Etiket: Harvard

  • Kadın sağlığına, Harvard ve BAU’den araştırma desteği

    Türkiye’deki kadın sağlığı konularında uygulanan politikaların etkinliği ve başarısına dair araştırmalar gerçekleştirmek üzere Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) ve Harvard Üniversitesi önemli bir iş birliğine imza attı.

    Altı yıl boyunca Türkiye’de kadın sağlığı konularında yürütülen politikaların etkinliğine ve başarısına dair iki üniversite de araştırmalar yapacak. Araştırma kapsamında 20 bin anket uygulamasının yansıra mülakatlar ve küçük grup tartışmaları gibi yöntemlere başvurulacak. Özellikle kadın üreme sağlığı programlarının etkinliğini ve başarısını ölçmeyi amaçlayan işbirliği için BAU’ya ayrılan bütçe miktarı 2 milyon dolar. Bu rakam Türkiye’de sosyal bilimler alanında bir üniversiteye verilen en büyük araştırma miktarı.

    “Kadın sağlığı ihmale gelmez”

    Konuyla ilgili BAU’da gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan kadın sağlığının önemine de değinen Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Esmer, “Kadın sağlığı konusunda dünya bankasının çok önemli projeleri ve araştırmaları var. Kadın sağlığı ve özellikle üreme dönemindeki kadın sağlığı bir ülkenin refahı, eğitim düzeyi ve geleceği üzerinde en önemli etkenlerden bir tanesidir. O yüzden ihmal etmeye gelmez. Bu anlamda yapılan işbirliği de bir o kadar önemli” dedi.

    Ayrıca gerçekleşecek olan araştırmalar için de detaylı bilgilendirmelerde bulunan Yılmaz Esmer, “Yıllardan beri kadın sağlığı hakkında kadınları eğitmek ve bilinçlendirmek, sağlık hizmetlerine erişilebilirlik konularında Sağlık Bakanlığı ve birçok kuruluş projeler yapıyor. Bu kapsamda bizler de uygulanan politikaların ve projelerin ne denli başarılı olduğunu ve ne kadar ilerlediklerini değerlendireceğiz. Yani değerlendirmeden kasıt hedeflenenlerin ne ölçüde yerine geldiğini kontrol edeceğiz” diye konuştu.

    “Özellikle sorun olan yerlerde araştırmalar yapılıyor”

    Harvard Üniversitesi’nin bu araştırmayı sadece Türkiye’de değil özellikle kadın sağlığının sorun olduğu bölgelerde de uyguladığını vurgulayan Esmer aynı zamanda, “Harvard bu araştırmayı sadece Türkiye’de değil 4-5 ülkede daha yapıyor. Yani, bu konuların sorun olduğu ve bunun üzerine o bölgelerde durumun iyileşmesi için eğitim verilen ve üzerinde durulan ülkelerde. Özellikle ülkemizin doğu tarafında kadın sağlığı ve üreme konusunda sıkıntı var. Bu çalışma oraya da gidebilir. Fakat şöyle bir konu var; bütçe büyük gibi geliyor ama yine de kısıtlı. Onun için kendimizi belli alanlarda kısıtlamak zorundayız. Kadınlara verilen eğitimlerin, bilgilendirmenin ve bilinçlendirmenin en yaygın olarak yapıldığı mahalleleri ve ilçeleri seçtik. Bir de bunun yanında bu eğitimlerin verilmediği yerleri seçtik ki karşılaştırmaları yapalım” ifadelerini kullandı.

    Harvard ve BAU’nun ortak projesinin ilk saha çalışması 2017 Ekim/ Kasım aylarında başlayacak.

  • Harvard Üniversitesi Genç Akademi Üyeliği’ne seçilen Yrd. Doç. Dr. Dağdeviren: “Küçükken çakıl taşlarının arasında atom arardım”

    ‘Giyilebilir kalp pili’ projesi ile Türkiye’den Harvard Üniversitesi Genç Akademi Üyeliği’ne seçilen Yrd. Doç. Dr. Canan Dağdeviren, Erciyes Üniversitesi (ERÜ)’nde düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada, “Küçükken çakıl taşının içinde atom arardım” dedi.

    ERÜ Sabancı Kültür Sitesinde düzenlenen konferansa, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Altun, öğretim üyeleri, çok sayıda üniversite ve lise öğrencisi katıldı. ‘Sıradışı Bir Hikaye: Biyoloji Eşini Bulur’ başlıklı konferansta başarı hikayesini anlatan Yrd. Doç. Dr. Canan Dağdeviren, küçük yaştan beri bilime meraklı olduğunu dile getirerek, “Küçükken bir çakıl taşını parçalarına ayırıp içerisindeki atomu bulmaya çalışıyordum. Herkes bunun imkansız olduğunu söylüyormuş ama ben yine de devam ediyormuşum. Ama bu iyi bir şey, çünkü ailemin benim bilime olan merakımı anlamalarını sağlamışım. Bunun üzerine babam bana bir kitap hediye etti, Madam Curie ile ilgili. Sanırım babam Madam Curie’den etkileneceğimi düşündü ama ben kitabı okuduğumda Madam Curie yerine onun kocasına aşık oldum. Pierre Curie piezoelectric denilen çok harika bir olguyu keşfediyor. Bu olguyla birlikte 1. ve 2. Dünya Savaşında harikulade aletler yapılıyor. Biz savaşla ilgili olmayan bazı biyolojik aletler yapmaya başladık. Ben böylece fiziğe çok ilgi duydum” dedi.

    “Fizik okumamın nedeni Erdal İnönü idi”

    Fizik bölümünü okumaya ise bir kitap fuarında, Erdal İnönü’nün imzalayıp kendisine takdim ettiği, ‘Anılar ve Düşünceler’ kitabını okuduktan sonra karar verdiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Canan Dağdeviren, “Ben de sizler gibi üniversite sınavına girmeden önce kararsızdım. Sonra Kocaeli Kitap Fuarı’nda Erdal İnönü ile tanıştım ve bana ne okumak istediğimi sordu. Ben de kararsız olduğumu söylemiştim. O da bana, ‘Anılar ve Düşünceler’ adlı kitabını imzalayıp verdi, kitabı okuduktan sonra ne okuyabileceğime karar verebileceğimi söyledi. Ve ben kitabı okuduktan sonra fizik okumaya karar verdim, Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği Bölümünde eğitimime başladım” diye konuştu.

    “Projelerimi sevdiğim insanların hastalıklarından esinlenerek hayata geçirdim”

    ‘Giyilebilir kalp pili’ projesi ile çok sayıda ödül kazanan ve en son, cilt kanserini teşhis etmek için başka bir giyilebilir teknoloji üreten Yrd. Doç. Dr. Canan Dağdeviren, tüm projelerini sevdiklerinin hastalıklarından esinlenerek hayata geçirdiğini söyledi. ‘Giyilebilir kalp pili’ projesini, 28 yaşında iken kalp krizi geçirdiği için vefat eden ve hiç görmediği dedesinden, cilt kanseri hastaları için ürettiği yeni teknolojiyi ise annesinin rahatsızlığından yola çıkarak ortaya çıkardığını belirten Yrd. Doç. Dr. Canan Dağdeviren, şu ifadelerde bulundu:

    “Hayatımı değiştiren bir başka olay da, dedemin 28 yaşında kalp yetmezliği sonucu vefat ettiğini öğrenmemdi. Ben dolayısıyla dedemle hiç çalışmadım ve 28 yaşını hayal yaşam olarak kodladım. O yaşa gelene kadar da kalp hastaları için bir şey yapmaya söz verdim. Bebek adımlarıyla ilerliyoruz ama 28 yaşıma geldiğimde kalp projem bitmişti. MIT Technology adındaki ünlü bir dergi tarafından ‘Yılın Girişimcisi’ seçilmiştim. Aynı zamanda ‘Dünyadaki 30 Bilim İnsanı’n dan biri seçilmiştim. Bir araştırmacı için umut verici ödüllerdi ama orada durmadım ve devam ettim.”

    Yeni teknoloji sayesinde cilt kanseri için biyopsiye gerek kalmıyor

    “Çok yakın aile fertlerini çok genç yaşlarda farklı hastalıklar nedeniyle kaybettik. Benim yaşadığım üzüntüleri başka insanların yaşamaması için hem fizik hem biyoloji bilimini kullanarak aletler yapıyordum. Bir diğer aletimi de annem için yaptım. Cilt kanseri için yaptığımız aleti Arizona’daki 30 hasta üzerinde denedik ve aletimizin en küçük lezyonları bile yakalayabildiğini gördük. Bunu yaparken de biyopsiye gerek kalmıyor, çünkü alet sayesinde doktora lezyonla ilgili bulguları söyleyebiliyoruz”.

    “İmkansız diye bir şey yok”

    Gerçekten isteyen her öğrencinin kendisi kadar başarılı olabileceğinin altını çizen Yrd. Doç. Dr. Canan Dağdeviren, “Eminim ki aranızdan bu ödülleri kazanacak kişiler çıkacak. Olmayacak bir şey değil çünkü ben de sizler gibi bu sıralardan geçtim ve ülkede eğitim aldım. Pratik anlamda belki o kadar iyi değildi ama çok iyi bir teorik eğitim aldığımı ve teorik olarak çok donanımlı bir şekilde Amerika’ya gittiğimi düşünüyorum. Ve eminim ki ileride sizler de bu fotoğrafları sizden sonrakilerle paylaşacaksınız ve bu böyle devam edecek. Olmayacak ve imkansız bir şey değil” ifadelerini kullandı.

  • Recep Akdağ Harvard’da ders verecek

    Eski Sağlık Bakanı  Erzurum Milletvekili  Recep Akdağ, dünyanın en prestijli üniversitelerinden Harvard’a akademisyen oluyor. Akdağ, ABD’de Türkiye’nin sağlıkta dönüşüm tecrübesini anlatacak.

     

    Türkiye’nin en uzun süre Sağlık Bakanlığı yapmış ismi Prof. Dr. Recep Akdağ Amerika yolcusu.

    AK Parti Erzurum Milletvekili Akdağ, sonbahar döneminde Harvard Tıp Fakültesi öğrencilerine Türkiye’nin sağlık dönüşümünü anlatacak.

     

     

    Akdağ, ”Harvard Üniversitesi sonbahar sömestrinde benden master dersleri için hocalık yapmamı talep etti. Harvard’ın halk sağlığı okulu dekanı, ki eski Meksika sağlık bakanıdır o benimle irtibat kurdu, birlikte çalışma arzusunu belirtti” dedi.

    Eski Sağlık Bakanı Akdağ, sözlerine şöyle devam etti:

     

     

     

    ‘TÜRKİYE’NİN TECRÜBESİNİ ANLATACAĞIZ’

    ”Türkiye’nin sağlık alanında dönüşüm liderliğini, ekip kurma, takım oluşturma diğer paydaşlarla reformu gerçekleştirme gibi konuları alarak ülkenin tecrübesini anlatmış olacağız. En önemli konu herkesin sağlık hizmetine kavuşmasının sağlık politikasının ahlaki değeri olarak benimsenmesi.”

    Bu arada Recep Akdağ, yabancı ülkelerin sağlık bakanlarından oluşan platformlara ve uluslarası toplantılara da katılıyor.

    Eski bakanın en sık karşılaştığı soru ise, sağlık hizmetleri ile oy oranlarını artırmanın formülü.

     

     

     

    ‘OY GELSİN DİYE YAPARSANIZ YANLIŞ’

    Halkın kaliteli sağlık hizmetlerine kolay erişmesinin çok olumlu siyasi yansımaları olduğunu belirten Akdağ, ”Elbette bizim hükümetlerimizde de bu siyasi yansımalar oldu. Ama niyetinizi siyasi bir yansıma olsun, oy gelsin diye yaparsanız, başka yanlışlar yapabilirsiniz” değerlendirmesinde bulundu.

    Eski bakan önümüzdeki günlerde gerçekleşecek Dünya Sağlık Örgütü toplantısında, “Sağlığa Hizmet Edenler” ödülünün sahibi olacak.