Etiket: HASTALIK

  • Sonbahar hastalık mevsimi olmasın

    Mevsim geçişleri insanların ruhsal davranışlarını etkilemekle birlikte, çeşitli hastalıklara yakalanma riskini de artırabilir.

    Medicana Samsun Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Salih Bilgin, sonbaharın hastalık mevsimi olmaması için bazı önerilerde bulundu. Dr. Salih Bilgin, “Havaların soğuması, okulların açılması ve toplu taşıma araçları gibi kapalı mekanlarda geçirilen zamanın uzaması gibi nedenler mikrobik enfeksiyonların, özellikle nezle grip gibi viral hastalıkların bulaşma ve görülme sıklığını giderek artırabilir. İnsan vücudunun ısı değişimlerine ve yeni koşullara uyum sağlaması için 2-4 hafta gibi bir süreye ihtiyacı vardır. Bu da sadece yumuşak mevsim geçişleriyle mümkündür. Ancak günümüzde küresel ısınma nedeniyle bu durum gerçekleşememektedir. Havaların aniden ısınıp soğuması ile ortaya çıkan kısa süreli ısı değişimleri, vücudun adaptasyonunu da zorlaştırmaktadır. Bu durum, vücudun strese girip savunma sisteminin zayıflamasına neden olmaktadır. Hem kolay bulaşması hem de vücudun hassaslaşması özellikle sonbahar- kış döneminde görülen gribal salgınlara yakalamayı da kolaylaştırmaktadır. Bu durum kronik rahatsızlıkları olan hastalarda daha sık görülmektedir” dedi.

    Mevsim geçişlerinde grip ve soğuk algınlığına dikkat

    Mevsim geçişlerinde grip ve soğuk algınlığına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Bilgin, “Mevsim değişiklikleri ile harekete geçen virüslerin neden olduğu grip ve soğuk algınlığı, birbirinden tamamen ayrı iki hastalık. Mikropların üst solunum yollarında yaptığı hastalık grip değildir. Ama bu toplumda çok karıştırılıyor. Soğuk algınlığı influenza dışında iki yüze yakın virüsün sebep olduğu, hafif seyirli üst solunum yolu enfeksiyonuna verilen isimdir. Grip ile soğuk algınlığı yaygın kanaatin aksine aynı hastalık değildir. Grip, burun, bronşler ve akciğerden oluşan solunum sisteminde meydana gelen, influenza (grip virüsü ) virüslerinin neden olduğu, yüksek derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyondur. Diğer mikropların üst solunum yollarında yaptığı hastalık grip değildir. Ama bu toplumda çok karıştırılmaktadır” diye konuştu.

    Grip nasıl ortaya çıkıyor?

    Grip ortaya çıkma sebeplerine değinen Dr. Salih Bilgin, “Hastalığın bulaştırıcı olduğu dönem, belirtilerin başlamasından önceki 24 saat ve sonraki beş gündür. Hastalığın kuluçka dönemi (virüsün bulaşması ile hastalık belirtilerinin ortaya çıktığı süre) 1-4 gündür. Bazı bölgelerde her mevsim görülmesine rağmen genelde mevsim dönüşlerinde artmaktadır. Özellikle havaların soğumaya başladığı sonbahar mevsiminde görülme sıklığı artmakta, kış ve ilkbaharın ilk aylarında sorun olmaktadır. Hastalığın zamana göre değişim göstermesinde çevresel faktörler de rol oynamaktadır. Kalabalık ve iyi havalandırılmayan kapalı alanların kullanımı soğuk havalarda arttığı için özellikle kışları artan bir oranda görülmektedir” şeklinde konuştu.

    Soğuk algınlığı gripten nasıl ayırt edilir?

    Bilgin, soğuk algınlığının gripten nasıl ayırt edilebileceği konusunda şunları söyledi:

    “Soğuk algınlığı toplumda çok sık görülür. Hastalıklı kişiyle temastan sonra hastalığın ortaya çıktığı süre 1-3 gündür. Bulaşma, öksürük, hapşırık, konuşma ile ortaya çıkan damlacıkların solunması, öpüşme, tokalaşma yolu ile veya virüs bulaşmış eşya, yiyecek ile temas sonucu oluşur. Hastalığın bulaşma yolu damlacık enfeksiyonu ile olur. Öksürme, hapşırma sırasında çıkan damlacıkların solunması ile bulaşır. Gribal enfeksiyonun yayılma hızı çocuklarda erişkinlere göre daha hızlıdır. Okul öncesi ve okul çağı çocuklarda atak hızının yüksek olması, hastalığın toplumda yayılmasında önemli faktörlerden biridir. Soğuk algınlığı kronik hastalığı olanlarda, savunma sistemi çeşitli nedenlerle baskılanmış kişilerde daha ağır seyreder. Soğuk algınlığından korunmada kişisel hijyen çok önemlidir. Elleri sık sık sabunla yıkamak virüsleri uzaklaştırdığı için çok önemlidir. Spor yapmak, beslenmeye dikkat etmek, genel hijyen koşullarına uymak kişinin bağışıklık sistemini güçlendirdiği için çok önemlidir.”

    “Sonbaharda hastalanmamak için yaşam düzeninizi değiştirin”

    Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Salih Bilgin açıklamasını şöyle tamamladı:

    “Özellikle el temizliğine özen gösterin. Ellerinizi kurallara uygun bir şekilde yıkayın, burnumuza ve gözümüze temas ettirmemeye özen gösterin. Kapalı mekanlardan, havalandırması iyi olmayan yerlerden mümkün olduğunca uzak durun. Mevsime uygun giyinmeye özen gösterin. Ne çok ince ne de çok kalın kıyafetler tercih edin. Ortam ısısını normal zamanda 25, uyku sırasında 22 derece tutmaya özen gösterin. Artan grip salgınlarında; hastalarla yakın temastan kaçının, aynı ortamda kalmamaya dikkat edin. Her yıl düzenli olarak Ekim- Kasım aylarında grip aşısı yaptırın. Şeker, böbrek, akciğer hastaları gibi bağışıklığı zayıflamış kişiler doktor kontrolünde zatürre aşısı da yapılmalıdır.

    Özellikle ofislerde ve okullarda; kalem, kitap, bilgisayar, bardak gibi özel eşyaları ortak kullanmamaya dikkat edin. Mendilleri tek kullanımlık olarak tüketin ve tekrar tekrar kullanmayın. Beslenme ve uyku düzenine özen gösterin. Doğru ve dengeli beslenin. Özellikle C vitamininden zengin meyve ve sebzeleri tüketmeye özen gösterin. Ne çok sıcak ne de çok soğuk olmak kaydıyla sıvı tüketiminizi artırın.”

  • Sınır dışı edilen yabancı uyruklu kadınlarda bulaşıcı hastalık tespit edildi

    Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde yer alan bar, pavyon ve müzikhol gibi yerlerde izinsiz olarak çalıştıkları tespit edilen 7 yabancı uyruklu kadın jandarma ekiplerince gözaltına alındı. Yapılan sağlık kontrollerinde kadınların 3’ünde bulaşıcı hastalık tespit edildi.

    Ergene İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri ilçenin Ulaş ve Vakıflar Mahalleleri’nde faaliyet gösteren bar, pavyon, müzikhol gibi eğlence yerlerinde yabancı uyruklu kadınların çalıştırıldığı ihbarı üzerine iş yerlerine baskınlar düzenleyerek arama yaptı. Yapılan aramalarda izinsiz olarak çalıştıkları tespit edilen 7 yabancı uyruklu kadın gözaltına alındı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Çorlu Devlet Hastanesine getirilen kadınlarından 3’ünde hepatit ve frengi gibi bulaşıcı hastalıklar tespit edildi.

    Jandarmadaki sorgularının ardından kadınlar sınır dışı edilmek üzere Tekirdağ Yabancılar Şube Müdürlüğüne teslim edildi.

  • (Özel Haber) Gönen patlıcanında hastalık endişesi

    Balıkesir’in Gönen ilçesinde patlıcan üreticisi topraktaki hastalık nedeniyle düşen verimden dertli olsa da kısıtlı verimle para kazanmaya çalışıyor.

    Gönen’in dünyaca ünlü sebzesi patlıcan için hasat zamanı başladı. Yüzlerce işçi Gönen’deki patlıcan tarlalarında ürününü hasat ediyor. Son 3 yıl içinde toprakta meydana gelen bir hastalık nedeniyle mahsullerde önemli derecede bozulmalar meydana gelmiş olsa da, yetkililer bu yıl verimin kısıtlı olmasıyla birlikte üreticinin bir nebze de olsa para kazandığını ifade etti. Gönen Ziraat Odası Başkanı Necati Özkurt, kurum olarak Gönen patlıcanına coğrafi işaret kazandırma yolunda çalışmaların devam ettiğini ve İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerdeki pazarlarda önemli bir yere sahip olan Gönen patlıcanının yapılacak çalışmalarla Gönen ile tescilleneceğini belirtti.

    Özkurt: “Verim kısıtlı, ekim az”

    Gönen patlıcanının bu yıl hem topraktaki hastalık nedeniyle hem de ekimin az olması nedeniyle sıkıntılı bir dönem geçirdiğine işaret eden Gönen Ziraat Odası Başkanı Necati Özkurt, “Gönen denince akla gelen tarımsal ürünlerden biri de tabii ki patlıcan. İstanbul’a gittiğinizde pazarlarda Gönen patlıcanının yeri ayrıdır. Marka almış bir üründür. Bununla ilgili kurumumuz adına bir çalışmamız var yöresel ve coğrafi işaret alınması ile ilgili. Gönen patlıcanı Gönen’in olmazsa olmazlarından. Ama bu geçtiğimiz 3 yıl içerisinde toprakta yaşanan bazı hastalıklardan dolayı verim kısıtlı. Ekimler bu yıl biraz daha az. Şu an patlıcan üreten çiftçimiz bir nebze de olsa para kazanıyor. Tabi ki girdi maliyetleri önümüzdeki yıl ne kadar kazanır kazanamaz onlar tartışılır. Hasadımız olmakta, ürünümüz toplanmakta. Şu anda gayet normal bir fiyata seyrediyor. Bereketli bol kazançlı bir yıl olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

  • Patatesi bu sefer de hastalık vurdu

    Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde patates ekim alanlarında aşırı yağış nedeniyle mantar (mildiyö) hastalığının görülmesi üreticileri üzdü.

    Patates ekim alanlarının yüzde 100’ünde aşırı yağıştan kaynaklanan mantar hastalığının ciddi rekolte kayıplarına yol açacağı, patates üreticilerinin zarar edebileceği belirtildi.

    Aşırı yağıştan dolayı patates ekim alanlarında meydana gelen mantar (mildiyö) hastalığı ve patates fiyatları ile ilgili açıklama yapan Şuhut Ziraat Odası Başkanı Ömer Tunçay, ’’Son zamanlarda pazarda patates fiyatlarının aşırı yüksekliğinden şikayet edilmektedir. Ancak bu şikayetin asıl sebebi üreticiden kaynaklanmayıp bunun asıl sıkıntısının üreticinin tarladan sattıktan sonra aradaki komisyoncuda olduğuna inanıyorum. Çünkü yaklaşık 2-2,5 lira civarında tarlada çiftçi patatesini komisyoncuya satmaktadır. Ama duyduğumuza göre özellikle 24 Haziran seçimlerinden önce pazarda fiyatlar 5-6 liraya kadar maalesef yükselmiş durumdadır. İşte buradaki yaklaşık yüzde 100’e varan fiyat artışlarının maalesef aradaki komisyonculardan kaynaklandığı açıktır. Yani çiftçi 2-2,5 liraya tarlada satarken yaklaşık pazara 5-6 lira gibi bir fiyat çıkıyorsa karşımıza bunun asıl sebebi komisyoncuların koyduğu fiyatlardır. Bence hükümetimizin, ilgili bakanlıklarımızın bu konuda çalışma yapması ve çiftçiden çıktıktan sonraki asıl takibinin o manipüle edilen kısmının araştırılması lazım. Eğer sırf pazardaki fiyat çok yüksek diye dışarıdan ithalat açılırsa benim şahsi görüşüm maalesef son zamanlarda aşırı borçlanma ve girdi maliyetlerinin yüzünden çok sıkıntılı olan çiftçinin, üreticinin büyük sıkıntı yaşayacağı açıktır. O yüzden bence ithalat silahına başvurmaktansa bunu tüketiciye daha uygun fiyata yedirebilmek için aradaki komisyoncu kısmının araştırılması daha uygundur diye düşünüyorum” diye konuştu.

    “Patates üreticileri mantar hastalığı ile mücadele ediyor”

    Patateslerde yaygın olarak mantar hastalığının görüldüğünü kaydeden Tunçay, “Son zamanlarda biliyorsunuz maalesef haziran yağışlarının çok olması rutubetli havanın bölgemizde çok aşırı şekilde rutubet üretmesi dolayısıyla maalesef patateslerimizde bir nevi mantar (mildiyö) adı verilen bir hastalık yaygın bir şekilde görülmektedir. Zaten bu hastalık tarladaki patatesin maalesef verimini aşırı derecede düşürmektedir. Çiftçimiz şuanda çeşitli yöntemlerle ilaç kullanarak bu hastalığın önüne geçmek, azaltmak ve az hasarla atlatmak için mücadele vermektedir. Yani bir çiftçi bir ilaçlamada bir dekar araziye nereden baksanız yüz liraya yakın ilaç harcama durumunda kalmıştır. Bunu bir kaç defa tekrarladığını düşünürsek baya yüksek bir maliyet ortaya çıkıyor. Yani tarlada patates üretilirken tohum girdileri, gübre girdileri, ilaç girdileri çok yüksek o yüzden patatesin tarlada fiyatının en az 1,5 lira civarında olması gerekmektedir. Zaten bölgemizdeki kışlık patatesler söküme başladığında fiyatta kendiliğinden rayına oturacak ve tarlada 1-1,5 lira arasında seyredecek o zaman da tüketiciye 2-2,5 lira arasında ulaşması gerçekleşecektir diye düşünüyorum. Yani burada zor şartlarda üretim yapan çiftçimizin çok zor durumda kalmaması için bence hükümetimizin ithalat silahının en son eğer ülkemizdeki üretimin az olması ihtiyacın çok fazla olması döneminde buna başvurması lazımdır. Şu anda biliyorsunuz yazlık tufanda patatesler yelkenci patatesler sökümü yapılıyor. Bundan bir ay sonra yaklaşık kışlık patateslerin sökümleri yavaş yavaş başlar. Ondan sonrada normale döner diye düşünüyorum’’ dedi.

    Patates üreticisi Mehmet Gökkaya ise ’’Şimdi bu mildiyo hastalığı dediniz biz mantar olarak biliyoruz. Ama aşırı yağışlardan ama patatesin geninden, tohumundan orasını bilemiyoruz. Hükümetimizin çare bulması lazım. Patateslerde para etmiyor onu da biliyorsunuz. Çaya döktük, mala verdik parayla koyduk depoya parayla çıkardık depodan buna da bir çare çözüm bulunmasını istiyoruz’’ dedi.

  • (Özel) Bu hastalık üzüm asmalarını kurutuyor

    Üzüm asmalarının gövdelerinde sinsice ilerleyen ve yaz aylarında belirti gösteren fungal odun doku hastalığına karşı uyarılarda bulunan Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Bitki Sağlığı Görevlisi Ziraat Mühendisi Nurdan Güngör Savaş, hastalıkla kimyasal mücadele yöntemi olmadığı için çiftçilerin hastalanan asmalardan fidan üretmemeleri gerektiğini söyledi.

    Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Bitki Sağlığı Görevlisi Ziraat Mühendisi Nurdan Güngör Savaş, üzüm asmalarında kangren olarak da bilinen fungal oldun doku hastalıklarına karşı uyarılarda bulundu. Manisa’da tarımı yoğun bir şekilde yapılan çekirdeksiz sultani üzümde çok sık görülen sinsi hastalık, asmaların kurumasına neden oluyor. Kış aylarında asmanın gövdesinde sinsi ve hızlı bir şekilde ilerleyen hastalık yaz aylarında yapraklarda zebra deseni şeklinde belirti gösteriyor.

    Hastalık hakkında bilgi veren Ziraat Mühendisi Savaş, “Fungal odun doku hastalıkları asmalarda ani kurumalar ve inmeler şeklinde kendini göstermekte. Hastalık etmenleri sıcak günlerde özellikle yaz aylarında birden inme şeklinde gösteriyor. Özellikle yapraklarda kurumalar zebra şeklinde desenler meydana getiriyor. Bu tür hastalıklar görüldüğü zaman bunları kestiğimizde ’V’ şeklinde belirtiler, sürgünlerde ve gövdede iletim demetlerinin olduğu yerlerde siyahlaşmalar şeklinde kendisini gösteriyor. Hastalık da zaten budama yaralarıyla, rüzgarla, yağmurla ve böcek yalarıyla yayılmakta. Hastalık soğuk aylarda hızlı bir şekilde ilerlemekte. Yaz aylarında ise kendisini belli etmekte. Hastalık sinsi bir şekilde ilerlemekte” dedi.

    “Hastalığın kimyasal bir mücadelesi bulunmamakta”

    Hastalığın fark edildiği asmalardan fidan yapmak için dal ve kalem alınmaması önerisinde bulunan Savaş, “Özellikle bu tarzdaki asmalar işaretlenmeli ve bu asmalardan kalem alınmamalıdır. Çünkü hastalığın diğer bir yayılma şekli de fidanlarla olmakta. Bu tür hastalıkların bulaştığı asmalardan alınan kalemlerden fidanlar üretildiğinde hastalık yeni bağlara da geçmekte ve kurumalarla ekonomik kayıplara neden olmakta. Hastalığın kimyasal bir mücadelesi bulunmamakta. Ancak kültürel mücadele yöntemleri uygulanmaktadır” diye konuştu.

    “Budamalar geç dönemde yapılmalı”

    Hastalıkla kimyasal mücadele yapılamadığı için kültürel mücadeleye önem verildiğini belirten Savaş, “Hastalıkla kimyasal mücadele bulunmadığı için kültürel mücadeleye önem verilmekte. Kültürel mücadelede özellikle budamanın geç dönemde yapılması tavsiye ediliyor. Ne kadar geç budanırsa o kadar iyi oluyor. Budama yaraları açık kaldığı sürece hastalık etmenleri bu açık kısımlardan ilerliyor. Bir de budama yaparken budama aletleri mutlaka dezenfekte edilmeli. Yoksa budama aletleriyle birlikte diğer sağlıklı asmalara da bu hastalık bulaşmakta. Mücadele sırasında açık kalan büyük yaraların aşı macunu tarzı kapatıcı macunlarla üzerinin örtülmesi gerekiyor. Yoksa açık kalan yaralardan yağmur sularıyla, rüzgar ve böceklerin etkisiyle hastalığın sporları yayılmakta ve sağlıklı asmalara da bulaşmakta. Haziran ve Temmuz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birden kendisini gösteriyor. Özellikle tek dal üzerinde kurumlar meydana gelmekte asmanın üzerinde salkımlar dahi kuruyor. Çekirdeksiz Sultani üzümde daha yaygın görülüyor. Hastalıklı asmalar ileriki aşamalarda diğer asmalara bulaştırmaması için sökülmesi gerekiyor” ifadelerini kulandı.