Etiket: Hastalığı

  • Döşemealtı’nda Alzheimer hastalığı konuşuldu

    Döşemeltı Belediyesi ile Türkiye Alzheimer Derneği Antalya Şubesi işbirliğiyle, “Unutma Seni” kampanyası kapsamında Alzheimer Hastalığı ile yaşamak konulu seminer düzenlendi.

    Döşemealtı Belediyesi Meclis salonunda yapılan seminerde Akdeniz Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Ebru Barcın, hasta yakınları ve katılımcılara Alzheimer hastalığı, risk faktörleri, hastalıktan nasıl korunulabilir?, davranış problemleriyle nasıl başa çıkılabilir? Konularını anlattı. Seminere belediye personelinin yanı sıra vatandaşlarda ilgi gösterdi.

    Hasta yakınlarıyla soru cevap yoluyla iletişiminde kurulduğu seminerde konuşan Doç. Dr. Barcın, Alzheimer’in erken, orta ve ileri evreleri bulunduğunu söyleyerek, “Bu hastalık kişilerin hafıza, dil, görsel ve mekansal yetenekler gibi birden çok yetisini kaybederek hayatlarını eskisi gibi sürdürememelerine neden oluyor. Alzheimer’in erken evresinde depresyon, yeni olan olayları unutma, günlük işlevlerde hafif düzeyde kayıp, orta evrede davranış bozukluğu çok ciddi bir bulgu olarak karşımıza çıkıyor. İleri evrede ise hastalar kişisel bakımları da dahil tüm günlük işlerinde bakıma muhtaç yada yatağa bağımlı hale gelebiliyor” diye konuştu.

    Barcın Alzheimer’in sadece ileri yaşta değil genetik nedenlerden dolayı erken yaşlarda da görülebileceğine dikkat çekti.

  • Prof. Dr. Gençbay: “Kalp hastalığı olan çoğu bireyde cinsel aktivite risk teşkil etmiyor”

    Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Gençbay, “kalp hastalarında cinsel sorunlar çok sıktır. Sertleşme sorunu veya cinsel isteksizlik şeklinde sorunlara oldukça sık rastlamaktayız. Hastalar bu sorunlarını genellikle kardiyologlarına iletmez. Bu nedenle de burada doktora çok iş düşmekte, bu konuda hastayı dikkatlice sorgulamak gerekmektedir” dedi.

    Medicana Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Gençbay kalp hastalarında cinsel yaşam hakkında bilgi verdi. Dr. Gençbay, “Maalesef, kalp hastalarında cinsel sorunlar çok sıktır. Sertleşme sorunu veya cinsel isteksizlik şeklinde sorunlara oldukça sık rastlamaktayız. Hastalar bu sorunlarını genellikle kardiyologlarına iletmez. Bu nedenle de burada doktora çok iş düşmekte, bu konuda hastayı dikkatlice sorgulamak gerekmektedir” diye konuştu.

    “Kalp hastalarında aşırı yemek sonrası cinsel yaşam riskli olabiliyor”

    Dr. Gençbay, cinsel aktivite sırasında kalp hızının en fazla 130‘a çıktığını belirterek kan basıncının da en fazla 170 civarına kadar yükseldiğini kaydetti. Dr. Gençbay, “Normal bir cinsel aktivite ortalama 2 kat merdiven çıkmak kadar efora eşittir. Efor testi ile bunu kolayca anlamamız mümkün. Yabancı bir partner, aşırı yemek sonrası, aşırı alkol alımı sonrası kalp hızı ve kan basıncı bu değerlerin üzerine çıkabilir. Bu nedenle kalp hastalarının bu riskli durumlardan kaçınması önemlidir” şeklinde konuştu.

    “Kalp rahatsızlıklarından sonra cinsel hayata dönüş süreleri önem arz ediyor”

    Dr. Gençbay, “Efor testi sırasında diğer parametrelerle beraber hastanın hangi aktiviteleri sorunsuz yapabileceğinin de öngörülmesi olanaklı olmaktadır. Sorunsuz bir kalp krizinden 1 hafta sonra Efor testi yapılarak cinsel hayata dönülebilir. Hastada komplikasyonlu bir kalp krizi olmuşsa sorunlar giderilinceye kadar cinsel yaşamı askıya almak gerekir” dedi. Gençbay şöyle devam etti: “ Normal ve sorunsuz bir bypass ameliyatından sonra 6-8 hafta sonra, sternum (hançer kemiği) tam iyileştiyse cinsel hayata dönülebilir. Ayrıca anjiyo hastalarında, kalp anjiyosu kasıktan yapıldıysa buranın tam iyileşmesini birkaç gün beklemek yerinde olur. Son zamanlarda artık hastaların çoğunda el bileğinden anjiyo yapmaktayız, bu durumlarda eğer balon, stent işlemi yapılmadıysa ara vermeye gerek yoktur.”

    “Kalp yetmezliği hastalarında cinsel sorunlar daha çok görülüyor”

    Cinsel sorunların en fazla kalp yetmezliği hastalarında görüldüğünü belirten Dr. Gençbay sözlerine şöyle devam etti: “İlginç olarak cinsel yaşam sorunlarına en fazla yardım talep eden ve bu sorunu en çok önemseyen grup bunlardır. Kalp yetmezliği hastaları eğer iki katı dinlenmeden çıkabiliyorsa cinsel yaşam kısıtlamasına gerek yoktur. Nefes darlığı en basit işlerde bile olan gruplarda ise kalp yetmezliğinin kontrol edilmesine kadar cinsel yaşama ara verilmesi gerekir”.

    “Kalp pili olan hastalarda cinsel yaşamda 2 kat merdiven kriterine göre karar verilebilir”

    Cinsel aktivitenin bazı durumlar haricinde ritim problemlerine yol açmadığını kaydeden Dr. Gençbay, “Aksine efor testi ile artan bazı ekstrasistollerin cinsel aktivite sırasında artmadığına dair yayınlar vardır. Pil hastalarında cinsel yaşam 2 kat merdiven kriterine göre karar verilebilir. Bu düzeyde eforu rahat yapabiliyorsa cinsel aktivitede de sorun yoktur. ICD dediğimiz şok veren pil cihazlarında da aynı kriterler geçerlidir. Şok sayısında cinsel aktivite sırasında artış olmamaktadır. Ayrıca şok verilen kişinin eşi de şoku hissetmez, bu konuda kaygılanmasına gerek yoktur” diyerek sözlerini sonlandırdı.

  • Domatesi ’tuta’ hastalığı vurdu

    Afyonkarahisarlı üreticiler, domateste meydana gelen sinek (domates güvesi) hastalığının fiyatları yükselttiğini ifade etti.

    Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde ’domates güvesi’ denilen ’tuta absoluta’ hastalığı nedeniyle kilolarca domates çürüdü. İlçede her cumartesi kurulan pazarda çalışan esnaf, diğer tüm ürünlerde olduğu gibi domatesin de fiyatının dönemine göre yüksek olduğunu ve buna da hastalığın neden olduğunu dile getirdi.

    Şuhut’ta pazar esnafı olan Mehmet Kahraman konuyla alakalı açıklamalarında, “Domates yerinde az. Bir de domateslerde tuta diye bir hastalık var. Sinek var domateslerde, bu sinekler domatesleri çürüttü. Dallarında da bir hastalık var bu domates bu yüzden pahalı. Biz şu anda yerinde 4,5 TL’ye domates aldık, 5 TL’ye satamıyoruz. Vatandaşın alım gücü zayıf, soran gidiyor. Domatesten kazanamıyoruz biz” ifadelerini kullandı.

    “Domatese bu yıl hastalık uğradı”

    Bir diğer pazar esnafı Faruk Kurt ise “Domatesin neden bu kadar pahalı olmasının nedeni öncelikle bu sene dolu hastalık girdi domatese güvelerde. Domates yerli domatesten vatandaş verim alamadı. Çürüdü dolu vurdu herkes evinin önüne ekenler bile yerli domatesini yiyemedi bu sene hava şartlarından dolayı. Domates Antalya’da 5 lira 5,5 lira yine biz 5 liraya satıyoruz domatesi” dedi.

    Şuhut sebze pazarında alışveriş yapan müşteri Ali Osman Pala da “Domates şu anda çok pahalı. Alamıyoruz, alım gücümüz yok. Emekli olduğum halde domatesi alamıyoruz’’ şeklinde konuştu.

  • Akdeniz sineği hastalığı Niğde’ye sıçradı

    Akdeniz sineği hastalığı Niğde’deki armut, şeftali ve elma bahçelerine yüzde 80 oranında zarar verdi.

    Kış armudu üretiminde önemli bir yere sahip Niğde’nin Bor ilçesine bağlı Bahçeli kasabasında yılda 500 ton kış armudu üreten meyve üreticileri, bu yıl Akdeniz sineği hastalığı sebebiyle üretimin 50 tona düşebileceğini belirttiler. Yıllardır meyve üreticiliği yapan Cumali İmre, “Bu yıl maalesef kayısılarda, kirazlarda ve son zamanlarda da kış armudunda büyük bir Akdeniz sineği hastalığı görüldü. Yüzde 50, yüzde 80, hatta yüzde yüze varıncaya kadar ürün kaybımız var. Bunun için İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin bir an önce gelip bizleri aydınlatmasını ve bilgilendirmesini istiyoruz. Bir üretici olarak yetkililere sesleniyorum. Sinekle nasıl mücadele edileceğini bilmiyoruz. İnternetten okuyoruz. Sinekle mücadele için tuzaklı önlem alınıyormuş. Nasıl bir ilaç atılacağını bilmiyoruz. Çünkü ilk defa bu yıl meydana geldi. Daha önce Akdeniz sineği diye bir hastalık yoktu” dedi.

    “Bu sezon armut yok”

    Akdeniz sineği hastalığının Ağustos ayında görülmeye başladığını belirten İmre, “Daha önceki yaz armutlarında yoktu, Ağustos ayında başladı. Bu sineklerin meyvenin kokusuna geldiği söyleniyor. Meyveyi iğnenin ucu kadar deliyor. İçine giriyor, içine yumurtluyor ve çürütüyor. İçeride çürüyor, yumuşak bir hal alıyor, kopardığımız armut olsun ya da diğer meyveler olsun hepsi yenmez halde oluyor. Şeftalilerin içerisine girmiş kurt yapmış. Topladığımız şeftalilerde bakıyoruz hiçbir delik yok ama içerisi hep kurt dolu. Bunu da satamıyoruz, depolara da koyamıyoruz. Bahçeli kasabasında her yıl en aşağı 500 ton kış armudu olurdu ama bu gidişle 50 ton anca buzhaneye koyabilirler. Çünkü kış armudu kışın yenen bir armut. Yeşil toplanır, buzhaneye konur ve çevre illere, Nevşehir, Mersin gibi illere gider. Ama bu sene buzhaneye koyacak armut yok” diye konuştu.

  • Kas erimesi hastalığı DMD için çare istediler

    Diyarbakır’da 7 Eylül Dünya DMD farkındalık günü nedeniyle bir araya gelen, genetik geçişli kas erimesi hastalığı olan Duchene Müscülar Distrofi’ye (DMD) sahip çocuklar ve hasta yakınları tedavileri için yetkililerden destek istedi.

    DMD Kas Hastalığı ile Mücadele Derneği temsilcileri ve aileler 7 Eylül Dünya DMD Farkındalık Günü nedeniyle 15 Temmuz Şehitler Parkında bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Güneydoğu ve Doğu Anadolu DMD Mücadele Derneği Temsilcisi Ahmet Özkul, Türkiye’de 5 bin çocuğun bu hastalığın pençesinde olduğunu söyledi. DMD’lilerin tekerlekli sandalyeye mahkum olduğunu belirten Özkul, “Bugün Dünya Duchenne Müsküler Distorofi (DMD) Farkındalık Günü. DMD çocukluk döneminde başlayan ve ilerleyen çocukların fiziksel tüm hareketlerini zorlaştıran, tekerlekli sandalyeye mahkum eden, solunum ve kalp kası etkilenmesiyle 20’li yaşlarda yaşamını tehdit eden genetik geçişli kas erimesi hastalığıdır. Tedavi konusunda artık umudumuz daha güçlü. Dünyada yüzlerce bilimsel çalışma DMD için tedaviye umut oluyor. Devletimizden ve halkımızdan beklentimiz DMD’nin farkına varılması, farkındalık oluşmasıdır. Biliyoruz ki, acılar paylaşıldıkça azalır, mutluluklar paylaşınca çoğalır. Ülkemizde 5 binden fazla çocuğumuz bu hastalığın pençesinde. Biz aileler olarak toplumsal duyarlılık farkındalık bekliyoruz. Ülkemizdeki insanların vicdanına güvendiğimiz için bunu talep ediyoruz. Devletimizden, Sağlık Bakanlığından, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan duyarlılık bekliyoruz. Dünyada bilimsel tedavi denemeleri son noktaya gelmişken ülkemizde DMD konusunda uzman hekimlerimiz mevcutken, ülkemizde tedaviye yönelik devletin desteği maalesef yetersizdir. Devletimizin sorumluluk almasını, çocuklarımızın bu tehlikeli hastalıktan kurtulması için ülkemizde bu konuda uzman hekimlerin desteklenmesini, bilimsel çalışmaların yapılması için destek bekliyoruz” dedi.

    “Kas hastalıklarının teşhisi ve tedavi merkezleri kurulmasını istiyoruz”

    DMD hastalığına çare bulunması ve erken teşhis konulması için hastalığa kulak verilmesini aktaran Özkul, “Birçok hastalıktan biliyoruz ki tedavi yurt dışında gelişmekte ve yüksek rakamlarla pazarlanmakta. Ülkemiz bunları karşılamakta zorlanmaktadır. Yaşadığımız ekonomik krizle bir kez daha görüyoruz ki, milli, yerli üretim her alanda devletimiz ve toplumumuzun lehinedir. Bundan kaynaklı buradan başta Cumhurbaşkanımı olmak üzere devletimiz ilgili birimlerini, ülkemizde bu konuda uzman hekimlerimizn bilimsel çalışmaları için uygun ortamları oluşturmaya çağırıyoruz. Devletimiz, halkımızı 7 Eylül Dünya DMD Farkındalık Gününde biz ailelerin sesini duymaya çağırıyoruz” diye konuştu.

    Aileler daha sonra ellerindeki balonları uçurarak “Çocuklar Ölmesin” sloganları attı.