Etiket: Hastalarına

  • ALS hastalarına ’Boğaz Turu’ morali

    ALS MNH Derneği 21 Haziran Dünya ALS Günü sebebiyle İstanbul Boğazı’nda eğlence düzenledi.

    ALS MNH Derneği 21 Haziran Dünya ALS Günü sebebiyle ALS hastaları ve yakınlarına eğlence düzenledi. Vapurda düzenlene eğlenceye ALS MNH Derneği Başkanı aynı zamanda Trabzonsporlu eski futbolcu İsmail Gökçek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Hatları Genel Müdürü Yakup Güler ve ALS hastaları ile yakınları katıldı. Eminönü iskelesinden hareket eden vapur, İstanbul Boğazı’nda tur atarken, TRT Müzik sanatçıları da vapur içerisinde şarkılar seslendirerek hasta ve yakınlarına eğlenceli dakikalar yaşattı. TFF Başkanı Yıldırım Demirören’in de destek verdiği organizasyonda özel bilgisayar yardımıyla açıklama yapan İsmail Gökçek şu ifadelere yer verdi:

    “Hep ’Neden 21 Haziran Dünya ALS Günü seçilmiştir?’ diye düşünmüşümdür. Bu gün, yılın en uzun gündüzü ve en kısa gecesidir. Hasta olanlar ve hastasına bakanlar geceler daha zor geçer. Bir an önce gün doğmasını bekler ki sıkıntılarına çözüm bulabilmek için umutlansın. En uzun gün umudu temsil ediyor. Kısa gece ise umutsuzluğa kapılmamamız gerektiğini, günün yeni umutlara yelken açacağını bizlere gösteriyor.”

    “Nefes varsa umut vardır”

    ALS MNH Derneğine yardım için oluşturulan acı biber yeme kampanyasından bahseden Gökçek, “Ne durumda olursak olalım hayata gülerek bakıyoruz, nefes varsa umut da vardır anlayışıyla hareket ediyoruz. Yapılan yardımlarla alınan malzemeler, hasta ve hasta yakınının hayatını kolaylaştırarak hayata bağlanmamıza yardımcı oluyor. Bu vesileyle dünyada başlatılan ’Acı ye acıyı hisset’ kampanyasını hatırlatmak istiyorum. Daha önce gerçekleştirilen buz kovası mantığıyla yapılıyor. Acı biber yiyerek üç arkadaşınıza meydan okuyor ve ALS Derneğine bağış yapmasını istiyorsunuz” şeklinde konuştu.

    Yakup Güler: “Sevginin her engeli aşacağına inanıyoruz”

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Hatları Genel Müdürü Yakup Güler ise ALS hastalarına ve yakınlarına desteklerinin süreceğini belirterek, “Bu konuda mücadele veren kardeşlerimiz, yakınları ve sevenleriyle birlikte. Sahipsiz değiller. Sevginin her engeli aşacağına inanıyoruz. Bu değerlerimizi, sevgimiz, ilgimiz ve onlarla vakit geçirerek mutlu edebiliriz. Sizler de bunu en iyi şekilde yapıyorsunuz. Bundan sonra da üzerimize düşeni en iyi şekilde yapmanın gayreti içinde olacağız” açıklamasını yaptı.

    Organizasyonda ALS MNH Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Tahir Kum, Yakup Güler’e desteklerinden dolayı plaket verdi.

  • Kalp hastalarına bayram uyarısı

    Kalp hastalarının dengeli beslenmeye dikkat etmesi gerektiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. M. Necati Dağlı, bayramın yaz mevsimine denk gelmesi nedeniyle kalp hastalarının 3 ana ve 3 ara öğün olarak diyabet hastalarının yaptığı gibi sağlıklı ve düzenli beslenmeleri gerektiğini söyledi.

    Medical Park Elazığ Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. M. Necati Dağlı bayramda kalp hastalarına ve vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Bayramın yaz mevsimine denk geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Dağlı, kalp hastalarının şekerli, yağlı ve tuzlu gıdalardan uzak durmalarını önerdiğini ifade etti.

    Kalp hastalığı olan kişilerde beslenme alışkanlığının çok önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Dağlı, “Düzenli beslenme ve egzersiz yapmak ve yaşamın yediden düzenlenmesi dediğimiz bu tavsiyeler ömrü uzattığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kalp hastalarında yaşam modifikasyonu mevsime göre de değişmektedir. Dini inançlarımız gereği tutuğumuz oruç ve sonrasında eski beslenme alışkanlıklarına geçme döneminde bazı hassasiyetlerimiz var. Ramazan ayında günde 2 öğün beslenilmektedir. Biz hastalarımıza Ramazan’da iftar ve sahur gibi öğünde ağır yemek yerine daha yayarak daha uzun sürede daha hafif yiyeceklerle aynı miktardaki besinin yeme süresini uzatarak az besinle çok doyma hissi oluşturmak sureti ile yapılmasını tavsiye ediyoruz. Doyma hissi mide ve beyinle alakalıdır. Yani mideyi kısa sürede çok fazla doldurarak mide geriminin artırılması sureti ile doyma hissi olabiliyor veya çok daha az besini daha fazla çiğneyerek ve yavaş yavaş yiyerek beyin uyarılması ile doyma hissi oluşabilmekte. Dolayısı ile az besini daha uzun surede tüketilmesini tavsiye ediyoruz” dedi.

    “Yemeği fazla çiğnemek doyurucu oluyor”

    Yemeklerin daha fazla çiğnenmesiyle daha az yiyecekle doyulabileceğinin altını çizen Dağlı, “Kalp hastası birisi yeniden kalp krizi geçirmesi veya yemekten sonra rahatsızlıklarının artması nefes darlığı olma ihtimalini bu şekilde düşürebiliyoruz. Bayramın yaz aylarına denk gelmesi nedeniyle biz hastalarımıza şekerli tuzlu ve yağlı besinlerden uzak durmalarını şiddetle öneriyoruz. Bazı kanallarda şöyle yağlı besinler öneriliyor. Ama yağlı yiyeceklerin kalp hastalıklarına zemin hazırlaması kalp hastalığı olan birinin tekrardan kalp krizi geçirme riskini artırdığı tüm dünya tarafından kabul edilmiş bir bilimsel gerçektir. Asla bizde hiçbir besinden mahrum bırakmıyoruz. Diyet listemizde hiçbir yiyeceği tam olarak yasaklamıyoruz ancak, az tüketilmesini ve tükettiğini yakılmasını yani egzersiz yönüyle yakılmasını tavsiye ediyoruz. Sigara içmeyin dediğimiz gibi egzersiz yapın dediğimiz gibi bazı yiyecekleri az yemelerini bazılarını orta derecede yemelerini bazılarını da rahatça tüketebilmelerinde bir sakınca yok diyoruz” ifadelerini kulandı.

    “Akşam hafif yiyin”

    Bayramın yaz aylarına geldiği şu günlerde hastalara 3 ana öğün ve 3 ara öğün olarak aynı diyabet hastalarının yaptığı gibi sağlıklı ve düzenli beslenmelerini söylediklerini ifade eden Dağlı, “Sabah kahvaltısının daha güçlü olmasını akşam yemeğinin de daha hafif olmasını söylüyoruz. İnsanların aşırı açlık sonrası aşırı yemek yemeleri oluyor. Kanın büyük kısmı alınan besinleri öğütmek ve sonrasında kana emebilmek için bağırsaklara gidiyor. Ağır ve çok yenmesi durumun kalp ve beyine giden kan miktarı azalmakta ve kalp hastalarının göğüs ağrılarının olmasına nefes darlığının olmasına hatta yemek sonrası çarpıntının bile olmasına neden olabilmektedir” diye konuştu.

  • PAÜ’de KOAH hastalarına başarılı ameliyat

    Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesinde Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalının başarılı operasyonuyla KOAH hastası olan 54 yaşındaki Fazıl Demirdöğer ve 71 yaşındaki Hasan Karaca tel tedavisi ile sağlığına kavuştu.

    Yrd. Doç. Dr. Erhan Uğurlu, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı’nın (KOAH) genellikle zararlı partikül veya gazlara ciddi maruziyetin neden olduğu havayolu veya alveoler anormalliklere bağlı kalıcı hava akımı kısıtlanması ve solunumsal semptomlarla karakterize, yaygın, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydetti. Uğurlu, KOAH’ın karakteristik özelliği olan kronik hava akımı kısıtlanmasının her birinin göreceli katkısının kişiden kişiye değişen küçük hava yolu hastalığı (obstrüktif bronşiyolit) ve parankim yıkımının (amfizem) birlikteliği sonucu geliştiğini dikkat çekti. Uğurlu, bu hastalığın en sık rastlanan nedeninin sigara içilmesi ve olguların ancak yüzde 10’nunda genetik, mesleki ve çevresel faktörlerin sorumlu olduğunu ifade etti.

    Operasyonun başındaki doktor ameliyatı anlattı

    Uğurlu, ameliyathane ortamında anestezi verilerek yapılan ameliyat hakkında yaptığı açıklamada, “Amfizem KOAH’lı hastalarda gaz alışverişi yapan dokuda geri dönüşümsüz olarak yıkıma yol açma özelliği taşımaktadır ve temel sorun elastik dokuda yıkıma bağlı ortaya çıkan aşırı havalanma olduğu için, temel olarak nefes açıcılar ve antienflamatuar özelliklere sahip geleneksel medikal tedavinin yararları genelde sınırlıdır. Akciğer volüm küçültücü coiller (teller) akciğer volüm küçültücü teller nitinol tellerden oluşmuş olup bunlar açıldıktan sonra parankimde kompresyon oluşturacak bir biçim alacak şekilde önceden yerleştirildi. Bu teller kendilerine uygun bir taşıyıcı sistem kullanılarak bronkoskopik olarak yerleştirilmektedir. İlk önce seçilen segmentteki havayolu bronkoskopik olarak belirlenir ve direnci düşük olan kılavuz tel floroskopi altında havayoluna ilerletilirler. Bir kateter ise kılavuz telin üzerinden geçirilir ve havayolunun uzunluğu kılavuz telin üzerindeki radyo opak markerler aracılığıyla ölçülür. Kateter geriye çekildiğinde yay şeklindeki telin aracılığıyla havayolunu bağlı bulunduğu parankim ile birlikte geriye çekmesi sağlanır. Yerleştirme sürecini tersinden uygulayarak bu teli çıkartmak ya da yeniden yerleştirmek mümkündür” dedi.

    “KOAH’ta erken tanı önemli”

    Uğurlu, KOAH tanısı alan hastalarımızın bu tedavi yönteminin uygunluğu açısından Pamukkale Üniversitesi Hastanesi Göğüs hastalıklarına başvurmaları gerektiğini bildirerek erken tanının önemini de vurguladı.

    KOAH hastası olan 54 yaşındaki Fazıl Demirdöğer ve 71 yaşındaki Hasan Karaca ise çok rahat nefes aldıklarını bu işlemden fayda gördükleri için emeği geçen herkese teşekkür ettiklerini söyledi.

  • Ramazan’da kalp ve tansiyon hastalarına 5 uyarı

    Kardiyoloji Uzmanı Dr. Gökmen Bellur, Ramazan ayının, yaz mevsiminin sıcak ve uzun günlerine denk gelmesinin kronik hastalıkları bulunan kişiler için oruç tutmayı sakıncalı hale getirebildiğini belirterek, yüksek tansiyon ve kalp hastalarının hangi durumda oruç tutabileceğinin ya da oruç tutmalarına engel teşkil eden hastalık boyutlarının iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

    Memorial Dicle Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Gökmen Bellur, kalp ve hipertansiyon hastalarına özel Ramazan önerilerinde bulundu. Yüksek tansiyon hastalarının bir bölümünün düzenli ilaç kullanımına rağmen, ilaçlarının doktoru tarafından planlanmasıyla oruç tutabileceğini anlatan Bellur, “Ancak bazı gruptaki hastaların ise oruç tutması sakıncalıdır. Sağlık açısından oruca engel bir durum olup olmadığına doktorla birlikte karar verilmelidir. Kan basıncının kontrol altında olması ve kullanılan ilaçlar oruç tutma konusunda belirleyici faktörlerdir. Bazı yüksek tansiyon hastaları günde bir ilaç kullanırken, bazıları da beş farklı ilaca ihtiyaç duymaktadır. Oruç tutarken bu ilaçların bazıları düzenli kullanılamayacağından hasta açısından olumsuz sonuçlara yol açabilir” dedi.

    “Tansiyon ilacınız idrar söktürücü özellikteyse bol sıvı alın”

    İdrar söktürücü olarak gruplandırılan bazı ilaçların, hastaların sık idrara çıkmasına neden olarak sıvı kaybını arttırdığını, bunun da hastanın vücuttan su kaybı sürecini hızlandırdığını anlatan Bellur, “Sıvı kaybının düzeyi, kullanılan idrar söktürücü ilacın dozu ile orantılıdır. Bu nedenle idrar söktürücü ilaç kullananlar, gün içerisinde vücuttaki sıvı açığını kapatmak için bol su tüketmelidir. İdrar söktürücü grupta yer almayan diğer ilaçların kullanımında bu durum söz konusu olmayabilir” diye konuştu.

    “Böbrek ve kalp hastası olanların oruç tutması sakıncalı”

    Oruç tutması önemli sağlık sorunlarına yol açabilecek bir diğer hasta grubunun da böbrek yetmezliği olan yüksek tansiyon ve kalp hastaları olduğunu dile getiren Bellur, şunları söyledi:

    “Böbrek ve özellikle de ileri düzeyde kalp yetmezliği bulunan hastalar, beslenme ve sıvı alma düzenlerine çok dikkat etmelidir. Ramazanın sıcak ve uzun günlerde yaşanması, bu hastalar için oruç tutmayı sakıncalı hale getirmektedir. Ayrıca kalp yetmezliği olan hastalar aynı zamanda idrar söktürücü de kullanmaktadır ve bu durum, vücuttan sıvı ve elektrolit kaybına yol açar. Sıvı tüketimi bu hastalar için hayati önem taşımaktadır.”

    “Gün içerisinde belli aralıklarla tansiyon takibi yapılmalı”

    İdrar söktürücü ilaç kullanmayan, yüksek tansiyonu uzun süredir kontrol altında olan ve başka bir ek hastalığı da bulunmayan kişilerin, Ramazan’da bazı kurallara dikkat ettikleri sürece oruç tutabileceğini anlatan Bellur, şunları kaydetti:

    “Gün içinde belli aralıklarla tansiyon ölçümü yapılmalı, havanın çok sıcak olduğu öğle saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmamalı, dışarda bulunulacaksa da hafif, terletmeyen pamuklu giysiler ile güneş koruyucu şapka kullanılmalı, sahur ve iftarda yeterli sıvı alımına dikkat edilmelidir. Yüksek tansiyonu henüz tam olarak kontrol altında olmayan, ayrıca başka ek hastalıları da olan hastaların ise oruç tutması sağlık açısından uygun değildir.”

    “Özellikle tansiyon hastaları tuza dikkat etmeli”

    Ramazan ayı boyunca da kalp ve yüksek tansiyon hastalarının beslenmeye özen göstermeleri gerektiğine de dikkat çeken Bellur, “Türkiye’de yanlış beslenme alışkanlıkları nedeniyle artan tuz tüketimi özellikle tansiyon hastası olanlar için büyük bir sorundur. Normal sağlıklı bir insanın günlük tuz ihtiyacı ortalama 4-5 gramdır. Ancak ülkemizde bu durum günlük 15 gramı aşmaktadır. Bu nedenle özellikle kalp ve tansiyon hastalarının az tuzlu beslenmeleri sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.

  • Solunum hastalarına pulmoner rehabilitasyon

    Kırıkkale Üniversitesinde düzenlenen konferansla 21. yy.’da uygulanmaya başlanan yeni bir tedavi yöntemi olan pulmoner rehabilitasyonun önemi üzerinde duruldu.

    Uzun süreli solunum rahatsızlığı olan hastaların yaşam kalitesine katkı sağlayan pulmoner rehabilitasyon hakkında bilgilendirme toplantısı, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesinde düzenlendi. Toplantıda pulmoner rehabilitasyon hakkında bilgi veren Doç. Dr. Ayşe Baçcıoğlu, “Günümüzde kronik solunum hastalıklarının tıbbi tedavisinin standart bir bileşeni olarak kabul edilen pulmoner rehabilitasyon, kronik solunum hastalarının fiziksel ve psikolojik durumlarını düzeltmeyi ve sağlığı iyileştirmeyi hedefleyen, hasta değerlendirmesini takiben bireysel olarak belirlenen egzersiz eğitimi, davranış değişikliği ve hasta eğitimi gibi yaklaşımları içeren kapsamlı uygulamalar bütünüdür. Süregen nefes darlığı, günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlanma, yaşam kalitesinde azalma ve egzersiz kapasitesinde kısıtlılığı olan tüm solunum hastalarına pulmoner rehabilitasyon uygulanabilmektedir. Pulmoner rehabilitasyon, her yaştaki solunum hastalarına rehabilitasyon ünitelerinin özelliklerine bağlı olarak hastanede, ayaktan ya da evde uygulanabilmektedir” dedi.

    Pulmoner rehabilitasyonun içeriği hakkında bilgi veren Prof. Dr. Esra Dilek Keskin, “Rehabilitasyonun en önemli ve temel bileşeni egzersiz eğitimidir. Bireyin gereksinimleri doğrultusunda diğer bileşenler de hasta ve ailesinin eğitimi, vücut kompozisyonunun değerlendirilmesi gerekli olgularda beslenme desteği, psikososyal destek, nefes darlığı ile baş edebilme yöntemleri, iş-uğraşı tedavisi, enerji koruma yöntemleri ve benzeri tedaviler, pulmoner rehabilitasyon programlarında yer almaktadır” diye konuştu.