Etiket: Hastalığı

  • Operasyon Merkezi korona hastalığı mücadelesinde 7/24 çalışıyor

    Operasyon Merkezi korona hastalığı mücadelesinde 7/24 çalışıyor

    Tüm dünyada yayılan ve ülkemizde de görülen korona virüs hastalığı ile mücadele için tüm sağlık ekipleri gece gündüz çalışıyorlar.

    Sağlık Bakanlığı tarafından ilk günden itibaren yürütülen yoğun çalışmalar vatandaşlar tarafından yakından takip edilirken Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Operasyon Merkezi de yoğun mesai ile Erzurum halkının sağlığı için çalışmalarını sürdürüyor. İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir, “Halk sağlığı uzmanları, enfeksiyon hastalıkları uzmanları, tüm idareciler ve fedakar sağlık çalışanları korona virüsün yayılımını önlemek için yaklaşık bir aydır gece gündüz demeden çalıştığı bu merkez, ilimizde hastalık ile ilgili kararların alındığı birimdir. Tüm ildeki hasta takipleri, temaslı takipleri ve planlamalar burada gerçekleştirilmektedir. 7 gün 24 saat esasına göre aralıksız çalışmalara devam etmektedir” açıklamalarında bulundu.

  • Operasyon Merkezi korona hastalığı mücadelesinde 7/24 çalışıyor

    Tüm dünyada yayılan ve ülkemizde de görülen korona virüs hastalığı ile mücadele için tüm sağlık ekipleri gece gündüz çalışıyorlar.

    Sağlık Bakanlığı tarafından ilk günden itibaren yürütülen yoğun çalışmalar vatandaşlar tarafından yakından takip edilirken Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Operasyon Merkezi de yoğun mesai ile Erzurum halkının sağlığı için çalışmalarını sürdürüyor. İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir, “Halk sağlığı uzmanları, enfeksiyon hastalıkları uzmanları, tüm idareciler ve fedakar sağlık çalışanları korona virüsün yayılımını önlemek için yaklaşık bir aydır gece gündüz demeden çalıştığı bu merkez, ilimizde hastalık ile ilgili kararların alındığı birimdir. Tüm ildeki hasta takipleri, temaslı takipleri ve planlamalar burada gerçekleştirilmektedir. 7 gün 24 saat esasına göre aralıksız çalışmalara devam etmektedir” açıklamalarında bulundu.

  • Şeker Hastalığı Akalazya hastalığını da tetikliyor

    Şeker Hastalığı Akalazya hastalığını da tetikliyor

    Doç. Dr. Fahri Yetişir, Şeker hastalığının Akalazya hastalığını da tetiklediğini belirtti.

    Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Fahri Yetişir, bir çok enfeksiyon hastalığının, şeker hastalığının ve oto immün hastalıkların Akalazya hastalığına sebep olabileceğini ifade ederek, “Normal şartlarda insanda yemek borusu ile mide arasında bir kapakçık mevcuttur. Bu kapakçık özellikle midenin kasılmaları sırasında kasılarak kapanır ve midenin asit içeriğinin yemek borusuna kaçmasını engeller. Bu kapakçık bir nevi bisiklet pompaları gibi çalışır yemek borusu tarafında bir içerik varsa bunun mideye geçişini engellemezken, mide tarafından yemek borusu tarafına geçişi olabildiğince azaltmaktadır. Akalazya hastalarında yemek borusunun alt ucunda yer alan bu kapakçık sisteminde bulunan dairesel kasın sürekli kasılarak bu kapağın sürekli kapalı kalması sonucunda yemek borusundan mideye geçişleri de engellenmektedir. Hastalığın oluşmasına kapakçık sistemini uyaran ve denetleyen sinir ağındaki hücrelerin ölmesinin sebep olduğu gösterilmiştir. Fakat bu hücrelerin neden öldüğü kesin olarak bilinmemektedir” dedi.

    Hastalığın her yaşta kendini gösterebileceği gibi daha çok 2030 yaşlarında başlayan ve yavaş ilerleyiş gösteren seyre sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Yetişir, “ Normal bir insanda yutulan bir besin yaklaşık 710 saniyede mideye ulaşabilmektedir. Akalazya hastalarında bu süre hastalığın şiddetine bağlı olarak çok uzamaktadır, bazen günler almaktadır. Bu hastalar yedikleri besinin midelerine gitmediğini ve göğüslerinde biriktiğini tarif ederler. Hastalığın ilerlemiş dönemlerinde hem katı, hem de sıvı gıdalara yutma güçlüğü gelişir. Çoğu hasta yediklerini tekrar kusarak rahatladığını söyler. Hastalar hastalığın şiddeti ile doğru orantına beslenme sorunu yaşarlar ve kilo kaybederler. Hastalık ilerledikçe yemek borusu genişler ve normal yapısını kaybeder mega özefagus oluşur. Hastalık çok nadir görülür(milyonda 4) teşhis koymak için akalazyanın akılda tutulması gerekir. Bu hastalara çoğunlukla yanlış teşhis konulur ve psikiyatrik tedaviler verilir ve tanıda geç kalınır. Yutma güçlüklerinde akalazya hastalığının da akılda tutulması gerekir” şeklinde konuştu.

    Ameliyat yapılan hastanın hastanede kalış süresi bir sorun olmadığı takdirde genellikle 24 gün olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yetişir, “Ameliyattan sonra ilk gün ağızdan besleme yapılmaz bu nedenle damardan beslenmeye devam edilir. Ameliyat sonrası 1. Gün hastanın durumuna göre sıvı gıdaları almaya başlar. Ameliyattan sonra 2.günde opaklı film çekilerek yemek borusundan herhangi bir kaçak olup olmadığı kontrol edilir. Aynı filmde mideye geçişte teyit edilmiş olur. Yutma güçlüğünde bir düzelme olup olmadığı ameliyattan hemen sonra anlaşılır. Yemek borusu çok genişlemiş olan ileri evre Akalazya hastaları birkaç hafta sıvı gıdalara devam ederler ve daha sonrasında normal gıdalarına geçerler. Bu hastalar hastaneden taburcu olurlarken genellikle bir ağrı kesici, mide koruyucu ve antibiyotik verilerek gönderilir ve bir hafta sonra kontrole gelirler” ifadelerini kullandı.

    Doç. Dr. Fahri Yetişir, Akalazya tedavisinde dünya kılavuzlarının önerisini ise şöyle sıraladı:

    “Balon dilatasyonu veya funduplikasyonlu cerrahi miyotomi akalazyanın tedavisinde ilk sırada önerilmektedir.

    Balon dilatasyonu ve akalazya ameliyatı bu konuda deneyimli kişiler ve merkezlerce yapılmalıdır.

    Eğer hasta ameliyata uygun değilse botox tedavisi uygulanabilir.

    Akalazya hastalarında ilaçla tedavi sadece hastaların ameliyatı istemediği veya bir şekilde ameliyat edilemediği, borox tedavisinin ve balonla genişletmenin yapılamadığı durumlarda uygulanmaktadır.

    Akalazya hastalığı kronik bir durumdur ve tamamen tedavi edilme diye bir şey söz konusu değildir. Akalazyanın güncel tedavisinde, aşağı özefagial sifinkterin hipertonisitesini bir şekilde azaltmayı amaçlar. Bunu ilaçlarla, balon genişlemesi ile botox enjeksiyonu ile veya ameliyat ile yapabilmektedir. Yemek borusunun kasılma hareketleri hiçbir tedavide geri getirilmemektedir. Yapılan bu tedavilerin hepsinde belirli oranlarda nüksetme şansı mevcuttur. Ameliyat bu tedaviler içerisinde başarı oranı en yüksek olanıdır ve nüks oranı en düşük olanıdır.”

  • Dr. Sağra: “Verem hastalığı ölümle sonuçlanabilir”

    Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Sağra, verem hastalığının tedavi edilmediği takdirde ölümle sonuçlanabileceğini söyledi.

    Medical Park Ordu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Sağra her yol ocak ayının ilk haftası olarak belirlenen ‘Veremle Savaş Eğitimi Haftası’ dolayısıyla bir açıklama yaptı. Açıklamasında, toplumda ince hastalık olarak bilinen veremin çoğunlukla akciğerleri tutan bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olduğuna dikkat çeken Sağra, hastaların öksürmesi ve aksırması ile yeni hastaların otaya çıkabileceğine dikkat çekti. Dr. Sağra, “Verem, tedavi edilmezse ölümle sonuçlanabilen ciddi bir hastalıktır. Bu bakteri vücuda girdikten sonra hemen hastalık oluşturmayabilir. Vücut direncinin düşmesi gibi çeşitli sebeplerden dolayı bu bakteri daha sonra vereme neden olabilir” dedi.

    Verem mikrobunun bulunmasından sonra geliştirilen verem aşısının uygulanması sonucu hastalıktan meydana gelen ölümlerin azaldığına da dikkat çeken Sağra, bu hastalığın en çok tanı konulmamış ve ilaç kullanmayan kişilerin yakın çevrelerine bulaştığını hatırlattı. Uzm. Dr. Mehmet Sağra, verem hastalığının solunum ve benzeri yollarla bulaşabileceğine dikkat çekerek, “Verem hastalığının tedavisinde kullanılan yöntem ilaç tedavisidir. Fakat hastanın da dikkat etmesi gereken bazı hususlar vardır. Hasta beslenmesine dikkat etmeli, bağışıklık sistemini güçlü tutmalı (C vitamini bunun için çok önemlidir), kendini yormamalı, dinlenmeye özen göstermelidir. Verem tedavisi uzun sürelidir ve doktor gözetiminde olması gerekir. Hastalığın tedavi süresi ise en az 6-9 aydır. Doktor tarafından verilen tedaviye uyulmadığı takdirde hastalık ölüm ile sonuçlanabilir” ifadelerine yer verdi.

    Veremden korunmak için günümüzdeki en yaygın tedavinin aşı olduğuna da dikkat çeken Uzm. Dr. Sağra, açıklamasını şu şekilde tamamladı:

    “2 aylıkken ve 7 yaşında verem aşısı uygulanır. Çevresinde veya ailesinde verem hastası olanlar kontrol altında olmalı, gerekli tetkikler yapılmalıdır. Düzenli yaşam, sigara, alkol, madde bağımlılığının bırakılması, temizliğe önem vermek, yeterli beslenme hastalığın kontrol altına alınması ya da yakalanılmaması için önemlidir. Verem hastalığı geçirmiş birinin tekrar olmaması diye bir durum söz konusu değildir. Uzun süredir nedensiz beliren ateş, kilo kaybı, iştah kesilmesi, yorgunluk hissi, gece terlemeleri ve bitmek bilmeyen öksürük varsa hiç vakit kaybetmeden mutlaka göğüs hastalıkları uzmanına başvurmalıdır.”

  • Oğuzeli’nde “Koroner arter hastalığı ve korunma yolları” konferansı

    SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Soran tarafından Oğuzeli’nde, halk dilinde kalp damarları tıkanıklığı olarak da bilinen “Koroner arter hastalığı ve korunma yolları”, halka açık bir konferans ile anlatıldı.

    Oğuzeli Belediyesi ve SANKO Üniversitesi tarafından desteklenen konferansa Oğuzeli Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç ve Sanko Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Soran, SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencileri ve vatandaşlar katıldı.

    Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen konferansa Oğuzelililer yoğun ilgi gösterdi.

    SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Soran, Koroner arter hastalığı diğer adıyla Kalp damar hastalıkları ile ilgili Oğuzelilileri bilgilendirdi. Hastalıktan korunmak için yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Dr. Soran, Koroner arter hastalıklarının tedavisinde Avrupa’yla yarıştıklarını ancak, hastalığa yakalanmamak için gerekli tedbirlerin alınmasında Avrupalılardan geride olduklarını belirtti.

    Sanko Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı üniversitelerinin görevinin bilgiyi üreterek halka iletmesi olduğunu belirterek, “Üniversitelilerin görevinin bilgiyi üreterek ve ürettiği bilgiyi bölgesindeki vatandaşlarla paylaşır. Bu konferansın amacı tam da budur. Öğrencilerimizin ve hocamızın ürettiği bilgiyi sizlerle paylaşmaya geldik. Bu konferansta emeği geçen Belediye Başkanımız Sait Kılıç’a teşekkür ederim” dedi.

    Oğuzeli Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç çağın hastalığı olan kalp konusunu halkla paylaştıklarını belirterek, “Eğitimlerimizi yatırımlarımızı sosyal etkinliklerimizi Oğuzeli halkıyla birleştirmeye çalıştık. Bu anlamda köylerimizle beraber 18 tane sosyal tesis yaptık. Bugün yaptığımız etkinlikte çağımızın hastalığı olan kalp konusunda halkımızı bilgilendiriyoruz. Biliyorsunuz kalp vücudun motorudur. Motor bozulursa araba nasıl gitmiyorsa kalpte insanın sağlığının motorudur” şeklinde konuştu.

    SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Soran kalp hastalıkları konusunda vatandaşları bilgilendirmenin önemine değinerek, “Kalp hastalıklarından nasıl korunuruz bu konuda halkımızı bilgilendirmek için konferans veriyoruz. Sanko Üniversitesi Rektörü ve Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç’ın ortaklaşa aldığı kararla bizi halkla buluşturuyorlar onlara çok teşekkür ediyorum. Biz doktor olarak sadece hastalık geliştiğinde hastalığı tedavi etme görevine sahip değiliz. Üniversite doktorları olarak bildiğimiz bilimsel verileri hastalıkların gelişmeden alınacak tedbirleri halkımıza iletirsek hastalığa karşı çok daha güçlü mücadele etmiş oluruz. Bu konferansın temel hedefi Koroner arter hastalığı ile ilgili eğitimi halka indirebilmektir. Hastalığın tedavisinde Avrupa ile başa baş gidiyoruz. Ancak hastalıktan korunmak için yapılması gerekenlerle ilgili Avrupa’nın gerisindeyiz” diye konuştu.