Etiket: Haritası

  • Türkiye’nin sucul ve karasal bitki haritası belirlenecek

    2018 yılına kadar 81 ilde tamamlanması planlanan Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesiyle, Türkiye’nin karasal ve sucul biyolojik çeşitliliğine ilişkin harita ortaya çıkarılacak.

    Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ve 81 ili kapsaması planlanan projede bugüne kadar 34 ilde 9 binden fazla flora, bin 202’si de fauna (belirli bölgede yaşayan) olmak üzere toplam 10 bin 258 takson (tür-alt tür) tespit edildi. 2018 yılında tamamlanması planlanan projede ortaya çıkan verilere göre tespit edilen bin 157 taksonun gıda üretiminde, bin 36 türün bitkisel ilaç sektöründe, 485 türün ise peyzaj bitkisi olarak kullanıldığı belirlendi.

    2013 yılında başlatılan projede bugüne kadar 34 ilde çalışmalar tamamlanırken, 42 ilde ise araştırmalar devam ediyor. Projeyle Türkiye’nin karasal ve sucul biyolojik çeşitliliğine ilişkin harita ortaya çıkarılması amaçlanıyor.

    “Bazı türler tehdit altında”

    Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) kategorilerine göre bugüne kadar tespit edilen flora taksonlarından 165 adedinin CR-Çok Tehlikede, 326 adedinin EN-Tehlikede, 695 adedinin de VU-Zarar Görebilir statülerinde olduğu belirlendi. Fauna taksonlarına bakıldığında ise 21 adedi CR-Çok Tehlikede, 41 adedi EN-Tehlikede, 57 adedi de VU-Zarar görebilir statüsünde olduğu bilgisine ulaşıldı.

    Biyolojik çeşitliliğin envanterinin ortaya çıkarılabilmesi amacıyla yürütülen çalışmalarla, tür, habitat ve ekosistem gidişatı hakkında bilgiler de ortaya çıkarılacak. Türlerin azalmasına ya da yok olmasına neden olan tehditlerin de belirlenmesine olanak sağlayacak olan projeyle söz konusu tehditlerin ortadan kaldırılması için çözüm üretilmesi hedefleniyor.

  • Halep ve Musul’u Türkiye’nin parçası gösteren Misakı Milli haritası bulundu

    Araştırmacı Tarihçi Cezmi Yurtsever, Adana’daki Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Dökümantasyon Dairesi’ndeki özel arşiv ve belge dosyaları arasında Halep ve Musul’u Türkiye’nin parçası gösteren Misakı Milli haritasını bulduğunu söyledi.

    Misakı Milli’nin gizli haritasının 1921 yılı içinde Adanalı diplomat Niyazi Ramazanoğlu tarafından çizildiğini belirten Yurtsever, “Anadolu’nun güneyinde Adana ile Halep bölgesindeki sınırların belirlenmesi konusunda Misakı Milli’nin görüşlerini yansıtması bakımından da önemli bir tarihi belge. Harita Osmanlıca olarak çizilmiş ve üzerinde ’Adana Vilayeti etraf ve havalisinin litografik haritasıdır’ başlığını taşıyor. Harita üzerinde Adana ve Halep yöresinde yaşayan etnik toplulukların sayıları grafiklerle gösterilmiş” dedi.

    “Halep ve Musul Türkiye’nin parçasıdır”

    Niyazi Ramazanoğlu’nun çizimini gerçekleştirdiği haritanın iç kısmında Türkiye Devleti’nin güney sınırlarını belirleyen çerçeve içinde bir haritanın da yerleştirildiğini ifade eden Tarihçi Cezmi Yurtsever, “Bahsi geçen haritaya dikkatlice bakıldığında Halep şehri Türkiye’nin bir parçası olarak gösteriliyor. Halep’in kuzeyindeki el-Bab, Münbiç, Afrin’in isimleri de yazılarak Türkiye sınırları içindeki alanda yer alıyor. Aynı haritada Güney sınırlarının Doğu’ya doğru uzantısında Musul şehri ve yakınındaki Telafer ve Kerkük de Türkiye sınırları içinde yer alıyor. Halep ve Musul’u Türkiye Devleti’nin sınırları içinde gösteren harita aynı bölgede sonuçlar bakımından günümüzde kadar ulaşan Türkiye’nin tarihi haklarının olduğunu açıklaması bakımından da önemli bir belgedir. Aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nda kurulacak Türkiye Devleti’nin sınırlarının belirlenmesi görüşlerini de yansıtır” şeklinde konuştu.

    Niyazi Ramazanoğlu kimdir?

    Haritayı çizen diplomat Niyazi Ramazanoğlu, Adanalı ve Ramazanoğulları ailesindendir. Hukuk Fakültesi eğitimi aldıktan sonra 1918 yılında Adana Lisesi’nde Tarih Öğretmeni ve müdür olarak görev yapmış. Adana’nın Fransızların işgaline uğraması üzerine İstanbul’a gelerek propaganda, haberleşme ve diplomasi alanındaki çalışmalar içinde yer aldı. Türkiye Devleti’nin kuruluşuna giden yolda Londra görüşmeleri ve Ankara Anlaşması’nda sınırları belirleyen görüşmelerde Türk heyeti içinde siyasi müşavir olarak çalıştı. TBMM’de II. Dönem Mersin milletvekili olarak da görev yaptı.

  • 2 bin 123 kişinin oluşturduğu dev Türkiye haritası için Guinness’a başvuru yapıldı

    İzmir’de Smyrna Meydanı’nda aynı anda zeybek oynayan 2 bin 123 cumhuriyet sevdalısı, ardından Türkiye haritası oluşturdu. İnsanların oluşturduğu en büyük ülke haritası kategorisinde Guinness Rekorlar Kitabı’na da başvuruda bulunuldu.

    Cumhuriyetin kuruluşunun 93. yıl dönümünde geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yine farklı etkinliklerin altına imza atan Bayraklı Belediyesi, Smyrna Meydanı’nda 7’den 70’e farklı yaş gruplarından 2 bin 123 kişiyi bir araya getirdi. Aynı anda zeybek oynayan 2 bin 123 kişi, ardından kırmızı-beyaz dev Türkiye haritası oluşturdu. Etkinlik öncesi Smyrna Meydanı’na kurulan 540 metrekare büyüklüğündeki dev beyaz perdeye 7 projeksiyon cihazı aracılığı ile yansıtılan Atatürk ve Cumhuriyet konulu 3D mapping gösterisi de izleyiciler tarafından beğeni topladı.

    Bayraklı Belediyesi tarafından gerçekleştirilen etkinlikte bir rekorun da altına imza atılmış olunacak. Bayraklı Belediyesi, İnsanların oluşturduğu en büyük ülke haritası kategorisinde Guinness rekortmeni Onur Tümer öncülüğünde Guinness Rekorlar Kitabı’na başvuru yaptı.

    Zeybek oynayan en küçük oyuncu 5 yaşındaki Arda Tekmen olurken, en büyüğü 78 yaşındaki Hatice Jokiçin oldu. 2 bin 123 kişi, cumhuriyetin 200. yılına, “Cumhuriyet ilelebet yaşayacak” mesajı gönderdi. Vatandaşların meydanı hınca hınç doldurduğu etkinlikte kimi vatandaşlar ise gözyaşlarına hakim olamadı.

    “Bir ölür, bin doğarız”

    Yine tarih yazdıklarını belirten Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ, “Hepinizi yürekten kutluyorum. Kendinizi alkışlayın. Parçalanmış bir imparatorluktan 1923’te çağdaş bir Cumhuriyet kuran sevgili Atatürk’ü bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyoruz. Yüzünü uygarlığa, bilime dönmüş çağdaş bir Cumhuriyet kuran ve bu Cumhuriyet’i 15 yılda Avrupa ülkeleri seviyesine çıkaran ve aramızdan ayrılan Atatürk’ten sonra bu Cumhuriyet’i yıkmak isteyen gerici, karanlık güçler, Cumhuriyet düşmanı güçler uzun yıllar uğraş veriyor. Hedefleri bizleri geriye götürmek” dedi.

    “Biz ufkumuzu daima çağdaşlığa ve bilime vermiş bir Cumhuriyet`te yaşamak istiyoruz” diyen Başkan Karabağ, “Onun için bugün siz bir Türkiye haritası oluşturdunuz. Neden Türkiye haritası? Ulus devletin sınırları, Misak-ı Milli’nin sınırları. Emperyalizme karşı savaş verebilecek tek ulus tipi, bütünleşmiş, millet olmuş Türkiye Cumhuriyeti tipidir. Türkiye’yi bölemezler. Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkamazlar. Bizi geriye götüremezler. Çünkü biz bir ölür, bin doğarız” ifadelerini kullandı.

    Başkan Karabağ’ın konuşmasının ardından hep bir ağızdan 10. Yıl Marşı söylendi.

  • Başbakan Yıldırım: “Dünya enerji haritası değişmekte”

    23. Dünya Enerji Kongresi’nde konuşan Başbakan Binali Yıldırım,”Son yıllarda küresel enerji görünümünde büyük çaplı değişmelere şahitlik ediyoruz. Dünya enerji haritası değişmekte. Enerji alanında yeni oyuncular ortaya çıkmakta. Talebin hızla arttığı görülmekte” dedi.

    İstanbul ‘23. Dünya Enerji Kongresi İstanbul Kongre Mekezi’nde başladı. Kongreye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, Venezüela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Başbakan Binali Yıldırım ve dünyanın pek çok ülkesinden davetliler katıldı.

    Enerji Bakanı Berat Albayrak kongrede yaptığı konuşmada enerjinin işbirliği ve ittifak kaynağı olabileceğini savunarak, “Hiçbir ülke işbirliği ağlarının bir parçası olmadan enerji güvenliğini tek başına sağlayamaz. Bölgesel istikrar ve barışı öncelik haline getirmeyen bir insiyatifin kalıcı olabileceğine inanmıyoruz. Enerjiye sahip olmak kadar bunun güvenli taşınması da büyük bir önem arz etmekte. Türkiye sahip olduğu jeopolitik avantajı sadece coğrafi açıdan sağlamıyor, aynı zamanda doğal kaynakların sorunsuz şekilde bölge coğrafyasına ulaşmasında da önemli bir rol oynuyor. Türkiye olarak tüm politikamızda temel kaygımız küresel barış ve istikrarın sağlanması. Enerjiyi yapıcı ve tamir edici bir enstrüman olarak görüyoruz. Uluslararası enerji projelerin, bölge için fırsat olacağına inanıyoruz. Türkiye, ulusal menfaatleri çerçevesinde kazan kazan prensibine dayanan bölgesel arz güvenliğine katı sağlayacak her projenin doğal müttefikidir. Bu kriterlerdeki her projenin hayata geçmesi için sorumluluk almaktan asla geri durmayacaktır. Sadece bir kaynak arzı ve problemi olarak değil enerjiyi bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Büyümemizi de bu istikamette sürdürmeye devam edeceğiz. Bunun sadece Türkiye’ye değil bölgeye hizmet edeceğinden şüphemiz yok. Bölgesel enerji projeleri, hem uzun yıllar kangren haline gelen ihtilafların çözümünde, hem de bölgedeki terörist faaliyetleri sona erdirilmesinde ortak aklı harekete geçirerek küresel refahın sağlanmasına önemli bir işlev görecektir. Yeter ki paylaşalım. Huzur ve istikrar için. Kaynakların daha adil paylaşımı için. Barış için paylaşalım” ifadelerini kullandı.

    Kongrede konuşan Başbakan Yıldırım ise olimpiyatlar için kullanılan “daha güçlü, daha hızlı ve daha yükseğe” sloganını hatırlatarak, “Dolayısıyla enerji olimpiyatları inşallah bizi enerjinin kullanımı ile daha güçlü, enerjinin kullanıcılara erişimi bağlamında çok daha hızlı yapsın. Ancak fiyatlar bağlamında çok yükseğe çıkmayalım. İstikrarı sürdürelim. Her halde hepimizin ortak beklentisi bu. Enerji arzının güvenliği, çeşitliliği ve enerji kaynaklarına makul fiyatlarla erişim her ülke için bir ulusal çıkar ve güvenlik konusu haline gelmiştir. Mesele sadece ülke içi ekonomik dengeleri, ekonomik büyüme, refah ve sürdürülebilir kalkınma değil, devletler arası ilişkileri doğasını, ittifak ilişkilerini, dış politika tercihlerini, savunma politikalarını, kısaca bölgesel ve dünya barışını etkileyecek bir  nitelik kazanmıştır. Bu bağlamda enerji güvenlik refah ve barışın bölünmezliği bağlamında tartışılmaz bir olgu haline gelmiştir. Enerji alanında karşılıklı menfaatleri gözetildiği bir uluslararası işbirliği hiç ama hiç olmadığı kadar önem kazanmaktadır. Yenilenebilir kaya gazı gibi konvansiyonel olmayan enerji kaynaklarının potansiyeline rağmen insanoğlunun orta vadede hidrokarbon kaynaklarına olan bağımlılığının devam edeceğini biliyoruz. En azında 2040’lı yıllara kadar bütçe temel kalemlerini fosil yakıtlarının oluşturacağını göstermektedir. Bu yakıtların farklı kaynaklardan, çeşitlendirilmiş güzergahlar üzerinden makul fiyatlarla kesintisiz akışının, enerji güvenliğinin ana hedefi olacağını sürdüreceğini bilmeliyiz. Bu duru Ortadoğu, Rusya, Kafkasya ve OPEC merkezli enerji üretiminin önemini koruyacağını da işaret etmekte” şeklinde konuştu.

    Konuşmasında nükleer enerji konusuna da değinen Başbakan Yıldırım, “Fukişama faciası bazı ülkelerde nükleer santrallerin kapatılmasını tartışmaya açsa da genel eğilim riski en aza indirgeyecek yeni nesli teknolojilerle nükleer enerjiye yatırımı sürdürmektir. Son yıllarda küresel enerji görünümünde büyük çaplı değişmelere de şahitlik ediyoruz. Dünya enerji haritası değişmekte. Enerji alanında yeni oyuncular ortaya çıkmakta. Talebin hızla arttığı görülmekte. Oyun değiştirici büyük gelişmeler de meydana gelmekte. Tüm bu dönüşüm sürecinin dünya enerji camiasının önde gelen temsilcileri tarafından etraflıca ele alınabilmesine imkan vermesi bakımından bu kongrenin zamanlamasının da yerinde olduğunu ifade etmek isterim. Türkiye dinamik ve büyüyen bir ekonomiye sahiptir. Ülkemizin enerjide ithalat bağımlılığı halen yüzde 72 seviyesinde. Enerji sektöründe büyümede dünyada Çin’den sonra ikinci ülke konumundayız”dedi.

    “Türkiye küresel enerji güvenliğini geliştirerek sürdürülebilir ekonomik büyümenin temeline yönelik çalışmalara kararlılıkla katkı sunmaya devam edecektir.”diyen Binali Yıldırım,” Uluslararası ölçekteki amacımız enerji sepetimizin yüksek enerji talep artışı gerçeğine cevap verecek hale getirilmesidir. Bu anlayışla elektrikte son on yılda kurulu gücümüzü iki katına çıkardık. Elektrik üretiminde özellikle yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızı değerlendirerek yeni santraller devreye alıyoruz. Ülkemiz yenilenebilir enerjinin yükselen eğilimini yakından izlemekte ve bu enerjinin önem ve önceliğini anlamaya özen göstermektedir. Düşen teknoloji maliyetlerinin yüksek yenilenebilir enerji potansiyelimizi değerlendirerek özellikle güneş ve rüzgarda mevcut kapasitelerimize yenilerini eklemekteyiz. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki oranı yüzde 32’ye ulaşmakla beraber artık talep karşısında bu oranı muhafaza bile önem arz etmekte. 2023 hedefimiz bu oranın da üzerine çıkılmasıdır. Türkiye’nin ayrıca jeotermal enerji potansiyeli de gözardı edilmemeli. Ülkemiz jeotermal ısı uygulamalarında dünyada ilk 5 ülke arasındadır. Enerji verimliğin alanında da önemli adımlar atmaktayız. Bu konuda master plan hazırlıklarımız tamamlanma aşamasında. Elektrik dağıtım sistemine de yatırımlar yapılmakta. Avrupa iletim sistemi ile entegrasyon sağlamamız sevindirici. Enerji verimliliği kapsamında mevcut altyapıyı da yenileyip güçlendirerek enerji dağıtımında oluşabilecek kayıp ve yasal olmayan kullanımları önlemiş olacağız” diye konuştu.

    “Bakü – Tiflis – Ceyhan petrol, Bakü – Tiflis – Erzurum doğalgaz projeleri başarı ile hayata geçirdiğimiz iki bileşen. Şimdi hedefimiz trans Anadolu doğalgaz boru hattı projesini süratle hayata geçirmek” diyen Yıldırım,” Avrupa enerji güvenliği bakımından büyük önem taşıyacak güney gaz koridorunun belkemiğini TANAP projesi tesis edecektir. Bu koridorun çeşitli halkalardan oluştuğunu ve bir halkada meydana gelecek gecikmenin diğerlerini de etkileyeceğini unutmamalıyız. Ülkemizin enerji bağlamında kaynak çeşitliğini sağlamak bakımında coğrafya olarak şanslı bir konuda olduğumuzu ifade etmeliyiz. Hazar bölgesi kaynaklarının yanı sıra Karadeniz’in kuzeyi, Ortadoğu, Doğu Akdeniz kaynaklarını da batıya sevk edilmesinde ülkemiz önemli fırsatlar sunmakta. Ülkemiz bu imkanlardan istifade ile mevcut fırsatları gerçeklere dönüştürmek için çabalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’nin bir enerji ticaret merkezine dönüştürülmesi hedefi gerek sözkonusu konumuyla, gerek arz güvenliğine katkı sağlayan projelerle desteklenmektedir” ifadelerini kullandı.

    Ülkemizin enerji stratejisinin ana hedeflerinden birinin sağlam, dengeli ve sürdürülebilir bir enerji sepeti oluşturmak olduğunu sözlerine ekleyen Yıldırım, “Bu amaçla nükleeri enerji sepetimize dahil ettik. İki nükleer santral yapımı çalışması devam etmekte. Bu sayede 2023 yılında toprak üretimimizin yüzde 10’u nispetinde nükleer güç santrallerimizden karşılamayı düşünüyoruz. Küresel düzeyde iklim değişikliği ile etkin mücadele ve geliştirilmiş esnek enerji sepeti ile katkı sağlamayı öngörüyoruz Enerjiye erişim sağlamaksızın kalkınmadan, yatırımdan, sağlıktan, beslenmeden  bahsetmemiz mümkün değildir. G20 dönem başkanlığımız sırasında 2015 yılında enerjiye erişim konusuna önem atfettik. Afrika’daki durumun aciliyeti dolayısıyla çalışmalarımızı bu bölge üzerine yoğunlaştırdık. Dünya enerji konseyi Türk Mili Komitesinin de desteğiyle kongre programına bir gün daha ilave ederek son günün Afrika’ya ayrılmasını isabetli buluyoruz.

    Enerjimizi bundan böyle dünyanın barışı kardeşliği için harcamamız dileğiyle, bölgesel ve süresel anlaşmazlıkların sona ermesi dileğiyle tamamlıyor, kongrenin yeni işbirliği imkanlarına vesile olmasını temenni ediyorum” dedi.

  • İstanbul ve Trakya ormanlarının “Yangın Risk Haritası” çıkarıldı

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı, görev sahasındaki her alanda teknolojiyi yakından takip etme ve yeni projeler geliştirme çalışmaları çerçevesinde, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü sorumluluk alanında yer alan İstanbul’daki ve Trakya’daki ormanların ’Yangın Risk Haritası’nı çıkardı.

    İstanbul, Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ illerinin ormanlarına ait “Yangın Risk Haritası”, bilgisayar ortamında ve web tabanlı çalışan programla 15 adet kriter ve bunlara ait bilgiler ışığında ortaya çıkarıldı. Proje çerçevesinde öncelikle İstanbul ilinin 3 boyutlu sayısal modeli oluşturuldu. Bu modelden yararlanılarak eğim, bakı, yükseklik verilerine yangın organizasyonun da kullanılan bütün araç, bina, tesis, yol, meşcere haritası bilgileri eklenerek yangın organizasyonu için CBS (Coğrafi Veri Tabanı) oluşturuldu. Bu veri tabanında kuleler, ilk müdahale ekipleri, orman itfaiyesi, su kaynakları, yollar, idari ve mülki sınırlar eklendi.

    Orman yangınlarıyla alakalı veri tabanı bilgileri tamamlandıktan sonra dünyada bu konuda kullanılan ve ülkemize uygun olan Ağaç Türü, Kapalılık, Ara Tabaka, Ölü Örtü, Eğim, Bakı, Yerleşim Yerine Uzaklık, Enerji Nakil Hatları, Demir Yolu, Kara Yoluna Uzaklık, Nemlilik, Sıcaklık, Yağış Miktarı, Rüzgar ve Yangın Sayıları gibi kriterler sisteme girilerek, bu kriterler üzerinden yangın risk haritaları çok riskli, orta riskli ve düşük riskli diye 3 grupta yapıldı.

    Ayrıca projenin görünürlük analizi yapılarak ormanlık alanların mevcut yangın gözetleme kulelerinden görünür ve görünmeyen alanlar tespit edilerek, görünmeyen ormanlık alanlar için ek tedbirler alınması sağlandı.

    “Ormanlarımızı Olası Yangınlara Karşı Koruyacağız”

    Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, orman yangınları ile mücadele konusunda ülkemizin oldukça başarılı olduğunu ve bu hususta teknolojiyi çok yakından takip ettiklerine değinerek, şunları söyledi:

    “Akdeniz ülkeleri arasında yangınla mücadele konusunda ilk sıradayız. Malum teknolojinin sınırı yok biz de bu gelişmeleri yakından takip ederek kendi alanımıza uyarlıyoruz. İnşallah bu proje ile İstanbul’daki ormanlarımızı olası yangınlara karşı koruyacağız ve bu yangın sezonunu da en az kayıpla atlatacağız. Vatandaşlardan temennimiz orman yangınlarına karşı daha hassas davranmaları. Ormanlar hepimizin ortak malı ve biz bu ormanları en iyi şekilde koruyarak yarınlara, evlatlarımıza, torunlarımıza bırakmalıyız. Her fidan, her ağaç bir can bunu asla unutmamalıyız.”