Etiket: Hastalıkların

  • Çocuklara Aşı Yapılması Ölümcü Hastalıkların Önüne Geçiyor

    Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Delibaş, aşılar kullanılmaya başlandığından beri birçok bulaşıcı hastalığın görülme sıklığı ve bu hastalıklardan kaynaklanan ölümler azaldığını, hatta bazı bulaşıcı hastalıkların tarihe karıştığını belirtti.

    Aşıların özellikle çocuklar üzerinde ki olumlu etkilerinden bahseden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Delibaş, aşılamanın bulaşıcı hastalıklara karşı korunmanın en etkili, en güvenilir yöntemlerinden biri olduğunu söyledi. Günümüzde 26 farklı hastalığın aşıyla önlenebildiğine dikkat çeken Dr. Delibaş, “Aşılar dünyanın her yanında, her yıl 3 milyon ölümü önlerken, yılda 50 bin çocuğun da hastalıklar nedeniyle sakat kalmasını engellemektedir. Aşı ile önlenebilen hastalıklar çocukluk dönemindeki hastalıkların önemli bir kısmını oluşturmakta olup çocuk felci, kızamık, hepatit B, difteri, tetanos ve boğmaca bu hastalıklardan sadece birkaçıdır. Bazı hastalıklar ise, yine aşılar sayesinde yeryüzünden tamamen silinmiştir. Nitekim çok tehlikeli bir hastalık olan çiçek hastalığı 1977 yılından itibaren dünyadan yok edilmiştir. Çiçek aşısı 1980 yılından beri uygulanmaktadır. 18. yüzyılda 60 milyon insanın ölümüne sebep olmuş olan çiçek hastalığı, başarılı aşılama programı sayesinde tüm dünyada eradike edilmiş durumdadır. Yapılan tahminlere göre bu sayede 350 milyon yeni çiçek vakasının ve çiçek hastalığına bağlı 40 milyon ölümün önüne geçilmiştir. Çiçek hastalığının yeryüzünden eradikasyonu ile elde edilen başarının ardından artık gözler aşıyla önlenebilir diğer hastalıklara dikilmiştir. Başarı ile yürütülen bağışıklama programları ile aşıyla önlenebilir diğer hastalıklarda da aynı sonuca ulaşabilmesi mümkün olacaktır” dedi.

    “ÇOCUK FELCİNE ARTIK TÜRKİYE’DE RASTLAMIYORUZ”

    Uzm. Dr. Zeynep Delibaş, çocuk felcinin dünyanın büyük bölümünde aşı sayesinde artık görülmediğini örnek vererek, konuşmasının bir bölümünde şunları söyledi:

    “Bir zamanların korkulu rüyası olan ve 1988’de 350 bin çocuğun sakat kalmasına neden olan çocuk felcine ülkemizde artık rastlamıyoruz. Türkiye’deki son çocuk felci olgusu 26 Kasım 1998’de saptanmıştır. Sonunda ülkemiz 21 Haziran 2002’den itibaren Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Çocuk Felcinden Arınmış Ülke” sertifikası almıştır. Bunların yanı sıra, aşılamadaki gelişmeler sonucunda artık ülkemizde difteriye de rastlamıyoruz. Yakın zamanlara dek Anadolu’da salgınlara ve çocuklar arasında büyük kırımlara yol açan, aynı zamanda bir çocuk doktoru olan şair Ceyhun Atuf Kansu’ya “Kızamık Ağıdı” nı yazdıran kızamık hastalığına karşı 2000’li yılların başından beri yoğun bir aşılama kampanyası başlatılmış ve çok olumlu sonuçlar alınmıştır. Bütün bu olumlu gelişmelere karşın, ülkemiz, bulunduğu konumu ve çevremizdeki savaşlar nedeniyle artan insan hareketlerinden dolayı hastalıkların taşınması açısından risk altındadır. Bu nedenle, özellikle kızamık, çocuk felci, hatta difteri açısından riskli bir ülke konumuna gelmiş bulunuyoruz. Doğru aşılama kampanyaları ile 2014’ün başından itibaren vaka sayıları oldukça azalmış olup, 2014’te kızamık vaka sayısı 530 vakayla sınırlı kalmıştır. 2014’ün son üç aylık döneminde ise kızamık vakası bildirilmemiştir. Aşılamanın bilimsel olarak kanıtlanmış faydalarına karşın, maalesef günümüzde hala çocuklarını aşılatmayan ve onları aşı muafiyet formları doldurarak koruduğunu düşünen ebeveynler ve bunu destekleyen hekimler de mevcuttur.”

    “YAPILAN ÇALIŞMALARDA AŞILARIN OTİZMLE İLGİSİNİN OLMADIĞI GÖRÜLÜYOR”

    Toplumda bazı kesimlerin aşıların otizme yol açabileceğini düşündüğünden aşılanmaya karşı olduklarını belirten Dr. Zeynep Delibaş, “Maalesef bu karşıtlık bazı hekimler tarafından da desteklenmektedir. Bundan dolayı da bir kısım aileler aşıdan kaçmaktadırlar. Oysa yapılan tüm çalışmalar aşılarla otizmin bir ilgisinin olmadığını göstermektedir. Öte yandan ülkemizde bazı aileler, aşı yapılmamasına rağmen hasta olmayan çocukları gördükleri için ve son dönemde yurt dışında da aşı karşıtı bazı kampanyaların gündeme gelmesi nedeniyle cesaretlenerek çocuklarını aşılatmaktan kaçınmaktadır. Bu yolda biz hekimlere düşen görev, aileleri bilinçlendirmek ve aşılamanın faydalarını en güzel ve etkili şekilde onlara aktarmaktır. Biz çocuk hekimleri olarak Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği aşı takvimini destekliyor ve bu takvime yeni aşıların girmesini de arzu ediyor ve destekliyoruz” diye konuştu.

  • Baş Dönmesi Ciddi Hastalıkların Belirtisi Olabilir

    Özel Konya Hospital doktorlarından Nöroloji Uzmanı Öner Yalın, baş dönmelerinin toplumumuzda sık karşılaşılan bir rahatsızlık olduğunu belirterek, “Baş dönmesine, beyinden kaynaklanan ciddi hastalıklar ya da beyincikte tümör sebebiyet verebilir” dedi.

    Nöroloji Uzmanı Dr. Öner Yalın, baş dönmelerinin toplumumuzda sık karşılaşılan bir rahatsızlık olduğunu ve halk arasında baş dönmelerinin vertigo diye bilindiğini, aslında vertigonun bir hastalık olmadığını söyledi. Vertigo’nun ya da baş dönmelerinin mevcut hastalıkların, dışa yansımasından kaynaklanan bir semptom olduğunu ve bunun bir çok sebebi olabileceğini ifade eden Dr. Yalın, şöyle konuştu:

    “Baş dönmesi sistemik hastalıklardan kaynaklanabileceği gibi iç kulaktan ya da beyinden de kaynaklanabilir. Anemi, kolesterol yüksekliği, tiroit fonksiyonlarındaki bozukluk, b12 vitamin eksikliği, tansiyonlardaki düşüklük ya da yükseklik vertigo ya da baş dönmesi yapabileceği gibi iç kulaktaki bazı rahatsızlıklar da beyindeki bazı rahatsızlıklar da baş dönmesi yapabilir. İç kulağın orta kulak iltihaplanması, iç kulakta vestibüler nürit dediğimiz iltihaplanma miniere hastalığı, iç kulaktaki suyun fazla olması, hidrops olması, benign pozisyonel vertigo dediğimiz rahatsızlıklar baş dönmesi yapabilir.”

    “BEYİNDEN KAYNAKLANAN CİDDİ HASTALIKLAR BAŞ DÖNMELERİNİN SEBEBİ OLABİLİR”

    Dr. Yalın, beyinden kaynaklanan ciddi hastalıkların, beyin ya da beyincikteki tümörlerin, artrio venöz malformasyonların, migrenin baş dönmesiyle ilişkili olabileceğini ifade etti. Epileptik sara hastalarının da yine baş dönmesiyle ilişkili olabileceğini anlatan Nöroloji Uzmanı Yalın, sözlerini şöyle tamamladı: “Baş dönmesi olan hastalarımızda çok hafif semptom dışında yataktan kalkamayacak kadar çok şiddetli semptom olabilir. Baş dönmesi olan hastalarımızın mutlaka bir KBB doktoru ya da Nöroloji doktoruyla görüşmesi ve baş dönmesine neden olabilecek hastalığın teşhisinin yapılması gerekmektedir. Tedavi bu teşhisin sonucuna göre yapılacaktır. Teşhis konulmayan hastalarımız iç hastalıklarıyla fizik tedavi doktoruyla ya da psikiyatri hastalarıyla görüşülebilir.”

  • Çocuklarda Göğüs Ağrısı, Ciddi Hastalıkların Sinyali Olabilir

    Medicana Çamlıca Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Tevfik Demir, çocuklarda göğüs ağrısının, başta kalp hastalıkları olmak üzere ciddi bir hastalığın belirtisi olabileceğini söyledi.

    Devam eden şikayetler olduğunda uzmana gösterilmenin yararlı olacağını belirten Demir, “Çocuklarda göğüs ağrısı nadiren ciddi bir sistemik hastalık ve kalp hastalığını gösterir. Kız ve erkeklerde eşit oranda olmak üzere, 13 yaşları civarında özellikle sık görülüyor. Sıklıkla neden bulunamasa da (yüzde 85’e varan oranlarda) genellikle göğüs kafesi kemikleri, göğüs kafesi kaslarında gerilme ve travma sonrası, akciğer problemleri sonrası rastlanıyor. Her zaman için kalp kaynaklı nedenlerin nadir (yüzde 4) ama ciddi olduğu ayrıca 12 yaşından sonra da psikolojik nedenlerden kaynaklanabileceği unutulmamalıdır’’ dedi.

    Demir, kalp dışı nedenleri şöyle sıraladı:

    “Göğüs kafesi problemler (iltihabi ve yapısal bozuklukları)

    Göğüs kafesi travmaları

    Öksürüğe bağlı kas yorulması

    Solunum yolu hastalıkları (egsersize bağlı astım, zatüre, akciğer etrafında su toplanması, akciğerden hava kaçağı, grip sonrası vb.)

    Sindirim sistemi hastalıkları (reflü, ülser, yemek borusu ve mide iltihabi hastalıkları, fıtık, safra kesesi iltihabi hastalıkları)

    Psikolojik

    Diğer (meme ağrıları, zona hastalığı)”.

    Demir, kalp kaynaklı nedenleri şöyle sıraladı:

    “Yapısal kalp hastalıkları (kapak darlıkları, kalp kası kalınlaşması)

    Mitral kapak prolapsusu (yaylanması)

    Koroner arter hastalıkları

    Uyuşturucu bağımlılığı

    Aorta’nın anevrizması (Marfan hastalığı vb.)

    Kalp ameliyatı sonrası

    Kalp zarı iltihabi hastalıkları

    Kalp kası iltihabi hastalıkları

    Ritim bozuklukları”.

    Demir, şu tavsiyelerde bulundu: “Diğer taraftan, kalp kaynaklı ağrıların egzersiz, soğukta kalma, stres ve çok yemek yeme sonrası oluşabileceği de akılda tutulmalıdır. Birkaç saniye ile birkaç dakika süren ağrılar genellikle bir hastalığı düşündürmez. Yine küçük çocukların ağrı diye ifade ettikleri şikayetin ağrı olmadığı düşünülerek, anneler tarafından durum dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, çocuklarda göğüs ağrıları nadiren ciddi hastalıkları düşündürür. Devam eden şikayetler olduğunda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır”.

  • 5 Yıldır Çadırda Yaşayan Aile Hastalıkların Pençesinde

    Van’da 2011 yılında yaşanan depremde kiracı olarak oturduğu evin yıkılması sonucu 5 yıldır çadırda yaşam mücadelesi veren 6 nüfuslu Güler ailesi, şimdilerde ise çeşitli hastalıklarla mücadele ediyor.

    Van’ın İpekyolu ilçesine bağlı Halilağa Mahallesi’nde 20 yıldır oturduğu evin depremde yıkılması sonrası 6 nüfusuyla birlikte çadırda yaşamını ikamet ettirmeye çalışan Aziz Güler (65) yardım eli bekliyor. Depremin meydana gelmesiyle birlikte 5 yıldır çadırda kalan ve siyasiler başta olmak üzere kimsenin el uzatmamasından dert yanan Güler, kalp hastalığının yanında şeker ve kanserle de mücadele etmeye çalışıyor. Yıllarca bekçilik yaparak geçimini sağlayan Güler, kalp ameliyatı olduktan sonra 5 yıldır sağlıksız ortamlarda yaz kış demeden çocuklarıyla birlikte yaşıyor. 4 öğrencisi olan aile maddi imkansızlıklardan dolayı çocuklarının iyi eğitim alamamasından şikayetçi. 2 çocuğu lisede okurken, büyük kızı da üniversiteye giden Güler ailesi şimdi de hastalıkların pençesinde. Kalp ameliyatı olduktan sonra çalışamadığını, kolu kanadının kırıldığını anlatan Güler, “Haber yapmanıza rağmen bizi çok ziyaret eden oldu. Ama bize bir yardım eli uzatan olmadı. Her geçen gün durumumuz giderek kötüleşiyor. Ben kalp hastasıyım, daha önce kalp ameliyatı oldum. Kulaklarım depremden sonra duymaz oldu. Bu sağlıksız koşullar yüzünden şimdi de şeker ve kanser hastalığına yakalandım. Çocuklarımın hastalanmasından korkuyorum. Şuan ailemle perişan bir haldeyim. Ben devletimizden bize sahip çıkmasını bekliyorum. Yardımsever insanlarımızın bize de bir el atmalarını bekliyorum. 5 yıl boyunca kar kış demeden gece gündüz bu çadırın içerisinde yaşıyoruz” dedi.

    Güler ailesinin evli olan kızı Ayşe Sulhan ise ailesinin 5 yıldan beri bu çadırda yaşadığını belirterek, “Siyasiler başta olmak üzere hiçbir şekilde bu aileye bir yardım yapılmadı. Kömürleri olmamasına rağmen hala kömür verilmiyor. Babam kalp hastası, şeker hastası hiçbir şekilde kendisini iyi hissetmiyor. Bu çadırda havasızlıktan rutubetten dolayı hasta oluyor. Bir sağlık güvencemiz yok. Biz artık devletin bize el uzatmasını istiyoruz. Babam çok hasta, şimdi de kanser çıktı. Bize artık bir yardım eli uzatın hiç olmazsa bu aileye bir ev tahsis edilsin. Bu aileyi de mağdurluktan kurtarın” dedi.

    Banyo ve tuvaletin olmadığı yerde, anne tüm bulaşıkları çetin kış koşulları altında dışarıda yıkamak zorunda kalırken, çadır içerisinde orta yerde duran mutfak tüpü ve elektrikli soba ise facialara davetiye çıkarıyor. Baba Aziz Güler ise tüm zorluklara rağmen çadırı kar suları ile soğuklara karşı korumaya çalışıyor.