Etiket: Hastalıkları

  • Kanserin İsmi Yetiyor, Daha Ölümcül Kalp Ve Damar Hastalıkları Korkutmuyor”

    Kalp damar hastalıklarından ölümler, tüm kanser türlerinden ölümlerden fazla olmasına rağmen, insanlar kanserin adını duyunca daha çok korkuyor.

    Op. Dr. Tamer Bakalım, “Kanser korkutucu bir hastalık ama kalp damar hastalıkları daha ölümcül ve daha kötü seyreden bir hastalık gurubudur. Ama insanlar kanser dediğiniz zaman korkuyor, kalp dediğiniz zaman o kadar korkmuyor. Obezite ve diyabetin artması hastalığın ilerlemesine neden oluyor” dedi.

    Op. Dr. Bakalım, kalp hastalıklarının dünyada ve Türkiye’de ölüm sebeplerinden birinci sırada yer aldığını kaydetti.

    Türkiye’de riskin daha da arttığını dile getiren Memorial Antalya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Op.Dr. Bakalım, “Çünkü kalp damar hastalıklarının en büyük sebebi damar sertliğidir. Damar sertliğini oluşturan bir takım ana sebepler var bunların başında sigara tüketimi geliyor. Bunun dışında şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği gibi ana faktörler maalesef bizim bölgemizde de ciddi oranda gözüküyor. İkincil faktörlerden diyet alışkanlıkları, egzersiz eksikliği gibi durumlar damar sertliğinde etkili oluyor” diye konuştu.

    “KANSER KORKUTUYOR,KALP KORKUTMUYOR”

    Kalp damar hastalıklarından ölümlerin tüm kanser türlerinden daha fazla olduğunu aktaran Op.Dr. Bakalım, “Bu istatistiki veri olarak tüm dünyada böyle. Kanser korkutucu bir hastalık ama kalp damar hastalıkları daha ölümcül ve daha kötü seyreden bir hastalık gurubudur. Ama insanlar kanser dediğiniz zaman korkuyor, kalp dediğiniz zaman o kadar korkmuyor. Bütün kanserlerin hepsinden daha etkili bir hastalık. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde maalesef artan bir hastalık. Gelişmişlikle birlikte obezitenin ve diyabetin artması hastalığın ilerlemesine neden oluyor” ifadelerine yer verdi.

    “DAMAR SERTLİĞİ İLERLEYİCİ BİR HASTALIK”

    Kalp krizi birincide de beşincide de ölümcül olabildiğinin altını çizen Op.Dr. Bakalım, “Hangi damarın tıkandığı ve daha çok etkilendiği bizim için daha önemli. Damar sertliği ilerleyici bir hastalık. Kalp damarlarınızda bir problem olduğunda ve bu kalbinize gittiğinde birinciyi atlatsanız bile ikinci ve üçüncüyle karşılaşma ihtimaliniz kalp krizi sonucu kalp yetmezliğine yakalanma ihtimaliniz, kalbin kapakçığı ve diğer bir takım yapılarında da sorunlar yaşama ihtimaliniz yüksek. O yüzden kalp krizini geçirmiş olmanız işin bittiği yani bir daha karşılaşmayacağınız anlamına gelmez. Örneğin bypass oldunuz, ‘Rahatladım oh tamam her şey düzeldi bundan sonra işim rahat deme’ şansına sahip olmuyorsunuz” dedi.

    “KALP DAMARLARINDA SORUN VARSA BUNDAN KURTULMA ŞANSINIZ YOK”

    Damar sertliğinin ilerleyici bir hastalık olduğunun altını çizen Op.Dr. Bakalım,“Var olan rahatsızlığınızın çözülmüş olması ilerde tekrar size sorun yaratabileceği anlamına gelir. Yani kanser hastalarının bir çoğunda erken tespit ettiğinizde yani ciddi sonuçlar elde etme, kanserle karşılaşmama gibi ihtimalleriniz var. Ama damar sertliğinde kalp damarlarında problem varsa bundan kurtulma şansınız bir daha yok” dedi.

    “DAMAR SERTLİĞİNİN İLERLEMESİ ÖNLENEBİLİR”

    ‘Kalp damar hastalıklarında birincil tedavi damar sertliğinin önlenmesi olduğunu vurgulayan Op.Dr. Bakalım, “Damar sertliğinin ilerlemesi var olan hastalığın artarak diğer damarlarda da görülebilecek bir hastalık haline getirebilir. Damar sertliğinin önlenmesinde mutlaka yapılacaklardan bir tanesi temel faktörlerin ortadan kaldırılabilmesidir. Tek ortadan kaldırılan faktör sigara kullanımı. Tütün kullanımını engellediğiniz zaman bir faktörü tamamen ortadan kaldırmış oluyorsunuz. Diğer faktörlerin bir kısmı kısmen engellenebiliyor, bir kısmı da engellenemiyor. Ciddi bir genetik yatkınlığınız varsa bunu ne yaparsanız yapın değiştirme hakkına sahip değilsiniz. Ama şeker hastalığının kontrolü, tansiyon hastalığının kontrolü, yeme ve içme alışkanlıklarının değişmesi yaşantımıza egzersizlerin getirilmesi gibi bir takım tedavi yöntemlerinin bir arada uygulanmasıyla damar sertliğinin ilerleyişi durdurabiliyor” diye konuştu.

    “BALON VE STENT TEDAVİSİ”

    Damar sertliğine bağlı daralma ve tıkanıkların giderilmesinde uygulanan tedavilerden bahseden Op.Dr. Bakalım, “ Damardaki darlığın açılmasını anjiyografik yöntemlerle bölgeye oraya balon ve stent uygulanması yöntemleri ile çözüyoruz. Yüz güldürücü sonuçlar var. Eğer bunlarla bir yol elde edilemiyorsa diğer yöntemde bypass cerrahisi. Çok uzun zamandan beri uygulanan yöntemler, bunları artık daha küçük kesilerle de yapmaya başladık. Ama her hastaya uygulanabilir yöntemler değil. Uygun vakalarda uygun hastalarda da küçük kesilerle bypass yapılabiliyor. Ama hiçbiri yapılamıyorsa tıbbi tedavi mutlaka temeli oluşturuyor” şeklinde konuştu.

    “KALP KAPAĞI TAMİR EDİLMELİDİR”

    Kalp kapağı hastalıkları hakkında da bilgiler veren Op.Dr. Bakalım, “Eskiden ülkemizde romatizmal kalp hastalıklarını çok daha fazla görürken, artık nüfusun yaşlanmasıyla birlikte kapağın yaşa bağlı bozulmasıyla meydana gelen kapak hastalıklarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Kalp kapak hastalıklarında temel tedavi ya kapağın değiştirilmesi, ya da mümkünse kapağın tamiridir. Son 10-15 yıldır tüm cerrahi toplantılarında önerilen kalp kapağının eğer tamir edilebiliyorsa tamir edilmesidir. Çünkü; kendi dokusunun hastada kalması her zaman çok daha doğru bir seçenek. Ama doğru bir tamir hastanın uzun süre sorunsuz yaşayabilmesini sağlayabilecek bir doğru tamiri yapabiliyorsanız bunu yapmak lazımdır” dedi.

    “KAPAK DEĞİŞTİRMEDE, KÜÇÜK KESİ VE ROBOTİK CERRAHİ”

    Op.Dr. Bakalım şöyle devam etti: “ Kapak değiştirmek de çok eskiden beri yaptığımız bir yöntemdir. Takılan kapaklarla ilgili bir takım ilaçlar kullanılması ve bir takım sorunlar yaşadığımız için kapak tamirleri son zamanlarda bir hayli gelişti. Bu ameliyatları da biz çok küçük kesilerle yapabilir duruma geldik. Kapak değiştirmeyi de küçük kesilerle yapmaya başladık, hatta robotik cerrahi de kullanılabiliyor. Amaç hastaların hepsinin daha konforlu bir yaşam şansına sahip olmasını sağlamak. Küçük kesideki amaç sadece müdahale edeceğimiz alanı görüp oradaki işinizi yapıp mümkün olduğu kadar hastaya az zarar vererek hastanede kalış ve iyileşme sürelerini kısaltmak amaçlı yapılan operasyondur.”

    “YARIM SAAT YÜRÜYÜŞÜN ÖNEMİ”

    Kalp hastalıklarından korunmak için yapılması gerekenler hakkında paylaşımda bulunan Op.Dr. Bakalım, “Tüm toplum olarak tütünden uzak durmamız gerek. Yaşantımıza sporu çok daha fazla sokmamız gerek. Spor derken ağır sporlardan değil. Hafif sporlar ve egzersizler. Yarım saat yürüyüş veya bir yüzme kesinlikle yaşam sürenizi ve yaşam kalitenizi çok daha fazla artıracaktır. Fast food dediğimiz bir takım yağlı beslenme türünden uzak durmak gerekir. Doğru beslenmeyi öğrenmek lazım. Kızartma kültürünü yağı yakarak yemek yapma olayını bir miktar toplumumuzun dışına çıkartmak lazım. Ama bunların hepsi toplumun kültürel düzeyinin artırılmasıyla insanların sağlık konusunda eğitilmesiyle olacak şeylerdir” ifadelerine yer verdi.

    Op.Dr. Bakalım, hastalığı oluşmadan önleminin önemine değinerek, böylelikle hem toplum sağlığı ön plana çıkacağını hem de ciddi bir işgücü ve gelir kaybının önüne geçileceğini kaydetti.

    “YILDA BİR KEZ CHECK-UP”

    40 yaşın üzerindeki herkesin yılda bir kez kardiyolojik check-up yaptırması gerektiğini vurgulayan Op.Dr. Bakalım, “Genetik yüklülüğü daha ön planda olan hastalarda bunu daha öne çekmek lazım. Bu da tabi koruyucu sağlık hekimliliğini ön plana çıkartmayı gerektirir. Hastalık ortaya çıktığında da gecikmeden, kalp krizi geçirmeden müdahale etmek lazım çünkü; en basit kalp krizinde bile bir ölüm riski var. Hastaya bu ölüm riskini sunmak yerine bunu engellemek lazım. Yapılacak işte tabi ki topluma bunu yayabilmek topluma bunu anlatabilmek yani biz sağlıkçılara büyük bir iş düşüyor” dedi.

  • İç Kulak Hastalıkları Baş Dönmesine Sebep Oluyor

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Yavuz Sütbeyaz, iç kulak hastalıklarının baş dönmesine sebep olduğunu söyledi.

    Dengenin sağlanmasının çok fazla sistemin rol oynadığı bir durum olduğunu dile getiren Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Yavuz Sütbeyaz, “İç kulak, gözler ve iskelet-kas sistemi bu sistemin birer elemanlarıdırlar. Bu organlardan gelen bilgiler beyin ve beyinciğe iletilir. İç kulakta 3 tane yarım daire kanalı ve iki tane kesecik mevcuttur. Bu kanallarda hareket eden sıvı sayesinde üç boyutlu düzlemde uzaydaki konumumuz beyine iletilmektedir. Bu üç sistemi (kulak, göz, kas-iskelet) etkileyen bir hastalık durumunda baş dönmesi ile birlikte o organa ait diğer belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Kulak hastalıklarına bağlı baş dönmelerinde çınlama, işitme azlığı, kulakta basınç ve dolgunluk hissi, kulak akıntısı saptanabilinir. Ancak birçok hastada sadece baş dönmesi mevcuttur” diye konuştu.

    Prof. Dr. Sütbeyaz, vertigo nedenlerine de şöyle açıkladı:

    “Periferik vertigo: Vertigonun sebebi iç kulak kaynaklıdır.

    Benign Paroxismal Pozisyonel Vertigo (BPPV): Halk arasında iç kulak kanallarında kristal kayması olarak bilinir. Vertigonun (baş dönmesi) en sık görülen sebebidir. Her insanın yaşamı boyunca en az bir seferde olsa BPPV ihtimali yüzde 10’dur. Başın veya vücudun bir hareketi ile (perde asarken, arabada geri manevra yaparken, bir tarafa yatarken v.b.) ortaya çıkan baş dönmesi ataklarıdır. Vertigo olmadığı dönemde yürüme sırasında hafif dengesizlik olabilir. İç kulaktaki yarım daire kanalları içerisine denge organı üzerinde bulunan kristal taneciklerinin düşüp baş hareketleri ile kanallarda dolaşıp ani uyarılara yol açması sonucunda husule gelen baş dönmesidir. Videonistagmograf (VNG) testi ile kristal taneciklerinin yeri saptanıp, yerine göre değişik manevra tedavisi ile düzeltilir.

    Vestibüler norinit: Çoğunlukla ÜSYE’ları (üst solunum yolu enfeksiyonu) takip eden günlerde ortaya çıkan baş dönmesi, bulantı-kusma krizidir. Bazen günlerce sürebilir. Kendiliğinden yavaş yavaş düzelir (gribal hastalıklar gibi). Bulantı-kusma önleyici (antiemetik) ilaçlarla destek olunabilir. Özellikle ilk günlerde yatak istirahati şarttır.

    Meniere hastalığı: İşitme kaybı, kulakta çınlama ve dolgunluk hissi, 24 saate kadar sürebilen baş dönmesi ataklarının eşlik ettiği iç kulaktaki sıvıların basıncının yüksek olması durumudur. Stres ve tuz tüketimi suçlanmaktadır. Sigara nikotininine karşı bir aşırı bünyesel reaksiyonun sebep olduğu iddiası da çok güçlüdür.

    Kronik orta kulak iltihaplarının iç kulağa yayılması (labirentit) sonucunda meydana gelen Vertigo Migrenöz vertigo (vestibüler migren): Migren toplumda baş ağrısının bir türü olarak bilinir. Çok fazla bilinmeyen kısmı ise migren baş ağrısının vasküler (damarsal) baş ağrısı olduğudur. Kafatasındaki zengin damar ağının ani olarak genişleyip veye daralmasıyla tetiklenen ağrıdır migren. Vestibüler migren ise iç kulaktaki denge sisteminin ve/veya uyarıları beyne götüren vestibüler sinirin (denge siniri) beslendiği damarlardaki ani kasılmalara bağlı kan dolaşımının bozulmasıyla meydana gelen baş dönmesidir. Tedavisi migren tedavisine benzer.

    Santral vertigo: Beyinde bulunan denge merkezlerini etkileyen nörolojik durumlarda oluşan vertigodur. Baş dönmesine şuur kaybı, çift görme, konuşma bozuklukları ve felç gibi semptomlar eşlik edebilir. Ayrıca boyun problemleri ve sistemik hastalıklarda da vertigo görülebilir.

    VERTİGODA TANI NASIL KONULUR?

    Prof. Dr. Sütbeyaz, hastalığın tanısında öncelikle KBB hekimi tarafından fizik muayene ile her iki dışkulak yolu, kulak zarı ve orta kulağın değerlendirildiğini belirterek, “Daha sonra bazı testlerin yapılması gerekmektedir. İşitme problemi varsa odyometri (işitme testi) ve stapes refleks testi, dolgunluk hissi varsa timpanometri (orta kulak basınç testi) yapılabilir. İç kulaktaki patolojileri saptamak için özellikle vertigonun en sık sebebi olan BPPV (kristal kayması) tespiti ve tedavisinin yönlendirilmesi için mutlaka VNG (videonistagmografi) yapılmalıdır. Videonistgmografi (VNG) hastaya kamerası olan özel bir gözlük takıldıktan sonra sedyede baş ve gövdeye pozisyonlar verilerek göz hareketleri incelenir ve kaydedilir. Gözlerdeki kaymalar (nistagmus) incelenerek iç kulak kanallarındaki kristalciklerde kayma var mı (BPPV), varsa hangi kanalda olduğu tespit edilir” dedi.

    VERTİGODA TEDAVİ

    Vertigo sadece bir bulgu olduğundan öncelikle altta yatan hastalığın tedavi edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Sütbeyaz, “Videonistagmografi testi ile eğer iç kulaktaki kristallerle ilgili problem saptanırsa (BPPV), özel manevralar (Epley, Semont, Barbeque, Gufoni) veya özel egzersizler (Brandt-Daroff) yaptırılarak kanallarda kristallerin stabilizasyonu sağlanır. Tecrübeli ellerde yapılan test ve manevralarla hastalar bir seansta bile yıllardan beri çektiği vertigo şikayetinden kurtulabilmektedirler. Eğer baş dönmesi meniere hastalığına bağlı ise tuz kısıtlaması, sigara yasağı, stresten uzak durma ve gerekirse psikolojik tedavi, allerjen gıdalardan uzak durma ve bazı ilaçlar ile baş dönmesi ataklarının sıklığı ve atakların süresi azaltılmaya çalışılır. Kriz dönemlerinde gerekirse hasta yatırılarak tedavi edilir. Migrenöz vertigolarda tedavi migren baş ağrılarında olduğu gibidir. Vestibüler nörinit başlangıç döneminde yatak istirahati önerdiğimiz, her gün şikayetleri biraz daha azalarak 15-30 gün içerisinde kendiliğinden düzelen, denge organının bir tür nezlesidir” diye konuştu.

  • İç Kulak Hastalıkları Baş Dönmesine Sebep Oluyor

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Profesör Doktor Mehmet Yavuz Sütbeyaz, iç kulak hastalıklarının baş dönmesine sebep olduğunu söyledi. Prof. Dr. Sütbeyaz, “Vertigo, (Latince dönmek) hareket duygusunun kaybı ve baş dönmesi demektir. Vertigo,her hasta tarafından farklı tarif edilir. ’Etraf dönüyor, başımı tutamıyorum, yer ayağımın altından kayıyor, yürürken bir yana doğru kayıyorum, kafamın içi boşalıyor, gözlerim kararıyor şeklinde tarif edilebilir. Vertigo bir hastalık değildir, bir hastalığın belirtisidir” dedi.

    Dengenin sağlanmasının çok fazla sistemin rol oynadığı bir durum olduğunu dile getiren Kulak Burun Boğaz Uzmanı Profesör Doktor Mehmet Yavuz Sütbeyaz, “İç kulak, gözler ve iskelet-kas sistemi bu sistemin birer elemanlarıdırlar. Bu organlardan gelen bilgiler beyin ve beyinciğe iletilir. İç kulakta 3 tane yarım daire kanalı ve iki tane kesecik mevcuttur. Bu kanallarda hareket eden sıvı sayesinde 3 boyutlu düzlemde uzaydaki konumumuz beyine iletilmektedir. Bu 3 sistemi (kulak, göz, kas-iskelet) etkileyen bir hastalık durumunda, baş dönmesi ile birlikte o organa ait diğer belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Kulak hastalıklarına bağlı baş dönmelerinde çınlama, işitme azlığı, kulakta basınç ve dolgunluk hissi, kulak akıntısı saptanabilinir. Ancak birçok hastada sadece baş dönmesi mevcuttur” diye konuştu.

    Prof. Dr. Sütbeyaz, vertigonun nedenlerini ise şöyle açıkladı:

    “Periferik vertigo: Vertigonun sebebi iç kulak kaynaklıdır; Benign Paroxismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) halk arasında iç kulak kanallarında kristal kayması olarak bilinir. Vertigonun (başdönmesi) en sık görülen sebebidir. Her insanın yaşamı boyunca en az bir seferde olsa BPPV ihtimali %10’dur. Başın veya vücudun bir hareketi ile (perde asarken, arabada geri manevra yaparken, bir tarafa yatarken vb) ortaya çıkan başdönmesi ataklarıdır. Vertigo olmadığı dönemde, yürüme sırasında hafif dengesizlik olabilir. İç kulaktaki yarımdaire kanalları içerisine denge organı üzerinde bulunan kristal taneciklerinin düşüp baş hareketleri ile kanallarda dolaşıp ani uyarılara yolaçması sonucunda husule gelen başdönmesidir. Videonistagmograf (VNG) testi ile kristal taneciklerinin yeri saptanıp, yerine göre değişik manevra tedavisi ile düzeltilir.

    Vestibüler norinit: Çoğunlukla ÜSYE (üst solunum yolu enfeksiyonu) takip eden günlerde ortaya çıkan başdönmesi, bulantı-kusma krizidir. Bazen günlerce sürebilir. Kendiliğinden yavaş yavaş düzelir (gribal hastalıklar gibi). Bulantı-kusma önleyic (antiemetik) ilaçlarla destek olunabilir. Özellikle ilk günlerde yatak istirahati şarttır.

    Meniere Hastalığı: İşitme kaybı, kulakta çınlama ve dolgunluk hissi, 24 saate kadar sürebilen baş dönmesi ataklarının eşlik ettiği iç kulaktaki sıvıların basıncının yüksek olması durumudur. Stres ve tuz tüketimi suçlanmaktadır. Sigara nikotininine karşı bir aşırı bünyesel reaksiyonun sebep olduğu iddiası da çok güçlüdür.

    Kronik orta kulak iltihaplarının iç kulağa yayılması (labirentit) sonucunda meydana gelen vertigo

    Migrenöz vertigo (vestibüler migren): Migren toplumda başağrısının bir türü olarak bilinir. Çok fazla bilinmeyen kısmı ise migren başağrısının vasküler (damarsal) başağrısı olduğudur. Kafatasındaki zengin damar ağının ani olarak genişleyip veye daralmasıyla tetiklenen ağrıdır migren. Vestibüler migren ise iç kulaktaki denge sisteminin ve/veya uyarıları beyne götüren vestibüler sinirin (denge siniri), beslendiği damarlardaki ani kasılmalara bağlı kan dolaşımının bozulmasıyla meydana gelen baş dönmesidir. Tedavisi migren etdavisine benzer. İç kulakta veya iç kulak sinirindeki tümöral hastalıklar

    Santral vertigo:

    Beyinde bulunan denge merkezlerini etkileyen nörolojik durumularda oluşan vertigodur. Baş dönmesine şuur kaybı, çift görme, konuşma bozuklukları ve felç gibi semptomlar eşlik edebilir. Ayrıca boyun problemleri ve sistemik hastalıklarda da vertigo görülebilir.”

    VERTİGODA TANI NASIL KONULUR?

    Prof. Dr. Sütbeyaz, hastalığın tanısında, öncelikle KBB hekimi tarafından fizik muayene ile her iki dışkulak yolu, kulak zarı ve orta kulak değerlendirildiğini belirterek, “Ardından bazı testlerin yapılması gerekmektedir. İşitme problemi varsa odyometri (işitme testi) ve stapes refleks testi, dolgunluk hissi varsa timpanometri (orta kulak basınç testi) yapılabilir. İç kulaktaki patolojileri saptamak için özellikle vertigonun en sık sebebi olan BPPV (kristal kayması) tespiti ve tedavisinin yönlendirilmesi için mutlaka VNG (videonistagmografi) yapılmalıdır.

    VİDEONİSTGMOGRAFİ (VNG) Hastaya kamerası olan özel bir gözlük takıldıktan sonra sedyede baş ve gövdeye pozisyonlar verilerek göz hareketleri incelenir ve kaydedilir. Gözlerdeki kaymalar (nistagmus) incelenerek iç kulak kanallarındaki kristalciklerde kayma var mı (BPPV) varsa hangi kanalda olduğu tespit edilir” dedi.

    VERTİGODA TEDAVİ

    Vertigo sadece bir bulgu olduğundan öncelikle altta yatan hastalık tedavi edilmelidir. Videonistagmografi testi ile eğer iç kulaktaki kristallerle ilgili problem saptanırsa (BPPV), özel manevralar (Epley, Semont, Barbeque, Gufoni ) veya özel egzersizler (Brandt-Daroff) yaptırılarak kanallarda kristallerin stabilizasyonu sağlanır. Tecrübeli ellerde yapılan test ve manevralarla hastalar bir seansta bile yıllardan beri çektiği vertigo şikayetinden kurtulabilmektedirler. Eğer baş dönmesi Meniere hastalığına bağlı ise tuz kısıtlaması, sigara yasağı, stresten uzak durma ve gerekirse psikolojik tedavi, allerjen gıdalardan uzak durma ve bazı ilaçlar ile baş dönmesi ataklarının sıklığı ve atakların süresi azaltılmaya çalışılır. Kriz dönemlerinde gerekirse hasta yatırılarak tedavi edilir. Migrenöz vertigolarda tedavi migren baş ağrılarında olduğu gibidir. Vestibüler nörinit başlangıç döneminde yatak istirahati önerdiğimiz, her gün şikayetleri biraz daha azalarak 15-30 gün içerisinde kendiliğinden düzelen, denge organının bir tür nezlesidir” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Hayvan Hastalıkları, İnsan Sağlığını Da Tehdit Ediyor

    Aksaray Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mahmut Aktürk, hayvanlarda oluşan hastalıkların et ve süt ürünlerine, ardından da insanlara geçtiğini söyledi.

    Hayvan hastalıkları nedeniyle et, süt ve süt ürünlerinin gelişmiş ülkelere de satılamadığını belirten Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mahmut Aktürk, hayvan hastalıklarının tedavisi konusunda ciddi yaptırımların uygulanması gerektiğini ifade etti. Aksaray’ın önemli bir geçiş güzergahına sahip olduğunu dile getiren Aktürk, “Aksaray jeopolitik olarak Türkiye’nin en önemli geçiş güzergahından bir tanesi. Güneyi kuzeye, doğuyu batıya bağlayan çok önemli bir kavşakta bulunuyoruz. O hayvan hareketlerinin çok fazla olduğu bir bölge. Türkiye’de bulaşıcı hastalıklarla ilgili çok ciddi sıkıntılar var. Aslında küçükbaş hayvancılığın ve büyükbaş hayvancılığın önündeki en önemli sorun bulaşıcı hastalıklar. O yüzden ürettiğimiz et, süt ve süt ürünlerini gelişmiş ülkelere ihraç yapma konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Şap, Burusella, koyun keçi vebası, çiçek gibi çok sıkıntılı hastalıklar ülkemizde son yıllarda azalsa da yine de görülmeye devam ediyor. Bununla ilgili hükümetimiz ve bakanlığımızda çok önemli tedbirler alıyor. Şap, burusella aşısını üreticinin ayağına kadar getiriyor ve ücretsiz olarak yaptırıyor. Koyun keçi veba aşısı da aynı şekilde hükümet tarafından getirilip yaptırılıyor. Sadece üreticilerimiz koyun keçi çiçeği ilacını kendisi alıp yaptırıyor” dedi.

    “İNSAN VE TOPLUM SAĞLIĞINI AYAKTA TUTABİLİRİZ”

    Çözümün ciddi yaptırımlar getirilmesiyle bulunabileceğini belirten Başkan Aktürk, “Aslında bu işin çözümü şudur. Türkiye’nin her ilinde, her ilçesinde, her köyünde, her işletmesinde bu aşıların yılda belli bir periyoda bağlı olmak şartıyla ücretsiz ve zorunlu olarak yaptırılması gerekir. Yaptırmayanları da ciddi yaptırımlar getirilmeli ki bu hastalıkların önüne geçelim. Sağlıklı hayvan sağlıklı gıda, sağlıklı gıda sağlıklı insan diye düşünürsek gıdanın çok önemli olduğu görülüyor. Başlangıçta hayvanları tedavi edip bu hastalıkların önüne geçebilirsek, insan sağlığını ve toplum sağlığını ayakta tutabiliriz. O yüzden aşılar çok önemli” şeklinde konuştu.

  • ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ekrem Ünal:

    Erciyes Üniversitesi ile Talas Belediyesi tarafından ortaklaşa ‘Nadir Çocukluk Çağı Hastalıklarının Resimlerle Tanıtım Sergisi’ düzenlendi. Sergide konuşan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ekrem Ünal, “Türkiye’de yaklaşık 4 bin çocuğun nadir görülen hastalıklardan mağdur olduğunu biliyoruz” dedi.

    Sabancı Kültür Sitesinde düzenlenen sergiye Erciyes Üniversitesi Rektör Vekili Hamza Çakır, İl Sağlık Müdürü İsmail Kılıç, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ekrem Ünal, öğrenciler ve davetliler katıldı. Sergide konuşan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ekrem Ünal, “Bizim buradaki amacımız çocukluk çağında görülen nadir hastalıklara toplumun dikkatini çekmek. Bunlar tıbbın yetimleri olarak addediliyorlar. Çok nadir görüldüğü için milletin dikkatinden çıkıyor. Biz doktorlar ve hastalar bunun çok büyük sıkıntısını çekiyoruz. Dünyada çok sayıda hastanın bu hastalıklardan mağdur olduğu, bunların tedavilerinin altyapılarının bilinmediğini biliyoruz. Türkiye’de yaklaşık 4 bin çocuğun nadir görülen hastalıklardan mağdur olduğunu biliyoruz. Burada bunun bilincine varılması için bu sergimizi açtık” diye konuştu.

    Sergiye hastaları olan Mehmet Öztürk’ün de katıldığını belirten Ünal, “Mehmet’in hastalık teşhisinde Almanya’da Münih Üniversitesi ile birlikte ortaklaşa çalışma yapılarak hastalığın tanısı konulup arkasından kemik iliği nakli yapılarak kendisi hayat tutundu. Artık düzenli olarak kan alma alışkanlığından kurtuldu. İşte bizde bunların anlatılması için bu sergiyi kurduk” ifadelerini kulandı.

    Primer İmmün yetmezliği ile doğan ve bu hastalık nedeniyle kemik iliği nakline ihtiyaç duyan Mehmet Öztürk’te (4) sergiye babası Mustafa ve annesi Beyhan Öztürk ile birlikte katıldı. Sergide konuşan Mehmet Öztürk’ün babası Mustafa Öztürk, “Bizim çocuğumuzun vücudunda sürekli morarmalar ve çocuğumuzun kanaması olduğu zaman kanamanın durmaması gibi sorunları vardı. Şuanda sağlığı çok şükür iyi. Bizim bir isteğimiz var. Bizim çocuklarımıza bakım aylığı bağlanmıyor. Devlet büyüklerimizden bu şekilde hasta olan çocuklara aylık bağlanmasını talep ediyoruz. Çocuğumuzun hastalığı ile mücadele ediyoruz. İlik nakli oldu ama arkasından ne çıkacağı belli değil. Naklin bitmesine 3 ay kaldı. Sonuç ne getirir bilemiyoruz. İnşallah iyi olacak” şeklinde konuştu.