Etiket: Hastalıkları

  • Uzmanı Dr. Sennaroğlu:” İyot eksikliği hastalıkları sadece guatr ile kısıtlı değil”

    Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Engin Sennaroğlu:“İyot eksikliği hastalıkları sadece guatr ile kısıtlı değildir” dedi.

    Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Engin Sennaroğlu, iyot yetersizliği hastalıklarının önlenmesi konusunda bir açıklama yaptı. İyotun, tiroid hormonlarının üretimi için gerekli olan bir eleman olduğunu söyleyen Sennaroğlu, bu elemanın hemen hemen tümünün vücudumuza oral yoldan alındığını belirtti.

    Gebe olmayan ve süt vermeyen yetişkinlerin günde 150 mikrogram kadar iyot alması gerektiğine dikkat çeken Dr. Sennaroğlu, gebelerde ve süt veren annelerde bu rakamın 250 mikrogram olduğunu kaydetti.“Bu miktarlarda iyot alınmadığında bireyler özellikle fetüs, yenidoğan ve çocuklar iyot eksikliği hastalıkları için risk altındadır. Fetüste düşük, ölü doğum,nörolojik kretinizm, miksödem kretinizm, psikomotor defektler; yenidoğanda neonatal hipotiroidizm; çocuklarda; ental ve fiziksel gelişme geriliği; tüm yaşlarda, guatr, hipotiroidizm, bozulmuş mental fonksiyonlar olabilir.” diyen Sennaroğlu, dolayısıyla iyot eksikliğinin sadece guatr ile kısıtlı olmadığını, çok çeşitli ve birtakım geri dönüşü olmayan nörolojik bozukluklar da dahil olmak üzere pek çok hastalığa sebep olabileceğini belirtti.

    Gebelikte yeterli iyot alınması gerekir

    İyot eksikliği için en kritik dönemin beyin gelişiminin büyük oranda tamamlandığı 3. trimesterle 3 yaş aralığı olduğunu ifade eden Engin Sennaroğlu, eksikliğin gebelik süreci tiroid fonksiyonlarında fizyolojik değişikliklere neden olduğunu söyledi. Gebelikte tiroid hormonu ve iyot metabolizması ile ilgili değişikliklerin iyi bilinmesi gerektiğini vurgulayan Sennaroğlu, “Gebelikte tiroid hormon sentezi artar, artmış olan hormon sentezi için yeterli iyot alınması gerekir.” dedi.

    Toprağın iyot miktarı önemli!

    Dr. Engin Sennaroğlu, Unicef’in 2008 yılındaki raporuna göre evlerdeki iyotlu tuz tüketimi 1/5 iken günümüzdeki iyotlu tuz tüketiminin önemli oranda arttığını belirtti ve iyotlu tuz tüketimi için belirlenen hedefin yüzde 95 olduğunu söyledi. Sennaroğlu, “İyot deniz ürünlerinde, peynir ve yoğurt gibi süt ürünlerinde, yumurta ve sebzelerde yüksek oranda bulunur.Fakat bitkisel ve hayvansal gıdaların iyot içeriğinin; yetiştikleri topraktaki iyot miktarı ile orantılı olduğu da biliniyor. Dolayısıyla iyot gereksinimini karşılamak amacıyla iyotlu tuz kullanmak gerekir.” diye konuştu.

  • 19 Mayıs Dünya İnflamatuvar Bağırsak Hastalıkları Günü

    Günlük yaşantıyı derinden etkileyen, Türkiye’de yaklaşık 60 bin kişide var olduğu tahmin edilen inflamatuvar bağırsak hastalıklarına ve bu hastalıkların sosyal yaşama engel olduğuna dikkat çekmek amacıyla, 19 Mayıs “Dünya İnflamatuvar Bağırsak Hastalıkları (İBH) Günü” olarak kabul ediliyor.

    Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) Toplumsal Farkındalık Projeleri kapsamında, “Farkında Ol, Geç Kalma!” sloganı ile yapılan “Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme Programı”nın İzmir ayağında ise Dünya İnflamatuvar Bağırsak Hastalıkları (İBH) Günü nedeniyle bu hastalıklarla ilgili Halk Toplantısı da gerçekleştirildi. Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından, Abbott’un koşulsuz desteği ile düzenlenen “Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme Programı”nda, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yapılan halk bilgilendirme toplantıları ile sindirim sistemi hastalıklarının toplumdaki farkındalık seviyesini yükseltilmesi ve kamuoyunun dikkatinin çekilmesi hedefleniyor.

    Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hale Akpınar, sindirim sistemi veya bağırsak duvarının kronik iltihabı ve kalınlaşması sonucu oluşan inflamatuvar bağırsak hastalıklarının, yaygın olarak 20li ve 30lu yaşlarda görüldüğünü belirterek, “Herhangi bir bulaşıcı mikrop olmadan bağırsakların iltihaplanmasıyla meydana gelen bu hastalık, birbirine benzer bir grup hastalığı içermektedir. Bağışıklık, kalıtımsal ve çeşitli çevresel faktörlerin etkisiyle oluşan Crohn hastalığı ve ülseratif kolit bu hastalıkların başlıcalarıdır. Hastalıkların başlama yaşı 15-25 arasıdır; ancak, tüm yaş gruplarında da görülebilmektedir. Tüm toplumlarda ortalama binde bir olarak görülen hastalığın, kadınlarda görülme olasılığı erkeklere göre biraz daha fazladır. Ülseratif kolit (ÜK) ve Crohn hastalığı (CH), oldukça nadir görülen hastalıklardır ve diğer pek çok hastalıkla karıştırılabildiği için yıllarca gizli kalabilen hastalıklar arasındadır. Sindirim kanalının çeşitli yerlerinde inflamasyon ve ülserasyonun oluşmasına sebep olan kronik rahatsızlıklardır. Bu inflamasyon, inatçı ve sık ishale (genellikle kan lekeli ve acil dışkılama ihtiyacı ile görülen), karın ağrısına, ateşe, yorgunluk ve kilo kaybına sebep olmaktadır. Yapılan araştırmalara göre hastalığın en fazla görüldüğü Kuzey Avrupa’da her 1000 kişiden 5’inin Ülseratif Kolit, 3’ünün ise Crohn hastası olduğu görülüyor. Türkiye’de yaklaşık olarak 60.000 inflamatuvar bağırsak hastası bulunduğu tahmin ediliyor” dedi.

    İnflamatuvar Bağırsak Hastalıkları bulaşıcı değil

    İnflamatuvar bağırsak hastalıklarının dünyanın genellikle sanayileşmiş bölgelerinde görüldüğünü belirten Prof. Dr. Akpınar, “Görülme sıklığı, güneye kıyasla kuzey enlemlerde ve kırsala oranla şehirlerde daha yüksektir. Bazı nüfuslarda görülme sıklığı daha düşük de olsa, her ırktan insanı etkileyebilir. Gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere taşınan insanlar bir süre sonra İBH geliştirmede nüfusun geri kalanı ile aynı riski taşırlar. İnflamatuvar bağırsak hastalıkları bulaşıcı değildir. Hasta, hastalığını çevresindeki insanlara bulaştırmaz. İnflamatuvar bağırsak hastalıkları, ülseratif kolit ve crohn hastalıklarının ardında, gıda içerisinde alınan çeşitli maddeler, bakteri, bakteri toksinleri, virüsler, stres ve sigaranın bunlara katkıda bulunduğuna inanılma fakat tek bir sebep gösterilememektedir. Mevcut birçok teoriye rağmen, nedenleri ve vücutta sebep oldukları değişiklikler çok az bilinmektedir. Fakat etken ne olursa olsun, bağırsak mukozasında iltihap hücreleri artar, inflamasyon ve ülserler gelişir” dedi.

    Sosyal hayat, alışkanlıklar ve hobilerin insan yaşamımın önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Akpınar, “Gerek Crohn hastalığı gerekse ülseratif kolitli çoğu hasta zaman içinde sosyal hayat ve alışkanlıklarını hastalıklarına ve tedavilerine uyumlu şekilde düzenlemektedir. Ancak hastalıkların alevlenme dönemlerinde ve tanıdan sonraki ilk dönemlerde bu hastalıklar hastaların ve hasta ailelerin sosyal hayatlarını negatif yönde etkileyebilmektedir. Stres ve üzüntü kronik hastalıkların getirdiği bir duygu durum bozukluğu olsa da bu durumlar hastalığın alevlenmesine de katkıda bulunabilmektedir. Doğru bir tedavi yaklaşımı ile hastaların herhangi bir sosyal faaliyet veya alışkanlıktan vazgeçmesi gerekmeyecektir. İBH olan kişiler genellikle olması gerekenden daha düşük kilolarda olsalar da her iki hastalık için ideal kilo ölçülerini korumak, düzenli egzersizler yapmak kişinin iyilik haline olumlu yönden katkı sağlayacaktır” dedi.

    Dokuz Eylül Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Göksel Bengi ise hastalıklarla ilişkin şu bilgileri paylaştı:

    “Alevlenmeler arasında kendini iyi hisseden ve semptomları ortadan kalkan kişiler, doktorlarının önerdiği idame tedavisini uygulamayı ve kontroller için gastroenteroloji kliniklerine gitmeyi ihmal etmekte, tedavilerini kendi kendilerine kesmektedir. Yeni bulgular, hastaların doktorlarının tavsiye ettiği şekilde tedavilerine devam etmelerinin, uzun süreli faydalarının olduğunu ve kolon ve/veya rektum kanseri geliştirme risklerini azalttığını göstermektedir. İBH olan kişiler, gastroenteroloji uzmanları tarafından takip edilmelidir. İnflamatuvar bağırsak hastalıklarında tedavi genellikle uzun sürelidir. Sadece rektum denilen kalın barsağın son kısmı ile sınırlı tutulumu olan ülseratif kolit hastalarında, hafif semptomları olan Crohn hastalarında veya cerrahi girişimler sonrası yakınması olmayan bazı hastalarda tedavi gereksinimi olmayan dönemler olabilir. Bunun dışında kalan hastaların çoğunda tedavi ömür boyu gereklidir. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığında hastanın yaşı, hastalığın şiddeti, hastalığın sindirim sistemi içindeki yaygınlığı, sindirim sistemi dışı belirtilerin varlığı gibi pek çok faktör tedavi kararını etkilemektedir. Bu nedenle tedavi şekilleri hastalar arasında bireysel farklılık göstermektedir. İBH tedavilerindeki amaçlar, hastalık alevlenmelerini kontrol etmek, iyilik halini korumak ve hastalıklar seyrinde oluşabilecek komplikasyonları engellemektir.”

    Modern tanı ve tedavi yöntemleri arasında önemli bir yer tutan endoskopik girişimlerin; yemek borusu, mide ve oniki parmak bağırsağının rahatsızlıklarında, nedenin ortaya çıkarılması amacıyla yapılan oldukça etkin ve güvenilir yöntemler olduğunu belirten Prof. Dr. Hale Akpınar şöyle devam etti:

    “Bu işlem, hekimin doğru teşhis koymasını ve sağlık sorununun tedavisinin planlanmasını sağlamaktadır. Endoskopinin başarısı ve hastanın endoskopiden rahatsızlık duymaması; Kimin yaptığına, nerede yapıldığına, nasıl yapıldığına ve deneyimli bir yardımcı ekibinin olup olmamasına göre değişir. Endoskopiyi bu konuda eğitim görmüş olanlar yapmalıdır. Gastroenteroloji uzmanları 3 yıl boyunca endoskopi eğitimi görürler ve bu alanda en iyi eğitilmiş hekimlerdir. Türk Gastroenteroloji Derneği’nin toplam 768 üyesi vardır. Bu kadar az sayıda Gastroenteroloji uzmanının 78.750.000 kişilik ülke nüfusumuzun Gastroenterolojik sorunlarını ve endoskopi ihtiyaçlarını karşılayamayacağı açıktır. Bu nedenle daha gerçekçi planlamalar yapılması gerekmektedir. Bu planlamalar yapılırken ihtiyacı olan her hastanın bu işlemlere erişim hakkı ile yapılan işlem kalitesi arasında bir denge olması da şarttır.”

  • Meslek Hastalıkları Hastanesi yıllardır işçilere hizmet veriyor

    İstanbul Anadolu Güney Kamu Hastaneleri Birliği, İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada bünyesinde bulunan Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin uzun yıllardır işçinin ve işyerlerinin, meslek hastalıklarının ve iş kazalarının yıkıcı zararından korunması için destek sağladığına dikkat çekti.

    İstanbul Anadolu Güney Kamu Hastaneleri Birliği 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası nedeniyle bir açıklama yaparak, hastanenin işçilere nasıl ve hangi koşullarda hizmet verdiği ile ilgili bilgi verdi. İstanbul Anadolu Güney Kamu Hastaneleri’ne bağlı Meslek Hastalıkları Hastanesi, işçilerin ve işyerlerinin meslek hastalıkları ile iş kazalarının zararlarından korunması için çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nda yapılan açıklamada, verimliliğin sadece üretimi arttırmak olmadığı, maliyetin sadece ham madde ya da işçilik olmadığı, üreten insanın zarar görmesi durumunda üretimin toplumsal kalkınmayı etkilemeyeceği hatırlatıldı. Ayrıca, birliğin bünyesinde bulunan Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin 1978 yılından bu yana işçinin ve işyerlerinin, meslek hastalıklarının ve iş kazalarının yıkıcı zararından korunması için destek sağladığı bildirildi.

    Açıklamada meslek hastalıklarının yıkıcı zararlarına da yer verilerek, “Meslek Hastalıkları Hastanesi ekibi olarak yüzlerce çevresel ve mesleki toksik maddenin insan organizmasında oluşturduğu etkiyi değerlendirebilecek, meslek hastalıklarını erken tanılayabilecek olanaklarımızı, deneyim ve bilgimizi işverenlerimiz, çalışanlarımız ve halkımızla paylaşıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    Meslek hastalıklarının çoğunlukla etkenleri bilinen ve bu nedenle korunma önlemlerinin başarılı olduğu ifade edilen açıklamada, Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin bilgi, olanak ve deneyimlerinden faydalanmak isteyen işverenlerin çözüm ortağı olmaya devam edeceği vurgulandı. İşverenlere çağrıda bulunan birlik, iş yerlerinde kontrol etmekte zorlanılan bir sağlık risk etmeni söz konusuysa, çalışanların sağlık izleminde, kimyasal maddelerin olası zararlarının değerlendirilmesinde, yüksekte çalışma, ince el becerileri gerektiren iş, araç sürücüleri gibi başkaları için de tehlikeli iş tanımlarında çalıştırılacak personelin yeteneklerinin değerlendirilmesinde, çalışanların yaşıtlarından daha fazla ağrısı olması ve hareket kısıtlılığı gibi durumlarda İstanbul Anadolu Güney Kamu Hastaneleri Birliğine bağlı Meslek Hastalıkları Hastanesinde mesleki muayene olabileceklerini ifade edildi.

  • Aydın’da ‘İç Hastalıkları Günleri’ gerçekleştirildi

    Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “Aydın İç Hastalıkları Günleri” sempozyumu Didim ilçesinde gerçekleştirildi.

    Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından organize edilen “2. Aydın İç Hastalıkları Günleri” adlı sempozyum 14-16 Nisan 2017 tarihleri arasında Didim’de gerçekleştirildi. Çeşitli üniversitelerden konularında uzman konuşmacıların katılımıyla güncel ve temel bilgilerin aktarıldığı sempozyum, yaklaşık 150 kişinin katılımıyla gerçekleşti. Sempozyumda 15’i sözel olmak üzere, toplam 45 bildiri sunuldu.

    İki gün süren sempozyumda bilimsel sunumlar aracılığı ile temel bilgilerin en iyi şekilde anlaşılması sağlanırken, bir taraftan da son gelişmelerin klinik kullanımı ile ilgili bilgi ve becerilerin aktarılması amaçlandı.

  • TGD, ’Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme Programı’na başlıyor

    Türk Gastroenteroloji Derneğinin (TGD) ’Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme Programı’ ilk toplantısı 28 Mart’ta Edirne’de yapılacak.

    TGD tarafından, Abbott firması desteği ile ’Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme Programı’ adıyla Türkiye’nin farklı şehirlerinde yapılacak ’Halk Bilgilendirme Toplantıları’ ile sindirim sistemi hastalıklarının toplumdaki farkındalık seviyesini yükseltme ve kamuoyunun dikkatinin çekilmesi hedefliyle düzenlenen ilk toplantı Edirne’de 28 Mart’ta yapılacak. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, proje ile halk toplantılarının gerçekleşeceği iller başta olmak üzere daha bilinçli bir toplum oluşturulmasına katkı sunmayı hedeflediklerini belirtti.

    Prof. Dr. Bor, “Proje ile kolon kanseri, reflü, irritabl bağırsak sendromu, ülser, dispepsi, ülseratif kolit, pankreas kanseri ve diğer sindirim sistemi hastalıkları konusunda toplumda farkındalık oluşturulması, potansiyel ve mevcut hastaların hastalıklar konusunda yeterli bilgi seviyesine ulaşmasının sağlanması, hastalıklarda erken teşhisin öneminin vurgulanması, hasta yakınlarının da hastalık süreçlerine dair bilgilendirilmesi ve daha bilinçli olmalarının sağlanmasını istemekteyiz” dedi.

    Edirne’de kolon kanserine dikkat çekilecek

    Sindirim sistemi hastaları, hasta yakınları, halk ve bu hastalıkları takip-tedavi eden hekimlerin katılacağı ’Halk Toplantıları’na Edirne’den başlayacaklarını ifade eden Prof. Dr. Bor, şöyle konuştu: “Dernek olarak misyonumuz, halkımızın sağlıklı bir sindirim sistemi için neler yapılması gerektiği ayrıca sindirim sistemi hastalıklarında tanı ve tedavi konusunda yol göstermek ve bu konularda en yetkili bilim insanlarımızın bilgilerini paylaşmalarını sağlamak. Halk sağlığı açısından bakıldığında hastalıklarla mücadelenin öneminde öne çıkan faktörler; hastalığın sıklığı ve yaşamsal tehlikesi oluşturup oluşturamadığıdır. Hastaları doğru bilgilendirmek ve aynı hastalığa yakalananların iletişim kurmasını sağlamak da görevlerimiz arasındadır. Bu amaçlar doğrultusunda yapacağımız etkinliklerin ilk durağı Edirne olacak. Mart, Kolon kanseri farkındalık ayıdır. Bu sebeple ilk toplantının ana başlığını ’Kolon Kanseri’ olarak belirledik. Kolon kanseri bugün önlenebilir tek kanser olarak bilinmektedir. Halka yönelik gerçekleştirilecek olan program kapsamında, Edirne Halk Eğitim Merkezi bahçesine kurulacak dev kalın bağırsak maketi ile de kolon kanseri hakkında ziyaretçilerin bilgilendirilmesini amaçlamaktayız. Maketin içerisinde bağırsağın yapısı, kolon kanseri ve bağırsak hastalıkları ile ilgili bilgiler içeren panolar yer alacak. Sindirim sistemi hastalıklarıyla ilgili bir anket çalışması da yapacağız”.

    Edirne’den sonra toplantı yapacakları şehirler hakkında bilgi veren Prof. Dr. Bor, “Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme Programı ile bu sene içerisinde Şanlıurfa, İzmir, Sivas, Eskişehir, Trabzon, Konya ve Erzurum illerinde, farklı konu başlıklarında yapılacak toplantılarla halkımız, sağlıklı bir yaşam ve gelecek için bilgilendirilmeye devam edilecek” diye konuştu.