Etiket: Hastalıklara

  • Uzm. Dr. Başar: “Alerjik hastalıklara tanı konulması deneyim gerektirir”

    Uzm. Dr. Başar: “Alerjik hastalıklara tanı konulması deneyim gerektirir”

    Dermatoloji ve Kozmetik Uzmanı Uzm. Dr. Hüseyin Başar alerjik rahatsızlıklarda gereksiz tanı ve tedavinin ciddi sağlık sorunları oluşturabileceğine değinerek, “Tedavi süreci uzman ve deneyimli kişiler tarafından gerçekleştirilmelidir” dedi.

    Samsun Büyük Anadolu Meydan Hastanesi Dermatoloji ve Kozmetik Uzmanı Dr. Hüseyin Başar, sıklıkla rastlanan alerji konusunda bilgiler vererek, “Etrafımızda ve vücudumuzda yer alan alerjik sonuçlar doğuran maddelere ‘alerjen’ denir. Alerji ise bağışıklık sistemimizin bu maddelere karşı göstermiş olduğu tepkidir. Günlük yaşantımızda alerji kelimesini sıklıkla kullanmaktayız. Buradan da yola çıkarak alerjik hastalıkların günümüzde en sık rastlanan hastalıkların başında geldiğini söyleyebiliriz” diye konuştu.

    Yanlış tedavinin kalıcı sorunlar bırakabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Başar, “Alerjik tepkimeler sonucu vücutta ortaya çıkan sonuçlar hafif olabileceği gibi yaşamı tehdit edebilecek şekilde de olabilir. Nefes darlığı, kaşıntı, kızarıklık, hapşırma, burunda akıntı ve öksürük, dudak ve göz hizasında şişkinlik, bayılma gibi birçok belirti ortaya çıkabilmektedir. Eğer bu belirtiler görülüyorsa alerjik bir durum söz konusu olabilir. Eğer yanlış bir tedavi uygulanırsa, hastanın ilerleyen süreci için kalıcı sorunlara yol açabilir. Bu nedenle Uzman ve deneyimli hekimler tarafından tanı ve tedavi sürecinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.

    Alerjiyi deneyim gerektiren bir sağlık sorunu olarak tanımlayan Uzm. Dr. Başar, “Alerjik hastalıklara tanı konulması deneyim gerektirir. Kimi zaman kendinde alerjik hastalık olduğunu düşünenlerin yanıldıklarını yanlış tanı yüzünden gereksiz yere tedavi aldıklarını ya da hayatlarını kısıtladıklarını görmekteyiz. Bu nedenle mutlaka uzman doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir ve tedavi süreci dikkatli takip edilmelidir” ifadelerini kullandı.

  • Kayısı ağaçlarında hastalıklara karşı önlem uyarısı

    Malatya Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, kayısı ağaçlarında hasat sonrası yapılacak ilaçlama ve önlemler hakkında bilgiler verildi.

    Malatya’nın en önemli geçim kaynaklarından biri olan kayısı da ağaçların sonbahar bakımının da mutlaka yapılması gerekiyor. Üreticilerin yanlış veya yetersiz teknikler kullanmasının ürünün, kalitesinin düşmesine, hastalık ve zararlıların çoğalmasına neden olduğu belirtilirken, hasat sezonunun sona ermesi ile birlikte Malatya’da bakımları ihmal edilen kayısı bahçelerinde tek taraflı dal kurumaları ve sonrasında ağaç ölümlerinin görülmeye başlanıldığı dile getirildi. Özellikle Malatya’da Battalgazi, Yeşilyurt ve Yazıhan İlçelerinde kurumaların ağaç kurumalarının yoğun olduğu belirlenirken, Darende ve Akçadağ İlçelerinde ise kısmen ve daha az yoğunlukta ağaç kurumalarının görüldüğü ifade edildi. Söz konusu ağaç kurumalarının nedenleri ve çözüm önerileri ile ilgili de üreticilere yönelik bilgilerin yer aldığı açıklamada yanlış sulama sistemlerinden kaynaklı phytophthora kök ve kökboğazı çürüklüğü hastalığının ön plana çıktığı belirtildi.

    Bu hastalıkların yanı sıra ‘Eutypa’ geriye doğru ölüm hastalığı ile ‘Verticillium solgunluğu’ hastalık etmenlerinin de görüldüğünün belirtildiği açıklamada Özellikle zayıf kalmış, yeterli sulama, gübreleme, bakım ve besleme yapılmayan budamalara dikkat edilmeyen bahçelerde de bu hastalıkların daha sık görüldüğü kaydedildi.

    2011 yılından beri Erik Koşnili, Capnodis ve özellikle 2015 -2018 yılları arasında Malatya’da kayısı bahçelerinin büyük kısmında Ağustos Böceğinin zararı yüksek oranda görülmeye devam edildiğini de ifade edildi.

    Açıklamada çözüm önerileri de dile getirilerek şunlara dikkat çekildi:

    “Kayısıda yaprak delen (çil) hastalığının bulaşma ve zarar yapma dönemi geldiğinde ağaçta meyve olsun olmasın üreticilerimizin çil hastalığı mücadelesini mutlaka yapmaları gerekir. Çil hastalığı sadece meyveyi etkilemekle kalmayıp ağacımızın, yaprak ve sürgünlerini de etkilemektedir. Özellikle meyve ağaçlarında ileriki dönemlerde sürgün ölümü ve yaprak dökümünün olmaması için üreticilerimizin mutlaka çil ilaçlamasını yapmaları önem arz etmektedir. Sulama sistemlerinden mümkün mertebe gölet usulü sulamalardan kaçınılmalı, mini spring sulama sistemlerinden herhangi biri ile kurulmuş ise bu sistemlerin ağaçların gövdesini ıslatacak şekilde değil taç iz düşümlerini ıslatacak şekilde kurulması sağlanmalı mümkün mertebe ağaçların kök ve gövde kısmına zarar verecek sulama, gübreleme gibi uygulamalardan kaçınılmalıdır. Özellikle kayısı üreticilerimiz artık çift damlama sistemlerine geçmelidir. Kayısı bahçelerinde en çok rastlanan kök çürüklüğü etmeni(Phytopthora), verticicillium, Eutypa, Cytospora ve Bakteriyel kanser(Pseudomonas syringae) gibi fungal ve Bakteriyel etmenlerinin etkisini artıran en önemli unsurlardan biri de kök bölgesinin aşırı sulanmasıdır. Kültürel tedbirlere ağırlık verilmeli bahçedeki kurumuş dallar kesilerek temizlenmeli ve yara yerleri aşı macunu veya su bazlı boya ile kapatılmalıdır. Budama aletleri ağaçtan ağaca geçilirken dezenfekte edilmelidir. İlimiz şartlarında budamalar Ağustos sonu ile Eylül ayları başında yapılarak bitkinin kendini toparlanmasına imkan verilmelidir. Hastalık etmenleri açılan yara yerlerinden giriş yaptığı için budanan kısımlar aşı macunu ile mutlaka kapatılmalı, budama artıkları bahçeden uzaklaştırılmalı ve yakılmalıdır. Kurumaların bir sebebi de geç sonbaharda yapılan sulamalardır. Çiftçilerimiz geç sonbahar sulamalarından ve sonbahar mevsiminde aşırı azot gübre kullanımından mutlaka kaçınmalıdır.”

  • Dr. Gül: “Vitamin eksikliği nörolojik hastalıklara davetiye çıkartabiliyor”

    Uzman Dr. Yunus Gül, B12 vitamini eksikliğinin hayati önem taşıdığını, sadece yaşam kalitesini düşürmekle kalmayıp, başta nörolojik, anemi, demans gibi birçok hastalığa neden olduğunu belirterek, ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.

    Son yıllarda B12 vitamini eksikliğinin yaygın bir şekilde görülmeye başlandığını belirten Özel İbni Sina Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Yunus Gül, metabolizma için en önemli şeyin vitamin olduğunu, B12 vitaminin hayati önem taşıdığını, vitamin eksikliğinin sınırların altında olmasının ise oldukça tehlikeli olduğunu anlattı.

    “Geç kalındığı takdirde ciddi hastalıklara davetiye çıkarabilmektedir”

    Dr. Gül, vitamin eksikliği şikayetlerini sıralayarak şu ifadeleri kullandı: “B12 vitamini eksikliği kişide dikkat eksikliği, iştahsızlık, baş dönmesi, yorgunluk, terleme, el ve ayak parmaklarında uyuşma karıncalanma, çarpıntı, hızlı nefes alıp verme gibi şikayetleri olan kişilerin hiç zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekir. Geç kalındığı takdirde ciddi hastalıklara davetiye çıkarabilmektedir. Yaptıracakları basit bir tahlile ciddi hastalıkların önüne geçmiş olacaklardır. Vitamin eksikliği nörolojik hastalıklara davetiye çıkartabiliyor. Aynı zamanda ateroskleroz, kanser ve osteoporoz gibi kronik hastalıklar ile ilişkilendirmiştir”.

    B12 vitamin eksikliğinin nedenleri

    Sert diyet yapanlarda B12 vitamin eksikliğinin görülme sıklığının oldukça yüksek olduğunu belirten Uzman Dr. Gül, “Doğru beslenme çok önemli. Et, süt ve süt ürünlerinin yanı sıra, somon, ahtapot, istiridye gibi deniz ürünleri; baklagiller, ıspanak tüketilmeli. B12 vitaminini düşüren en büyük etkenler beslenme bozuklukları, yaşlılar; kısıtlayıcı diyetler yani vegan beslenenler, kötü emilim, çölyak hastalığı, crohn hastalığı, kısa bağırsak, gastrik bypass, alkol bağımlıları, diyaliz hastaları gibi durumlardır” dedi.

  • Op. Dr. Şentürk: “Orta kulak iltihabının yan etkileri ölümcül hastalıklara kadar ilerleyebilir”

    Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Şentük, orta kulak iltihabının yan etkilerinin hafif düzeyden başlayıp ölümcül hastalıklara kadar ilerleyebileceğini belirtti.

    KBB Uzmanı Op. Dr. Mehmet Şentürk, orta kulak iltihabı olduğunda hastada ateş, kulak ağrısı, yutma güçlüğü, boyun ağrısı, baş ağrısı, bazen kulakta akıntı, işitme kaybı, özellikle çok küçük çocuklarda huzursuzluk, ağlama nöbetleri ve beslenme bozuklukları gibi belirtiler meydana gelebildiğini söyledi. Bu gibi durumlarda, işitme kaybı, boğaz yönünden yutma güçlüklerinin ilerlemesi ve diğer organlara olan zararları bakımından iltihabın önlenmesinde erken teşhis ve tedavinin çok önemli olduğunu kaydeden Şentürk, “Böyle bir durumda erken safhadaki hastalarımızın ilk muayenesinde kulaklarında kızarıklık olabilir. Orta safhadaki hastalarımızda, iltihabın artmasına bağlı olarak kulak zarında bombeleşme meydana gelebilir. Bu durumda ateş vardır, yutma güçlüğü vardır, çocuklarda huzursuzluk, beslenme bozukluğu, iştahsızlık vardır. İleri safhada ise, kulak zarında aşırı iltihap birikmesine bağlı olarak kulak zarından dış kulak yoluna doğru iltihaplı akıntı, kan ve sıvı gelişi görülebilmekte. Bu sıvının rengi kırmızı, sarı ve yeşil olabilmekte, bazen nadir de olsa beyaz renkte sıvı akışı gelişebilir. İleri seviyedeki orta kulak iltihaplarında dış kulak yoluna olan akıntıyla beraber hastanın şikayetleri azalabilir. Ama bu hastalığın geçiyor olduğunu göstermez, bilakis bir ileri safhaya geçmiştir. Dolayısıyla her ne sebeple olursa olsun, kulak ağrıları olan çocuk olsun, erişkin olsun, hastamızın dikkatle değerlendirilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

    “Orta kulak iltihabının yan etkileri hafif düzeyden başlayıp ölümcül hastalıklara kadar ilerleyebilir”

    Uygulanacak tedavi ile ilgili bilgi veren Op. Dr. Mehmet Şentürk, “Tedavi olarak tabii ki orta kulak iltihabına sebep olan şeyin bakteriler olduğu düşünülerek, buna yönelik yaklaşık 10-15 gün süren ilaç antibiyotik tedavi verilmektedir. Daha çok penisilin grubu veya güçlendirilmiş penisilin grubu dediğimiz antibiyotiklerin kullanıldığını görüyoruz. Bunun yanında ateş düşürücü ve burun akıntısına yönelik, geniz akıntısına yönelik, boğaz ağrısına yönelik diğer yardımcı tedaviler de hastanın ihtiyacına yönelik düzenlenebilir. Burada önemli olan erken tedavi ve tedavinin takibidir. Her hastanın mutlaka birinci kür ilaç tedavisinden sonra bir ara kontrol muayenesinin olması gerekir. Birinci veya ikinci kontroller haftalık yapılmalıdır. Aksi halde orta kulak iltihabının komplikasyon dediğimiz yan etkileri ortaya çıkabilir. Bu yan etkiler hafif düzeyden başlayıp hayatı tehdit eden ölümcül hastalıklara kadar ilerleyebilir. Nelerdir bunlar; işitme kaybından başlayabilir, kulak zarında kalıcı delik olmasına sebep olabilir, ki süreci kronik hale getirir. İşitme kaybı sinirsel tipte olabilir. Labirentit, vertigoya sebep olabilir. Menenjite sebep olabilir, beyinde apse dediğimiz iltihaplı yumrulara sebep olabilir ve hatta ölüme dahi sebep olabilir. Dolayısıyla erken teşhis, doğru tedavi ve yakın takip orta kulak hastalıklarında vazgeçilmezdir” dedi.

  • Teknoloji bağımlığı hastalıklara sebep oluyor

    Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Dinç, teknoloji bağımlılığın romantizma gibi hastalıklara sebebiyet verdiğini söyledi.

    Her yıl mayıs ayının ilk haftasının ’Bilişim Haftası’ olarak kutlanması sebebiyle İl Sağlık Müdürlüğü ve Yeşilay işbirliği ile halka yönelik teknoloji bağımlılığının zararları ve bu konuyla ilgili yapılan çalışmalar Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde ‘Teknoloji Bağımlılığı Konferansı’nda anlatıldı.

    Konferansta konuşan İl Sağlık Müdürü Özcan Akın, “Uzun süre hiç yerinden kalkmadan ya da günlük yaşama ilişkin etkinlikleri imal edecek kadar yoğun bir şekilde interneti kullananlar maalesef bulunabiliyor. Bu tip kullanıcılar sağlıksız ya da problemli internet kullanım davranışı nedeniyle giderek yaşamlarından daha çok sorunla, psikolojik bozulmalar ile karşılanabilmektedirler” dedi.

    Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Dinç, ”İki tane duruş var. Bir tanesi teknoloji her şeye zarar verdi. Öteki de teknoloji çok iyi bir şey niye karşı çıkıyorsunuz, kullanalım duruşu. Biz ikisine de karşıyız. Ortada bir duruşumuz var. Duruşumuz teknoloji hayatımızı zenginleştirdiği ölçüde var olsun, hayatımızı kolaylaştırdığı ölçüde var olsun” diye konuştu.

    “Gençlerde artık ihtiyar hastalıkları başladı” diyen Dinç, “50 yaşında biri romatizmadan şikayet eder mi? Ediyor. Çünkü bütün gençliğini, ergenliğini, kasını, kemiğini güçlenmesi gereken dönemi bilgisayar başında hareketsiz geçiriyor. 20-25 yaşına geldiğinde kas, iskelet bozuklukları diğer yaşlara göre daha erken ortaya çıkıyor. şeklinde konuştu.