Etiket: Han:

  • Sultan 2’nci Abdülhamid Han tüm yönleriyle bu konferansta konuşuldu

    Eğitim Bir-Sen Genel Merkezi tarafından İstanbul’da “100 Yıl Sonra Sultan 2’nci Abdülhamid Han” konulu uluslararası ilmi toplantısı düzenlendi.

    Eğitim Bir-Sen Genel Merkezi ve Türkiye Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen “100 Yıl Sonra Sultan 2’nci Abdülhamid Han” uluslararası ilmi toplantısı ile Sultan 2’inci Abdülhamid Han anıldı. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya Eğitim Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın yanı sıra yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda davetli katıldı. Sultan 2’inci Abdülhamid Han’ın tüm yönleriyle konuşulduğu panelin birinci oturumunda Sultan 2’nci Abdülhamid Han döneminde Osmanlı İmparatorluğunun genel bir değerlendirmesi yapıldı. Oturuma Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan başkanlık yaptı.

    Panelin ikinci oturumunda ise Sultan 2’nci Abdülhamid Han döneminde imparatorluğun dönüşümü, modernleşme, bürokratikleşme ve merkezileşme konuları ele alındı. İki gün sürecek panel boyunca yurt içinden ve yurt dışından gelen bilim insanları, Sultan 2’nci Abdülhamid Han döneminde yürütülen dış politika, Filistin meselesi, o dönemin projeleri, kültürel ve sosyal hayat konularını masaya yatıracak.

    Eğitim Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, ”Bu toplantının amacı tarihin tekerrür etmemesi için gerekli olan hisseyi tarihten çıkarmak, dünden bugüne istikametimize ışık tutacak verileri almaktır. Övgü ve yergi geriliminden kurtularak bütün gerçekliğiyle Sultan Abdülhamid ve dönemini aydınlatıp milletin istifadesine sunmaktır. Toplantımızda Abdülhamit Han, çok yönlü bir şekilde masaya yatırılacak. Konusunda uzman akademisyen ve münevverlerimiz derinlikli bir şekilde Abdülhamid Han’ın yaşadığı dönemi, uluslararası sistemi ve o dönemin emperyalist devletini bize anlatacaklar” dedi.

    “Emperyalizmin en büyük hedefi Osmanlı’yı ve onun misyonunu yok etmektir”

    Emperyalizmin ne olduğunu, nasıl bir dünya kurduğunu anlamak için özellikle 1839 Balta Limanı Antlaşması’na gitmek gerektiğini söyleyen Yalçın, “Osmanlı Devleti’nin finans kapital tarafından ipotek altına alındığı, vesayet sisteminin içine yuvarlandığı bir anlaşmadır Balta Limanı. Bu kırılma anı bilinmeden ne Abdülhamit Han’ın mücadelesini anlayabiliriz ne de yıllarca bizi boğmak isteyen vesayet sistemini. Balta Limanı Antlaşması, Kırım Savaşı’ndaki borçlanma ve Abdülaziz Han’ın katli. Emperyal sistemin bu topraklara yerleşmesinin üç evresi. Abdülhamid Han, bu zeminde tahta oturmuştur. Düşünün bütün gücüyle emperyalizmin en büyük hedefi Osmanlı’yı ve onun misyonunu yok etmektir” dedi.

    Toplantının ardından tüm konuları kapsayan bir kitap hazırlanarak, paylaşılan bilgiler daha geniş kitlelere ulaştırılacak.

  • Ulu Hakan Abdülhamid Han Yıldırım’da anıldı

    Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali’nin katılımıyla, moderatörlüğü gazeteci yazar Hikmet Genç tarafından yapılan, hukuk tarihçisi Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, sosyal siyaset ve sosyoloji araştırmacısı Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu ve Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç Dr. Teyfur Erdoğdu’nun konuk olduğu programda Abdülhamid Han hakkında önemli konular değerlendirildi.

    Gündemin nabzını tutan ve tarihin önemli isimlerinin anıldığı etkinliklerle ilçe sakinlerinin sosyal yaşamına renk katan Yıldırım Belediyesi, önemli konukları ağırlamayı sürdürüyor. Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali’nin ev sahipliğinde düzenlenen programa, Büyükşehir Belediye Başkanvekili Şükrü Köse, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı Oktay Yılmaz, Yıldırım Muhtarlar Derneği Başkanı Muhsin Sak, meclis üyeleri ve çok sayıda ilçe sakini katıldı. Barış Manço Kültür Merkezi’nde alanında önemli konukların katılımıyla gerçekleştirilen ‘Vefatının 100. Yılında 2. Abdülhamid Han’ anma programında, 34. Osmanlı Padişahı ve 113. İslam Halifesi Sultan 2. Abdülhamid dönemi tüm yönleriyle ele alındı. Hikmet Genç’in moderatörlüğünde düzenlenen programda, hukuk tarihçisi Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, sosyal siyaset ve sosyoloji araştırmacısı Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu ve Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç Dr. Teyfur Erdoğdu, dönemin gizli kalmış konularını ve doğru bilinen yanlışları derin analizlerle ortaya koyarak Yıldırımlılarla paylaştılar.

    Kadim medeniyet vurgusu

    Toplumların kadim bir millet yapısına sahip olması için çok önemli iki unsuru barındırması gerektiğini vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, “Bu unsurları kök ve kanatlar olarak değerlendirdiğimizde bir toplumda bu değerlere bağlılık yoksa o millet kadim bir yapıya sahip olamaz. Kök, tarih ve inanç bilincini, değerlerimizi, örfümüzü, birbirimize olan bağlılığımızı, aileye olan saygımızı, kültürel mirasımıza bağlılığımızı ifade eder. Köklerine bağlı olmayan bir millet gelecekte var olmaz. Kanatlar da, o ülkenin bilime, teknolojiye, dünyadaki gelişmelere olan ilgisini ve o milletin gençliğini ifade eder. Küresel güçler bu iki değerimize de saldırıyorlar. Tarihte tahribat yaparak doğrunun ortaya çıkmasını gizliyorlar” dedi.

    “Tarihimizi yanlış anlattılar”

    Küresel güçlerin tarihin aktarımına etki ederek bazı hatalı bilgileri doğruymuş gibi anlattıklarını vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, “Bize tarihimizi yanlış anlattılar. İngiliz ve Fransız yazarlar, Abdülhamid Han’ı kızıl sultan diye anlattılar. Ülkemizde de maalesef belirli dönemlerde Abdülhamid Han’a bakış çok olumlu olmadı. Çünkü küresel güçler bize öyle öğrettiler. Oysa Sultan Abdülhamid Han’ın esas lakabı ‘Ulu Hakan’dır. 33 yıl boyunca bir imparatorluğu, bu kadim medeniyeti ayakta tutmak için büyük bir çaba sarf etmiştir” diye konuştu.

    “Tarih sil baştan yazılmalı”

    Kendi tarihimizi doğru yansıtmamak adına eğitim müfredatında geçmişte hatalar yapıldığını belirten Hikmet Genç, “Geride kalan dönemde ders kitaplarında Sultan 2. Abdülhamid Han’ı istibdatçı, halkın üzerinde baskı kuran, despot ve düşmandan korkan bir imajla bize okullarda anlattılar. 2. Abdülhamid Han’ı doğru anlamak için, bize öğretilen tarihi tamamen silip yeni baştan yazmak lazım” dedi. Sultan Abdülhamid Han’ döneminin çok fazla bilinmediğini hatırlatan Prof. Dr. Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, “En çok bilinmeyen tarih, Sultan Abdülhamid’in devri, onun tahttan indirilmesi ve sonraki sürede ortaya çıkan olayları kapsayan dönemdir. Tarih ilmi çok gelişti, pek çok donelerle, verilerle ve vesikalarla çok eski tarihlere ait gerçekler ortaya çıkabiliyor. En az bildiğimiz adeta hiç bilmediğimiz devir ise Sultan Abdülhamid devridir. Bu Sultan Abdülhamid devrinde beşeri bir dezenformasyonun hatta dezenfekte hareketinin olduğunu akıllara getiriyor. Sanki sonraki nesillere kasıtlı olarak Sultan Abdülhamid devri bildirilmemiş, böyle bir devir sanki yaşanmamış” dedi.

    “Tarihe soğukkanlı bakılmalı”

    Geçmişte Sultan Abdülhamid hakkında konuşmanın adeta yasak olduğu dönemlerden günümüzde hayırla yad edildiği dönemlere gelinebildiğini işaret eden Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu, “Abdülhamid Han’ın önemi Türkiye ile beraber tüm hilafet topraklarında yeni anlaşılmaktadır. Ancak Türk Tarih Kurumu hala ‘Abdülhamid diktatördür’ diyor. Tarih Kurumu’nun 8. cildinin kapağında istibdat dönemi yazıyor. Bu bir yalandır, iftiradır. Bu hatadan dönülmelidir” dedi.

    Tarihe bakışta soğukkanlı ve sakin olunması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Teyfur Erdoğdu, “İttihatçıların ya da Cumhuriyet’in 30’lu yıllarında sert bir dil kullananlar karşısında çok daha sakin ve soğukkanlı bakış açısıyla geçmişi incelememiz gerekir. Çünkü tarih bizim bildiklerimizi bize vermek zorunda değil. Mustafa Kemal Atatürk, Sultan 2. Abdülhamid hayranıdır. Ondan çok fazla devlet adamlığı hakkında taktik öğrendiğini hatıralarından biliyoruz. Tarih bizim elimizde eğer ona soğukkanlı yaklaşabilirsek güç olarak yansıyacaktır. Aksi takdirde tarihin çarpıtılması veya belirli yönden ele alınması hatasını yapan nesiller gibi oluruz” şeklinde konuştu.

  • AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sorgun: “100 yıl önce 2’inci Abdülhamid Han ne yaptıysa bugünde Recep Tayyip Erdoğan aynısını yaptı”

    ELAZIĞ (İHA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun, 2’inci Abdülhamid Han’ın 100 yıl önce yaptıklarını bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığını belirterek “Geçmişte 2’inci Abdülhamid Han’ı tahtan indirmek için çalışan işgalci güçler bugün ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı baştan indirmek istiyor” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun, AK Parti Elazığ Gençlik Kolları 5. Olağan Kongresine katıldı.

    2’inci Abdülhamid Han’ın padişahlık döneminde işgalcilere bir karış toprak vermemek için her zaman direndiğini aktaran AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun “2’inci Abdülhamid Han İstanbul’dan Bağdat’a demir yolu, hastaneler yaptı ve yaptıkları saymakla bitmez. Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her ile üniversite, baraj, şehir hastaneleri yaptı ve saymakla bitmez. 100 yıl önce 2’inci Abdülhamid Han ne yaptıysa bugünde Recep Tayyip Erdoğan aynısını yaptı. Dün ne kadar içten dıştan işgalci güç varsa 2’inci Abdülhamid Han’ı tahtan indirmek için çalıştı. Dün kim 2’inci Abdülhamid Han’ı baştan indirmek istiyorsa bugünde onların devamı Recep Tayyip Erdoğan’ı baştan indirmek istiyor” dedi.

    2019 seçimlerinin yaklaştığını dile getiren Sorgun, “Seçimin ve senedin vadesi çok çabuk gelir. Gece gündüz demeden il teşkilatımızla, genel merkezimizle, milletvekillerimizle, belediyelerimizle çalışmalıyız. Hz. Mevlana, ‘Bir mum kendi ışığından yanındaki mumu tutuşturmakla hiçbir şey kaybetmez’ diyor. Her birimiz birer mum olarak başka arkadaşımıza dava, memleket ateşini tutturacağız. 2019 seçiminin bana göre şifresi daha çok samimiyet, gayret, tevazu ve birlikteliktir” ifadelerini kullandı.

    AK Parti Elazığ Gençlik Kolları 5. Olağan Kongresine AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun’un yanısıra, Kalkınma Bakan Yardımcısı Yusuf Coşkun, AK Parti Elazığ Milletvekilleri Ejder Açıkkapı, Ömer Serdar, Metin Bulut, Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz ve çok sayıda davetli katıldı.

  • 2. Abdülhamid Han, ölümünün 100. yıldönümünde Kocaeli’de anıldı

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Sultan 2. Abdülhamid Han’ı Anmak ve Anlamak söyleşisi vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleşti.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamid Han’ın ölümünün 100. yılı dolayısıyla gerçekleştirdiği etkinlikler kapsamında “Sultan 2. Abdülhamid Han’ı Anmak ve Anlamak” konulu bir söyleşi düzenledi. Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleşen söyleşide Gazeteci-Yazar Serdar Tuncer, Tarih ve Türkiye Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Prof. Dr. Haluk Selvi ve Payitaht Abdülhamid dizisi oyuncusu Bahadır Yenişehirlioğlu konuşmacı olarak yer aldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği seminere Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri İlhan Bayram’ın yanı sıra, akademisyenler katıldı. Yaklaşık olarak 700 vatandaşın izleyici olarak yer aldığı seminerde salona sığmayan vatandaşlar için salon girişindeki bir bölümde seminer canlı olarak yayınlandı.

    Söyleşi başlamadan önce açılış konuşmasını yapan Genel Sekreter İlhan Bayram, gençlerin “Biz Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak her konuda şehrimize ve insanlarımıza hizmet etmeye çalışıyoruz. Yurtdışında birçok yerde dolaştım. Gördüm ki biz Dünya’nın gelişmiş ülkeleri ile aramızdaki fiziki farkı ciddi anlamda kapattık, bazı konularda öne geçtik ve inşallah bunu daha da geliştireceğiz. Gençlerimizde de görüyorum, son zamanlarda bir güven patlaması var. Ama bunun içini doldurmak lazım. Nereden geldik, nereye gidiyoruz, bunun bilincini gençlerimize veriyoruz. Tarih şuurunun oluşması, gelişmesi lazım. Ancak bunları doğru yönlendirmek lazım. Bu vesileyle de Abdülhamid Han Efendi’yi de yad ediyorum” dedi.

    Gazeteci-Yazar Serdar Tuncer’in modaretörlüğünde devam eden seminerde konuşan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı Devleti’nin İslam medeniyeti için çok önemli bir öneme sahi olduğunu ifade ederek, “Osmanlı’da bize öylesine büyük, öylesine güzel bir miras bırakmış ki ama onun evlatları sefil bir şekilde yaşıyor ve bunun zenginliğinin de farkında değil. Bunu anlamak lazım. Düşünün ki ilk defa bir İslam uygarlığı 6 asır boyunca ayakta kalabilmiş, hatta cihana hakim olmuştur. Ama biz bunun değerini bilmiyoruz. Bir baba düşünün böyle zenginlik, zarafeti, her şeyi bırakmış size. Tabii, biz artık gerilediğimizde, bizim yerlerimizi almaya başladıkları zaman bir daha bu medeniyet bilinmesin diye unutturmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

    “Tarihimiz dediğimiz zaman onlar bizim tarihimiz bizim ecdadımız. Hataları olan olabilir, çok doğruları olanlar olabilir. Ama benim ecdadım olanı bir yabancı, bir hain olarak, bir alçak olarak göstermeye çalışmak nasıl bir zihniyettir” diyerek sözlerini sürdüren Şimşirgil, “Abdülhamit çok zeki bir devlet adamıydı. Afrika’da Hindistan’da, Avrupa’da Çin’de belki Kanuni Sultan Süleyman’ın kılıç gücüyle yapamadığını Abdülhamid Han siyaset, istihbarat ve Halifelik gücüyle yapabiliyordu. O dönemler gerçekten zor dönemlerdi. Fatih’in Yavuz’un Kanuni’nin yapamadığı şeyleri Abdülhamid Han’ın böyle zor bir zamanda yapabilmesi müthiş bir hadiseydi. Abdülhamid Han, düşmanı, kendini tanıyan, kendinin gücünü bilen bir adamdı. Bunu öyle güzel kullandı ki İngilizler bile korktu. Abdülhamid Han, İngilizler’in kulağına kar suyu kaçıracak sözleri her zaman kullanıyordu. Mesela son derece önemli bir husustur; Avrupa’da Peygamber Efendi’mizin aleyhine oynatılan piyeslere öyle sert tepkiler veriyor ki, adamlarını gönderiyor ve ‘Şayet piyesler oynarsa doğacak sorunlardan ben sorumlu değilim’ diyor” şeklinde konuştu.

    Daha sonra konuşan Prof. Dr. Haluk Selvi, Abdülhamid Han’ın padişahlık döneminde yapmış olduğu siyasetin öneminde dikkat çekerek, “Osmanlı Devleti’nde Abdülhamit Han’ın yaşadığı zor dönemlerde padişahlık yapan, yurt içi ve yurtdışında kendisine bu kadar muhalif olmasına rağmen ülkeyi belirli bir refah seviyesine ulaştırabilen başka padişah yoktur. Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman’ın ellerinde o kadar büyük bir güç vardı ki, daha fazla ilerleyecek, toprak elde edebilecek bir pozisyondaydılar. Ama Abdülhamid Han, Osmanlı’nın en güçsüz olduğu, düşmanlarının ise en güçlü olduğu bir dönemde 32 yıl boyunca ülkesini onlara karşı savunabilmiş, müdafaa edebilmiş ve muhalefeti de en iyi şekilde kontrol altında tutabilmiştir. Rakiplerini birbirine karşı kullanmada müthiş bir dahidir. Ülkesinde eğitimi, geleceği inşa etmede müthiş bir dahidir” ifadelerini kullandı.

    Payitaht Abdülhamid dizisi oyuncusu Bahadır Yenişehirlioğlu, yanlış tarih öğretiminin yaşadığı dönemlerde yetiştiğini söyleyerek, “Hatırlıyorum, koşa koşa okuldan eve gelmiştim. Okulda gördüğüm her şeyi de annemle paylaşırdım. Anneme, okulda ne yaptığımızı sordu. ‘Kızıl Sultan’ı öğrendik’ dedim. Öğretmen Kızıl Sulatan diye birisinden bahsetmişti. Ama ben öğretmenime hayrandım. Kızıl Sultan’ı anlatırken, büyük bir kinle, hınçla anlattıklarını sınıfa empoze etmeye çalıyordu. Öğretmenimin yüzündeki hiddet annemin yüzünde belirdi ben anlatınca. ‘Otur’ dedi. Oturdum karşısına. ‘O sana Kızıl Sultan olarak tanıtılan şahsiyet senin deden. Öğretmeninle karşı karşıya gelmeni istemiyorum ama söylediklerim zihnine yerleşsin’ dedi. Tabi ki ben annemin tarafında oldum. O bizim atamız, o bizim dedemiz ve o çok büyük bir adam” dedi.

    Konuşmaların ardından katılımcıların soruları. Yanıtlandı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşi, fotoğraf çekimi ile son buldu.

  • Sultan II. Murad Han Bursa’da dualarla anıldı

    Sultan II. Murad Han, vefatının 567. yılında Bursa’da dualarla anıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından, Muradiye Külliyesi’nde gerçekleştirilen programda önce Mevlid-i Şerif okundu, ardından Sultan II. Murad Han’ın yaşamına dair bilgiler paylaşıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Sultan II. Murad Han’ın ‘kelamıyla gönülleri, kılıcıyla ülkeleri fetheden bir sultan’ olduğunu söyledi.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından, Muradiye Külliyesi’nde gerçekleştirilen Sultan II. Murad Han’ı anma programı, Mevlid-i Şerif okunmasıyla başladı. Programa katılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, ikindi namazının ardından II. Murad Türbesi’ni ziyaret etti. Başkan Aktaş, vefatının 567. yılında Sultan II. Murad Han’ı rahmetle anarak başladığı konuşmasında, “İnanıyorum ki anmalar yeni anlamlara kapı açar. Bu vesileyle, Ertuğrul Gazi’den Osman Gazi’ye, Orhan Bey’den Yıldırım Han’a, Murad-I Hüdavendigar’dan Çelebi Mehmet’e kadar bu şehrin inşasında emeği geçenleri ve İstanbul’un fethinden sonra Bursa’nın imar ve ihyasına değer veren tüm ecdadımızı rahmetle anıyorum” dedi.

    Başkan Aktaş, Sultan II. Murad’dan yadigar bir kubbenin altında olduklarını ifade ederek, “Kelamıyla gönülleri, kılıcıyla ülkeleri fetheden bir sultanı anıyoruz. Fetret döneminden sonra adeta Osmanlı’yı yeniden kuran Çelebi Mehmet’in Oğlu Sultan Murad Han, Amasya’da doğdu, Bursa’da eğitim aldı, 1421’de Bursa’da tahta çıktı. Bir yandan Anadolu’daki beyliklerle, bir yandan Balkan ve Avrupa devletlerinin ihtiraslarıyla bir yandan da Bizans’ın sinsi emelleriyle karşı karşıya kaldı. Ama Sultan Murad, memleket menfaati için vazifeden kaçmadı” diye konuştu.

    Tahtı terk eden padişah

    Sultan II. Murad Han’ın cesaretine dikkati çeken Başkan Aktaş, “Memleket menfaati için azimle canını feda etmeyi göze aldı. En önemli arzusu İstanbul’u fethetmekti. Zira her komutan gibi o da efendimizin müjdesine nail olmak istiyordu. O arzuyla yanarken hanedan dışında olup da burada medfun tek kişi olan ebe Gülbahar Hatun’dan bir oğlu olduğunun müjdesini aldı. “Elhamdülillah, Ravza-İ Murad’ta bir gül-i Muhammed’i açtı” dedi. Adını Mehmet koydu. Sultan Murad öyle bir evlat yetiştirdi ki, kutlu fetih ona nasip oldu. Onun tek arzusu imanlı bir kul olarak ölmekti. Bu yüzden kendini ibadete vermek istemiş, sağlığında tahtı terk eden padişah olarak tarihe adı geçmiştir” şeklinde konuştu.

    Başkan Aktaş, Sultan II. Murad Han’ın tahtı bıraksa da oğlunun çağrısıyla yeniden ordunun başına geçtiğini anlatarak, “Varna ve II. Kosova savaşlarından zaferle ayrılmıştır. Halkın kendisine duyduğu sevgiden dolayı “Koca Murad Bey”, “Koca Murad Gazi” isimleriyle anılmıştır. Murad Han, ince ruhlu, hassas, lütufkar, adil, merhametli, sözüne sadık, cesur ve tedbir sahibi, kumanda kabiliyeti yüksek bir devlet adamıydı. Hemen bütün ömrünü gaza meydanlarında geçirdi. Ancak imar işlerini asla aksatmadı. Çok eser bıraktığı için “Ebu’l Hayrat” diye anılırdı. Saltanatı döneminde Bursa, Edirne ve başka şehirlerde yoksullar için imaretler, vakıflar ve ulema için medreseler yaptırdı. Vakıf malına önem verirdi” açıklamasını yaptı.

    Bursa’ya ‘Kur’an ve Hat Müzesi’ kazandırılacak

    Sultan II. Murad Han’ın Kur’an-ı Kerim’e verdiği değere de işaret eden Başkan Aktaş, Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarına devam ettiği ‘Kur’an ve Hat Müzesi’nin Bursa’ya kazandırılacağını söyledi.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat Dairesi Başkanlığı Kent Belleği Araştırma Görevlisi Mehmet Esen de Sultan II. Murad’ın yaşamına dair tarihi bilgiler vererek, II. Murad’ı sadece anmak değil anlamanın da önemli olduğuna vurgu yaptı.

    Programa katılan AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten ise II. Murad’ı anlamanın tüm Osmanlı hanedanının anlaşılmasına etkili olduğunu ve II. Murad’ın sadece Fatih Sultan Mehmet’i yetiştirmesiyle dahi tarihte çok önemli bir yerinin bulunduğunu belirtti. Bursa İl Müftüsü İzani Turan da ecdadın değerine işaret ederek ecdat yadigarı eserlerde emeği geçenleri tebrik etti.

    İlçe belediye başkanları, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, muhtarlar ve vatandaşların yoğun katılım sağladığı programa Bursa Mehter Takımı, marşlarıyla renk kattı. Başkan Aktaş, programın sonunda vatandaşlara helva ikram etti.