Etiket: Hastalığı

  • Doç. Dr. Ali Cemal Sağ: “Kalp hastalığı genç yaşlı demiyor”

    Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Cemal Sağ, kalp ve damar hastalıklarının düzenli olarak kontrollerini yaptıran kişilerde erken teşhis ile önlenebileceğini söyledi.

    Kalp ve damar hastalıklarının günümüzde oldukça yaygın olduğunu belirten Medical Park Ordu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Cemal Sağ kalp hastalıklarının son yıllarda gençleri de etkisi altına aldığını vurguladı. Dr. Sağ, şu bilgileri verdi:

    “Kalp ile ilgili birçok hastalık çeşidi vardır. Bunlardan en sık karşılaşılanlar; kalbin damar hastalıkları, kalp kapak hastalıkları ve ritim bozukluklarıdır. Ailesinde kalp hastalığı bulunanlar, sigara içenler, aşırı yağlı gıdalar tüketenler, şeker hastaları, yüksek tansiyonu olanlar, kolesterolü yüksek olanlar, fazla kilosu olan hastalar, stresli kişiler, hareketsiz yaşam sürenler risk grubunda bulunan kişilerdir. Değişen yaşam koşulları nedeni ile insanların beslenme alışkanlıkları değişmiş, sigara kullanımı artmış, daha stresli ortamlarda ve ağır iş koşullarında çalışmaya başlamışlardır. Böylelikle günümüzde kalp hastalıkları daha sık görülmeye başlamıştır. Yaşlı hastalığı olarak bilinen kalp hastalığı artık günümüzde genç insanlarda da ani ölümlerin en sık sebebi olarak bilinmektedir” dedi.

    “Kalp krizi erken dönemde tespit edilirse riskleri önlenebilir”

    Bütün bu olumsuzluklara rağmen kalp ile ilgili hastalıkları daha iyi anlayıp, daha iyi tanıyarak kalp krizi bizi yakalamadan gerekli önlemlerin alınabileceğini ifade eden Doç. Dr. Ali Cemal Sağ, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

    “Biz uzmanlar hiçbir yakınması olmasa da 20’li yaşlardaki herkesin kolesterol, kan şekeri ve kan basıncı değerlerini ölçtürmesini, 40 yaşından sonra ise risk durumuna göre 3 yıllık periyotlar ile kardiyolojik kontrollerin yaptırılmasını öneriyoruz. Tıpta yaşanan gelişmeler sayesinde kalp hastalıklarının tedavisi hızla gelişmiş ve kalp hastalıklarından kaynaklanan ölüm oranları giderek azalmıştır. Bir kalp krizi hastası ne kadar hızlı teşhis edilir, ne kadar erken hastaneye ulaştırılır ve ne kadar erken doğru tedaviye başlanırsa o hastanın ölüm riski o kadar düşmektedir. Kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde anjiyo, balon, kalp pili takılması, stent ve by-pass uygulamaları önemli bir yer almaktadır. Kalbin ritim bozukluklarının tedavisinde EPS ve ablasyon gibi işlemler ile hastaların daha konforlu hayat sürmesi sağlanabilmektedir.”

  • Dünya Parkinson Hastalığı Günü

    VM Medical Park Samsun Hastanesi, 11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü’nde parkinson hasta ve hasta yakınları ile buluştu.

    Parkinson ve Diğer Hareket Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Ömer Faruk Akkaya’nın moderatörlüğünde parkinson hastalığının tanı ve tedavisi hakkında katılımcılara bilgi verildi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği’nden Yrd. Doç. Dr. Rabia Cerrah Karanfil tarafından, hastalık süreci boyunca yapılabilecek egzersizler katılımcılara uygulamalı olarak gösterildi. Beslenme-Diyet Kliniği’nden Dyt. Mine Özkazanç Akren de parkinson hastalığında uygulanan beslenme modelleri hakkında katılımcılara bilgi verdi.

    Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği toplantıda, parkinson hastalığının yalnızca hastayı değil hasta yakınlarını da önemli ölçüde etkileyen bir süreç olduğuna vurgu yapıldı. Toplumsal farkındalığı artırmak için hazırlanan sunumdan, katılımcılar çok mutlu ayrıldı.

  • Uşak’ta diyabet hastalığı ile ilgili seminer verildi

    Uşak Diyabetliler Derneği tarafından hazırlanan proje kapsamında Uşak’ta diyabet hastalığına dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise çağındaki Tip 1 diyabetli çocuklar ve ailelerine yönelik seminer düzenlendi.

    Dernek Başkanı Sercan Bozer, hazırladıkları projeleri yıl içerisinde birçok okulda hayata geçirerek diyabet hastalığı hakkında çocukları bilgilendireceklerini söyledi.

    İlde eğitim veren bir anaokulunun minik öğrencileri ile bir araya gelen Dernek üyeleri ve Diyabet Eğitim Hemşiresi Esin Altınerdem, minik öğrencilere diyabet hastalığı hakkında bilgiler veredi. Altınerdem, aslında diyabetin bir hastalık olmadığını anlatarak diyabetle ilgili merak edilen soruları cevapladı.

    Tip 1 diyabetin, Tip 2 ve diğer diyabet formlarından farklı olduğu bilgisini veren Diyabet Eğitim Hemşiresi Esin Altınerdem, Tip 1 diyabetin aslında bir hastalık değil yaşam biçimi olduğunu kaydetti.

    Diyabetin her yaşta görülebileceğini Türkiye ve Dünya’da her yıl diyabetli sayısının arttığını söyleyen Altınerdem; “ Diyabete karşı farkındalık oluşturmak en büyük amaçlarımız içerisindedir” dedi.

    Sosyal medyada çok faz yer alan diyabete kesin çözüm bulundu gibi asılsız haberlere itibar edilmemesi gerektiğini hatırlatan Altınerdem; “ Bu türlü sosyal medya haberlerinde çıkan asılsız dedikoduların akla ve bilme aykırı olduğunu söylemek istiyorum. Tip 1 diyabetin tek tedavisi insülin tedavisidir. Onun yerine konulabilecek herhangi bir şey şuan için söz konusu değildir. Limon yoğurt karışımı yapıp insülin kullanımını bırakan hastalarımız oluyor. Bu kesinlikle yanlış bilgidir. Limon yoğurt karışımı bırakın tip 1 diyabette tip 2 diyabette bile tedavi amaçlı kullanımı doğru değildir. Üstelik limonun içerisinde bir miktar karbonhidrat vardır. Kan şekerini çok ciddi olmasa da bir miktar yükseltebilir” dedi.

    Seminer sonrası minik öğrencilere diyabetli çocuklar isimli kitaplar dağıtıldı.

  • Medicana Konya Hastanesi uzmanları kanser hastalığı hakkında bilgi verdi

    4 Şubat Dünya Kanser Gününde farkındalık oluşturmak ve halkı bilinçlendirmek isteyen Medicana Konya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Tunç Güler, Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Yusuf Tanrıkulu ve Erişkin Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Handan Çipil kanserin nedenleri, tanısı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

    “Beslenme bozuklukları kanser nedeni”

    Kanserin yüzde 30’unun beslenme bozuklukları ve obezite ile ilişkili olduğunu belirten Medikal Onkoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Tunç Güler, “Kanserin nedenlerine bakacak olursak yaklaşık yüzde 30’u beslenme ve obezite ile ilişkilidir. Buna bir de tütün ve tütün ürünlerini ilave edersek kanserin yüzde 50’ye kadarı önlenebilir sebeplerden oluşmakta. Biz sigara ile mücadele, obezite ile mücadele de sağlıklı beslenme ve fiziksel egzersizi, hareketli yaşamı ön plana çıkardığımız takdirde yaklaşık yüzde 50 civarında sebebi ortadan kaldırmış oluyoruz. Bu da ciddi bir oran demektir. Dünya’da yıllık 8,8 milyon kişi kanser nedeniyle hayatını kaybetmekte ve ne yazık ki 4 milyon insan genç yaş denilecek, 30-69 yaş grubunda yaşamını yitirmekte. Önümüzdeki 10 yılda bu sayının, yıllık kanser ölümünün 14 milyona çıkması şeklinde. Yani dünyanın karşısında bu kadar ciddi bir halk sağlığı sorunu var. Dolayısıyla bununla ilgili de mutlaka her yönüyle toplumsal, devlet bazında da mutlaka harekete geçmek ve bazı faaliyetler yürütmek gerekir” ifadelerini kullandı.

    “Kanserle mücadelede tarama yöntemi önemli”

    Bir hastanın kansere yakalanmadan erken evrede tespit yapılabileceğini vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Yusuf Tanrıkulu, “Kanser ülkemizde ve tüm dünyada gerçekten çok önemli bir sorun. Büyük bir kısmı önlenebilir sebeplerden oluşmaktadır. Burada değinilmesi gereken diğer önemli husus da önlemeye yönelik adımların en büyüğü aslında tarama yöntemleri. Bir kişinin kanser olmadan bunu nasıl fark edebiliriz. Kanser olmadan, çekirdek evresinde yakalamak, erken evrede yakalamak hem hastanın sağ kalım açısından hem de topluma yansıyan psikolojik sorunlar açısında ve maddi külfet açısından çok önemli. Keşke hepsini bu şekilde yakalayabilsek. Ülkemizde ve dünya çapında olmakla birlikte KETEM adı altında bu tarama programları çok detaylı bir şekilde yapılmaktadır. Özellikle kalın bağırsak, meme ve rahim kanserleri arasında tarama programları hızla gelişmekte. Bu da hakikaten tüm insanlarımızda bilinç ve farkındalığı arttırmakta” şeklinde konuştu.

    Akut lösemiler hakkında bilgi veren Doç. Dr. Handan Çipil, “Akut lösemiler kemik iliği hücrelerindeki kötü huylu hücrelerin çoğalması ve iliğin kendi üretmesi gereken kan hücrelerini üretememesi sonucu ortaya çıkmakta. Özellikle alyuvar, akyuvar kan pulcuklarının vücutta yeterince üretilememesi sonucu kansızlık, enfeksiyona meyil ve kan pulcukları tronbosit dediğimiz hücrelerin düşmesine bağlı karşılaştığımız sorunlar. Eğer kansızlığa bağlı, çok ciddi halsizlik, baş dönmesi, vücutta durduk yere hiçbir yere çarpmadan oluşabilen kanamaya meyil, diş eti kanaması, burun kanaması, vücutta morluklar, geçmeyen enfeksiyon, ateşten dolayı hasta acil servislere başvurmakta. Hastaya yapılan tetkiklerle hızlı bir şekilde teşhise yönlendirmekteyiz” dedi.

  • Polikistik böbrek hastalığı için yeni umutlar

    Medical Park Gaziantep Hastanesi Nefroloji Bölünü Uzm. Dr. Erkan Mahsereci, polikistik böbrek hastalığı hakkında uyarılarda bulundu.

    Uzman Dr. Erkan Mahsereci, poliksitik böbrek hastalıklarının kist gelişmesine yol açan hastalıklardan en sık görüleni olduğunu belirterek,

    “Böbreklerimizde kist gelişmesine yol açan çeşitli hastalıklar vardır. Bu hastalıklardan bazıları kalıtsal, yani irsidir. Bazıları ise kalıtımla ilişkisiz bir şekilde gelişir. Polikistik Böbrek Hastalığı (PBH), kalıtsal böbrek hastalıkları içinde en sık görülenidir. Aslında bu hastalığın daha bilimsel adı ’Otozomal Polikistik Böbrek Hastalığı’dır. Yaklaşık her 500 ile bin canlı doğumdan birinde görülür. PBH erkek ve kadınlarda benzer sıklıkta görülür. Anne veya babadan birinde bu hastalık varsa, çocuğa geçiş riski yüzde 50’dir. Böbrek yetersizliği nedeni ile diyaliz tedavisine ihtiyaç duyan veya böbrek nakli yapılmış hastaların yüzde 5-10’nunda böbrek yetersizliğinin nedeni PBH’dır. Bu nedenle insan ve toplum sağlığı açısından önemli bir hastalıktır. Bu hastalıkta başta böbrekler olmak üzere birçok organda kist adı verilen içi sıvı dolu kesecikler çoğalıp büyümeye başlamaktadır. Böbrekler birkaç kat daha büyük hale gelebilmekte ve hastalarda ağrı, idrar yollarına kanama, kistlerin enfekte olması ile birçok belirti oluşabilmektedir. Hastalığa tanı genelde erişkin dönemde kan basıncı ölçümü, idrar tetkiki ve ultrason gibi basit yöntemlerle tanı konmaktadır” dedi. Dr. Mahsereci, “PBH’nın ilerlemesini önleyici ya da yavaşlatıcı tedavilerin bulunabilmesi için tüm dünyada yoğun bir şekilde çalışılmaktadır. Bu çalışmaların sonucunda umut verici bir gelişme olmuş ve ilk kez bir tedavinin kistlerin büyüme hızını ve böbrek yetersizliğinin ilerlemesini yavaşlatabileceği gösterilmiştir. Ayrıca hastalarda sıklıkla ağrı ve hastalığın diğer belirtileri, komplikasyonları ve kalp-damar hastalıklarının riskini azaltmaya yönelik tedaviler de uygulanmaktadır. Avrupa Polikistik Böbrek Hastalığı Forumu (EAF) tarafından yayımlanan Brüksel Deklarasyonu’nda bu hastalıkta karşılanmamış gereksinimler tanımlanmış ve hastaların yüksek kalitede sağlık hizmetine erişmesini destekleyen öneriler sunulmuştur. Bu deklarasyonda, özellikle Avrupa Komisyonu ve Ulusal Sağlık Bakanlıklarına, hastaların yaşam kalitesini koruyan, böbrek fonksiyonlarındaki bozulmayı geciktiren, beklenen yaşam süresini artıran ve bu yönleriyle hastalığın seyrini değiştiren tedavilerin geliştirilmesine yönelik araştırmaları destekleme çağrısında bulunulmuştur” şeklinde konuştu.

    Uzm. Dr. Mahsereci, ‘’Buradan hareketle PBH ile ilgili olarak kamuoyundaki duyarlılığı artırmak amacıyla Türk Nefroloji Derneği, Kistik Böbrek Hastalıkları Alt Çalışma Grubu bir dizi proje başlattı. Bu kapsamda PBH kayıt çalışması, hasta ve yakınlarına yönelik video tabanlı eğitim programları, hastaların Nefroloji Uzmanına erken yönlendirilmesi için 1. basamak sağlık sistemini eğitim projesi, yukardaki çalışmaları içeren bir internet platformunun kurulması ve veritabanı çalışmasının yayınlanması, hekimlere yönelik eğitim programları gibi projeler oluşturuldu. Ayrıca Türk Nefroji Derneği tarafından ’’10 Mayıs günü’’ Ulusal Polikistik Böbrek Hastalığı Günü olarak ilan edildi. Yine ’’Polikistik Böbrek Hastaları Derneği’’ kuruldu. (www.pbhdernegi.com). Bu doğrultuda, “Polikistik Böbrek Hastaları Derneği”nin bu internet sitesinin aktif kullanılması, hasta üye kaydının alınması, süreli bir yayın ile hasta iletişiminin artırılması, Türk Nefroloji Derneği tarafından hazırlanacak olan eğitim setinin hastalara ulaştırılması ve gelecekte de bölgesel hasta toplantılarının yapılması planlanmaktadır’’ diye konuştu.