Etiket: Harcadığı

  • Afyon’un sigara ve alkole harcadığı para asgari ücretin 3’te 1’i

    Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Şuayıp Özdemir, yaptıkları istatistik araştırmalara göre Afyonkarahisar’da konut ve gıdadan sonra en fazla harcamanın alkol ve sigaraya yapıldığını kaydederek, “Bu araştırmayı yaptığımız günlerde asgari ücret 900 TL küsurdu. Rakam olarak 319-320 TL gibi bir harcama yapılıyor. Yani yaklaşık asgari ücretin 3’te 1’i kadar bir parayı sigara ve alkole harcıyor vatandaşlarımız” dedi.

    Prof. Dr. Şuayıp Özdemir, 4 akademisyen arkadaşı ile birlikte hazırladığı “Afyonkarahisar İli Hane Halkı Tüketim Analizi Tüketici Davranışları ve Eğilimleri” isimli kitabın tanıtım toplantısını yaptı. Tamamen kentte yaşayan insanlarla yapılan anketler sonucu hazırlanan ve tamamen istatistiki verilere dayanan kitapla ilgili konuşan Prof. Dr. Özdemir, kitabın kent içerisinde 4 bölgede, 3 kategoride ve 15 alt kategoride yapıldığını ifade etti. 2002 yılında yapılan araştırmanın 2013 yılında güncellendiğini aktaran Prof. Dr. Özdemir, “2002 yılında hane halkı tüketim analizini araştırmıştık. Afyon’da kim, neyi, ne kadar tüketiyor onu araştırmıştık. Aradan 10 yıl geçtikten sonra ‘acaba tüketim alışkanlıklarında nasıl bir değişim olmuştur?’ diye yeniden bir araştırma gereği duyduk. Bunun için üniversiteden finansal destek aldık. Üniversitenin bir fonksiyonu, görevi olarak toplumsal hafızaya yazalım, tarihe not düşelim diye 2002 yılında yaptığım araştırmaların yenisini 2013 yılında yaptık. Çalışmamızda Afyon’u mahallelere böldük ve bir halı gibi dokuduk. Afyon’u tüketim alışkanlıkları bakımından hem gelir durumuna göre, hem de yerleşim bakımında coğrafi konumuna göre bölümlere ayırdık. Öncelikle gelir durumuna göre 5 bölüme ayırdık” diye konuştu.

    “Çoğunluğumuzun, yüzde 75 civarında ev sahibi”

    Kentte en fazla 4 kişilik ailelerin olduğunu ve bunlarında genelde 3-4 odalı evlerde yaşadığını belirten Prof. Dr. Özdemir, “Yerleşim bölgelerine göre kişi sayısına baktığımızda Afyon’da en çok 4 kişilik aileler var ve genellikle 3-4 odalı evlerde oturuyoruz. Çoğunluğumuz yüzde 75 civarında ev sahibi, yüzde 25 civarında ise kirada oturan insanımız var. Nüfusun yüzde 90’nı dışarıdan, şehir dışından bir şey almıyoruz diyor, ama yüzde 10’nuda elektronik, mobilya ve giyim diye sıralanıyor. Mutfak ihtiyaçlarını karşılama yeri genellikle bakkal, market ve semt pazarı diye sıralanıyor. Giyiş eşyalarında en çok şehir merkezinden, çarşıdaki mağazalardan alışveriş yaptığı söyleniyor ki bu Afyon için güzel bir şey alışveriş merkezilerine (AVM) yığılma yok” dedi.

    “Harcamalarda sigara ve alkolü üst üste koyduğumuzda 3. sıraya yerleşiyor”

    Kitapta yer alan bazı ilginç veriler üzerinden açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Özdemir, sigara ve alkole yapılan harcamalardan ise “korkunç rakamlar” olarak bahsetti. Kentte yaşayan insanların en çok harcama yaptıkları verilere değinen Prof. Dr. Özdemir şunları söyledi:

    “Bölgelere göre gider kalemlerine bakıldığında en büyük gider kaleminin konut harcamalarına olduğunu görüyoruz. İkinci büyük harcama kalemimiz gıda, bundan sonra otomobil ve mobilya diye sıralanıyor. Ama en ilginç nokta şudur ki, sigara ve alkolü üst üste koyduğumuzda 3. sıraya yerleşiyor yani konuttan ve gıdadan sonra en çok harcamayı alkol ve sigaraya ikisini bir araya koyduğumuzda veriyoruz. Afyonumuz için güzel bir durum değil bu konu ile ilgili çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bu araştırmayı yaptığımız günlerde asgari ücret 900 TL küsurdu. Rakam olarak 319-320 TL gibi bir harcamam yapılıyor. Yani yaklaşık asgari ücretin 3’te 1’i kadar bir parayı sigara ve alkole harcıyor vatandaşlarımız. Tabi asgari ücretliler bunu harcıyor mu, onu bilemiyorum onu kimin harcadığı ayrı bir konu. Ama genel olarak asgari ücretin 3’te 1’i hanelerde alkol ve sigaraya veriliyor, bu korkunç bir rakam.”

    “İnsanımızın borç isteme gerektiğinde başvurduğu en önemli kaynak eş, dost ve kredi kartı”

    Borçlanma, tasarruf ile birlikte vatandaşların alışveriş yaparken hangi kriterlere değindiğinden de bahseden Prof. Dr. Özdemir, “Kredi kartı ile ilgili çalışmalar yaptık, halkımızın yüzde 53-54’ü kredi kartı ile alışveriş yapıyor. Hala kredi kartı kullanmayanlarımız da var. İnsanımızın borç isteme gerektiğinde başvurduğu en önemli kaynak eş, dost ve kredi kartı. Tasarruf yapma biçimi olarak öncelikle altına başvuruluyor ondan sonrada TL biçiminden bankalara yöneliyor insanımız. Mal ve hizmet alırken en çok şikayet edilen konu fiyatlardaki farklılıklar, bir yerde aldığımız ürün başka bir yerde farklı veya dükkanlarda bir gün farklı diğer gün farklı fiyat şikayet konusu oluyor. Bundan sonrada satıcıların davranışı ile ilgili şikayetler var. Kalitenin birinci kriter olarak kullanıldığı yer gıda, temizlik ve beyaz eşya olarak sıralanıyor. Halkımız gıda da kaliteye önem veriyor. Markanın önemli olduğu konu ise beyaz eşya, mobilya, giyim ve temizlik ürünleri olarak sıralanıyor” dedi.

    “Vatandaşlarımızın çoğunluğunun yüzde 72’nin tatil yapmadığını görüyoruz”

    Kitap da yer alan hane içerisinde satın alma kararı veren kişiler konusuna da anlatan Prof. Dr. Özdemir, “Ev satın almada aile ve özellikle baba etkili oluyor. Tatil yeri tercihinde ise ailece karar verdiklerini söylüyor tüketicilerimiz. Boş zaman değerlendirme biçimi olarak Afyonlular televizyon seyretmeyi birinci olarak tercih ediyorlar. Bundan sonra piknik ve alışveriş yapmayı tercih ediyorlar. Tatil yapma durumuna baktığımızda vatandaşlarımızın çoğunluğunun yüzde 72’nin tatil yapmadığını görüyoruz. Kültürel faaliyetlere yüzde 83’ü vatandaşlarımızın katılmıyor. Sanatsal etkinliklere katılma sıklığına baktığımızda vatandaşlarımızın yüzde 70’i hiç katılmadığını söylüyor. Son 10 yılda gelir dağılımı adaletine baktığımızda çok küçük olumsuz bir değişim gözledik. Ama 2002 yılında yaptığımız araştırma verileri ile 2013 yılında yaptığımız araştırma verileri ile kıyasladığımızda Afyon’daki gelir dağılımın çok iyi olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.

    Öte yandan, hazırlanan kitaba Doç. Dr. Yusuf Karaca, Doç. Dr. Mustafa Sandıkcı, Yrd. Doç. Dr. Fikret Yaman ve Yrd. Doç. Dr. Ali Avan’ın da akademik çalışmaları ile destek verdikleri öğrenildi.

  • Türkiye’nin Diyalize Harcadığı Para 5 Milyar Dolar

    Medical Park Antalya Hastanesi Organ Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş, “2000 yılında biz nakile başladığımızda Türkiye’de 200 civarında canlı vericili böbrek nakli yapılıyordu. Her yıl 2-3 bin diyaliz hastası ekleniyordu. Şimdi nakil sayıları 3 binin üzerine çıkınca diyaliz hastası sayısı artmıyor. Artış durduruldu. Biz Türkiye’de yılda 7 bin civarında böbrek nakli yapmalıyız ki bu sayı azalsın” dedi.

    Prof. Dr. Alper Demirbaş, gazetecilere bu yıl yaptıkları organ nakillerini değerlendirdi. Türkiye’de yapılan organ nakli sayısında yüzde 3’lük bir artış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Demirbaş, son 7 yıldır ülkenin böbrek naklinde 3 bin rakamını aşamadığını aktardı.

    Organ naklinin devlet politikası olarak kabul edilmesinin önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Demirbaş, “3-4 gün önce Eskişehir’de organ bağışı oldu. Ambulans uçaklar Doğu bölgesindeydi. Bizim ekibimizin oraya gidip organları alması gerekiyordu. Silahlı kuvvetlerin sağladığı uçak sayesinde bu nedenle devlet desteği ile organlar alındı ve ardından hastalarımıza nakledildi. Türkiye’de bu olay devlet politikası haline geldi. Bu bizi mutlu ediyor” diye konuştu.

    “ORGAN NAKLİNDE ŞEFFAFLIK”

    Organ nakli merkezi olarak 2008’den bu yanan böbrek naklinden kayıtlı olan AB ve ABD’deki tüm organ nakli merkezlerinden daha fazla organ nakli gerçekleştirdiklerinin altını çizen Prof. Dr. Demirbaş, “Bu yıl gerçekleştirdiğimiz böbrek nakli sayısı 457’dir. Bu dünyanın en büyük merkezi olma konusunda açıklık getirmek istiyoruz. Kimse bize bu nedenle madalya takmıyor ve böyle bir yarışma yok. Organ naklinde en önemli şey şeffaflıktır. Nakil yapılan merkezlerin verilerin bir devlet kurumunda kaydedilmesi ne kadar nakil yapıldığı rakamlar bunlardır. AB ve ABD’de birebir kayıt altındadır. ABD, 238 organ nakil merkezi ve AB’deki 300 organ nakli merkezinin sonuçlarına göre verdiğimiz rakamlardır” şeklinde konuştu.

    “BAŞARI ORANIMIZ YÜZDE 99.1”

    Son 7 yıl içinde olduğu gibi bu yıl da Antalya Medical Park Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nin böbrek naklinde tüm bu merkezlerden daha fazla böbrek nakli gerçekleştirdiğinin altını çizen Prof. Dr. Demirbaş, “Başarı oranımız böbrek naklinde daha da yukarı çıktı. Böbrek nakillerinde başarı oranızı yüzde 99.1’dir. Bu oran Sağlık Bakanlığı’nın resmi sisteminde bildirilen rakamdır. 97.6 olan böbrek nakli başarı oranımız yükselmiştir. ABD’deki bütün merkezlerin ortalaması yüzde 95’dir, AB’de ülkelerinde yüzde 94’tür. Böbrek nakli anlamında oldukça iyi bir yıl geçirdik” dedi.

    457 kişiye böbrek nakli, bunun yanında 37 kişiye de karaciğer nakli yaptıklarını kaydeden Prof. Dr. Demirbaş, karaciğer naklinde de başarı oranının yüzde 80.1 olduğunu ifade etti.

    “BAZI ÜLKELERDEN BİLE ÇOK NAKİL YAPTIK”

    Prof. Dr. Demirbaş şöyle devam etti: “Merkezimizde yapılan böbrek nakli sayıları diğer ülkelerdeki bazı merkezlerin yanında, bazı Avrupa ülkelerinden de daha fazla. Finlandiya, İsviçre, Norveç, İsveç bu ülkelerdeki toplam merkezlerde yapılan böbrek naklinden daha fazla böbrek nakli Antalya’daki merkezimizde yapılmıştır. Bu da bize ayrı bir mutluluk veriyor.”

    “RAKAMLAR”

    Türkiye’de 78 adet böbrek nakli merkezi olduğunu açıklayan Prof. Dr. Demirbaş, “Bundan 7 yıl önce bu rakam 25 civarındaydı. Bu 78 merkezde yapılan böbrek nakillerinin yüzde 18’ini merkezimizde gerçekleştirmiş bulunuyoruz. 7 yılda 3 bin 537 böbrek, 212 karaciğer, 30 pankreas nakli olmak üzere 3 bin 879 organ nakli gerçekleştirdik. Bu insanların büyük çoğunluğu normal hayatlarına dönmüştür. Bu bizim için en büyük mutluluktur. Organ naklinde önemli olan organ bağışçılarıdır. Onların her biri bir kahramandır. Onların canını kurtaranlar o organları bağışlayanlardır” ifadelerine yer verdi.

    “AMACIMIZ DOKUNABİLDİĞİMİZ KADAR HAYATAV DOKUNMAK”

    Antalya’nın organ naklindeki yerini koruduğunun altını çizen Prof. Dr. Demirbaş, “Antalya’da 2000 yılından bu yana nakil yapıyoruz. Antalya’da 15 yıldır yaptığımız benim başımda bulunduğum organ nakli sayısı 6 bini geçti. Amacımız dokunabildiğimiz kadar hayata dokunmaktır. Biz inanıyoruz ki bir insanı kurtarmak bütün insanlığı kurtarmak gibidir. Günümüzde ülkemizde ve dünyada insan hayatının hiçe sayıldığı, kitleler halinde insanlığın katledildiği bugünlerde organ bağışı ile hayata dönen insanların yaşamlarının bu karanlık içinde birer mum olarak, aydınlık olarak insanlığa ışık verdiğini düşünüyoruz. Bu kalbimize gönlümüze de ışık veriyor. Benim kendi adıma yapmak istediğim başka iş yoktur. Bundan daha faydalı bir iş görmüyorum hayatımda insanlığa” dedi.

    “Türkiye kadavradan bağışta dünyadan geride canlıdan bağışta ise önde, kadavrayı arttırmak için neler yapılmalı?” sorusuna Prof. Dr. Demirbaş, “Canlı vericili böbrek nakilleri dünyada 1955 yılından bu yana yapılan ameliyatlardır. Bu ameliyatların güvenilirliği kabul edilmiştir bilimsel çalışmalar ile. Bağış yapan insanların 50 yıllık takip sonuçları vardır elimizde. Peki bir böbreğini ve karaciğerinin bir parçasını bağışlayan insan kendine risk mi alıyor? Bu çok gereksiz insanları korkutan bir tartışmadır. Evet kadavradan da bağış arttırılmalıdır ama canlı vericiden yapılan nakillerin Türkiye’de çok fazla olması bu insanların bağışladıkları organlarla daha çok insanın hayatının kurtarılmasın sağlıyor bunun neresi yanlış. Kadavradan organ bağışında kültürel, sosyal, dini pek çok nedenleri var. Bunu aşmak için Türkiye bütün kurumlarıyla çalışma içinde” açıklamasında bulundu.

    “YILDA 7 BİN BÖBREK NAKLİ YAPILMALI”

    Canlı vericili böbrek naklinin alternatifinin diyaliz olduğunu dile getiren Prof. Dr. Demirbaş, şu ifadeleri kaydetti:

    “2000 yılında biz nakile başladığımızda 200 civarında canlı vericili böbrek nakli yapılıyordu. Her yıl 2-3 bin diyaliz hastası ekleniyordu. Şimdi bu nakil sayıları 3 binin üzerine çıkınca diyaliz hastası sayısı artmıyor. Sıfırlanma imkanı yok. Artış durduruldu. Biz Türkiye’de yılda 7 bin civarında böbrek nakli yapmalıyız ki bu sayı azalsın. Çünkü her böbrek hastasına nakil yapılamayabilir. Ama yapabilecek hastaların hepsine böbrek nakli yapabilirsek, bu yılda 7 bin nakil gerektiriyor. Diyalize giren hasta sayısını azaltırız. Diyaliz de bir sektördür. Hasta kaybetmek istemeyebilir. Türkiye’nin diyalize harcadığı pay 5 milyar dolardır. Bunu bu hastaları böbrek nakli yaparsanız bu pay 1 milyar dolara kadar düşebilir. Bir diyaliz hastasının sağlık bütçesinden aldığı pay, 70 normal insana harcanan pay kadardır. Bir böbrek nakli hastasının sağlık bütçesinden aldığı pay 10 tane insana harcanan pay kadardır. Biz böbrek nakli sayısını arttırırsak 60 insana daha fazla sağlık hizmeti sunma imkanı buluyoruz. Burada kaybeden, diyaliz sayısı azaldığı için diyaliz merkezleridir.”

    Türkiye’nin dünyada en fazla canlıdan böbrek ve karaciğer nakli yapan ülkesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Demirbaş, “Utanılacak bir şey yok. İnsanları normal yaşamlarına döndürdüğü bir yöntemdir” dedi.

    “İDRAR SEVİNCİ”

    Medical Park Hastanesi Organ Nakli Bölümünden Prof .Dr. Asuman Yavuz ise nakilden sonra hastaların en çok idrar yapmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirerek, “İdrar başlaması farklı bir mucize oluyor. Annesi ile birlikte idrar yapan çocuk bir defasında ağlamıştı. Hastalar kendilerini diyaliz dönemi ile karşılaştırıyorlar. Ben ne yapabiliyorsam aynısını yapabileceklerini söylüyorum. 50 yaşında diyalizle gelen biri çökmüş olmasına rağmen naklin ardından iyi bir toparlanma başlıyor. Bu süreçte kişi kendini enfeksiyona karşı korumalı, kalabalıktan kaçınmalılar ilk 3 ay. Ama ilaçlarını düzenli olarak alması gerekir” ifadelerini kullandı.

    Toplantıya, Medical Park Hastanesi Organ Nakli Bölümünden Prof. Dr. Asuman Yavuz, Medical Park Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Dr. Levent Yücetin katıldı.