Etiket: Hastalıkları

  • Grip Başka Hastalıkları Tetikler

    Kış mevsimi ile birlikte artan grip vakalarına karşı uyaran uzmanlar, gribin bir çok farklı hastalığı tetiklediğini ifade etti.

    Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Rezan Harman kış aylarında neredeyse tüm insanların yakalandığı ancak pek de önemsenmeyen gribin, birçok farklı hastalığı tetikleyebileceğinden ciddiye alınması gereken bir hastalık olduğunu söyledi.

    Gribe ’İnfluenza’ adı verilen bir virüsün neden olduğunu hatırlatan Dr. Harman, gribin ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bitkinlik, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtiler ile başlayan bir enfeksiyon hastalığı olduğunu ifade etti. Çok kolay ve hızlı bulaşan gribin, influenza virüslerinin yol açtığı, akut üst solunum yolu enfeksiyonu semptomları ile başlayan bir hastalık olduğunu anlatan Dr. Harman, “Hastalığa grip adı da verilmekle birlikte, diğer virüslerin yaptığı üst solunum yolu enfeksiyonlarına da toplumda grip denilmektedir. Bu durum hastalığın diğer üst solunum yolu enfeksiyonları ile karıştırılmasına neden olmaktadır” diyerek teşhisin önemine dikkat çekti. Gribin yayılımını engellemek açısından grip aşısının taşıdığı öneme de değinen Dr. Harman, “Gribin ağır seyretme ihtimali olan risk gruplarını hastalıktan korumak,hastalığın şiddetini ve ölümleri engellemek, toplumda verilmesi gereken zorunlu hizmetlerin kesintisiz sürdürülmesini sağlamak amacıyla aşı uygulanmaktadır” diye konuştu.

    Dr. Harman, mutlaka grip aşısı yaptırması gereken risk grupları hakkında da bilgi verdi. Harman, “Hacı adayları, sağlık çalışanları, gebeler ile doğum veya düşük yapmış ilk 15 gündeki kadınlar, 6-59 ay çocuklar, diyabet, kronik akciğer hastalığı, bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlar gibi kronikhastalık nedeniyle risk taşıyan 5-64 yaş grubu kişiler, okul öncesi, ilk ve orta öğretim ve üniversite öğrencileri, 65 yaş üstü kronik hastalığı olanlar, Silahlı Kuvvetler mensupları, kolluk kuvvetleri (Emniyet, Jandarma), 5-24 yaş arası geri kalan tüm nüfus” dedi.

    DÜNYADAKİ AŞI TİPLERİ

    Dünyada halen üç tip aşı üretildiğini kaydeden Dr. Harman, aşıların ise İnaktifadjuvanlı, inaktifadjuvansız ve canlı attenue (hastalık yapıcı etkisi zayıflatılmış) sprey aşı olduğuna vurgu yaptı. Dr. Harman, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun aldığı karar gereğince ülkemizde gebeler hariç tüm hedef gruplara adjuvanlı aşı uygulanacağını ifade etti.

    ADJUVAN NEDİR

    Adjuvan’ı “Aşıların içine bağışıklık sisteminin verdiği yanıtı artırmak için eklenen ’yardımcı maddeler’ olduğunu ifade eden Dr. Harman, bu maddenin bir doz aşıdaki virüs içeriğinin 2-8 kat azalmasını sağladığını ve 80 yıldan buyana birçok aşıda kullanıldığını kaydetti. Grip aşısının yardımcı madde olarak ’skualen’ içerdiğini kaydeden Dr. Harman, “Skualen,insanlarda, hayvanlarda ve bitkilerde bulunan doğal bir maddedir. Balık yağında, zeytinyağında, kozmetiklerde ve bazı reçetesiz satılan ilaçlarda bulunur.Aşı üretiminde kullanılan skualen köpek balıklarından elde edilmektedir” şeklinde konuştu. Aşı yapıldıktan 8-10 gün sonra koruyucu etkisinin başladığını anlatan Dr. Harman, 2 hafta sonra da tam koruma sağlandığını bildirdi.

    AŞI NASIL UYGULANIR

    Aşının 10 yaş ve üzerindeki kişilere tek doz olarak uygulandığını söyleyen Dr. Harman, 6 ay ve altındaki bebeklere aşı uygulanmadığını, emzirme döneminde ise aşı yapılabileceğini kaydetti. Grip aşısının gebelikte zararlı olup olmadığına dair çalışmalar yapıldığını anımsatan Dr. Harman, “Gerek canlı gerekadjuvanlı veya adjuvansız aşılar ile hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda gebelik, bebeğin anne karnındaki gelişimi, doğum ya da doğum sonrası gelişimi üzerine doğrudan ya da dolaylı zararlı bir etkiye ilişkin kanıt saptanmamıştır.Dünya Sağlık Örgütü’nün aşı konusundaki Uzmanlar Komitesi pandemik A (H1N1) 2009 aşılarının gebelerde uygulanabileceğine ilişkin bir karar almıştır” ifadelerine yer verdi. Grip aşısının 20. haftadan ileri gebeliklerde güvenilir olduğunu belirten Dr. Harman, 20. haftadan erken gebeliklerde de herhangi istenmeyen bir etkinin tespit edilmediğini kaydetti.20. haftadan önceki gebeliklerde aşının kişinin yazılı onayı ile uygulandığını hatırlatan Dr. Harman, “Gebeler için adjuvansız aşı temin edilmesi öngörülmüştür. Gebelere adjuvansız aşıuygulamasına 2009 yılı Aralık ayında başlanmıştır” dedi.

    AŞININ YAN ETKİLERİ

    Dr. Harman, aşı uygulanmayacak risk gruplarındakiler ile daha önceki aşıda alerjisi gelişenler ile yumurtaya karşı alerjisi olanlara aşının yapılmaması gerektiğini, yüksek ateş bulunanlarda ise aşının ertelenmesi gerekliliğini ifade etti. Dr. Harman, aşı uygulanan bölgede kızarıklık, şişlik, ağrı, morluk, vücut kırıklığı, yorgunluk, baş ağrısı,terleme, titreme, kas ağrısı gibi yan etkilerin görülebileceğini kaydederek, yan etkilerin genellikle aşıdan sonraki birkaç günde içerisinde kendiliğinden düzeldiğini de sözlerine ekledi.

  • Kadın Hastalıkları Uzmanından Kadınlara Menopoz Uyarısı

    Menopoz sonrası rahimde meydana gelen her kanamanın mutlaka uzman bir doktor tarafından incelenmesi gerektiği belirtildi.

    Özel Gözde İzmir Hastanesi doktorlarından Kadın ve Doğum Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Feyza Ağaca Güler, Türkiye’de menopoz yaşının 48 ile 52 yaş aralığında olduğunu açıkladı. Menopozun başlama yaşında en büyük etkenin genetik olduğunu ifade eden Güler, “Menopozun başlama yaşında en büyük etken genetiktir. İnsan ömrünün uzamasıyla birlikte kadınlar hayatlarının neredeyse üçte birlik kesimini menopoz sonrasında geçirmektedir” dedi. Bu dönemde bazı değişikliklerin olduğunu dile getiren Dr. Güler, menopoz sonrası östrojen hormonu üretilemediği için, tedbir alınmazsa bazı hastalıkların vuku bulabileceğini ifade etti.

    Dr. Güler, kadınlar için kalp ve damar hastalıkları, kemik erimesi, beyin fonksiyonlarının korunması alzhaymırın önlenmesi ve idrar yolu hastalıklarında koruyucu kalkan olan östrojen hormonunun artık vücutta üretilemediğini belirterek şöyle konuştu:

    “Bunun sonucunda tüm bu hastalıklara karşı koruması azalan vücutta eğer tedbir alınmaz, yeterli tedavi verilmezse hayat kalitesini olumsuz etkileyecek hastalıklarla karşılaşmak maalesef mümkün olmaktadır.”

    Menopozla ilgili bilinmesi gereken diğer bir önemli konunun menopoz sonrası kanama olduğuna dikkat çeken Dr. Güler, menopozla birlikte rahim duvarının, artık yumurtalıklar işlev görmediği için yetersiz hormonal uyarıdan dolayı inceldiğini ve en çok da bu sebepten dolayı kanama görüldüğünü vurguladı. Tedavide eksik olanı yerine koyarak, yani hormon replasman tedavileri ile dışarıdan destek vererek kanamaların önüne geçilebildiğini aktaran Güler, “Fakat, yapılan ultrasonografik incelemelerde, rahim duvarında kalınlaşma saptanması durumunda kanama şikayeti olsun veya olmasın mutlaka endometrial örnekleme yapılarak tanı konulması çok büyük önem arz etmektedir” şeklinde konuştu.

    KANSERİN HABERCİSİ OLABİLİR

    Rahim duvarı kalınlaşmasının tamamen iyi huylu sebeplerden kaynaklanabileceği gibi kanser gibi kötü seyirli hastalıkların da habercisi olabildiği bilgisini veren Gülen, sözlerine şöyle devam etti:

    “Ayrıca myom, polip gibi iyi huylu sebepler yine rahim ağzından kaynaklanan polipler, rahim ağzı kanseri ve vajende oluşan enfeksiyon, şiddetli kurulukta menopoz sonrası kanama sebebi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Her şeyden önce erken teşhis ve tedavi hayat kurtarır. Yıllık smear testinin 70 yaşına kadar yapılması gerekiyor. Rahim duvarı kalınlığının mutlaka ölçülmesi lazım. Kemik taramaları ve mamografi belli aralıklarla yapılmalı. Eğer hastanın kanama, akıntı, enfeksiyon veya memede ele gelen kitle gibi ek şikayetleri olursa tetkik tarihlerini beklemeden doktora başvurmaları gerekiyor.”

  • Van’da Hayvan Hastalıkları Ve Zararları İle Mücadele Toplantısı

    Van Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şubesi tarafından ‘Hayvan Hastalıkları ve Zararları ile Mücadele’ toplantısı düzenlendi.

    İl binasında gerçekleştirilen toplantı Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Fevzi Altuner başkanlığından gerçekleşti. Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdür Yardımcısı Ahmet Tam, ilçe müdürleri ve personelin katılımı ile yapıldı. Açılış konuşmasını yapan Fevzi Altuner, aşılama programlarının titizlikle yürütülmesi gerektiğini belirtti. Gelen hastalık ihbarlarının ivedilikle değerlendirilmesinin önemine değinen Altuner, bu konuda gerekli tüm tedbirlerin de alınması gerektiğini anlattı.

    Yapılan konuşmanın ardından ülke genelinde hayvanlara yönelik uygulanan programlı aşılama kampanyaları ile Van’da da yaygın görülen başta şap hastalığı olmak üzere hastalıklarını yayılımı ile ilgili bilgiler verildi. Toplantıda, Hayvan Sağlığı ve Yetiştirici Şube Müdürlüğü tarafından Van’da uygulanan aşılamaların ve hastalıkların yayılımı ile ilgili sunum izlendi. Sunum kapsamında, Van’da ve ülkede görülen A, O ve Asia1 tiplerinden farklı genotipe sahip A-NEP-84 ( Nepal-84) A tipi şap virüsünün tespit edildiği ve şap enstitüsünce hazırlanarak Van’a gönderilen yeni şap aşıların uygulanmasının önemi anlatıldı. Kuduz, Lumpy Skin Disease (Sığır Afrika Hastalığı), Koyun Keçi Vebası, Brucella, Anthrax hastalıkları ve aşılamalar ile ilgili bilgilendirmeler yapıldı.

  • Zoonoz Hayvan Hastalıkları Ve Mücadelesi

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Songül Kadıoğlu, Zoonoz Hayvan Hastalıkları ve Zoonoz hastalıklarla mücadele kapsamında hayvan yetiştiricilerini eğitim verildiğini söyledi. İl Müdürü Songül Kadıoğlu, merkeze bağlı Çörten Köyü’nde Hayvan Sağlığı Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Veteriner Hekimleri tarafından hayvan yetiştiricilerine Zoonoz Hayvan Hastalıkları ve Zoonoz hastalıklarla mücadele kapsamında eğitim verildiğini ifade etti. Kadıoğlu, “Hayvan yetiştiricilerimize zoonoz hastalık etkenin, hastalık kaynağının ve bulaşma yollarının bilinmesi korunmada önemli unsurlar ve Zoonoz hastalıkların gerek hayvanlarımız arasında yayılmasını, gerekse insanlara bulaşmasını önlemek için gerekli koruyucu aşılama ve ilaçlamaya özen göstermesi konusunda Kuduz gibi tedavisi olmayan hastalıklarda koruyucu hekimliğin önemi hakkında bilgilendirmeler yapıyoruz” diye konuştu.

  • Göz Hastalıkları Uzmanı Yağız: “Göz Damlasının Yanlış Kullanımı Kör Ediyor”

    Uzmanlar, göz damlalarının yanlış kullanımı nedeniyle hastalarda körlüğe kadar giden sorunlar ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Özgür Yağız, göz damlalarıyla ilgili çok önemli bir ayrıntıya dikkat çekti. Göz hastalıklarının hemen hemen hepsinde göz damlalarının kullanıldığını belirten Dr. Yağız, lens ve gözlük kullanan hastalarda göz damla tedavisinin uygulandığını söyledi.

    Hastaların damlatma işlemini yanlış uyguladığını ifade eden Özel Gözde İzmir Hastanesi doktorlarından Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Özgür Yağız, “Göz damlası kullanan hastaların bazıları damlatma işlemini yanlış uyguluyor. Gözüne damlayı damlatıp hemen başını kaldırıyor. Bu sırada damlanın tümü göze etki etmiyor. Kafayı geriye atıp damlayı damlattıktan sonra göz yaşı kanallarının olduğu bölgeye parmaklarımızla basarak iki dakika bu şekilde beklemek gerekiyor. Bu şekilde damlatma yapıldığında, göz damlası tam olarak tedavi sağlayacaktır. Günde üç damla verdiğimiz göz tansiyonu hastalarından bazıları damlayı uygun damlatamadığı için, tansiyonları yüksek seyredip ameliyata (lazer) kadar gidebiliyorlar” diye konuştu.

    “GÖZ TANSİYONU SÜREKLİ YÜKSEK SEYREDERSE HASTAYI KÖR EDİYOR”

    Göz tansiyonu hastalarının damlayı aldığı sürece tansiyonunun çıkmayacağını vurgulayan Dr. Yağız, “Göz damlası hastalığı tedavi etmiyor sadece tansiyonu düzenliyor. Göz tansiyonu için ‘gözün sessiz katili’ denir. Göz tansiyonu sürekli yüksek seyrederse hastayı kör eder” dedi.

    Gözde yaklaşık 1 milyon 200 bin hücre olduğunu ve göz tansiyonunun her gün bu hücrelerin 15-20’sini öldürdüğüne dikkat çeken Yağız, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hasta, sinirlerin yüzde 90’ı bozulduğunda bunun farkına varır. Göz muayenesinde hastanın göz tansiyonunun çok yükseldiği belirlenebilir. Aksi takdirde bu rahatsızlığın, hastaların fark edebileceği çok belirgin bir belirtisi yoktur.”