Etiket: hasadına

  • Korona virüs salgınının mevsimlik gezici tarım işçileri ve onların çocuklarının fındık hasadına katılımına olası etkileri araştırıldı

    Korona virüs salgınının mevsimlik gezici tarım işçileri ve onların çocuklarının fındık hasadına katılımına olası etkileri araştırıldı

    Ferrero Fındık’ın desteğiyle Kalkınma Atölyesi Kooperatifi tarafından yapılan çalışma ile ‘Koronavirüs Salgınının Mevsimlik Gezici Tarım İşçileri ve Onların Çocuklarının Fındık Hasadına Katılımına Olası Etkileri ve Önlemler’ hakkında yapılan çalışma sonrası bir rapor yayınlandı. Raporda Korona virüs sürecinde mevsimlik tarım işçileri ile ilgili alınması gereken önlemler de ortaya konuldu.

    Raporda, 2019 yılı sonunda Çin’de ortaya çıkan ve sonrasında hızla dünyaya yayılan Covid-19 salgınının 2020 Mart ayı itibariyle Türkiye’yi de etkilediği ve salgınla mücadele kapsamında alınan tedbirler birçok sektörde çalışmaların ve üretimin durmasına veya yavaşlamasına yol açtığı hatırlatıldı.

    Tarımsal üretimin bu sektörlerin başında geldiği belirtilen raporda “Türkiye’de genellikle mart ayı sonundan kasım ayı sonuna kadar, 10 ay gibi geniş bir zamana yayılan tarımsal üretimin farklı ürünlerinde mevsimlik gezici olarak yüz binlerce işçinin çalıştığı düşünülmektedir. Salgını önlemeye yönelik tedbir kararları özellikle mevsimlik gezici tarım işçileri ve onların çocuklarının istihdam edildiği ürünleri ve farklı coğrafyalardaki üretim süreçlerini etkilemeye başlamıştır. Korona virüs Salgınının Mevsimlik Gezici Tarım İşçileri ve Onların Çocuklarının Fındık Hasadına Katılımına Olası Etkileri ve Önlemler Hızlı Araştırması’nın temel amacı; küresel düzeyde hissedilen Covid-19 salgını kapsamında toplumsal yapı içerisinde en kırılgan ve görünmez topluluklardan biri olan mevsimlik gezici tarım işçileri ve çocuklarının maruz kaldıkları/kalabilecekleri olası riskleri ortaya koymak, mevsimlik göç süreçlerini nasıl etkileyeceğini belirlemek ve özellikle 2020 Ağustos ayında fındık hasadına katılacak mevsimlik gezici tarım işçileri üzerinden bu risklerin en aza indirilebilmesi için yerel, bölgesel ve ulusal öneriler geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Ayrıca bu amaç kapsamında, salgın sürecinin fındık hasadına olabilecek etkilerinin anlaşılmasına da çalışılmıştır. Araştırma dört temel araç üzerinden gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, masaüstü taraması (desk review) kapsamında dünyada ve Türkiye’de salgının tarımsal üretime ve gıda tedarik zincirine etkileri konusundaki haber ve tartışmalar takip edilmiş; 3 Nisan 2020 tarihli İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü genelgesinden itibaren Türkiye’de bu kapsamda alınan önlemler ve 2020 Nisan-Mayıs aylarında çay ve fındık üretimi yapılan illerde gerçekleştirilen toplantılarda bu önlemlere dair alınan komisyon kararları incelenerek süreç analizi gerçekleştirilmiştir” denildi.

    Sürecin takibini kolaylaştırmak ve alınan kararların farklı yörelerdeki uygulamalarını teyit edebilmek üzere farklı aktör ve kurum temsilcilerinden oluşan 95 kişilik WhatsApp grubu kurulduğu belirtilen raporda, farklı yerellerde alınan önlemlerin işlerliğine ve ortaya çıkan sorunlara dair önemli ve anlık bir bilgi akışı sağlandığı kaydedildi.

    Çay hasadında yaşanan gelişmeler dikkate alındı

    Fındık üreticileri ve bu üretimin farklı aşamalarından sorumlu olan kurum temsilcilerinin 2020 Nisan ayı sonu itibariyle çay hasadında yaşanan gelişmeleri yakından takip edildiği belirtilen raporda, “Görülmüş ve salgının fındık hasadına olası etkilerine karşı çözüm önerileri üzerinde düşünüldüğü anlaşılmıştır. Ayrıca not etmek gerekir ki, bu çözüm önerilerinin önemli bir kısmı, fındık üretimi ve bu üretimin en önemli halkası olan mevsimlik gezici tarım işçileri, aileleri ve çocuklarına dair yıllardır dile getirilen sorunlarla ilgilidir. Sözgelimi, temiz ve sürekli suya erişim, konaklama alanlarında banyo ve sıcak suya erişim, tuvalet, ulaşım maliyetleri ve çocuk işçiliğinin önlenebilmesi için gerekli olan donatılar, bu özel dönemde salgınla mücadele kapsamında daha önemli ve dolayısıyla daha görünür olmakla birlikte, sadece salgınla ilgili ihtiyaçlar olarak görülemez. Bu nedenle yapılan tüm görüşmelerde salgınla mücadele kapsamında bu alanlarda atılması gereken adımların, fındık üretim alanlarında yıllardır beklenen iyileşmeler konusunda da bir zemin olabileceği yaygın olarak farklı aktörler tarafından ifade edilmiştir. Araştırma kapsamında işaret edilen sorunların takibi ve çözümlere dair önerilerin kalıcı iyileşmeler olarak sonuç verebilmesi için sektöre dair düzenli veri toplanması gereklidir. Öncelikle, Covid-19 salgınına karşı alınan tedbirler, özellikle seyahat kısıtları ve ulaşımda seyrekleştirmeyle ilgili kurallar görüşülen herkes tarafından bilinmekle birlikte nasıl uygulanacağı konusunda belirsizlikler olduğu görülmüştür. Bu kuralların uygulanması halinde ihtiyaç duyulan işgücünün temini konusunda kimi güçlükler oluşacağı, ulaşım maliyetlerinin kaçınılmaz olarak artacağı ama kimin tarafından karşılanacağının bilinmediği belirtilmiştir. Buna karşın bu yıl fındık alım fiyatlarının yüksek olacağı beklentisi ile tedbir uygulamalarının maliyetlere yansımasının önemli bir engel teşkil etmeyebileceğine dair yaygın bir görüş de bulunmaktadır” ifadelerine yer verildi.

    Fındık toplamada imece usulüne dönülebilir

    Raporda, fındık toplamada aynı çayda hasadından olduğu gibi imece usulüne de dönülebileceği vurgulanarak “Mevsimlik gezici tarım işçilerinin fındık hasadı sürecine kısmen ya da tamamen katılamaması durumunda, Düzce ve Sakarya illerinde fındık üretimin yarı yarıya azalacağı söylenirken, diğer iller için geleneksel imece usulüne dönülebileceği, ‘gurbetçi üreticilerin’ aileleriyle birlikte bahçeye gireceği, artan işsizlik nedeniyle mahalli işgücü arzının artacağı ve fındık satış fiyatlarının yükseleceğine dair beklentiden dolayı kimsenin fındığını bahçede bırakmayacağı belirtilmiştir. Kısaca fındığın dalda kalmayacağına dair yaygın bir inanç bulunmaktadır. Görüşme yapılan fındık bahçe sahipleri ve farklı kurumlardan temsilciler Covid-19 salgınına karşı alınan tedbirlerin uygulanması aşamasında karşılaşılabilecek güçlükleri, bir yanıyla da, tarım aracıları ve temsil ettikleri işçilerin kayıt altına alınması, fındık hasadında ihtiyaç duyulan ve bölgelere göre farklılık gösterdiği gibi yıllara göre de dalgalanan işgücü ihtiyacının belirlenebilmesi, üretim maliyetlerinin yeniden düşünülmesi, mekanizasyon ve file/tül kullanımı gibi yeni tekniklerin yaygınlaşması, bu yaygınlaşmanın gerektirdiği kimi yatırımların ve fındık bahçe düzenlemelerinin düşünülmesi, fındık üretimi açısından önemli görülen farklı aktörler arasında koordinasyonun sağlanması için girişimlerde bulunulması gibi birbirinden farklı, fakat birbirini destekler alanlarda adımlar atılması yönünde bir fırsat olarak görmektedir. Diğer yandan, Covid-19 salgınına karşı alınan tedbirlerin bitkisel üretime ve bu alanda çalışan mevsimlik gezici tarım işçileri ve çocuklarına olası etkilerinin kontrol edilebilmesi için, tarımsal üretim alanında merkezi karar alma mekanizmaları ile farklı illerdeki üretim süreçlerinin gerektireceği özgün ihtiyaçları tespit ederek çözüm üretecek yerel kurumların eşgüdümünün sağlanması gereklidir. Bu yapı; fındık üretiminin gerçekleştirilmesinde önemli role sahip tarım aracıları, bahçe sahipleri, büyük firmalar, muhtarlar ve bu alanda çalışan meslek örgütleri ile sivil toplum kuruluşları gibi farklı aktörlerin verimli bir iletişim içinde olmasının zeminini sağlayacaktır” denildi.

    Covid-19 salgın nedeniyle maliyetler yükselebilir

    Covid-19 salgınına karşı alınan tedbirlerin uygulanmasının kaçınılmaz olarak maliyetleri yükselteceği ve buna karşı ailelerin de değişen koşullarla başa çıkma stratejisi olarak çocuk emeği kullanımına yönelebileceği kaygısına vurgu yapılan raporda şu ifadelere yer verildi:

    “Bu kaygı sadece fındık üretimi alanında değil, küresel ölçekte bir gündem oluşturmaktadır. Fakat diğer yandan yapılan araştırmalar gelirdeki beklenmedik değişimlerin çocuk işçiliğine olası etkisinin işgücü tipi, üretim biçimi ve bölgesel-kültürel farklara göre değişiklik gösterebileceği ve evrensel bir genelleme yapılamayacağını söylenmektedir. Araştırma kapsamında görüşülen kurum temsilcileri de bu konuda farklı görüşler bildirmiştir. Öncelikle, ailelerin çocuklarıyla seyahat etmelerinin bir tercih değil zorunluluk olduğu belirtilmiş, çocukların işçi olarak kullanılmasının fındık bahçe sahibi açısından zaten verimsiz olacağını, ama işçilerin bahçelere yakın konakladığı durumlarda bu alanda tam anlamıyla denetim sağlanmasının da kolay olmayacağı ifade edilmiştir. Eğer konaklama alanlarında seçenek oluşturulmazsa çocukların tam bir işçi olarak olmasa da su taşımak gibi basit işler için bahçelere gireceği düşünülmektedir. Maliyet artışları nedeniyle olmasa da eğer beklenen işgücü sağlanamaz ve ürün rekoltesi de yüksek olur ise mevsimlik gezici tarım işçilerinin ailecek çalışabileceği ayrıca belirtilmiştir. Diğer yandan, bahçe sahipleri açısından da kendi çocuklarının bahçeye girmesinin önemsendiği, üretime dair bilgi ve deneyimin ancak bu yolla kazanılabildiği söylenmiştir. Diğer yandan, salgının nüksetmesi ya da olası görülen bir ikinci dalga durumunda tüm bu tedbirlerin tekrar uygulanmaya başlanacağı en yetkili makamlar tarafından ifade edilmiştir. Dolayısıyla hızlı araştırma kapsamında bu gündeme dair toplanan verilerin, salgın koşullarından bağımsız olarak da önem taşımakta olduğu düşünülebilir.”

    Covid-19 salgını sürecinde fındık hasadına katılacak mevsimlik gezici tarım işçilerine dair öneriler

    Sağlık Bakanlığı’nın normalleşme süreci için belirlediği tedbirler kapsamında ilgili bakanlıkların kendilerini ilgilendiren işkollarına dair 13 rehber olmasına karşın tarımsal üretim konusunda çalışanlara dair henüz bir rehber yayınlanmadığı kaydedilen raporda alınması gereken tedbirler şu şekilde sıralandı:

    “2020 Nisan ve Mayıs aylarında salgına karşı alınması istenen önlemler, gerçekte mevsimlik gezici tarım işçilerinin çalışma ve konaklama alanlarına dair yıllardır dile getirilen ihtiyaçlarla örtüşmektedir. Konaklama ve yaşam alanlarının iyileştirilmesi görüşmelerde mevsimlik gezici tarım işçilerinin barınma ihtiyacını karşılamak üzere çoğunlukla fındık bahçelerinde bulunan konut, baraka veya müştemilatların kullanıldığı görülmüştür. Bu seçenek dışında geçici çadır alanları ve belirli ilçelerde METİP alanları barınma ihtiyacının karşılanması için kullanılmaktadır. Bu çerçevede özellikle firmaların sosyal çalışmalar kapsamında elde ettiği veriler ve bilgiler gözden geçirilerek öncelikli sorunları olan yöreler, bahçeler belirlenebilir ve ilk etapta buralarda işçiler için alternatif barınma imkânlarının sağlanması için çaba sarf edilebilir. Bunun için atıl durumdaki kamu binaları değerlendirilmelidir. Her durumda tarım aracıları ve fındık bahçe sahipleri kişisel mesafe kuralının nasıl sağlanacağı konusunda bilgilendirilmelidir. Bu çerçevede yüz yüze bilgilendirme kadar afişler, posterler ve broşürler gibi bilgi verici materyaller hazırlanabilir ve yaygın dağıtımı gerçekleştirilebilir. Bu konuda ilgili kamu desteğinin sağlanması için hazırlıklar yapılabilir. Fındık hasadı öncesi konaklama amaçlı alanlar ziyaret edilmeli ve ihtiyaç duyulabilecek hizmet ve malzemelerin tespiti yapılmalıdır. Özellikle fındık bahçelerinde bulunan konut, baraka veya müştemilatlarda konaklama durumlarında sosyal mesafenin sağlanabilmesi için Kızılay, AFAD, firmalar ve sivil toplum kuruluşları tarafından ücretsiz ilave çadır desteği sağlanmalıdır. Fındık hasat dönemi boyunca düzenli denetimler gerçekleştirilerek önlemlerin nasıl uygulandığı izlenmelidir. Firmaların sosyal çalışmacıları bu konuda öncü rol oynayabilir. Aynı zamanda il/ilçe düzeyinde gerek kamunun gerekse özel sektörün dahil olabileceği mobil ekipler süreçte görev alabilir. Konaklama alanlarında kalacak mevsimlik gezici tarım işçilerinin sayısı, yaş aralıkları, 65 yaş ve üzeri kişiler ile kronik rahatsızlığı olanlar, gebe kadınlar belirlenerek kayıt altına alınmalıdır. Bu veriler haritaya işlenmeli, ilçe mülki idare amirine verilmeli ve her ilçe bu kapsamda acil bir planlama yapmalıdır. Mevsimlik gezici tarım işçileri konusunda en önemli ihtiyaçların başında temiz, yeterli ve sürekli su temini gelmektedir. Salgın döneminde bu ihtiyaç özel bir önem kazanmıştır. Özellikle yerel yönetimlerin desteğiyle bu ihtiyaç acil olarak karşılanmalıdır. Konaklama alanında ihtiyaç duyulabilecek katı-sıvı sabun, kolonya, tuvalet kâğıdı, hijyenik ped, çocuk bezi gibi hijyen malzemeleri desteği sağlanmalıdır. El yıkamanın önemi bu süreçte sıklıkla vurgulanmıştır. Hem bahçelere hem de konaklama alanlarına el yıkamaya olanak tanıyan musluklu bidonlar konulabilir. Aynı zamanda bu bidonlar işçilerin görsel materyalle bilgilendirilmesi için de kullanılabilir. Fındık tarımında bahçelerde bulunan konut, baraka veya müştemilatlarda kullanılan elektrik ve su giderleri bahçe sahipleri tarafından karşılanmaktadır. Bu giderler METİP alanları dışında geçici çadır yerleşim alanlarında kalan tüm mevsimlik gezici tarım işçileri için de karşılanmalıdır. Sağlıklı beslenmenin salgınla mücadele konusunda önemli olduğu vurgulanmaktadır. Ailelere hijyenik olarak yemek hazırlayabilecekleri sağlıklı alan ve araçlar ile gıda desteği sağlanmalıdır. Ayrıca yemek hazırlamak amacıyla ailelere pişirme üniteleri temin edilmelidir. Yaz aylarına denk gelen hasat döneminde çalışma saatleri sonrası kişisel bakım ve temizliğin sağlanabilmesi için banyo, sıcak suya erişim ve tuvalet altyapıları kurulmalı, düzenli dezenfekte edilmeli ve bu alanlarda ihtiyaç duyulan malzemeler temin edilmelidir.

    Konaklama alanlarında çöplerin toplanması, çevre ilaçlamasının düzenli olarak yapılması sağlanmalıdır. Konaklama alanlarında Covid-19 salgınına ilişkin bilgilendirme panoları bulunmalı ve gerekli durumlarda danışılacak kurumların iletişim bilgileri yer almalıdır. Konaklama alanlarında ya da yakınlarında çocukların ihtiyaç duyabileceği hizmetler ve alanlar düzenlenmelidir. Yapılan görüşmelerde kimi kurum temsilcileri salgın nedeniyle yaşanabilecek maliyet artışlarına karşın bir dengeleme stratejisi olarak çocuk işçiliğinin artabileceğini belirtmiştir. Böylesi bir gelişmeye karşı konaklama alanlarında çocuk işçiliğine karşı bilgilendirmeler yapılmalı ve denetimi sağlanmalıdır. Çocuk işçiliğinin takip edilmesi bu yıl için özel bir önem kazanmıştır. Konaklama alanları düzenli olarak ziyaret edilmeli ve sağlık kontrolleri yapılmalıdır. Bunun yanı sıra fındık bahçe sahipleri edinebilecekleri basit bir ateş ölçme cihazı ile işçi ekip başları aracılığıyla günlük olarak ateş ölçümü yapabilirler. Bu nedenle hem bahçe sahiplerinin hem de işçi ekip başlarının hastalığın belirtileri ile ilgili bilgilendirilmeleri önemlidir. Olası bulaşma durumlarına karşın yerleşim yerleri ve konaklama alanlarına yakın acil karantina alanları oluşturulmalıdır. Geçici çadır yerleşiminde Covid-19 vakası saptanması durumunda yerleşimin acilen karantinaya alınmasını sağlayabilecek altyapılar kurulmalı, gerekli sağlık ve gıda desteği verilmelidir.”

    Raporda mevsimlik gezici tarım işçileri ve ailelerinin maliyet artışlarından olumsuz etkilenmemesi için bir dizi mali ve ayni destek sağlanması düşünülmesi ve bu kapsamda salgın süresince, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı mevsimlik gezici tarım işçisi aileler için, geçici koruma altında bulunan Suriyeliler için tanımlanan Kızılay Kart uygulamasına benzer bir destek sistemi düşünülebileceği vurgulandı.

  • Siirt’te köylülerin yeni gelir kaynağı olan polen hasadına başlandı

    Siirt’te köylülerin yeni gelir kaynağı olan polen hasadına başlandı

    Siirt’in Şirvan ilçesinde arıcılar yeni gelir kapısı olan polen hasadına başladı.

    Siirt’te daha önce sadece bal üreten arıcılar, korona virüs nedeniyle arı mamullerine ilginin artması ile birlikte Şirvan dağ yamaçlarında değişik türde çiçeklerle buluşan arıların taşıdığı polenleri toplamaya başladı. Vatandaşların korona virüs salgınından korunmak için arı ürünlerine yöneldiğini belirten arıcılardan Mehdi Şalk, hasadına başladıkları polenleri satarak ek gelir elde ettiklerini söyledi. Korona virüs sebebi ile arı ürünlerine özellikle de polene olan talebin arttığını belirten Şalk, “Baba mesleği arıcılık yapıyorum. Bundan 25 yıl evvel babamdan devraldım. İlk aldığımda kovanlarımız tuzaksızdı, düz kovandı. Sonra sağdan soldan edindiğim bilgiye göre kendi kendime dedim polen tuzağı deniyeyim. Polen tuzaklı kovanlar getirdik, polen tuzaklı kovanlar daha faydalı daha da ekonomiye katkısı oluyor. 230 civarında polen tuzağımız var. Burada 15-20 gün polen hasadımız oluyor. Polenler ekonomiye ek bir katkısı oluyor. Polen ek gelirdir. Katkısı oluyor muhakkak. Bal olmadığı sene ciddi bir sıkıntı içine düşüyoruz. Pandemi hastalıklarından sonra arı ürünleri ciddi bir rağbet gördü. İyisi yerlisi olduğu zaman çok ciddi bir şifa kaynağıdır. Polen,bal, propolis, bizimkiler organik ürünlerdir. Şifa kaynağıdır. Allah nasip ederse inşallah Eylül’de tekrar piyasaya sürmeyi düşünüyoruz” dedi.

    Şirvan ilçesinde daha önce sadece bal üretimi yapan arıcıların artık diğer arı ürünlerini de üretmeye başladığını belirten Tarım ve Orman İl Müdürü Ergün Demirhan, Şirvan eteklerinde değişik türde çiçeklerle buluşan arıların taşıdığı polenlerin 250 civarında kovanla üretmeye ve hasat etmeye başladıklarını söyledi. Demirhan, “Şirvan ilçesi arıcılık ve polen üretimi konusunda en avantajlı ilçelerden bir tanesidir. Bölge çiçek florası yönünden çok zengindir. Bu yıl ilk olması sebebi ile köyümüzden 100 kilogram civarında polen verimi bekliyoruz. Cevizlik köyümüzün poleni, yüksek dağ eteklerinde zengin flora çeşidinden elde edildiği için yüksek kalitesi ile rekabet gücü yüksek olacak zaman içinde markalaşacaktır” diye konuştu.

  • Rize’nin İkizdere ilçesinde dağ kekiği hasadına başlandı

    Rize’nin İkizdere ilçesinde dağ kekiği hasadına başlandı

    Rize’nin İkizdere ilçesi Çağrankaya mahallesinde 2019 Temmuz ayında ekimi yapılan kekik bahçesinde ilk hasat yapıldı.

    DOKAP destekli olan projede Çağrankaya Mahallesinde Muhtarı Endam Biber’e ait bahçede 2019 Temmuz ayında dikilen fidanlardan ilk hasat yapılırken, yılda 2-3 kez kekik toplanabileceği belirtildi. Proje Koordinatörü ve tıbbi bitkiler uzmanı Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Kan “Bu bahçe bölgede yapılan ilk bahçemiz. Bu fidanları geçen yıl dikerken başarır mıyız diye hayal bir projemizdi. Bugün burada muhteşem bir bahçemiz var. Kekik yalnız bir ürün değil arılar için ilaçtır. Varroa hastalığı için önemli bir tedavi aracıdır. Bal üretimine katkısı vardır. Elde edilen ürünlerin markalaşarak pazarlamasına hazırlanmalıyız. Türkiye’de yerli ve milli ürünler kapsamındadır. Benzer ürünleri daha önce ithal ediyorduk şimdi üreteceğiz” dedi.

    Projeyi destekleyen ve kekiğin önemli bir olduğunu ifade eden DOKAP Başkanı Yusuf Mengi ise yaptığı konuşmada “DOKAP olarak bölgemizde 11 ile hizmet veriyoruz. Bitki ürünü çeşitliliği konusunda desteğimiz her zaman devam edecektir. İkizdere’de yapılan kekik bahçemiz önemli bir gelişme. Bin metre rakımın üzerinde çay yetişmiyor. Kekik önemli bir ürün. Bal üretiminde de katkısı olacaktır. Hazırlanacak projelere katkı vermeye her zaman hazırız” şeklinde konuştu.

    Kekik üretimi ve pazarlamasında markalaşmak istediklerini dile getiren İkizdere Belediye Başkanı Hakan Karagöz ise “Bölgede kaliteli ve verimli kekik üretimi olacaktır. Geçen yıl bu bahçeyi hazırlarken o zamanki Kaymakamımız Tarık Buğra Seyhan’ın çok desteğini gördük. Bugün önemli bir noktaya geldik. Muhtarımız Endam Biber ailesiyle çok güzel bakım yaparak bu aşamaya getirdiler. Kalitenin yanında arıcılarımız içinde alternatif ilaçtır. Arı kovanlarında son yıllarda görülen Varrao hastalığı için ilaç olarak tedavi edici özelliği var. Bal üretiminde de katkısı olacaktır. Bugün Kekik üzerinde uçuşan arı kolonisini gördük. Üretim ve pazarlama konusunu markalaşarak aşmak istiyoruz. Bu bahçe sayılarını önümüzdeki süreçte arttıracağız’ ifadelerini kullandı.

    İkizdere Kaymakamı Cafer Kaymakçı da “Bu bahçenin yapımında emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Tarık Buğra Seyhan meslektaşımın çabası unutulamaz. Makamlar devamlılık gerektirir, bende böyle bahçelerde çoğalmanın ve üretime katkıda bulunmada desteğimizi daim ettireceğiz. Bu bahçenin gelişmesinde önemli katkısı bulunan muhtarıma ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.

  • Muş’ta ceviz hasadına başlandı

    Muş’ta ceviz hasadına başlandı

    Muş’ta bin 600 dekarlık alandaki ceviz ağaçlarında yılın ilk hasadına başlanırken, 15 milyon TL gelir bekleniyor.

    Muş’un Cevizlidere, Bahçeköy, Dilimli ve İnardı köylerinde bu yıl ilk ceviz hasadına başlandı. Ceviz hasadına başlayan aileler, elde ettikleri cevizler ile geçimlerini sağlıyorlar. Merkeze bağlı Cevizlidere köyünde günde 250 ile 300 kilogram arasında ceviz hasadı yapan aileler, ceviz veriminin her yıl düştüğünü ifade ettiler.

    Ceviz üreticisi Celal Uygur, babadan kalma ceviz üretimine büyük bir heyecanla başladıklarını belirterek, rakım ve iklimin ceviz üretimine elverişli olduğunu, bundan dolayı da verilen desteklerin artırılması gerektiğini söyledi. 130 hanelik 700 nüfuslu köyün sonbaharda geçim kaynağının cevizden sağlandığını, ancak bu sene geçen yıllara göre verimin düştüğünü kaydeden Uygur, “Köyümüzde binlerce ceviz ağacından yaklaşık 20 ton ceviz hasadı bekliyoruz. Şu anda hasadına başladık, yaklaşık 20 gün sürecek ve burada hasadı yapılan cevizleri hem değişik illere gönderiyoruz hem de şehir merkezinde toptan ve kilo işi satışa sunacağız. Şu anda da yoğun bir talep var. Ancak bölgeye kışın çok fazla kar düştüğü ve dondurucu soğuk hüküm sürdüğünden dolayı ceviz ağaçlarımız kuruyor. Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün bu konuda bize yardımcı olmasını bekliyoruz. Fide ve aşı desteği bekliyoruz” dedi.

    Çiftçilerden Güldane Uygur ise, sabah erken saatlerde ceviz hasadına başlayarak akşam geç saatlere kadar topladıklarını belirterek, “Bizim özellikle sonbahar aylarında geçim kaynağımız ceviz. Elde ettiğimiz cevizlerle geçimimizi sağlıyoruz. Bu açıdan günde yaklaşık 250-300 kilo civarında ceviz topluyoruz. Cevizden elde ettiğimiz gelirle ev ekonomimize katkıda bulunuyoruz. Burada binlerce ceviz ağacı var. Ama daha verimli bir mahsul almak için devletimizin bize katkı sağlamasını istiyoruz” diye konuştu.

    Hasatla ilgili Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden edinilen bilgilere göre, çiftçiler tarafından bu yıl bin 600 dekar alanda 600 ton ceviz elde edilmesi beklendiği ve kente yaklaşık 15 milyon lira girdi sağlanacağı kaydedildi.

    Öte yandan, Muş İl Özel İdare kaynaklarıyla ceviz üreticilerine 8 bin 500 fide dağıtımı yapıldığı öğrenildi.

  • Zeytin hasadına yeniden başladı

    Türkiye’de önemli bir zeytincilik merkezi olan Kilis’te yağmur nedeniyle ertelenen zeytin hasadı yeniden başladı.

    Kilis’te Kasım ayı içerisinde başlayan zeytin hasadına, Aralık ayı ortasında sona ermesi beklenen zeytin hasadına yağan yağmur nedeniyle ara verilmişti. 3 gündür havaların iyi olması yağmur yağmaması nedeniyle zeytin hasadı kaldığı yerden yeniden başladı.

    Kilisli zeytin üreticileri, yağmur nedeniyle ara verdikleri zeytin hasadına yeniden başladıklarını ifade ederek, “Zeytin bahçeleri yağmur yüzünden çamur olmasına rağmen, mecburen zeytinlerimizi topluyoruz. Hasada verdiğimiz kısa süreli aradan sonra yeniden başladık” diye konuştu.