Etiket: Hastalarının

  • Fransa’da Covid-19 hastalarının karantina süresi 10 güne çıkarıldı

    Fransa’da Covid-19 hastalarının karantina süresi 10 güne çıkarıldı

    Fransa Sağlık Bakanı Olivier Veran, pazartesi gününden itibaren Covid-19 testi pozitif çıkanların karantina süresinin 7 günden 10 güne çıkarılacağını ifade ederek, pozitif vakalarla temaslı olanların karantina süresinin ise 7 gün olarak devam edeceğini açıkladı.

    Korona virüs salgını nedeni ile zor günler geçiren Fransa’da, karantina sürelerinde yeniden düzenlemeye gidildi. Fransa Sağlık Bakanı Olivier Veran yaptığı açıklamada, pazartesi gününden itibaren Covid-19 testi pozitif çıkanların karantina süresinin 7 günden 10 güne çıkarılacağını ifade ederek, pozitif vakalarla temaslı olanların karantina süresinin ise 7 gün olarak devam edeceğini açıkladı.

    Bakan Veran, karantina sürelerindeki yeni düzenlemenin 10 Haziran’a kadar devam edeceğini belirterek, “Gün rahatlama günü değil. Yapacağımız en kötü şey zamanı gelmeden kısıtlamaları kaldırmak olur” dedi.

    Fransa’da toplam vaka sayısı 3 milyon 536 bin 648’e, toplam can kaybı ise 83 bin 393’e ulaştı.

  • Korona virüs hastalarının umudu Covid-19’a yenik düştü

    Korona virüs hastalarının umudu Covid-19’a yenik düştü

    Gaziantep’te Covid-19 hastalarının umudu olan ve 33 gündür korona virüs hastalığıyla mücadele eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüseyin Süyür tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Gaziantep’te Şehitkamil Devlet Hastanesi’nin Covid Polikliniğinde görevliyken 22 Ekim tarihinde korona virüs testi pozitif çıkan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüseyin Süyür hayatını kaybetti. Uzun süredir tedavi gören Süyür, 26 Ekim tarihinde entübe olarak yoğun bakıma kaldırılmıştı. Salgının başladığı Mart ayından bu yanadır yüzlerce korona virüs hastasını iyileştiren Süyür’ün hastalığı atlatması için Gaziantep’te sağlık ekipleri seferber olmuş, korona virüs tedavisinde ilk defa kullanılan yapay akciğer kullanılmıştı. Yapay akciğerin bağlanmasıyla durumu iyiye giden akciğerleri toparlanmaya başlayan Süyür’ün yaşam mücadelesi 33 gün sürdü. Süyür’ün cenazesinin yarın defnedilmesi bekleniyor.

  • (Özel) Covid-19 hastalarının umudu olan doktor koronaya yakalandı

    (Özel) Covid-19 hastalarının umudu olan doktor koronaya yakalandı

    Gaziantep’te korona virüs salgını döneminde Covid-19 hastalarının umudu olan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüseyin Süyür, korona virüse yakalandı. Durumu ağırlaşan Süyür için tüm meslektaşları seferber olurken, kentte ilk kez entübe olan doktora uygulanan yapay akciğer ile tedavi yöntemi olumlu sonuç vermeye başladı.

    Korona virüs sürecinin başladığı Mart ayından itibaren Gaziantep’te Covid-19 hastalarının umudu olan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüseyin Süyür, görev yaptığı Şehitkamil Devlet Hastanesi’nde gece gündüz Covid-19 hastalarını tedavi etti. Yaklaşık 8 ay boyunca yüzlerce hastanın iyileşmesinde önemli rol oynayan Hüseyin Süyür, sürekli korona virüs hastaları ile temasta olması nedeniyle rutin olarak yapılan testlerden birine girdi. 22 Ekim tarihinde gelen test sonucunda korona virüsün bulaştığı tespit edilen Hüseyin Süyür için tüm meslektaşları ve sağlık çalışanları seferber oldu. Yüzlerce hastaya umut olan Hüseyin Süyür, görev yaptığı hastaneye yatırılarak tedavi görmeye başladı. Durumu ağırlaşan ve yaklaşık 4 gün önce entübe olan Hüseyin Süyür’ün yeniden sağlığına kavuşturulabilmesi için yoğun çaba sarf edildi. Tüm dünyada 1 milyon 249 bin, Türkiye’de ise 10 bin 722 civarında insanın ölümüne yol açan korona virüs salgınında nadir olarak uygulanan yapay akciğer tedavisi doktor Hüseyin Süyür için uygulanmaya başlandı. Gaziantep’te özellikle ağır hastalara yönelik olarak ilk kez uygulanan ‘yapay akciğer’ tedavisi olumlu sonuçlar vermeye başladı.

    Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi’nde Doç. Dr. Hayati Deniz tarafından uygulanan ve ECMO adı da verilen yapay akciğer tedavi yöntemi ile hastanın hayati önem taşıyan saturasyon oranı yüzde 50’lerden yüzde 100’lere kadar çıkarken, akciğerleri de toparlanma sürecine girdi. Gaziantep’te Covid-19 ile mücadelede ilk kez kullanılan sistem ile hastada iyileşme belirtileri yoğun şekilde görülmeye başlarken, özellikle durumu ağır olan hastaların korona virüs tedavisine yönelik yeni bir umut ışığı da doğmuş oldu.

    “Yapay akciğer tedavisini denemek istedik”

    Uygulanan yeni tedavi yöntemi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Hayati Deniz, “Korona virüs salgını dünya genelinde etkisini sürdürüyor. Biz de bu nedenle yeni tedavi yöntemleri arayışlarına sürekli devam ediyorduk. Bu kapsamda özellikle domuz gribi sürecinde de ciddi solunum yetmezlikli hastalarda kullanılan ECMO adı verilen yapay akciğer tedavisini denemek istedik. Bu tedavi ile akciğeri bir dönem pasif hale getirip, o dönemde vücudun yaşaması ve ciddi zarar gören akciğerin de toparlanması için bu yöntem aklımıza geldi” dedi.

    “Yapay akciğer vücudun toparlanmasını sağlayarak ağır hastaları iyileştiriyor”

    Düşündükleri sistemi hastalığı tedavi ederken virüs kapan uzman bir doktorun tedavisinde kullanmaya başladıklarını vurgulayan Doç. Dr. Deniz, “Son olarak Gaziantep’te korona hastalarını tedavi eden göğüs hastalıkları uzmanı bir doktorumuz bu hastalığa yakalanıp durumu kötüleşince entübe edildi. Entübasyon sürecinde de akciğerler ciddi zarar gördü. Gidişat da kötüleşince erken bir karar alıp yapay akciğer tedavisini kullanmaya karar verdik. Sonrasında da yapay akciğeri il dışından getirtip bu tedavi yöntemini kullanmaya başladık. Şuanda hastamızın tedavisi devam ediyor ve hala entübe durumda ama burada bu cihaz sayesinde hastamızın saturasyonu yüzde 50’lerden yüzde 100’lere kadar çıktı. Bu bizim için hastalıkla mücadele ederken ciddi bir zaman kazanımı demek. Bu tedavi ile akciğerin yapamadığı yaşam fonksiyonlarını yapay akciğer yapıyor. Biz de bu süreçte akciğeri tedavi ederek toparlanmasını sağlıyoruz. Şuan bu tedavi daha yeni uygulamaya başladık ve faydasını görmeye başladık. Bu tedavi ile hastanın vücudu oksijenleniyor. Akciğer de toparlanma sürecine devam ediyor. Bu da hiç umudumuzun olmadığı bir noktada bizi umutlandırıyor. O yüzden EKMO tedavisi unutulmamalı. Çünkü bu yöntemin varlığı bizi güçlendiriyor” ifadelerini kullandı.

    “Bu tedaviyi ilk kez korona hastalarında kullanıyoruz”

    ECMO tedavisinin kalp nakil ameliyatlarında kullanıldığını ve pek yaygın bir tedavi yöntemi olmadığını da vurgulayan Deniz, “Bu tedavi özellikle kalp nakil ameliyatlarında bu tedaviyi uyguluyorduk. Bu virüsün tedavisinde ise Gaziantep’te ilk kez kullanıyoruz. Türkiye’de daha önce kullanıldı mı bilmiyoruz ama çok fazla kullanılmadı diye tahmin ediyoruz. Bu yöntem kötü olan, hatta çok kötü olan hastaların tedavi sürecinde zaman kazandıracak bir yöntem. Yani sonuca bakarsak bu yöntem virüsü yok etmiyor, hastalığı bir anda yok etmiyor ama hastalıkla mücadele şansımızı ciddi oranda arttırıyor” şeklinde konuştu.

    “Yapay akciğere bağlanan hastanın durumu iyiye gidiyor”

    Gaziantep İl Sağlık Müdürü Dr. Ümit Mutlu Tiryaki de uygulanan yapay akciğer tedavi yöntemi hakkında bilgi vererek, “Doktorlarımız, Gaziantep’te ECMO denilen yapay akciğer sistemi ile ilk kez korona tedavisi yaptık. Korona ile mücadele ederken hastalığa yakalanan bir doktorumuzun durumu kötüleşince entübe edildi. Doktorlarımız da böyle bir sistemin uygulanarak hastamızın toparlanabileceğini söyledi. Bunun üzerine Şehitkamil Devlet Hastanesi’nde bu yapay akciğer tedavisi yapılmaya başlandı. Şuanda hastamız yapay akciğer sistemi ECMO’ya bağlandı. Durumu iyiye doğru gidiyor. Biz hocamızın yeniden toparlanarak aramıza döneceğini umut ediyoruz. Güzel bir tedavi yöntemi oldu” ifadelerine yer verdi.

    “Korona tedavisinde ilk kez kullandık”

    Uygulanan sistemin Gaziantep’te korona virüs tedavisinde ilk kez kullanıldığını da vurgulayan Dr. Tiryaki, “Gaziantep’te korona tedavisinde ilk kez uygulandı. Bu sistem daha önce de kalp ve akciğer travmalarında, ani gelişen kardiyak yetmezlik durumlarında da uygulanan ama çok kullanılmayan bir sistemdi. Türkiye’de çok sık kullanılan bir yöntem değil. Tedavideki sonuçlarına bakıp buna yönelik ekip kurma şansımız olursa bunu kurarak hem korona hastaları hem de diğer hastalar için bu sistemin bir umut olacağını ümit ediyorum” diye konuştu.

  • Dr. Katlandur: “Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor”

    Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Katlandur, şeker hastalarının kalp krizlerini sessiz bir şekilde geçirebildiklerini ifade ederek, “Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor” dedi.

    Şeker hastalığının Türkiye’de sıklığı gittikçe artan bir hastalık olduğunu belirten Konya Hospital Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Katlandur, “Özellikle genç popülasyonda sıklığı giderek artıyor. Şeker hastalığını tanımlamak gerekirse, şeker hastalığı vücuttaki kan şekerinin düzenlenmesini sağlayan hormonun yeterli miktarda salgılanmaması gibi bir hastalık. İki türü var bir, insüline bağlı olan türü, bu daha çok çocuk yaşlarında ortaya çıkıyor. Bir diğer türü de daha çok ileri yaşlarda meydana geliyor. İleri yaşta meydana gelen türü daha sık gözüküyor ve toplumsal sağlığımızı tehdit etmeye devam ediyor. En sık ilişkili olduğu durum tabii ki ailesel yatkınlık. Özellikle ailesinde, anne, babasında ve kardeşinde diyabet olan kişilerde daha sık görüyoruz. Özellikle diyabetin obeziteyle yani şişmanlıkla çok ciddi bir şekilde alakası var ve diyabet sıklığı şişmanlıkta daha da artıyor. Maalesef son günlerde sıklığı giderek artan yapay tatlandırıcıların, özellikle koruma içeren gıdaların artışıyla da diyabetin arttığını görüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Şeker hastalığının en çok rahatsızlık verdiği organ kalp”

    Şeker hastalığının en çok rahatsızlık verdiği organın kalp olduğunu söyleyen Uzman Dr. Katlandur, şekerin kalp damarlarının giderek hızlı bir şekilde tıkanmasına yol açtığını ifade etti. Genç yaşta kalp krizlerinin en önemli sebeplerinden bir tanesinin kalpteki damar tıkanıklığı olduğuna dikkat çeken Dr. Katlandur, “Tabi bunun yanında bir de ailesel yatkınlığı, sigarayı ve tansiyonu da koyduğumuz zaman riskin katlandığını görüyoruz. Bize düşen görev de şu; açıkçası birincisi tabii ki riskli olan popülasyonu, riskli olan kişilerin tespit edilmesi, erkenden tespit edilmesi. Bunun ileri dönemde oluşabilecek komplikasyonlara karşı sık bir şekilde kontrol edilerek hastaların tedavisinin yapılması ve özellikle kalp açısından yani diyabeti olan kişilerin en az yılda bir defa kontrole gelmeleri, bu kontrolün özellikle kalp damar sağlığı, böbrek sağlığı ve genel olarak göğüs sağlığı şeklinde yapılmasını öneriyoruz” dedi.

    Şeker hastalığı tedavisinde ilaçların çok sık olarak kullanıldığını kaydeden Dr. Katlandur, bunun yanında beslenme düzeninin de çok büyük önem arz ettiğini dile getirdi. Özellikle hastaların glikojik indeksleri yüksek olan gıdaların tüketimini azaltmalarının gerektiğini vurgulayan Dr. Katlandur, “Özellikle, direkt vücuda çok yüksek miktarda şeker olarak giren un, undan üretilen ürünlerin ve pirincin azaltılması gerekiyor. Bunun yerine özellikle bakliyat ürünlerini öneriyoruz. Bunun yerine özellikle içlerinde folik asit barındıran sebzeleri öneriyoruz. Bunun yerine özellikle kepekli ya da şeker oranı azaltılmış olan unlu mamuller öneriyoruz. Mutlaka günlük mümkünse 5 kilometre yaklaşık 10 bin adım şeklinde tanımlıyoruz egzersizin yapılması, bu egzersizin yeterli olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor”

    Şeker hastalarının bir kısmının göğüs ağrısı şikayeti duymadıklarını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Hüseyin Katlandur, “Şeker hastaları maalesef kalp krizlerini sessiz bir şekilde geçirebiliyorlar. Peki buradan ne sonuç çıkaracağız? Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor. Mesela şeker hastalığı olan bir kişi karnında bir bulantı gibi, sırtında böyle hafif bir ağrı gibi, kollarında uyuşma gibi, yürürken nefesinde bir daralma gibi şikayeti olursa mutlaka doktora gelsin. İlla dört dörtlük bir göğüs ağrısı olmuyor maalesef. Dört dörtlük göğüs ağrısı beklemiyoruz ve bu özellikle farkına varılmadığı zaman maalesef doku kaybına, kalpte doku kaybı da kalpte güç kaybına, kalpte güç kaybı da kalp yetersizliği gibi çok önemli toplumsal sağlık problemine yol açıyor. Maalesef kalp yetersizliği gelişen bir hastanın hem devletimize hem de topluma olan yükü çok ağır. Bunun tedavisi, bunun bakımı, bunun hayata tutunması gerçekten çok zor oluyor. Bu yüzden şeker hastası olan bireylerin özellikle efor kapasitelerinde, yürüme kapasitelerinde azalma, özellikle anormal şikayetler, özellikle karın bölgesinde ağrı, kollarda uyuşma, sırt bölgesinde ağrı, çenesinde hatta dişlerde uyuşma, bazı hastalarımız dişlerinde uyuşma şikayetiyle bize geliyorlar mesela. Bu tarz şikayetleri varsa mutlaka kardiyak muayene için doktora başvurmasını tavsiye ediyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Mardin’de psikiyatri hastalarının ürünleri sergilendi

    Mardin Devlet Hastanesi Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezinde tedavi gören psikiyatri hastalarının yaptığı el işi ürünler sergilendi.

    Mardin Devlet Hastanesi Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezinde tedavi gören psikiyatri hastalarının yaptığı el işi ürünler sergilendi. Sergi, Devlet Hastanesi girişinde açıldı. Açılışa, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Saffet Yavuz, doktorlar, hastalar ve yakınları katıldı. İl Sağlık Müdürü Yavuz, iş ve uğraş terapisiyle hazırlanan el emeklerinin sergilenmesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti. Bu tür terapi ve tedavi uygulamalarıyla hastaların topluma kazandırılmaya çalışıldığını anlatan Yavuz, “Hastaları sadece biyolojik olarak değil psikolojik ve sosyolojik olarak da ele almamız gerekiyor. Bu çalışma bunun çok güzel bir örneği. Bu iş sosyal hayata dönmeleri konusunda çok önemli kazanç sağlıyor” dedi.

    Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Duygu Akbaş Öncel ise, hastaların yetilerinin kullanılması için bu terapiyi uyguladıklarını ifade ederek, “İş uğraş terapisi sayesinde hastalar yaratıcılıklarının farkına varıyor. Genelde hasta gurubumuz çok fazla sosyal ortama çıkmayan, evinde kalan hatta evinde odasından çıkmayan hasta gurubumuz. Biz onların kendilerine güvenmelerini yerine getirerek topluma kazanmalarını sağlıyoruz. Bu ürünler haftanın belirli günlerinde atölyelerde yapıldı. İş ve uğraş terapisi önemli bir tedavi yöntemidir. Genelde bizim ilaç tedavimiz den sonra mutlaka psikolojik bir terapi ya da danışma hizmeti alması gerekiyor. İş uğraş terapisi de bunun en önemli ayaklarından biri” diye konuştu.

    Merkezde tedavi gören Sonnur Erakatay ise, 22 yıldır tedavi gördüğünü belirterek, “15 ilaç kullanıyordum, doktorum bunu 3 ilaca düşürdü” ifadelerinde bulunarak, doktoruna yazdığı mektubu okudu.