Etiket: Hastalıklarına

  • Hastalıklarına teşhis konulamayan iki kız kardeş her geçen gün biraz daha eriyor

    Antalya’nın Manavgat ilçesinde hastalıklarına teşhis konulamayan 11 yaşında ve 10 aylık kız kardeşler her geçen gün eriyor. Doğduklarından bu yana sürekli kusma şikayeti olan iki kardeş, neredeyse hiç geçmeyen ishal sebebiyle de yaşıtları gibi fiziksel gelişim gösteremiyor.

    Evlendikten sonra Konya’ya yerleşen Emine ve Uysal Demir çiftinin 13 Ağustos 2006 yılında Menekşe adını verdikleri kızları dünyaya geldi. Menekşe’nin doğumuyla birlikte mutlulukları zirveye çıkan Demir çifti, doğumun 10’uncu gününde sürekli kusma ve ishal nedeniyle kızlarını Konya’da bir özel hastaneye götürdü. Burada minik kızın rahatsızlığına teşhis konulamazken doktorlar Demir çiftine çocuklarını İstanbul Çapa Tıp Fakültesine götürmesini istedi. Doktorların tavsiyesi üzerine bir çok hastaneye gidilmesine rağmen küçük kızın rahatsızlığına teşhis konulamadı. Menekşe’nin fiziki gelişimi kendi yaşıtlarına göre 5 yaş geriden gelmeye başladı.

    Menekşe’nin derdine çare bulamayan Demir çiftinin 2016 yılı 2 Mart tarihinde Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde Melek adını verdikleri ikinci kızları dünyaya geldi. 13 günlük olduğunda ablasının yaşadığı kusma ve ishal Melek’te de görülmeye başladı. Ablası gibi fiziksel gelişim gösteremeyen 10 aylık olan Melek şu anda sadece 5 kilo 800 gram.

    “Tek isteğimiz çocuklarımıza teşhis konulması”

    Bugüne kadar gitmedikleri hastane ve doktor kalmadığını, çocuklarının hastalığına teşhis konulamadığını belirten gözü yaşlı anne Emine Demir, hayatta tek isteğinin çocuklarının sağlığına kavuşması olduğunu belirterek “Büyük kızım Menekşe’nin ardından Melek’te de aynı sıkıntıları yaşamaya başladık. Yapılan tetkiklerin hiç birisinde çocuklarımın hastalığı ile ilgili teşhis konulamadı. Günden güne gözümüzün önünde eriyip gidiyorlar. Artık tamamen çaresiz kaldık. Kimseden para pul istemiyoruz. Tek isteğimiz çocuklarımıza teşhis konulması. Başbakanımızdan ve Sağlık Bakanımızdan yardım istiyoruz” diye konuştu.

    Toros İlkokulu 4’üncü sınıfta okuyan Menekşe, hepsi pekiyi olan karnesinin yanındaki Teşekkür belgesini gururla gösterirken, hiçbir şeyden habersiz Melek ise oyuncaklarıyla oynuyor.

  • Uzmanlar kış hastalıklarına karşı uyardı

    Soğuk havalarla birlikte özellikle çocuklarda kış hastalıkları baş göstermeye başladığını belirten Uzm. Dr. Ali Şimşek, ailelere bu sağlık problemlerine karşı alınabilecek önlemler hakkında bilgi verdi.

    Havaların soğuması ile birlikte çocuklar da meydana gelebilecek kış hastalıklarına karşı açıklamalarda bulunan Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları doktorlarından Uzm. Dr. Ali Şimşek bu sağlık problemlerine karşı çocukların bağışıklık sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

    Bağışıklık sisteminin güçlenmesi

    Bağışıklık sisteminin gelişmesi mikrop ve virüsleri tanıştıkça mümkün olduğunu belirten Uzm. Dr. Ali Şimşek, “Çocukların bağışıklık sisteminin gelişmesi için değişik mikroplarla tanışmaları ve bunları yenmeleri gerekir. Son yıllarda pek çok çocuğun 0-5 yaş döneminde kreşe gitmesi sonucu ilkokulda görülen enfeksiyonlar daha da seyrekleşti. Mikrop, virüs ve parazitlerlerle tanıştıkça vücut alışarak bağışıklık üretiyor. 0-5 yaş çocukları yeterince bağışık olmadıklarından hastalanıyor ve bazı davranış özellikleri nedeniyle de birbirlerine kolaylıkla bulaştırıyor. Erken dönemde enfeksiyonlara maruz kalan çocuklar ilkokul yıllarında daha az hastalanıyor” dedi.

    Hijyen kuralları

    Ailelere de büyük görevler düştüğünü söyleyen Şimşek, “Çocuklara verilecek hijyen eğitimi, etraf temizliği, tuvalet kullanımı ve temizliği, alan paylaşımı, beslenme hijyeni ve gıda maddelerinin ellenmesi, eğitmen – çocuk oranı gibi pek çok konunun üzerinde durulması gerekir. Çocukların her bakımından sonra eller yıkanmalı. Eğer çok sık yıkama söz konusuysa Alkol bazlı antiseptikler de kullanılabilir. Belirli sıklıkta ortam ve oyuncak temizliği yapılmalı ve hiçbir şekilde aksatılmamalıdır. Çalışanlar ve çocuklar ellerine değil kol içine öksürmeyi veya hapşırmayı bilmelidir. Kağıt mendil kullanıp tek temasla çöpe atmalıdırlar” diye konuştu.

    Sağlıklı beslenme

    Sağlıklı beslenmeye dikkat çeken Şimşek, “Zaman içinde düzensiz beslenme, çevremizdeki toksinler, uykusuzluk bu savunma sisteminin zayıflamasına neden olur. Yanlış beslenme, şeker, sigara (pasif içicilik de dahil), çevre ve hava kirliliği bu sistemin zayıflamasına neden olur. Bunun için doğru beslenme kurallarına uyulması gerekmektedir. Bunların yanında Omega 3 yönünden zengin olan balık, haftada 1-2 kez, bol taze meyve ve taze sebze düzenli olarak sofralarda yer almalıdır. Ayrıca ıhlamur, zencefil, günlük tüketilmeye dikkat edilmelidir. Çocuklarda çok sık karşılaştığımız durumlardan birisi de televizyon ve bilgisayar karşısında uzun süre zaman geçirmeleri, yeterli dinlenememe ve uykusuzluktur. Hem bedensel hem de ruhsal yorgunluk, bağışıklık sistemini zayıflatır. Bunun için çocukları düzenli spor yapması için teşvik etmemiz gerekmektedir” diyerek sözlerine son verdi” şeklinde konuştu.

  • Dr. Kararmaz: “Kış hastalıklarına karşı önleminizi alın”

    Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Kararmaz, nezle, grip, soğuk algınlığı, zatürre gibi kış hastalıklarından korunmanın en önemli yolunun sık sık elleri yıkamak, havasız ve kapalı ortamlardan kaçınmak olduğunu belirtti.

    Mersin Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’ne bağlı Toros Devlet Hastanesi’nde Göğüs Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapan Dr. Kararmaz, havaların her geçen gün soğumasıyla birlikte ortaya çıkabilecek solunum yolu enfeksiyonlarına karşı vatandaşları uyardı. Kış hastalıklarından korunmak için hastalıkların tanınması gerektiğini ifade eden Dr. Kararmaz, nezle, grip, soğuk algınlığı, zatürre ve bronşit ile ilgili bilgiler vererek, korunma yollarını anlattı.

    “Nezleyseniz antibiyotik almayın”

    Çoğunlukla sonbahar ve kış aylarında görülen nezlenin genelde 1-2 hafta sürebilen bir solunum yolu enfeksiyonu olduğuna işaret eden Kararmaz, virüsün bulaşmasının havaya yayılan mikroplarla ya da mikropların olduğu eşyalara temasın ardından daha sonra elin gözlere/yüze teması ile olduğunu kaydetti. Burun akıntısı ve tıkanıklığıyla başlayan hapşırık, boğaz ağrısı, öksürük, hafif ateş ile devam eden belirtileri olan nezlenin, bir bakteri enfeksiyonu olmadığı için antibiyotiklerle tedavi edilemeyeceğine dikkat çeken Kararmaz, “Tedavide istirahat, bol sıvı alınması, bazı gargara/sprey ya da pastiller ve belirti giderici ilaçlardan yararlanılabilir. Korunmak için mümkün olduğunca havasız ve kapalı ortamlardan kaçınmak, sık sık elleri yıkamak gerekmektedir” dedi.

    Soğuk algınlığından korunmak için bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Kararmaz, “Bunun için meyve-sebze ağırlıklı beslenin, fazla et tüketmeyin. Düzenli olarak egzersiz yapın. Hava nemlendiricileri kullanın. Odayı aşırı ısıtmayın, düzenli olarak havalandırın. Kalabalık ortamlarda, kapalı mekanlarda bulunmamaya özen gösterin. Dışarıdan geldiğinizde ellerinizi sabunla yıkayın. Çok kalın veya ince giysiler giymeyin. Uyku düzeninize dikkat edin. Stres altındaki insanlar hastalanmaya daha elverişlidir. Sigara içmeyin” önerilerinde bulundu.

    “Gripte antibiyotiğe yer yok, istirahat ve bol sıvı önemli”

    Dr. Kararmaz, grip hastalığının ise influenza virüslerinin neden olduğu, dönem dönem büyük çapta salgınlarla seyreden, çocukluk çağındaki olguların hastaneye yatışlarını gerektiren, komplikasyonlara zemin hazırlayan, yaşlılar ve müzmin hastalığı olanlarda ölümlere neden olabilen solunum yollarının bulaşıcı, önemli bir enfeksiyon hastalığı olduğunu dile getirdi. Gribin en tipik bulgularının ani başlayan ateş, aşırı yorgunluk, kas ağrıları ve kuru öksürük olduğu bilgisini veren Kararmaz, şöyle devam etti:

    “Grip, yaşlılarda ve müzmin hastalık taşıyan bireylerde daha ağır seyreder ve ölümlere yol açabilir. Daha önce benzer bir grip virüsü ile enfeksiyon geçirmiş ya da aşılanmış bir kişide bulguların ağır seyretme ihtimali düşüktür. Grip tedavisi hastaların şikayetlerine yöneliktir. Ağrı kesiciler, ateş düşürücüler, öksürük kesiciler kullanılabilir. Hastanın istirahat etmesi ve bol sıvı alması önerilir. Antiviral ilaçlar, diyabet, kalp, böbrek hastalıkları, kanser hastaları, küçük çocuklar ve 65 yaş üstü kişiler gibi risk grubundaki kişilerin klinik durumları değerlendirilerek doktor gözetiminde kullanılabilir. Grip bir virüs hastalığı olduğundan antibakteriyel olan antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur.”

    Ortak kullanılan klavye, kapı kolu ve telefon gibi eşyaların gribin bulaşmasına zemin hazırladığını da belirten Kararmaz, şunları kaydetti:

    “Hastalığı taşıyan kişilerin öksürmesi ya da hapşırması ile havaya yayılan damlacıklarla ve doğrudan temasla bulaşan grip aynı zamanda kapı kolları, bilgisayar klavyeleri, telefonlar gibi ortak kullanılabilecek eşyalar ile bulaşabilen bir enfeksiyondur. Belirtilerin başlamasından önceki 24 saat ve sonraki beş gün kişinin bulaştırıcılığı vardır.”

    “Öksürüğün süresine dikkat”

    Vatandaşları uzun süreli öksürük konusunda da uyaran Dr. Kararmaz, öksürüğün 5 günden uzun sürüp, 20 güne kadar uzayabildiğini, nadiren de 1 ayı geçebildiğini vurgulayarak, daha uzun süren öksürük şikayetinde mutlaka doktora başvurulması gerektiğinin altını çizdi.

    Bronşit ile ilgili bilgiler de veren Kararmaz, çocuklarda erken yaş grubunda, özellikle 3 yaş altında bronşioller adı verilen küçük bronşların iltihaplanmasına ‘bronşiolit’ denildiğini, bronşitin ise daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde görüldüğünü kaydetti. Büyük bronşların akut ya da kronik iltihabı olan bronşitin, üst solunum yollarında grip enfeksiyonu sırasında sık gelişen bir komplikasyon olduğuna vurgu yapan Kararmaz, “Özellikle çocuklarda, gençlerde görülen akut bronşitlerde, başlıca etken bakterilerden çok virüslerdir. Ama bakteriler de akut bronşit etkeni olabilir. Belirtileri, inatçı kuru öksürük, balgam, ateş ve göğüste ağrıdır” dedi.

    Daha çok kış mevsiminde görülen zatürrenin de akciğerin bir veya birkaç lobunun iltihaplanması şeklinde ortaya çıkan ateşli bir hastalık olduğunu bildiren Dr. Kararmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çeşitli bakteri ve virüslerin neden olduğu zatürre, özellikle risk grubu hastalarda ölümle sonuçlanabilecek ciddi bir akciğer hastalığıdır. Küçük çocuklarda, ileri yaş ve kronik hastalığı bulunan kişilerde daha ağır seyreder ve ölümle sonuçlanabilir. 39 dereceyi geçen ateş, öksürük, çoğu zaman pas renginde olan koyu kıvamlı balgam en önemli belirtileridir. Sıklıkla burun, boğaz enfeksiyonu sonrasında başlar.”

  • Klima Hastalıklarına Dikkat

    İklimlendirme ve Soğutma Teknisyeni Mazlum Bulut, çöl sıcaklarında ’kurtarıcı’ olarak görülen klimaların, bazı hastalıklara davetiye çıkardığını söyledi. Klima hastalıklarından korunmanın tek yolu ise cihazların bakımlarını düzenli ve tam olarak yaptırmak.

    Kavurucu ve bunaltıcı sıcaklıkların gelmesiyle birlikte vatandaşlar serinlemek için öncelikli olarak klimalara sarılıyor. Ancak klimalar yanlış kullanımla birlikte cep yakarken, düzenli bakımları yapılmadığı takdirde de çeşitli hastalıklara yol açabiliyor. 15 yıldır İklimlendirme ve Soğutma Klima Teknisyenliği yapan Mazlum Bulut (28), klimaların yanlış kullanımına açıklık getirirken, klima kaynaklı hastalıkların nasıl önüne geçilebileceğini anlattı.

    ‘KLİMA, BAKTERİ ÜRETEN BİR CİHAZDIR’

    İklimlendirme ve Soğutma Teknisyeni Bulut, “Öncelikle odalarının büyüklüğüne göre BTU seçmeleri gerekiyor. Bunun için yetkili servislerden yardım alınabiliyor. Hiçbir ücret talep etmeden. Yanlış kullanımlarda, mesela montaj yapılacak alana büyük gelirse, müşterimizi rahatsız ediyor. Nasıl bir rahatsızlık? Hastalık çeşitleri bile var klimada. Zatürre yapabiliyor. Lejyoner’ denilen bir hastalık var, bu halk dilinde pek fazla bilinmiyor. Ama ciddi bir hastalıktır. 6 aylık ve yıllık bakımlarımız var. Bunların mutlaka yapılması gerekiyor, aksatılmaması gerekiyor. Çünkü klima her ne kadar soğutma yapsa da bakteri üretilen bir cihazdır. Bakteri üretir. Bunun içinde 6 aylık ve yıllık bakımlarının mutlaka yapılması gerekiyor. Bir de şu çok önemli, biz klima kullanmayı ne kadar anlatsak da pek doğru anlaşılmıyor ve yanlış kullanılıyor. Biliyorsunuz, cihazlarımızda minimum soğutma derecisi 18 derecedir. Müşterimiz bunu 18’e aldığımız zaman, cihazı 18 derece üfleyecek zannediyor. Çok yanılıyor. Kumanda da gördüğü ve display de gördüğü 18 derece ortamı getirmek istediği sıcaklık anlamına geliyor. Örneğin, dışarısı 35 derece diyelim, içerisini 18’e aldığınız zaman, dışarıdan gelen bir insan içeri girdiği zaman bir ferahlık sağlasa da bu tüketiciyi rahatsız ediyor. Hastalıklara çevirebiliyor, üşütebiliyor. Sinüzitleri olanları çok etkiliyor. Mesela, bazı insanlar ‘klimalı odada duramıyorum’ der. Bunların hepsi yanlış kullanımla ilgilidir. İdeal sıcaklık soğutmada bilhassa konfor sıcaklığı 25 derecedir. O bile rahatsız ediyorsa 26-27 dereceye çıkartabiliriz. Doğru kullandığımız zaman klima, çok güzel bir soğutma aracıdır” şeklinde konuştu.

    ‘TASARRUF İÇİN KAPI VE PENCERELERİN KAPALI KALMASI GEREKİYOR’

    Klima kullanımında nasıl tasarruf edileceği yönünde de bilgiler aktaran Bulut, “Pencerelerimizin ve kapılarımızın klimanın bulunduğu ortamda mutlaka kapalı kalması gerekiyor. Klima metrekareye göre seçilir. Yetkili teknisyenler tarafından bir keşif yapılır. Bu keşfe göre klima aldığımız zaman kapalı bir ortamda klimamızı çalıştırdığımız zaman hem elektrik olarak hem cihazı yormadan rahatlıkla çalıştırabiliriz. Bunun içinde yetkili servislerden yardım almak çok önemli. Doğru kişilerle çalışmak çok önemli, müşterilerimizin cihazların arkasında durması gerekiyor” dedi.

    Klima çeşitlerine de değinen Bulut, “Şimdi bu piyasada bizde de dahil, çok sayıda klima modelleri var. Tarz klimalar var, cam seriler var, çeşitli seriler var. Kaset tipi, salon tipi, duvar tipi, split, çeşit çeşit klimalar var. Biz keşfe geldiğimiz zaman zaten müşterinin isteğine göre, bulunduğu ortama göre büyüklüğe göre klimalarımızı kataloglardan gösteriyoruz, öneriyoruz. O tüketiciye kalmış bir durum. Önemli olan metrekareye göre klimanın BTU’sunu normal şekilde oda büyüklüğüne doğru oranda olması” diye konuştu.

    ‘KOKUNUN SEBEBİ BAKTERİ’

    Klimanın nasıl temizleneceği konusunda bilgi veren Bulut, “Klima kullanıcıların sadece klimalarda temizlik yapabileceği tek malzeme filtrelerdir. Bu filtreleri yalnızca çeşmede yıkıyorlar. Çeşme de yıkanan filtreler ay da bir ideal olabiliyor. Ama belirli bir süre sonra filtrelerimiz bakterilerle dolmaya başlıyor ve içeriye ’fin’ dediğimiz bölümlere gitmeye başlıyor. Bakımı yapılmamış klimaların filtreleri oldukça dolu oluyor. Bu filtreleri çeşmede yıkadığımız zaman sadece belirli bir pisliğini alabiliriz. Bu pislikler suyla karıştığı zaman içeride bir kötü koku, bakteri oluşumuna sebep olmaya başlayacak. Aynı zaman da fan dediğimiz bölümden emiş yaptığı için, fan dediğimiz bölümde içeride bulunan bakteriyi olduğu gibi içeriye vermeye başlayacak. Müşterilerimiz 1-2 sene sonra, ‘klimamız koku yaymaya başladı’ diyor. Onun sebebi de içeride bakteri oluşumu. Mutlaka yetkili servisler tarafından klimalarınıza bakım yaptırmanız çok önemlidir. Klimalarımızın bakımını doğru kişilere yaptırırsak, hem enerjiden tasarruf eder hemde cihazlarımızı daha uzun yıllar kullanmış oluruz” şeklinde konuştu.

  • Yaz Hastalıklarına Dikkat

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyhmus Yavuz, yaz hastalıkları konusunda ebeveynleri uyardı.

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyhmus Yavuz, çocuklarda sıklıkla görülen yaz hastalıkları ve alınacak önlemlerle ilgili uyarılarda bulundu. Çocukların temizliğine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Yavuz, çocuklara yedirilen gıdaların temiz olması gerektiğini vurguladı.

    Uzm. Dr. Yavuz, “Yaz aylarında çocuklarda genellikle kusma ve ishal hastalıkları görülür. Bu konuda temizliğe dikkat edilmelidir. Özellikle içilen suyun temiz olmasına ve gıdaların iyice yıkanmasına dikkat edilmelidir. Çocuklara, pişmiş gıdalar yedirmeye özen gösterilmelidir. Maalesef bölgemizde yaz aylarında kusma ve ishal hastalıkları çok görülüyor. Bunların en önemli nedeni de ’rota virüsü’ dediğimiz mikrobunun vermiş olduğu rota ishalleridir. Çocuklarda görülen ishal hastalığının yüzde 60’ı bu virüsten kaynaklanmaktadır. Bu hastalığın tedavisi için henüz tıbbi bir ilaç bulunmadığından kaybedilen sıvıyı serumla karşılıyoruz. Bağırsak iltihaplarında görülen ve dizanteri diye adlandırılan, kanlı, mukuslu ve balgam gibi olanıdır. Dışkı ve yüksek ateşle kendini gösteren bu hastalık mide ve bağırsak bozukluğu ishalleridir. 0-1 yaş aralığı çocukların vücut ağırlıklarının yüzde 70-80’i su olduğundan dolayı sıvı kayıpları çok önemlidir” dedi.