maalesef böyle talihsiz bir olay yaşandı. Rahatsızlığından dolayı bir çok büyük üzüntü içerisindeyiz. İnşallah bu zor günleri de beraberce atlatacağız. İnşallah o bağlamayı ve sesi, tekrardan Türkiye ve Eskişehir dinleyecek.”