Etiket: hasta

  • Kendisini Vuran Şüpheliyi Hasta Yatağında Teşhis ETİ

    Gazi Mahallesi’nde bir magandanın tabancasından çıkan kurşunla omuriliği zedelenen ve vücudunun yüzde 80’i felç olan 17 yaşındaki Ahmet Emre Çavuş, kendisini bu hale getiren şüpheliyi polisin getirdiği fotoğraftan teşhis etti. O anlar ise fotoğraf karelerine yansıdı.

    17 yaşındaki Ahmet Emre Çavuş, 2 Ağustos 2015’te mahallede arkadaşlarıyla bilorda oynadıktan sonra evine giderken yolda bir magandanın silahından çıkan kurşunla boynundan yaralanmıştı. Omuriliğine isabet eden kurşun nedeniyle 124 gündür yoğun bakımda olan ve vücudunun yüzde 80’i felçli olan genç hayata tutunma mücadelesini sürdürüyor. Çavuş’un ailesi ise zanlının yakalanmasından dolayı mutlu ancak Emre Çavuş’un tedavisi için devletten uzatılacak olan bir yardım elini bekliyor. Ahmet Emre Çavuş, 122 günün ardından kendisini bu hale getiren şüpheliyi polisin getirdiği fotoğraftan tespit etti. O anlar ise fotoğraf karelerine yansıdı.

    “SERSERİNİN YAKALANMASINA SEVİNDİK ADALETİN TECELLİ EDECEĞİNE İNANIYORUZ”

    Yaşanan olayın ardından hastanede bekleyen aile bireylerinden baba Bülent Çavuş, “Oğlum bir serseri bir kurşun sonucu 124 gündür tedavi altında. Oğlumuz halen yoğun bakımda şuan. Serserinin yakalanmasına sevindik. İstanbul’da oldu olay zanlı Adana’da çatışma sonucu yakalanıyor. Başka anne-babalar ağlamasın. Adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. Birinci sevindirici haber bu, ikinci sevindirici haber de inşallah yoğun bakımdan çıkınca olacak” dedi.

    “EMRE ŞUANDA MORAL OLARAK İYİ AMA NETİCEDE SOLUNUM CİHAZINA BAĞLI”

    Çavuş, “Televizyonlardan ve gazetelerden gören vicdanlı insanlar olsun, belediye başkanları olsun, siyasetçiler gelip Emre’ye moral olsun diye ziyaret ediyorlar. Özellikle takım hocaları ve oyuncular gelip Emre’yi ziyaret ediyorlar moral verebilmek için. Emre şuanda moral olarak iyi ama neticede solunum cihazına bağlı. Vücudunun yüzde 80’i felç durumda” diye konuştu.

    “DEVLETTEN EMRE’NİN SAHİPLENİLMESİNİ İSTİYORUM”

    Yetkililerden yardım beklediklerini ifade eden Baba Bülent Çavuş, “Öncelikle emniyet teşkilatına teşekkür ediyorum gerekeni yaptıkları için. Başka Emreler vurulmadı. Gereken cezayı alacağına inanıyorum. Emre 124 gündür burada yatıyor. Özel hastaneler yüklü miktarlar çıkartıyorlar. Bende devletten Emre’nin sahiplenilmesini istiyorum” dedi.

    Anne Zeynep Çavuş ise “Biz bu dört aylık süreçte çok zor anlar yaşadık. Oğlum yoğun bakıma hayati tehlike ile geldi. Ve benim oğlum şuan felçli durumda, solunum cihazına bağlı yaşıyor. Benim oğlum buraya getirildiğinde bir kaşık suya muhtaçtı ve benim oğlumu bu hale getiren insan ise elini kolunu sallayarak geziyordu. Oğlum bana ‘beni bu hale getiren yakalandı mı?’ diye soruyordu. Bende her seferinde ‘yakalanmadı’ derken yüreğim sızlıyordu. Benim oğlumu bu hal getiren kişinin elini kolunu sallayarak gezmesi benim yüreğimi sızlatıyordu. Çok şükür yakalandı ve bu bizi bir nebze rahatlattı” dedi.

    Öte yandan, yoğun bakımda tedavisi süren Emre Çavuş’un olay öncesi ve ardından hastanede çekilen görüntüler de yürek burktu. Olaydan kısa bir süre önce havuzda yüzdüğü görülen Çavuş’un hastanedeki yoğun bakım ünitesinde çekilen görüntüleri önce ailesini ardından ise sevenlerini üzüntüye boğdu.

  • Hasta Memnuniyeti Yüzde 80’e Ulaştı

    Çanakkale Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’ne bağlı Çanakkale Devlet Hastanesi’nde tedavi gören ve poliklinik hizmeti alan hastalarının ’öneri ve şikayet’ kutuları ile internet üzerinden teşekkür mesajları yüzde 80’e ulaştı.

    Hastane içerisine yerleştirilen ’öneri ve şikâyet’ kutularından çıkan mesajlar, Sağlıkta Kalite Yönetim Birimince oluşturulan bir ekip tarafından her ay düzenli olarak büyük bir titizlikle değerlendiriliyor. 2015 yılı Ocak ayında hastalardan gelen memnuniyet ve teşekkür mesajları yüzde 62 iken, tüm çalışanların özverisi ve hastane yönetiminin titiz çalışmaları sonucu bu oran 2015 Yılı Kasım ayı itibariyle yüzde 80’e ulaştı. Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği’nden yapılan yazılı açıklamada; “Hastane personelinin motivasyonuna katkı sağlayarak, çalışanlarımızı daha iyi olma yolunda teşvik eden bu memnuniyet mektupları ve teşekkürlerle daha bir azim ve şevk kazandığımızı belirtirken, olumlu ya da olumsuz mesaj atan tüm hastalarımıza şükranlarımızı sunuyoruz” denildi.

  • Kadir HAS’ta, Avrupa Ve ABD’de Çift Diploma Fırsatı

    Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Kasım Han, Kadir Has’ın açtığı kapıdan yürüdüklerini söyledi.

    Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Kasım Han, üniversitenin kurucusu Kadir Has’ın memleketi Kayseri’de basınla bir araya geldi.

    TED Kayseri Koleji’nde düzenlenen Avrupa Gençlik Parlamentosu (EYP) Türkiye 18. Seçim Konferansı’na katılmak üzere Kayseri’de bulunan Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Kasım Han, Kadir Has’ın, uluslararası vizyonuyla gerçekleştirdiği atılımlarla, Türkiye ekonomisinin gelişmesine önemli katkısı olan değerli bir iş insanı ve hayırsever olduğuna dikkat çekerek, Kadir Has’ın hayırseverliğini ‘vatan borcunu ödemek’ anlayışıyla taşıdığını vurguladı. Han, “Biz de Kadir Has’ın açtığı kapıdan, aynı sorumluluk bilinciyle geçerek, Kayseri’ye daha ne faydamız olur, ödeşilenin üzerine daha ne katarız, bu heyecanla buraya geldik. Ömrünün büyük bölümünü hayırseverliğe adayan Kadir Has’ın, kendiyle özdeşleşen özelliklerine uyumlu bir kurumsal kimlik oluşturmak durumundaydık. Kadir Has’ın, Türkiye’nin birçok yerinde gerek ibadethanelerle, gerek eğitim gerekse de sağlık kurumlarıyla taçlandırdığı bir hayırseverlik kimliği var. Kadir Has isminin taşıdığı değerler bununla sınırlı da değil. Buna güç, güven, yetkinlik, uluslararasılık ve sanatseverlik eklenmelidir” dedi.

    “KADİR HAS’IN DEĞERLERİYLE YAŞIYOR”

    Kadir Has Üniversitesi’ni Türkiye’nin gerçek vakıf üniversitesi olarak niteleyen Ahmet Kasım Han, “Kadir Has Üniversitesi ismini aldığı kişinin temsil ettiği değerlerle özdeşleşecek biçimde çok kuvvetli bir vakıf ve vakıf yönetimiyle desteklenen, tüm enerjisini eğitime teksif eden, alanlarında en üst düzeyde öğretim üyeleriyle zenginleştirilen, uluslararası işbirliklerini her alanda yüksek kalitede markalarla bir araya gelerek geliştirilen, yaygın ve sürekli burslarla başarıyı kararlılıkla destekleyen bir üniversitedir” dedi.

    Rezan Has Müzesi başta olmak üzere, sanata ve kültüre sahip çıkan bir üniversite kimliği olduğunu vurgulayan Han, üniversitenin tarihi 7 bin yıl önceye dayanan Urartu Takı Koleksiyonu’na sürekli ev sahipliği yaptığını belirtti. Han, Galeri KHAS’ın da modern sanatın merkezi haline geldiğini ekledi.

    Kadir Has Üniversitesi’nin bu yıl içinde burs oranının yüzde 86 olduğunu söyleyen Han, “Çıkış noktanız bu kadar sağlam olunca, atacağınız adımlara ilişkin bir planla ortaya çıkmak daha kolay oluyor. Kadir Has Üniversitesi’nin arkasında Türkiye’nin en önemli vakıflarından bir tanesi var. Geçtiğimiz yıl üniversitemize giren öğrencilerin yüzde 81,7’sinin burs aldığını, bu yıl için ise bu rakamın yüzde 86’ya yükseldiğini büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum. Bu sonuç Kadir Has Bey’in ‘Vatan borcu ödüyorum’ ifadesinin bu üniversitede birebir hayata geçtiğinin önemli bir göstergesidir” diye konuştu.

    2023 HEDEFLERİNE ERİŞMEK İÇİN EĞİTİM KALİTESİ

    Çok iyi niyetle üniversite kuran iş insanlarının hızlı tükenme ve hızlı yorulma sendromları yaşadıklarının gözlemlendiğini ve bu süreç-sonuç ilişkisinin tartışılması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Ahmet Kasım Han, bir üniversitenin nasıl olabileceği konusundaki görüşlerini paylaştı:

    “Diploma hayatın sigortasıdır. Kişi, diploması ile hayatın karşısında tek başına ayakta durabilecek güçte ve güvende olmalı. Bugün maalesef üniversiteler fiyat rekabeti dahil, piyasalaşan bir rekabetin içinde olduklarını görüyoruz, bu eğilimler eğitimin kalitesini etkiliyor.”

    2023 hedeflerinin ulaşılabilirliğini bir tek anlamlı parametresinin eğitimin kalitesi olduğunu söyleyen Han, “Bazı üniversitelerde en hızlı ve etkili biçimde teknik becerilere dair dersleri tamamlatarak öğrencileri mezun etmek ve onları en kısa sürede iş piyasasına sokmak amaçlı bir anlayış var. Hızla mezun edelim, kalıplanmış bir modelin içerisinde ‘meslek’ sahibi yapalım çabası var. Üniversiteler ülkeyi, toplumu ileriye taşıyacak liderleri yetiştirmekle mükelleftir, sadece meslek sahibi kılmakla mükellef değildir. Eğitimde kitleselleşme eğilimi zirve yaptığını düşünüyorum. Dünyada bir taraftan kitleselleşen, toptancı bir eğitim anlayışını, bir taraftan da kitle eğitim anlayışının dışında kendi duvarlarını yükselten, münhasırlaşan, neredeyse birebir ve yüz yüze eğitimin verildiği yeni bir eğitim anlayışının olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Dünyadaki eğitim eğilimlerinin geçmişten başlayarak yorumlayan Ahmet Kasım Han,“20. yüzyılın ortasında, ABD’de en düşük eğitim ve gelir düzeyine sahip yüzde 25’in içerisine doğduysanız yaşamınızı bitirdiğinizde en tepedeki yüzde 25’in içerisinde olma şansınız yüzde 10’du. Yaşama tabandan başlayan, üniversite eğitimi olmadan en tepeye çıkabiliyordu. Bugün bu oran fırsatlar ülkesi olarak bilinen, ABD’de bile yarı yarıya düşmüş durumda. Bu da üniversite mezunu olmadan sosyal mobilitenin çok zorlaştığını gösteriyor. Bütün dünyanın eğitim için gittiği bir ülke olan ABD’de üniversite eğitimi fiyatının sürekli yükseldiği görülüyor. Örneğin, ABD’de 1970’lerde 5 bin dolara gittiğiniz bir okula bugün 50 bin dolara gidebiliyorsunuz. Dünyada üniversiteler gittikçe münhasırlaşıyor, daha kapalı hale geliyor. Mezunlar, birbirlerinin çocukları, torunları ya da kuzenleri haline gelmeye başladı” dedi.

    Öğrenciler ve velilerin göz önünde bulundurması gereken noktalara da dikkat çeken Doç. Dr. Ahmet Kasım Han, “Kadir Has Üniversitesi kontenjan baskısı yaşayan bir üniversite değil. Toplam 6 bin öğrencisi var. Öğrenci alma, daha açıkçası pazarlama yapmak baskısı yaşayarak üniversite tanıtım dönemlerine girmiyoruz. Biz öğrencilerimizi en iyi biçimde yetiştirmeye konsantre oluyoruz. Burada birçok unsur var. Örneğin, hangi bölümü seçelim sorusu sorulurken öğrenciler ve veliler açısından esas mesele, bölümün niteliğidir. Bir bölüm açılırken üniversite ‘bölüm açıyorum’ diye mi o bölümü açmış, yoksa öğrencisinin uzmanlaşmasını sağlayacak bütüncül eğitimi nasıl sağlayacağını düşünerek, uzman gözlerle programını oluşturup, bu programa göre mi öğretim üyesi almış buna bakmak lazım. Bu bölümü açabilmek için mezunlar küresel emek piyasasında en etkili biçimde rekabet etmek için hangi yetkinliklere sahip olması gerektiği göz önüne alınmış mı gibi detayların da aynı şekilde sorgulanması gerekir. Bu açıdan ana dal ve yan dal eğitiminde iki bölümden alınan eğitimin birbirini tamamlayıcı derslerle programlanmasına da dikkat edilmelidir. Bu bilinçle tercihlerin yapılması gereklidir” diye ekledi.

    AVRUPA VE ABD’DE ÇİFT DİPLOMA FIRSATI

    Kadir Has Üniversitesi’nin eğitim imkanlarına değinen Doç. Dr. Ahmet Kasım Han, üniversitenin 6 bini aşan öğrencisi, ayrıca 10 bine ulaşan mezun öğrencisi bulunduğunu belirtti. Yurtdışı eğitim olanaklarından söz eden Han, “Üniversitede, Hukuk Fakültesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, İletişim Fakültesi, İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Uygulamalı Bilimler Fakültesi ve Sanat ve Tasarım Fakültesi olmak üzere 6 fakülte bulunmakta. Kadir Has Üniversitesi’nde, ayrıca, Yabancı Diller Yüksekokulu, Kadir Has Meslek Yüksekokulu ve Adalet Meslek Yüksekokulu da yer alıyor. Kadir Has Üniversitesi’nde ABD, Avrupa, Uzakdoğu ve komşu ülkelerdeki lider üniversiteler ile farklı alanlarda yapılan ikili anlaşmalar sayesinde öğrenciler çift diploma, yurtdışı eğitimi imkanına kavuştu. Öğrenciler, Avrupa Birliği’nin Erasmus programı kapsamında, Avrupa’da ülkelerinde anlaşmalı olan 60’dan fazla üniversitede değişim öğrencisi olarak okuyabiliyor, çift diploma programları ile de İngiltere, Almanya ve ABD’deki ortak üniversitelerden eğitim alabiliyorlar.

    Avrupa Birliği’nin Erasmus programına katılarak, Avrupa’da bir ortak üniversitemizde bir veya iki dönem eğitim görebiliyorlar. İnovatif bir yaklaşımla yurtdışındaki üniversiteler ile oluşturulan ‘Accelerated Management (4+1) Programı’na katılan fakülte öğrencilerimiz, eğitimlerinin 4 yılını Kadir Has Üniversitesi’nde, 1 yılını ise yurtdışındaki anlaşmalı üniversite ile sürdürerek, lisans ve yüksek lisans eğitimlerini toplam 5 yılda tamamlayabiliyorlar. Bu programı başarıyla tamamlayan öğrenciler, lisans derecelerini Kadir Has Üniversitesi’nden, yüksek lisans derecelerini ise yurtdışındaki ortak üniversiteden alıyorlar” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Ölümü Bekleyen Felçli Hasta, Yürüyerek Taburcu Oldu

    İzmir’de geçirdiği trafik kazası sonucu bilinci kapanan ve doktorların da ölümünü beklediği 54 yaşındaki Levent Karaegemen, palyatif bakım sonucu herkesi şaşırtarak hastaneden yürüyerek çıktı.

    İzmir’de yaşayan 54 yaşındaki Levent Karaegemen geçirdiği trafik kazası sonucu bilinci kapandı, felç oldu. Bir müddet Ege Üniversitesi hastanesinde tedavi gören Karaegemen, ardından Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Palyatif Bakım Merkezi’ne başvurdu. Hastaneye bilinci kapalı bir şekilde giren Levent Karaegemen, doktorların çabası sonucu tedaviye cevap vermeye başladı. Çok sevdiği eşi Jale Karaegemen ise eşinin ölümünü beklerken, aldığı haberle sevinç gözyaşlarına boğuldu. Karaegemen ailesine Gazeteci Fatih Portakal da manevi olarak destek oldu.

    “ARTIK BAZI ŞEYLERİN KIYMETİNİ BİLİYORUM”

    Kaza anına dair hiçbir şey hatırlamadığını ifade eden Karaegemen, “İddialı araba kullanan bir insan değilim fakat böyle bir kaza oldu. Hiçbir şey hatırlayamıyorum. Ciğerler sönük, solunum cihazına bağlamışlar beni. Orda da ciğerlerim enfeksiyon kapmış ve bu defa ayrı bir bölüme yatırmışlar. Eşime de umut vermemişler, ‘Her şeye hazırlıklı olun’ demişler. Fakat gün geçtikçe kendimi toparlamışım. Hayatta olmak, ailemle birlikte olmak bunlar çok güzel şeylermiş. Ve böyle bir kazadan sağlam ve sakat olmadan kurtulmak güzel şey. Kendimi şanslı hissediyorum. Hem hastane hem de eşim tarafından iyi bakılmış hissediyorum. Kazanın bana en büyük faydası günde 1,5 paket sigara içiyordum. Sigarayı bıraktım. Kaza anında bu yana içmiyorum. Artık bazı şeylerin kıymetini biliyorsunuz. Yediğiniz her şeyin tadını alıyor, konuştuğunuz arkadaşların keyfine varıyorsunuz. Eskisine göre daha tatlı oluyor” diye konuştu.

    “DUDAKLARI TİTREYEREK ‘KENDİNİZİ HAZIRLAYIN’ DEDİ”

    Eşinin ölümünü beklerken yürüyerek hastaneden çıkması karşısında Allah’a şükrettiğini dile getiren Jale Karaegemen ise şunları söyledi: “Acile çağırıldığımda ilk defa bir doktorun dudağı titreyerek ‘Kendinizi hazırlayın’ dediğini gördüm. Kaburgaları kırılmış, ciğerlerine batmış. Yüzünde ve vücudunda bazı kırıkların olduğunu söylediler. Beyin kanaması riski vardı. Çok zordu. Her gün bilgi almaya gittiğimde hep durumunun kritik olduğu söylendi. Hiç umut verilmedi. Allah’ıma binlerce kez şükrediyorum. Sonra doğru zamanda doğru insanları karşıma çıkardığı için şükrediyorum. Bize maddi manevi emeği geçen herkese emeğinden dolayı teşekkür ediyorum. Onunla birlikte yaşama şansını yakaladığım için çok mutluyum.”

    “HASTANEMİZE BİLİNCİ KAPALI GELDİ”

    Doktor Yasemin Kılıç Öztürk, hastanın geldiğinde durumunun hiç iyi olmadığı belirterek, sürecin iyi ilerlediğini ve bilincinin açılmaya başlamasıyla büyük mutluluk duyduklarını söyledi.

    Öztürk, “Hastamızı Ege Üniversitesi’nden bize evde bakımın zor olduğu, bilinci kapalı olduğu yönünde refere ettiler. Biz de bilinci kapalı, rehabilitasyona ihtiyacı olan, beslenme sorunları olan, ailesini tanıma noktası olmayan hastayı alarak destek tedavi sağladık. Hastamıza biz inandık, hastamız ve yakınları inandı. Süreç çok güzel ilerledi. Hastamız tedaviye yanıt vermeye başladı. Beslenmesi normale dönmeye başladı, ağızdan beslemeye başladık ve bilinci açılmaya başladı. Hastamızın eşini tanıması en büyük mutluluğumuz oldu. Yürüyerek onu taburcu edebilmek, doğal hayatına dönebileceği, hayatını güzel yaşayabileceği bir şekilde taburcu etmek bizim en büyük mutluluğumuz oldu” ifadelerini kullandı.

    GAZETECİ FATİH PORTAKAL’DAN MANEVİ DESTEK

    Hastane sürecinde Gazeteci Fatih Portakal ile tesadüfen karşılaştıklarını ve kendilerine manevi olarak destek olduklarını ifade eden Levent Karaegemen’in eşi Jale Karaegemen, Portakal’ın bilinci kapalı olan eşini sık sık ziyaret ettiğini ve elinden ne gelirse yapmaya hazır olduğunu söylediğini aktardı.

  • Türkiye’de AIDS’li Hasta Sayısı Artıyor

    Türkiye’de AIDS’li hasta sayısı artıyor. Türkiye’de AIDS’in arttığını kaydeden Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK), HIV/AIDS Çalışma Grubu Genel Sekreteri Doç. Dr. Asuman İnan, “Vakaların çoğunluğu 25-49 yaş aralığındadır ve etkilenen bireylerin yüzde 83’ü erkektir. Yeni olgu sayısı her yıl artmaktadır.2014 yılının ilk 6 ayında 632; 2015 yılının ilk 6 ayında ise 893 yeni olgu bildirilmiştir” dedi.

    Birleşmiş Milletler tarafından ilk kez, 1988 yılında ise 1 Aralık ”Dünya AIDS Günü” olarak ilan edildi. Bu tarihten itibaren 1 Aralık’ta HIV/AIDS’e dikkat çekmek için çok sayıda etkinlik düzenleniyor. Bu yılın teması “harekete geçme zamanı: şimdi” olarak belirlendi. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Önder Ergönül, Birleşmiş Milletler’in AIDS ile mücadele kuruluşu UNAIDS’in 2015 raporuna göre , dünya genelinde 36.9 milyon kişinin HIV virüsü taşıdığını kaydetti.

    Prof. Dr. Önder Ergönül, “Raporda, AIDS ile küresel mücadele kapsamında önümüzdeki beş yıl içinde çabalar iki katına çıkarılırsa, 22 milyon AIDS’e bağlı ölümün ve 28 milyon yeni HIV vakasının önlenebileceği vurgulandı. Rapora göre, dünya genelinde yaklaşık 36,9 milyon kişi HIV virusu taşıyor. Ancak 17,1 milyon kişinin HIV virusu taşımasına rağmen durumun farkında bile olmadıkları tahmin ediliyor. Bunun yanında, 22 milyon HIV taşıyıcısının tedaviye erişimi bulunmuyor ve bunların 1,8 milyonunu çocuklar oluşturuyor. UNAIDS, 2030 yılına kadar AIDS’i tamamen bitirmeyi hedefliyor. 2000 yılından bu yana 25,3 milyon kişi AIDS ile ilişkili hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Her yıl 220 bini çocuk olmak üzere, 2 milyon kişi HIV ile infekte olmaktadır. Yine her yıl 150 bini çocuk olmak üzere, 1,2 milyon kişi bu hastalık nedeniyle ölmektedir. Bu son derece yüksek rakamlara rağmen, genel olarak bakıldığında dünya çapında yapılan çalışmalar sonucunda, HIV ile infekte olma oranı erişkinlerde yüzde 35, çocuklarda yüzde 58; hastalığa bağlı ölüm oranı yüzde 42 oranında azalmıştır” dedi.

    Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK), HIV/AIDS Çalışma Grubu Genel Sekreteri Doç. Dr. Asuman İnan, Türkiye’de 1985’ten, Haziran 2015’e kadar toplam 10 bin 475 HIV/ AIDS vakasının görüldüğünü belirtti.

    Doç. Dr. Asuman İnan, “Gerçek sayının daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Vakaların çoğunluğu 25-49 yaş aralığındadır ve etkilenen bireylerin yüzde 83’ü erkektir. Ülkemizde hastalığın görülme sıklığı düşük olmasına rağmen, yeni olgu sayısı her yıl artmaktadır. 2014 yılının ilk 6 ayında 632; 2015 yılının ilk 6 ayında ise 893 yeni olgu bildirilmiştir. Ülkemiz nüfusunun genç olması, nüfus hareketliliği, turizm ülkesi olmamız, kayıtsız çalışan seks işçilerinin artması, damariçi uyuşturucu kullanımının artması, korunmaya yönelik düzenli eğitim programlarının olmaması, HIV ile yaşayanlara yönelik ayrımcılığın devam etmesi gibi çok sayıda faktör bu artışın nedeni olabilir. Kesin sayı bilinmemekle birlikte kadın olguların çoğuna virüs eşinden bulaşmaktadır. Özellikle eşleri ileri dönem HIV/AIDS olgusu ise ve hayatını kaybederse, kadınlar hastalığın getirdiği yükün yanı sıra, çocuklarının ve kendilerinin yaşamlarını sürdürmeye çalışırken, hem ekonomik hem de sosyal olarak çok büyük sorunlar yaşamaktadırlar” diye konuştu.

    Doç. Dr. İnan, yıllar içerisindeki gelişmelere göz attıklarında Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda oldukça duyarlı olduğunu belirterek, “Örneğin ülkemizde HIV/AIDS olgularının tanı ve tedaviye ücretsiz olarak ulaşabilmeleri, gönüllü test ve danışmanlık merkezlerinin kurulması, HIV tanı ve tedavi rehberinin yayımlanması bu yaklaşımın sonuçlarıdır. Ancak olguların artışı da göz önüne alındığında bu konuda daha yapılacak çok iş olduğu açıktır. Dolayısıyla korunmasız cinsel temas, kan ve kan ürünleri, damariçi uyuşturucu kullanımı sırasında ortak enjektör kullanımı ve anneden bebeğe geçiş başlıca bulaş yollarıdır. Virüs dış ortamda uzun süre canlı kalamaz ve çamaşır suyu gibi dezenfektanlara duyarlıdır. Dokunmak, el sıkışmak, öpüşmek,sarılmak, aynı saunayı, havuzu, banyoyu, tuvaleti, tabağı, bardağı, çatalı, kaşığı kullanmak, aynı giysileri giymek, telefon kulaklığı, gözyaşı, ter, tükürük, sivrisinek, böcek, arı sokması ile HIV bulaşmamaktadır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de HIV/AIDS vakalarının yaşadığı en büyük mağduriyet hala damgalanma ve ayrımcılıktır. Yeni ilaçların kısa ve uzun dönemde etkinlikleri daha fazladır ve bu ilaçlar ile hastaların fiziksel görünümünü bozan, yaşam kalitesini düşüren yan etkilerin görülme riski büyük ölçüde azalmıştır. Ayrıca son dönemde kullanılan ilaçların tek tablette sunulması ile hastalara kullanım kolaylığı da mümkün olmuştur. Yine aşılar ve özellikle virüsün vücuttan tamamen atılması yani “kür” son dönemde üzerinde en çok çalışılan ve konuşulan konulardır. Yani yakın bir gelecekte hastalığın tamamen tedavi edilmesi mümkün olacak gibi görünmektedir” ifadesini kullandı.

    Doç. Dr. Asuman İnan HIV/AİDS’in önlenmesi için yapılacaklar olduğunu vurgulayarak, “Sonuç olarak, HIV/AIDS artık ölümcül değil kronik bir hastalıktır. Ülkemizde vaka sayısı artmaktadır ve hastalığın tanı ve tedavisinin yanında önlenmesi de çok büyük önem taşımaktadır. Bunu sağlamanın ilk adımı toplumun öncelikle cinsel aktif yaştaki bireylerinin hastalığın bulaşma yolları ve korunma yöntemleri konusunda eğitilmesi, bu konudaki farkındalığın arttırılmasıdır. Tek eşlilik ve kondom kullanımı bilinen etkili korunma yollarıdır. Yine erken tanı ve tedavinin sağlanması, sadece hastaların yaşam kalitesi ve süresini arttırmayacak, aynı zamanda virüsün toplumda yayılmasının önlenmesine de önemli katkıda bulunacaktır” dedi.