Etiket: Haritası

  • Finansmana Ulaşmanın Yol Haritası Satso’da Belirlenecek

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) üyelerinin büyümesi ve global vizyon kazanmaları doğrultusundaki çalışmalarına bir yenisini daha ekliyor.

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası, üyesi olan KOBİ’lerin varlıklarını devam ettirebilmeleri ve büyümeleri için gerekli öz kaynağa ulaşmaları amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği çerçevesinde başlattığı çalışmalara devam ediyor. Bu işbirliği neticesinde üyelerin ihtiyacı olan desteğe ulaşabilmeleri için gerekli bilgi ve donanımın sağlanması amacıyla 03 Şubat 2016 Çarşamba günü 13.30 – 17.30 saatleri arasında SATSO Ali Coşkun Konferans Salonu’nda KOSGEB-MARKA-KGF-İŞKUR- ADAPTTO-ABİGEM yetkililerinin katılımıyla “Finansmana Ulaşmanın Yol Haritası” konulu panel düzenlenecek.

    Konu ile ilgili açıklamada bulunan Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Kösemusul, günümüz koşullarında şirketlerin büyüyebilmeleri ve rekabet edebilirliklerini yükseltmek amacıyla yapılan çalışmaların orta vadede meyvesini alacaklarını dile getirerek bu kazanımın münferit değil şehrin geleceği ve vizyonu açısından da büyük nem teşkil ettiğine dikkat çekti. Başkan Kösemusul KOBİ’leri söz konusu panele davette bulunarak, “KOBİ’lerimizin büyük çoğunluğu finansal ihtiyaçlarını bankacılığa dayalı sistemlerden karşılamaktadır. Öz kaynakları yetersiz olan işletmelerin varlıklarını devam ettirebilmeleri, rekabet edebilmelerine bağlıdır. Rekabet ise, yeni ve teknolojik yatırımları beraberinde getirir, bu da öz kaynakları yeterli olmayan işletmeler için büyük çaplı finansal kaynak ihtiyacı demektir. İlimizde faaliyet gösteren KOSGEB, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA), Kredi Garanti Fonu (KGF) gibi kurumlar, KOBİ’lerimizin bilhassa uzun vadeli finansman kaynaklarından daha fazla yararlanmaları amacıyla farklı destek programları üzerinde çalışmalarını yoğun olarak sürdürmektedirler. Bunun yanı sıra İŞKUR son dönemde özellikle girişimciliği artıracak projeler üzerine daha fazla yoğunlaşarak birçok farklı desteği işletmelerinizin istifadesine sunmaktadır. Diğer yandan, Odamız bünyesinde faaliyet gösteren Adapazarı Teknoloji Transfer Ofisi (ADAPTTO) ve Doğu Marmara Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi (ABİGEM) üyelerimize TÜBİTAK, AR-GE Destekleri ve Avrupa Birliği Destek Programlarında yer alan desteklerden yararlanmaları hususunda koçluk vazifesini ifa etmektedirler. Biz, KOBİ’lerimizin, yeni istihdam oluşturma, yeni ürün ve hizmet geliştirme, girişimciliği ve ülkemizin rekabet gücünü artırma gibi hususlarda çok önemli rol oynadıklarının bilincindeyiz. Bu nedenle SATSO olarak üyemiz olan KOBİ’lerin büyümelerini teşvik etmek, 2016 yılının onlar için bir atılım yılı olmasını sağlamak amacıyla üyelerimizin faydalanabilecekleri destek ve finansman modelleri hakkında detaylı bir bilgilendirme yapmayı vazife olarak görmekteyiz. Bu itibarla; 03 Şubat 2016 Çarşamba günü 13.30 – 17.30 saatleri arasında SATSO Ali Coşkun Konferans Salonunda KOSGEB-MARKA-KGF-İŞKUR- ADAPTTO-ABİGEM yetkililerinin katılımıyla düzenlenecek ve 2016 yılında uygulanacak destek programları hakkında detaylı bilgilerin aktarılacağı “Finansmana Ulaşmanın Yol Haritası” konulu panele tüm KOBİ’lerimizi davet ediyorum” dedi.

  • Su Altı Mirasının Haritası Çıkarılıyor

    Türkiye karasularındaki su altı kültür mirasının ortaya çıkarılması amacıyla 2007 yılında başlayan proje kapsamında en önemli bulgu Marmaris Hisarönü Körfezinde fırtına nedeniyle battığı sanılan 4 bin yıllık Giritli bir ticaret gemisinin batığına ulaşıldı.

    Projeyi yürüten Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdurrahman Harun Özdaş, Türkiye’nin Sualtı Coğrafi Bilgi Sistemi’ni ortaya çıkarmak için çalışma yaptıklarını açıkladı. Özdaş, “Türkiye’nin Sualtı Mirası’nın Araştırılması Projesi, 2007 yılından bu yana yürüttüğümüz bir proje. Önce TÜBİTAK tarafından desteklendi. Ardından Kalkınma Bakanlığı’nın destekleri başladı. Geçtiğimiz yıl 70 bin lira bir ödenek gönderildi. 15 kişi ile yürüttüğümüz bir proje. Proje kapsamında Türkiye karasularında, özellikle dalınabilir derinliklerdeki batmış gemilerin bir envanter çalışmasını yapıyoruz. Bu çalışmalarda değişik yüzyıllara ait, yaklaşık 4 bin yıllık bir zaman dilimini içine alan bir dönemde suyun altına iz bırakan gemileri araştırıyoruz. Bu gemilerin hem kendi kalıntılarını, hem çapaladıkları yerleri, hem de onlardan düşen objelerden yola çıkarak bir harita çıkarıyoruz. Yaptığımız çalışma bu. Biz bunu Türkiye’nin Su Altı Coğrafi Bilgi Sistemi olarak tanımlıyoruz” dedi.

    TÜRK KARASULARINDAKİ EN ESKİ BATIK BULUNDU

    Yılda 1,5 aylık bir çalışma yaptıklarını belirten Doç. Dr. Özdaş, bugüne kadar yaptıkları çalışmalarda çok çeşitli bulgulara rastladıklarını belirterek, “Özellikle 2012 yılından bu yana Osmanlı dönemini de içine alan ayrı bir çalışma programımız var. 2014 yılında yaptığımız çalışmalarda bulduğumuz en önemli batığı Marmaris Hisarönü Körfezinde çıktı. Hisarönü’nde karşımıza çıkan batık 4 bin yıllık bir batık. Bu da bizim karasularımızda bulduğumuz en eski batıklardan birisi olduğunu göstermekte. Çalışmamızdaki incelemelerde bu batığın Girit’te yaşayan Minos uygarlığına ait bir ticari gemi olduğunu gösteriyor. Gemi, Girit, Rodos, Bozburun üzerinden Hisarönü Körfezine olan seyahati sırasında fırtınada batmış gibi görünmekte. Batıkta bulunan malzemeler sadece Minos Uygarlığı yani Girit’teki Knossos Sarayı kazılarında çıkan malzemelerin dışında Anadolu’da Beycesultan dediğimiz arkeolojik başka alanlarda rastladığımız objelerle yakınlık göstermektedir. Bu da bizim için bugüne kadar yaptığımız araştırmalarda bulduğumuz en önemli batık olarak yorumlamaktayız” dedi.

    BİLİMSEL VERİLER KAYDA GEÇİRİLİYOR

    Su altında yaptıkları çalışmalarda elde edilen verilerin kayda geçirildiğini belirten Özdaş, “Biz denizde alan çalışması yaparak suyun altında olanları tespit edip, kayda geçiriyoruz. Kazı yapılmadığı sürece bulunan objeleri bulunduğu yerde bırakıyoruz. Genel kanı da su altında bulunan batıkların yerinde korunmasıdır. Bizim çalışmamızın temel hedefi bilimsel verilere ulaşıp bunu bir haritaya işlemek” dedi.

    SUALTINDA 20’NİN ÜZERİNDE LİMAN BULUNDU

    Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi ve EBAMER Müdür Yardımcısı Doç. Dr. A. Harun Özdaş, çalışmalarda 100’ün üzerinde batık ve potansiyel alan tespit ettiklerini açıkladı. Özdaş, çalışmalarda 20’nin üzerinde sualtında kalmış liman ve mimari kalıntı ile yaklaşık 25 adet gemi demirleme alanı ve Tunç Çağından Osmanlı Dönemine kadar geniş bir zaman dilimine yayılan 400’ün üzerinde çapa kayıt altına alındığını açıkladı. Türkiye’nin Sualtı Kültür Mirası ve eski çağlarda batmış gemilerine ait kalıntılar, Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü bünyesindeki Coğrafi Bilgi Sistemi’ne GIS uzmanı Yrd. Doç. Dr. Nilhan Kızıldağ tarafından aktarıldı. Çalışmalarda amphora, lahit, tabak, kiremit, tuğla, değirmentaşı, sütun ve sütun başlıkları taşıyan gemilere ait kalıntılar bulundu.

    SAVAŞ GEMİLERİ DE KAYIT ALTINA ALINIYOR

    Ticaret gemilerinin yanı sıra, savaş gemileri de kayıt altına alındığını açıklayan Özdaş, “Konusunda uzman 15 kişiden oluşan ekibimizde araştırma başkanlığı tarafımdan yürütülmekte olup, sualtı arkeologlarının yanı sıra deniz jeofizikçileri ve deniz biyologları bulunmaktadır. Bu çalışmanın diğer bir çıktısını güneybatı Akdeniz ve Ege kıyılarındaki deniz seviyesi değişimlerinin belirlenmesi oluşturmaktadır. DEÜ Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü, sualtı arkeolojisini de içinde bulunduran ve Piri Reis Araştırma Gemisi ile çok disiplinli çalışmalar yürüten bir kurum olup, bu proje kapsamında oluşturulan Coğrafi Bilgi Sistemi ile Ülkemizde bu alanda en zengin veri bankasına sahiptir” dedi.

    Elde edilen sonuçların, bölge tarihine önemli veriler sunacak nitelikte olduğu dikkat çekilirken, Marmaris Müzesi Müdürlüğü ile birlikte yürütülen kazı çalışmalarında ele geçen buluntuların konservasyon çalışmaları Bodrum Müzesi’nde devam ettiği ve 2016 yılında da kazı çalışmalarının süreceği açıklandı.

  • 17 İlçenin “Çevre” Haritası Çıkarılıyor

    Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle 17 ilçede yapılması planlanan çevre çalıştayının Mudanya ayağı tamamlandı.

    Çalıştayda, günün ihtiyaçları ve halkın talepleri doğrultusunda gerekli araştırmaların yapılması, bunların uygulanması, çalışma sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması konuları ele alındı. 17 ilçesinin çevre meselelerinin belirlenerek bu doğrultuda kurumsal çalışmalara yön verilmesi, kurumlar arası iletişimin geliştirilmesi hedefleniyor.. Her bir ilçede farklı tarihlerde gerçekleştirilecek çalıştaylara ilçeyi temsil eden sivil toplum kuruluşları, muhtarlıklar ve kamu kurulularının yanı sıra şehrin öncelikli çevre meselelerinin çözümü noktasında önemli role sahip kurumlar da katılıyor.

    Yedinci çalıştay Mudanya ilçesinde yapıldı. Çalıştayda katı atıktan su kirliğine, hava kirliliğinden görüntü kirliliğine kadar Mudanya ilçesinin çevre meseleleri muhtarlar ve kamu kurumu yetkililerinin iştirakiyle tartışılarak tespit edilen hususların çözümü noktasında görüşler ele alındı.

    17 ilçede yapılan çalıştayların neticeleri 5 Haziran Dünya Çevre Gününde gerçekleştirilecek etkinlikte Bursa kamuoyu ile paylaşılacak.

  • Türkonfed, Tekirdağ Ekonomisi İçin Yol Haritası Hazırladı

    Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), bir iş dünyası örgütü ve düşünce kuruluşu misyonu ile “Bölgesel Kalkınmada Yerel Dinamikler” rapor serisine Trakya Kalkınma Ajansı işbirliğiyle hazırlanan Tekirdağ raporu ile devam etti. “Bölgesel Kalkınma Dinamikleri: Tekirdağ İçin Plansız Sanayileşme Tuzağından Çıkış Stratejileri ve 2023 Senaryoları” raporu tanıtım toplantısı, Çorlu Hilton Hotel’de düzenlendi.

    Tekirdağ Valisi Enver Salihoğlu, Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu, Çorlu Ticaret ve Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Enis Sülün, Trakya Sanayici ve İş Adamları Federasyonu (TRAKYASİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Aynur Süleymanoğlu, Çorlu İş İnsanları ve Sanayicileri Derneği (ÇİSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Celal Öğücü ve Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, raporun tanıtımı TÜRKONFED Genel Sekreteri Arda Batu ve TÜRKONFED Ekonomi Uzmanı Yasemin Özbal tarafından gerçekleştirildi.

    Rapor, yatırımcılara, girişimcilere, kamu görevlilerine, iş dünyasına ve akademisyenlere bir başvuru kaynağı sunmak, il ve bölgenin gelecek dönem politikalarının yol haritasını ortaya koymak amacıyla hazırlandığı bildirildi. TÜRKONFED, “Bölgesel Kalkınmada Yerel Dinamikler” rapor serisi 2012 yılında yayımlanan “Çorum Modeli ve 2023 Senaryoları” ile başladı. 2014 yılında “Tunceli Modeli ve 2023 Senaryoları”, 2014 yılında da Trakya Kalkınma Ajansı desteğiyle Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli raporları tamamlandı. 20 Ocak 2016 tarihinde tanıtılan “Bölgesel Kalkınma Dinamikleri: Tekirdağ İçin Plansız Sanayileşme Tuzağından Çıkış Stratejileri ve 2023 Senaryoları raporu ile TÜRKONFED, sivil toplum örgütü ve düşünce kuruluşu misyonuna yeni bir halka daha ekledi.

    “TEKİRDAĞ ÖNEMLİ BİR SANAYİ KENTİDİR”

    Tekirdağ’ın Türkiye’nin en fazla nüfus artış hızına sahip ikinci ili olduğunu ifade eden Tekirdağ Valisi Enver Salihoğlu, kentte bulunan 13 Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ile aynı zamanda en çok OSB’ye sahip ikinci ili olduğunu da söyledi. Türkiye’nin 500 sanayi kuruluşundan 56’sının Tekirdağ’da faaliyet gösterdiğini aktaran Vali Salihoğlu, “Tekirdağ çok önemli bir sanayi kentidir. Ancak bu tarım sektörünün göz ardı edildiği anlamına gelmesin. Aynı zamanda Türkiye’nin en verimli tarım arazilerine sahip bir kenttir. Sanayileşme kadar tarım sektörü de kentimizin çok yönlü ekonomisine bir örnektir” ifadelerine yer verdi.

    Çorlu’nun geçmişten bugüne plansız bir gelişme gösterdiğini hatırlatarak konuşmasına başlayan Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan, plansız sanayileşmeden en çok yerel yönetimlerin etkilendiğini vurguladı. Baysan, “Plansız sanayileşme kentin göç sorununu artırdı. Kente gelenlere yaşam alanlarından altyapıya kadar birçok ihtiyacın kısa sürede karşılanması ihtiyacını doğurdu. Plansız sanayi kuruluşları, bugün OSB’ler çatısı altında bulunuyor. Çevreyi ve insan sağlığını tehdit eden bazı sanayi kuruluşlarının varlığı sorun yaratmaktadır. Sanayileşme, kalkınmayı ve moderniteyi beraberinde getirmektedir. Ancak bu sanayileşmenin de çevre ve insan sağlığına dikkat etmesi ve planlı bir gelişim göstermesi önemlidir” dedi.

    “TEKİRDAĞ, SANAYİ İÇİN ÖNEMLİ ÇEKİM MERKEZİDİR”

    TÜRKONFED’in bölgesel kalkınmadan KOBİ’lere, mesleki eğitimden iş dünyasında kadın konusuna, istihdam ve gelir dağılımından demokratikleşme alanlarına kadar çok önemli konularda raporlar hazırladığını belirten TÜRKONFED Başkanı Tarkan Kadooğlu, Tekirdağ raporu ile kente ait potansiyelleri, fırsatları, riskleri ve diğer iller ile ilişkisini incelediklerini söyledi. Kadooğlu konuşmasına şöyle devam etti:

    “Tekirdağ’ın ekonomik gelişimi, sanayinin İstanbul dışına çıkması ve ulaştırma olanakları zengin olan doğu ve batıdaki yerleşim birimlerine yönelmesi ile gerçekleşmiştir. Türkiye ekonomisinin dörtte birini oluşturan İstanbul, bu özelliği nedeniyle sanayi için en önemli bir çekim merkezidir. Sanayinin İstanbul’dan taşınmasının gündeme gelmesiyle, İstanbul’a yakın ve ulaştırma imkanları elverişli bölgeler, bu özellikleri nedeniyle sanayileşme ivmesi yakalamıştır. Bu çerçevede Kocaeli ve Bursa’nın yanı sıra İstanbul’a sadece 136 kilometre mesafede olan Tekirdağ’da, İstanbul’dan taşan sanayiye ev sahipliği yaparak gelişmeye başlamıştır. Tekirdağ’da gelişen sanayi, ilin dış ticaret performansını da yükseltmiştir. Türkiye’deki diğer illerle kıyaslandığında Tekirdağ geniş bir ürün sepetini, çok sayıda pazara ihraç edebilmektedir. Hızlı sanayileşme Tekirdağ için parlak bir performans yaratsa da, bu sanayileşme kendi içinde sorunları da barındırıyor. Çünkü hızlı sanayileşme süreci, başından iyi planlanıp yönetilememiş ve bu nedenle, çevre, tarım ve sosyal yapıda sorunlar yaşanmıştır. Sorunların bugün ulaşmış olduğu nokta, sanayileşme sürecinin devamı açısından da risk yaratmaktadır. Bu sorunların başında sanayileşmenin tekstil, giyim, kimya, metal gibi az sayıda sektörde ve genelde düşük teknolojili alanlarda yoğunlaşmış olmasıdır. Tekstil ve giyim, tüm istihdamın yüzde 50’sini oluşturmaktadır. Düşük teknolojiye dayalı bu sanayileşme yapısı şimdi yaratmış olduğu çevre tahribatı nedeniyle tıkanma riski ile karşı karşıyadır.”

    “YEREL AKTÖRLERİN GÜÇ BİRLİĞİ ÖNEMLİDİR”

    Tekirdağ’da tüm sanayileşme sürecine rağmen, ekonomik aktiviteler içinde tarım sektörünün hala ağırlığının olduğunu hatırlatan Kadooğlu, “Ancak tarım sektörü de çevresel, fiziksel ve genç nüfusun tercih etmemesi gibi nedenlerle ciddi bir tehdit altındadır. İşte raporumuzda, riskleri ve tehditleri ele alırken, aynı zamanda önerilerle çözümler getirmekte ve Tekirdağ’ın potansiyellerini nasıl kullanması gerektiğine ışık tutmaktadır. Bu potansiyelin harekete geçirilmesi için karar alma mekanizmalarının etkin işletilmesinin önemi büyüktür. Kentin yerel aktörlerinin, yani sivil toplum örgütleri, odalar, üniversite, akademisyenler, iş dünyası temsilcileri, belediye ve valiliğimiz arasında ilişkileri geliştirecek bir ortam yaratılmalıdır. Kentin ekonomik ve sosyal geleceği ancak tüm aktörlerin bir araya gelerek güç birliği yapmasıyla gelişebilir. Kurumlar ve kuruluşlar arasında işbirliği kültürünün geliştirilmesi bu anlamda şarttır” dedi.

    Plansız sanayileşmenin plansız bir kentleşme yarattığına vurgu yapan ÇİSAD Başkanı Celal Öğütçü de, hızlı göçün demografik yapıyı da bozduğunu, çarpık kentleşme ve plansız sanayileşmenin sonuçlarının bugün ekonomik yapıda da sıkıntı yarattığını aktardı. TÜRKONFED ile yaklaşık 2 yıldır sürdürdükleri çalışmaların sonuçlarını, analizini açıklamak için toplandıklarını belirten Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Tekirdağ için ne gibi çalışmalar yürütüldüğünü açıklayacaklarını ifade etti. Bölge kalkınmasına ve bölgenin yönelik yerel dinamiklerin analiz edilmesi ve bölge yatırım ortamının etkin değerlendirilmesi için Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinin ekonomik performansını değerlendirdiklerini belirten Şahin, bölge ekonomisine dönük farklı paydaşlarla çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

    TRAKYASİFED Başkanı Aynur Süleymanoğlu da, bölgedeki gelişmenin Türkiye ekonomisine olumlu yansıyacağını, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme yönünde önemli adımlar atılacağını söyledi.

  • Başarılı Şirketlerin Yol Haritası, İnsan Kaynaklarından Geçiyor

    VSY Biotechnology CEO’su Dr. Ercan Varlıbaş, başarılı şirketlerin yol haritası, insan kaynaklarından geçtiğini söyledi.

    VSY Biotechnology Ailesi her yıl geleneksel olarak düzenlediği Strateji Toplantısı’nda bir araya geldi. Yöneticilerin sunumlar gerçekleştirdiği Strateji Toplantısı’nda şirketin bugünkü durumu ve gelecek hedefleri anlatıldı. “İşimizi yaparken dünyadaki trendleri de takip ederek, ekiplerimizin her zaman daha iyi olmasını sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz” diyen VSY Biotechnology CEO’su Dr. Ercan Varlıbaş, insan kaynaklarına yönelik izledikleri politikalara ilişkin de bilgiler verdi.

    BAŞARILI ŞİRKETLERİN YOL HARİTASI İNSAN KAYNAKLARINDAN GEÇİYOR

    VSY Biotechnology CEO’su Dr. Ercan Varlıbaş, VSY Biotechnology Ailesi’nin üyeleri ile el ele vererek oluşturulan sinerji ile birlikte şirketin gelişimine katkı sağlamaya devam edeceklerini belirterek, şirketin insan kaynakları yönetimine yönelik çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi:

    “Başarılı şirketlerin yol haritası, insan kaynaklarından geçiyor. Bir şirketin en önemli varlığı çalışanlarıdır. Kurumumuza bağlıyız, işimize sahip çıkıyor ve en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Oluşturulan sinerji ile verimliliğimizi daha da üst seviyelere çıkaracağız. İşimizi yaparken dünyadaki trendleri de takip ederek, ekiplerimizin her zaman daha iyi olmasını sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Tüm iş süreçlerinin takibi, yönetimi ve gerekli alanlardaki iyileştirmeler ana konularımız arasında. İş süreçlerimizin daha da iyileştirilmesi ve kolay yönetimi için ERP sistemini etkin bir şekilde kullanıyoruz. İnsan Kaynaklarımız tarafından yapılan verimlilik değerlendirmeleri, performans yönetimi gibi istatistiki çalışmalar da şirketimizin bu alanda kat ettiği yolu gözler önüne seriyor.

    YETENEK YÖNETİMİ TRENDİNE AYAK UYDURMAK ŞART!

    Son dönemde insan kaynakları alanında dünyadaki başlıca trendlerden biri “yetenek yönetimi” Yetenek Yönetimi İnsan kaynaklarının stratejik bir dalı. Yetenekli, yüksek potansiyele sahip insanlarla çalışılması, onların gelişimine katkıda bulunulması ve istikrarlı bir birliktelik oluşturulması da şirketlerin başarı yolunda önem vermesi gereken konular arasında.”

    İnsan Kaynakları Müdürü Buket Yalçın da, VSY Biotechnology’nin uluslararası arenada dünyanın en büyükleriyle yarışan bir şirket olmasında; şirketin insan kaynaklarına ve kurumsal iletişime verdiği önemin çok büyük bir payı olduğunu söyledi.

    EMEKTARLAR PLAKETLERLE ÖDÜLLENDİRİLDİ

    VSY Biotechnolgy bünyesinde 5, 10, 15 yıldır yer alan emektar çalışanlar da ödüllendirildi. VSY Biotechnology CEO’su Dr. Ercan Varlıbaş, uzun yıllardır VSY Biotechnology’de görev yapan çalışanlara plaketlerini teslim etti.