Etiket: haram

  • Boko Haram Nijeryalı 111 kız öğrenciyi kaçırdı

    Nijerya’da Boko Haram örgütü tarafından bir okula düzenlenen saldırının ardından, 111 kız öğrencinin kaybolduğu belirtildi.

    Nijerya’nın kuzeyindeki Yobe eyaletinin Dapchi bölgesinde bir okula Boko Haram örgütü tarafından düzenlenen saldırı sonrası 111 kız öğrencinin kaybolduğu bildirildi. Nijerya Enformasyon Bakanı Lai Mohammed, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Nijerya Devlet Başkanı Muhammedu Buhari’nin olayı araştırmak üzere ülkenin Dışişleri ve Savunma bakanlarını Yobe eyaletine sevk ettiğini açıkladı.

    Yobe eyaleti polis komiseri Abdulmaliki Sumonu ise Salı günü yaptığı açıklamada Boko Haram örgütünün Dapchi bölgesinde kız öğrencileri kaçırdığına ilişkin iddiaları reddetmişti.

    Öte yandan, Pazar günü Boko Haram’ın Dapchi bölgesinde bir okula saldırı düzenlediği ve en az 90 kız öğrencinin kaçırıldığı ileri sürülmüştü.

    Pazartesi günü Boko Haram tarafından eyaletin Dapchi bölgesinde bulunan bir kız okuluna baskın düzenlenmiş ve saldırı sonrası 94 öğrencinin kaybolduğu iddia edilmişti.

    Boko Haram örgütünün 2009 yılında başladığı eylemlerde 20 binden fazla kişi öldürülürken, 2 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

    Nijerya’da 2014 yılında Boko Haram tarafından 270 kız kaçırılmış, 60’ı kaçarak kurtulmuş ve en az 100 kız ise serbest bırakılmıştı. Yaklaşık 100 kızdan ise hala haber alınamıyor.

  • Boko Haram tarafından kaçırılan genç kızlar ailelerine kavuştu

    Nijerya’da terör örgütü Boko Haram tarafından serbest bırakılan 82 genç kız ailelerine kavuştu.

    Nijerya’da terör örgütü Boko Haram tarafından kaçırılan ardından serbest bırakılan 82 genç kız ailelerine kavuştu. Nijerya hükümeti ve terör örgütü Boko Haram arasında “karşılıklı değiş tokuş” anlaşması imzalandıktan sonra genç kızlar ailelerine kavuştu. Ayrıca Nijerya hükümeti, halen terör örgütü Boko Haram tarafından tutulan 113 genç kızın da ailelerine kavuşması için çalışmaların sürdürüleceğini bildirdi.

    Nijerya’nın başkenti Abuja’da terör örgütü Boko Haram, 2014 yılında okul çağındaki 276 genç kızı kaçırmıştı. Örgüt, geçtiğimiz aylarda hükümetle yapılan antlaşma kapsamında 82 genç kızı serbest bırakmış, ilerleyen günlerde de aynı sayıda genç kızı serbest bırakmıştı. Nijerya hükümeti, örgüt tarafından kaçırılan genç kızların birçoğunun kendilerini tutsak edenlerle evlenmek zorunda bırakıldığını ve çocuk sahibi olduğunu bildirdi. Bazı genç kızlar kızların ise dönmeyi reddederek, örgüte katıldığı belirtildi. Ayrıca hükümet, tutsak haldeki genç kızların, intihar saldırılarında kullanıldığından şüphelendiğini belirtti.

    2009 yılından bu yana Nijerya’da faaliyet gösteren, terör örgütü Boko Haram, 20 binden fazla kişinin ölümüne neden oldu.

  • Bakan Elvan: “Haram olsun devletin sana verdiği para”

    Kalkınma Bakanı Lütfü Elvan, CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’u eleştirerek, “Yazıklar olsun sana, devletin kurumlarında çalışacaksın, maaşını alacaksın. Bu ahlaksız bu şerefsiz. Devletin sana verdiği para haram olsun. Kimin adına çalışıyor, kime hizmet ediyor acaba” dedi.

    Kalkınma Bakanı Lütfü Elvan, İzmir’de Konyalılar Federasyonu tarafından düzenlenen Konya Karaman Hemşeri Buluşması’na katıldı.

    Balçova Termal Otel’de düzenlenen programa Bakan Lütfü Elvan’ın yanı sıra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Konya ilçe belediye başkanları, AK Parti İzmir milletvekilleri Necip Kalkan, Hüseyin Kocabıyık, Mahmut Atilla Kaya, Kemalpaşa Devlet Hastanesi Başhekimi Doğan Yıldırım ve çok sayıda Konyalı katıldı.

    Kalkınma Bakanı Lütfü Elvan hemşerileriyle bir arada olmanın mutluluğunu yaşadığını belirterek, memleket sevgisinin renginin her yerde olduğunu, Türkiye’nin dilinin sevgi dili olduğunu ifade etti.

    “Cumhurbaşkanlığı sistemi zaruri bir hale geldi”

    AK Parti’nin hayatın her alanında, cumhuriyetin kayıp yıllarını telafi etmek için bugüne kadar yapılamayan, gerçekleştirilemeyen projeleri gerçekleştirdiğini belirten Elvan, “Güçlü bir siyasi iktidarken bile son 15 yılda kapatma davaları, 367 krizleri, elektronik muhtıralarla, 17-25 Aralık operasyonları ile uğramak zorunda kaldık. FETÖ’cü ihanet şebekeleri ülkeyi işgal etmek için karanlık senaryolar oynadılar. Her şeyi milletimizle birlikte göğüsledik. Milli iradeyi bugüne kadar çiğnetmedik, Allahın izniyle çiğnetmeyeceğiz. Bunu yapısal bir hale gelmesi lazım, Türkiye’nin siyasi kriz, ekonomik kriz çıkmayacak bir yapıya kavuşması gerekir. Cumhurbaşkanlığı sistemi zaruri bir hale geldi. Bu siyasi mesele değil memlekete meselesi” dedi.

    Devlet Bahçeli’ye teşekkür

    Yeni anayasa değişikliği için MHP il yola çıktıklarını anımsatan Bakan Elvan, “Bugün Adalet ve Kalkınma partisi MHP ile yola çıktı. Ay yıldızlı bayrağını seven her bir kardeşimin 16 Nisan’da evet demesi için bir taraftan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bir taraftan Başbakanımız Binali Yıldırım bir diğer yanda Sayın Devlet Bahçeli gecesini gündüze katarak bu anayasa değişikliğini neden gerekli olduğunu paylaşmaya çalışıyorlar. Ben 3 lidere de teşekkür ederek, saygılar sunuyorum” ifadelerini kullandı.

    “Her vatandaşımızın oyunun başımızın üstünde yeri var”

    Türkiye’nin geleceğine yönelik olarak atılacak adımlarda son derece dikkatli olunmasını gerektiğini ifade eden Bakan Elvan, “Eğer koalisyon döneminden yaşanan sorunlardan bir tanesini yaşasaydık Türkiye bambaşka olabilirdi. Çünkü bugün yedi düvele karşı mücadele ediyoruz. Bir taraftan PKK, bir taraftan FETÖ’ye kapılar açılıyor, onların her türlü faaliyetlerine izin veriliyor. Ama bu ülkede ‘Ben milliyetçiyim’ diyenler hayır kampanyası yürütüyorlar. Buna hayret ediyorum. Elbette biz her vatandaşımızın oyuna saygı duyuyoruz. Hepsinin başımızın üstünde yeri vardır. Ama unutmayalım; Türkiye’ye karşı mücadele eden büyük bir kesim var. Bu kesimlere karşı biz bir olmalı diri olmalı ve birlikte Türkiye olmalıyız” dedi.

    “Vesayet istemiyoruz, istemiyoruz kardeşim”

    Güçlü bir hükümet sistemi oluşturulacağına dikkat çeken Kalkınma Bakanı Elvan, şunları söyledi:

    “Bu hükümeti seçecek olan sizsiniz. Siz bu yetkiyi alarak kendinize oy veriyorsunuz. Efendim kararname çıkarıyormuş da şunu bunu yaparmış da. O kararname çıkarmak o kadar önemli ki. Hanginiz bürokrasiden şikayet etmiyordunuz. İşte biz diyoruz ki artık işlerin hızlı görülmesi lazım. Dünyadaki hızlı değişime ayak uydurmak gerekiyor, kör topal yürüyen sistemle Türkiye yoluna devam edemez. Öyle bir sistem ki darbe üreten bir sistem, vesayet üreten bir sistem. Vesayet istemiyoruz, istemiyoruz kardeşim. Biz halk ne derse o olsun istiyoruz. Onun üzerinde halkın üzerinde vesayet olsun istemiyoruz. Halkın üzerinde baskı aracı elinde kılıcı ‘şunu yapmazsan seni asarım keserim’ diyenler olsun istemiyoruz artık.”

    “Devletin sana verdiği para haram olsun”

    Ana muhalefettin ve CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun anlattığı hikayeleri şaşırarak dinlediğini belirten Bakan Elvan, CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’u işaret ederek, “Öyle hikayeler anlatılıyor ki ben bile şaşırıyorum. Bir ana muhalefet liderine yakışmayan ifadelerle karşı karşıya kalıyoruz. Yazıklar olsun sana, devletin kurumlarında çalışacaksın, maaşını alacaksın. Ondan sonra da diyeceksin ki ‘Evet diyenlerin yedi sülalesini denize dökeceğiz’ diyeceksin. Bu ahlaksız bu şerefsiz. Devletin sana verdiği para haram olsun. Kimin adına çalışıyor, kime hizmet ediyor acaba. Halkın sesi olan kişi böyle konuşamaz. Biz diyoruz ki millet ne derse o olsun, onlar diyor ki millet ne derse o olmasın. Diktatör arıyorsunuz aynaya bakacaksınız” diye konuştu.

    “CHP’de değişim bekliyorsanız gelin bizimle birlikte olun”

    Referandumdan ‘evet’ çıkması ile CHP’nin de olumlu yönde değişeceğine işaret eden Bakan Lütfü Elvan, “Eğer siyasi partilerde bir değişim bekliyorsanız ki hele hele statükocu ruhuyla ile hareket edenlerde değişim bekliyorsanız, CHP’de de bir değişim bekliyorsanız gelin bizimle birlikte olun. Güçlü bir evetle CHP de değişim olacak ki onlar da halka bütünleşmek zorunda kalacaklardır. Gelin hep birlikte bunu gerçekleştirelim; Türkiye’mizin önünü açalım” dedi.

    “Avrupa da bu sisteme geçecek”

    Güçlü olmayan ülkelerin başarılı olamayacağını, koalisyonlarla ülkenin yönetilemeyeceğini dile getiren Bakan Elvan, Avrupa’nın parlamenter sistemden dolayı tıkanmaya başladığını reform yapamaz hale geldiğini ve onların da Türkiye gibi aynı sisteme geçebileceğini dile getirdi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun ise CHP Konya milletvekili Hüsnü Bozkurt’un sözlerini eleştirerek, “İzmir’den denize dökecekmiş. Yahu sen nasıl Konya’yı temsil edebilir misin? Bu üslubunla mı Bu üslubunla nasıl Hipokrat yemini ettin. İnanın ben utanıyorum, mahcup oluyor. Oy veren kardeşlerimizi tenzih ediyorum ama böyle biri Konya’yı asla temsil edemez” dedi.

    Sorgun, önümüzdeki sürecin sıradan bir süreç olmadığını sözlerine ekleyerek, 16 Nisan’da Türkiye’nin geleceği oylanacağını ve 16 Nisan’ı Türkiye adına ıskalamamak gerektiğini dile getirdi.

    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek de Konya’nın dünyada önemli platformlarda temsil edilen bir kent olduğunu belirterek, tarihi miras taşıyan şehrin yöneticileri olarak hem değerleri korumak hem de daha çok geliştirmek için daha çok çalışmanın gerekliliğine işaret etti.

  • Erdoğan: “Bizim Medeniyetimizin Olduğu Hiçbir Yerde Daiş, Boko Haram, Pyd, PKK, YPG Olamaz”

    Türkiye Diyanet Vakfı’nın Uluslararası İyilik Ödülleri törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim medeniyetimizin olduğu hiçbir yerde DAİŞ, Boko Haram, PYD, PKK, YPG olamaz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından “Dünyayı İyilik Değiştirecek” başlığı ile gerçekleştirilen Uluslararası İyilik Ödülleri törenine katıldı. Törende konuşan Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri’ne layık görülen isimleri anons ederek tek tek teşekkür etti. Erdoğan’ın yaralı bir polise siper olan kahraman Mehmetçik İsmail Ertem’i anons etmesi salonda büyük alkış aldı.

    Türkiye Diyanet Vakfı’nın yaptığı çalışmalarla takdiri hak ettiğini söyleyen Erdoğan, “Özellikle yurt dışından vakfımız tarafından ülkemize getirilip ilahiyat eğitimi alması sağlanan kardeşlerimize bu verilen hizmeti önemli görüyorum. Suriye’den ülkemize gelen muhacir kardeşlerimizin çocukları için hayata geçirilen ‘farkındayım, yanındayım’ kampanyası ve bu çerçevede eğitim imkanı sunulan 13 bin öğrenci için ayrıca teşekkür ediyorum. Bugüne kadar 61 imam hatip lisesi binasını tamamlayarak Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim eden vakfımızın desteklediği hafızlığa yönelik Kur’an kursları da hayırlı hizmetler olarak devam ediyor. Türkiye Diyanet Vakfı son 5 yılda yaptığı 316 milyon lira yardımla ülkemizin önde gelen sivil toplum kuruluşları arasında yer alıyor” diye konuştu.

    “TERÖR ÖRGÜTLERİNİN PUSUDA BEKLEDİĞİ BU DÖNEMDE ÇOCUKLARIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Günümüzde kadınları, gençleri ve çocukları ihmal etmemek gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Öğrencilerimizin ahlaklı, vatana bağlı bireyler olarak yetiştirilmesi hususunda vakıflara ciddi görevler düşüyor. Terör örgütlerinin pusuda beklediği bu dönemde çocuklarımıza, gençlerimize, genç kızlarımıza daha fazla sahip çıkmalıyız. Paralel yapıların, hizmet ve adanma kılıfları altında nesillerimizi kendi kirli emellerine alet etmesine seyirci kalamayız. Ümmeti parçalayan, ümmeti birbirine düşürenlerin bu gayretlerine seyirci kalamayız. Anneyi evladına, evladı annesine babasına düşman kılan bu anlayışa seyirci kalamayız. Yeni nesilleri maddi manevi beslerken, bu şer odaklarına karşı azami dereceden dikkatli olmalıyız” şeklinde konuştu.

    Konuşmasında Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in yaşadığı bir olayı anlatarak örnek veren Erdoğan, “Bir toplantı için Kamerun’dan gelen Müslüman liderler Diyanet İşleri Başkanlığı’na 16 maddelik bir talep listesi veriyorlar. Başkanımız diyor ki ‘bunların hepsini yapamam, bir tanesini söyleyin onu gerçekleştirmeye çalışayım’ Bunun üzerine muhatabı listenin en son sırasındaki talebi işaret ediyor. Bu talep Diyanet İşleri Başkanımızın cübbesi ve sarığı ile ülkelerini ziyaret etmesi, oradaki Müslümanlarla kucaklaşması isteği. Biz yılarca kendi ülkemizde cübbesi ile sarığı ile dolaşan Diyanet İşleri Başkanı göremedik. Başkanımız ‘niye ziyaret sizin için önemli’ diye soruyor. Cevap şaşırtıcı: ‘Siz muhatabı Müslüman olarak azınlıkta yaşamanın ne zor şey olduğunu bilemezsiniz. Siz bu şekilde ülkemize geldiğinizde bizim sahipsiz olmadığımız görülecek.’ Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanımız ilk fırsatta hemen Kamerun’a gidiyor. Oradaki büyükelçimizle Cuma namazını kıldırmak üzere camiye giderken, çevresindekilere ‘Gittiğimiz yerde kaç yüz kişi vardır’ diye soruyor. Yanındaki diyor ki ‘hocam 30 bin kişi sizi bekliyor.’ Gerçekten camiye vardıklarında sahraya doğru saf tutmuş on binlerce insanın kendilerini beklediğini görüyorlar. Namazdan sonra 90 yaşında bir ihtiyar geliyor ve başkanımıza diyor ki ‘elhamdülillah sefer tamamlandı. Sizin atalarınız yakınlara kadar geldiler ama bu topraklara geçemediler. Biz bunun acısını 400 yıldır çekiyoruz’ diyor” ifadelerini kullandı.

    İslam medeniyetinin bir vakıf medeniyeti olduğunu söyleyen Erdoğan, “Bugün nereye giderseniz gidin karşınıza köprü olarak, han olarak, hamam olarak mutlaka bir Osmanlı eseri çıkar. Bugün batılıların sömürmek için, petrolünü yağmalamak için gittiği Ortadoğu’ya biz demiryollarımızla gittik, su kanallarımızla gittik, hanlarımızla, çarşılarımızla gittik. En önemlisi birlikte yaşama kültürümüzle gittik. Geçen Afrika’nın 4 ülkesine gittik. Hepsi ‘Batı bize elmaslarımız, altınlarımızı yağmalamak için geldi. Ama Osmanlı bize öyle gelmedi’ dedi. Biz dedik ki ‘Biz bunun için varız, mücadelemizi sürdürüyoruz. Biz sizinle bir dayanışma için buradayız. Ama bizi ne olur çabuk anlayın yoksa yine kaybetmeye devam edeceksiniz.’ Burada bir sıkıntı var anlayamıyorlar” dedi.

    Erdoğan kardeş toplumların günümüzde yönünü Türkiye’ye çevirdiğini vurgulayarak, “Umutla çıkış yolu arıyorlar, rehber olarak da bizleri görüyorlar. Bu büyük medeniyetin varisi olarak gördükleri Türkiye’nin kendilerine rehberlik etmesini bekliyorlar. Ne kendi evlatlarımız ne de bu inşaları hayal kırıklığına uğratma hakkımız yoktur. Biz sınırlarımıza dayanan Suriye’deki o mazlumlara, Irak’taki o mazlumlara kapılarımızı açtıysak iyilik medeniyetinin mensupları olduğumuz için açtık. ‘Kaç kişi gelecek’ diye sormadık. Batı ne yapıyor. ‘Biz 300 kişi alırız’ Sonra ne yaptılar dikenli telleri koydular. ‘Hayır almayız.’ ‘Türkiye burada bize rakam versin.’ Ne rakamı? Şu anda 3 milyon insan var burada. Bundan sonra da yine biz açık kapı politikasıyla o bombalardan kaçan insanlar ne olursa olsun onları almaya mecburuz çünkü bu medeniyetin evlatları bunu yapmakla yükümlüdür. Yaşanan olaylar dünyanın kalanı nezdinde tüm Müslümanları töhmet altında bırakmaya, tüm Müslümanları terörist gibi göstermeye çalışanlara fırsat veriyor ama biz o fırsatı vermeyeceğiz. Bu bir proje olabilir. Birileri yaşananları istismar etmek istiyor olabilir. Bize düşen buna karşı kendi medeniyetimizin değerleri ile mukabele etmektir” şeklinde konuştu.

    “BİZİM MEDENİYETİMİZİN OLDUĞU HİÇBİR YERDE DAİŞ, BOKO HARAM, PYD, PKK, YPG OLAMAZ”

    Konuşmasında Hz. Muhammed’in hadislerinden de örnekler veren Erdoğan, şunları söyledi:

    “Ne diyor bizim peygamberimiz; ‘Müslüman elinden ve dilinden insanların selamette olduğu kişidir.’ Bu kadar. Bir başka hadiste ‘Mümin ise insanların canları ve malları konusunda emin oldukları kişidir.’ Çerçevede çizilmiş zaten. Bu emri alan hiçbir Müslüman hiçbir mümin masumlara kötü söz söyleyemez, masumlara el kaldıramaz, masumların gırtlağını kesemez.”

    Erdoğan, “Bizim medeniyetimizin olduğu hiçbir yerde DAİŞ olamaz, Boko Haram olamaz. Bizim medeniyetimiz olduğu yerde PKK olamaz, PYD olamaz, YPG olamaz. Aynı şekilde bizim medeniyetimiz olduğu hiçbir yerde Holokost da olamaz. Bugün İslam dünyası mezhepçilik fitnesinin, sosyal çalkantıların sancısında kıvranıyorsa önce kendimizi sorgulayacağız. Demek ki yeteri kadar sesimizi duyuramıyoruz. Fertten başlayarak kurumlarımıza kadar hep birlikte bu muhasebeyi yapmalı, medeniyetimizin bize yüklediği sorumluluğa dört elle sarılmalıyız. Kaybettiğimiz her an iyilik karşısında kötülüğün mesafe kat edişini izlemek zorunda kalırız” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Heykeltraş Mehmet Aksoy’un ‘Haram Parayı Heykele Yatırmam’ Sözüne Beraat

    Heykeltraş Mehmet Aksoy, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açtığı ucube davasında tazminat kazanmasının ardından “Haram parayı heykele yatırmam” sözleri nedeniyle yargılandığı davada beraat etti.

    İstanbul 6’ıncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, sanık Mehmet Aksoy avukatı Turgut Kazan ile birlikte hazır bulundu. Müşteki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ise avukatı Ferah Yıldız temsil etti. Sanık Aksoy’un kimlik tespiti yapılması ve iddianamenin okunmasının ardından ifade işlemine geçildi.

    50 yıllık meslek hayatından 5 bin tonun üzerinde heykel yaptığını belirten sanık Aksoy “Ben gerçekten ekmeğimi taştan çıkarıyorum. Taşlar ve heykeller gerçekten benim için önemlidir. O para gerçekten havadan gelen bir para bana göre. Türkiye Cumhuriyeti mahkemesi bir karar veriyor ve kazanıyorum. Davadan sonra basın üstüme geliyor. Bu parayı ne yapacağımı soruyor. Heykel yapmayacağımı belirterek ‘yeriz içeriz’ diyorum” dedi.

    Şans oyunlarında kazanılan parayı da haram olarak gördüğünü söyleyen sanık Aksoy, “Ben bunu ifade etmek istedim. Söylediğim sözü şikayetçiye yönelik olarak sarf etmedim” şeklinde konuştu.

    “ERDOĞAN’IN MAAŞI HARAM OLARAK NİTELENDİRİLİP KASIT SÖZ KONUSUDUR”

    Sanık Aksoy’un ardından söz alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Ferah Yıldız, müvekkili Erdoğan’ın bir ülkeyi yönettiğine dikkati çekerek, “Müvekkilim Cumhurbaşkanı sıfatıyla maaş almaktadır. Bu maaş haram olarak nitelendirilip kasıt söz konusudur. Davaya katılma talebimiz vardır” ifadelerini kullandı.

    “BUNU SÖYLEMEK HAKKI OLSUN”

    Sanık Aksoy’un avukatı Turgut Kazan ise “Müvekkilim doğrudan o parayı haram saydığını söylüyor. Dava açmış ve tazminat kazanmıştır. Bu parayı ne yapacaksınız sorusuna ‘Haram parayla heykel yapmam’ demiştir. Demokratik bir toplumda bırakın da bunu söyleyebilmek hakkı olsun” diye konuştu.

    “ADALETE GÜVENİYORUM”

    İfadelerin ardından duruşma hakimi Celal Koç, davayı karara bağlayacağını belirterek taraflara son sözlerini sordu. Sanık Aksoy, tazminat davasıyla kazanılan paranın haram olduğunu ifade etmek istediğine vurgu yaparak, “Cumhurbaşkanı bana yardım için para gönderse, ben buna haram desem belki haklı olabilirdi. Adalete güveniyorum” dedi.

    “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ DENİYOR AMA İLK DAVAYI SANIK AÇTI”

    Erdoğan’ın avukatı Yıldız, dava açan ilk tarafın kendileri değil Aksoy olduğunu hatırlatarak, “İfade özgürlüğü deyip duruyoruz. Ancak sanık, ‘ucube’ kelimesi hakaret olmamasına rağmen, müvekkilime 100 Bin TL tazminat davası açmışlardır. Benim müvekkilim hakaretlere uğrasın dava açmasın, ama müvekkilime dava açsınlar. Sanığı cezalandırılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    BERAAT EDEN AKSOY: “HEYKELİN, TAŞIN, KENDİMİN ONURUNU KORUYORUM”

    Davayı karara bağlayan mahkeme, sanık Aksoy’un suç unsurları oluşmadığından beraatine hükmetti. Aksoy, adliye çıkışında yaptığı açıklamada, çok sevinçli olduğunu dile getirdi. Aksoy, “Gerçekten böyle güneşli bir günde Türk adaletinin üstüne bir ışık geldi gibi oldu bana. Çok hoşuma gitti. Çünkü bir şeye haram helal diyebilirsiniz. Kişinin haram helal anlayışını kimse yargılayamaz. Yargılama yeri de burası değildir. Öteki dünyaya, cennete, cehenneme inanıyorsak oralardır. ‘Haram parayı heykele yatırmam’ sözünü aslında mahkemeyi kazandıktan sonra sevinçten, heykele ve taşlara çok değer verdiğimden, benim kıymetlilerim olduğundan bu parayı heykele yatırmam dedim. Heykel özel bir yer tutar. Alın terimle kazandığım, taştan çıkardığım parayı taşa yatırırım dedim. Doğru bir şey yaptığımı düşünüyorum. Heykelin, taşın, kendimin onurunu koruyorum” diye konuştu.

    OLAYIN GEÇMİŞİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, heykeltraş Mehmet Aksoy tarafından yapılan İnsanlık Heykeli heykeli için ‘ucube’ deyince, Aksoy, 100 Bin TL’lik tazminat davası açmıştı. Mahkeme, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Aksoy’a 10 Bin TL tazminat ödemesine hükmetmişti. Aksoy, kararın ardından yaptığı açıklamada, basın mensuplarının “Davada kazandığınız parayla yeni heykeller yapacak mısınız?” sorusuna, ‘Haram parayı heykele yatırmam’ yanıtını vermişti.

    YARGITAY KARARI BOZMUŞTU

    Yargıtay, ‘ucube’sıfatının hakaret değil eleştiri olduğuna kanaat getirerek Erdoğan’ın 10 Bin TL tazminata mahkum edildiği kararı bozmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kez avukatları aracılığıyla savcılığa suç duyurusunda bulunarak, Aksoy’un ‘Haram parayı heykele yatırmam’ sözü nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan cezalandırılmasını istemişti.

    4 YIL 8 AY HAPSİ İSTENİYORDU

    Savcılık, ’Haram parayı heykele yatırmam’ şeklindeki ifadesiyle Cumhurbaşkanı’nın kazancını gayrimeşru yollardan elde edildiğinin ima edildiği belirterek, Aksoy hakkında 1 yıl 2 aydan, 4 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlamıştı.