Etiket: Hastalığın

  • Uzm. Dr. Gürlek: “Hastalığın Derecesine Göre, Doktor Kontrolündeki Kalp Hastaları Oruç Tutabilirler”

    Gözde Akademi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doktor Ahmet Gürlek, bazı kronik rahatsızlığı olan hastaların, doktor kontrolünde oruç tutabileceklerini belirtti.

    Uzm. Dr. Gürlek, özellikle derecesine göre kontrol altında tutulabilecek kalp hastalarının doktor kontrolünde oruç tutabileceklerini ifade etti. Gürlek, oruç tutmak isteyen hastaların mutlaka kendi doktorlarına danışmaları gerektiği konusunda uyararak, “Kalp hastalıkları hiçbir belirti vermeden sessizce olabileceği gibi kişinin günlük aktivitelerini engelleyebilecek düzeyde sorun çıkaran şikayetlere de dönüşebilir. Hastalığın derecesine göre kontrol altındaki kalp hastaları oruç tutabilirler. Ancak kalp hastası olan kişinin mutlaka bu konuda kendisini takip eden doktoruna danışması gerekir. Son bir yıl içinde kalp krizi hikayeniz yoksa, semptomları ilaç tedavisiyle kontrol altında olan kalp, damar ve yüksek tansiyon hastasıysanız doktorunuza danışarak oruç tutabilirsiniz” diye konuştu.

  • İnatçı Öksürük Birçok Hastalığın Habercisi Olabilir

    Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Güngör Ateş, özellikle soğuk kış aylarında enfeksiyon hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkan öksürüğün yaşamı tehdit eden önemli hastalıkların belirtisi olabileceğine dikkat çekti.

    Memorial Diyarbakır Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Güngör Ateş, inatçı öksürüğün önemi hakkında bilgi verdi. Enfeksiyon sonrası gelişen öksürüğün, astım, reflü gibi hastalıkların yanı sıra; akciğer kanseri, tüberküloz ve KOAH gibi yaşamı tehdit eden sorunların da nedeni olabileceğine dikkat çeken Ateş, “Bunun yanında bazen tek başına sigara kullanımı da kronik öksürüğe yol açabilir. Ortalama 4 haftayı geçtiğinde uzun süreli, 8 hafta sürdüğünde ise inatçı yani ‘kronik’ olarak adlandırılır. Sıklıkla sinüzit, grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben ortaya çıkar. Bu hastalıklardan sonra oluşan öksürük ise postenfeksiyöz öksürüktür. Ortalama 2-3 ay devam edebilir. Ancak yine de gribal enfeksiyona yakalanan hastalarda ortalama 2 hafta süresince geçmeyen öksürük şikayeti söz konusuysa, mutlaka doktor kontrolünde bunun nedeni araştırılmalıdır” dedi.

    “ASTIM HASTALARINDA KRONİK HALE GELEBİLİR”

    Kronik inatçı öksürüğün en sık nedenlerinden birinin de astım hastalığı olduğunu anlatan Doç. Dr. Ateş, “Astım hastalığı normalde hırıltı, göğüste sıkışma, nefes darlığı ve öksürük ile kendini gösterir. Ama astım hastalarının bir kısmında tek bulgu geçmeyen uzun süreli öksürükte olabilir. Kronik öksürük, gastro özofageal reflü hastalarında da sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Midedeki asidin yemek borusuna kaçmasına reflü denmekte ve hastaların bir kısmında bu asit üst solunum yolları ile akciğerlere kadar kaçmaktadır. Bu asit kaçışına bağlı olarak öksürük oluşabilmektedir. Hastalar tarafından benimsenmese de inatçı öksürük aslında sık karşılaşılan bir reflü belirtisidir. Klinik çalışmalarda kronik öksürük görülen reflü hastalarının yaklaşık yüzde 50’sinde klasik reflü belirtileri olmaksızın reflüye bağlı öksürük görülebilmektedir. Bu nedenle 4-8 haftayı geçen inatçı öksürük, hastaların mutlaka reflü yönünden de değerlendirilmesini gerektirir” diye konuştu.

    “AKCİĞER KANSERİ BELİRTİSİ OLABİLİR”

    Akciğer kanseri en sık görülen ve en fazla ölüme yol açan kanser türü olduğuna vurgu yapan Ateş, şu ifadelerde bulundu:

    “Erkek hastalığı olarak düşünülen ancak sigara kullanımının artması ile birlikte kadınlarda da sıklığı meme kanserinin önüne geçen akciğer kanserinin en önemli nedeni sigara kullanımıdır. Akciğer kanserini haber veren öksürük, özellikle sigara içimine bağlı olarak değerlendirildiğinde hastalığın tanısında gecikmelere yol açmaktadır. Bu nedenle sigara içiliyor olsa bile, müzmin öksürüklerin mutlaka doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir. Uzun süre devam eden inatçı öksürüğü bulunan hastaların öyküsü alınmalı ve sorunun nedeninin belirlenebilmesine yönelik tetkikler yapılmalıdır. Bazı kan tetkikleri, akciğer grafisi solunum fonksiyon testleri ilk aşamada yapılabilir. Bunların dışında gerekli görüldüğü takdirde ise akciğer tomografisi, sinüzit yönünden değerlendirme, bronkoskopi gibi ileri tanısal yöntemler yapılabilir.”

  • Altın Ailesinin Çocukları Teşhis Konulamayan Hastalığın Pençesinde

    Mersin’in Tarsus ilçesinde yaşayan 6 çocuklu Altın ailesinin çocuklarından ikisi hastalıkları teşhis edilemeden hayatlarını kaybettiler. Baba Hüseyin Altın, “2 çocuğumu kurtaramadık, bari bunu yaşatalım” diyerek yetkililerden yardım istiyor.

    Münevver-Hüseyin Altın çiftinin çocukları Özgür 2,5 yaşındayken, Kadir ise 6 yaşındayken teşhis edilemeyen bir hastalıktan öldüler, diğer çocuklarından Özlem ise 6 yaşında ve hasta.

    Tüm mal varlığını çocukları için harcadığını belirten baba Hüseyin Altın, çocuğunu tedavi edebilecek doktorlara yardım çağrısında bulundu. Altın, “Bu hastalığa yakalanan benim üçüncü çocuğum. Çocuklarım 5 yaşına geldiğinde hastalanmaya, rahatsız olmaya başlıyor, yürümede güçlük çekiyor. Teşhis koyamıyorlar, en son yaşam makinesine bağlıyorlar ve çocuklarım vefat ediyorlar. 5 ay önce çocuğumun hiçbir şeyi yokken yürüme zorluğu çekmeye başladı. Hastaneye götürdük, bütün tıbbi imkanlara rağmen teşhis koyamadılar. Ben kenar bir mahallede oturuyorum. Bazen elektrik kesiliyor, elektrik kesilince cihazlar kapanıyor ve çocuğum zor duruma düşüyor” dedi.

    Daha önce 2 çocuğunu kaybettiğini anlatan baba Altın, “Daha önceki 2 çocuğumu kurtaramadık, bari bunu kurtaralım diye uğraşıyoruz. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama maddi gücümüz yok, kimse de yardımcı olmuyor. Sıkıntılı ve çok zor durumdayız. İşin içinden çıkamıyoruz. Maddi olarak çok zorlanıyorum. Kendim için bir şey istemiyorum. Hastamızın 3 tane ilacı var ama devlet karşılamıyor, medikal malzemeleri borçla alıyorum, hala cihazların borcunu ödemeye çalışıyorum ve aylık 2 bin TL ilaç masrafı var. Bir baba olarak bu masraflara yetişemiyorum. Çocuğum yaşam makinesine bağlı olduğu için bırakıp bir işe de gidemiyorum. Dünya ve Türk tıbbından, bütün yetkililerden, doktorlardan, Başbakanımızdan ve Cumhurbaşkanımızdan sesimizi duyup bizimle ilgilenmelerini istiyoruz. Sarışın çocuklarım ölüyor, bari bunu kurtaralım” şeklinde konuştu.

    Anne Münevver Altın ise iki evladını kaybettiğini, Özlem’i de kaybetme korkusu yaşadığını söyledi.