Etiket: Hastalığı

  • Şap Hastalığı Hayvancılığı Vurdu

    Türkiye’de ilk kez görülen ve hayvancılığı tehdit eden A-Nepal virüslü şap hastalığı nedeniyle Aksaray karantinaya alındı.

    Van’dan giriş yaptığı tespit edilen A-Nepal virüslü şap hastalığı kısa sürede Türkiye geneline yayılırken, Aksaray Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Veteriner Hekim Bekir Kayan, hastalığın Aksaray genelindeki hayvan sayısında kayıplara neden olacağını söyledi.

    Hastalığın Türkiye ve Aksaray için üzücü bir durum olduğunu belirten veteriner Kayan, “Tarım il müdürlüğümüz bütün aşıları yapmıştı ama bu yeni bir virüs. Türkiye’de hiç görülmeyen ama Van’dan giriş yapan ve Türkiye’ye yayılan A-Nepal türü bir virüs. Bununla ilgili devletimiz sağolsun hemen sıvap alınarak laboratuvara gönderildi. Hemen aşısı yapıldı ve şu an Aksaray’da tüm hayvanlara aşı yapılıyor” dedi.

    Aksaray’ın karantinaya alındığını anlatan Kayan, şöyle konuştu: “Hayvan giriş çıkışları sınırlandırıldı. Aksaray’daki hayvan pazarımız 2-3 haftadır kapatılmış durumda. Bunun yanında bu tür virüsün girişi buradaki hayvancılığı ve Türkiye’deki hayvancılığa ciddi sıkıntı. Çok tehlikeli bir virüs. Bizi milli kayıplara sevk etmektedir. Üreticilerimiz aşılarını biran evvel yaptırsın. Aksaray’da irili ufaklı 230 bine yakın bir hayvan sayımız var. Allah göstermesin bu hastalıkla birlikte en az yüzde 10 kayıp veririz. Karantina bölgeleri özellikle ilk başta hastalığın çıktığı bölgelerdeydi. Ancak şu an pazarımız kapatıldı. Bunun nedeni hayvan sirkülasyonunu önlemek ve şap hastalığının dağılmasını engellemek. Şu an Aksaray’ın tamamı karantinaya alındı.”

  • 7 Yaşındaki İsmail Houston Hastalığı İle Savaşıyor

    Balıkesir’de imamlık yapan Eyüp Karabulut, oğlunun yakalandığı Houston hastalığından kurtulması için çare arıyor.

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesine bağlı Eğridere mahallesinde imam olarak görev yapan Eyüp Karabulut oğlu İsmail’i tedavi edecek doktor arıyor. İmam Karabulut oğlunun küçük yaşta binde bir olarak görülen ‘Houston’ hastalığını tedavi edebilecek doktor aradıklarını ve yetkililerden yardım beklediklerini ifade etti. 2008 yılında dünyaya gelen İsmail Karabulut 2010 yılında yanaklarında nohut taneleri büyüklüğündeki sivilcelerin oluşmasıyla doktorlarla tanıştı. Hastalık nedeniyle gece tıkanmaların önüne geçebilmek için kendi imkanlarıyla satın aldıkları ‘aspiratör’ makinesini kullanan aile, kış şartlarında elektrik kesintisi nedeniyle sıkıntılar yaşadıklarını söyledi. Anne Fadime Karabulut; “Kış aylarında mahallemizde elektrik kesintisi çok oluyor. Oğlumun gece tıkandığında aspiratör ile tıkanıklığı gideriyoruz. Kış şartlarında elektrik kesintisinde çok sıkıntı çekiyoruz. Onun için merkeze tayinimizin çıkmasını talep ediyoruz” dedi.

    Oğlunun tedavisi için gitmedikleri doktor kalmadığını ifade eden Baba Karabulut, “Eşimin hamileliği sırasında sık sık doktora giderek kontrol ettiriyorduk. Hamilelik döneminde ikizlerin birini kaybettik. 2008 yılında oğlum İsmail dünyaya geldi. 2010 yılında yüzünde çıkan nohut taneleri büyüklüğünde ki sivilcelerin tedavisi için Akhisar Devlet Hastanesine gittik. Kontrolleri sırasında bir dili daha olduğunu söylediler ve ameliyatla aldılar. Yüzündeki şişlikler daha da büyümeye başlayınca Ege Üniversitesine gittik. Bize 3 ay sonra gün verdiler. Yapılan kontroller sonunda tedavisinin mümkün olmayacağını belirtiler. Daha sonra Karakaya mahallesinde Bursa’da ikamet eden bir kardeşimiz bir umutla Uludağ Üniversitesine gidelim dedi. Beraber gittik. Bursa Uludağ Üniversitesinde bir ay yatırdık. Çocuğumuzun nefes alıp vermekte baya sıkıntıları vardı. Doktor Hakan Çoşkun Bey’den Allah razı olsun. Çocuğu boğazının altından ameliyat etti. Ameliyattan sonra kanül takıldı. Kanül takıldıktan sonra çene altından bir parça alınarak patolojiye gönderildi. Patoloji sonuçları sonucu binde bir görülen bu hastalığın bir çaresinin olmadığını bize söyledier. Daha sonra bir başka hastaneye gittik orada hastalığına ‘Houston’ hastalığı koydular. Oğlum İsmail geceleri sık sık tıkanıyordu bazen bir gecede 2-3 defa Sındırgı Devlet Hastanesine gitmek zorunda kalıyorduk. Sındırgı Devlet Hastanesine çocuk doktoru olan kardeşimiz bunun böyle olmayacağını bir aspiratör almamızı gerektğini söyledi. Bizde kendi imkanlarımızla aspiratörü aldık ve kullanıyoruz. Yetkililerimizden oğluma sahip çıkmalarını ve onu tedavi edecek doktorun bulabilmemiz için yardımcı olmalarını bekliyorum” dedi.

    Küçük yaşta yakalandığı ‘Houston’ hastalığına hayata sımsıkı sarılan İsmail Karabulut ise kendisine şifa verecek doktorun bulunmasını bekliyor.

  • Dünyanın En Ölümcül Hastalığı “Sepsis”

    Dünyanın en ölümcül hastalığı olan ve pek bilinen “sepsis” Bursalılara anlatılıyor.

    Bursa Kamu Hastaneler Birliği’ne bağlı hastanelerde, vücudun enfeksiyona karşı kendi dokularına zarar vermesiyle ortaya çıkan “sepsis” hastalığı hakkında seminerler düzenleniyor. Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nermin Kelebek Girgin, yılda 31 milyon sepsis vakası tespit edildiğini, bunlardan 6 milyonun yeni doğan veya çocuk hastalardan oluştuğunu söyledi. Girgin, her yıl dünyada 8 milyon insanın bu hastalıktan öldüğüne dikkat çekti.

    Dünya Sepsis Günü münasebetiyle Muradiye Devlet Hastanesi konferans salonunda verilen seminerde konuşan Girgin, yeni araştırmalar yapıldıkça daha çok derinlerine inildiğini anlattı. Prof. Girgin, “Sepsis, aslında bizim düşündüğümüzden çok daha kompleks. Bazen yoğun bakım ya da hastanede yataklı kliniklerde çok ufak ayrıntı diye görülen hususlara dikkat edilmediğinde karşımıza sepsis tablosu çok ciddi şekilde çıkıyor. İnsan hayatına direk tesir eden sepsis, bizim yaptığımız tedaviyi anlamsızlaştırır ve işi daha karmaşık hale getirir” dedi.

    Sepsis ile mücadeleye erken safhada başladığı takdirde ölüm hızı ve oranının düşürülebildiğine dikkat çeken Girgin, “Bu yüzden dünyada sepsis kampanyası başlatıldı. Çok sık görülen, ölümcül ve masraflı bir hastalık. Sağlık Bakanlığı da konuyla ilgili kampanya başlattı. Dünyadaki sıklığı gittikçe artmaktadır. Yapılan 33 araştırmalarda dünyada yılda 31 milyon sepsis vakası oluyor. Bunlardan 6 milyonunu yeni doğan veya çocuk hastalar teşkil ediyor. Annelerde ise 100 binin üzerine sepsis çıkmaktadır. Özellikle doğum esnasında ve doğumdan sonraki ilk 15 gün materyal sepsisin riskli olduğu dönemlerdir. Sepsis yılda yüzde 8 ile 13 oranında artmaya devam etmektedir” diye konuştu.

  • Giresun’da “Hiv Ve AIDS Hastalığı” Bilgilendirme Toplantısı

    Giresun Üniversitesi’nde 1 Aralık Dünya AIDS Günü nedeniyle “HİV ve AİDS Hastalığı Bilgilendirme Toplantısı” yapıldı.

    Toplantıya Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolojisi Derneği(EKMUD) Başkanı ve aynı zamanda Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal konuşmacı olarak katıldı.

    Toplantıda konuşan Prof. Dr. İftihar Köksal, “Dünyada ilk tanısı 35 yıl önce konulan AIDS ilk başlarda hızla öldüren bir hastalık olarak karşımıza çıkarken, geçen zamanda çok mesafe kat edildi ve özellikle erken tanıda tedavi edilebilir bir hastalıktır. Buna rağmen hala ülkemizde çok yaygın olan HIV-AIDS hastalığı özellikle korunma ve erken teşhisle ile en aza indirilebilecek. Bir hastalık olup dünya da 2030 yılına kadar tamamen ortadan kaldırılması planlanan bir hastalıktır. En fazla cinsel yolla bulaştığı için toplumsal damgalanma kaygısıyla hastaların kendisini gizleme eğilimi nedeniyle hastalıkla mücadele de sıkıntılar yaşanmaktadır” diye konuştu.

    Toplantıda konuşmanın ardından öğrencilerin sorularını cevaplayan Prof. Dr. İftihar Köksal bir süre öğrenciler ile sorunlar hakkında konuştuktan sonra toplantı sona erdi.

  • Şuhutlu Patates Üreticisini Bu Yıl ’Mantar’ Hastalığı Vurdu

    Türkiye’nin önemli patates üretim merkezlerinden birisi olan Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde bu yıl baş gösteren ’mantar’ hastalığını nedeniyle patates üretimi yaklaşık yüzde 60 oranında düşüş gösterirken, buna birde alım fiyatlarındaki düşüş eklenince çiftçinin bu yıl ürettiği patatesler satılamadan depolarda kaldı.

    İlçedeki patates üretimi ile ilgili bilgi veren patates toptancısı Adnan Zeybek, bu yıl patateste görünen mantar hastalığının çiftçinin belini büktüğünü ifade etti. Ürün rekoltesinin bu yıl hastalıktan dolayı yaklaşık 30 bin ton civarında gerçekleştiğini kaydetti. Ürün rekoltesinin düşük olmasının yanında alım fiyatlarının da geçen yıla göre düşmesinin çiftçiyi iyice mağdur ettiğini aktaran Zeybek, durumu bir çare bulunmasını istedi. Çiftçinin 60 kuruşa patates satamamasına karşın pazarlarda patatesin satış fiyatının 1,5 TL’ye kadar çıkmasının anormal olduğunu da sözlerine ekleyen Zeybek, “Bu sene ilçemiz ile birlikte çevre ilçelerde olan hastalıktan dolayı çiftçimiz bayağı bir mağdur oldu. Bunun yanında plansız ve düzensiz ekim alanları var. Bu yüzden dolayı çiftçimizde büyük bir mağduriyetlik var. Bu yıl ürün rekoltesi yaklaşık yüzde 60 oranında düştü. Yani verim yüzde 40’lara kadar düştü. Bu yıl tahmini olarak 30 bin ton civarında ürün alındı, ama Şuhut’un çevre ilçelerde birlikte rekoltesi yaklaşık 100 bin ton civarındaydı. En iyi patatesin alım fiyatı 1-1,20 TL civarındaydı şu anda 80 kuruşa kadar düştü. Melodi diye adlandırdığımız grubu 85-90 kuruş arasındaydı şu anda 60 kuruşa kadar düştü. Pazarda şu anda 1,5 TL’den aşağı patates satılmıyor. Çiftçimiz burada 50-60 kuruşa alıcı bulamazken, biz de pazarlamasını yapamıyoruz şu anda. Ama pazarlarda 1,5 TL’den aşağı mal satılmıyor” diye konuştu.

    Öte yandan, patatesin satılmadığını ve depolarında kaldığını gören üreticiler ise yeni ekim döneminde patates ekmek yerine zamanlarını kahvehanelerde çay içerek geçirdikleri gözlendi.