Etiket: Han’ın

  • Sultan II. Abdulhamid Han’ın torunundan Osmanlı dönemi dizilerine tepki

    Sultan II. Abdulhamid Han’ın üçüncü kuşak torunu Ayşe Adile Nami Osmanoğlu Tars, “Bizim aile 700 yıllık bir tarih yazdı, dizilerdeki bazı şeylere hakikaten söyleyecek bir şey bulamıyorum” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Sultan II. Abdülhamid’in kızı Ayşe Sultan’ın torunu Ayşe Adile Nami Osmanoğlu Tars, geçtiğimiz günlerde büyük dedesi Sultan II. Abdulhamid Han’ın ölümünün 100. yılında Merkez Sabancı Camii’nde mevlit okuttu. Tars, burada son dönemlerde televizyonlarda gösterime giren ve Osmanlı Devletini anlatan dizilere tepki gösterdi. Tars, “Bizim aile 700 yıllık bir tarih yazdı. İçlerinde iyi kötü şeyler de vardı ama bazı şeylere hakikaten söylenecek hiçbir şey bulamıyorum. Kanuni Sultan Süleyman’ı anlatan bir film yaptılar. Burada sarayın içerisinde hep böyle hanımlar bir payitahttan diğerine giderek yaşayabilir miydi? Böyle şeyler olabilir miydi?” dedi. Tars, büyük dedesi Abdulhamid Han ile ilgili çekilen diziyle ilgili de, “O benim için bir facia. İlk seferinde seyrettiğimde şöyle bir sahneye maruz oldum Sultan Abdülhamit at arabasında rahat bir şekilde tabanca çıkarıyor. siz böyle bir şey düşünebilir misiniz? Bu sahneyi gördükten sonra dedim ki bu dizi benim için geçerliliği yok dedim” şeklinde konuştu.

    Daha önceki dizilere de söyleyecek bir şey bulamadığını ifade eden Tars, “Dizilerde hayal dünyası kullanılabilir ama keşke arkasında yorumda yapılabilse. Bir olay anlatıyorlarsa arkasında bildirme olarak anlatsaydılar. Hem benim için hem başkaları için iyi olurdu” dedi.

    Tunus’ta doğan Ayşe Adile Nami Osmanoğlu Tars, Fransa’da okuyup 1974 yılında Türkiye’ye döndü. İki çocuğuyla ayakta durmaya çalışırken Tarsuslu çiftlik sahibi Ali Refik Tars ile evlendi. Tars, şimdi burada çiftçilik yapıyor.

  • Çin’de Cengiz Han’ın portresini çiğneyen şahsa 1 yıl hapis cezası

    Çin’in İç Moğolistan Özerk Bölgesi’nde Moğol Hükümdarı Cengiz Han’ın portresini ayaklarıyla çiğneyen şahıs, 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    Çin’in İç Moğolistan Özerk Bölgesi’nde Moğol Hükümdarı Cengiz Han’ın portresini ayaklarıyla çiğneyerek etnik nefreti teşvik etmekten suçlu bulunan bir kişi, 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, soyadı Lou olarak tespit edilen adamın Mayıs ayında kendisini Cengiz Han’ın portresini ayaklarıyla çiğnerken videoya çektiğinin tespit edildiğini bildirdi. Mahkeme, 19 yaşındaki şahsın çektiği videoyu sosyal paylaşım platformlarında yayınlayarak halkın huzursuz olmasına neden olduğunu belirtti. Halkın tepkisini çeken video olayın akabinde yayından kaldırılmıştı.

    Moğol Hükümdarı Cengiz Han, 12. yüzyılın sonlarından itibaren Doğu’ya ve Batı’ya birçok sefer düzenlemiş, dünyanın en büyük imparatorluklarından birini kurmuştur. Cengiz Han, Moğollar arasında saygın bir figür olmaya devam ediyor.

  • Fatih Sultan Mehmet Han’ın şiirleri klasik musıkîyle hayat buluyor

    Sanatı baş tacı eden Osmanlı hanedanının dîvân sahibi ilk sultanı olan Fatih Sultan Mehmet’in Avnî mahlasıyla yazdığı şiirlerinden bazıları bestelenerek klasik Türk müziği repertuvarına kazandırıldı. Ünye Sanat ve Kültür Derneği’nin (ÜNSAK) hayata geçirdiği proje, “Fatih Sultan Mehmet Dîvânından Besteler ve Şiirler” adıyla albüm ve kitap olarak yayınlandı. Ülkemizin önde gelen bestekârları tarafından bestelenen şiirler, 7 Eylül 2017’deki İstanbul konseriyle sanatseverlerle buluşacak.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayelerinde Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle hazırlanan “Fatih Sultan Mehmet Dîvânından Besteler ve Şiirler” projesi, müzik ve şiir albümü ile kitap olarak tasarlandı. Peygamber müjdesine mazhar olmuş, devlet adamı vasfının yanında felsefe, musıkî, resim ve şiir gibi pek çok alana ilgi duymuş, çok yönlü bir şahsiyet olan Fatih Sultan Mehmet’in kaleme aldığı şiirler günümüz Türkçesiyle düz yazıya da çevrilerek, Türkçe, Boşnakça ve İngilizce kitap olarak yayınlandı. Proje koordinatörlüğünü Uğur Erdem Ürer’in yürüttüğü, sanat yönetmenliği ve solistliğini Burhan Kul’un üstlendiği, Güzin Değişmez’in solist olarak yer aldığı proje; ülkemizin önemli bestekâr ve saz sanatçılarını bir araya getirdi. Alâeddin Yavaşca, Tevfik Soyata, Şentürk Deveci ve Zeki Atkoşar’ın yanında Derya Türkan, Muhammed Ceylan ve Sercan Erenler de beste ve enstrümanlarıyla projede yer aldı.

    Fatih Sultan Mehmet’in iç dünyasını yansıttığı, insana ve doğaya bakışına dair birçok ayrıntının bulunduğu şiirleri, Türkiye ile Bosna Hersek arasındaki kültür alışverişine de katkı sunacak. Bosna’nın fethi ardından yürüttüğü hoşgörü politikasıyla Bosna Hersek halkı için ayrı bir yerde duran Fatih Sultan Mehmet’in şiirleri iki ülkenin sanat gündemine alınarak, Türkiye ve Bosna Hersek arasındaki bağı perçinleyecek. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin desteğiyle İstanbul ve Bosna Hersek’te yapılacak konserlerde, proje kapsamında hazırlanan albüm ve kitap dinleyicilere hediye edilecek.

    Konser, 7 Eylül 2017 tarihinde saat 20.30’da Fatih Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’de gerçekleştirilecek.

  • Abdulhamit Han’ın torunu Osmanoğlu: “Osmanlı ruhu yavaş yavaş geri geliyor”

    Konya’nın merkez Meram İlçe Belediyesi tarafından düzenlenen Keyf-i Muhabbet Söyleşilerine konuk olan Abdülhamid Han’ın torunu Orhan Osmanoğlu, Türkiye’de Osmanlı ruhunun yavaş yavaş geri geldiğine dikkat çekti.

    Meram Belediyesi Kadın Aile Müdürlüğü tarafından düzenlenen Keyfi Muhabbet Söyleşilerinin son hafta konukları Abdülhamid Han’ın torunu Orhan Osmanoğlu ve Necmettin Erbakan Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Caner Arabacı oldu. Altuncan Hatun Aile Yaşam Merkezi Keyfi Bahçe Terası’nda gerçekleşen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.

    “Abdülhamid düşmanlığını nasıl anlayalım?”

    Necmettin Erbakan Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Caner Arabacı, “Kızıl Sultan” lakabının nasıl oluştuğunu ifade ederken, “Abdülhamid Han’a ‘Kızıl Sultan’ lakabını Ermeni çetelerinin isyanlarının ardından Ermeniler ve destekçileri takmıştı. Siyonistlerin Abdülhamid Han’a düşmanlık yapması mümkün. Çünkü siyonizme engel oluyordu. Sultan Abdülhamid, ‘İnsan olarak Yahudileri koruyalım, kollayalım, onlar da Allah’ın emanetidir, onları da insanca yaşatalım ama siyonizmin bölme, parçalama emeline engel olalım’ diyordu. Bundan dolayı Abdülhamid’i tahttan indirmeden Yahudi devletinin kurulamayacağını biliyorlardı. Onları anlamak mümkün. Peki Abdülhamid Han’ın açtığı okullarda yetişen, bu vatanın bazı öz evlatlarının Abdülhamid düşmanlığını nasıl değerlendirelim? Bunu nasıl anlayalım?” şeklinde konuştu.

    “Samimi mümin olunduğu zaman Kudüs kurtulacaktır”

    Kudüs’ün kurtuluşu hakkında da konuşan Prof. Dr. Arabacı, “Müslümanların İslamlaştığı, samimi mümin oldukları zaman Kudüs bilin ki kurtulacaktır. Çünkü Yahudilere en çok hizmet veren çevre, yönetimi Müslüman gözüken devletler. Mesela Sisi yönetimi haçlının aleti durumundadır. Ürdün yönetimi baştan bu yana İngiliz ve İsrail işbirlikçisi. Bu çok net” dedi.

    “Abdülhamid’e yapılanların aynısı Erdoğan’a yapılıyor”

    Orhan Osmanoğlu ise tarihte yaşanan olayların bugüne taşındığını işaret ettiği konuşmasında, “Sultan Abdülhamid Han’a yapılanların aynısı bugün Recep Tayyip Erdoğan’a yapılıyor. Bunlardan ders almamız lazım. Biz bugün 17 Aralık’ı yaşadık, 15 Temmuz’u yaşadık, Gezi meselesini yaşadık. Geçmişin fotokopisi gibi. Ama bugün millet eskisi gibi değil uyandık. Millet liderine sahip çıkıyor. Sultan Abdülhamid yalnız bırakıldı. Allah’ın izniyle bugün liderimizi yalnız bırakmıyoruz. Hepimiz arkasındayız. Ben şuna inanıyorum ki şimdiki gençlik, bambaşka bir gençlik. Devşirme vardır illaki içimizde az da olsa. Allah’ın izniyle onları da hep beraber temizleyeceğiz ve çok güzel bir Türkiye olacak” şeklinde konuştu.

    “15 Temmuz ruhunu yakaladığımızda dünyaya meydan okuruz”

    Osmanoğlu, Kudüs’ün kurtuluşu ile ilgili yaptığı açıklamada, “15 Temmuz’da elimizde ne vardı uçaklara ve tanklara karşı. Teknolojiye karşı çıkmadık mı? Biz o ruhu yakaladığımızda tüm Dünya’ya meydan okuruz. 15 Temmuz bizim için bir başlangıç. Bunu unutmayalım. Allah’ın izniyle fitil ateşlendi. Biraz sabır lazım. Yahudiler o topraklara yerleşmek için 1700’lerde çalışmaya başladılar. Onun için bizim çok çalışmamız lazım. Biz daha kendimize yeni yeni geldik. 20 yıl önce Avrupa’da Türkiye’nin ismi geçmiyordu. Şu an tüm dünyada her gün gündemdeyiz. Ben şuna inanıyorum. Osmanlı ruhu geri geliyor yavaş yavaş. Kurtuluş buradan olacak Allah’ın izniyle. Bu sancak tekrar şahlanacak inşallah. Kurtuluş İslam’da ve Türklerin elinde” dedi.

    Meram Atiyye-i Seniyye projesi

    Meram Belediyesi tarafından gerçekleştirilen Abdülhamid Han’ın izinden Meram Atiyye-i Seniyye projesi hakkında da görüş belirten Osmanoğlu, “Sultan Abdülhamid Han’ın her sene 2 kez Kudüs’e gönderdiği hediyeler vardı. Ne mutlu ki Türkiye Cumhuriyeti içerisinde Konya’dan Meram Belediye Başkanımız Fatma Toru bu projeyle o geleneği yaşatıyor. Kudüs’e yolculukta beni de davet ettiler ve seve seve kabul ettim. Dedemizin geleneğini yaşatacağız. Bundan sonra da bu tip projelerde bulunacağım” ifadelerini kullandı.

    Programın sonunda Meram Belediye Başkan Vekili Özgür Uslu, Orhan Osmanoğlu ve Prof. Dr. Caner Arabacı’ya hediye takdiminde bulundu.

  • Emine Erdoğan:”Ne yazık ki Abdülhamit Han’ın mirasının kıymeti yeterince anlaşılmamış ve tasfiye edilmiştir”

    Yıldız Sarayı Müzesi kataloğu tanıtım programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Ne yazık ki Abdülhamit Han’ın mirasının kıymeti yeterince anlaşılmamış ve tasfiye edilmiştir. Neyse ki bugün devletimizin ilgili organları bu mirasın toparlanarak bir araya getirilmesine öncülük etmiştir” dedi.

    İstanbul Beşiktaş’taki Yıldız Sarayı Çit Kasrı’nda Yıldız Sarayı Müzesi kataloğu tanıtım programı düzenlendi. Programa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın yanı sıra İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, kent protokolü ile çok sayıda koleksiyoner ve sanatsever katıldı.

    Programda konuşan Emine Erdoğan, Sultan Abdulhamit Han’ın 33 yıl boyunca hükümdarlık sürdüğünü belirterek, “İmparatorluk coğrafyasının dört bir yanında inşaa ettirdiği eserler onun feraset ve basiretini göstermektedir. O aynı zamanda sanata, kültüre ve hatta zanaata olan merakıyla imparatorluk tarihinde çok müstesna bir yer etmiştir. Yıldız Sarayı kompleksi içindeki marangozhane, kütüphane, güzel sanatlar binası, silahhane, fotoğrafhane, eczane ve seralar onun rafine zevklerinin en somut nişaneleridir. Henüz o dönemde müzeciliğin bir devlet hafızası oluşturmaktaki gücünü fark etmiş, geçmişle gelecek arasında bağ kurmuştur. Fakat ne yazık ki mirasının kıymeti yeterince anlaşılmamış ve tasfiye edilmiştir” dedi.

    Katalogdaki her bir ürünün tarihi bir kaynak hükmünde olduğunu kaydeden Erdoğan’ın “Neyse ki bugün devletimizin ilgili organları bu mirasın toparlanarak bir araya getirilmesine öncü etmiştir. Her biri tarihi kaynak hükmünde olan bu eserleri kendi orijinal mekanlarına döndürülmesi takdire şayan bir çabanın ürünüdür. Öte yandan Sultan Abdulhamit Han’ı daha iyi anlayabilmemizi sağlayacak Yıldız Sarayı müze koleksiyonun bir katalogda toplanması kayıt tutmaya meraklı bir sultanın mirası adına son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.

    “Tambi Cimuk’un müziğinin Türkiye ve Suriye arasında dostluk köprüsü oluşturmasını umuyorum”

    “Bugün burada bir başka etkinliğe de şahitlik edeceğiz” diyen Erdoğan, “Evlatların müzikle uğraşmasına farklı musiki türlerinin inceliklerine hakim olunmasını isteyen Sultan 2’inci Abdülhamit’in mekanında bir müzik dinletisiyle ruhlarımız şifa bulacak. Ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimiz arasında özel bir yeri olan Tambi Cimuk’u dinleyeceğiz. Ne mutlu ki ülkemiz onun gibi kabiliyetli bir genci kazandı ve vatandaşlık hakkı kazandı. Onu ülkemize kazandıran iyi yüreklileri kutluyorum. Tambi Cimuk’un müziğinin Türkiye ve Suriye halkları arasında dostluk köprüsü olmasını umuyorum” şeklinde konuştu.

    “Sultan 2’inci Abdulhamit Han’ın obje koleksiyonlarını ilgililere ulaştırdık”

    Yıldız Saray Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Karahan Uslu ise Yıldız Sarayı Müzesinin sanat koleksiyonlarını ve Sultan 2’inci Abdülhamit Han’ın bizzat el emeğinin eseri olan obje koleksiyonlarını seçkin bir yayın bünyesinde ilgililere ulaştırdıklarını belirterek, “Yıldız Sarayı müzesi kataloğuyla Cumhuriyet tarihinde ilk kez müzede yer alan eserler, akademik incelemeler bünyesinde yer verilmek suretiyle sergi salonlarını ziyaret edenlerle sınırlamanın ötesine geçebilmektedir” dedi.

    Konuşmaların sone ermesiyle birlikte Suriyeli Tambi Cimuk’un piyanoda çaldığı eserler büyük beğeni topladı.